“Mümkün değil su içmiyordu”

“Mümkün değil su içmiyordu”



“Gözlerini biraz aralayınca babam ağzına doğru su götürdü… Mustafa Emmi fısıldadı…”

 

 

Çoban Mustafa abdest suyu için götürdüğü su kabağını çadırın bir direğine asmıştı. Diğer direğine de ekin biçtikleri orak köreldikçe bilemek için eğe, bileği gibi malzeme torbasını asmıştı. Eşeğini de tarlanın üst tarafındaki boz yere bağlamıştı…

Kaba kuşluk olunca, güneş iyice yakıp da insan terleyip su kaybına uğrayıp sersemleşince, o kıldan çadırın altına kendini zor atıyordu. Biraz dinlenince yeniden işbaşına… Çaresizlik böyle bir şeydi…

Çoban Mustafa tek başınaydı… Babam arada bir onu da merak ediyor, ortada gözükmeyince, “Etrafta yılan çıyan vardır. Çadırın altında uyuyup kalır da, sonra zarar gelir” diyerek, arada bir sesleniyor, karşıdan cevap gelince de işimize devam ediyorduk…

Bir ara Çoban Mustafa’dan cevap alamadı babam. Durumdan şüphelenmiş olacak ki bana seslendi:

-Oğlum hele git bak bakalım. Ne yapıyor Mustafa Emmin?

Koşarak gittiğimde Çoban Mustafa, çadırın kenarında yüzükoyun yerde uzanmış yatıyordu. Birkaç defa seslenmeme rağmen cevap alamayınca telaşlandım. Babama seslendim… Babam orağı bir yana atıp koşarak yanımıza geldi. Mustafa amcayı kucaklayıp gölgeye çekti. Bir yandan da bana emirler yağdırıyordu:

-Çabuk su kabağını getir, çabuk!

Su kabağından kafasına su dökmeye elini yüzünü yıkamaya başlamıştı babam… Ondaki su yetmeyince “koş bizim suyu da getir” dedi…

Onu da göğsüne ellerine falan dökmeye başladı. Mustafa Emmiye yavaş yavaş can gelmeye başlamıştı… Gözlerini biraz aralayınca babam ağzına doğru su götürdü…

O anda Mustafa Amca’nın dudakları aralandı… Fısıltı hâlinde çıktı ses:

-Orucum.

Yeniden kapandı gözleri… Mümkün değil su içmiyordu… Babamla birlikte zar zor eşeğe bindirdik. Bir tarafında ben bir tarafında babam, neredeyse cansız hâldeki Mustafa Emmiyi eve kadar getirdik. O hâlâ oruçtu…

Oruca dayanamıyorum diyerek oruç tutmayan hey gidi yeni nesil… İbadete ve ibadet etmenin huzuruna inanmaktı asıl zor olan galiba… Ya da nefsin elinde oyuncak olmak…

İşte böyle bir garibandı Çoban Mustafa…

Şimdiki yaşadıklarımızla o zamanı kıyasladığımda, ne kadar bolluk içinde olduğumuzu açıklamaya kelimeler bulamıyorum… O günlerden bugünlere geldi bu millet…

O inançla, o azimle o kararlılıkla… İnşallah daha nice mutlu yarınlara…

          M. Ali Cengiz-Malatya