Abdullah Ezdî hazretleri

Abdullah Ezdî rahmetullahi aleyh, hadis hafızı, yani yüz bin hadis-i şerifi, ravileriyle birlikte ezbere bilen âlimlerdendi. 145’te (m. 762) Horasan’da doğ­du. 221 (m.836)’da orada vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Resûl-i ekrem efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) , ihlas ile amel etmek hakında buyurdu ki: “Kulların amellerinin karşılığını görecekleri günde Allahü teâlâ buyurur ki: Dünyâda amellerinizi kime göstermek için yaptınızsa, onların yanına gidiniz. Bakın bakalım onların indinde amellerinize karşılık var mı?” “Kim işlediği bir hayrı, ikbâl için halka duyurursa, Allah onun gizli işlerini duyurur. Her kim de işlediği hayrı gösterirse, Allahü teâlâ da onun riyakârlığını teşhir eder.” “Çok oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine faydası; yalnız açlık ve susuzluk çekmesidir. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, gece namazının kendisine faydası; yalnız uykusuz kalmasıdır.” “Gösteriş ve şöhret için amel işleyen kimse, kesesini çakıl taşları ile dolduran bir kimse gibidir. Bu kimse, bunlarla bir şeyler satın almak için çarşıya gider. Satıcının önünde kese açıldığında bir de ne görsünler; çakıl taşları! Satıcı, bu çakıl taşlarını onun yüzüne çarpar. Bu kimsenin kesesinde, insanların kendisi hakkında söyledikleri sözlerden başka bir şey yoktur. Bu kese, bir şey kazandırmaz ve ona bir şey getirmez. İşte, riya ve şöhret için amel edenlerin durumu da böyledir. Onların böyle olan amellerinden kazançları, sâdece insanların sözüdür. Âhırette böyle amellere sevâb verilmez.” 
Fültân bin Âsım şöyle anlattı: “Resûl-i ekrem efendimiz ile beraber idik. Bu sırada Resûlullah efendimizin yanına birisi geldi. Ona: ‘Sen Tevrat okur musun?’ buyurdu. O şahıs; ‘Evet’ dedi. ‘İncil okur musun?’ buyurdu. O şahıs yine, ‘Evet’ dedi. Sonra; ‘Allah aşkına, Tevrat ve İncil’de beni görüyor musun?’ buyurdu. O şahıs; ‘Senin sıfatını, memleketinden çıkarılışının aynısını orada okuyoruz. Fakat biz, Tevrat ve İncil’de bildirilen Peygamberin bizden çıkacağını ümid ediyorduk. Sen Peygamber olarak çıkınca, senin Tevrat ve İncil’de bildirilen Peygamber olmandan korktuk. Fakat neticede, o müjdelenen Peygamberin sen olduğunu gördük’ dedi.”