Babamın nikâh şahidi oldum

Babamın nikâh şahidi oldum




“Annemin sabrı ve iyi niyeti sayesinde babamın katili olmaktan kurtulmuş oldum.”

 

 

Elimde bıçak babamı bu dördüncü evlilikten vazgeçirecektim. Değirmenin gerisindeki dereyi geçerken annem evin önünde gördü beni. Koşarak değirmenin önüne indi.

-Oğlum nereye gidiyorsun?

-Komşular söyledi ana, babam dördüncüye evleniyormuş. Bu evliliğe elimdeki bu bıçakla engel olacağım.

-Oğlum sen komşuların sözüne bakma. Senin önünde ağabeyin Fevzi var.

Böyle söyleyip beni oyalarken elimden bıçağı aldı, değirmenin üzerine fırlatıp attı. Elimden tuttu yukarı eve doğru giderken hem ağladı hem söyledi.

“Oğlum ben bilmiyor muyum öldürmeyi? Beş çocukla nereye giderim, kime sığınırım? Ağabeylerim bunu duysa beni öldürürler. Hem köy yerinde baban gibi iyi birini nereden bulursun? O senin baban” dedi. Biraz durdu, ağlaması bitince “Oğlum babanı üzme. Yeni annen ile dayısı da gelmiş. Git ‘hoş geldiniz de’ dedi.

Odaya girdik. ‘Hoş geldiniz’ dedim. Babam beni onlara tanıştırdı. “Hamit iyidir, bahçeye ve ağaçlara iyi bakar” dedi, benim gönlümü aldı.

O ara kapı çalındı ve Arif Hoca Amca geldi. Babam dinî nikâh için çağırmış. Hoca beni göstererek:

“Hamit kaç yaşında dedi?

“Babam da 11 yaşında” dedi.

Hoca gelinin dayısı ile beni nikâh şahidi yaptı ve babamın nikâhını kıydı. Babamı öldürmeye gelirken nikâhına şahitlik yapmıştım.

Dualar okundu. Annem ben ve ikinci annem hep birlikte “âmin” dedik. Böylece babam dördüncü evliliğini de tamamladı. Hoca Amca’ya bir kâğıt para verdi. Bana da bozuk para verdi. Hoca benim elimden tuttu: “Hadi gidiyoruz” dedi. Dereyi karşıya geçince “paranı say” dedi. Saydım 155 kuruştu. O zaman bu para ile bir yük odun alınıyordu. Bir günlük yevmiye fiyatıydı.

Hoca ile köye geldik. O gece yeni dayıyı da biz evimizde misafir ettik. Sonraki gün kahvaltıdan sonra köyüne döndü.

Annemin sabrı ve iyi niyeti beni baba katili olmaktan kurtardı. Babamın katili olacakken babamın nikâh şahidi oldum. Bu evlilikten iki oğlan iki kız dört kardeşim oldu. Babam değirmenin yanındaki evde kalıyordu. Biz de Ebem (babaannem) annem ve 3 kardeşimizle köyde duruyorduk. Ağabeyim ticaret yapıyordu. Ben çiftçilikle uğraşıyordum. Zengin değildik ama şükür aç da kalmıyorduk. Bir yük odunu getirip satmak için 4 saat gidiş 4 saat geliş 18 km yolu yürüyor ve odunu 2 liraya satıyorduk. Bakın hayat nasıldı? DEVAMI YARIN