Oğlumuz Azeri, kızımız Rus’tu…

Oğlumuz Azeri, kızımız Rus’tu…



“Buradan kitap ve takvim gönderen yardım eden kardeşlerime ve ağabeylerime ithaf ediyorum…”

 

 

Rusya’da beni en çok etkileyenlerden bir tanesi de, Rusya’da girdiğiniz bir mekânda büyükçe bir “Türkiye Gazetesi” yazısını görünce çok etkileniyor insan. Yaşamak gerek bu duyguyu.

Size son olarak Saint Petersburg’daki son günümü anlatacağım…

Daha önceden tanıdığım Azeri gardaşım arayıp nikâhının olduğunu söyledi. Gittik sohbet ettik. Elbette ki Türkiye gazetesindeki iç sayfalarda olan Ehl-i sünnet âlimlerinden nakledilen bilgilerden…

Oğlumuz Azeri, kızımız Rus’tu. Adı da Anastasya. İslamiyet’i anlattık. Dinimizi kabul etmeye zaten niyetli idi. Çok şükür Kelime-i şehadet getirip Müslüman oldu. İsmini Emine olarak değiştirdi. Nikâh kâğıdına da Emine olarak yazdık. O an yaşadığı heyecanı kelimelerle anlatamam…

Bu anları orada yaşamak kıymet biçilemeyecek huzur anlarına sahip olmak demek.

Daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim. Bendenizin hediye ettiği kitaplara istinaden “Abi bilhassa senin şehadetinle Müslüman olmak istiyorum” diyerek şehadet getirip Müslümanlığı kabul eden yaklaşık 300 civarındaki bu kardeşlerinin şehadetlerini buradan kitap ve takvim gönderen yardım eden kardeşlerime ve ağabeylerime ithaf ediyorum.

Balıkesir merkezde imam olarak görev yaptığımı, cami cemaatim bilir. Nikâh için çağırıldığım zaman beş dakika prosedürü uygulamak değil dinimize ve sünnet-i seniyyeye uygun şekilde mutlaka önce iman itikat bilgileri başta olmak üzere 15-20 dakika sohbet ve nasihat yapmaya gayret ederim.

Rusya’da ise insanlar dinî yönden çok az bilgi sahibi olduğu için bu süre bir saati, iki saati bulur. Bu anlattığım nikâh olayında ise tam üç saat sürdü sohbetimiz.

Emine Rus asıllı olduğu için ona dinimizi bir cümle daha fazla anlatmaya gayret ettim. Kesinlikle sıkılma olmadı ve olmuyor…

Yukarıda da ifade ettiğim gibi nikâh olayını dinî yönden çok dikkat ederek ve kıymet vererek anlatmaya gayret ederim. Sadece “aldım-vardım”, “kabul ettim” diyerek değil, mehr-i müeccel, mehr-i muaccel ve şahitleri yazdıktan sonra ayrıca nikâh kâğıdına mutlaka evliliğin karşılıklı sevgi, saygı, güven vb. olduğunu yazar her zaman gelin hanıma bu kâğıdı teslim ederim. Nikâh sohbetini de “Bizim Sayfa”nın sohbetleriyle renklendiririm. Pünhan ve Emine’ye ve tüm Müslümanlara iki cihan saadeti dilerim…

          Hafız Hüseyin Çelen-Emekli İmam Hatip/Balıkesir