Günah işlemek, îmânı gidermez

Îmân; Müslümanlık esaslarını kabul etmek ve bütün hükümlerine uymakta kusur etse bile, saygı göstermek olduğundan, Müslümanlığın temelidir. Amel, îmândan bir parça değildir…
Resûlullah efendimizin söylediklerinin hepsini beğenip kalbin kabûl etmesine, inanmasına îmân denir. Günâh işleyen bir mü’min, işlediği günah sebebi ile îmânını kaybetmez. Allahü teâlânın varlığını, Peygamberi ile bildirdiklerini tasdik eden bir mü’min, bu hükümlere uymakta kusur ederse, elbette üzülür. Allahı ve Peygamberi tanımayan ve yaptığı iyilikleri, Allahın emri olduğu için değil de, başka sebeple yapan bir kimse, Allaha kul olmayı bile kabul etmiyor. Bu ikisine karşı Allahü teâlânın muâmelesi, elbette bir olmaz.
Bir adamın iki evlâdı olsa, birisi okumaz, yazmaz, çalışmaz, kimseye faydası olmaz. Fakat, babasının yanında edebli durur. Kabahatlerini düşünerek mahcup olur. Babası, bu çocuğun kahrını çeker. İkinci çocuğu çalışkan, gözü açık, herkesin işine yarar. Fekat, bir gün babasına karşı gelerek;
-Sen kim oluyorsun, seni tanımıyorum, gibi ağır şeyler söyler. O anda her iyiliği yok olur. Bunu kovar, sonra yalvarıp af dilemekten başka çaresi olmaz.
İşte, fâsık olan mü’min ile inkâr edenin hâli, bu çocuklara benzer. İslâm âlimleri, îmân bakımından insanları dört kısma ayırmışlardır:
1- Peygambere inanır ve uyar. Bunlar dünyada rahat ve huzur içinde yaşar. Âhırette, doğru Cennete gider. Nefsine uyarak hâsıl olan günahları, kalb ile tövbe, dil ile istiğfâr ederek ve dünyada sıkıntılar çekerek, affedilecek, doğru Cennete giderek, ni’metler içinde sonsuz yaşayacaktır. Bunlara sâlih kul denir.
2- Peygambere inanır ve uyar. Dünyada dert, sıkıntı ve hastalık içinde yaşar. Dertlere sabır ve nimetlere şükreder. Sabırları, derecelerinin, sonsuz ni’metlerinin artmasına sebep olur. Bunlar, nefislerine uymaz. Bunlara evliyâ denir. Böyle kimseler azdır.
3- Peygambere inanır ise de, Peygambere değil, nefsine uyar. Dünyada sıkıntı çeker. Bunlar, nefislerine uyarak hâsıl olan günahlar kadar Cehennemde yandıktan sonra, Cennete gireceklerdir. Bunlara Fâsık kul denir.
4- Peygambere inanmaz. İslâmiyetin emir ve yasak ettiği şeyleri akıl ile bulup, bunlara ve Müslümânlara uyan kâfirler, dünyada rahata kavuşur ise de, inkârları sebebi ile âhırette sonsuz azâb çekerler.
Bazılarının daha çok azmaları için, işlerinde başarı, kolaylık ve rahatlık da verilir. İslâmiyetin bir emrini beğenmeyen kâfir olur. İnkâr edenin gideceği yer de Cehennemdir.
Netice olarak îmân; Müslümanlık esaslarını kabul etmek ve bütün hükümlerine uymakta kusur etse bile, saygı göstermek olduğundan, Müslümanlığın temelidir. Amel îmândan bir parça olsaydı, her günah işleyen, kâfir olur, dünyada Müslüman kalmazdı!..