2014 senesini de tamamlamak üzereyiz

Bilindiği gibi, uzunluk bakımından iki türlü sene vardır: Şemsî sene ve Kamerî sene. Târih boyunca, bazı takvîmler Güneş’in, bazı takvîmler Ay’ın, bazı takvîmler de her ikisinin hareketleri esâs alınarak hâzırlanmıştır. Şemsî sene, güneş senesi olup, yerkürenin [Dünya’nın] Güneş etrâfında bir kerre döndüğü zamanı ifâde eder ve 365,242 vasatî güneş günüdür. Kamerî sene ise, Ay küresinin [Ay’ın] yerküresi [Dünya] etrâfında 12 kere döndüğü zaman olup 354,367 vasatî güneş günüdür. Güneş yılı, kamerî yıldan 10,875 gün daha uzundur.

“Zaman”: “Değişmekte olan bir standart hâdiseyle kıyaslanarak ölçülen; başlangıç ve son kabul edilebilecek iki hâdise veya vakit arasında geçen müddet (süre)” şeklinde tarif edilmektedir. Zamanı sene, mevsim, ay, hafta, gün ve sâat gibi sâbit bölümlere ayıran, dînî-millî günleri ve bayramları gösteren cetvellere “Takvîm” denir. Her milletin ve cemiyetin kendisine esâs kabul ettiği bir takvîmi olduğu gibi, birçok milletin müştereken kullandığı takvîmler de vardır. [Gregoryan Takvîmini Türkiye 1926’da kabûl etti.]

Târîhler: Hicrî (Kamerî, Şemsî), Rûmî [Mâlî], Mîlâdî [Efrencî], Roma [Julien], Gregoryan Takvîmi… gibi isimler alırlar.

Takvîm için mühim bir hâdise, “târîh başı” olarak ele alınır. Meselâ Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan M.Ö. 753 senesini; Eski Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı M.Ö. 776 senesini başlangıç olarak kabûl etmişlerdir. Hıristiyânlıkta bu başlangıç, Îsâ aleyhisselâmın doğumu zannedilen târîhtir.

Hicrî takvîmin başlangıcı ise, Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselâmın Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye hicretidir.

Zaman nimeti, Allahü teâlânın bizlere önemli lutuflarından birisidir. Unutmayalım ki, zaman en büyük sermâyedir. Dünyâ ve âhiret saâdetini kazanmak, bu sınırlı zamanı iyi kullanmaya bağlıdır.

Sevgili Peygamberimiz “Ameller, sonlarına göre değerlendirilir” buyurmuştur. Bir hukuk âbidesi olan “Mecelle”de de: “Hüküm sona göre verilir” denilmektedir. Zamanın önemini belirtmek için atalarımız ise “Vakit nakittir” demişlerdir.

Geçmiş günlerimize yönelik bir muhâsebe ve murâkabe yaparak yeni yıla girmeliyiz. İmâm-ı Gazâlî (rahmetullahi aleyh): “Bir Müslümân, her akşam yatağına girince, o günün muhâsebesini yapmalıdır” buyuruyor. Esnâf, dükkânlarında her akşam kasayı kapatırken bunu yapmaktadır. Bizler de, kendi adımıza, âilemiz, milletimiz, Müslümânlık ve insanlık uğruna ne gibi güzellikler, hayırlar, fedakârlıklar yaptığımıza bir bakmalıyız.