<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Dini &#187; Ahlak Bilgileri</title>
	<atom:link href="http://islamdini.de/konular/sual/ahlak-bilgileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Nov 2009 14:15:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Engelliye acımak</title>
		<link>http://islamdini.de/engelliye-acimak</link>
		<comments>http://islamdini.de/engelliye-acimak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2352</guid>
		<description><![CDATA[Sual: (Engelliye acımayın, sevgi gösterin) veya (Acırsan acınacak hale düşersin) deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Acımayı, böyle öcü gibi göstermek kadar büyük yanlış olmaz. Acımak, merhamet etmek şefkat göstermek demektir. Allahü teâlânın esma-i hüsnasındaki Rahman, Rahim, Rauf gibi isimlerinin anlamı, merhamet eden, acıyan, şefkat gösteren demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah çok acıyıcı, çok merhamet sahibidir.) [Furkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> (Engelliye acımayın, sevgi gösterin) veya (Acırsan acınacak hale düşersin) deniyor. Bu yanlış değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Acımayı, böyle öcü gibi göstermek kadar büyük yanlış olmaz. Acımak, merhamet etmek şefkat göstermek demektir. Allahü teâlânın esma-i hüsnasındaki <strong>Rahman, Rahim, Rauf</strong> gibi isimlerinin anlamı, merhamet eden, acıyan, şefkat gösteren demektir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Allah çok acıyıcı, çok merhamet sahibidir.)</strong> [Furkan 70]</p>
<p><strong>Erham-ür-rahimin</strong>, demek de, merhametlilerin en merhametlisi, acıyanların en çok acıyanı demektir.</p>
<p>Allahü teâlâ Eshab-ı kiramı, <strong>(Birbirine acır)</strong> diye övüyor. (Feth 29)</p>
<p>Acımanın zıttı acımazsızlık, gaddarlık, zulüm, merhametsiz ve katı kalbli olmak demektir. Sanki acımayın demek, zulmedin demek gibi bir şey oluyor. Acımayın, vurun der gibi.</p>
<p>Acımak imanın şartıdır. Peygamber efendimizin acıması çoktu. Tasavvuf, herkese acımak demektir. Acıyan kimse, başkalarına dert, felaket gelmesinden üzülür, herkesin sıkıntıdan kurtulmasına çalışır. Kâfir mümin herkese, hatta bütün hayvanlara merhamet etmek gerekir. Peygamber efendimiz, <strong>(Merhametli olmayanın, acımayanın imanı olmaz)</strong> buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, hepimiz merhametliyiz) dediklerinde, <strong>(Bir arkadaşa merhamet kâfi değildir. Bütün mahlûkata merhametli olmak gerekir)</strong> buyurdu. (Taberani)<br />
<span id="more-2352"></span><br />
Peygamber efendimiz, acıyarak, bir a’mayı [görme engelliyi] kırk adım götürenin Cenneti hak edeceğini bildirmiştir. (Beyheki)</p>
<p>Diğer hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Allah’a yemin ederim ki, birbirinize acımadıkça Cennete giremezsiniz.)</strong> [Hâkim]</p>
<p><strong>(Ancak merhametli olan, acıyan Cennete girer.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(Zelil ve yoksullara acıyana müjdeler olsun!)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Allahü teâlânın mümine olan merhameti, acıması bir annenin çocuğuna olan merhametinden daha üstündür.)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Sakatlara, hastalara, yaşlılara ve küçüklere acıyın.)</strong> [Şir’a]</p>
<p><strong>(Yerdekilere acırsanız, göktekiler [melekler] de size acır.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Yerdekilere acımayana, göktekiler acımaz.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Acımayana acınmaz.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Büyüğünü saymayan, küçüğüne acımayan bizden değildir.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ, insanlara acımayana, acımaz.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Ana babanın yüzüne acıyarak bakana, hac ve umre sevabı verilir.)</strong> [İ. Rafii]</p>
<p><strong>(Müminler acımada bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız olduğu gibi, Müslümanlar da birbirine acımalıdır!)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Yoksullara, çaresizlere, güçsüzlere acıyana müjdeler olsun!) </strong>[Buhari]</p>
<p><strong>(Ya Rabbi, bize acımayanları başımıza musallat etme!)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Şaki olan acımasız olur.)</strong> [Tirmizi] (Şaki, bahtsız, Cehennemlik demektir.)</p>
<p>Peygamber efendimiz, Cehennemi haram kılan amellerden birinin zayıflara, güçsüzlere, sakatlara acımak olduğunu bildirmiştir.<strong> (Deylemi)</strong></p>
<p>Hayvanlara da acınmasını bildiren Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
<strong>(Bir kadın, bir kediyi hapsedip, yiyecek içecek vermedi. Serbest bırakmadığı için de, hayvan kendisi bir şeyler bulup yiyemedi. Kedi öldü, kadın da acımasızlığı yüzünden Cehenneme müstahak oldu.)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Susuz bir mümin, kuyuya inip su içti. Bir köpek de kuyunun ağzında susuzluktan bitkin vaziyette bekliyordu. O kimse, bu hayvana acıyıp, ayakkabısıyla köpeğe su verdi. Bu acımasından dolayı Allahü teâlâ razı oldu. O kimseyi Cennete koydu.)</strong> [Müslim]</p>
<p>Dinimizin bu emirlerini rağmen, (Engelliye acıma) demek, ne kadar vicdansız, acımasız bir söz olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/engelliye-acimak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyiliği başa kakmak</title>
		<link>http://islamdini.de/iyiligi-basa-kakmak</link>
		<comments>http://islamdini.de/iyiligi-basa-kakmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:53:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2350</guid>
		<description><![CDATA[Sual: İyilik yapmak ve yapılan iyiliği hatırlatmak günah olur mu?
CEVAP
İyilik yapmak değil, hatırlatmak maskesi altında yapılan iyiliği başa kakmak günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ şu üç kişinin yüzüne bakmaz, onlar için acıklı bir azap vardır:
1- Eteklerini yerde sürüyerek yürüyen kibirli kimse,
2- Verdiği bir şeyi başa kakan kimse,
3- Yalan yere yeminle malını satan kimse.) [Müslim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>İyilik yapmak ve yapılan iyiliği hatırlatmak günah olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İyilik yapmak değil, hatırlatmak maskesi altında yapılan iyiliği başa kakmak günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Allahü teâlâ şu üç kişinin yüzüne bakmaz, onlar için acıklı bir azap vardır:<br />
1- Eteklerini yerde sürüyerek yürüyen kibirli kimse,<br />
2- Verdiği bir şeyi başa kakan kimse,<br />
3- Yalan yere yeminle malını satan kimse.)</strong> [Müslim, Nesai]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Allahü teâlâ, kıyamette, şu dört kişiye, rahmetle nazar etmez:<br />
1- Ana babasına âsi olan,<br />
2- Ettiği iyiliği başa kakan,<br />
3- Devamlı içki içen,<br />
4- Kaderi inkâr eden.) </strong>[İ. Adiy]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong></span><strong>(Allahü teâlâ şu üç kimseye buğzeder:<br />
1- Başa kakana,<br />
2- Kibirlenene,<br />
3- Çok yemin eden esnafa</strong>.) [Hâkim]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span id="more-2350"></span><br />
</span><strong>(Hilekâr, cimri ve yaptığı iyilikleri başa kakan kimse cennete giremez.)</strong> [Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Cennetin kokusu beş yüz yıllık yerden duyulur. Yaptığını başa kakan, anaya-babaya asi olan ve içkiye devam eden cennetin kokusunu duyamaz.)</strong> [Taberani]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Allahü teâlânın verdiği malı, gizli ve aşikâre Hak yoluna harcayan ve yaptığı iyilikleri başa kakmayan, müminlerin en kıymetlisi olur.</strong>) [İ. Ahlakı]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İki âyet-i kerime meali de şöyledir:<br />
<strong>(Yaptığın iyiliği çok görerek, başa kakma!)</strong> [Müddessir 6] (Medarik tefsiri)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Mallarını Allah yolunda harcayıp, daha sonra verdiklerini başa kakmayanların, kalb kırmayanların, Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku ve üzüntü yoktur.) </strong>[Bekara 262]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/iyiligi-basa-kakmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyiliğine şahitlik etmek</title>
		<link>http://islamdini.de/iyiligine-sahitlik-etmek</link>
		<comments>http://islamdini.de/iyiligine-sahitlik-etmek#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:52:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2348</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Kırk Müslüman, kötü bir kimse için, iyi diye şahitlik yapsa, Allah’ın, o kötü kimseyi affettiği doğru mudur? Bir de, iyiler arasında bulunan kötüyü de affeder mi?
CEVAP
Evet. O mümin, kötü olsa da, şahitler bu iyidir derse, Allahü teâlâ onları mahcup etmez, onun kötü işlerini bildiği halde, sırf Müslümanların iyi demesinden dolayı affeder. O halde, iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1"><strong>Sual:</strong> Kırk Müslüman, kötü bir kimse için, iyi diye şahitlik yapsa, Allah’ın, o kötü kimseyi affettiği doğru mudur? Bir de, iyiler arasında bulunan kötüyü de affeder mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet. O mümin, kötü olsa da, şahitler bu iyidir derse, Allahü teâlâ onları mahcup etmez, onun kötü işlerini bildiği halde, sırf Müslümanların iyi demesinden dolayı affeder. O halde, iyi arkadaşlarımızı çoğaltalım ve iyilerle beraber olmaya çalışalım! Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<strong><br />
(Bir Müslüman’ın iyiliğine dört Müslüman şahitlik ederse, Allahü teâlâ onu Cennete koyar.)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Bir Müslüman’ın iyi olduğuna dört komşusu şahitlik ederse, Allahü teâlâ, “Ben sizin şahitliğinizi kabul ettim. Onun bilmediğiniz </strong>[kötü] <strong>şeylerini de affettim” buyurur.)</strong> [Ebu Ya’la]</p>
<p><strong>(Bir müminin cenazesinde, kırk Müslüman bulunursa, Allahü teâlâ o kırk kişiyi bu Müslümana şefaatçi kılar.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Kırk kişi bir cemaattir. Bir ölüye dua ederlerse Allahü teâlâ, o ölüyü affeder.) </strong>[Buhari]<br />
<span id="more-2348"></span><br />
İmam-ı Şafii hazretleri de, “Kırk Müslüman’ın içinde bir tane evliya bulunur. Evliyanın duası makbuldür” buyuruyor. Kötü bir kimse, iyi kimseler arasında bulunursa, iyilerin hürmetine o da kurtulur.</p>
<p>Muhammed Masum hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Allahü teâlânın sevgili kullarını tanıyıp, sevenler, her ne kadar pervasız ve gerekli edeblerden uzak olsalar da, azizdirler. <strong>(1/88)</strong></p>
<p>Casusluk niyetiyle, iyilerin arasına giren birçok ajanın hidayete kavuştuğu, çok işitilmiştir. Allahü teâlâ bir topluluğu affedince, içlerinden kötülerini ayırmaz, hepsini affeder. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Allahü teâlâ, bir topluluğa rahmet edince, onlardan kötü birini affetmemekten hayâ eder.) </strong>[Ebu-ş-şeyh]</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/iyiligine-sahitlik-etmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akrabayı ziyaret</title>
		<link>http://islamdini.de/akrabayi-ziyaret</link>
		<comments>http://islamdini.de/akrabayi-ziyaret#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:51:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[akraba]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2346</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Akrabayı ziyarete gitmemek, günah mıdır?
CEVAP
Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret vacip değildir. (Berika)

[Zi rahm-i mahrem demek, erkek için anne, bacı, hala, teyze gibi, kadın için, baba, kardeş amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.]
Evlenilmesi haram olan salih akrabayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Akrabayı ziyarete gitmemek, günah mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret vacip değildir. <strong>(Berika)<br />
</strong><br />
[Zi rahm-i mahrem demek, erkek için anne, bacı, hala, teyze gibi, kadın için, baba, kardeş amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.]</p>
<p>Evlenilmesi haram olan salih akrabayı ziyaret vacip; terki büyük günahtır. Hiç değilse, selamla, mektupla gönüllerini alarak bu günahtan kurtulmalıdır. Mektupla, sözle veya para ile yardımın zamanı, miktarı yoktur. Lüzum ve imkana göre yapılır. <strong>(Hadika)<br />
</strong><br />
Sıla-i rahm, akrabayı ziyaret etmek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Allah’a ve Kıyamet gününe inanan sıla-i rahm etsin!) </strong>[Buhari]</p>
<p><strong>(Sıla-i rahmi kesen, Cennete girmez.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ buyuruyor ki, &#8220;Ben Rahmanım, rahmi yarattım, ona kendi ismimden isim verdim. Akrabasını gözeteni gözetirim. İlgisini kesenle de ilgiyi keserim.&#8221;) </strong>[Buhari]<br />
<strong><span id="more-2346"></span><br />
(En üstün amel, senden uzaklaşmış olan akrabana sıla-i rahmde bulunmak, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) </strong>[Hakim]<br />
<strong><br />
(İçinde sıla-i rahmi kesen kimse bulunan bir topluma rahmet melekleri gelmez.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Allah’tan en çok korkan kimse mahremlerini en çok görüp gözeten ve en çok emr-i maruf ve nehy-i münkerde bulunandır.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Mükafatı en tez verilen iyilik, sıla-i rahmdir. Bir ev halkı, kötü olsa bile, sıla-i rahm sayesinde malı çoğalır, nüfusu da artar.)</strong> [Beyheki]</p>
<p>Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bir kadın, bir yakını için (İnfakta bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
<strong>(İki sevap olur. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahm sevabı.)</strong> [Buhari]</p>
<p>Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:<br />
<strong>(Senden yüz çeviren akrabana verdiğin sadaka daha faziletlidir.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Yakın akraba veya komşuya verilen sadakanın sevabı 2 misli fazladır.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarfedin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!) </strong>[Müslim]<br />
<strong><br />
(Amcasının oğlu yardım istediği halde, gücü yettiği halde vermeyen kimse, Kıyamette Allahü teâlânın fazlından mahrum kalır.)</strong> [Taberani]</p>
<p>Akrabayı ziyaret etmeden onlara çeşitli yardım yapmak, gönüllerini almak, sıla-i rahm yerine geçer. Çünkü sıla-i rahm, yalnız akrabayı ziyaret değildir. Her ne şekilde olursa olsun onları memnun etmektir. <strong>(Hadika)<br />
</strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Sıla-i rahm demek, ahbap ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik etmek değil, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>Dine uymayan akraba<br />
Sual:</strong> Yakın akrabalarım, hatta kardeşlerim ve anam babam, benim namaz kılmama ve tesettüre riayet etmemle alay ediyorlar. Dinimizin emirlerini gericilik olarak görüyorlar. Bunları ziyarete gitmem şart mıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Müslümanlıkla bağlarını kopardıkları için, ziyaretlerine gidilmez, akrabalık hakkı diye mesul olunmaz. Tam İlmihalde diyor ki:</p>
<p>İslamiyet&#8217;e uymaya gericilik diyen, ibadet yapmayı ve haramlardan sakınmayı beğenmeyen ana babanın evine gidilmez. Böyle olan akrabanın evine de gitmek caiz değildir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Bir kısım akrabalar din iman tanımıyor. Ne yapmalıyız?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kâfir akraba ile de iyi geçinmek gerekir. Mümkün olduğu kadar onlardan uzak durmaya çalışmalı.</p>
<p><strong>Hanımı akrabalarıyla görüştürmek<br />
Sual: </strong>Erkek, hanımının, akrabalarıyla görüşmesine mani olabilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Erkek isterse, hanımının ana, baba ve kardeşlerini bile eve sokmayabilir; fakat görmelerine ve onlarla konuşmasına mani olamaz. Bunlardan salih olanlarının, haftada bir kere, gelip oturmalarına mani olmaması iyi olur. Bunların kalblerini kazanmaya, hayırlı dualarını almaya çalışmalıdır. Kendisinin ve hanımının akrabasından fasık olanlar, hanımının dinini, ahlakını bozmak isteyenler varsa, onları evine almamalı ve evlerine gitmemelidir. Onlarla görüşmemeli ve hanımını da görüştürmemelidir. Fakat onlara da, başkalarına da sert davranmamalı, tartışmamalı, fitne çıkmasına sebep olmamalıdır. Dinlerine ve dünyalarına zarar gelecek şeylerden sakınmalıdır. Herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmalıdır. <strong>(S. Ebediyye)<br />
</strong><br />
<strong>Fasık akrabayla görüşmek<br />
Sual: </strong>Babam, amca, dayı, hala ve teyze gibi fasık akrabalarım, bizi evlerine davet ediyorlar. Dine aykırı işler yapılıyor. Hanım rıza göstermiyor. Ne yapmak uygun olur?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hanımın mazereti var dersiniz, kendiniz gidip ziyaret edebilirsiniz. Kendiniz de günah işleyecekseniz, kendiniz için de bir bahane bulmalısınız.<br />
<strong><br />
Sıla-i rahim<br />
Sual: </strong>Kayınpederimin köyüne gitmek de sıla-i rahim olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, sıla-i rahim olur. Salih kimseler varsa, sıla-ı rahim çok sevabdır.</p>
<p><strong>Sıla-i rahim<br />
Sual:</strong> Kayınpederimin köyüne gitmek de sıla-i rahim olur mu?<br />
<strong>CEVAP </strong><br />
Evet, sıla-i rahim olur. Salih kimseler varsa, sıla-ı rahim çok sevabdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/akrabayi-ziyaret/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emr-i vaki yapmak</title>
		<link>http://islamdini.de/emr-i-vaki-yapmak</link>
		<comments>http://islamdini.de/emr-i-vaki-yapmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:49:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2343</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Emr-i vaki ile birine bir şey yaptırmak uygun olur mu?
CEVAP
Emr-i vaki yapmak, bir işi oldu bittiye getirmek, karşı tarafı mecbur bırakarak, yapacağı işi onaylatmak demektir. Emr-i vaki yapılan kişi, o işten razı olmasa bile, kendisini o işi onaylamak zorunda hisseder. Hele emr-i vaki âmire yapılırsa, hiç uygun olmaz. Emr-i vaki olabilecek işlere birkaç örnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Emr-i vaki ile birine bir şey yaptırmak uygun olur mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Emr-i vaki yapmak, bir işi oldu bittiye getirmek, karşı tarafı mecbur bırakarak, yapacağı işi onaylatmak demektir. Emr-i vaki yapılan kişi, o işten razı olmasa bile, kendisini o işi onaylamak zorunda hisseder. Hele emr-i vaki âmire yapılırsa, hiç uygun olmaz. Emr-i vaki olabilecek işlere birkaç örnek verelim:</p>
<p><strong>1-</strong> Yolculuk için bilet alıp,<strong> (Şu iş için memlekete gitmek zorundayım. Bileti de aldım. Eğer izin verirseniz, memlekete gideceğim)</strong> demek.</p>
<p><strong>2- </strong>Biri ile evlenmeye kesin karar verip, gerekli hazırlıkları da yaptıktan sonra, danışması gereken büyüğüne gidip de, <strong>(Falanca ile evlenmemiz gerekiyor. Siz de uygun görürseniz muradıma kavuşmak istiyorum)</strong> demek.</p>
<p><strong>3- </strong>El öptürmeyen birisinin zorla elini öpmek.</p>
<p><strong>4</strong>- İnternet üzerinde online olduğunu gördüğümüz ve meşgul olduğunu bildiğimiz bir büyüğümüze selam verip hal hatır sormak da emr-i vakiye girer. Onun zamanını çalmış oluruz. Bir şey sormamız gerekiyorsa, acil değilse mail ile sormalı, müsait olunca zaten cevap verir.</p>
<p><strong>5</strong>- Bir kitabı yazıp âmirine, bastırayım mı demek. Bunun yerine, şu konuları içeren bir kitap hazırlamak uygun olur mu diye sormak gerekir. İzin almadan kitabı hazırladıktan sonra sormak, emr-i vakiye girer.<br />
<span id="more-2343"></span><br />
<strong>Sual: </strong>El öptürmek istemiyorum, ama bazı kimseler, emrivaki yaparak aniden elimi tutup öpüyorlar. Namahrem bir kimse, yine emrivaki ile tokalaşmak için elini uzatıyor veya bayram diye sarılıp öpüyor. Böyle emrivaki yapmak uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Emrivaki, oldubittiye getirmektir. Zorlama ile bir işi yapmaya mecbur bırakmaktır. Bir kimse, elini veya yanağını öptürmek istemiyorsa, onu öpmeye çalışmak en azından edepsizlik olur, saygısızlık olur. Namahremle tokalaşmaya zorlamak da, böyledir.</p>
<p>Gencin biri, ihtiyar bir amcanın elini öpmeye zorluyordu. Genç olduğu için, elini büküp zorla öptü. Gence, <strong>(Niye zorla elimi öptün?) </strong>dedi. Genç, (Yaşlısın, saygıdan dolayı, mübarek bir amcanın elini öpmüş olmak için öptüm) dedi. İhtiyar amca, <strong>(Beni zorlamak saygısızlıktır. Üstelik beni cahil yerine koymak demektir. </strong>“Amca sen eli öpülecek adamsın ama değerini bilmiyorsun, onun için zorla öpüyorum”<strong> demektir bu. Beni cahil yerine koymak, istemediğim halde</strong>,<strong> isteğime zıt iş yapmak saygı mıdır, saygısızlık mıdır</strong>?<strong>) </strong>dedi. Bu olay, bir menkıbeyi hatırlattı:</p>
<p>Bir mürşid-i kâmilin talebelerinden biri, arkadaşları ile mürşidinin evine, sohbete katılır. Hocasının kimseye el öptürmediğini bilir. Bu genç, elini çekmesine fırsat vermeden, ani bir hareketle hocasının elini öper. Hocası bu emrivakiye üzülür. Oradaki iki talebeye emir verir; <strong>(Bunu iki kişi tutup kapının dışına bıraksın)</strong> buyurur. Emrivaki yapmanın saygısızlık olduğunu bildirir.</p>
<p>Bu menkıbe de gösteriyor ki, elini öptürmeyen kimselerin elini öpmeye çalışmamalı, tokalaşmak istemeyene el uzatmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/emr-i-vaki-yapmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birlik ve beraberliğin önemi</title>
		<link>http://islamdini.de/birlik-ve-beraberligin-onemi</link>
		<comments>http://islamdini.de/birlik-ve-beraberligin-onemi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:47:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2341</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Dinimizde birlik ve beraberlik içinde olmanın önemi nedir?
CEVAP
Çok önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Toplulukta, birlik ve beraberlikte rahmet var, ayrılıkta ise azabı ilahi vardır.) [Beyheki]
Birlik ve beraberlik içindeki toplum, ne kadar çoğalırsa o kadar rahmet de artar. Bir hadis-i şerif meali:
(İki kişi, bir kişiden; üç kişi, iki kişiden hayırlıdır. O halde birlik olun!) [İ. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Dinimizde birlik ve beraberlik içinde olmanın önemi nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Çok önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Toplulukta, birlik ve beraberlikte rahmet var, ayrılıkta ise azabı ilahi vardır.) </strong>[Beyheki]<strong></p>
<p></strong>Birlik ve beraberlik içindeki toplum, ne kadar çoğalırsa o kadar rahmet de artar. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(İki kişi, bir kişiden; üç kişi, iki kişiden hayırlıdır. O halde birlik olun!) </strong>[İ. Asakir]</p>
<p>Hangi iş olursa olsun, toplulukla, birlik ve beraberlik içinde hareket etmekte çok faydalar vardır. Mesela toplu olarak yemek yemekte bile rahmet vardır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Yemeği, toplu olarak yiyiniz; bereket topluluktadır.) </strong>[İbni Mace]<strong></p>
<p></strong>Kendimiz çok kötü biri olsak bile, iyi kimselerin topluluğuna katılmalıyız. Bize gelecek beladan, onların içinde olunca kurtuluruz. Onlarla bir yere gidince, onlarla birlikte bizi de oraya kabul ederler. Hatta ahirette cennete iyiler giderken, biz de aralarında isek, bizi ayırmazlar. Eshab-ı kehfin köpeği, salihlerin, iyilerin peşinden gittiği için, onları sevip bırakmadığı için Allahü teâlâ, onu salihlerle birlikte cennete koyacağını bildirdi. Demek ki, iyilerle beraber olan kurtuluyor. İki hadis-i şerif meali:<br />
<span id="more-2341"></span><br />
<strong>(Allah, bir topluluğa rahmet edince, onlardan kötü birini affetmemekten haya eder.)</strong> [Ebu-ş-şeyh]</p>
<p><strong>(Bir topluluğu seven, onların arasında haşrolur.) </strong>[Hadika]<br />
<strong><br />
</strong>Resulullah, bu ümmetin çeşitli gruplara ayrılacağını, ancak kendisinin ve mübarek Eshabının yolunda olanların kurtulacağını bildirdi. Bu fırkaya Ehl-i sünnet vel cemaat fırkası dendi. Bu fırkada olmayanların cehenneme gideceği yine hadis-i şerifle bildirildi. Bir hadis-i şerif meali:</p>
<p><strong>(Ümmetimin âlimleri ebediyen dalalette toplanmaz. O halde, sevad-i a’zam üzere </strong>[âlimlerin toplandığı yerde] <strong>olun; çünkü Allahın rahmeti cemaatle beraberdir. Bunlardan ayrılan cehenneme gider.)</strong> [Hâkim, İbni Cerir, Hakîm-i Tirmizi]</p>
<p>Birlik ve beraberlik içinde olmak gerekir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:</p>
<p><strong>(Cemaatten ayrılan yüzüstü Cehenneme düşer.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Şeytan, insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt kaptığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanı kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın!)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Cemaatten bir karış ayrılan, İslam halkasını boynundan çıkarmış olur.) </strong>[Ebu Davud]<br />
<strong><br />
(Cemaatten ayrılan yüzüstü Cehenneme düşer.) </strong>[Taberani]</p>
<p>Bildirilen cemaat, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Herkes Ehl-i sünnetim diyebilir. Ehl-i sünnet olmanın ölçüsü vardır. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Bunun için, <strong>(Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru) </strong>diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir. Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, Ona sığınmalı. Ben nasıl olsa doğru yoldayım diye dua etmekten kaçınmamalı. İki âyet-i kerime meali:</p>
<p><strong>(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.)</strong> [Ankebut 69]</p>
<p><strong>(Allah, kendisine yöneleni doğru yola iletir.)</strong> [Şûra 13]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/birlik-ve-beraberligin-onemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinayet ve fitne</title>
		<link>http://islamdini.de/cinayet-ve-fitne</link>
		<comments>http://islamdini.de/cinayet-ve-fitne#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Fitne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2339</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ülkemizde yabancı uyruklu kimselerin öldürülmesinin sebebi ne olabilir?
CEVAP: Ülkemizde bu tür olayların, devletimizin güçlendiği, milletimizin birlik beraberlik içerisinde olduğu zamanlara denk gelmesi manidârdır. Bunu zaten bilmeyen yoktur.
Vatan ve millet düşmanlarının oyununa gelen kimseler, böyle işlere alet olabilir. Yoksa, aklı başında olan bir Müslüman, böyle bir işe kalkışamaz! Peygamber efendimizin Müslüman olmayanlara özellikle Hıristiyanlara verdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Ülkemizde yabancı uyruklu kimselerin öldürülmesinin sebebi ne olabilir?<br />
<strong>CEVAP: </strong>Ülkemizde bu tür olayların, devletimizin güçlendiği, milletimizin birlik beraberlik içerisinde olduğu zamanlara denk gelmesi manidârdır. Bunu zaten bilmeyen yoktur.</p>
<p>Vatan ve millet düşmanlarının oyununa gelen kimseler, böyle işlere alet olabilir. Yoksa, aklı başında olan bir Müslüman, böyle bir işe kalkışamaz! Peygamber efendimizin Müslüman olmayanlara özellikle Hıristiyanlara verdiği emanı çok kimse bilir. Resulullahın bu husustaki bir mektubu özetle şöyledir:</p>
<p>(Bu yazı, Abdullah oğlu Muhammed’in bütün gayrimüslimlere verdiği sözü belirtmek için yazılmıştır. Kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister başkası olsun Allahü teâlâya karşı isyan ve din-i İslam ile alay etmiş sayılır ve Allahü teâlânın lanetine layık olur. Kendi dinine göre ibadetle meşgul olan gayri müslim din adamları veya bir seyyah [turist], benim korumam altındadır. Onlara zor kullanmayın. Onların dini reislerini makamlarından indirmeyin! Onları ibadet ettikleri yerden çıkartmayın! Seyahat edenlerine mani olmayın! Bunların manastırlarını, kiliselerini yıkmayın! Buna riayet etmeyen, Allahü teâlânın ve Resulünün emrini dinlememiş olur. Kendileriyle bir müzakere yapılınca, merhamet, iyilik ve şefkat ile hareket edilmelidir. Onları, daima merhamet ve şefkat kanatları altında koruyun! Onların kiliselerinde, kendi dinlerine göre ibadet etmelerine mani olmayın! Her kim ki, Allahü teâlânın bu emrine itaat etmez ve bunun zıddına hareket ederse, Allahü teâlânın ve Resulünün emirlerine isyan etmiş sayılır. Bu sözleşme kıyamete kadar değişmeden devam edecek, hiç bir kimse, bunun aksine bir harekette bulunmasın.) [Bu mektubun aslı, <strong>Mecmua-i Münşea-tus-salâtin</strong> kitabındadır.]<br />
<span id="more-2339"></span><br />
Bunları bilen bir Müslümanın, gidip de, kendi aklı ve düşüncesi ile bir Hıristiyan’ı öldürmesi nasıl mümkün olur? Ayrıca, ortada yanlış bir durum olsa bile, bunun nasıl düzeltileceği, herkesin her şeye müdahale edemeyeceği, din kitaplarımızda da açıkça yazılıdır. İslam âlimleri buyuruyor ki:<br />
El ile, güç kullanarak kötülüklere mani olmak; devletin [polisin, askerin] vazifesidir. Söz ile, yazı ile bunları bildirmek, âlimlerin vazifesidir. Kalb ile dua etmek ise, her müminin vazifesidir. <strong>(Birgivi, Hadika)<br />
</strong><br />
Görüldüğü gibi, ortada kanunlara aykırı bir durum varsa, yani suç işleniyorsa bile, herkesin kendi düşüncesi ile, buna müdahale etmesi uygun olmaz. Buna çapulculuk, eşkıyalık ve anarşi denir. Böyle işlere bulaşan fitneye sebep olmuş olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!)</strong> [İ.Rafii]</p>
<p><strong>(Kıyamet kopmadan önce, her yeri fitneler kaplayacak. Fitne, ortalığı karanlık gece gibi yapacak. O zaman oturmak, ayakta kalmaktan hayırlıdır. Yürüyen, koşandan iyidir. O zaman oklarınızı kırın! Yaylarınızı kesin. Kılıçlarınızı taşa çalın! O zaman, evinize birisi gelince, Âdem nebinin iki oğlundan iyisi gibi olsun. </strong>[Yani öldüren değil, öldürülen olsun].<strong> </strong>[Ebu Davud, Tirmizi]</p>
<p>Fitne; anarşi, bozgunculuk, bölücülük demektir. İslam âlimleri buyuruyor ki:<br />
Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir. <strong>(Hadika, T. Muhammediye)</strong></p>
<p>Fitne çıkarmak haramdır. Kur&#8217;an-ı kerimde, fitne çıkaranların Cehenneme atılacağı ve hadis-i şerifte de, fitne çıkarana Allahü teâlânın lanet edeceği bildirilmektedir. <strong>(Berika)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/cinayet-ve-fitne/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşi en güzel yapmak</title>
		<link>http://islamdini.de/isi-en-guzel-yapmak</link>
		<comments>http://islamdini.de/isi-en-guzel-yapmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2336</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bir hadis-i şerifte, Allahü teâlânın, yaptığımız işi en güzel şekilde yapmamızı emrettiği bildiriliyor. Bir işi en güzel yapmak ne demektir?
CEVAP
En güzel demek, ilme yani şartlarına uygun ve ihlasla yapmak demektir. Eğer o iş ilimsiz ve ihlassız ise güzel olması imkansızdır. İhlas, yalnız Allah rızası için yapmak demektir. Bir kimsede ilim veya ihlastan birisi yoksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bir hadis-i şerifte, Allahü teâlânın, yaptığımız işi en güzel şekilde yapmamızı emrettiği bildiriliyor. Bir işi en güzel yapmak ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>En güzel demek, ilme yani şartlarına uygun ve ihlasla yapmak demektir. Eğer o iş ilimsiz ve ihlassız ise güzel olması imkansızdır. İhlas, yalnız Allah rızası için yapmak demektir. Bir kimsede ilim veya ihlastan birisi yoksa yapılan iş kıymetsizdir.</p>
<p>İlimsiz fakat ihlaslı işe, Hazret-i Mevlana şu örneği verir:<br />
Ormanda bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Birisi bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır. Ayı da kendisine iyilik eden bu adama, ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar. Fakat sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, adam rahat uyusun diye sinekleri kovmaya çalışır. Bakar kovmakla gitmiyor, sinekleri öldüreyim bari diye, kocaman bir taş alıp, adamın yüzüne konan sineklere vurur. Adamın başı ezilir. Ayı, ilim sahibi olmadığı için, sineklere vurduğu taşın adama zarar vereceğini düşünemez. Ayının niyeti iyi idi, yani ihlaslı ve samimi idi, ancak ilmi olmadığı için yanlış iş yaptı.</p>
<p>Büyüklerimiz, <strong>(Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapıklıktır)</strong> buyurmuştur. İyi iş demek, ilim ve ihlasla yapılan ve ahirette faydası görülen iş demektir.<br />
<span id="more-2336"></span><br />
Şu âyet-i kerime de, ahirette bize iyi işlerin fayda vereceğini bildiriyor:<br />
<strong>(İnsana, ancak dünyada çalışıp </strong>[ihlasla]<strong> yaptığı işler </strong>[ahirette]<strong> fayda verir.) </strong>[Necm 38, 39]</p>
<p>Şu iki hadis-i şerif de ihlaslı amelin önemini vurguluyor:<br />
<strong>(Allahü teâlâ ancak ihlasla yapılan ameli kabul eder.)</strong> [Dare Kutni]</p>
<p><strong>(İhlas ile yapılan az amel, kıyamette sana yetişir.) </strong>[Ebu Nuaym]</p>
<p>Şu iki hadis-i şerif de ilmin önemini anlatıyor:<br />
<strong>(İlimle az amel faydalı olur, ilimsiz çok amelin kıymeti olmaz.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ, ilimsiz ameli kabul etmez.)</strong> [B. Arifin]</p>
<p>Demek ki, iyi iş; ilim ve ihlasla yapılan iştir.</p>
<p>İhlassız, sadece ilimle yani şartlarına uygun yapılan işin, dünyada faydası görülürse de, ahirette faydası olmaz. Ebedi hayat için faydasız işe de iyi iş denmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/isi-en-guzel-yapmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tecessüs etmek (Araştırmak)</title>
		<link>http://islamdini.de/tecessus-etmek-arastirmak</link>
		<comments>http://islamdini.de/tecessus-etmek-arastirmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:43:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Tecessüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2334</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bir arkadaş, Avrupa’da bize misafir oldu. Yemek yerken, önce yemeği kokladı. Domuz yağı var mı diye kokladım, yokmuş dedi. Buna çok üzüldüm, kalbim kırıldı. Beraber namaz da kılmıştık, bana hüsnü zan etmesi gerekmez miydi? Yoksa, böyle araştırmak dinin emri midir?
CEVAP
Böyle araştırma yapmak dinin emrine aykırıdır. Güya bunu din gayretiyle yapıyor. Böyle yapmak haramdır. Bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bir arkadaş, Avrupa’da bize misafir oldu. Yemek yerken, önce yemeği kokladı. Domuz yağı var mı diye kokladım, yokmuş dedi. Buna çok üzüldüm, kalbim kırıldı. Beraber namaz da kılmıştık, bana hüsnü zan etmesi gerekmez miydi? Yoksa, böyle araştırmak dinin emri midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Böyle araştırma yapmak dinin emrine aykırıdır. Güya bunu din gayretiyle yapıyor. Böyle yapmak haramdır. Bunun için her müslüman önce dinini doğru yazılmış ilmihal kitaplarından öğrenmeli, fıkıh ilmini öğrenmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.)</strong> [Deylemi]</p>
<p>İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:<br />
(Yiyecek ve içeceklerde şüphe edip yememek, takva değil, vesvesedir. Dinimiz, “Haram olduğu bilinmeyen şeyleri yiyin” der. Resulullah efendimiz, müşrikin; Hazret-i Ömer Hıristiyanın testisinden abdest almıştır. Eshab-ı kiram, gayrı müslimlerin verdiği suyu içerdi. Halbuki pis, necis olan şeyleri yemek haramdır. Kâfirler ise ekseriya pis olur. Elleri, kapları şaraplı olur. Hayvanı Besmelesiz keserler. Eshab-ı kiram, bunlara rağmen, necis olduğunu kesin bilmedikleri için, vesvese etmeyip; et, peynir gibi gıdaları alıp yerlerdi.) <strong>[İhya]<br />
</strong><br />
Resulullah efendimiz, bir Yahudinin yağlı yemeğini temiz mi diye sormadan yedi. Bu domuz yağı mı, koyun yağı mı, ekmeğin hamuru su ile mi, yoksa şarap ile mi yoğruldu diye sormadı. Müşrik kadının su kabından abdest aldı. Bunlar, araştırmanın gerekmediğine birer delildir. <strong>(Berika)<br />
</strong><span id="more-2334"></span><br />
Tecessüs etmemeli. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Birbirinizin kusurunu araştırmayın.)</strong> [Hücurat 12]</p>
<p>Suizanda bulunup da ona kötü gözle bakmamalı! Çünkü suizan haramdır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Suizan etmeyin! Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin, kardeş gibi birbirinizi sevin!)</strong> [Müslim]</p>
<p>Kusurları da gizlemeli, açığa vurmamalı. Üç hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Arkadaşının kötülüğünü gizleyenin kusurları, kıyamette gizlenir.) </strong>[Taberani]</p>
<p><strong>(Arkadaşının ayıbını görmeyip gizleyen, Cennete gider.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Arkadaşının ayıbını açığa vuranın ayıbı açığa çıkar. Hatta evinde bile rezil olur.)</strong> [İbni Mace]</p>
<p>Müslümanı incitmemeli. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Bir müslümanı incitmek, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.)</strong> [R.Nasıhin]</p>
<p>Şu hususlarda da tecessüs etmemeli yani araştırmamalı:<br />
<strong>1- </strong>Kaplama veya dolgusu olup olmadığını, varsa, Maliki’yi veya Şafii’yi taklit edip etmediğini sormak caiz değildir.<br />
<strong><br />
2-</strong> Bu malı nereden aldın demek caiz olursa da, sorunca o kimse incinirse, sormak haram olur. O halde, güzellikle sormalı. İkram ettiği şey şüpheli ise, bir bahane ile yememeli. Çaresiz kalırsa, incitmemek için yemeli, başkasına da sormamalı. Çünkü, kendisi işitirse daha çok üzülür. Tecessüs ve gıybet ve suizan olur ki, hepsi haramdır. Resulullah efendimiz misafir olduğu zaman, ne verseler kabul buyururdu. Nerden aldınız diye sormazdı. Hediye de kabul eder, sormazdı.<br />
<strong><br />
3- </strong>Muhtaç olduğu malı kazandıktan sonra, fazla çalışmayıp, ibadet etmek caizdir. Bunun için, çalışmayıp ibadet edene suizan ve tecessüs etmemelidir. İkisi de haramdır.<br />
<strong><br />
4-</strong> Söz taşıyanın verdiği haberi tecessüs etmemeli yani araştırmamalı. Çünkü tecessüs haramdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/tecessus-etmek-arastirmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eline beline ve diline sahip olmak</title>
		<link>http://islamdini.de/eline-beline-ve-diline-sahip-olmak</link>
		<comments>http://islamdini.de/eline-beline-ve-diline-sahip-olmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 14:42:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akinci313</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2332</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Eline, beline, diline sahip olan kurtulur anlamında bir hadis-i şerif var mıdır?
CEVAP
Öyle bir hadis-i şerif bilmiyoruz, ama eline, beline ve diline sahip olanın kurtulacağına dair başka hadis-i şerifler vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Dilini ve fercini [ırzını, namusunu] koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.) [Buhari]

(Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) [Hatib]

(İnsanlar dilinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Eline, beline, diline sahip olan kurtulur anlamında bir hadis-i şerif var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Öyle bir hadis-i şerif bilmiyoruz, ama eline, beline ve diline sahip olanın kurtulacağına dair başka hadis-i şerifler vardır. Birkaçının meali şöyledir:<br />
<strong>(Dilini ve fercini </strong>[ırzını, namusunu] <strong>koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.)</strong> [Buhari]<br />
<strong><br />
(Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) </strong>[Hatib]<br />
<strong><br />
(İnsanlar dilinden ve elinden salim olmadıkça </strong>[kâmil]<strong> mümin olamazsın.)</strong> [Askerî]<br />
<strong><br />
(Hasetçinin hasedi eline ve diline çıkmadıkça zarar vermez.)</strong> [Ebu Nuaym]<br />
<strong><br />
(Eli ihsanlı, dili dürüst, kalbi temiz, boğazına ve fercine </strong>[namusuna]<strong> sahip olan ilimde rasih olur.)</strong> [Taberani]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ bana şöyle vahyetti: Benim mescitlerime ancak, selim kalble, sadık dil ile, temiz el ile, temiz ferclerle girsinler.)</strong> [Hâkim]<br />
<strong><br />
(Şu altı şeye söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim:<br />
1- Dilinize sahip olun </strong>[elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi.]<strong><br />
2- Sözünüzden dönmeyin.<br />
3- Emanete hıyanet etmeyin.<br />
4- Gözünüze sahip olun.</strong> [Harama bakmayın]<br />
<strong>5- Elinize sahip olun. </strong>[Haram işlemeyin, haram tutmayın]<strong><br />
6- Fercinize hakim olun.)</strong> [Hâkim]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamdini.de/eline-beline-ve-diline-sahip-olmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

