<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bizim Sayfa &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/bizim-sayfa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 23:14:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Âdetlerde değişiklik, bidat değildir</title>
		<link>https://islamdini.de/adetlerde-degisiklik-bidat-degildir-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:14:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/adetlerde-degisiklik-bidat-degildir-3/</guid>

					<description><![CDATA[İslamiyet’in dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bidat olmaz. Sual: Helal ve mübah olan âdetlerde değişiklik yapmak da, dinimizin kötülediği ve yasak ettiği bidatlerin içine girer mi? Cevap: Âdetlerde değişiklik yapmak, bidat değildir. Vera sahiplerinin yapmaması iyi olur. Hadis-i şerifte; (Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidînin sünnetlerine sarılınız!) buyuruldu. Sünnet…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/adetlerde-degisiklik-bidat-degildir-3/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>İslamiyet’in dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bidat olmaz.</strong></p>
<p><strong>Sual: Helal ve mübah olan âdetlerde değişiklik yapmak da, dinimizin kötülediği ve yasak ettiği bidatlerin içine girer mi?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Âdetlerde değişiklik yapmak, bidat değildir. Vera sahiplerinin yapmaması iyi olur. Hadis-i şerifte;</p>
<p><strong>(Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidînin sünnetlerine sarılınız!)</strong> buyuruldu.</p>
<p>Sünnet sözü, yalnız olarak söylenildiği zaman, İslamiyet’in bildirdiği her şey demektir. Bu dinin sahibi olan Resül aleyhisselam, âdetlerde bir şey bildirmedi. Çünkü Resûlullah efendimiz, insanlara dinlerini bildirmek için geldi. Dünyada muhtaç oldukları şeylerin yapılmasını öğretmek için gelmedi. Hadis-i şerifte;</p>
<p><strong>(Dünya işlerinizi yapmasını siz daha iyi bilirsiniz!)</strong> buyuruldu. Dünyanıza faydalı olan şeyleri bulup yapmanız için benim bildirmeme lüzum yoktur demektir. Dini vazifelerinizi, ibadetlerinizi bilemezsiniz, onları benden öğreniniz demektir. Bunun için adetler, İslamiyet’in dışında kalmaktadır. İslamiyet’in dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bidat olmaz.</p>
<p><strong>Sual: Camilere minare yapmak, okul yapmak sonradan ortaya çıktığı için, minare ve okul yapmak da bidat midir?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Minare, mektep, okul, kitap gibi sonradan yapılmış olan şeyler bidat yani dinde reform değildir. Bunlar dine yardımcı şeylerdir. İslamiyet bunlara izin vermiş, hatta emretmiştir. Böyle şeylere Sünnet-i hasene denir. İslamiyet’in ibadet olarak yasak ettiği şeyleri meydana çıkarmaya Sünnet-i seyyie denir. Bidatler, yani dinde reformlar, sünnet-i seyyiedir. Sünnet-i hasene yani dine yardımcı şeylerin Eshâb-ı kiramın ve Tâbiinin zamanlarında yapılmaması, onların bu faydalı şeylere ihtiyaçları olmadığı içindi. Onlar, kafirlerle cihat ediyor, İslamiyet’i dünyaya yayıyorlardı. Onların zamanlarında bidat sahipleri çıkmamış veya çoğalmamıştı. Kıyamete kadar sünnet-i hasene meydana çıkarmak caizdir ve sevaptır.</p>
<p><strong>Sual: Et, peynir gibi şeyler, koktuğu, ekşidiği zaman, diğer necis şeyler gibi bunlar da necis olur mu?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Et kokunca, yemek ekşiyince, necis olmaz fakat, zararlı oldukları için, bunların yenilmeleri helal olmaz. Yağ acımakla, yemesi haram olmaz. Et, peynir, kokup kurtlanmakla necis olmaz. Bir temiz ciğer, kuyuya düşüp, kokup, kurtlansa, ciğer ve kuyudaki su pis olmaz.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Osman Ünlü&#8217;nün önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar ne gâfildir</title>
		<link>https://islamdini.de/insanlar-ne-gafildir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:13:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/insanlar-ne-gafildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Kûfe&#8217;de yetişen âlim ve velîlerden olan Amr bin Kays hazretleri, gençlerle ilgilenirdi. Nasîhat ederdi. Dünyaya sarılanlara; &#8220;Dünyaya rağbet etmek ne gaflettir. Müslüman, âhirete hazırlanmalıdır. Zira âhiret, dehşetli yerdir!&#8221; buyururdu. Bu zat vefat ettiğinde, Kûfeliler çok üzüldü.. Büyük bir zatı kaybetmişlerdi&#8230; Cenazeye geldiler. Namazdan sonra gökyüzünden, o güne kadar hiç görmedikleri…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/insanlar-ne-gafildir-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p>Kûfe&#8217;de yetişen âlim ve velîlerden olan<strong> Amr bin Kays</strong> hazretleri, gençlerle ilgilenirdi.</p>
<p>Nasîhat ederdi.</p>
<p>Dünyaya sarılanlara;</p>
<p><strong>&#8220;Dünyaya rağbet etmek ne gaflettir. Müslüman, âhirete hazırlanmalıdır. Zira âhiret, dehşetli yerdir!&#8221;</strong> buyururdu.</p>
<p>Bu zat vefat ettiğinde,</p>
<p>Kûfeliler çok üzüldü..</p>
<p>Büyük bir zatı kaybetmişlerdi&#8230;</p>
<p>Cenazeye geldiler.</p>
<p>Namazdan sonra gökyüzünden, o güne kadar hiç görmedikleri beyaz ve rengârenk kuşların, yükseklerden aşağıya süzülüp, bu zatın kabri üzerinde döndüklerini ve tekrar gökyüzüne uçup kaybolduklarını gördüler.</p>
<p>Bunu herkes görmüş ve çok şaşırmışlardı!</p>
<p>Çok güzel kuşlardı.</p>
<p>Halkın şaştıklarını gören Ebû Hayyân et-Temîmî;</p>
<p><strong>&#8220;Niçin şaşıyorsunuz? Bunlar meleklerdir. Amr bin Kays&#8217;a iyi şehâdette bulunmak üzere geldiler&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>● ● ●</p>
<p>Amr bin Kays hazretleri, kötülüklerden şiddetle kaçınır, iyilikleri yapmayı teşvik ederdi.</p>
<p>Sevdiklerine;</p>
<p><strong>&#8220;Hayırlı bir amel duyduğun zaman, bir defa olsun yap!&#8221;</strong> buyururdu.</p>
<p>Talebelerine;</p>
<p><strong>&#8220;Sapık ve bozuk kimselerle beraber bulunmayın. Zira onun sapıklığı, kalbinize sirayet eder&#8221;</strong> derdi.</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eshâb-ı kirâm aleyhinde konuşanın cezası…</title>
		<link>https://islamdini.de/eshab-i-kiram-aleyhinde-konusanin-cezasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vehbi Tülek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:12:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/eshab-i-kiram-aleyhinde-konusanin-cezasi/</guid>

					<description><![CDATA[At, birden sâhibinin şehadet parmağını ısırıp kopardı. Adam, feryat ve figana başladı. Molla Câmî hazretleri büyük velilerdendir. Horasan’da, Cam kasabasında 817’de (m.1415) doğdu. 898’de [m. 1492] Herat’ta vefat etti. Behâeddîn Buhârî hazretlerinin halifelerinden Sa&#8217;deddîn-i Kaşgârî meclisinde kemâle geldi. Sultanlardan ve hele vezir Ali Şîr Nevâî’den çok saygı görürdü. Fatih Sultan…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/eshab-i-kiram-aleyhinde-konusanin-cezasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>At, birden sâhibinin şehadet parmağını ısırıp kopardı. Adam, feryat ve figana başladı.</strong></p>
<p>Molla Câmî hazretleri büyük velilerdendir. Horasan’da, Cam kasabasında 817’de (m.1415) doğdu. 898’de [m. 1492] Herat’ta vefat etti. Behâeddîn Buhârî hazretlerinin halifelerinden Sa&#8217;deddîn-i Kaşgârî meclisinde kemâle geldi. Sultanlardan ve hele vezir Ali Şîr Nevâî’den çok saygı görürdü. Fatih Sultan Muhammed hazretleri ile de mektuplaşırdı. Fatihin daveti ile Konya’ya teşrîf etti ise de padişah vefat ettiğinden görüşemediler.</p>
<p>Molla Câmî&#8217;nin talebelerinden biri şöyle nakletti: &#8220;Bir zamanlar Sermazar şehrinde bir müddet oturmam icap etti. Bu durumu gelip Molla Câmî&#8217;ye arz ettim. Bana; &#8220;Gâyet münasiptir. Burayı bırakıp acele ile oraya git! Giderken acele etmeyi sakın ihmâl etme. Fırsat ganimettir ve bunda senin için nice gizli haberler vardır.&#8221; buyurdu. Ben, tekrar memleketime dönünce, birtakım engeller zuhur etti ve geciktim. Bir hafta sonra evime varınca, ne kadar kıymetli eşyam varsa hepsinin çalındığını gördüm.&#8221;</p>
<p>Molla Câmî bir gün bir kimseye; &#8220;Ne iş yapıyorsun?&#8221; diye sordu. O da; &#8220;Hamdolsun huzurluyum. Sıhhat ve âfiyette bulunduğum hâlde dünyayı terk ederek bir köşeye çekildim. Cenâb-ı Hakk&#8217;ın zikri ile meşgul oluyorum.&#8221; dedi. Molla Câmî buna cevap olarak; “Huzur ve âfiyet bu değildir. Huzur ve âfiyet, insanın nefsinin emmârelikten kurtulup, itminana kavuşmasıdır. Nefsi itminana kavuştur da, ister sakin bir köşede otur, isterse insanların arasında.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Molla Câmî&#8217;yi çok sevenlerden biri anlattı: &#8220;Eshâb-ı kirâm düşmanlarından biri, Molla Câmî ile münazara etti. Eshâb-ı kirâm aleyhinde kelimeler sarf etti. Buna Molla Câmî öyle güzel cevaplar verdi ki, o Eshâb-ı kirâm düşmanı, konuşacak tek kelime bulamayıp sustu. Fakat Molla Câmî hazretlerine buğz etmeye, ona gizliden düşmanlığa başladı. Biz bu adamın en kısa zamanda bir belâya uğrayacağını ve Eshâb-ı kirâm efendilerimize dil uzatmanın cezasını ânında çekeceğine inanıyor ve bekliyorduk. O, biraz ötede duran atının yanına gidip, yemini yiyip yemediğini kontrol etmek için, elini atın başındaki torbanın içine soktu. At, birden sâhibinin şehadet parmağını ısırıp kopardı. Bağırmaya, feryat ve figana başladı. Herkes ne oluyor ne var diye etrafına toplandı. Biraz sonra yere yıkıldı ve büyük bir ızdırap içinde kasıla kasıla öldü. Doğrusu, cezanın bu kadar kısa bir zaman içinde verileceğini tahmin etmiyorduk.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Vehbi Tülek&#8217;in önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haram ve helâl, Allahü teâlânın emri iledir&#8230;</title>
		<link>https://islamdini.de/haram-ve-helal-allahu-tealanin-emri-iledir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Yavaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:11:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/haram-ve-helal-allahu-tealanin-emri-iledir/</guid>

					<description><![CDATA[Dinimizde, herhangi bir şeyin haram olduğu hükmü bildirilmemişse, onun helâl olduğu kabul edilir. Çünkü her şey, aslında helâldir. İslâm dîninin apaçık bildirdiği zaruri bilgilerde şüphe ve tereddüt etmemelidir. Namaz kılmanın farz, şarap ve diğer alkollü içkileri içmenin, kumar oynamanın, fâizin, rüşvetin haram olduğunda şüphe etmek veya meşhur olan bir harama…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/haram-ve-helal-allahu-tealanin-emri-iledir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Dinimizde, herhangi bir şeyin haram olduğu hükmü bildirilmemişse, onun helâl olduğu kabul edilir. Çünkü her şey, aslında helâldir.</strong></p>
<p>İslâm dîninin apaçık bildirdiği zaruri bilgilerde şüphe ve tereddüt etmemelidir. Namaz kılmanın farz, şarap ve diğer alkollü içkileri içmenin, kumar oynamanın, fâizin, rüşvetin haram olduğunda şüphe etmek veya meşhur olan bir harama helâl demek ve helâl olan şeye haram demek, imandan çıkmaya sebep olur.</p>
<p>Resûl-i ekrem efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: </p>
<p><strong>(Helâl, Allahü teâlânın kitabında helâl kıldığı şeydir. Haram da, Allahü teâlânın kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında sükût ettiği şey ise affedilmiştir. Onun hakkında sual etmeyiniz.)</strong> [İbn-i Mace, Tirmizî]</p>
<p>Helâl olanlar, haram olanlara göre daha çoktur. Bunu Cenâb-ı Hak şöyle bildiriyor:</p>
<p><strong>(Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa hepsini insanlar için yarattığını, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?) </strong>[Lokman, 20]</p>
<p>Herhangi bir şeyi veya menfaati yasaklayan bir nass [âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf] bulunmazsa, haram hükmü de söz konusu olamaz. Dinimizde, herhangi bir şeyin haram olduğu hükmü bildirilmemişse, onun helâl olduğu kabul edilir. Çünkü her şey, aslında helâldir. Haram ve yasak olan şeyler istisna olup haramlık arizî bir durumdur. Bu, Allahü teâlânın kullarına olan merhametidir.</p>
<p>Eshab-ı kirâmdan Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” şöyle bildiriyor:</p>
<p>Resûlullah’tan, yağ, peynir ve yabani eşek etinin hükmü sorulmuş, O da şöyle buyurmuştur<strong>:</strong></p>
<p><strong>(Helâl, Allah’ın kitabında helâl kıldığı, haram da Allah’ın kitabında haram kıldığıdır;</strong> <strong>hakkında bir şey söylemedikleri ise sizin için affedip serbest bıraktıklarıdır.) </strong> [Tirmizî, İbn-i Mâce, Buhârî, Müslim] </p>
<p>Ve yine şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ bazı şeyleri farz kılmıştır; bunları kaçırmayın, bazı sınırlar koymuştur, bunları da aşmayın, bazı şeyleri haram kılmıştır, bunları işlemeyin, unutmaktan değil, size olan rahmetinden dolayı bazı şeyler hakkında da bir şey buyurmamıştır; bunları da soruşturmayın.) </strong>[Dârekutnî, Nevevi]</p>
<p><strong>(Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri </strong>[kendinize]<strong> haram etmeyin ve </strong>[Allah’ın koyduğu]<strong> sınırları aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.) </strong>[Maide, 87]</p>
<p><strong>(Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak </strong>[Bu helâldir, şu da haramdır]<strong> demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler)</strong> [Nahl, 116]</p>
<p>Allahü teâlâ, nefsine veya menfeatine uyarak bir konuda helâl veya haram diyenlerin akıbetinin cehennem olduğunu haber vermektedir…</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hasan-yavas" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Hasan Yavaş&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Namaz, kalbi hasta olmaktan korur</title>
		<link>https://islamdini.de/namaz-kalbi-hasta-olmaktan-korur-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 23:04:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/namaz-kalbi-hasta-olmaktan-korur-4/</guid>

					<description><![CDATA[İhlas ile yapılan ibadetler, bilhassa namaz kılmak kalbi temizler. Sual: Bazı kimselere, Müslüman olduklarını söyledikleri hâlde namaz kılmak kendilerine ağır gelmektedir. Bunun sebebi ne olabilir? Cevap: İnsanda iki türlü kalp vardır. Birisi, herkes tarafından bilinen göğsümüzdeki et parçasıdır ki buna yürek denir. İkincisi ise, bu et parçasında bulunan bir kuvvettir…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/namaz-kalbi-hasta-olmaktan-korur-4/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>İhlas ile yapılan ibadetler, bilhassa namaz kılmak kalbi temizler.</strong></p>
<p><strong>Sual: Bazı kimselere, Müslüman olduklarını söyledikleri hâlde namaz kılmak kendilerine ağır gelmektedir. Bunun sebebi ne olabilir?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> İnsanda iki türlü kalp vardır. Birisi, herkes tarafından bilinen göğsümüzdeki et parçasıdır ki buna yürek denir. İkincisi ise, bu et parçasında bulunan bir kuvvettir ki buna gönül denir. Din kitaplarında bildirilen kalp, bu gönüldür. İnanmak ve inanmamak, muhabbet yani sevgi ve düşmanlık bu kalpte yani gönülde olur. İnsanın azaları, organları bu kalbin emrindedir. Temiz kalbin sahibi akla uyar, hep iyi işler yapar. Kalbi bozuk, hasta olan, nefse uyar, hep zararlı işler yapar. İhlas ile yapılan ibadetler, bilhassa namaz kılmak ise, kalbi temizler. Allahü teâlâ, kalbi bozan, hasta yapan şeyleri haram etmiştir. Günah işleyenin kalbi hasta olur. Günahın büyüklüğüne göre, hastalık hafif veya ağır olur. Kalp hasta olunca, ibadet yapmak güç olur. Kalp hastalığının birinci ilacı, tövbe ve istiğfardır. Tövbenin kabul olması için, günahı terk etmek ve ibadet yapmak lazımdır. Kalp hastalığının ilacı olan tövbenin kabul olması için, en faydalı ibadet, namaz kılmaktır. Her gün bir kere namaz kılmak, çok kolaydır. Her gün beş kere namaz kılmak, kalbi hasta olanlara güç gelir. Hâlbuki, namaz çok kılınırsa, kalpte Allah sevgisi hasıl olur. Allah sevgisi zamanla kalbi doldurur. Saadetlerin en büyüğü, kalbe Allah sevgisini yerleştirmektir. Dünya işleri ile uğraşanların ve geçici olan dünya nimetlerine ve lezzetlerine kavuşmayı düşünenlerin kalplerinde Allah sevgisi kalmaz. İnsanı bu felaketten kurtaran en kuvvetli ilaç, kelime-i tevhit okumaktır. Bunun için, Allahü teâlâ, sonsuz merhametinden dolayı, her gün bir vakit değil, beş vakit namaz kılmayı emir buyurmuştur. Allahü teâlânın bu emri, insanlara sıkıntı vermek için değil, onları kalp hastalığından kurtarmak içindir.</p>
<p><strong>Sual: Ölmüş tavuktan çıkan yumurtayı yemekte ve ölmüş olan koyundan alınan sütü içmekte, dinen bir mahzur var mıdır?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Ölü tavuktan çıkan yumurta temizdir ve yenir. Şâfii’de, kabuğu sertleşmemiş ise, necstir, yenmez. Ölü koyundan gelen süt de temizdir, içilir. Şâfii’de ise necistir. Ölü koyundan çıkan ölü kuzu necistir. Bunun işkembesinden yapılan peynir mayası temizdir.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Osman Ünlü&#8217;nün önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Niçin ağlıyorsunuz?</title>
		<link>https://islamdini.de/nicin-agliyorsunuz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 23:04:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/nicin-agliyorsunuz-2/</guid>

					<description><![CDATA[Dostlarından biri devamlı olarak ağladığını gördüğü Amr bin Kays hazretlerine sordu ki: &#8220;Niçin ağlıyorsun? Cevabında; &#8220;Bu kadar günahla Rabbimin huzuruna nasıl çıkacağım, ona ağlıyorum!&#8221; buyurdu. İlim ehlinden ve Allah adamlarından bir kimse gelince, önünde diz çökerdi. Ve kendisine; &#8220;Allah’ın sana bildirdiklerinden bana da öğret&#8221; diye yalvarırdı. Bir gün bu zata;…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/nicin-agliyorsunuz-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p>Dostlarından biri devamlı olarak ağladığını gördüğü<strong> Amr bin Kays</strong> hazretlerine sordu ki:</p>
<p>&#8220;Niçin ağlıyorsun?</p>
<p>Cevabında;</p>
<p><strong>&#8220;Bu kadar günahla Rabbimin huzuruna nasıl çıkacağım, ona ağlıyorum!&#8221; </strong>buyurdu.</p>
<p>İlim ehlinden ve Allah adamlarından bir kimse gelince, önünde diz çökerdi.</p>
<p>Ve kendisine;</p>
<p><strong>&#8220;Allah’ın sana bildirdiklerinden bana da öğret&#8221;</strong> diye yalvarırdı.</p>
<p>Bir gün bu zata;</p>
<p>“Cennete gitmenin yolu nedir efendim?” diye sordular.</p>
<p>Cevaben;</p>
<p><strong>“Resûlullah’a uymaktır” </strong>buyurdu.</p>
<p>Sordular ki:</p>
<p>“İmanın esası nedir?”</p>
<p>Cevaben;</p>
<p><strong>“Resûlullah’ı sevmektir. Şaşıyorum şu insanlara ki, olur olmaz kişilere muhabbet besliyorlar da Peygamber Efendimizi sevmeyi o kadar benimsemiyorlar” </strong>buyurdu.</p>
<p>Bir gün de;</p>
<p><strong>“Kardeşlerim! İki şey olmasaydı, bu dünyada yaşamaya değmezdi</strong>&#8221; buyurdu.</p>
<p>Sordular ki:</p>
<p>“Onlar nedir?”</p>
<p>Cevabında;</p>
<p><strong>“Biri; seher vakitlerinde tövbe istiğfar etmek, öbürü, Allah dostlarıyla beraber olmaktır” </strong>buyurdu.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah’a kavuşmak için salih amel işlemelidir</title>
		<link>https://islamdini.de/allaha-kavusmak-icin-salih-amel-islemelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vehbi Tülek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 23:04:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/allaha-kavusmak-icin-salih-amel-islemelidir/</guid>

					<description><![CDATA[“Rabbine kavuşmak isteyen bir kimse, faydalı iş işlesin ve ona hiç şerîk koşmasın” Kâdı Beydâvî hazretleri meşhur tefsir âlimidir. İran’da Şîrâz’ın Beydâ kasabasında doğdu, 685’te [m. 1286] Tebriz’de vefat etti. Şâfii mezhebinde derin âlim idi. (Envârüttenzîl) adındaki tefsiri çok kıymetli olup, bütün âlimlerce kuvvetli senet olmuştur. Bu eserinde şöyle buyuruyor:…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/allaha-kavusmak-icin-salih-amel-islemelidir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>“Rabbine kavuşmak isteyen bir kimse, faydalı iş işlesin ve ona hiç şerîk koşmasın”</strong></p>
<p>Kâdı Beydâvî hazretleri meşhur tefsir âlimidir. İran’da Şîrâz’ın Beydâ kasabasında doğdu, 685’te [m. 1286] Tebriz’de vefat etti. Şâfii mezhebinde derin âlim idi. (Envârüttenzîl) adındaki tefsiri çok kıymetli olup, bütün âlimlerce kuvvetli senet olmuştur. Bu eserinde şöyle buyuruyor:</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı kerimin Allah kelâmı olmadığını ve Muhammed aleyhisselâm tarafından hazırlandığını iddia edenleri reddeden âyet-i kerimeler nazil oldu. </p>
<p>Kehf sûresinin 110. ayetinde mealen, (Onlara de ki, ben de ancak sizin gibi bir insanım. Ama, bana Rabbimin tek bir ilah olduğu vahyolunmuştur. [Zatında benzeri, sıfatlarında şerîki, ortağı yoktur.] Rabbine kavuşmak isteyen bir kimse, amel-i sâlih, faydalı iş işlesin ve Rabbine ibadet etmekte hiç şerîk [ortak] koşmasın) buyurmuştur. </p>
<p>Ve nihâyet, hâlâ Kur&#8217;ân-ı kerimin Allahü teâlânın kelâmı olduğundan şüphesi olanlar için, Müddessir sûresi nazil oldu. </p>
<p>Bu sûrenin 1-10. âyetlerinde meâlen, (Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da [kâfirleri Allahü teâlânın azabı ile] korkut! Rabbini tekbir et, tazim et! Giydiklerini temiz tut! Haram edeceğim şeylerden sakın! Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! Rabbin için sabr et! Sûra üfürüldüğü zaman, kâfirlere çok sıkıntılı bir gündür. Onlara kolaylık yoktur&#8230; ) buyurulmuştur. </p>
<p>24. âyetten başlayarak mealen, (Kur&#8217;ân için, bu sihirdir, bu ancak bir insan sözüdür dedi. İşte bunu söyleyeni, şiddetli bir ateş içine, Cehenneme atacağım. Şiddetli ateşin ne olduğunu sen ne bilirsin? O [içine girenleri] ne çıkartır, ne de azaptan vazgeçer. İnsanın derisini karartır, yakar. Orada 19 [azâb yapan melek] vardır. Ateşte olanlara azap yapmak için, meleklerden başkasını memur etmedik. Ehl-i kitap [Yahudi ve Hıristiyanlar bu sayıyı, kendi kitaplarında bildirilene uygun görerek Muhammed aleyhisselâmın nübüvvetine ve] Kur’ân’a inanırlar. Müminlerin de imanı artar. Ehl-i kitap ve müminler, [bu adette] şüphe etmesinler. Kalpleri hasta olanlar ve kâfirler ise, Allah bunu [19 adedini] bildirmekle ne yapmak ister derler. Bunun gibi, Allah dilediğini [kötüleri] doğru yoldan saptırır ve dilediğini [iyileri] de, doğru yola kavuşturur. Rabbimin [Cehennem ehlini azâplandırmak için yarattığı] meleklerin adedini, ancak kendisi bilir [Bu on dokuz melek, diğer meleklerin reisleridir.]) buyuruldu.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/vehbi-tulek" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Vehbi Tülek&#8217;in önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mümin ve Müslüman&#8217;ın tarifi&#8230;</title>
		<link>https://islamdini.de/mumin-ve-muslumanin-tarifi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ramazan Ayvallı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 23:04:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/mumin-ve-muslumanin-tarifi/</guid>

					<description><![CDATA[Müslümânların, mü’minlerin bütün vasıfları, Kur’ân-ı kerîmde de, Peygamber Efendimiz tarafından da mufassalan zikredilmiştir. “Müslümân”a “mü’min” de denilir. Mü’min, Allah indinde çok kıymetlidir. Bir âyet-i kerîmede, “Eğer inanıyorsanız, en âlî / yüce kimselersiniz”, diğer bir âyet-i celîlede ise, “Îmân edip sâlih amel işleyenler / yararlı işler yapanlar, mahlûkâtın en hayırlılarıdırlar” buyurulmuştur.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/mumin-ve-muslumanin-tarifi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Müslümânların, mü’minlerin bütün vasıfları, Kur’ân-ı kerîmde de, Peygamber Efendimiz tarafından da mufassalan zikredilmiştir.</strong></p>
<p><strong>“Müslümân”</strong>a <strong>“mü’min”</strong> de denilir. Mü’min, Allah indinde çok kıymetlidir. Bir âyet-i kerîmede, <strong>“Eğer inanıyorsanız, en âlî / yüce kimselersiniz”</strong>, diğer bir âyet-i celîlede ise, <strong>“Îmân edip sâlih amel işleyenler / yararlı işler yapanlar, mahlûkâtın en hayırlılarıdırlar”</strong> buyurulmuştur. Kur&#8217;ân-ı kerîmde <strong>“el-Mü’min”</strong> ve <strong>“el-Mü’minûn”</strong> isimlerini taşıyan iki sûre-i celîle vardır.</p>
<p>Müslümânların, mü’minlerin bütün vasıfları, Kur’ân-ı kerîmde de, Peygamber Efendimiz tarafından da mufassalan zikredilmiştir, bütün detaylarıyla anlatılmıştır.</p>
<p>Mü’minlerin vasıflarıyla ilgili olarak, [Enfâl, 2-3; Mü’minûn 1-8; Ra’d, 20-22; Furkân, 63-73; Şûrâ, 37-38; Ankebût, 7; Zümer, 35; Fetih, 29; Hucurât, 10] sûrelerinde birçok âyet-i kerîme bulunduğu gibi, pekçok da hadîs-i şerîf var; ayrıca İslâm büyüklerinin de bir kısım sözleri bulunmaktadır</p>
<p>Bir müslümânın ana vasfı nedir? <strong>Müslümân, herkes için hayır ister.</strong> Peygamber Efendimiz, Buhârî ve Müslim’de zikredilen bir hadîs-i şerîfinde, bu konuda buyurmuştur ki: <strong>“Herhangi biriniz kendisi için istediğini, dîn kardeşi için de istemedikçe kâmil mümin olamaz.”</strong></p>
<p>Diğer bir hadîs-i şerîfinde ise, <strong>“Kendin için sevdiğini (istediğini, arzû ettiğini); başkaları için de sev (iste, arzû et) ki (kâmil) Müslümân olasın.” </strong>[Harâitî]</p>
<p><strong>Ayrıca Müslümân, diliyle ve eliyle hiçbir kimseye zarar vermez. </strong>Bunu, Sevgili Peygamberimiz çok net bir şekilde ifâde buyurmuştur:</p>
<p><strong>“Müslümân, dilinden ve elinden Müslümânların </strong>[diğer bir rivâyette:<strong> insanların] emîn oldukları kimsedir.” </strong>[Buhârî]</p>
<p>İslâm dîninin gâyesinin, <strong>beş şeyi</strong> <strong>(ya’nî</strong> <strong>dîni, aklı, nesli, bedeni ve mâlı) korumak </strong>olduğu bildirilmiştir. <strong>Bütün Peygamberler, ümmetlerine bildirdikleri emir ve yasaklarda, dâimâ bu beş şeyi gözetmişlerdir.</strong> Tabîî ki bu Peygamberler, bu emir ve yasakları, kendiliklerinden değil, Allahü teâlâ nâmına, O’nun emriyle bildirmişlerdir. <strong>Bu beş esâsın gâyesi de, îmânı muhâfaza ederek Müslümân olarak ölmektir.</strong> Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki: <strong>“Ancak Müslümân olarak cân veriniz!” </strong>[Âl-i İmrân, 102]</p>
<p>Mü’minlerle, Müslümânlarla ilgili hadîs-i şerîflerden bazıları da şöyledir:</p>
<p><strong>“Mü’min, başkalarıyla ülfet eder </strong>[uzlaşır, anlaşır, uyuşur]<strong>, kendisiyle de ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyende hayır yoktur.” </strong>[Beyhekî]</p>
<p><strong>“Mü’min geçim ehlidir. Arkadaşına râhatlık verir. Münâfık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.” </strong>[Dârekutnî]</p>
<p><strong>“Mü’min, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.” </strong>[Taberânî]</p>
<p><strong>“Mü’minin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.” </strong>[Deylemî]</p>
<p><strong>“Mü’min akıllı, basîretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızâsını gözetir. Acele etmez, ilim sâhibidir, harâmlardan kaçar.” </strong>[Deylemî]</p>
<p><strong>“Mü’min la’net etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayâsız olmaz.” </strong>[Hâkim]</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ramazan-ayvalli" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Prof. Dr. Ramazan Ayvallı&#8217;nın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ehl-i sünnet âlimleri vesiledir</title>
		<link>https://islamdini.de/ehl-i-sunnet-alimleri-vesiledir-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 00:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/ehl-i-sunnet-alimleri-vesiledir-3/</guid>

					<description><![CDATA[Allahü tealanın rızası için sahih ibadet ve Ehl-i sünnet âlimleri vesile kılınabilir. Sual: Kur’ân-ı kerimde; (Bana yaklaşmak için, vesile arayınız!) buyuruluyor. Buradaki vesileden maksat, murat nedir, ne anlamamız gerekir? Cevap: Allahü teâlâ, Mâide suresinin 35. âyetinde meâlen buyuruyor ki: (Bana yaklaşmak için, vesile arayınız!) Meâlen demek, İslam âlimlerinin anladıklarına göre…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ehl-i-sunnet-alimleri-vesiledir-3/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Allahü tealanın rızası için sahih ibadet ve Ehl-i sünnet âlimleri vesile kılınabilir.</strong></p>
<p><strong>Sual: Kur’ân-ı kerimde; (Bana yaklaşmak için, vesile arayınız!) buyuruluyor. Buradaki vesileden maksat, murat nedir, ne anlamamız gerekir?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Allahü teâlâ, Mâide suresinin 35. âyetinde meâlen buyuruyor ki:</p>
<p><strong>(Bana yaklaşmak için, vesile arayınız!)</strong></p>
<p>Meâlen demek, İslam âlimlerinin anladıklarına göre demektir. Vehhabiler; “Vesile, sebep, ibadetlerdir. Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için farz ve nafile ibadetleri yapmak lazımdır. Tarikata girmek, bir şeyhin eteklerine yapışmak, ölülere, dirilere yalvarmak, insanı Allah’a yaklaştırmaz, bilakis uzaklaştırır” diyorlar. Ehl-i sünnet âlimleri ise buyuruyorlar ki:</p>
<p>“Evet, vesile, sebep, ibadetleri yapmaktır. Fakat, sahih, doğru, halis olan ibadetler, vesile olur. İbadetlerinin sahih olması için, doğru iman, temiz ahlak sahibi olmak ve şartlarına uygun yapmak lazımdır. Mesela, namazın sahih olması için, abdest almak, kullanılan suyun temiz olması, namazı vaktinde kılmak ve kıbleye karşı kılmak, namazdaki âyetleri, tesbihleri ve duaları doğru okumak ve daha nice şartları, vesileleri bilmek ve yapmak lazımdır. Her ibadetin de böyle şartları, vesileleri vardır. Bunlar, senelerce çalışarak öğrenilir. Bunlar düşünmekle, rüya ile öğrenilemez. Bunlara inanan, bilen ve yapan âlimlerden işiterek veya kitaplarını okuyarak öğrenilir. Fen bilgileri de, profesörlerden uzun zamanda öğrenilmektedir. Böyle imanlı, kalbi temiz, doğru din âlimlerine müderris, muallim ve mürşid denir. Mürşid demek, su üstünde yürüyen, havada uçan, kaybolan şeyleri bilen, okuyup, üfleyerek hastalara şifa veren kimse demek değildir. Ahkâm-ı islâmiyyeyi, yani kalb, ruh ve beden ile yapılan ibadetleri bilen, yapan ve başkalarına da öğreten Ehl-i sünnet âlimi demektir. Her Müslümanın, Mâide suresindeki emre uymak için, böyle bir mürşidi, rehberi veya kitaplarını araması, farz ve nafile, bütün ibadetleri ondan öğrenmesi lazımdır.”</p>
<p><strong>Sual: Dinde bir şeyin bidat olup olmamasındaki ölçü nedir?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong> Dinde bidat; eshâb-ı kirâm ve tâbiin zamanından sonra, Resulullah efendimizin izni olmadan, dinde yapılan eklemeler ve noksanlıklar, yani ibadet olarak yapılan, sevap olduğu düşünülen değişiklikler demektir. Dinde reform, değişiklik yapmak da, dinde bidat demektir.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Osman Ünlü&#8217;nün önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malını fakirlere dağıtırdı</title>
		<link>https://islamdini.de/malini-fakirlere-dagitirdi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdüllatif Uyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 00:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://islamdini.de/malini-fakirlere-dagitirdi-2/</guid>

					<description><![CDATA[Amr bin Kays hazretleri, Kûfe&#8217;de yetişen âlim ve velîlerdendir. 763 (H.146) senesinde Kûfe’de vefat etti. Sevgili Peygamberimizin ve onun Eshâbının hayatı gibi yaşamaya çalıştı. Ticaret yapardı. Çok da kazanırdı. Malını fakirlere dağıtırdı. Güzel ahlakıyla insanlara örnek olur, gençlere İslamiyet’in emir ve yasaklarını anlatırdı. Hem âlimdi. Hem de Veli. Birçok genç…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/malini-fakirlere-dagitirdi-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="article-content" itemprop="articleBody">
<p><strong>Amr bin Kays</strong> hazretleri, Kûfe&#8217;de yetişen âlim ve velîlerdendir. 763 (H.146) senesinde Kûfe’de vefat etti.</p>
<p>Sevgili Peygamberimizin ve onun Eshâbının hayatı gibi yaşamaya çalıştı.</p>
<p>Ticaret yapardı.</p>
<p>Çok da kazanırdı.</p>
<p>Malını fakirlere dağıtırdı.</p>
<p>Güzel ahlakıyla insanlara örnek olur, gençlere İslamiyet’in emir ve yasaklarını anlatırdı.</p>
<p>Hem âlimdi.</p>
<p>Hem de Veli.</p>
<p>Birçok genç yetiştirdi.</p>
<p>Mesela Süfyân-ı Sevrî hazretleri, onun yetiştirdiği büyük âlimlerdendir.</p>
<p>O, şöyle bahseder:</p>
<p>“Hocamın evine vardığımda, kendisini ya namaz kılarken veya Kur’ân-ı kerim okurken bulurdum.</p>
<p>Evinde bulamazsam Kûfe&#8217;nin mescitlerinden veya dergâhlardan birinde bulurdum.</p>
<p>Görürdüm ki, ağlar!</p>
<p>Gözyaşları çağlar!</p>
<p>Eğer mescitlerde ve dergâhlarda da bulamazsam, kabristana giderdim.</p>
<p>Orada, yüksek sesle feryat ettiğini işitirdim.”</p>
<p>● ● ●</p>
<p>Bir gün bir talebesi;</p>
<p>“Âhirette en çetin şey nedir efendim?” diye sordu.</p>
<p>O da cevabında;              </p>
<p><strong>“Kul hakkıdır, ama ‘kul hakkı’ deyince yalnız maddî haklar gelmesin hatırına. Mü’mini çekiştirmek, gıybet ve sû-i zan, hatta mü’mine sert bakmak bile ‘kul hakkı’dır” </strong>buyurdu.</p>
<p><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/abdullatif-uyan" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Abdüllatif Uyan&#8217;ın önceki yazıları&#8230;</strong></a></p>
</p></div>
<p><br />
</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
