2016 miladi senesi de bitmek üzere…

2016 miladi senesi de bitmek üzere…



İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir

 

Birkaç gün sonra [31 Aralık 2016 Cumartesi], mîlâdî 2016 senesi bitecek, 1 Ocak Pazar günü yeni bir mîlâdî yıl yani 2017 yılı başlamış olacaktır. Bu vesîleyle ifâde edelim ki, Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümânların hicrî-kamerî yılbaşı gecesi idi. Muharrem ayının 1. günü de [2 Ekim 2016 Pazar], Müslümânların yeni yılının, yani 1438 hicrî-kamerî yılının ilk günü idi. “Hicrî-Kamerî Takvîm”de; Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın, Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret ettiği sene, başlangıç kabul edilmiştir. Muharrem ayının birinci günü olan ilk Hicrî-kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının temmuz ayının, 16’sına rastlayan cuma günü idi.

Tarihte, özellikle İslâm târihinde; sebep, mâhiyet ve neticeleri itibâriyle en mühim hicret/göç, Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselâmın, İslâm dînine inanan Eshâb-ı kirâmıyla beraber, Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye yaptıkları hicret/göçtür. Bu büyük hâdiseye “Hicret veya Hicret-i Nebeviyye” denir ve hicrî takvimin başlangıcıdır.

Hemen hemen bütün Peygamberler, dînin emirlerini yerine getirmek ve yaymak için hicret etmişlerdir. Bunlardan Hazret-i İbrâhim, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Lût ve Hazret-i Îsâ’nın (aleyhimüs-selâm) hicretleri meşhurdur. Eshâb-ı kirâm da Medîne-i münevvereye hicretten önce, iki defâ Habeşistân’a hicret etmişlerdir…

Malum olduğu üzere, İslâmiyette, güneş yılının ayları içinde sayılı herhangi bir mübârek gün yoktur. Meselâ, Martın (20.) “Nevrûz” denilen günü ve Mayısın (6.) “Hıdırellez” günü ve Eylülün (20.) “Mihricân” günü, bazı ülkelerde mübârek sayılıyorsa da, Müslümanlıkta, bu günlerin diğer günlerden farklı bir değeri yoktur. Noel günü ve gecesi de böyledir.

Doğum günü ve mübârek geceler, hep hicrî yıl ile kutlanır. Bütün ibâdetlerde ve dînî faâliyetlerde kamerî aylar esâs alınır. Oruç, hac, kurbân ve bayram günleri, hep kamerî aylara göre tesbît edilir. Haccı, Allahü teâlânın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da, mîlâdî bir ayda, meselâ ocakta yapmak; orucu, ramazan ayında değil de, şubatta veya martta tutmak dîni değiştirmek olur. O şekilde yapılan ibâdetlerin hiçbirisi sahîh olmaz.

İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir; onların kullanılmasında dînen herhangi bir mahzur yoktur. Fakat İslâmiyet, Müslümânların, îmânlarında ve ibâdetlerinde, Müslümân  olmayanları taklit etmelerini, onlara benzemelerini, onların dînlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve kullanmalarını yasak etmiştir.