31 Mart felaketi

Tarihçilerin tamamının ittifak hâlinde görüşü ve siyasilerin çoğunun beyanına göre “31 Mart Vakası”nı Siyonizm planlamış, organize etmiştir. Yahudilere Filistin’de toprak vermeyen ve arazi satışını yasaklayan ve bu sebeple gelen Yahudi heyetini kovan Sultan Abdülhamid Han’ın devrilmesi ve intikam için yapılmıştır.
Başta İttihat Terakki olmak üzere bizim sözde aydınları ve subayları Siyonizm kullanmıştır. 33 yıl Osmanlıdan bir avuç yer vermeyen Sultan Abdülhamid Han’dan sonra 600 yıllık vatan toprağı Balkanlar’ı birkaç yılda kaybettik. Ve 9 sene sonra Osmanlı yıkıldı. 31 Mart Vakası son derece büyük felaket idi. Şu anda Siyonizm, küresel sermaye, emperyalist güçler ve onların Türkiye’deki uzantıları Erdoğan, AK Parti iktidarını saf dışı ederek Türkiye’yi ve Türkiye’nin şahsında İslam Dünyasını yıkmak istemektedir.
31 Mart Vakası’na kısa bir göz atacak olursak; Tarih, yürürlükteki takvime göre 31 Mart (Miladi takvim itibariyle 13 Nisan) 1909… Kış mevsimini henüz üzerinden atamamış, sisli bir İstanbul sabahı… 2. Meşrutiyetin ilanından sonra, 3. Ordudan “Meşrutiyetin muhafızı” olarak İstanbul’a gönderilmiş bulunan Avcı Taburları, iktidar hevesiyle yanıp tutuşanların kışkırtması sonucu isyan etmişlerdi.
Asiler, 13 Nisan Salı günü sabahı “Ey gaziler yine yol göründü, garip sineme” marşını kimin verdiği belli olmayan bir emirle çalarak kışlalarından yola çıktılar. Patrona Halil, Kabakçı Mustafa vs, isyan bayrağını açarak At Meydanı’na (şimdiki Aksaray) koşup, devleti oradan yönetmeye kalkıştı iseler de, Hamdi Çavuş ve avanesi de aynı şeyi yapıyordu: Aradaki fark, asilerin bu defa At Meydanı değil de, At Meydanı’nın (Sultanahmet Meydanı) yanındaki Ayasofya Camii’nin önünü tercih etmeleriydi. Burada toplanarak âdeta meclis binasını kuşatma altına almışlar; bir yandan da “Şeriat isteriz!.. Padişahım çok yaşa!..” diye bağırmışlardır…
Ayasofya Meydanında toplanan asilerin başında bulunan Arnavut Hamdi Çavuş, borazan neferine seslenerek: “Padişahımızın iradesi var. Meclis-i Meb’usan’a gideceğiz. Askere selam dur borusunu çal” dedi.
Askerin içinden bir ses yükseldi: “Harbiye Nazırını istemiyoruz. Ali Rıza Paşa gitsin. Başka bir Harbiye Nazırı isteriz.” İşte bu gürültüler olurken, 2. Abdülhamid Han meseleyi öğrenmek üzere Başmabeyncisi Ali Cevad Bey ile Şeyhulislam’ı asi askerlerin bulunduğu yere göndermişti. Askerin arasına giren Ali Cevad Bey, Padişahın iradesini okuduktan sonra, şunları söyledi:
“Evlatlarım, siz ne istiyorsunuz? Şeriat mı?.. Bu nasıl lakırdı? Şeriat bakidir, daimdir. Şeriata ne oldu ki, şeriat isteriz diyorsunuz? Şeriatın hafızı ve bekçisi Allah’tır. Birtakım cahilane sözlerin aslı faslı yoktur. Bunlara kulak vermeyin. Padişahımız bilmeyerek yaptığınız hatalarınızı affetti. Artık haydi kışlalarınıza gidin, rahat edin.”