‘Zekat’

Sual: Bizim tezgahımız, ham maddemiz ve işlenmiş eşyamız var. Demirbaş eşyalar var. Bunların hepsinin zekatı verilir mi?
CEVAP
Tezgah, ticaret için olmadığı, yani satılık olmadığı, eşya imal edildiği için zekatı verilmez. İsterse değeri milyarları bulsun. Ne kadar kıymetli olursa olsun, demirbaş eşyanın da zekatı verilmez. Sanat sahiplerinin, imalatçıların ham maddelerinin veya işlenmiş eşyalarının zekatı verilir.

Koltuk satan bir tüccar, mevcut koltuklarının zekatını verir. Sattığı koltuklarından iki takımını kullanmak üzere evine alsa, zekatını vermez.

Zeytinyağı satan bir tüccar, senede iki teneke zeytinyağı yese, bu iki teneke yağın zekatını vermez. Ticaret için olan diğer bütün gıdalardan bir senelik ev ihtiyacı için ayrılmış olanların da zekatı verilmez. Yani nisaba dahil edilmez.

Sual:
Her eczanede sık sık mal değişir. Bu malların zekatı nasıl hesaplanır?
CEVAP
Malın değişmesinin önemi yok. Bakkal, manav öyle değil mi? Mal önemli. Kaç liralık mal varsa onun zekatı verilir

Sual 1:
Kuyumcu, dükkanındaki 14, 18, 22 ayar altınlardan hangisine göre zekat verecektir?
CEVAP
Yüksek ayardan vermek evladır.
Devamını oku »

Sual: Tam İlmihal’de, nisaba malik olsalar bile, ilim öğrenen ve öğretenlere zekat vermek efdaldir diyor. Yani bugünkü profesörlere ve üniversite öğrencilerine zengin de olsalar zekat verilir mi denmek isteniyor?
CEVAP
Hayır. Ancak din ilmi tahsil eden ve din ilmi öğretenlere zekat vermek caizdir.

Zengine zekât verilmez
Sual:
Bir hoca, zengin de olsa her çeşit öğrenciye zekât verilebileceğini söyledi. Zekât fakirin hakkı değil mi? Zengine nasıl verilir? Öğrenci olmanın ayrıcalığı nedir?
CEVAP
Her çeşit öğrenciye zekât verilmez. Müslüman ve fakir olma şartı aranır. Fakir olmayan öğrencilerden biri istisnadır. O da din ilmini öğrenen ve öğretenlerdir. Din kitaplarında şöyle bildiriliyor:
Din bilgilerini öğrenmekte ve öğretmekte olanlar da, zengin olsalar bile, çalışıp kazanmaya vakitleri olmadığı için zekât alabilirler. (Dürr-ül-muhtar)

İbni Abidin hazretleri Dürr-ül-muhtarın bu ifadesini açıklarken buyuruyor ki:
Cami-ul-fetava’da bildirilen hadisi şerifte, (İlim öğrenmekte olanın kırk yıllık nafakası olsa da, buna zekât vermek caizdir) buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte de, şu zenginlerin de zekât alabileceği bildirilmiştir:
Allah yolunda cihad eden, borçlu ve borcunu ödeyemeyen zengin, kendi memleketinde zengin olduğu halde, bulunduğu yerde parasız kalan ve çok alacağı varsa da, alamayıp muhtaç kalan Müslümanlar. (Ebu Davud)

Sual: Bir fakirde alacağım var. Zekatımı ona saysam caiz olur mu?
CEVAP
Caiz olmaz.
Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini verip, “Sana alacağım kadar zekat vermeye niyet ettim. Sen de borcuna karşılık kabul et, böylece ödeşmiş olalım” dese, fakir de kabul etse, zengin zekatını vermiş olmaz. Çünkü zekat, borç senedi vermekle, razı olmakla verilmiş olmaz. Ancak mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekatını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi lazımdır. Ev kirasını ödeyemeyen fakir kiracıya, mal sahibi kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekat yerine geçmez sadaka olur. (Redd-ül muhtar)

Sual: Fakirde alacağımız var. Zekat yerine sayalım bari diyoruz. Fakire zekatımızı versek, borcunu yine vermez. Yani borcunu vermez diye fakire güvenemiyoruz. Hangi yolla fakirin borcunu zekata mahsup edebiliriz?
CEVAP
Fakirin, borcunu vereceğine güvenemiyorsa, güvendiği birini fakire göstererek, (Zekatını almak ve borcunu ödemek için, bunu vekil yap) der. Zekatı bu vekile verir. Vekil de, zengine geri vererek, fakirin borcunu öder. Böylece hem zekat verilmiş olur, hem de fakirin borcu ödenmiş olur. (Dürr-i yektâ, Mîzân-ı Kübra)

Zekâta hediye demek
Sual:
Ödünç bir altın isteyen fakire, zekâta niyet edip ödünç diye verilse, sonra da o altın hediye edilse zekât sahih olur mu?
CEVAP
Evet, sahih olur.

Sual: Bir takvim yaprağında aynen şöyle diyor:
“Zekat verilecek malın hem borçtan hem de sahibinin asli ihtiyaçlarından artmış olması şarttır. Asli ihtiyaçların başında orta halli bir mesken gelmektedir. Aynı zamanda aile fertlerinden bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakası olması gerekir. Elinde bulunan altını veya hazır parası nisap miktarına ulaşsa bile, başını sokacak orta halli bir evi ve bir yıllık nafakası olmayan bir kimseye zekat farz değildir. Bu neye benzer? Suyu bulunan bir yolcu, yolda susuz kalabileceğini hesaba katarak suyunu kullanmayıp teyemmüm etmektedir. Böyle bir durumda su yok hükmünde olduğu için teyemmüm caizdir. Bunun gibi, bir kimsenin asli ihtiyaçlarına sarf edilmek üzere nisap miktarının üstünde parası olsa bile yok hükmündedir. Mesela bir kimsenin kırk koyunu olunca birini zekat olarak vermesi gerekiyor. 39 olunca, arada bir fark olmasına rağmen zekat düşmüyor. Çünkü Allahü teâlâ âyet-i kerimesinde (Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez) buyuruyor. (Bekara 185) Allahü teâlâ hiç kimseye takatinin dışında bir yük yüklememektedir.”
Öyle zenginler var ki, parayı eve yatırmıyor, eve vereceği para ile ticaret yapıyor veya tahvil senedi falan alıp ev kirasından fazla kâr getiriyor. Böyle zenginlere de evi yok diye zekat düşmez mi?
CEVAP
Dinimizde dört delil vardır. Akıl delil değildir. Dört delilin hiç birisinde evi olma şartı bildirilmiyor. Konuyu açıkça bildiren fıkıh kitapları varken akıl ile bunu açıklamaya çalışmak, elbette hakikati katletmek olur.

Hiçbir fıkıh kitabında (Evi olmayan zengine zekat düşmez) diye bir şart olmadığı gibi (Bir yıllık nafaka) şartı da yoktur. Bu tamamen indi görüştür. Zekatı teyemmüme benzetmek de indi bir kıyastır. (Allah kolaylık ister, güçlük istemez) ifadesini evi olmaya delil getirmek ne kadar yanlıştır.
Devamını oku »

Sual: Kur’an-ı kerimdeki fi-sebilillah kelimesine, Allah yolunda olan her kurum ve kuruluş dâhil diyerek, dernekten partiye kadar her kuruluşa zekât verileceği söyleniyor. Bu doğru mudur?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde zekât verileceği bildirilen 8 sınıftan birisi de fi-sebilillah yani Allah yolundakilerdir. Bu sınıfa girenler:
1- Fi-sebilillahtan murad, fakir askerlerdir. (Nur-ül-izah)

2- Fi-sebilillahtan murad, cihad ve hac yolundaki muhtaçlardır. (Redd-ül-muhtar)

3- İmam-ı Ebu Yusuf’a göre, savaşa gidemeyen fakirler, İmam-ı Muhammed’e göre de hac yolundaki fakirlerdir. (Dürer)

4- Gaza veya hac için çıkıp da nafakası tükenenlerdir. (Tahtavi)

5- Üç mezhebe göre, gazi ve askerlerdir. Hanbeli’ye göre hac yolundakiler de dâhildir. (Mizan)

6- Gaziler olduğunda, dört mezhepte ittifak vardır. (M. Erbea)
Devamını oku »