<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yahudilik &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/dinimiz-ve-diger-dinler-2/yahudilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Jan 2011 13:01:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Sebeciler Yahudilere benziyor</title>
		<link>https://islamdini.de/sebeciler-yahudilere-benziyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 13:01:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/sebeciler-yahudilere-benziyor/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Sebecilerin Yahudilere benzediği hususlar varmış. Bunlar nelerdir?CEVAPSeyyid ve şerif Abdülkadir-i Geylani hazretleri, Gunye’de buyurdu ki: (72 bid’at fırkasından biri olan Yahudi İbni Sebe’nin fırkası (Hurufilik), birçok yönden Yahudilere benzemektedir. Şöyle ki:1- Yahudiler, imamlık belli bir zümreye mahsustur, derler. Sebeciler de, Halifelik yalnız imam-ı Ali ve onun soyundan olanların hakkıdır.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/sebeciler-yahudilere-benziyor/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Sebecilerin Yahudilere benzediği hususlar varmış. Bunlar nelerdir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Seyyid ve şerif Abdülkadir-i Geylani hazretleri, <b>Gunye</b>’de buyurdu ki: <br />(72 bid’at fırkasından biri olan Yahudi İbni Sebe’nin fırkası (Hurufilik), birçok yönden Yahudilere benzemektedir. Şöyle ki:<br /><b>1-</b> Yahudiler, imamlık belli bir zümreye mahsustur, derler. Sebeciler de,  Halifelik yalnız imam-ı Ali ve onun soyundan olanların hakkıdır. <br /><b><br />2-</b> Yahudilere göre, Deccal çıkıncaya kadar, cihad [savaş] caiz değildir.  Sebecilere göre de, Hazret-i Mehdi çıkıncaya kadar cihad caiz değildir. <br /><b><br />3-</b> Yahudiler de, Sebeciler de yıldızlar çıkıncaya kadar oruç bozmaz. <br /><b><br />4-</b> Yahudiler çoraba mesh eder. Sebeciler de çoraba veya çıplak ayaklara mesh ederler. <br /><b><br />5- </b>Yahudi’nin, Müslümanı öldürmesi helaldir. Sebecilerin de Ehl-i sünneti öldürmesi helaldir. <br /><b><br />6- </b>Yahudiler,  boşadığı kadınla iddet beklemeden evlenirler. Sebeciler de, iddet  beklemez. Bir saatliğine de evlenip boşarlar ve arkasından başka bir  Sebeci o kadınla evlenebilir. <br /><b><br />7-</b> Yahudilerde üç boşanma  nikaha mani olmaz. Sebeciler de üç kere boşadığı kadınla yine  evlenebilirler. [Selefiyecilerin piri İbni Teymiye de, bir anda üç kere  boşamayı bir boşamak kabul eder.]<br /><b><br />8-</b> Yahudiler Tevrat’ı ve  İncil’i değiştirdiler. Sebeciler de, bazı âyetleri değiştirerek  yazdılar. Kur’anı Eshab topladığı için, Eshaba olan düşmanlıklarından  dolayı, Kur’anda eksik ve fazlalık var derler.<br /><b><br />9- </b>Yahudiler,  Cebrail aleyhisselama düşmandır. Sebeciler de, vahiy Ali’ye gelecek  iken, Cebrail Muhammed’e indirdi diyerek, Cebrail aleyhisselama düşman  oldular.<br /><b><br />10- </b>Tevrat’ta tavşan haram edildiği için Yahudiler yemez. Sebeciler de tavşan eti yemez. Halbuki dinimizde tavşan eti helaldir. <b>(Dürer)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tezkiye-i ehl-i beyt</b> kitabının müellifi Osman efendi anlatıyor: <br />Maarif  meclisine gittiğim zamanlarda, Sebecilerin bir sandık içinde tefsirleri  geldi. Basılmasına izin verilmedi. Sebebini sordular: (İslamiyet’e  uymayan bir yeri mi var?) dediler. Evet, (Hazret-i Ali’nin kâfir ve  zalim olduğunu yazıyorsunuz) dedim. Hiddetten gözleri döndü. Kızma, az  dinle dedim:</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın başında yazılmış ki:</p>
<p style="text-align: justify;">(Talha, Ali’ye  sordu ki, Osman Kur’andan 70 âyeti, Ömer de, 80 âyeti çıkardı deniyor.  Bu söz doğru mu? Ali evet doğrudur, dedi. Talha yine sordu ki:  Değişmemiş olan Mushaf sende imiş, öyle mi? Ali, evet bendedir. Hem de,  bu Kur’anın iki katı bende var, dedi. Sende bulunan Kur’anı Müslümanlara  göstermeyecek misin? dedi. Eğer Ebu Bekir yerine, beni halife  yapsalardı verirdim. Bana biat etmedikleri için, vermem ve vasiyet edip,  kıyamete kadar evladımın elinde gizli kalacak, buyurdu.)</p>
<p style="text-align: justify;">Tefsirinizde  böyle yazıyor. Yahudiler, Tevrat’taki Muhammed aleyhisselamı bildiren  20 âyeti sakladıkları için, Allahü teâlâ, bunlara <b>kâfir</b> diyor.  Hazret-i Ali, Kur’anın iki mislini ki üç binden fazla âyeti saklamış  oluyor. Bu yazınız ile, Hazret-i Ali’ye kâfir demiş oluyorsunuz, dedim.</p>
<p style="text-align: justify;">[Hazret-i  Ebu Hureyre diyor ki: (Bekara 159, Al-i imran 187) âyetleri olmasa idi,  hiçbir hadis rivayet etmezdim. Bir hadis-i şerifte de, ilmini  saklayanların kıyamette ağzına ateşten gem vurulacağı bildirildi.  (Buhari,&nbsp;İbni Mace)]</p>
<p style="text-align: justify;">Sebeci, şaşırıp kaldı, bir cevap veremedi.  Daha sonra “Ben ne Şii, ne de Sünni’yim, ben Masonum” dedi. [Masonluğu  da Yahudiler kurmuştur. Her tefrikanın, her oyunun içinde bir Yahudi  parmağı niçin vardır?]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yalanları çıkaran kimseler, açıkça  gösteriyor ki, ne Şii, ne de Sünni’dir. İbni Sebe denilen bir Yahudi ve  onun oyununa gelen zavallılardır. <b>(Tezkiye-i ehl-i beyt) </b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugünkü Tevrat ve İnciller</title>
		<link>https://islamdini.de/bugunku-tevrat-ve-inciller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 12:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bugunku-tevrat-ve-inciller/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bugünkü Tevrat ve İnciller hakkında bilgi verir misiniz?CEVAPİyice tetkik edilirse, Tevrat ve İncillerde mevcut olan yazıların üç membadan geldiği kolayca görülür:1- Bunların bir kısmı Allah kelamı olabilir.2- İkinci kısımda yazılı olan sözler Peygamberler tarafından söylenilmiş olabilir.3- Üçüncü kısımdaki sözlerin bir kısmı İsa aleyhisselamın havarileri tarafından, bir kısmı bazı tarihçilerin…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bugunku-tevrat-ve-inciller/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bugünkü Tevrat ve İnciller hakkında bilgi verir misiniz?<br /><b>CEVAP<br /></b>İyice tetkik edilirse, Tevrat ve İncillerde mevcut olan yazıların üç membadan geldiği kolayca görülür:<br /><b>1-</b> Bunların bir kısmı Allah kelamı olabilir.<br /><b>2-</b> İkinci kısımda yazılı olan sözler Peygamberler tarafından söylenilmiş olabilir.<br /><b>3-</b> Üçüncü kısımdaki sözlerin bir kısmı İsa aleyhisselamın havarileri  tarafından, bir kısmı bazı tarihçilerin rivayetlerinden, bir kısmı ise,  kimin tarafından ve niçin söylendiği bilinmeyen rivayetlerden ibarettir.  Bugün elde bulunan Kitab-ı mukaddesin büyük bir kısmında, kim  tarafından söylenildiği bilinmeyen, fakat muhakkak insan sözü olduğu  hemen anlaşılan sözler çoktur. Bunları Allah kelamı olarak kabul etmek  imkansızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">İçinde bir kısım Allah kelamı, bir kısım Peygamber  sözü, fakat büyük bir kısmı insanların muhtelif rivayetleri bulunan bir  kitap Allah kelamı olarak kabul edilemez. Hele (insan sözü) olan  kısımlarında türlü türlü yanlışlıklar bulunması, aynı hususu  anlatanların birbirinden çok farklı ifadeleri, verilen rakamların  birbirini tutmayışı, bugünkü Tevrat ve İncillerin tamamen bir insan  eseri olduğunu açıkça ispat etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünkü İncillerin Allahü teâlânın kelamı mı, yoksa insan eseri mi olduğu hakkında Hıristiyan din ve fen adamları ne diyorlar?</p>
<p style="text-align: justify;">Moody İncil Enstitüsü’nden Dr. Graham Scroggie, İncil Allah kelamı mı? adlı kitabında diyor ki: <br /><b>(Kitab-ı  mukaddes insan eseridir. Bazı kimseler, neden olduğunu anlamadığım  sebeplerden ötürü, bunu inkâr etmektedir. Kitab-ı mukaddes, insanların  dimağında teşekkül etmiş, insanlar tarafından, insan dili ile insan eli  ile yazılmış ve tamamen insan karakteri taşıyan bir eserdir.)</b> [S.17]</p>
<p style="text-align: justify;">Hıristiyan din adamı olan Kenneth Cragg ise şöyle diyor: <br /><b>(Kitab-ı  mukaddesin Ahd-i Cedid kısmı, Allah sözü değildir. Burada doğrudan  doğruya insanların anlattıkları hikayeler ve herhangi bir işin nasıl  yapıldığını gören insanların görgü şahitliği vardır. Sırf insan sözü  olan bu kısımlar, kilise tarafından insanlara Allahü teâlânın kelamı  gibi nakledilmektedir.)<br /></b><br />Teolog Prof. Geyser: <br /><b>(Kitab-ı mukaddes Allah kelamı değildir. Ama, buna rağmen kutsal bir kitaptır)</b> diyor.<br />Demek  ki, bugünkü Kitab-ı mukaddes hakkında, Batılı ilim adamları ile  birlikte vereceğimiz karar şudur: Kitab-ı mukaddes, Allah kelamı  değildir. Allah kelamı olan hakiki Tevrat ve İncil, bugün tamamen başka  bir kitap haline dönüşmüştür. Bugünkü İncillerde Allah kelamı olması  düşünülebilen sözler yanında, başkaları tarafından ilave edilen birçok  sözler, tahminler ve hikayeler vardır. <br />İncillerin hepsi Allah kelamı  olsa bile, Kur’an-ı kerimde olduğu gibi, bir medeni hukuk, bir ceza  hukuku yoktur. İncillerle bir muhtarlık bile idare edilemez.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci  husus, İnciller Allah kelamı bile olsa, artık onlar nesh edilmiştir.  Âdem aleyhisselama, Nuh aleyhisselama inen kitapların aslı bulunsa bile  onlarla amel edilemez, çünkü onlar yürürlükten kaldırılmıştır. Allahü  teâlâ kaldırmıştır. Onun en son gönderdiği din ile amel etmek gerekir.  Öyle olmasa idi, Allah bir tek kitap gönderir, bütün Peygamberlere  bununla amel edin derdi. İman edilecek hususlar bütün dinlerde aynı  olduğu gibi amel edilecek hususlar da aynı olurdu. Hıristiyanlığı nesh  etmese idi, Müslümanlığı göndermezdi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur’anda Yahudiler</title>
		<link>https://islamdini.de/kuranda-yahudiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 12:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kuranda-yahudiler/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Yahudilere niye İsrail oğulları deniyor? Yahudilerin gayesi nedir?CEVAPHazret-i Yakub’un adı İsrail olduğu için, Yahudilere İsrail oğulları denildi. Hazret-i Musa Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı. Buzağıya taptı. Sonra pişman olup tövbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir. Yahudiler, Hazret-i Musa’ya çok eziyet etti. Sonra gelenleri, bin…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kuranda-yahudiler/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Yahudilere niye İsrail oğulları deniyor? Yahudilerin gayesi nedir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hazret-i  Yakub’un adı İsrail olduğu için, Yahudilere İsrail oğulları denildi.  Hazret-i Musa Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı. Buzağıya taptı.  Sonra pişman olup tövbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru  yolu bulucu demektir. Yahudiler, Hazret-i Musa’ya çok eziyet etti. Sonra  gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Hazret-i İsa ve annesine iftira  ettiler. İncili tahrif ederek Hıristiyanlığı bozdular. Peygamber  efendimizi zehirlediler. Hazret-i Osman zamanında, fitne çıkararak,  Halifenin şehid edilmesine sebep oldular. İbni Sebeciliği, Hurufiliği  meydana çıkarıp, Müslümanları parçalayıp, birbirine düşman ettiler.  Yehovacılığı çıkarıp Hıristiyanları birbirine düşürdüler. Dinleri yok  etmek için masonluğu kurdular.<br /><b><br />Sual:</b> Kur’anda Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkındaki âyetlerde özellikle neler bildiriliyor?<br /><b>CEVAP<br />Yahudiler hakkındaki âyetlerden bazıları şunlardır:<br />1-</b> Tevrat’ı değiştirdiler. (<b>Bekara </b>79) <br /><b>2-</b> Peygamberleri öldürdüler. (<b>Âl-i İmran</b> 183) <br /><b>3-</b> Hazret-i İsa’yı öldüremediler. (<b>Nisa</b> 157)<br /><b>4-</b> Fesat çıkardılar. Allah’a cimri dediler. (<b>Maide</b> 64) <br /><b>5-</b> Hazret-i Meryem’e iftira ettiler. (<b>Nisa </b>156)<br /><b>6</b>&#8211; İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir. (<b>Maide</b> 82)<br /><b>7-</b> Üzeyir Allah’ın oğlu dediler. (<b>Tevbe</b> 30)<br /><b>8-</b> Kıskançlık ve maddi çıkar yüzünden Kur’ana inanmadılar. (<b>Bekara </b>146) <br /><b>9-</b> Çoğu iman etmeyecektir. (<b>Bekara</b> 100; <b>Nisa</b> 155)<br /><b>10-</b> Allah’ı inkârlarından dolayı lanete uğradılar. (<b>Bekara </b>88-89)<br /><b><br />Kur’ana göre Hıristiyanlar<br />1-</b> Meryem oğlu Mesihe, Allah diyenler, kâfir olmuştur. (<b>Maide</b> 72)<br /><b>2-</b> Allah üç ilahtan biridir diyenler kâfir olmuştur. (<b>Maide</b> 73)<br /><b>3-</b> Meryem oğlu Mesih bir Peygamber, anası da sadık bir kadındır. (<b>Maide</b> 75)<br /><b>4-</b> İsa Mesihe Allah’ın oğlu dediler. (<b>Tevbe</b> 30)<br /><b>5-</b> Yahudilere göre, Hıristiyanlar Müslümanlara daha yakındır. (<b>Maide</b> 82)<br /><b><br />Yahudi ve Hıristiyanların ortak yönleri:<br />1-</b> Bilginlerini, rahiplerini Rabler edindiler. (<b>Tevbe</b> 31)<br /><b>2-</b> Yahudi bilginleri ve Hıristiyan rahipleri halkın mallarını yediler. (<b>Tevbe</b> 34)<br /><b>3-</b> Allah’ın oğullarıyız dediler. (<b>Maide</b> 18)<br /><b>4-</b> Bile bile hakkı gizlediler. (<b>Âl-i İmran</b> 71)<br /><b>5- </b>Allah çocuk edindi diye iftira ettiler. (<b>Bekara</b> 116)<br /><b>6- </b>Allah’ın âyetlerini inkâr ettiler. <b>Âl-i İmran</b> 70)<br /><b>7-</b> Allah’a iftira ettiler. (<b>Âl-i İmran</b> 78)<br /><b>8- </b>Yahudi ve Hıristiyanlar, birbirinin dostlarıdır. (<b>Maide</b> 51)<br /><b>9- </b>Resulullah, dinlerine girmedikçe, Yahudi ve Hıristiyanlar ondan razı olmazlar. (<b>Bekara </b>120)<br /><b>10- </b>Dinlerinde aşırı gittiler. (<b>Nisa </b>171)<br /><b>11- </b>Kitaplarındaki bilgileri gizlediler. (<b>Maide </b>15)<br /><b>12- </b>Ehl-i kitap, “Cennete ancak Yahudi ve Hıristiyanlar girecek” dediler.<b> </b>(<b>Bekara </b>111)<br /><b>13- </b>Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkârcılar, Cehennem ateşinde ebedi olarak kalırlar. Onlar, halkın en şerlileridir. (<b>Beyyine</b> 6)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  âyet-i kerimelerden açıkça anlaşılıyor ki, Yahudiler Tevrat’ı  değiştirdiler. Hazret-i Musa’nın dini değişince Allahü teâlâ, İncil ile  Hazret-i İsa’yı gönderdi. Hazret-i İsa’nın dini de bozulunca, İncil,  İnciller haline gelince, Allahü teâlâ, İslamiyet’i göndermiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yahudilik, Tevrat ve Talmud</title>
		<link>https://islamdini.de/yahudilik-tevrat-ve-talmud/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 12:49:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/yahudilik-tevrat-ve-talmud/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Yahudiliğin tarihçesi nasıldır?CEVAPİbrahim aleyhisselam, ulül-azm Peygamberlerdendir. O, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi. Hakiki Müslüman idi. İbrahim aleyhisselam Beni İsrail’in, yani Yahudilerin ve ayrıca Arapların da ceddidir. Muhammed aleyhisselamın da, dedelerindendir. Geldanilerin merkezi Babil şehri idi. Meliklerine Nemrud denirdi. Geldaniler o zaman, aya, güneşe ve yıldızlara taparlardı. Bunları temsil…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/yahudilik-tevrat-ve-talmud/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Yahudiliğin tarihçesi nasıldır?<br /><b>CEVAP<br /></b>İbrahim  aleyhisselam, ulül-azm Peygamberlerdendir. O, ne Yahudi, ne de  Hıristiyan idi. Hakiki Müslüman idi. İbrahim aleyhisselam Beni  İsrail’in, yani Yahudilerin ve ayrıca Arapların da ceddidir. Muhammed  aleyhisselamın da, dedelerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Geldanilerin merkezi Babil şehri idi. Meliklerine <b>Nemrud</b> denirdi. Geldaniler o zaman, aya, güneşe ve yıldızlara taparlardı.  Bunları temsil eden çeşitli putlar yapmışlardı. Nemrudlar da putlar  arasında idi. Allahü teâlâ, İbrahim aleyhisselamı bunlara Peygamber  olarak gönderdi. Fakat iman etmediler. O mübarek Peygamberi, ateşte  yakmak istemişler, ancak Allahü teâlâ, ateşi selamet kılmıştı. Günlerce  odun toplayarak yaktıkları bu ateşin içerisi, İbrahim aleyhisselam için  yeşil bir bahçe oldu. Bu mucize karşısında da, çoğu iman etmedi.</p>
<p style="text-align: justify;">İbrahim  aleyhisselam Mısır’a gitti. Sonra Allahü teâlânın emri ile Filistin’e  döndü. İbrahim aleyhisselamın vefatından sonra, oğlu, İshak  aleyhisselam, bundan sonra da, bunun oğlu Yakub aleyhisselam Peygamber  oldular. Yakub aleyhisselamın diğer ismi, İsrail’dir. Bunun için, Yakub  aleyhisselamın oniki oğlundan çoğalan insanlara, <b>Beni İsrail</b> yani İsrail oğulları denilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakub  aleyhisselamın oğullarından Yusuf aleyhisselamı, kardeşleri  kıskandılar. Bir kuyuya atıp, Yakub aleyhisselama, öldü diye yalan  söylediler. Sonra, kuyuya gelen yolcular, Onu kuyudan çıkarıp, Mısır’a  götürdü. Orada, köle diye sattılar. Yusuf aleyhisselamı, Mısır’ın maliye  veziri, Aziz satın aldı. Evine götürdü. Hanımı Zeliha, Ona aşık oldu.  Yusuf aleyhisselam, ona iltifat etmeyince, iftira etti. Bu iftira  üzerine, Yusuf aleyhisselam zindana hapis edildi. Mısır hükümdarı  Firavun’un bir rüyasını tabir ederek, zindandan çıkarıldı. Firavun,  Yusuf aleyhisselamı maliye vekili yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf aleyhisselam,  babası Yakub aleyhisselamı ve diğer kardeşlerini Kenan diyarından yani  Filistin’den Mısır’a getirdi. Firavun, Yakub aleyhisselama ve  çocuklarına çok hürmet ve iltifat etti. Böylece, İsrail oğulları, Mısıra  yerleşmiş oldular. Önce, Mısır’da rahat bir hayat süren İsrail  oğulları, sonradan Mısır’da büyük bir zulüm ve sıkıntı görmüşler,  köleliğe düşmüşlerdir. Onları bu sıkıntılardan kurtaran Musa  aleyhisselam olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Musa aleyhisselamı, Firavun sarayında  büyüttü. Kırk yaşına gelince, sarayı terk edip, akrabalarının ve büyük  kardeşi Harun’un yanına geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün, Mısırlı bir kâfirin  [kıptinin], Beni İsrailden birine işkence ettiğini gördü. Kurtarırken,  kıpti öldü. Bunun üzerine Musa aleyhisselam, Tebük civarındaki Medyen  şehrine gitti. Orada Şuayb aleyhisselamın kızı ile evlendi. Ona on sene  hizmet etti. Mısır’a dönmek için yola çıktı. Yolda, Tur dağında, Allahü  teâlâ ile konuştu. Mısır’a gelip, Firavunu dine davet etti. Beni İsraile  serbestlik verilmesini istedi. Firavun kabul etmedi. (Musa, büyük  sihirbazdır. Bizi aldatıp, memleketimizi elimizden almak istiyor) dedi.  Yanındaki vezirlere sordu. Onlar da, (sihirbazları topla, onu mağlup  etsinler) dediler. Sihirbazlar geldiler. Mısır halkı önünde, ipleri yere  attılar. Her ip, yılan görünüp, Musa aleyhisselama doğru yürüdü. Musa  aleyhisselam asasını yere bıraktı. Büyük yılan oldu. İpleri yuttu.  Sihirbazlar şaşırdılar. İman ettiler. Firavun kızdı. (O, sizin ustanız  imiş. Ellerinizi, ayaklarınızı keseceğim. Hepinizi hurma dallarına  asacağım) dedi. (Biz Musa’ya inandık. Onun Rabbine sığınıyoruz. Yalnız  Onun af ve merhametini isteriz) dediler. Kâfirlerin suları kan oldu.  Kurbağa yağdı. Cilt hastalıkları oldu. Üç gün karanlık oldu. Firavun, bu  mucizeleri görünce korktu. Beni İsrailin Mısır’dan çıkmasına izin  verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Musa aleyhisselam, Beni İsrail ile, Kudüs’e doğru  giderken, Firavun pişman oldu. Askerleriyle arkalarına düştü. Süveyş  körfezi açılıp, müminler karşıya geçti. Firavun geçerken, deniz kapandı.  Askerleri ile birlikte boğuldu. Beni İsrail, yolda öküze tapanları  gördüler. Musa aleyhisselama (Biz de böyle tanrı isteriz) dediler. Musa  aleyhisselam, (Allahü teâlâdan başka tanrı yoktur. Allahü teâlâ sizi  kurtardı) dedi. Sonra, Tih çölüne düştüler. Yolu şaşırdılar. Aç ve susuz  kaldılar. Gökten, <b>Men</b> ve <b>Selva</b> yani helva ve et inerdi.  Bunları yerlerdi. Asası ile yere vurunca, su çıkardı. Bundan da  içerlerdi. (Helva ile etten bıktık. Bakla, soğan gibi şeyler isteriz)  dediler. Musa aleyhisselamı gücendirdiler. Bunun için, kırk sene çölde  kaldılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Musa aleyhisselam, Harun aleyhisselamı vekil bırakıp,  Tur dağına gitti. Orada kırk gün ibadet etti. Allahü teâlânın kelamını  işitti. Allahü teâlâ <b>Tevrat</b> kitabını ve on emrin yazılı olduğu  iki levhayı indirdi. Tih çölünde, Samiri adında bir münafık, herkesteki  altınları, süs eşyasını eritip, bunlardan bir buzağı yaptı. (Musa’nın  ilahı budur. Buna tapınız!) dedi. Tapmaya başladılar. Harun  aleyhisselamı dinlemediler. Musa aleyhisselam gelip olanları görünce çok  kızdı. Samiri’ye lanet etti. Büyük kardeşinin sakalından tutup,  darıldı. Pişman olarak, yalvardılar. Musa aleyhisselam, Tevrat’ı ve on  emri tebliğ etti. Tevrat’a göre ibadet etmeye başladılar. Sonra yine  bozuldular. Yetmişbir fırkaya ayrıldılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Musa aleyhisselam,  ümmeti ile Lut gölünün cenub tarafına geldi. (Uc bin Unk) adında bir  melik ile savaş etti. Şeria nehri şarkındaki yerleri ele geçirdi. Eriha  şehri karşısındaki dağa çıktı. Kenan ilini uzaktan gördü. Yerine Yuşa  aleyhisselamı halife bırakıp, bir rivayete göre, miladdan 1605 sene  evvel yüzyirmi (120) yaşında, orada vefat etti. Eriha şehrini, sonra da  Kudüs’ü, Yuşa aleyhisselam Amalika kâfirlerinden aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha  sonra, Davud aleyhisselam melik oldu. Kudüs’ü tekrar aldı. Böylece,  Yahudilerin en parlak zamanı başladı. Sonra, Süleyman aleyhisselam,  babasının hazırlattığı yere meşhur mabedi yani <b>Mescid-i Aksa</b>yı  yaptırdı. Süleyman aleyhisselam, içinde Tevrat ve on emir ve diğer  emanetler ve on emrin yazılı olduğu levhalar bulunan (Tabut-ı sekine)yi,  yani (Mukaddes sandığı) mabedin bir odasına koydurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Oniki  kabileye ayrılmış olan Yahudiler, Süleyman aleyhisselamın vefatından  sonra, iki devlete ayrıldılar. On kabile İsrail devletini, diğer ikisi  Yehuda devletini kurdular. Azgınlaşarak hak yoldan ayrılıp, taşkınlık  ettiler. Gadab-ı ilahiye uğradılar. İsrail devleti M.Ö. 721 de Asuriler,  sonra da, Yehuda devleti M.Ö. 586 da Babilliler tarafından yıkıldı.  Asuriler Babil devletini işgal etti. 587 de Asuri hükümdarı Buhtunnasar  Kudüs’ü yakıp yıktı. Yahudilerin çoğunu öldürdü, kalanlarını da, Babil’e  sürdü. Bu karışıklıkta gökten inen Tevrat yakıldı, yok edildi. Bu  hakiki Tevrat, çok büyüktü. Yani, kırk cüz idi. Her cüzde bin sure, her  surede bin âyet vardı. Bu muazzam kitabı, Üzeyr aleyhisselamdan başka  kimse ezberlememiş idi. Tevrat’ı Yahudilere yeniden talim etti. Zamanla  birçok yerleri unutuldu, değiştirildi. Muhtelif kimseler, hatırlarında  kalan âyetlerini yazarak, Tevrat isminde çeşitli risaleler meydana  geldi. Miladdan takriben dörtyüz sene evvel yaşamış olan Azra ismindeki  bir haham bunları toplayarak, şimdi mevcut olan Ahd-i atik denilen  Tevrat’ı yazdı.</p>
<p style="text-align: justify;">İran hükümdarı Şireveyh, Asurileri yenince,  Yahudilerin tekrar Kudüs’e dönmelerine izin verdi. Yahudiler, M.Ö. 520  den sonra Mescid-i Aksa’yı yeniden tamir ettiler. Önce Perslerin, sonra  da, Makedonyalıların idaresi altında yaşadılar. M.Ö. 63 senesinde Kudüs,  Romalı kumandan Pompey tarafından zabtedildi. Pompey, Yahudileri  dağıttı. Şehri ve Mescid-i Aksa’yı, yaktı, yıktı. Böylece Yahudiler,  Roma devleti hakimiyetine girdiler. M.Ö. 20 de Romalıların Filistin’deki  Yahudi valisi Herod, mabedi tekrar yaptırdı. Yahudiler daha sonra, Roma  hakimiyetine isyan ettiler. Fakat miladın 70. senesinde Romalı kumandan  Titus, Kudüsü tamamen yaktı, yıktı. Şehri viraneye çevirdi. Beyt-i  mukaddes de yandı. Sadece batı duvarı kaldı. Bu duvara Türkler <b>Ağlama duvarı</b> derler. Bizanslılar ve sonra Emeviler ve Osmanlılar bu duvarı muhafaza ederek, mescidi tamir etmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Titusun,  katliam ve zulmünden sonra Yahudiler, bölük bölük Filistin’i terk  ettiler. Kudüs ve çevresinden kovuldular. Yahudi esirler, Romalıların  emrinde çalıştırılmak üzere, Mısır’a sevk edildiler. Bu sene, Yahudiler  dünyanın her yerine yayıldılar.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tevrat ve Talmud<br /></b>Yahudiler, Yahudiliğin iki emir kaynağını birbirinden ayırmıştır: <br /><b>1- </b>Yazılı emirler, <br /><b>2-</b> Sözlü emirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudilerin mukaddes saydıkları kitapları, <b>Torah</b> [yani Tevrat] ve <b>Talmud</b> olmak üzere ikiye ayrılır: Birincisi, yazılı emirleri, ikincisi ise, sözlü emirleri ihtiva ediyor derler.<br /><b><br />Torah</b> kitabına Hıristiyanlar <b>Ahd-i atik</b> ismini verirler. Yahudiler, Torahı üç kısma ayırmışlardır: <br /><b>1- Torah</b>, yani Tevrat, <br /><b>2- Neviim</b>, yani Peygamberler, <br /><b>3- Ketubim</b>, yani Kitaplar.</p>
<p style="text-align: justify;">Torah  ismini, bu üç kısmın, ibranice baş harflerini birleştirerek meydana  getirmişler. Neviim iki kısımdır. İlk peygamberler dört kitap, son  peygamberler onbeş kitaptır. Ketubim, yani kitaplar ise, Yahudilere göre  onbir, Hıristiyanlara göre onbeş kitaptır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudiler, Tevrat  ismini verdikleri beş kitabın Allahü teâlâ tarafından, Musa  aleyhisselama indirildiğine inanmaktadırlar. Bu beş kitap, <b>Tekvin</b>,<b> Huruc</b>,<b> Levililer</b>,<b> Sayılar</b>,<b> Tesniye</b>dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tesniye’de,  Musa aleyhisselamın ölümü, ihtiyarlığı, yaşı ve defnedildiği ve  Yahudilerin ona matem [yas] tuttukları yazılıdır. [Tesniye bab 34]. Bu  ahval, Musa aleyhisselam vefat ettikten sonra, Musa aleyhisselama vahiy  olundu dedikleri kitapta nasıl bildirilmiştir? Bu misal, Tevrat’ın Musa  aleyhisselam tarafından bildirilen ve Allahü teâlâ tarafından vahiy  edilmiş olan, hakiki Tevrat olmadığının açık delillerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir Yahudi din adamı olan, H.Hirsch Graetzin, <b>History of the Jews</b> kitabındaki beyanına göre, Yahudiler, kendi cemaatlerinin Tevrat’ın  emirlerine tam ittiba edebilmelerini temin için (Yetmişler Meclisi)ni  kurdular. Bu meclisin reisine, (Baş Kahin) dediler. Yahudi gençlerine,  mekteplerde dinlerini öğreten, Tevrat’ı açıklayan Yahudi din adamlarına  (Yazıcılar) denilir. Bunların, Tevrat’a yaptıkları açıklamaların,  ilavelerin bir kısmı, sonradan yazılan Tevratlara karıştırılmıştır.  İncillerde geçen yazıcılar işte bunlardır. Bunların bir diğer vazifesi  de, Yahudilerin Tevrat’a ittiba etmelerini sağlamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudilerin ekserisinin inanmadıkları bir Tevrat daha vardır ki, buna <b>Şomranim Tevratı</b>=<b>Tora Ha-Şomranim</b> derler. Bu Tevrat’a inananlar, yazıcıların Tevrat’a açıklamalar ve  ilaveler yapmalarına, hatta harflerini dahi değiştirmelerine karşı  çıkmışlardır. Yahudilerin ellerindeki Tevrat ile Şomranim Tevratı  arasında altı bin kadar ihtilaf bulunduğu bildirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hıristiyanlar <b>Torah</b> kitabı için, <b>Ahd-i Atik</b> yani <b>Eski Ahd</b> tabirini kullanırlar. Yahudiler, bu tabiri kabul etmezler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün  Tevrat dedikleri kitabın, Allahü teâlâ tarafından Musa aleyhisselama  gönderilen hakiki Tevrat olmadığı şüphesizdir. En eski yazılan Tevrat  nüshası ile, Musa aleyhisselam arasında iki bin sene vardır. Musa  aleyhisselam, Tevrat’ın (Tabut-i sekine)ye, yani (Mukaddes Sandığı)na  konularak muhafaza edilmesini ümmetinin âlimlerinden istemişti. Süleyman  aleyhisselam Mescid-i Aksa’yı bina edince, Ahd sandığını buraya koymuş  ve sandığı açtırmıştır. Sandık açılınca, içerisinden yalnız <b>Evamir-i Aşere</b>, yani on emrin yazılı olduğu iki levha çıkmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tevrat’ı kim yazdı</b><br />ABD’nin Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden <b>Elliot Friedmanın</b>, 1987 senesinde neşrettiği, <b>Tevrat’ı Kim Yazdı</b> isimli kitap, Yahudi ve Hıristiyan dünyasını karıştırdı. Profesör  Friedman, Tevrat’ı teşkil eden beş kitabın, beş ayrı ilahiyatçı  tarafından yazıldığını ve Musa aleyhisselama indirilen Tevrat kitabının  asıl nüshası ile hiçbir surette kıyaslanamayacağını açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hıristiyanların inandığı, <b>Kitab-ı Mukaddes</b>in <b>ahd-i atik</b> ve <b>ahd-i cedid</b> kısımlarının birbirleriyle tenakuz içerisinde bulunduğunu belirten profesör <b>Friedman</b>,  kitabında bunun misallerini zikretmiştir. Ayrıca, Tevrat’ın  içerisindeki kitapların da birbirleri ile, hatta kendi babları arasında  tenakuzlarla dolu olduğuna dikkati çeken profesör Friedman, böyle bir  esere (İlahi kitap) vasfının verilemeyeceğini bildirmiştir. Tevrat’ı  meydana getiren beş kitaptaki, ifade tarzları da, birbirinden tamamen  farklıdır.<br />Prof. Elliot Friedmana göre bugünkü Tevrat, Musa  aleyhisselamdan birkaç asır sonra yaşayan beş haham tarafından kaleme  alınmış ve Azra adındaki haham bunları tek tek toplayarak, Ahd-i Atikin  asıl nüshası olduğu iddiası ile çoğalttırmıştır. Tarih profesörü  Friedman, kaleme aldığı eserinde, daha sonra şu ifadelere yer vermiştir:</p>
<p style="text-align: justify;">(Günümüzde,  Tevrat’ın üç nüshası mevcut: Yahudiler ve protestanların kabul  ettikleri ibranice nüsha, katolik ve ortodokslar tarafından kabul edilen  yunanca nüsha ve samirilerce kabul edilen samiri dilinde yazılmış  nüsha. Bunlar Tevrat’ın en eski ve en itimatlı nüshaları olarak  bilinmelerine rağmen, gerek aynı nüshanın içinde ve gerekse nüshalar  arasında birçok yerlerinde tezatlar vardır. Hiçbir ilahi dinde  bulunmayan, insanlara zulüm telkinleri, Peygamberlerden bazılarına karşı  çok çirkin ve makamlarına yakışmayacak isnatlar vardır. Hakiki  Tevrat’ta ise, tezatlar bulunacağından söz edilemez.)</p>
<p style="text-align: justify;">Fransız papazlarından, <b>Richard Simon</b> da, <b>Historia Critique du Vieux Testament</b> kitabında, <br />Tevrat’ın  Musa aleyhisselama vahiy edilen Tevrat olmadığını, sonradan farklı  zamanlarda yazılarak bir araya getirildiğini belirtmiştir. Papazın bu  kitabı toplattırılmış, kendisi de kiliseden kovulmuştur.<br /><b>Dr. Jean Astruc</b> de, <b>Conjectures il parait que Mouse sest Servi pour composer le livre dela Genese</b> adlı eserinde, Tevrat’ın beş kısmının çeşitli yerlerden derlenmiş birer  kitap olduğunu yazmıştır. Jean, bir kısmındaki isimlerin  değiştirilerek, iki-üç yerde tekrar edildiğine de dikkatleri çekmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tekvinin  birinci babının onbirinci âyeti ve devamında, nebatların insandan önce  yaratıldığı, yazılıdır. İkinci babının beş, altı, yedi, sekiz ve  dokuzuncu âyetlerinde ise, insanın yaratıldığı ve o zaman yer yüzünde  hiçbir nebatın bulunmadığı, nebatatın insandan sonra yaratıldığı  yazılıdır. Bu ve bunun gibi pek çok tenakuzlara, büyük hatalara dikkati  çeken Jean Astruc dinsiz ilan edilmiştir.<br /><b><br />Gottfried Eichhorn</b>,  Tekvinden başka, sonra gelen beş kitabın da, tarihleri itibarı ile ve  lisan olarak birbirinden farklı olduğunu 1775 senesinde neşrettiği  kitabında yazmıştır. Fakat Eichhorn ve kitapları aforoz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Alman şairi ve filozof <b>Herden</b> [1744-1803] <b>Von Geiste den hebraischen Poesie</b> eserinde, Ahd-i atikin, (Mezmurlar) kitabının içindeki şiirlerin birçok  ibrani şairlerine ait olduğunu, başka başka zamanlarda yazıldığını ve  sonradan bir araya cem edildiğini yazmaktadır. Ayrıca (Neşideler  Neşidesi)nin de, beşeri ve müstehcen bir aşk kasidesi olduğunu, bu  şiirlerin Süleyman aleyhisselam gibi bir Peygambere atıf olunamayacağını  da beyan etmektedir. Merak edenlerin, (Neşideler Neşidesi) kitabına göz  gezdirmeleri kâfidir.</p>
<p style="text-align: justify;">19. yüzyılda İbrani lisanı üzerindeki  incelemeler artınca, Tevrat’taki beş kitabın Musa aleyhisselama ait  olmadığı ve ahd-i atikteki kitapların muhtelif zamanlarda bir araya  getirildiği ispat edildi. Bu hususta, Avrupalı pek çok tarihçi, papaz ve  piskoposlar eserler neşretmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Moody İncil Enstitüsünden <b>Dr. Graham Scroggie</b>, (<b>İncil Allah kelamı mıdır?</b>) isimli kitapta (Ahd-i Atik) ve (Ahd-i Cedid)in Allah kelamı olmadığını itiraf etmektedir.<br /><b><br />Dr. Stroggie</b> ise, (Tekvin kitabı, şecerelerle doludur. Kim kimden doğdu, nasıl  doğdu? Hep bunlardan bahsediliyor. Bunlardan bana ne? Bunların ibadet ve  Allahü teâlâyı sevmek ile ne alakası var? Nasıl iyi bir insan  olunabilir? Kıyamet günü nedir? Kime ve nasıl hesap vereceğiz? Salih bir  insan olmak için neler yapmak lazımdır? Bunlardan pek az bahsolunuyor.  Ekseriya, muhtelif efsaneler var. Daha gündüz anlatılmadan, geceye  geçiliyor) demektedir. Böyle bir kitap nasıl Allah kelamı olabilir?<br />Bugün, Yahudilerin <b>Torah</b>, Hıristiyanların ise, <b>Ahd-i Atik</b> dedikleri kitapları okuyan bir kimse, Allahü teâlâ tarafından  indirilmiş bir kitap değil, fuhuş, müstehcenlik ve ahlaksızlığı öğreten  bir seks kitabı okuduğunu zan eder. Bu kitapların, Allah kelamı  olmadığını anlayan batılı birçok papaz ve fen adamları, pek çok kitaplar  neşrederek, hakikati herkese duyurmaya çalışmışlardır. Bunları burada  zikir etmeye kitabımızın hacmi müsait değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Talmud<br />Sual:</b> Yahudilerin Tevrat’tan sonraki kutsal bildiği kitapları var mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Vardır. <b>Sözlü emirler</b> dedikleri <b>Talmud </b>kitabıdır. <br />Talmud, iki kısımdan meydana gelmiştir. Bunlar Mişna ve Gamara’dır.<br /><b>Mişna:</b> İbranice tekrar demektir. Sözlü emirlerin, kanun haline getirilmiş ilk  halidir. Yahudi itikadına göre, Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, Tur  dağında Tevrat kitabını (Yazılı emirleri) verdiği gibi, bazı ilimleri,  yani (Sözlü emirler)i de söyledi. Musa aleyhisselam, bu ilimleri Harun,  Yuşa ve Eliazara bildirdi. Bunlar da, kendilerinden sonra gelen  Peygamberlere bildirdiler. Eliazar, Şuayb aleyhisselamın oğludur  [Mirat-i kâinat].</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bilgiler, nesilden nesile, yani hahamlardan  hahamlara rivayet edildi. Miladdan önce 538 ve miladdan sonra 70  senelerinde çeşitli Mişnalar yazıldı. Bunlara Yahudilerin âdetleri,  kanun müesseseleri, hahamların bir mevzudaki tartışmaları ve şahsi  görüşleri de karıştırıldı. Böylece Mişnalar, hahamların indi görüş ve  münakaşalarını ifade eden kitaplar haline geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudi hahamlarından <b>Akiba</b>, bunları topladı ve kısımlara ayırdı. Talebesi, haham <b>Meir</b>,  bunlara ilaveler yaparak basitleştirdi. Daha sonraki hahamlar bu  rivayetlerin, telifi ve bir araya toplanması için çeşitli usuller ve  şartlar koydular. Böylece pek çok rivayetler ve kitaplar zuhur etti.  Nihayet bunlar, Yehuda’ya (Judah Hanesiye) ulaştı. Yehuda, bu  karışıklıklara son vermek için, miladın ikinci asrında, bu kitapların en  sağlam kabul edilenini yazdı. Yehuda, mevcut nüshalardan, bilhassa  Meir’in yazdığı nüshadan istifade ederek, kırk yılda bir kitap vücuda  getirdi. Bu kitap, diğerlerini içinde toplayan, en son ve meşhur <b>Mişna</b> oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yehuda’dan sonra gelen hahamlar, Mişna’ya ilave ve şerhler yapmışlardır. <br />Yehuda’nın, yazdığı Mişna’ya almadığı ve diğer hahamların yazdığı Mişna’lardaki malumatlar sonradan toplandı. Bunlara <b>İlaveler</b> (Tosefta) denildi.<br /><b><br />Gamara: </b>Yahudilerin  Filistin ve Babil’de iki mühim dini mektepleri vardı. Bu mekteplerde,  Amoraim (izahcılar) denilen hahamlar, Mişnanın manasını açıklamaya,  tezatları düzeltmeye, örf ve âdetlere dayanarak verilen hükümlere kaynak  aramaya, olmuş veya olmamış, yani teorik meseleler üzerinde hükümler  vermeye çalıştılar. Babil’deki hahamların yaptıkları şerhlere (Babil  Gamarası) denildi. Bu Gamara, Mişna ile beraber yazıldı. Meydana gelen  kitaba (Babil Talmud)u denildi. Kudüs’teki hahamların yaptıkları  şerhlere de, (Kudüs Gamarası) denildi. Bu Gamara da Mişna ile beraber  yazıldı. Meydana gelen bu kitaba (Kudüs Talmud)u denildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Filistin Gamarası, bir rivayete göre miladi üçüncü asırda tamamlandı.<br />Babil Gamarası, miladın dördüncü asrında başladı ve altıncı asrında tamamlandı.<br />Daha  sonra, Kudüs ve Babil şerhleri tefrik edilmeksizin Mişna ve bir  Gamaraya (Talmud) tabir edildi. Babil Talmud’u, Kudüs Talmud’unun üç  misli daha uzundur. Yahudiler, Babil Talmud’unu Kudüs Talmud’undan daha  üstün tutarlar. Mişnanın bir-iki cümlesi, bazen Talmud’da on sayfa  anlatılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Talmud’un anlaşılması, Mişna’dan daha zordur. Her  Yahudi, din eğitiminin üçte birini Tevrat, üçte birini Mişna, üçte  birini de, Talmud’a ayırmak mecburiyetindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hahamlar,  Talmud’da, bir kimse kötü bir şeye niyet etse, onu yapmasa bile günahkâr  olacağını bildirmişlerdir. Onlara göre, hahamların nehy ettiği bir şeyi  yapmaya niyet eden kişi, necis, pis olur. Bu itikadların [inançların]  kaynağı olan Talmud’a Müslümanlar (Ebül-Encas=Necasetlerin babası)  demiştir. (Hebrew Literature sayfa 17). Yahudiler, Talmud’a inanmayanı,  onu kabul etmeyeni, Yahudi saymazlar. Bunun için Yahudiler, sadece  Tevrat’ı kabul eden ve ona bağlanan Karaim Yahudilerini Yahudi kabul  etmezler.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudi din adamları, Kudüs ve Babil Talmudları arasında büyük farklar, tezatlar olduğunu itiraf etmekten sakınırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Babil  Talmud’u, ilk defa miladi 1520-1522 de, Kudüs Talmud’u ise, 1523  senesinde Venedik’te basıldı. Babil Talmud’u, Almanca ve İngilizceye,  Kudüs Talmud’u da, Fransızcaya tercüme edilmiştir.<br />Babil Talmud’unun %  30unu, Kudüs Talmud’unun % 15ini hikayeler ve kıssalar teşkil eder. Bu  hikayelere (Hagada) derler. Yahudi edebiyatının esasını bu hikayeler  teşkil eder. Mekteplerinde bunları okuturlar. Yahudi mekteplerinde,  hatta üniversitelerinde Tevrat ve Talmud’un öğrenilmesi ve öğretilmesi  mecburidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hıristiyanlar Talmud’a düşmandır<br /></b>Hıristiyanlar,  Talmud’a düşman olup, ona şiddetle hücum etmektedirler. Yahudilere  Talmudla ilgili yaptıkları zulümlerden kısaca bahsedelim:<br />Fransa,  Polonya ve İngiltere gibi, Hıristiyan beldelerde, Talmudlar  toplattırılmış ve yakılmıştır. Yahudilerin evlerinde bile Talmud  bulundurmaları yasak edilmiştir. Talmud hükümlerini açıklayan en mühim  kişiler, Yahudi dönmeleri Nicolas Donin ile Pablo Christianidir. Pablo  Christiani, miladi onüçüncü asırda, Fransa ve İspanya’da yaşamıştır.  1263 senesinde İspanya’nın Barcelona şehrinde yapılan münazarada  hahamlar, Talmud’un katı prensiplerine ve yazılarına karşı varid olan  suallere (Cevap veremediler), bunları müdafaadan aciz kaldılar.<br /><b><br />(El-Kenz-ül-Mersüd fi Kavaid-it-Talmud)</b> kitabının beyanına göre, Talmud’da, İsa aleyhisselamın Cehennemin  derinliklerinde, zift ve ateş arasında olduğu, Hazret-i Meryem’in asker  Pandira ile zina ettiği, kiliselerin necaset dolu [pislik] olduğu,  papazların kelblere [köpeklere] benzediği, Hıristiyanların öldürülmesi  lazım olduğu gibi hususlar yazılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">927 [m. 1520] de Papanın  izni ile Babil Talmud’u, üç sene sonra da Kudüs Talmud’u basılmış,  bundan otuz yıl sonra Yahudiler için felaketler zuhur etmiştir. 9 Eylül  1553 de Roma’da ele geçirilen bütün Talmud nüshaları yakılmıştır. Bu  hal, diğer İtalya şehirlerinde de tatbik edilmiştir. 1554 senesinde  Talmud ve diğer İbranice kitaplara sansür konulmuştur. 1565 de Papa,  Talmud kelimesinin kullanılmasını dahi, yasak etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1578-1581  seneleri arasında Talmud, Basel şehrinde yeniden basılmıştır. Bu  baskıda, bazı risaleler çıkarılmış, Hıristiyanlığı kötüleyen birçok  cümleler kaldırılmış, birçok kelimeler de değiştirilmiştir. Bu tarihten  sonra, Papalar yine Talmudları toplatmışlardır.<br />Karaim Yahudileri, Talmud’u red etmiş ve bunu bid’at kabul etmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Talmud sihir ve kehanetlerle doludur<br /></b>Talmud’a  göre kadın, dini mekteplere alınamaz. Çünkü hafif akıllıdır ve ona din  eğitimi şart değildir. (Kim kızına Tevrat öğretirse, ona kötü bir şey  öğretmiş olur) cümlesi haham Eliazerindir. (Mişna, Naşim (kadınlar),  Sotak kısmı 216). Yahudi haham Musa bin Meymun, bundan maksadın Tevrat  değil, Talmud olduğunu zikir etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Talmud, müneccimliğin  insan hayatına hüküm eden bir ilim olduğunu bildirmektedir. Talmud,  (Güneş tutulması, milletler için kötü bir alamettir) demektedir.  [Evil-Sign] Ay tutulmasının ise, Yahudiler için kötü bir alamet olduğu  yazılıdır. Talmud, sihir ve kehanetlerle doludur. Birçok şeyleri  ifritlere (Demons) bağlamışlardır. Haham Rav Hunr (Herbirimizin sağında  onbin, solunda onbin ifrit [şeytan] bulunur) demektedir. Haham Rabba  ise, (Havradaki vaaz sırasında zuhur eden izdiham, ifritler sebebi  iledir. Elbiselerin eskimesi, ifritlerin sürtünmelerindendir. Ayakların  kırılması, yine ifritler sebebi iledir) demektedir. Talmud’da,  şeytanların, öküzlerin boynuzlarında raks ettikleri, şeytanın Tevrat  okuyanlara zarar veremeyeceği, Cehennem ateşinin, Beni İsrailin  günahkârlarını yakmayacağı yazılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine Talmud’da, Beni  İsrailin günahkârlarının oniki ay Cehennemde yanacağı, Kıyameti inkâr  edenlerin ve diğer milletlerden olan günahkârların elim bir azap içinde  ebedi olarak kalacakları, orada vücutlarının kurtlarının ölmeyeceği ve  ateşlerinin sönmeyeceği yazılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bazı hahamlar Talmud’da,  ruh cesetten ayrıldıktan sonra, hesap olmadığını, günahlardan cesedin  mesul olduğunu, ruhun cesedden mesul olmasının mümkün olmadığını  yazmışlardır. Başka bir haham da, yine Talmud’da buna itiraz etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Talmud’da,  (Hahamlardan bazıları, insan ve karpuz yaratmaya kadirdir) diye  yazılıdır. Bir hahamın, bir kadını dişi merkep haline getirdiği, üzerine  bindiği, onunla çarşıya gittiği, sonra da başka bir hahamın, onu eski  haline çevirdiği, Talmud’un rivayetlerindendir. Talmud’da, hahamların  harikulade işleri, yılanlar, kurbağalar, kuşlar ve balıklara ait pek çok  efsane ve kıssaları yazılıdır. Yine Talmud’un beyanına göre, ormanda  bir yırtıcı hayvan olup, Rum kayseri bunu görmek istemiş, bu hayvan  Roma’ya 400 mil yaklaşınca kükremiş ve Roma şehrinin duvarları  yıkılmıştır. Yine Talmud’un beyanına göre, ormanda bir yaşında bir öküz,  Tur dağı kadar imiş. Çok büyük olduğu için, bunları kurtarmak Nuh  aleyhisselama çok zor gelmiş ve bunlardan sadece birini boynuzlarından  gemiye bağlamış. O zamanın Bashan (Bolan) beldesinin Maliki olan (Avc),  vücudu çok büyük olduğu için, gemiye binememiş, o da öküzün sırtına  binmiş. Bu melik Avc, dünya kadınlarından biri ile evlenen bir melekten  doğan Amalikalılardan imiş. Ayağı 40 mil uzunluğunda imiş. Akıl ve  mantığın asla kabul edemeyeceği daha nice safsatalar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yine  Talmud’un bildirdiğine göre, Titus mabede girmiş, kılıcını çekerek  mabedin perdesini parçalamış ve perdeden kan akmış, onu cezalandırmak  için, bir sivrisinek gönderilmiş ve beynine girmiş. Titusun beyninde  sinek güvercin gibi oluncaya kadar büyümüş. Titus ölünce kafası açılmış,  sivrisineğin bakırdan bir ağzı ve demirden ayakları olduğu görülmüş  imiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Hahamların öğrettiği şeylere itiraz edenlerin  cezalandırılacağı, bir Yahudi, bir yabancı yanında bir Yahudinin  aleyhine şahitlik yaparsa, lanetleneceği, bir Yahudinin yabancıya karşı  yaptığı yeminin hükmü olmadığı, yine Talmud’un beyanlarındandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Talmud’un Hoşem hamişpat, Yoreh deah, Sultan Arah kısımlarında;<br />(Yahudi olmayan kimselerin kanını akıtmak Allah’a kurban takdim etmektir), <br />(Yahudilik maksat ve gayesi için işlenen bütün günahlar, gizli olmak şartı ile mubahtır),</p>
<p style="text-align: justify;">(Yalnız Yahudi olanlara insan gözü ile bakılır. Yahudi olmayanlar birer hayvandır), <br />(Allah dünyanın bütün servetini sadece Yahudilere tahsis etmiştir),</p>
<p style="text-align: justify;">(Hırsızlık etmeyiniz emri sadece Yahudiler içindir. Diğer milletlerin canları ve malları helaldir),<br />(Yahudi olmayanların ırzı, namusu helaldir. Zina etmeyeceksin emri Yahudiler içindir),</p>
<p style="text-align: justify;">(Yahudi olmayanın, malını çalan ve işini elinden alan bir Yahudi, iyi bir iş yapmıştır), <br />(Emirlerimizi,  Yahudi olmayan birine haber vermek, bütün Yahudileri katledilmeleri  için ihbar etmekle aynıdır. Yahudi olmayanlar, kendileri için  öğrettiğimiz şeylerden malumat sahibi olunca bizi sürgün ederler),</p>
<p style="text-align: justify;">(Ziraatten daha aşağı bir iş yoktur) gibi cümleler vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Talmud’da,  Yahudilerin bekledikleri Mesih için, (Mesih, Yahudi olmayanları, savaş  arabalarının tekerlekleri altında ezecektir. Büyük savaş olacak ve  insanların üçte ikisi ölecektir. Yahudiler galip olacak, mağlup  olanların silahlarını yedi sene yakacak olarak kullanacaklardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer  milletler Yahudilere itaat edeceklerdir. Mesih Hıristiyanları kabul  etmeyecek ve onları tamamen imha edecektir. Bütün milletlerin hazineleri  Yahudilerin ellerine geçecek, Yahudiler çok zenginleşecekler.  Hıristiyanlar yok edilince, diğer milletlerin gözleri açılacak, onlar da  Yahudi olacaklardır. Böylece Yahudiler dünyaya hakim olacak, dünyanın  hiçbir yerinde Yahudi olmayan kimse kalmayacaktır) demektedir. <b>(C.VEREMEDİ)</b><br /><b><br />Yahudi ırkı<br />Sual: </b>Yahudilere göre, başka ırktan olan Yahudi olamaz mı? <br /><b>CEVAP<br /></b>Yahudiler,  kendi ırklarının üstünlüğüne inanırlar. Peygamber efendimizin  peygamberliğini de bunun için kabul etmediler. Peygamber gelecekse benî  İsrail’den [Yahudilerden] gelmeliydi dediler.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi inandıkları  Mesih gelince, bütün milletlerin kendi hakimiyetleri altına  gireceklerine ve Yahudiliği kabul edeceklerine inanıyorlar. Bunun için  de, dünyanın hiçbir yerinde Yahudi olmayan kalmayacaktır diyorlar. Fakat  onlara göre, asıl Yahudi kendileridir, başka ırktan olanlar gerçek  manada Yahudi olamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail oğulları</title>
		<link>https://islamdini.de/israil-ogullari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 12:47:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/israil-ogullari/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Yahudiliğin aslı nedir? CEVAPYahudiler, Yakub aleyhisselamın on iki oğlundan türemiştir. Hazret-i Yakub’un adı İsrail olduğu için, bunlara Beni İsrail, yani İsrail oğulları denildi. Hazret-i Musa, Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı, buzağıya taptı. Sonra pişman olup tevbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir. Yahudiler, Hazret-i Musa’ya…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/israil-ogullari/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Yahudiliğin aslı nedir? <br /><b>CEVAP<br /></b>Yahudiler, Yakub aleyhisselamın on iki oğlundan türemiştir. Hazret-i Yakub’un adı İsrail olduğu için, bunlara <b>Beni İsrail</b>,<b> </b>yani  İsrail oğulları denildi. Hazret-i Musa, Tur dağına gidince, bunlar  dinden çıktı, buzağıya taptı. Sonra pişman olup tevbe ettikleri için,  Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudiler,  Hazret-i Musa’ya çok eziyet etti. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid  etti. Hazret-i İsa’yı babasız çocuk diye kötülediler. Annesi Hazret-i  Meryem’e iftira ettiler. Bunları öldürmek için saldırdılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahir  zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı zehirlediler. Hazret-i Osman  zamanında, fitne çıkararak, halifenin şehid edilmesine sebep oldular.  Hurufiliği meydana çıkarıp, müslümanları parçaladılar. Asırlarca,  Allah’ın gönderdiği dinleri, peygamberleri yok etmeye uğraştılar.  Dinleri yok etmek için masonluğu kurdular. 1918’de biten I.Cihan  Harbinden sonra, din düşmanı olan komünist devletler kurdular. Bir  yandan da, önce İstanbul, sonra Mısır’da hahambaşı olan <b>Hayım Naum</b>,<b> </b>dünyanın  biricik İslam devleti Osmanlıyı yıkmak için, kapitalist ve emperyalist  devletler arasında fırıldaklar çevirdi. Neticede, İslam âleminin  liderliğini yapan koca devlet parçalandı. <b>(H.S.Vesikaları)<br /></b><br /><b>Siyonizm ve sol <br />Sual:</b> Siyonizmin sol ile irtibatı var mı? <br /><b>CEVAP<br /></b>Siyonizm  bir Yahudi idealidir. Siyon protokollerinin 15. maddesinde, dünya  Yahudi krallığı kuruluncaya kadar, bütün ülkelerde temayüz etmiş kişiler  elde edilerek, Siyonizm’e hizmet için kullanılmalıdır deniliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudi,  bukalemun gibi, bulunduğu yerin rengini alır. Rusya’da Bolşevik bir  ihtilalci, Amerika’da zengin bir bankerdir. Diğer ülkelerde  kapitalistinden komünistine kadar her renge girer.</p>
<p style="text-align: justify;">Siyonist,  dünyayı, iktisadi, ticari ablukaya alıp, ihracat ve ithalatı elinde  tutmaya çalışır. İdeallerini gerçekleştirebilmek için, hazırladıkları  protokollerden bazıları şunlardır: <br /><b>1- </b>Gençleri ahlaksızlığa teşvik etmek<br /><b>2- </b>Aile kudsiyetini yıkmak<br /><b>3- </b>Sanat anlayışını düşürmek, müstehcen kalıba dökmek<br /><b>4- </b>Mukaddesata olan hürmeti yıkmak<br /><b>5- </b>Lüks ve zararlı modayı teşvik etmek<br /><b>6- </b>Halkı, faydasız eğlence ile oyalamak<br /><b>7- </b>Sapık nazariyeler ileri sürerek İslamiyet’i yok etmeye çalışmak<br /><b>8- </b>Cemiyeti sınıflara ayırmak ve aralarına husumet sokmak<br /><b>9- </b>Grev ve lokavtları körüklemek<br /><b>10- </b>Mali istikrarı bozmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Sol,  yüzüne hangi maskeyi takarsa taksın, bir parça aralanınca kızıl yüzü  hemen meydana çıkar. Demokrat, kralcı, cumhuriyetçi, halkçı gibi  isimlerle çıksa da, solun değişmez vasfı devletçilik ve din  düşmanlığıdır. Her şey ve her iş devletleştirilir, müslümanlara gerici,  solcu olmayanlara faşist damgası basılır. Bir ülkeye aşırı solun  girebilmesi için hazırlanan maddelerden onu şöyledir: <br /><b><br />1- </b>Ülkenizde sol partilerin kurulmasını teşvik edin. Mevcutları ile işbirliği yapın!<br /><b>2- </b>Halkı sınıf ve zümrelere bölün!<br /><b>3- </b>İşçi ve işveren arasında daima anlaşmazlık çıkarın!<br /><b>4- </b>Sol rejimi kurun! Rejim kökleşinceye kadar sol tehlikenin olmadığını bildirin!<br /><b>5- </b>Mezhep ve tarikat kavgalarını körükleyin! Gizli, açık din düşmanlığı yapın!<br /><b>6- </b>Halkın sevdiği kahramanları bayrak yapıp, onları tarafınızdanmış gibi gösterin!<br /><b>7- </b>Roman, şiir, yazı ve karikatür ile, işçinin sefalet içinde olduğunu, abartarak yayın!<br /><b>8- </b>Hür ülkelere karşı muhalif tavır alıp, Batı düşmanlığını yayın!<br /><b>9- </b>Sendikaları, gençlik derneklerini ve sanat kuruluşlarını elde edin!<br /><b>10- </b>Sürekli huzursuzluk kaynakları çıkarın!<br />Görüldüğü gibi, solun Siyonizm ile ortak yönü, din düşmanlığıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Yahudilik ile Musevilik ayrı mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>İkisi  de aynıdır. Yahudilik, İsrail oğullarından Hazret-i&nbsp;Musa’ya iman  edenlerin dinidir. Hazret-i Yakub’un bir ismi de İsrail’dir. İsrail,  Abdullah, Allah’ın kulu demektir. Hazret-i Yakub’un 12 oğlundan çoğalan  insanlara (Beni İsrail) denir. Beni İsrail’e Peygamber olarak gönderilen  Hazret-i Musa, Tevrat’ı getirdi. Beni İsrail, Onun bu ilahi  telkinlerini bir türlü kabul etmedi. Roma imparatoru <b>Andiyan</b>,<b> </b>Yahudilerin çoğunu kılıçtan geçirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudiler,  zamanla bozularak Tevrat’ı değiştirdiler, (Talmud) denilen kitabı  yazdılar. Yahudi olmayan milletleri, putperest saydılar. Yahudiler  yanlış olarak, Yahudiliği bir ırk dini gibi görüyor, <b>Beni İsrail’</b>den  başkasının Yahudi [Musevi] olamayacağını sanıyorlar. Onun için,  Hıristiyanlar gibi, misyonerlik faaliyetleri yoktur. Halbuki zencilerden  bile Yahudiliği kabul edenler var idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i İsa gelince, artık Yahudilikle amel etmek caiz olmadı. İslamiyet gelince de, İsevilikle amel etmek caiz olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i  Musa’ya ve Hazret-i İsa&#8217;ya, kendi zamanlarında iman edenler, mümin  olarak Cennete gideceklerdir. Bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar ise,  Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için sonsuz olarak Cehennemde  kalacaklardır. <b>(M. Mevazin)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
