Adım Adım -1-

Adım Adım -1-




Bir yolculuktu benimkisi, nereye varılacağını bilmeden çıkılan bir yolculuk. Belki aklım değil ama ruhum istiyordu bunu, epey uzundu varacağım yer sabretmek gerekliydi. Dayanabilir miydim bilmiyorum ama yaptım ruhumun istediğini. Çıktım o yola ve bir sürü insanla tanıştım. Hayatın gerçekleriyle, acı tatlı ne varsa yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Çok kırdılar beni ilk başta sevmediler, istemediler, dışladılar, yokmuşum gibi davrandılar ama geçti o yolları da aştım şimdi hâlâ aynı yolda yürüyorum ama bir şey öğrendim ki bu yolun sonu yokmuş, en azından şu anlık.

Ben bu yolda çok defa kayboldum ve bulamayacağımı sandım ama buldurdular. Zor oldu bazı zamanlar hem de çok zor oldu gidip geri dönmeyesim geldi ama beni o yola iten şey daha kuvvetliydi geri dönemiyordum. Batıp çıkmalarıma rağmen devam ettim ama pes etmeden üzerine hayaller ekleyerek ve o hayallere dört elle sarılıp onun uğrunda ne pahasına olursa olsun savaşarak.

Ben bittim dediğim anlarda onlar benim ellerimden tuttu çünkü. Bir profesörün de dediği gibi hedeflerinizin hepsini gerçekleştirin ve bitirin ama kenarda köşede hep bir hayaliniz olsun onlar sizin yol arkadaşınızdır diye. Hayallerim de benimle bu yolda eşlik ettiler.

Size bu yola nasıl çıktığımı anlatayım: Daha 12 yaşımdaydım o zaman belki o yaşa göre fazla büyükçe düşünüyordum ama bu benim elimde değil yaşım gibi davranamıyordum hep kafamda büyük adam fikirleri vardı bu da onlardan biri işte. O zaman bir bataklıktayım kendimce ama çıkmak istediğim hâlde çıkmak istemiyorum öyle bir şey.

Hayatı daha o küçücük yaşımda zindan etmeyi başarmıştım. Oysa ne işin var senin boyundan büyük işlerle oynasana oyunlarını. Ama işte olmayınca olmuyor.

Bir arkadaşım vardı, benden küçüktü onu tesettürlü görünce içimde farklı hisler oluştu ve bu fikri anneme söylediğimde onun kapanına girdiğimi sonradan anlamıştım. Her fırsat bulduğunda beni ikna edici sözlerle bunların çok güzel şeyler olduğunu ve ileride benim için çok güzel olacağını söyleyip durdu. Ben de farkına bile varmadan seve seve razı geldim. Meğerse asıl hayata o zaman başlayacakmışım da haberim yokmuş.

Kübra Yalçınkaya

 

 

 

ŞİİR

 

ENVER ABİ

 

Şimdi olsaydı keşke,

Kalpler atardı başka,

Sohbetinde olanlar,

Hemen gelirdi aşka.

 

Enver Abi nur idi,

Zahirde insan idi,

Taş olan kalplerimiz,

Sayesinde eridi.

 

Önceleri odunduk,

Yontuldukça yontulduk,

Sohbet ve hizmetlerde,

Düzgün bir adam olduk.

 

Hocamızdan nakleder,

Büyüklerden bahseder,

Derdi ile gelenler,

Dertsiz olarak gider.

 

Emeği çoktur bize,

Aşk verir sinemize,

Davasını güdersek,

Şefaat eder bize.

 

Bilmedik kıymetini,

Hasreti yaktı bizi,

Mücahit Abi’mize,

Emanet etti bizi.

 

Hem sevin hem sevilin,

Kıymetinizi bilin,

Budur der nasihatim,

Gıybetiyse terk edin.

 

Sözlerim kâfi gelmez,

Methine gücüm yetmez,

Sen onu içinden sev!

Himmeti hiç tükenmez.

 

Garibî, nokta koysun,

Gözüne yaşlar dolsun,

Kalbimizde aşkı var,

Rabb’imize hamdolsun!

 

(Garibî)

 

***  

 

UNUTULMAZ TARİH

 

BALKAN SAVAŞLARI: Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki dört devlete karşı yaptığı savaşların adıdır. Birinci Balkan Savaşı: 1789 Fransız İhtilali’nin dünyaya yaydığı milliyetçilik akımı neticesinde, imparatorluklar dâhilinde bulunan milletler, bağımsızlık için harekete geçmişler ve bazı devletlerin destek ve yardımları ile ayaklanmışlardı. Osmanlı tarihinde 19. yüzyıl, bu tür ayaklanmalar dönemidir. Balkan yarımadasında çok çeşitli millet yaşadığı için, milliyetçi ayaklanmalar en fazla burada görüldü. İkinci Balkan Savaşı: Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin ağır mağlubiyete uğrayıp Balkanlar’dan çekilmesi sonucunda, Balkanlar’da siyasi bakımdan büyük bir boşluk ve dengesizlik meydana geldi.