Gösteriş için ibâdet yapmak

İbâdet, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için yapılır. Başkasının muhabbetine, sevgisine, ihsânına kavuşmak için yapılan ibâdet, ona tapınmak olur. Allahü teâlâya ihlâs ile ibâdet etmemiz emrolundu. Hadîs-i şerîfte; (Allahü teâlânın birliğine îmân edenden, namâzı ve zekâtı ihlâs ile yapandan Allahü teâlâ râzı olur) buyuruldu.

Resûlullah efendimiz Mu’âz bin Cebel hazretlerini, Yemen’e vâli olarak gönderirken; (İbâdetlerini ihlâs ile yap. İhlâs ile yapılan az amel kıyâmet günü sana yetişir) buyurmuştur.

Meymûn bin Mihrân hazretleri; “Güzel amelleri, sadece gösteriş için ve desinler diye işleyen kimse, dışı dikkat ve itina ile süslenerek güzelleştirilmiş olan bir necâsete benzer” buyurmuştur.

Abdülkâdir Geylânî hazretleri buyuruyor ki: “İnsanlara gösteriş için amel yapıp, sonra da bunu Allahü teâlânın kabul etmesini istemek yakışır mı? Hırsı, şımarıklığı, azgınlığı ve dünyaya düşkünlüğü bırak. Sevincini ve neşeni biraz azalt. Biraz hüzünlü ol. Peygamber efendimiz başkasının kalbini ferahlandırmak için tebessüm buyururlardı.”

Abdullah Mürteiş hazretleri, bir defasında ramazân-ı şerîf ayının son on günü câmide îtikâfa başlar. Ancak birkaç gün sonra îtikâfı bırakıp, câmiden çıkar. Sebebini soranlara;

-Mescidde bazı kimselerin riyâ ile, gösteriş yaparak ibâdet edip, Kur’ân-ı kerîm okuduklarını gördüm. Bu hâlleri sebebiyle, onlara gelecek olan belâdan korkup dışarı çıktım buyurmuştur.

Ebû Ali Dekkâk hazretleri; “İhlâs, insanların teveccüh, alâka göstermelerinden sakınıp, ameli yalnız Allah için yapmaktır. Sıdk ise; nefsi, yaptığı ameli beğenmekten temizlemektir. Bunun için ihlâs sâhibi muhlislerde riyâ, gösteriş, sıdk sâhibi olan sâdıklarda da ucub, amelini güzel görmek hâli bulunmaz” buyurmuştur.

İmâm-ı Gazâlî hazretleri de buyuruyor ki: “Duânın evlâ olanı, gece karanlıkta, yalnızken yapılanıdır. Çünkü insanlar arasında yapılan duâlarda riyâ, gösteriş ihtimâli vardır. Hâlis olmayan böyle duâlar, Hak teâlâ indinde müstecâb değildir.”

Netice olarak, dünya nimetleri geçicidir, ömürleri ise, pek kısadır. Bunları ele geçirmek için dînini vermek ahmaklıktır. İnsanların hepsi âcizdir, Allahü teâlâ dilemedikçe, kimse kimseye fayda ve zarar yapamaz. İnsana Allahü teâlâ kâfîdir. Bunun için ibâdetleri, insanlar görsün diye değil, Allahü teâlânın rızâsı için yapmalıdır. Ebû Muhammed Cerîrî hazretlerinin buyurduğu gibi:

“İhlâs, âhiretteki nîmet ve azaplara yakînen inanmanın alâmetidir. İbâdetlerdeki riyâ, gösteriş de, âhiretteki nîmet ve azaplara inanmakta tereddüt olduğunun alâmetidir.”