Yemeyi, içmeyi terk etmek

Yemeyi, içmeyi terk etmek Namazı ayakta kılacak ve oruç tutacak kadar gıda almak farzdır.   Sual: Yemeyi, içmeyi terk ederek açlıktan ve susuzluktan ölen bir kimse, bu yaptığından sorumlu olur mu? Cevap: Yemeyip, içmeyip, açlıktan, susuzluktan ölen, günaha girer. Hâlbuki, ilaç almayıp ölen, günaha girmez. Namazı ayakta kılacak ve oruç tutacak…

Devamını oku

Gözünü bir avuç toprak doyurur ancak!..

Gözünü bir avuç toprak doyurur ancak!.. “Açgözlü insan, tamah zincirine bağlanmış ölüye benzer. Kalpteki tamah, kalbi mühürler, mühürlü kalp de ölüdür…”   Tamah, mal toplama, biriktirme hırsıdır. Cimrilik ise, harcanması gereken yerde para harcamaktan kaçınmaktır. Cimriliğin içinde tamah da vardır… Her hastalığın çaresi vardır. Önce hastalığı teşhis etmek gerekir! Hastalık belli olunca…

Devamını oku

“Hazret ‘yâr hanesi’ demekle hocasının dergâhını kastediyor”

“Hazret ‘yâr hanesi’ demekle hocasının dergâhını kastediyor”   “Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi,/Altım çamur, üstüm yağmur, yine gönlüm hoş idi…”   Yusuf Efendi anlatıyor, Hanımı da can kulağıyla dinliyor: -Kalbini o güzele kaptırmış olan utangaç delikanlı, bir zaman sonra kızın erkek kardeşinin düğününün olduğunu duyuyor. Ne edip edip o kara sevdalısının…

Devamını oku

“Siz yalancı ve kâfir olmuşsunuz!..”

“Siz yalancı ve kâfir olmuşsunuz!..” Abdullah-i Tercüman​: “Hıristiyanlar din ve mezheblerinde yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardır.”    Mehmed Zihni Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. 1262 (m. 1846)’da İstanbul’da doğdu. Tahsilini ikmal ederek Ulûm-i âliye şehâdetnâmesi aldı. Galatasaray Lisesi Ulûm-i Dîniyye Muallimliği, Mekteb-i Mülkiyye (Siyasal Bigiler Fakültesi) Muallimliği, Maarif Nezâreti Teftîş Encümeni Reisliği görevlerinde…

Devamını oku

“Vur şunun boynunu!..”

“Vur şunun boynunu!..” Ukbe bin Ebî Muayt kâfiri, Resûlullaha çok eziyet etmişti. Bedir’de Kureyş’in yenildiğini anlayınca, kaçmak istedi. Atına atlayıp sürdü ileri. Ama hayvan bir milim gitmedi. Aksine, onu kaldırdı. Ve şiddetle yere çarptı. Efendimiz, bu hâli gördü. Âsım bin Sâbit’e buyurdu ki: “Vur şu kâfirin boynunu!” Ukbe kâfiri bunu duyup…

Devamını oku

O delikanlıyı hiç unutamadım…

O delikanlıyı hiç unutamadım… “Aradan yıllar geçtiği hâlde, o iyilik numunesi delikanlıyı hiç unutamıyorum…”   Ankara’da taksici olmadan önce, bir gencin bana yaptığı iyiliği anlatmaya bugün de devam ediyorum… Babamın artık köye dönüp dönemeyeceğini öğrenmek üzere, iki hafta önce muayene eden doktora gittim. Durumu anlatıp “babamın kontrolünü yapmak üzere gelebilir…

Devamını oku