‘’

Sual: Kâfire benzeyenin kâfir olacağı hadisle sabit iken, sakalsız ve sarıksız gezilir mi?
CEVAP
İbadette kâfire benzemek yasaktır. Mubah âdette ise günah değildir. (Hadika)

Bir hadis-i şerifte, (Evlenmek sünnettir; sünnetime uymayan benden değildir) buyuruluyor. Halbuki birçok ulema ve evliya evlenmedi. Bu hadis-i şerif, (Evlenmeyen, [evlilikle ilgili] sünnetime uymamış olur) demektir. Evlenmeyen günah işlemiş olmaz. (İhya)

Kâfir elbisesi giymek caiz. Resulullah, Rum cübbesi ve papaz ayakkabısı giymiştir. (Mevâhib)

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
1- (Secdede gözleri yummak Yahudi âdetidir.) [Deylemi]

2- (Saçınızı kınalayıp ikiye ayırın ve Yahudilere muhalefet edin!) [İbni Adiy]

3- (Aşure günü oruç tutun! Yahudilere benzememek için bir gün önce veya bir gün sonra da tutun!) [İ. Ahmed]
Devamını oku »

Sual: Kendilerine selefi diyen bazı gençler, mezarlıkta Kur’an okumak caiz değil diyorlar. Kabristanda Kur’an okumak sünnet değil midir?
CEVAP
Evet sünnettir. Muteber eserlerde bilgiler şöyledir:
Kabristanda oturup Kur’an okumak caizdir. (Halebi-yi kebir s. 496)

Ahmed bin Hanbel
buyurdu ki: (Kabristana girince, Fatiha, Kul-euzüler ve İhlas surelerini okuyun! Sevabını ölülere gönderin! Sevabı hepsine vasıl olur.) Hadis-i şerifte, (Bir kimse, kabristandan geçerken, 11 kere İhlas suresi okuyup sevabını ölülere hediye ederse, kendisine ölüler adedince sevap verilir) buyuruldu. (Etfal-ül müslimin – İmam-ı Birgivi)

Kabristanda Kur’an okumak sünnettir. (Seyyid Ahmed Tahtavi)

Mezarlıkta Kur’an okuyup, sevabını ölülere hediye etmeli. (Fetava-yı Hindiye c.5, s.350)

Kabristanda, yüksek sesle veya yavaş Mülk suresi veya diğer sureler okunabilir. (Zahire)

Ölünün Kur’an sesini duyarak rahatlamasını niyet eden kimse, yüksek sesle okur. (Haniyye)

Sual: Bir kimse yaptığı ibadetlerin sevabını başkasına bağışlayabilir mi?
CEVAP
İbadetler üç kısımdır:
1- Yalnız mal ile yapılan ibadetler. Zekat, sadaka ve kefaretler gibi. Ehl-i sünnet âlimleri ittifakla bildirdi ki, bunların sevabını ölülere bağışlamak caizdir, sevabı ölülere vasıl olup fayda verir.

2-
Hem beden, hem mal ile yapılan ibadetler. Farz olan hac böyledir. Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğu, bunların da sevabını ölülere hediye etmenin caiz olduğunu, sevabın onlara vasıl olup fayda vereceğini bildirdi.

3-
Yalnız beden ile yapılan ibadetler. Namaz, oruç, tesbih, tehlil, tahmid ve Kur’an-ı kerim okumak, dua etmek gibi. Hanefi ve Hanbeli âlimleri, bunların sevabını ölülere hediye etmenin caiz olduğunu, sevabın onlara vasıl olup fayda vereceğini, sözbirliği ile bildirdiler.
Başkası yerine, bedeni ibadet yapılmaz. Herkesin kendi yapması gerekir.

Hanefi ve Hanbeli’ye göre bir kimse, herhangi bir ibadeti yaparken veya yaptıktan sonra, mesela namaz, oruç, sadaka, Kur’an-ı kerim okumak, hac, umre, evliyanın kabrini ziyaret ve ölüye kefen vermek gibi ibadetleri yaparken sevabını ölü-diri başkasına hediye etmeye niyet edebilir. (Etfal-ül müslimin)
Devamını oku »

Sual: İskata bid’at, hurafe diyenler var. Dinimizde iskatın yeri nedir?
CEVAP
Gelenek diye her gün İslam’ın bir hükmünü kaldırmaya çalışıyorlar. İskata bid’at diyen sapıklar vardır. Halbuki iskat, Kitap ve Sünnet ile, kıyas-ı fukaha ile sabittir. Kur’an-ı kerimde namazların nasıl kılınacağını açıkça anlamamıza imkan yoktur. Kur’an-ı kerimde namazın nasıl kılınacağı bildirilmemiş diye, namaz kılma şekli inkâr edilebilir mi? Her husus Kur’an-ı kerimde açıkça anlatılmamıştır. Bunlar, diğer delillerle bildirilmiştir. Dinimizde dört delil vardır: Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas. Bu dört delile Edille-i şeriyye denir.

Âlimler, Kitap ve Sünnete dayanarak iskatın hükmünü bildirmişlerdir. Mesela Nur-ül-izah, Haşiye-i Tahtavi, Halebi, Dürr-ül-muhtar, Mülteka, Dürr-ül münteka, Vikaye, Dürer, Cevhere ve Birgivi Vasiyetnamesi Şerhi gibi kıymetli kitaplarda, ölü için iskat ve devrin gerektiği bildirilmektedir.

Tahtavi
haşiyesinde buyuruluyor ki:
(Bir kimsenin, kaza edemediği namazlarının iskatının yapılması için bütün âlimlerin sözbirliği (icma) vardır. Namazın iskatı olmaz demek çok yanlıştır. Çünkü bu hususta mezheplerin sözbirliği vardır. [Nesai’deki] hadis-i şerifte (Bir kimse, başkası yerine oruç tutamaz ve namaz kılamaz. Ama onun orucu ve namazı için fakir doyurur) buyuruldu.) [s.356] Nimet-i İslam’daki bu hadis-i şerif, Dürer’de de mevcuttur.
Devamını oku »

Sual: Sen ölüye işittiremezsin âyeti delil gösterilip, ölüye telkin vermenin bid’at olduğu söyleniyor. Telkin sünnet değil midir?
CEVAP
Telkin sünnettir. Sünnete bid’at demek, helale haram demek küfrü gerektirir. Muhaddislerden imam-ı Deylemi ve imam-ı İbni Asakir’in bildirdiği hadis-i şerif şöyle:
(Kardeşlerinizden biri ölüp de, toprakla örtülmesi tamamlanınca, biriniz kalkıp kabrin başında “Ey filan kadının oğlu filan” desin! Çünkü o vefat eden kimse, “Bizi irşad et de Allah da sana rahmet etsin!” der. Fakat siz bunu duyamazsınız. Telkin veren kimse “Dünyadan çıkarken, Allah’ın birliğini, Muhammed aleyhisselamın Onun kulu ve Resulü olduğunu, Allah’ı Rab, İslamiyet’i din, Kur’anı İmam kabul ettiğini hatırla!” desin! Çünkü münker ve nekir meleklerinden biri diğerine “Gel bunun yanından çıkalım. Çünkü Hücceti kendisine telkin edilen kimsenin yanında durmamıza lüzum yok” der. [Oradaki] bir zat (Ya Resulallah annesin adını bilmezsek ne yapalım?) diye sual etti. Peygamber efendimiz (Ey Havva’nın oğlu filan dersiniz) buyurdu. (Ramuz)

İmam-ı Gazali hazretleri İhya’da, (Sad bin Abdullah, can çekişen Ebu Ümamenin ziyaretine gittim. “Ben ölünce Resulullahın emrettiği gibi [telkin verip] beni defnedin diyerek Resul-i ekremin telkin şeklini bildirmiştir) diye nakledip, yukarıdaki hadis-i şerifi bildiriyor. (c.4)
Devamını oku »