Oğluna bir şey mi oldu?

Oğluna bir şey mi oldu?



Gelen öğretmenimize “Hocam Süleyman Bey nerede, niye gelmiyor derse?” diye sorduk…
 

Eğitim Enstitüsü, resim öğretmenimiz Süleyman Bey, yaşadıklarını anlatmaya başladı:

Arkadaşlar ben yengenizle kırk yaşında iken evlendim. Allah iki evlat verdi. Şükürler olsun. Küçük oğlana annesi işportadan bir araba almış. Dingilleri telden, geri kalanı plastik bir oyuncaktı. Ablasıyla bizim oğlan oyuncağı sökmüşler. Tekerin birini de çıkartmışlar. Oyun oynarken oğlum bu dingilin açık uçlu tarafına düşmüş. Metal kısım gözüne batmış. Ablası bunu görmüş ama bize söylememiş. Gözde ne bir kanama ne de bir akma olayı da olmayınca biz de fark edemedik tabii ki. Temmuz ayında, siz tatildeyken bir gün hanım öğretmenler odasına telefon etti: “Koş oğlan istifra ediyor!” dedi.

Tabii hemen arabası olan bir arkadaş ile eve geldik. Çocuğu aldık, devlet hastanesine götürdük. Oradan da Dokuz Eylül Tıp Fakültesine sevk ettiler.

Vücudundaki iltihaplanmanın sebebini on günde ancak teşhis edebildiler. Sonunda tetanos mikrobu olduğu anlaşıldı. Bu arada o göz, arka bölümünden iltihaplanmış olduğu için çocuğun gözünü almak zorunda kaldılar.

Çok üzüldük ama hiç olmazsa canının kurtulduğuna şükrettik. Çocuk ise mahvoldu. Şimdi gözlük takıyor. Camlardan birini tamamen kapadılar. İnsan içine çıkmak istemiyor.

-Hocam büyük geçmiş olsun.

-Aman arkadaşlar, sizler de yarın her biriniz ana baba olacaksınız, öğretmen olacaksınız. Bu konuda öğrencilerinizi uyarın. Çocuklarınıza zarar verebilecek oyuncak almayın. Alınan oyuncakları da ayaklar altında bırakmayın. Çocuk oyun oynarken bile olsa onu uzaktan kontrol etmekten geri durmayın. Sonra bizim gibi acı çekmeyin. Bu çok zor bir olaymış.

Hepimiz üzülmüştük. Zil çaldığı hâlde teneffüse çıkacak takati kendimizde bulamadık…

Aradan iki ay geçmişti.

Süleyman Bey yine derslere gelmez olmuştu. Üstelik dönem sonuna yaklaşmıştık. Derse başka bir öğretmen gelmeye başlayınca merakımız had safhaya çıktı. Yoksa çocuğa bir şey mi olmuştu?

Gelen öğretmenimize “Hocam Süleyman Bey nerede, niye gelmiyor derse?” diye sorduk.

“Galiba oğlu hastaymış, diğer çocuğu da akrabalarına bırakmışlar, İzmir’delermiş” dedi.

Durum ciddi olmalıydı. Nihayet biz yarıyıl tatiline çıkmadan acı haber geldi okula. Tetanos ilerlemiş ve zavallı yavrucak kurtarılamamıştı…

Aradan yıllar geçti. Bizler öğretmen olduk. Süleyman Beyin o sözleri hiç aklımdan çıkmıyor. Allah hiçbir ana babaya böyle bir acı yaşatmasın.

        Ramazan Günhan-Bursa