İnsanların düşünceleri ne ise, işleri de o doğrultuda oluyordu

İnsanların düşünceleri ne ise, işleri de o doğrultuda oluyordu




Bütün yaptıkları bu tuhaflıklar, oyunlar ve saçma hareketler, sadece intikam almak içindi…

 

Züleyha, içinden Nene’yle hesaplaşıyordu:

“Nene çok iyi biliyor; elimdeki yarım kalan işin işe yaramayacağını, ağzımdaki yutkunduğum küfürlerin ne demek olduğunu da… Yaparsam tam yaparım. O yüzden sus pus… Ama zevk değil mi? Yine de yapacağımı yaparım. Pek akıllı olsaydı kanlı, affedersiniz kırmızı boyalı yüzle dolaştırırdım Erzurum sokaklarında Nene’yi. Sonra kalbimin sesini dinler, bakardım ben de yine bir rahatlama yok, ‘nerede bu Nene be?’ der, onların kestiği kurbanlıklar gibi, melete melete keserdim, o pek övündüğü dadaşlarının gözleri önünde!”

Nefret neticesi edinilenler; küfürdü, intikamdı… Öyle bir virüstü ki; iç âlemde büyümesine izin verildiği müddetçe, bütün bedene yayılıyor ve önce işe yaramaz oluyor, sırayla tembellik, miskinlik başlıyor, sonrasıysa felâketle neticeleniyordu. Tek düşünce, tek meram, tek maksat vardı bu noktada ve tam oraya çakılmış mıh misali hem yalnız, hem bağlı, hem de faydasız…

Hani evlerde temizlik olur ya; günlük, haftalık, aylık, mevsimlik işte öyle temizlik yapmak lazımdı. Meselâ; bahar temizliği esnasında köşe bucağın çok iyi temizlenmeli, bilhassa küf oluşumuna mâni olunmalıydı, engelleri kaldırmak da lazımdı ona göre…

İnsanların düşünceleri neyse işleri de o doğrultuda oluyordu. Garip fikirler, tuhaf faaliyetler yaptırıyor, doğru fikirler ise müspet davranışlar içine sokuyorlardı. Hani derlerdi ya “Dervişin fikri neyse, zikri de odur” diye, işte onun gibi.

Şeytani, dünyevi fikir ve düşünceler, lüzumsuz olduğu kadar da insanî görünerek, asırlarla kapanmayacak sosyal kanamalar, içtimai yaralar açarlardı toplum bünyesinde. Yılanın mümkün olduğunca büyümeden başını ezmek, bu tuzaklara düşmemek lazımken, düşenler de çoktu maalesef! Hususi hayatlarında görüşmediği birisine suç isnat edip tuhaf, garip yollarla incitmek, canını acıtmaya çalışmak veya hayatına kastetmeyi düşünmek, olacak şey değildi. En, şerefli, en yüksek bir mahluk için yakışmayan davranış olsa da tarihin her devrinde buna benzer vakalar görmek mümkündü.

Kötülük planları yapan bazı insanlar, tek başlarına intikam alamayacakları için, düşman bellediklerinin çevresindekileriyle dost olmaya çalışıyorlardı. En tehlikeli olan, intikam almaya çalışanlardan ziyade, onların bu nefsani, sinsi, şeytani oyunlarına bilerek veya bilmeyerek destek veren gizli kuvvetlerdi hiç şüphesiz. “Yahu, bir bırakın artık bunları! Söylediklerinize, yazdıklarınıza yakışmıyor, zulüm oluyor zulüm! Büyüyün, yücelin, insan olun! Hakiki manada biraz, sıdkım sıyrıldı” demek isteyenleri duyacak kulak da bulunmazdı. Lakin kendi yaptıkları yanlışları, aşağılamaları, bunca yakışıksız hareketleri görecek gözleri de akıl ve izanları da yoktu. Bütün yaptıkları bu tuhaflıklar, oyunlar ve saçma hareketler, sadece intikam almak içindi. Onlara göre yanlış olan hareket, kendi yaptıklarının yanında hiç kalırdı. DEVAMI YARIN