<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Sep 2026 00:10:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İbadetleri neşeli yapmalıdır</title>
		<link>https://islamdini.de/ibadetleri-neseli-yapmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/ibadetleri-neseli-yapmalidir/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;İbadetleri takat getireceğiniz kadar yapınız. Neşe ile yapılan ibadetin kıymeti çok olur.&#8221; Sual: İbadetleri zevkle yapabilmek için kişinin dinlenmiş, neşeli mi olması gerekir? Cevap: Niyet ederek İslamiyete uymaya ibadet etmek denir. Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına Ahkâmı islâmiyye ve Ahkâm-ı ilâhiyye denir. Emredilenlere farz, yasak edilenlere haram denir. Hadis-i şerifte;…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ibadetleri-neseli-yapmalidir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>&#8220;İbadetleri takat getireceğiniz kadar yapınız. Neşe ile yapılan ibadetin kıymeti çok olur.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Sual: İbadetleri zevkle yapabilmek için kişinin dinlenmiş, neşeli mi olması gerekir?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Niyet ederek İslamiyete uymaya <strong>ibadet etmek</strong> denir. Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına Ahkâmı islâmiyye ve Ahkâm-ı ilâhiyye denir. Emredilenlere <strong>farz</strong>, yasak edilenlere <strong>haram</strong> denir. Hadis-i şerifte;</p>
<p><strong>(İbadetleri takat getireceğiniz kadar yapınız. Neşe ile yapılan ibadetin kıymeti çok olur)</strong> buyuruldu.</p>
<p>Beden istirahat edince, ibadetler zevk ile yapılır. Beden ve zihin yorgun iken yapılan işten usanç hasıl olur. Yorgunluğu gidermek için, ara sıra mubah olan şeylerle, bedene neşe getirmelidir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki:</p>
<p>“Çok ibadet yapınca, beden yorulur. Hareket etmek istemez. Bu zaman uyumakla veya salihlerin hayat hikâyelerini okumakla yahut mubah olan eğlencelerle bedeni neşelendirmeli. Böyle yapmak, usanarak ibadet yapmaktan efdaldir.”</p>
<p>İbadet yapmaktan maksat, hem mücahede yani nefisle cihad ederek, nefsi terbiye etmek, hem de, kalbe ferahlık getirmek, kalbi Allaha bağlamak içindir. Âyet-i kerimede meâlen;</p>
<p><strong>(Namaz, insanı kötü ve çirkin işler yapmaktan korur)</strong> buyuruldu. Severek, neşe ile kılınan namaz böyle olur. Bu neşeyi hasıl etmek için, nefsin mubahlardaki arzularını, ihtiyaç olduğu kadar, yerine getirmek lazım olur. Böyle yapmak, İslamiyete uymak olur. İbadetlere sebep olan mubahlar da ibadet olur.</p>
<p><strong>(Âlimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır)</strong> hadis-i şerifi, bu sözümüzün şahididir. Uyuklayarak, teravih namazı kılmak mekruhtur. Uykulu hâl gidince, neşe ile kılmalıdır. Uyuklayarak kılınan namazda gevşeklik ve gaflet olur.</p>
<p>Burada yazılan, nakledilen bilgileri yanlış anlamamalıdır. Yorgunluk ve usanç hasıl olduğu zaman ibadet tehir edilir, terk edilmez. Farzları özürsüz terk etmek büyük günahtır. Kaza etmek farz olur. Vacipleri de kaza etmek vacip olur. Sünnetleri terk eden, bunların sevabından mahrum kalır. Sünnetleri özürsüz terk etmeyi âdet ederse, bu sünnetlere mahsus olan şefaattan mahrum kalır.</p>
<p>Yorgun, hâlsiz, neşesiz olmak, farzları vaktinden sonraya bırakmak için özür olmaz. Vaktinden sonraya bırakmak günahından ve azabından insan kurtulamaz. Farzlara ve haramlara ehemmiyet vermemenin küfür olduğu akait kitaplarında yazılmış, bildirilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Osman Ünlü&#8217;nün önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıybeti dinlemek de caiz değil!</title>
		<link>https://islamdini.de/giybeti-dinlemek-de-caiz-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/giybeti-dinlemek-de-caiz-degil/</guid>

					<description><![CDATA[Ömer bin Abdülazîz hazretleri, çok servet sâhibi olup, çok da cömertti&#8230; Servetini severek verirdi fakîrlere. Halîfe Melik bin Abdülmelik zamânında, Mekke ve Medîne&#8217;ye vâli tâyin edilmişti. Emri alır almaz gitti oraya. Âlimlerden büyük bir grup bunu haber aldılar. Ve Onu karşıladılar. O gün başladı işe. Öyle bir adâlete sarıldı ki,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/giybeti-dinlemek-de-caiz-degil/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, çok servet sâhibi olup, çok da cömertti&#8230;</p>
<p>Servetini severek verirdi fakîrlere.</p>
<p>Halîfe Melik bin Abdülmelik zamânında, Mekke ve Medîne&#8217;ye vâli tâyin edilmişti.</p>
<p>Emri alır almaz gitti oraya.</p>
<p>Âlimlerden büyük bir grup bunu haber aldılar.</p>
<p>Ve Onu karşıladılar.</p>
<p>O gün başladı işe.</p>
<p>Öyle bir adâlete sarıldı ki, herkes huzûr ve saadete kavuştu o devirde.</p>
<p>Hattâ çokları, kendi memleketini terk edip, Hicaz’a yerleşmeye geliyordu.</p>
<p>● ● ●</p>
<p>Bir gün biri geldi yanına.</p>
<p>Ve edeble arz etti ki:</p>
<p>“Ey Halîfe! Falanca, sizin için şöyle şöyle söylüyor.”</p>
<p>Onu dinlemedi.</p>
<p>Hemen susturdu.</p>
<p>Ve ona buyurdu ki:</p>
<p>“Ey kişi! Eğer yalan söylüyorsan, Hücurât sûresinin altıncı âyetine göre mesul olur, cezâ görürsün. Söylediğin doğruysa, Kalem sûresinin onbirinci âyetine göre yine mesul olur, cezâlandırılırsın. Akıllı insan; durup dururken hiç mesuliyet altına girer mi?”</p>
<p>Böyle buyurdu.</p>
<p>Sonra da kalktı.</p>
<p>Ve ona hitâben;</p>
<p><strong>“En iyisi, üçüncü hâli seçip seni affedelim. Hem sonra gıybet dinlemek câiz değildir” </strong>buyurdu.</p>
<p>O kimse mahcup oldu!</p>
<p>Çok da pişmân oldu.</p>
<p>Hemence tövbe edip;</p>
<p><strong>“Bir daha, hiç kimsenin gıybetini yapmayacağım”</strong> dedi.</p>
<p>Üzüntüyle ayrıldı oradan.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dünyayı terk etmeyen, Allah&#8217;a tam kavuşamaz&#8221;</title>
		<link>https://islamdini.de/dunyayi-terk-etmeyen-allaha-tam-kavusamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vehbi Tülek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/dunyayi-terk-etmeyen-allaha-tam-kavusamaz/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Bid&#8217;at ehlinin sohbetlerinde bulunmak, Allahü teâlâdan uzaklaşmaya sebep olur.&#8221; Ebü&#8217;l-Hüseyin Şirazî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Şiraz beldesinden olup, Errecan&#8217;da ikâmet etmiştir. Ebû Bekr Şiblî hazretlerinin sohbetlerinde bulunmuştur. Hakâik (hakîkatler), tasavvufî incelikler ilmi üzerinde çok meşhûr sözleri vardır. 964 (H.353) senesinde Errecan&#8217;da vefât etti. Talebelerine buyurdu ki::&#8220;Bid&#8217;at ehlinin sohbetlerinde bulunmak, Allahü…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dunyayi-terk-etmeyen-allaha-tam-kavusamaz/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>&#8220;Bid&#8217;at ehlinin sohbetlerinde bulunmak, Allahü teâlâdan uzaklaşmaya sebep olur.&#8221;</strong></p>
<p>Ebü&#8217;l-Hüseyin Şirazî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Şiraz beldesinden olup, Errecan&#8217;da ikâmet etmiştir. Ebû Bekr Şiblî hazretlerinin sohbetlerinde bulunmuştur. Hakâik (hakîkatler), tasavvufî incelikler ilmi üzerinde çok meşhûr sözleri vardır. 964 (H.353) senesinde Errecan&#8217;da vefât etti. Talebelerine buyurdu ki::<br />&#8220;Bid&#8217;at ehlinin sohbetlerinde bulunmak, Allahü teâlâdan uzaklaşmaya sebep olur.&#8221;</p>
<p>&#8220;Dostlarına, nereye gittiklerini ve ne iş yaptıklarını suâl etmek edebe aykırıdır.&#8221; </p>
<p>&#8220;Dünyâ sevgisi bir kalbe girdiği zaman, o kalbi Allahü teâlâya ibâdet etmekten alıkoyar.&#8221; </p>
<p>&#8220;Cennet için, nefsin arzu ettiği şeylerden uzaklaşmak gerekir.&#8221; </p>
<p>&#8220;Ağlamanın çeşitleri vardır. Bâzı ağlamalar, önceden olmayan bir şeyin elde edilmesi sebebi ile sevinçtendir. Birisi de, eldeki bir şeyi kaybetme sebebi ile üzüntüdendir. Allahü teâlâ bir âyet-i kerîmede sevinçten ağlamak hakkında meâlen buyuruyor ki: (<strong>Peygambere indirileni </strong>(Kur&#8217;ân&#8217;ı) <strong>dinledikleri zaman, hakkı anladıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup boşandığını görürsün. Onlar şöyle derler: Ey Rabbimiz! Îmân ettik, şimdi bizi şehâdet getirenlerle berâber yaz.&#8221; </strong>(Mâide sûresi: 83)</p>
<p>Allahü teâlâ bir âyet-i kerîmede üzüntü sebebiyle ağlamak hakkında meâlen buyuruyor ki: <strong>&#8220;Bir de o kimselere günah yoktur ki, kendilerini bindirip savaşa gönderesin diye sana geldiklerinde, onlara: &#8216;Sizi bindirecek bir hayvan bulamıyorum&#8217; demiştin. Bu uğurda sarf edecekleri şeyi bulamadıklarından dolayı kederlerinden gözleri yaş döke döke döndüler.&#8221; </strong>(Tevbe sûresi: 92) </p>
<p>&#8220;Allahü teâlâdan başka her şeyi terk etmeyen, O&#8217;na tam kavuşamaz.&#8221; </p>
<p>Ebü&#8217;l-Hüseyin Şirazî hazretlerine, tasavvuf ehli ile zâhirî ilimlerdeki âlim arasındaki fark sorulduğunda, şu cevâbı verdi: Sûfî, Allahü teâlâ tarafından nefsi temiz kılınmış ve seçilmiş bir kimsedir. Fakat zâhirî ilimlerdeki âlim, bunları elde etmeye çalışan, Rabbinin emirlerini bilen ve kendini haramlardan koruyandır. Sûfî kelimesi üç harften müteşekkildir. Her harfin üç mânâsı vardır. &#8220;Sad&#8221; harfi, sadâkat, sabır ve temizliğe delâlettir. &#8220;Vav&#8221; harfi, sevgi ve vefâya; &#8220;Fâ&#8221; harfi de, fakirliğe, bir şeyi kaybetmeye ve yok olmaya delâlettir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Vehbi Tülek&#8217;in önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlme verilen büyük önem</title>
		<link>https://islamdini.de/ilme-verilen-buyuk-onem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ramazan Ayvallı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/ilme-verilen-buyuk-onem/</guid>

					<description><![CDATA[İlmin temîn edeceği yüksek dereceler husûsunda, Kur&#8217;ân-ı kerîmde, müteaddid âyet-i celîleler ve Peygamber Efendimizin birçok hadîs-i şerîfleri vardır. Bilindiği üzere, ilk emri, “Oku” diye başlayan İslâm dîninde ilme büyük ehemmiyet verilmiştir. İlim mevzûunda, ilmin temîn edeceği yüksek dereceler husûsunda, Kur&#8217;ân-ı kerîmde, müteaddid âyet-i celîleler ve Peygamber Efendimizin birçok hadîs-i şerîfleri…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ilme-verilen-buyuk-onem/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>İlmin temîn edeceği yüksek dereceler husûsunda, Kur&#8217;ân-ı kerîmde, müteaddid âyet-i celîleler ve Peygamber Efendimizin birçok hadîs-i şerîfleri vardır.</strong></p>
<p>Bilindiği üzere, ilk emri, <strong>“Oku” </strong>diye başlayan İslâm dîninde ilme büyük ehemmiyet verilmiştir. İlim mevzûunda, ilmin temîn edeceği yüksek dereceler husûsunda, Kur&#8217;ân-ı kerîmde, müteaddid âyet-i celîleler ve Peygamber Efendimizin birçok hadîs-i şerîfleri vardır. Neden?</p>
<p><strong>Çünkü, şüphesiz ki kâmil bir îmân, tâm bir tâat ve ibâdet, Allahü teâlâya ve Resûl-i Ekremine bi-hakkın itâat ve ittibâ, iyiliği emretme ve kötülükten nehyetme, cihâd, i&#8217;lâ-yı kelimetullah için yapılacak çalışmalar, İslâmı en iyi şekilde teblîğ, Allah yoluna da&#8217;vet ve sâir hizmetler, lâyıkı vechile, ancak ilim, irfân ve hikmetle yapılabilir.</strong></p>
<p>Kur&#8217;ân-ı kerîmde en çok geçen kelime, <strong>“Allah”</strong> lafz-ı celâlidir. Bu kelime, değişik şekillerde <strong>2.697</strong> defa geçmektedir. <strong>Kökü “alime” olan “ilim” kelimesinden müştak (türemiş) olan kelimeler de, Kur&#8217;ân-ı kerîmde pekçok defa zikredilmiştir. Mu&#8217;cemlerden, fihristlerden yaptığımız bir araştırmaya göre,</strong> bu kelimelerin sayısı toplam olarak <strong>676 </strong>(altıyüz yetmişaltı)dır ki, <strong>“Allah”</strong> kelimesinden sonra, Kur&#8217;ân-ı kerîmde en sık geçen kelimelerden biri olduğunda şüphe yoktur.</p>
<p><strong>Peygamberimiz, ilmin önemi ve âlimlerin fazîleti üzerinde o kadar durmuştur ki</strong>, iki sınıf dışındaki insanlarda âdetâ hayır olmadığını söylemiştir. <strong>Bu iki hayırlı sınıf ise, âlimler (ilim adamları) ve müteallim(talebe, öğrenci)lerdir</strong>. </p>
<p>Bir hadîs-i şerîfte, <strong>“Ancak 2 kişiye gıpta edilir: Bir adam ki, Allahü teâlâ ona ilim vermiştir, o kişi o ilimle amel eder ve onu başkalarına da öğretir. Diğeri ise, bir adam ki, Allahü teâlâ ona mâl vermiştir ve onu, o malı hayırda harcamağa muvaffak kılmıştır” </strong>buyurulmuştur.</p>
<p>[Yine Peygamberimizin, <strong>4 sınıftan (âlim=öğreten, müteallim=öğrenen, müstemi’=dinleyen ve muhib=seven) biri olmayı, 5. gruptan olmamayı tavsiye etttiği</strong>ni de biliyoruz: <strong>&#8220;Ya âlim veya öğrenici yahud dinleyici olarak veyahud da (bunlara) muhabbet besleyerek hâl ve istikbâlini te&#8217;mîn et. (Bu dört grubun dışında) beşinci olma, yoksa helâk olursun&#8221;</strong> buyurmuştur.</p>
<p><strong>Bilinmeyen konuların, mutlakâ ilim ehli kimselere sorulması, Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de geçen bir emirdir. Bir müctehide tâbi olmanın vâcip olması hükmü, bu âyet-i kerîmeden istinbât olunmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Müslümânlar içinde, terbiye ve aydınlatma işiyle görevli husûsî muallimlerin bulunması gerekir.</strong> İslâm nazarında öğretmen yetiştirilmesi, her türlü ihtiyâçtan önce gelmektedir.</p>
<p><strong>Büyük İslâm âlimi İmâm-ı Gazâlî (rahimehüllah), her şehirde, akâid konusunda ortaya çıkacak tereddütleri gidermek için, bir İslâm âliminin bulunmasının farz-ı kifâye olduğunu belirtmektedir.</strong></p>
<p><strong>İmâm-ı A’zam’ın (radıyallahü anh) “el-Fıkhu’l-Ekber”</strong> ismli, kıymetli, muhtasar akâid kitâbında ve onun değerli bir açıklaması olan <strong>Ebu’l-Müntehâ Şerhi’</strong>nde, tereddüdünü izâle edecek âlime giderken, yolda ölme ihtimâline binâen, <strong>“Ey Allah’ım! Bu konunun doğrusu ne ise, ben o şekilde inandım demesi gerekir”</strong> diye yazılıdır.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ramazan-ayvalli" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Prof. Dr. Ramazan Ayvallı&#8217;nın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah indinde iyi kul kimdir?</title>
		<link>https://islamdini.de/allah-indinde-iyi-kul-kimdir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:14:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/allah-indinde-iyi-kul-kimdir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Ömer bin Abdülazîz hazretleri, Emevî halîfelerindendir. Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi. Bir akşam misâfirleri vardı evinde. Bir ara lâmbanın ışığı azaldı. Misâfirlerden biri kalktı. Ve lâmbaya bakıp; “Yağı bitmiş efendim, izin verirseniz ben koyayım” dedi. Ama o, kabûl etmedi. Ve buyurdu ki: “Ben hâllederim.” Dediler ki: “Hizmetçiyi çağıralım.” Buyurdu ki:…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/allah-indinde-iyi-kul-kimdir-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, Emevî halîfelerindendir.</p>
<p>Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi.</p>
<p>Bir akşam misâfirleri vardı evinde.</p>
<p>Bir ara lâmbanın ışığı azaldı.</p>
<p>Misâfirlerden biri kalktı.</p>
<p>Ve lâmbaya bakıp;</p>
<p>“Yağı bitmiş efendim, izin verirseniz ben koyayım” dedi.</p>
<p>Ama o, kabûl etmedi.</p>
<p>Ve buyurdu ki:</p>
<p><strong>“Ben hâllederim.” </strong> </p>
<p>Dediler ki:</p>
<p>“Hizmetçiyi çağıralım.”</p>
<p>Buyurdu ki:</p>
<p><strong>“Hayır, yeni yattı. Bırakın uyusun.”</strong></p>
<p>Böyle dedi ve kalktı.</p>
<p>Lâmbaya yağ koydu.</p>
<p>Ve ordakilere dönüp;</p>
<p><strong>“Kardeşlerim! Bu işi yapmadan da Ömer&#8217;dim, yaptıktan sonra da Ömer&#8217;im, bir şeyim eksilmedi”</strong> buyurdu.</p>
<p>Ve ilâve etti:</p>
<p><strong>“Allah katında kulların iyisi, tevâzu gösterendir.”</strong></p>
<p>● ● ●</p>
<p>Bir gün de hanımını çağırdı.</p>
<p>Gelince de sordu ki:</p>
<p><strong>“Ey hâtun! Yanında bir dirhem kadar para var mı?”</strong></p>
<p>Hanımı şaşırdı!</p>
<p>Ve arz etti ki:</p>
<p>“Senin gibi bir sultânda yoksa, bende nasıl olsun?”</p>
<p>Halîfe ona bakıp;</p>
<p><strong>“Haklısın”</strong> dedi.</p>
<p>Ve buyurdu ki:</p>
<p><strong>“Doğru söylüyorsun yâ Fâtıma. Ama şunu bil ki, böyle olması, Cehennemde, kızgın bir zinciri boğazımda taşımaktan iyidir.”</strong></p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmâm-ı Busayrî ve Kasîde-i Bürde</title>
		<link>https://islamdini.de/imam-i-busayri-ve-kaside-i-burde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vehbi Tülek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/imam-i-busayri-ve-kaside-i-burde/</guid>

					<description><![CDATA[İmâm-ı Busayrî hazretlerinin Resûlullah&#8217;a olan sevgisini anlatan en kıymetli şiiri Kasîde-i Bürde&#8217;dir. İmâm-ı Busayrî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1212 (H.609) senesinde Mısır&#8217;da Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H.695) senesinde Mısır&#8217;da İskenderiyye şehrinde vefât etti. Ebü&#8217;l-Abbâs-ı Mürsî hazretlerinin talebesidir. Ebü&#8217;l-Abbâs Mürsî de, Ebü&#8217;l-Hasan-ı Şâzilî&#8217;nin talebesidir. İmâm-ı Busayrî, hadîs ilminde, hattâtlıkta ve bilhassa şiirde…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/imam-i-busayri-ve-kaside-i-burde/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>İmâm-ı Busayrî hazretlerinin Resûlullah&#8217;a olan sevgisini anlatan en kıymetli şiiri Kasîde-i Bürde&#8217;dir.</strong></p>
<p><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);">İmâm-ı Busayrî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1212 (H.609) senesinde Mısır&#8217;da Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H.695) senesinde Mısır&#8217;da İskenderiyye şehrinde vefât etti. Ebü&#8217;l-Abbâs-ı Mürsî hazretlerinin talebesidir. Ebü&#8217;l-Abbâs Mürsî de, Ebü&#8217;l-Hasan-ı Şâzilî&#8217;nin talebesidir. İmâm-ı Busayrî, hadîs ilminde, hattâtlıkta ve bilhassa şiirde çok derin âlim idi. Resûlullah&#8217;a olan sevgisini, aşkını anlatan kasîdeleri vardır. En kıymetli kasîdesi ise, </span><strong>Kasîde-i Bürde&#8217;</strong><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);">dir. Kasîde-i Bürde&#8217;den:</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> </span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Selem ağaçlarının bulunduğu yerdeki,</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Peygamber dostlarını yâd mı ağlatan seni?</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> </span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Medîne rüzgârı mı, söyle seni ağlatan?</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Gece çakan şimşek mi yoksa İdem dağından?</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> </span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Gözlerine ne oldu, dur dedikçe akmakta?</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Kendine gel dedikçe, kalbin coşup yanmakta?</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> </span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Hazret-i Muhammed&#8217;in, kerem yağmurlarından,</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Bir damla almak ister, bilcümle peygamberân.</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> </span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Zâhirî ve bâtınî, rûhânî ve cismânî,</span><br /><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(51,51,51);"> Varlıkların hepsinden O&#8217;dur Hakk&#8217;a sevgili.</span></p>
<p>Hudutsuzdur zâtının fazîlet ve kemâli,<br /> Mümkün değil anlatmak, dil ile kemâlini.</p>
<p> Eğer Resûlullah&#8217;ın cümle mûcizeleri,<br /> Büyüklüğünü dile getirebilse idi,</p>
<p> Mübârek isimleri anıldığı zamanda,<br /> Hep çürümüş kemikler dirilirdi bir anda.</p>
<p> Tâkatımız üstünde, bize yük yüklemedi.<br /> Baş ve göz üzeredir, emir ve nehiyleri.</p>
<p>Hakîkî değerini, anlatmaktan âciziz.<br />Bu yönüyle övmekten, yeğdir sükût etmemiz.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, güneş gibidir bilin,<br />Ondan ziyâ bulmakta nücûm-ı resûllerin.</p>
<p> Allah O&#8217;nu ahlâkta, tezyîn edip yarattı.<br /> Güzel huy, güler yüzle, bezemiştir zâtını.</p>
<p> Latîf yaratılmıştır gül ve çiçek misâli,<br /> Parlak ve şereflidir, ayın on dördü gibi.</p>
<p>Himmetli ve gayretli o Nebî zaman kadar,<br />O&#8217;nun cömertliğinde, damladır okyanuslar.</p>
<p> Mübârek bedenini, kucaklayan toprağın,<br /> Kokusu misk-ü anber gibi hoştur, inanın.</p>
<p> Ne mutlu o toprağı, koklayıp öpenlere,<br /> O mübârek kokuyu sîneye çekenlere.</p>
<p> Arab olan olmayan, bilcümle insanların,<br /> Efendisidir hem de, yüzü suyudur cihânın.</p>
<p>Kötülüğü yasaklar, emreder iyiliği,<br />Bir ilâhî emirdir, emir ve nehiyleri.</p>
<p> O Server, Rabbimizin öyle bir kuludur ki,<br /> Her tehlike ânında, umulur şefâati.</p>
<p> O öyle bir Resûl ki, Allah&#8217;a ibâdete,<br /> Çağırır insanları, O&#8217;na uyun elbette.</p>
<p> Hiç kopmayan sağlam bir ipe yapışmış gibi,<br /> Emniyette hisseder, rahat bulur kendini.</p>
<p> İlâhî izin ver de âl ve Eshâbına da,<br /> Onlara tâbi olan, ehl-i takvâlara da.</p>
<p> Rahmet bulutlarının, akması dâim olsun,<br /> Halîm ve kerîm kullar, rahmetine kavuşsun.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Vehbi Tülek&#8217;in önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah’a kul olunca hayat da güzel, vefat da&#8230;</title>
		<link>https://islamdini.de/allaha-kul-olunca-hayat-da-guzel-vefat-da/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Köklü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/allaha-kul-olunca-hayat-da-guzel-vefat-da/</guid>

					<description><![CDATA[Rabbine kul olanın dünyası sonsuz hayata hazırlık yeri, vefatı ise Allahü teâlânın rahmetine kavuşmaya açılan bir kapıdır. İnsan, Rabbine iman edip emirlerine uygun yaşamaya başlayınca hayatın yükü hafifler; ölüm de korkulan bir son olmaktan çıkar.Gönlü Allahü teâlâya bağlı bir kul, sevinçte şükreder, sıkıntıda sabreder. Peygamber Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/allaha-kul-olunca-hayat-da-guzel-vefat-da/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Rabbine kul olanın dünyası sonsuz hayata hazırlık yeri, vefatı ise Allahü teâlânın rahmetine kavuşmaya açılan bir kapıdır. </strong></p>
<p>İnsan, Rabbine iman edip emirlerine uygun yaşamaya başlayınca hayatın yükü hafifler; ölüm de korkulan bir son olmaktan çıkar.<br />Gönlü Allahü teâlâya bağlı bir kul, sevinçte şükreder, sıkıntıda sabreder. Peygamber Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, <strong>“Müminin hâli ne hayret vericidir! Çünkü onun her işi kendisi için hayırdır. Sevindirici bir şeyle karşılaşırsa şükreder, bu onun için hayır olur; bir sıkıntıya uğrarsa sabreder, bu da onun için hayır olur”</strong> [Müslim] buyurdu.<br />Kulluk; Allahü teâlânın emirlerine uymak, yasaklarından sakınmak, helâl kazanmak ve iyilik yapmaktır. İnsan vazifesini yapar, neticeyi Rabbine bırakır. Kazanınca kibirlenmez, kaybedince ümitsizliğe düşmez. Nimetin emanet, sıkıntının geçici olduğunu bilir. Kur’ân-ı kerimde meâlen, <strong>“Kalbler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur”</strong> [Ra&#8217;d sûresi, 28] buyurulmuştur.<br />Bugünün insanı huzuru çoğu zaman parada, makamda ve insanların beğenmesinde arıyor. Fakat gönül Allah’tan uzaksa hiçbir kazanç insanı doyurmaz. Allahü teâlânın emirlerine göre yaşayan kimse, dünyanın geçici olduğunu anlar; sevdiklerinin kıymetini bilir, kırdığı gönülleri tamir etmeye çalışır. Ölümü hatırlamak onu hayattan soğutmaz; aksine her gününü daha temiz, verimli ve faydalı yaşamaya sevk eder.<br />Ölüm, Allahü teâlânın emirlerinden uzak yaşayan kimse için ürkütücü bir sondur. Rabbine yönelen için ise emaneti sahibine teslim etmektir. Mümin bilir ki kendisini yoktan var eden ve rızıklandıran Rabbi, ölümden sonra da onu sahipsiz bırakmaz; rahmetiyle muamele eder.<br />Asıl başarı, çok yaşamak değil, Allahü teâlânın razı olduğu şekilde yaşamaktır. Yılların sayısı değil, ne uğruna harcandığı önemlidir. İnsan, ardında güzel bir ad, hayırlı bir iş ve dua bırakabiliyorsa ömrünü boşa geçirmemiştir.<br />Kur’ân-ı kerimde meâlen, <strong>“Rabbimiz Allah’tır, deyip sonra dosdoğru olanlara melekler ölümleri anında iner: ‘Korkmayın, üzülmeyin; size vadedilen Cennetle sevinin’ derler”</strong> [Fussilet sûresi, 30-32] buyurulmuştur. Böylece ölüm, imanlı bir kul için yokluğa gidiş değil; Allahü teâlânın rahmetine ve ebedî nimetlerine açılan güzel bir kapıdır.<br />Hadis-i şerifte, <strong>“Cenaze hazırlanıp insanlar onu omuzlarına aldıkları zaman, salih bir kimse ise, ‘Beni çabuk götürünüz!’ der. Salih değilse, ‘Eyvah! Beni nereye götürüyorsunuz?’ der”</strong> [Buhârî] buyuruldu.<br />Allahü teâlânın rızasına kavuşmakla şereflenen kimselerin vefat hâli de Kur’ân-ı kerimde büyük bir müjdeyle mealen şöyle bildirilir: <strong>“Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Kullarımın arasına katıl ve Cennetime gir!”</strong> [Fecr sûresi, 27-30]<br />İnsan için bundan daha büyük bir müjde düşünülebilir mi? Ömrünü Allahü teâlânın rızasını arayarak geçiren kimse için ölüm, yokluk değil, Rabbine kavuşmaktır. Rabbine kul olanın dünyası sonsuz hayata hazırlık yeri, vefatı ise Allahü teâlânın rahmetine kavuşmaya açılan bir kapıdır. Çünkü Allah’a kul olunca hayat da güzel, vefat da güzeldir&#8230;</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/salim-koklu/ecdadimizin-mutlu-hayati-645803" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Salim Köklü&#8217;nün önceki yazıları&#8230; </strong></a><strong> </strong></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur’ân-ı kerim, hep aynıdır</title>
		<link>https://islamdini.de/kuran-i-kerim-hep-aynidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:01:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/kuran-i-kerim-hep-aynidir/</guid>

					<description><![CDATA[Bugün, bütün dünyada bulunan Mushafların aralarında bir nokta farkı bile yoktur. Sual: Kur’an-ı kerim, Peygamber Efendimize indiği gibi, hep aynı mı kalmıştır, değişme olmuş mudur? Cevap: Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber Efendimize her sene bir kerre gelip, o ana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerimi, Levh-il-mahfûzdaki sırasına göre okur, Peygamber Efendimiz dinler ve…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kuran-i-kerim-hep-aynidir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Bugün, bütün dünyada bulunan Mushafların aralarında bir nokta farkı bile yoktur.</strong></p>
<p><i><strong>Sual: Kur’an-ı kerim, Peygamber Efendimize indiği gibi, hep aynı mı kalmıştır, değişme olmuş mudur?</strong></i></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber Efendimize her sene bir kerre gelip, o ana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerimi, Levh-il-mahfûzdaki sırasına göre okur, Peygamber Efendimiz dinler ve tekrar ederdi. Resulullah Efendimiz ahıreti teşrif edeceği sene, Cebrâil aleyhisselâm iki kerre gelip, o zamana kadar gelen âyetlerin, surelerin tamamını okudular. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâb-ı kiramdan çoğu, Kur’ân-ı kerimi tamamen ezberlemişti. Eshâb-ı kiramdan bazıları da, Kur’ân-ı kerimin bazı kısımlarını ezberlemiş, birçok kısımlarını yazmışlardı.</p>
<p>Muhammed aleyhisselâm, ahıreti teşrif ettiği sene, halife hazret-i Ebû Bekir, ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip bir heyete, bütün Kur’ân-ı kerimi, kâğıt üzerine yazdırdı. Böylece, <strong>Mushaf</strong> veya <strong>Mıshaf</strong> denilen bir kitap meydana geldi ve Eshâb-ı kiramın huzurunda tamamı okundu. Otuzüçbin Sahâbi de, bir araya gitirilen bu Mushaf&#8217;ın her harfinin, tam yerinde ve eksiksiz olduğuna söz birliği ile karar verdi.</p>
<p>Sureler belli değildi. Üçüncü halife hazret-i Osman, hicretin yirmibeşinci senesinde, sureleri birbirinden ayırdı. Yerlerini sıraladı. Altı tane daha Mushaf yazdırıp; Bahreyn, Şam, Mısır, Kufe, Yemen, Mekke ve Medine&#8217;ye verdi. Bugün, bütün dünyada bulunan Mushaflar, hep bu yedisinden yazılıp, çoğalmıştır. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur.</p>
<p><i><strong>Sual: Abdest aldığında veya abdesti bozulduğundan şüphe eden bir kimse nasıl hareket eder?</strong></i></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Bu konuda Halebî-i kebîrde deniyor ki:</p>
<p>“Bir kimse, abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması lazım olur. Abdest arasında, bazı yerini yıkadığında şüphe ederse, sadece orasını yıkar. Abdest aldıktan sonra şüphe ederse, yıkaması lazım değildir. Abdest aldıktan sonra, üzerinde yaşlık gören, idrar mı, su mu şüphe etse, ilk olarak başına geldi ise, yeniden abdest alır. Birkaç defa, böyle şüphe etti ise, şeytanın vesvesesi olduğu anlaşılır ve abdesti tazelemez. Vesveseyi önlemek için, abdest aldıktan sonra, donuna, peştamalına su serpilmesi Kimyâ-yı se&#8217;âdetde de yazılıdır.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Osman Ünlü&#8217;nün önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyâsı da âhireti de mâmur kız&#8230;</title>
		<link>https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz-2/</guid>

					<description><![CDATA[Ömer bin Abdülazîz hazretleri, Emevî halîfelerindendir. Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), âdeti üzere bir gece şehri dolaşıyordu. Bir evin önünden geçiyordu ki, içerden bir konuşmalar duydu. Anne kız, konuşuyorlardı: Annesi diyordu ki: “Kızım, süte biraz su kat!” “Hayır anne, katmayalım.” “Hiç olmazsa bir ölçek.” “Anneciğim! Bunun…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, Emevî halîfelerindendir.</p>
<p>Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi.</p>
<p>Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), âdeti üzere bir gece şehri dolaşıyordu.</p>
<p>Bir evin önünden geçiyordu ki, içerden bir konuşmalar duydu. Anne kız, konuşuyorlardı:</p>
<p>Annesi diyordu ki:</p>
<p>“Kızım, süte biraz su kat!”</p>
<p><strong>“Hayır anne, katmayalım.”</strong></p>
<p>“Hiç olmazsa bir ölçek.”</p>
<p><strong>“Anneciğim! Bunun azı da haramdır. Hem halîfe; (Sütlere su katmayın) demiyor mu?”</strong></p>
<p>“Kızım, bu gece vakti halîfe bizi nereden görecek?”</p>
<p><strong>“O görmese de Allah görüyor anneciğim.”</strong></p>
<p>Hazret-i Ömer, duydu bütün bu konuşmaları.</p>
<p>Oradan doğruca eve gitti.</p>
<p>Ve oğluna dedi ki:</p>
<p>“Sana bir kız buldum, ne dersin?”</p>
<p>“Siz bilirsiniz babacığım.”</p>
<p>Ertesi sabah, doğruca o eve gidip, çaldı kapıyı&#8230;</p>
<p>Kadın, eşikte Halîfe’yi görünce korktu!</p>
<p>“Buyurun efendim” dedi.</p>
<p>Hazret-i Ömer içeri girdi.</p>
<p>Ve o kadına buyurdu ki:</p>
<p><strong>“Ey hâtun! Dün gece kızınla olan konuşmalarınızı duydum. Kızının konuşmaları çok hoşuma gitti. Allah’ın emriyle kızını oğluma istemeye geldim.”</strong></p>
<p>Kadın, sevinçle;</p>
<p><strong>“Hayhay”</strong> dedi.</p>
<p>Ve o kız, Halîfe’nin gelini oldu.</p>
<p>İhlâsı sebebiyle, dünyâsı da mâmur oldu, âhireti de.</p>
<p>İşte <strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, bu mübârek hanımın torunudur.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyâsı da âhireti de mâmur kız&#8230;</title>
		<link>https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz/</guid>

					<description><![CDATA[Ömer bin Abdülazîz hazretleri, Emevî halîfelerindendir. Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), âdeti üzere bir gece şehri dolaşıyordu. Bir evin önünden geçiyordu ki, içerden bir konuşmalar duydu. Anne kız, konuşuyorlardı: Annesi diyordu ki: “Kızım, süte biraz su kat!” “Hayır anne, katmayalım.” “Hiç olmazsa bir ölçek.” “Anneciğim! Bunun…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dunyasi-da-ahireti-de-mamur-kiz/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, Emevî halîfelerindendir.</p>
<p>Hazret-i Ömer&#8217;in oğlunun torunudur kendisi.</p>
<p>Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), âdeti üzere bir gece şehri dolaşıyordu.</p>
<p>Bir evin önünden geçiyordu ki, içerden bir konuşmalar duydu. Anne kız, konuşuyorlardı:</p>
<p>Annesi diyordu ki:</p>
<p>“Kızım, süte biraz su kat!”</p>
<p><strong>“Hayır anne, katmayalım.”</strong></p>
<p>“Hiç olmazsa bir ölçek.”</p>
<p><strong>“Anneciğim! Bunun azı da haramdır. Hem halîfe; (Sütlere su katmayın) demiyor mu?”</strong></p>
<p>“Kızım, bu gece vakti halîfe bizi nereden görecek?”</p>
<p><strong>“O görmese de Allah görüyor anneciğim.”</strong></p>
<p>Hazret-i Ömer, duydu bütün bu konuşmaları.</p>
<p>Oradan doğruca eve gitti.</p>
<p>Ve oğluna dedi ki:</p>
<p>“Sana bir kız buldum, ne dersin?”</p>
<p>“Siz bilirsiniz babacığım.”</p>
<p>Ertesi sabah, doğruca o eve gidip, çaldı kapıyı&#8230;</p>
<p>Kadın, eşikte Halîfe’yi görünce korktu!</p>
<p>“Buyurun efendim” dedi.</p>
<p>Hazret-i Ömer içeri girdi.</p>
<p>Ve o kadına buyurdu ki:</p>
<p><strong>“Ey hâtun! Dün gece kızınla olan konuşmalarınızı duydum. Kızının konuşmaları çok hoşuma gitti. Allah’ın emriyle kızını oğluma istemeye geldim.”</strong></p>
<p>Kadın, sevinçle;</p>
<p><strong>“Hayhay”</strong> dedi.</p>
<p>Ve o kız, Halîfe’nin gelini oldu.</p>
<p>İhlâsı sebebiyle, dünyâsı da mâmur oldu, âhireti de.</p>
<p>İşte <strong>Ömer bin Abdülazîz</strong> hazretleri, bu mübârek hanımın torunudur.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
