Tevazu ve onunla ilgili bazı terimler

Tevazu ve onunla ilgili bazı terimler



“Tevâzu, dünya rütbelerinde kendinden aşağı olanlara büyüklük göstermemektir. Çünkü eline geçenler, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânıdır. Kendi elinde bir şey yoktur.” 

 

“Tevâzu (veya Tevâdu’)”: “Alçak gönüllülük; kendisini başkaları ile bir görmek, başkalarından daha üstün ve daha aşağı görmemek” şeklinde tarif edilmektedir. “Zillet”, “tezellül”, “temelluk”, “tabasbus”, “ahd” ve “vefâ” gibi bazı terimler de bu konuyla yakından alâkalıdır. “Zillet” ve “tezellül” üzerinde bu makâlemizde, diğerleri üzerinde de inşallah başka bir zamanda duralım.

Peygamber Efendimizin, “Tevâzu” konusunda birçok hadîs-i şerîfi vardır. Burada iki tanesini nakletmek istiyoruz:

“Allah için tevâzu edeni, Allahü teâlâ yükseltir.” (Taberânî)

“Nimete kavuşmuş olanlardan, tevâzu gösterenlere ve kendilerini kusurlu bilenlere, helâle-harâma dikkat edenlere, helâlden kazanıp, hayırlı yerlere sarf edenlere, fıkıh bilgileri ile hikmeti (yani tasavvufu) birleştirenlere, fakîrlere merhamet edenlere, işlerini Allah rızâsı için yapanlara, huyu güzel olanlara, kimseye kötülük yapmayanlara, ilmi ile amel edenlere ve mâlının fazlasını dağıtıp lafının fazlasını saklayanlara müjdeler olsun.” (Taberânî)

Konyalı büyük âlimlerden Ebû Saîd Muhammed Hâdimî:

“Tevâzu, insan için çok iyi bir huydur. Hadîs-i şerîfte; (Tevâzu edene müjdeler olsun) buyuruldu. Tevâzu sâhibi, kendisini başkalarından [büyük görmediği gibi] aşağı da görmez; yani zelîl ve miskîn olmaz. Mâlını helâlden kazanıp çok hediye verir. Âlimlerle ve fen adamları ile tanışır. Fakîrlere merhamet eder”  demiştir.

Ahlâk ilmi âlimlerinden Ali bin Emrullah da “Tevâzu, dünya rütbelerinde kendinden aşağı olanlara büyüklük göstermemektir. Çünkü eline geçenler, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânıdır. Kendi elinde bir şey yoktur” demiştir.

“Zillet”: “Aşağılık, horluk, hakîrlik” demektir. Hadîs-i şerîfte: “Zillete düşmeyecek şekilde tevâzu gösteren, meşru kazancını meşru yolda sarf eden, düşkünlere acıyan, fakîr ve hakîmler (hikmet ehli) ile oturup kalkan kimseye müjdeler olsun” buyurulmuştur.

Tevâzuun aşırı derecesi olan “Tezellül”: “Bayağılık, kendini aşağı tutmak” demektir. “Tezellül kötü huylardan biridir. Bir âlim, yanına câhil bir kimse geldiği zaman, ayağa kalkıp otursa, ona yer gösterse ve işini, hâlini ve niçin geldiğini sorsa, suâllerine güler yüzle cevap verse, dâvetini kabul etse ve sıkıntısını giderecek şey yapsa, tevâzu göstermiş olur. [Ama ona karşı bazı hareketleri tezellül kabul edilmiştir.] Bir günlük yiyeceği, içeceği olan kimsenin dilenmesi, tezellül olup harâmdır… Fazla hediye almak için az bir şeyi hediye vermek de tezellül olur.” (Muhammed Hâdimî)

“Temelluk”, “tabasbus” ve “vefâ” gibi bazı terimlerden de öbür haftaki makâlelerimizde bahsedelim inşallah.