Övülmesiyle yerilmesi arasında fark görmeyen kimse zâhiddir

“Müslüman kardeşinin hakkını, aranızdaki dostluk ve muhabbete güvenerek zâyi etmeyin!”

İbn-i Celâ hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Şam’da doğdu. 918 (H. 306) senesinde orada vefât etti. Zamânın büyük velîlerinden Zünnûn-i Mısrî ile Ebû Türâb Nahşebî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebü’l-Hasan-ı Nûrî hazretleri ile görüşüp istifâde etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

“Üstâdım Zünnûn-i Mısrî’yi gördüm, onun sözlerinden hikmet yâni insanların din ve dünyâsı için faydalı olan şeyler damlıyordu. Sehl’i gördüm, o hikmetten başka bir şey söylemiyordu. Bişr-i Hafî’yi gördüm, onun da verâsı, haram ve helal olduğu bilinmeyen şüpheli şeylerden sakınması vardı.”

“Siz bunlardan hangisine meylediyorsunuz?” diye sordular;

“Üstâdımız Bişr-i Hafî’ye” diye cevap verdi.

Birisi kendisinden Müslüman kardeşinin hakkından sordu:

“Müslüman kardeşinin hakkını, aranızdaki dostluk ve muhabbete güvenerek zâyi etmeyin. Zîrâ Allahü teâlâ, her mümine haklar verdi. Bu hakları ancak Allahü teâlânın hukûkunu yerine getirmeyenler zâyi ederler” buyurdu.

“Zâhid kime denir?” diye sorduklarında; “Zâhid, kendisinin övülmesiyle yerilmesi arasında fark görmeyen kişidir” buyurdu.

Hüsn-i zan hakkında; “Bir kimse gözümün önünde bir hatâ işledikten sonra kaybolup gitse, onun tövbe ettiğine inanır, hakkında kötü zanda bulunmam” buyurdu.

Bir kimse gelip; “İnsanlarla sohbetin şartı nedir?” diye sordu. “Onlara iyilik etmeden kötülük etme, Onları sevindirmeden üzme!” buyurdu.

“Bir insan mânevî mânâda nasıl fakîr olur?” suâline;

“Ondan geriye hiçbir şey kalmadığı zaman” diye cevap verdi. “Böyle olduğu nasıl ve ne zaman anlaşılır?” denilince de;

“Sol taraftaki günahları yazan melek, yirmi sene boyunca aleyhinde yazacak bir şey bulamadığı zaman anlaşılır” buyurdu.

Rızık hakkında sık sık şöyle derdi:

“Rızkını Allah’tan bilmeyip de onun mahlûkundan beklemek, insanı cenâb-ı Hak’tan uzaklaştırıp, halka muhtaç eder.”

Sonra da; “Kim gönlünü mahlûkâta bağlayıp Hakk’a ulaşmak isterse, O’na kavuşamaz. Kim gönlünü Hakk’a bağlar, O’na ulaşmayı dilerse, arzusuna kavuşur” buyurdu.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.