“Oğlum sana ne oldu böyle?”

“Oğlum sana ne oldu böyle?”



Akrabalarım dahi “bu çocuk zeki değildi, ne oldu da böyle zehir gibi oldu, diyorlardı!..”
 

 

Canım dedem, Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye kitabı için hiç tereddüt etmeden çıkartıp parasını verdi. Hemen camiye gidip kitabı aldım. İsmet Abi kitabı verirken dedi ki:

“Bu kitabı hikâye, roman gibi okumayacaksın. Bir kenara bırakmayacaksın. Her gün mutlaka birkaç satır da olsa altını çize çize okuyacaksın.”

“Peki Abi” deyip kitabı aldım. Daha harmana giderken önsözünü okudum. Halamın oğlu, kitabı aldığıma benden çok seviniyordu; “Çok nasiplisin” diyordu.

İsmet Abinin o sözünden sonra aldığım her ilmihalin okuduğum her satırının altı çiziktir.

Asıl ondan sonra hayatımdaki değişikliğe hem ben hem çevrem şaşırmıştı.

Çünkü 1975-1976 eğitim öğretim yılında Savaştepe Öğretmen Lisesinde 5 sınıfta yani Lise 2’deydim. Ama artık İlmihâl’i de okuyordum. Kısa zamanda kendimde büyük değişiklikler hissetmeye başladım. Çünkü artık hangi ders kitabını okusam tamamını anlıyordum. Matematik dersinden borçlu olarak zor geçen ben, şimdi her yazılıdan 7 ve üzeri not alıyordum… Bu duruma hocalarım dahi şaşırmışlardı. Hele matematik hocam vardı, Turgut Temiz isminde. Sağ ise hayırlı uzun ömürler, öldüyse rahmetler diliyorum: “Üzeyir, ben seni 4 yıldır tanıyorum. Oğlum sana ne oldu da açıldın?” diyordu.

“Felsefe, mantık çok zor” deniliyordu ama ben bu derslerden de artık 9-10 alıyordum. Benim kendi akrabalarım dahi “bu çocuk zeki değildi, ne oldu da böyle zehir gibi oldu?” diyorlardı. Öğretmenlerim, akrabalarım ve arkadaşlarım hepsi şaşırmışlardı. Sınıflarını borçlu olarak zar zor geçen ben artık, teşekkürle, takdirle geçiyordum.

Kendimdeki değişikliğin ben de farkındaydım. Sanki vücudumdaki hücreler yenilenmişti. Evet zekâ seviyem yükselmişti. Anlayışım artmıştı. Beynim sanki daha farklıydı. Bakış açılarım değişti. Çünkü ben boş zamanlarımda Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye okuyordum… Hâlâ da okuyorum, okumaya devam ediyorum…

İki oğlum var. Onlar da çok şükür hem namazlarını bırakmadılar hem de, İlmihal’in her satırının altını çizerek sürekli okudular ve okumaktalar.

Elhamdülillah büyük oğlum matematik öğretmeni, küçük oğlum Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği son sınıf öğrencisi. Bizleri bu nimetlerle tanıştıran İsmet Çetinkaya Abime ve Musa Abime saygı ve selamlarımı iletiyorum.
         Üzeyir Özkan-Balıkesir