Tövbe edilen her günah affedilir!..

Tövbe edilen her günah affedilir!..



Hangi günah olursa olsun; kâfirlik dahil, tövbe edilince Allah onu affeder… Hiçbir Müslümanı tövbe ettiği günahtan ayıplamak uygun değildir.

 

 

Eshab-ı kirâmın tamamı Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği, seçtiği kimselerdir. Onlara saygıda kusur etmemek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Eshabımın kusurlarını söylemeyin! Kalpleriniz onlara karşı değişir. Eshabımı iyilikle anın ki, kalpleriniz ülfet etsin!” (Deylemi)

“Eshabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Allahü teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine af ve mağfiret edecektir. Sonra gelenler, bu fitnelere karışan Eshabıma dil uzatarak Cehenneme girecektir.” [Müslim]

Eshabı kiramın hepsi Cennetlik olup, hangi sebeple olursa olsun kötülemek caiz değildir. Hatta hiçbirinin Müslüman olmadan önceki hâlini kötüleyerek anlatmak da caiz değildir. Müslüman olmadan önce işlenen bütün günahları Cenâb-ı Hakk affeder, hatta sevaba da çevirir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:

“Allah, kâfirken tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin seyyiatını hasenata (günahlarını sevaplara) çevirir. Allah çok affedici ve çok merhamet sahibidir.” (Furkan 70)

Müslüman olan bir kimse, iman etmeden önceki yaptığı iyiliklerin karşılığına da kavuşur. Hâkim bin Hazm, iman edince, “Önceki iyiliklerim ne oldu” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz “Önceki iyi işlerin makbul olmak üzere Müslüman oldun” buyurdu.

Bu husus, kâfir iken Müslüman olan herkes için geçerlidir. Hangi günah olursa olsun, şirk yani kâfirlik dahil, tövbe edilince Allah onu affeder… Hiçbir Müslümanı tövbe ettiği günahtan ayıplamak uygun olmadığı gibi, kâfirken tövbe edip iman edenlerin de önceki hâllerinden dolayı onları ayıplamak, bu yüzden onlara leke sürmek, önceki hâllerini bahis konusu etmek caiz değildir.

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz, cahiliye zamanında amcası Hazreti Hamza’yı şehid etmesine rağmen Hazreti Vahşi’yi lanetlememiştir. Uhud’da, Resulullah, birkaç kâfire beddua etmişti. “Vahşi’ye niçin lanet etmiyorsun?” dediklerinde, “Mirac gecesi, Hamza ile Vahşi’yi kol kola, birlikte cennete girerlerken görmüştüm” buyurdu… Mekke’nin fethinden sonra, Hazreti Vahşi, Taiflilerle birlikte Medine’de mescide gelip, iman etti, affa kavuştu ve Eshab-ı kirâmdan oldu…

İmam-ı a’zam hazretleri, “Eshab-ı kirâmın hepsini hayırla anarız” buyurdu. İmam-ı Şafii hazretleri de Eshab-ı kiram arasındaki savaşlar hakkında buyurdu ki:

“Allahü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!”