10 Ağustos seçiminin tahlili

30 Mart seçimlerine göre en az 600 bin Ak Partilinin oy kullanmadığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Recep Tayyip Erdoğan kazanmıştır. Oy kullanmayan Ak Partililer de oyunu kullansaydı Erdoğan’ın oy oranı en az yüzde 60 olurdu. CHP ve MHP liderleri gerçeğe itiraz etmiş olsa da, çıkan sonuca göre CHP ve MHP hezimete uğramıştır.
Seçim öncesi kampanyada Ak Partiyi daha doğrusu Erdoğan’ı destekliyenler de son derece heyecan vardı. İstanbul’da milyonlar, diğer 39 ilde ise yüzbinler sıcağa ve oruçlu olmalarına rağmen Erdoğan’ın miting alanlarını doldurdu.
CHP ve MHP ise sadece Karadeniz hariç Ege ve Marmara sahillerinde sıkışmış oldu. Güneydoğu’da birkaç ile Orta Anadolu’da Eskişehir dışında Anadolu’nun tamamı Erdoğan’ı destekliyordu. İhsanoğlu’nu destekleyen 14 parti, paralel yapı ve vesayet rejimi taraftarları son derece heyecansız idi.
14 parti miting alanında yüzbinleri toplayabilirdi. Bu konuda ilgisiz kaldılar. İhsanoğlu’na  8 milyon lira bağışa karşı Erdoğan’a 56 milyon lira bağış yapıldı. 14 parti ceplerinde akrep varmış gibi ellerini ceplerine sokmadılar.
Hergün bir ile giden Kılıçdaroğlu ile Bahçeli, Erdoğan’ı tenkit ve iftiradan başka; ülke için hiçbir faydalı proje sunmadılar. 12 defa seçim kaybeden Bahçeli ile genel başkanlığı döneminde devamlı seçim kaybeden Kılıçdaroğlu bu stratejileriyle 2015 genel seçimlerini de kaybetmeleri sürpriz sayılmaz.
CHP ve MHP mahalli seçimlerdeki oy toplamına ulaşamadı. Turizm merkezleri ve zengin il ve ilçeler CHP’yi tercih etmiştir. İslami yaşantıdan uzak olanlar CHP’nin kemikleşmiş oy kaynağıdır. 10 Ağustos 2014 seçimiyle seçimiyle vesayet rejimi aleyhine zaman işlemeye başlamıştır.
Türkiye 1699 Karlofça Antlaşmasından Ak Parti iktidarına hatta 2008 yılına kadar bağımsız değildi. Dış politikası, eğitimi, sanayi, tarım ekonomisi küresel güçlere entegre idi. Türkiye ilk defa milli menfaatlerini ön plana almıştır.
Şu anda ki Anayasa ve anayasal kuruluşların asli vazifesi vesayet rejiminin devamı ve halkın milli iradesini önlemeye matuftur. 1699’dan bu yana Türklerin binlerce yıllık “Kızıl Elma” yani ideali unutuldu daha doğrusu unutturuldu. Ak Parti iktidarı ilk defa Kızıl Elma idealine döndü. Dahası 2023 ve 2071 hedefleri vardır. Bu idealler küresel emperyalist güçlerin korkulu rüyasıdır.
Dünya ülkelerinin imreneceği ve model olacağı bir Anayasa şarttır. Buna mecbur hatta mahkumuz. Türkiye ekonomisinin de en büyük 10 ülke ekonomisi arasına girmesi şarttır. Ülkede her çeşit toplumun huzur, güven ve adalet içinde birlikte yaşamak olmazsa olmaz gerçeğidir.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana “Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir” slogan olarak kaldı. Milletin milli idaresinin üstünde hiçbir güç olmamalıdır. Erdoğan buna inanmıştır. 7 yıl cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül’ün aktif politikası mahzurludur.
14 parti ve vesayet rejimi ile küresel güçler Ak Parti’yi bölmek için her çareye başvuracaktır. Bazı “tabu”lar yıkıldı, diğerleri de yıkılmalıdır. Aslında küresel güçler CHP ve MHP’yi, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi harcamak peşindedir.
Zaman Türkiye’nin ve İslam Dünyasının lehine işlemektedir. Abdullah Gül Ak Parti’nin “onursal başkanı” olarak kalmalıdır. Ak Parti daha güçlü kenetlenmelidir. 10 Haziran 2015 seçiminde sandığı kesin kes gidilmelidir.
Çözüm süreci başarılı olarak devam etmelidir. 10 Ağustos bir “Milat”tır. Yeni bir devir açılmıştır. İnşallah “Yeni Türkiye” gerçekleşmelidir. Bu hedefe karşı komplolar hazırlanacaktır. İsrail, ABD, Almanya, AB ve İran’a dikkat edilmelidir. Eski Türkiye taraftarları hezimete mahkumdurlar. Halkın çoğu yeni Türkiye taraftarıdır.
Hayırlı olsun…