<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evlat hakkı &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/evlilik-ve-aile-bilgileri-2/evlat-hakki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Dec 2010 06:06:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çocuk serisi</title>
		<link>https://islamdini.de/cocuk-serisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 06:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/cocuk-serisi/</guid>

					<description><![CDATA[Çocuk serisi<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/cocuk-serisi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_self" href="index.php?option=com_zoo&amp;view=category&amp;Itemid=20" class="level1 item7 last"><span class="bg">Çocuk serisi</span></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanmada çocukların durumu</title>
		<link>https://islamdini.de/bosanmada-cocuklarin-durumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bosanmada-cocuklarin-durumu/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Erkek, hanımını boşarsa, çocukları yetiştirmek dinen kimin hakkıdır?CEVAPAyrılıkta, çocuğu yetiştirmek, başkasıyla evli olmayan annenin hakkıdır. Anadan sonra, anneanneye, sonra babaanneye verilir. Bundan sonra kız kardeşe, sonra teyzeye verilir. Çocuk kimde olursa olsun, nafakasını babası verir. Kadın fakirse, çocukla birlikte yiyebilir. Babası yoksa çocuğun malından sarf edilir. Malı da yoksa…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bosanmada-cocuklarin-durumu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Erkek, hanımını boşarsa, çocukları yetiştirmek dinen kimin hakkıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Ayrılıkta,  çocuğu yetiştirmek, başkasıyla evli olmayan annenin hakkıdır. Anadan  sonra, anneanneye, sonra babaanneye verilir. Bundan sonra kız kardeşe,  sonra teyzeye verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuk kimde olursa olsun, nafakasını  babası verir. Kadın fakirse, çocukla birlikte yiyebilir. Babası yoksa  çocuğun malından sarf edilir. Malı da yoksa nafakayı kendilerinin  vermeleri vacib olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük kızı, başkasıyla evli olan annesi,  annesinin teyzesi ve halası isteseler, annesinin teyzesine verilir.  Oğlan yedi yaşına gelince, kız büluğa erince babasına zorla verilir.  Babası yoksa fâsık olmayan, baba tarafından akrabaları alabilir. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat hakkıyla ilgili çeşitli sorular</title>
		<link>https://islamdini.de/evlat-hakkiyla-ilgili-cesitli-sorular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/evlat-hakkiyla-ilgili-cesitli-sorular/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Çocuk doğunca neler yapmak gerekir?CEVAPYedinci günü isim koymak ve başını kazıyıp, saçının ağırlığı kadar, altın veya gümüş, sadaka vermek ve mümkünse akika hayvanı kesmek, müstehabdır. (S. Ebediyye) Saçını kazımadan tahmini olarak verilebilir. Altın ve gümüş yerine, kâğıt para verilse ve yedinci günden sonra da verilse olur. Sual: Dinimizde erkek…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/evlat-hakkiyla-ilgili-cesitli-sorular/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Çocuk doğunca neler yapmak gerekir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Yedinci  günü isim koymak ve başını kazıyıp, saçının ağırlığı kadar, altın veya  gümüş, sadaka vermek ve mümkünse akika hayvanı kesmek, müstehabdır. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>Saçını kazımadan tahmini olarak verilebilir. Altın ve gümüş yerine, kâğıt para verilse ve yedinci günden sonra da verilse olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Dinimizde erkek çocuğu mu daha makbuldür? <br /><b>CEVAP <br /></b>Hayır, kız çocuğu daha makbuldür.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Evladımı red edebilir miyim?<br /><b>CEVAP<br /></b>Baba,  akıl-baliğ olan oğlundan mesul olmayı red edebilir. Evlatlıktan red  diye bir şey yok. Emr-i maruf yapmayı, tevbesini, ziyarete gelmesini,  hediyesini ve vâris olmasını reddedemez. Red ettim dese de geçerli  değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Çocuk ne zamana kadar emzirilir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Çocuğu,  altı ay kadar anne sütü ile beslemek kâfidir. Mama yiyecek hâle  gelinceye kadar emzirmek vacip, bundan sonra, iki yaşına kadar müstehap,  iki buçuk yaşına kadar ise, caizdir. Bundan sonra emzirmek günahtır. <b>(Redd-ül Muhtar)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kaç yaşına gelen kız çocuğunun odasını ayırmak gerekir?<br /><b>CEVAP<br /></b>On yaşına gelen kız ve erkek çocuğun yatak odasını birbirinden ve ana-babanın odasından ayırmalıdır. <b>(Hadika)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Çocuk, hanım ve mala fitne denir mi? Fitne ne demektir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Fitne  imtihan demektir. Anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, bela, düşman ve  daha başka manalara da gelir. Mal, hanım ve çocuklar hayırlı olmazsa  bela olur, fitne olur. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br /><b>(Ya Rabbi, beni sevenlere, hayırlı mal ver! Bana düşmanlık edenlere de çok mal, çok evlat ver!)</b> [İbni Asakir]</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuğu  ve malı olan imtihan içindedir. İmtihanı kazanamazsa başı belaya girer,  Cehenneme gider. Mal, çocuk ve hanım, cihad, namaz gibi ibadetlerden  alıkoyabilir. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(Ey iman edenler, hanımlarınız ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının!)</b> [Tegabün 14]<br /><b><br />(Mallarınız ve çocuklarınız sizin için elbette bir fitnedir.)</b> [Tegabün 15]<br />Buradaki fitne de imtihan ve benzeri manalardadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan,  genel olarak malını iyi yolda kullanmaz. Bu bakımdan malı kendisi için  düşman olmuş olur. Aslında mal, kılıç gibi bir nimettir. İyi  kullanılmazsa sahibini keser. Evlat da, bir nimet iken, iyi terbiye  edilmezse, ana-babaları ile birlikte Cehenneme gider. Nimet, düşman  olmuş olur. Çoğunluk bu imtihanı kazanmadığı için, mala, hanıma ve  evlada fitne, düşman gibi tabirler kullanılmıştır. Mesela, İskoçyalılar,  genelde cimri oldukları için, her İskoçyalıya cimri gözü ile bakılır.  Belki de içlerinde çok cömert olanları da vardır. Kayserililer, gözü  açık olarak bilinir. (Okur-yazar değilim ama Kayseriliyim) denir.  Kayseri’de gözü açık olmayan da vardır. Hüküm ekseriyete göre verilir.  Peygamber efendimiz, <b>(Zenginleri ve kadınları Cehennemde gördüm)</b> buyurmuştur. Halbuki Cennete gidecek zenginler ve kadınlar da çoktur. (Ramuz)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Çocuklara büyüklerin ellerini öptürmek caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Salihlerin elini öpmeye alıştırmalı. Menduptur.<br /><b><br />Sual:</b> (Çocuklarım büyüyünce kâfir olacaksa, şimdiden ölsün) demek caiz midir?<b><br />CEVAP<br /></b>Caizdir.<b> </b>Hep hayır dua etmeye çalışmalıdır!</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kocamdan ayrıldım. Ondan olan oğlumu on yaşına kadar büyüttüm. Kötü olduğu için babasını tanıtmadım. Günah oldu mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Beyimin ilk hanımından olan 5 yaşındaki çocuğunu, eve koymamaya hakkım var mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Küçük olduğu için hakkınız yoktur.<br /><b><br />Sual:</b> Toplumda, babası bilinmeyen, piç denilen çocuklar gün geçtikçe  çoğalıyor. Ana-babalarının günahları bu çocuklara da yazılır mı? <br /><b>CEVAP<br /></b>Veled-i zinanın çoğalması, kıyamet alametidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <br /><b>(Ahir zamanda, veled-i zina </b>[piç] <b>çoğalır.) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Kâfir çocukları bile günahsız doğar. Ana-babanın günahını çocuğu çekmez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <br /><b>(Veled-i zina, babasının günahını çekmez. Hiç kimse, diğerinin günahını yüklenmez.)</b> [Hakim]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an-ı kerimde de mealen buyuruldu ki: <br /><b>(Bir kimse, diğer kimsenin günahını çekmez.) </b>[Necm 38] <br /><b><br />Çocuğu sütten ayırmak<br />Sual: </b>İki yaşına girmek üzere olan çocukları, üç aylarda sütten ayırmak ve bir kere ayırdıktan sonra tekrar süt vermek haram mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hayır, haram değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evladım elimden gitti</title>
		<link>https://islamdini.de/evladim-elimden-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:16:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/evladim-elimden-gitti/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Evlenirken kız ve oğlan tarafı, neyi düşünmelidir? CEVAPSeyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: (İki aile de, karşı tarafın hatırına, evladım elimden gitti diye bir düşünce getirmeyecek şekilde davranmalıdır.) Hangi taraf, evladım elden gitti diye düşünürse, gençlerin yuvasını da, karşı aileyi de, sıkıntıya sokar. Bu düşüncenin kuvvetine göre, sıkıntının şiddeti…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/evladim-elimden-gitti/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Evlenirken kız ve oğlan tarafı, neyi düşünmelidir? <br /><b>CEVAP<br /></b>Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: <br /><b>(İki aile de, karşı tarafın hatırına, evladım elimden gitti diye bir düşünce getirmeyecek şekilde davranmalıdır.) <br /></b><br />Hangi  taraf, evladım elden gitti diye düşünürse, gençlerin yuvasını da, karşı  aileyi de, sıkıntıya sokar. Bu düşüncenin kuvvetine göre, sıkıntının  şiddeti artar. Bu geçimsizlikleri, elden çıkan evladını kurtarmak için  yapar, hatta yuvayı da yıkar. Güya evladını kurtardığı için, zerre kadar  üzülmez, savaş kazanmış kumandan edasına bürünür; ama yuva yıkılmıştır.  Her iki taraf, çocuklarının aile düzenine karışmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Her  iki taraf da, kendilerinin bir zamanlar yaptığı gibi çocuklarının da,  artık yeni bir aile olduklarını kabul etmeleri, Onları salih bir komşu,  salih bir arkadaş gibi görmeleri, evladım evladım diye yanıp tutuşmadan,  gerçeği kabul etmeleri gerekir. İnsanın salih arkadaşı, eşiyle  mutluysa, onun ailesiyle iyi geçiniyorsa, nasıl memnun oluyorsa,  evladının da, eşiyle ve onun ailesiyle iyi geçinmesine, böyle çok  sevinmelidir. Evladım elimden gitti diye düşünmemelidir. Bilmeli ki,  onlar da artık yeni bir ailedir, onların da kendi hayalleri, kendi  prensipleri, kendi zevkleri vardır. Nasihati gerektirecek durumlarda,  tatlılıkla nasihat etmeli, maddi yardımı gerektirecek durumlarda yardım  etmelidir. Evladım diye yanan, evladını da yakar, yuvasını da yıkar; ama  bunun sıkıntısını hem dünyada, hem de ahirette fazlasıyla çeker. Herkes  nefsine hâkim olmalı, hayatın gerçeklerini kabul etmelidir!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat katili</title>
		<link>https://islamdini.de/evlat-katili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/evlat-katili/</guid>

					<description><![CDATA[Hülya hanım, emekli bir öğretmendi. Sabah gazete okumak, günlük haberleri öğrenmek, belli yazarların köşe yazılarını takip etmek, onun en büyük zevki idi. Yıllarca çalıştığı için sabahları gazete alıp okumaya fırsat bulamıyordu; ama artık emekli olmuştu ve daha önce isteyip de yapamadığı birçok şeyi yapabilecek zamanı vardı. Hep gıpta etmişti karşı…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/evlat-katili/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hülya hanım, emekli bir öğretmendi. Sabah gazete okumak, günlük  haberleri öğrenmek, belli yazarların köşe yazılarını takip etmek, onun  en büyük zevki idi. Yıllarca çalıştığı için sabahları gazete alıp  okumaya fırsat bulamıyordu; ama artık emekli olmuştu ve daha önce  isteyip de yapamadığı birçok şeyi yapabilecek zamanı vardı. Hep gıpta  etmişti karşı komşusuna. Sabah, abone oldukları gazeteleri kapılarına  geliyordu. Kendisi işe giderken, komşusu da, kapıdan gazetesini almak  için kapıyı açtığında, karşılaşıyorlardı. Yaz tatilinde komşusu olmadığı  için, gazeteyi onun almasını istediklerini söylediklerinde, ne kadar da  mutlu olmuştu. İşte o zaman tanışmıştı Türkiye gazetesiyle. Bu gazeteyi  okumadan hiçbir işe başlamıyor, okumadığında da, kendinde eksiklik  hissediyordu. En çok da dini sayfası, onun ilgisini çekiyordu. Birçok  dini meseleyi buradan öğrenmişti. Şimdi dininin emirlerini yerine  getirmeye çalışıyordu. Daha önce kendisine hiç öğretilmeyen, ne kadar  çok şey olduğunu anladı. Duymadığı, bilmediği bu önemli meseleleri  öğreniyor, öğrendikçe de kıymetli olan zamanını boşa geçirdiği için  hayıflanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">O gün her zaman ki gibi gazetesini almış okurken ilk sayfada bir haber gördü:<br /><b>“Gazetemiz 39 yaşında&#8230;”</b><br />Demek  39 yıl olmuş, diye düşündü. Gazeteye bir tebrik ve teşekkür mektubu  yazmaya karar verdi. Mektubu yazıp postaladı. Gazete yetkilileri mektubu  alıp okuduklarında çok duygulandılar. Gazetede, bu mektubu yayınlamaya  karar verdiler. Mektup şöyle idi:</p>
<p style="text-align: justify;">“Pek muhterem gazete yetkilileri,</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle  gazetenizin 39. yılını kutluyorum ve kıyamete kadar hizmetlerinizin  devam etmesini Allahü teâlâdan niyaz ederim. Efendim, ben gazetenizle 5  yıl önce komşum vesilesiyle tanıştım, sonra da vazgeçemez hale geldim.  Bu gazeteyle hayatım, dünyam, her şeyim değişti. Siz bana öyle büyük bir  iyilik yaptınız ki, bu iyiliği ana babamdan görmedim. Siz bana sonsuz  saadet kapısını açtınız. Sizlere, en büyüğünden en küçük birimde çalışan  dağıtıcı arkadaşlara kadar, teşekkürü bir borç biliyorum. Yüce Rabbime  benim gibi, birçok insana da faydalı olmanız için, hep dua ediyorum ve  hizmetlerinizin devamını diliyorum. Efendim, aslında size hayat hikâyemi  anlatarak vaktinizi almak istemiyorum; ancak benim gibi başka insanlara  örnek olması için ve de size minnettarlığımın ölçüsünü anlatmak için  kısaca bahsetmek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bendeniz ailemin tek çocuğuyum. Anne  ve babam okumuş yüksek tahsil yapmış kariyer sahibi hatırı sayılır  insanlardı. Beni de, kendileri gibi kariyer yapmış, modern, kültürlü  birisi olarak yetiştirmek için çok uğraştılar. Görgü ve kültürümün  artması için dış ülkelere tatillere gönderdiler. Özel hocalar tutarak,  piyano dersi aldırdılar. Özel öğretmenler, özel okullarda okuttular. Her  şeyin en iyisi, her şeyin en güzeli, en özeli benim olmalıydı, beni çok  sevdiklerini söylüyorlardı; ama işleri çok olduğundan hiç benim yanımda  bulunamıyorlardı. Yalnız büyüdüm yalnızım diye şikâyet edecek olsam,  (Arkadaşlarını al diskoya git, arkadaşlarını al bara git eğlen)  derlerdi. Kısacası, şımarık büyüdüm. Kimseleri beğenmedim, kimselerle  geçinemedim, hiç kimse benim dengim olmadığı için evlenemedim. Kendimi  öyle beğeniyor, öyle kültürlü ve görgülü zannediyordum ki, herkesi küçük  görüyordum. Yanımda olan ve arkadaş bildiğim kimseler sırf  imkânlarımdan faydalanmak için benimle arkadaş göründüler. Fakirlere ise  hiç tenezzül etmez, onları cahil ve yobaz olarak görürdüm. Eğlence diye  yaptığım şeyler hatırama geldikçe, kendimden utanıyorum. Annem ve  babam, belki bana her şeyi verdiklerini zannettiler. Aslında hiçbir şey  vermediklerini sizin gazetenizden öğrendim. Anne ve babamı bir yılbaşı  partisinden, içkili bir halde eve dönerlerken geçirdikleri trafik kazası  sonucunda kaybettim.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşünüyorum da, bir insanın ana babası ona  eğer dinini, dinin emirlerini öğretmediyse hiçbir şey öğretmemişler  demektir. Ben, bizi yaratanın olduğunu, onun bir olduğunu ve peygamberi  olduğunu sizden öğrendim. Namazın, orucun, zekâtın farz olduğunu sizden  öğrendim. Şükürler olsun ki, beni yaradan bana acımış, ailemin  göstermesi gereken merhametin daha büyüğünü bana göstererek, dinimi  öğrenmemi ve yaşamamı bana nasip etmiş. Ailem kendileri ölmeden önce,  beni öldürmüş aslında, yani evlat katili olmuşlar. Bütün ana babalar  evlatlarına dinlerini öğretsinler. Çünkü yurt dışında yaşamak, zengin  olmak, iyi eğitim almak insana, dinini bilmedikçe bir şey kazandırmıyor,  aksine yoldan çıkarıyor. Bütün ana babalara yalvarıyorum, lütfen  çocuklarınızı öldürmeyin, evlat katili olmayın, dinini öğretmeyecekseniz  evlat sahibi olmayın. Evladına dinini öğretmeyenler onu ebedi ateşe  atmış, yani evlat katili olmuşlar demektir. İşte benim gerçek ana babam  bana dinimi öğretenler, beni ebedi ateşten kurtaranlardır. Sanırım niçin  size bu kadar minnettar olduğumu anlamışsınızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Nice 39 yıllara efendim. Evladınız Hülya.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek-kadın isimleri</title>
		<link>https://islamdini.de/erkek-kadin-isimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:13:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/erkek-kadin-isimleri/</guid>

					<description><![CDATA[Erkek isminin sonuna Arapça dişilik eki getirilerek yapılan kadın isimleri: Abdi : Kul olan, köle olan. Abdiye.Âbid : Allahü teâlâya ibadet eden, kulluk yapan, zahid, köle. Âbide.Âdil : Adaletli, adalet sahibi, doğru, doğruluk gösteren, hakperest. Âdile.Akif : Bir şeyde sebat eden. Bir yerde devamlı oturan, devamlı ibadetle meşgul olan, dünya…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/erkek-kadin-isimleri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Erkek isminin sonuna Arapça dişilik eki getirilerek yapılan kadın isimleri: </b></p>
<p><b>Abdi </b>: Kul olan, köle olan. <b>Abdiye.</b><br /><b>Âbid </b>: Allahü teâlâya ibadet eden, kulluk yapan, zahid, köle. <b>Âbide.</b><br /><b>Âdil </b>:<b> </b>Adaletli, adalet sahibi, doğru, doğruluk gösteren, hakperest. <b>Âdile.</b><br /><b>Akif </b>: Bir şeyde sebat eden. Bir yerde devamlı oturan, devamlı ibadetle meşgul olan, dünya dertlerinden uzaklaşıp Allah’a yönelen. <b>Âkife. </b><br /><b>Âkil </b>: Akıllı, uyanık, zeki. Reşid, olgun. <b>Âkile.</b><br /><b>Ali</b> : Üstün yüce, yüksek, şerif ve aziz, şan, şeref sahibi meşhur. <b>Aliye.</b><br /><b>Âlim </b>: Çok şey bilen. <b>Âlime.</b><br /><b>Âmil </b>: Bir işle mükellef olan, yapan. <b>Âmile.</b><br /><b>Arif </b>: İlim ve irfan ehli, âmir, kumandan. <b>Arife.</b><br /><b>Asım </b>: Kendini her türlü kötülüklerden koruyan, temiz, namuslu. <b>Asıme.</b><br /><b>Atik </b>: Serbest bırakılan. Soyu temiz, genç. <b>Atike.</b><br /><b>Atıf </b>: Meyleden, bağlayan. <b>Atıfa.</b><br /><b>Avni </b>: Yardım eden, kafadar. <b>Avniye.</b><br /><b>Ayni </b>: Gözde. <b>Ayniye.</b><br /><b>Aziz</b> : Muhterem, saygı değer. <b>Azize.</b><br /><b>Azmi </b>: Kemikli, güçlü, kuvvetli. <b>Azmiye.<br /></b><br /><b>Bahri </b>: Deniz gibi gözü gönlü geniş. <b>Bahriye. </b><br /><b>Basri </b>: Görmesi kuvvetli. <b>Basriye. </b><br /><b>Basit </b>: Sade, düz, arızasız. engelsiz. <b>Basite. </b><br /><b>Bedri</b> : Dolunay gibi güzel ve nurlu. <b>Bedriye.</b><br /><b>Behic </b>: Şen, güler yüzlü, şirin. <b>Behice.</b><br /><b>Besim </b>: Şen, güleç. <b>Besime. <br /></b><br /><b>Câhid </b>: Gayret eden, dini yaymak için cihad eden. <b>Câhide.</b><br /><b>Câvid </b>: Sonsuz, ölümsüz. <b>Câvide.</b><br /><b>Celil</b> : Büyük, aziz, mertebesi yüksek. <b>Celile.</b><br /><b>Cemil </b>: Güzel, cemal sahibi. <b>Cemile.</b><br /><b>Cevher </b>: Yaradılıştan kıymetli. <b>Cevhere.</b><br /><b>Cevri </b>: İnciten, sitem eden. <b>Cevriye.<br /></b><br /><b>Edib </b>: Edepli, terbiyeli. <b>Edibe.</b><br /><b>Emin</b> : Doğru, dürüst, güvenilir. Çok iyi bilen. <b>Emine.</b><br /><b>Enis </b>: Cana yakın, sevimli dost, arkadaş. <b>Enise.</b><br /><b>Erib </b>: Akıllı, zeki, olgun. <b>Eribe.<br /></b><br /><b>Fâdıl </b>: Faziletli, faik, üstün, parlak. <b>Fadıle.</b><br /><b>Fâhir </b>: Şerefli, değerli, kıymetli, mükemmel. <b>Fahire. </b><br /><b>Fahri</b> : Faziletli, şan ve şeref sahibi. <b>Fahriye. </b><br /><b>Fâik </b>: Herkesten güzide, en seçkin ve en üstün. <b>Faika.</b><br /><b>Faiz</b> : Kurtulan, ebedi saadete kavuşan. <b>Faize.</b><br /><b>Fakih</b> : Din bilgilerini çok iyi bilen. <b>Fakihe.</b><br /><b>Farig </b>: Vazgeçmiş, çekilmiş, rahat, asude, boş. <b>Fariga.</b><br /><b>Faris </b>: Ferasetli anlayışlı, uyanık, usta. <b>Farise. </b><br /><b>Fazlı </b>: Faziletli, erdemli, üstünlük sahibi. <b>Fazilet. </b><br /><b>Fazıl </b>: Faziletli. Hünerli, olgun, ihsan sahibi. <b>Fâzıla.</b><br /><b>Fehim </b>: Zekalı, anlayışlı, çabuk kavrayan. <b>Fehime.</b><br /><b>Fehmi </b>: Zeki, akıllı, anlayış sahibi. <b>Fehmiye.</b><br /><b>Fenni </b>: Fen ve tekniğe sahip. <b>Fenniye.</b><br /><b>Ferdi </b>: Tek ve eşsiz, tek şey. <b>Ferdiye.</b><br /><b>Ferid </b>: Tek, eşsiz, eşi ve benzeri olmayan. <b>Feride. </b><br /><b>Fethi </b>: Fetih yapan, zafer kazanan. <b>Fethiye.</b><br /><b>Fevzi </b>: Galip, üstün, selamette. <b>Fevziye. </b><br /><b>Feyzi</b> : Feyizli, değerli, ilim ve irfan sahibi. <b>Feyziye</b><br /><b>Fikri </b>: Düşünce sahibi. <b>Fikriye.</b><br /><b>Firuz</b> : Mesut, ferah, uğurlu, muzaffer <b>Firuze.<br /></b><br /><b>Galip </b>: Üstün gelen, yenen. <b>Galibe.<br /></b><br /><b>Habib </b>: Sevgili, dost, sevilen. <b>Habibe. </b><br /><b>Hâdi </b>: Hidayet eden, doğruyu gösteren. <b>Hâdiye.</b><br /><b>Hâfiz</b> : Koruyan, esirgeyen. <b>Hâfiza, hâfize</b><br /><b>Hafs </b>: Biriktirme, toplama. <b>Hafsa</b><br /><b>Hâkim</b> : Hüküm veren, emreden. <b>Hâkime</b><br /><b>Hakim </b>: Hikmet sahibi. <b>Hakime</b><br /><b>Halim </b>: Yumuşak huylu, ince tavırlı. <b>Halime</b><br /><b>Halis </b>: Hilesiz, katkısız, saf, temiz. <b>Halise.</b><br /><b>Hamdi </b>: Allah’a hamd eden. <b>Hamdiye </b><br /><b>Hamid </b>: Hamd edici, övülmeye değer. <b>Hamide.</b><br /><b>Hasib </b>: Değerli, itibarlı, soylu. <b>Hasibe.</b><br /><b>Hayri </b>: Hayırla ilgili. Hayır yapan.<b> Hayriye<br />Hazin </b>: Hazine bekçisi, haznedar. <b>Hazine.</b><br /><b>Hükmi</b> : Hüküm sahibi. <b>Hükmiye</b><br /><b>Hulki </b>: İyi huy ve ahlak sahibi. <b>Hulkiye</b><br /><b>Hüsnü </b>: Cemal ve kemal sahibi güzel. <b>Hüsniye</b><br /><b>Hıfzı </b>: Saklayan, koruyan. <b>Hıfzıyye<br /></b><br /><b>Kadri</b> : İtibarlı, şerefli, kıymetli. <b>Kadriye</b><br /><b>Kaim </b>: Duran, ayakta duran, mevcut. <b>Kaime.</b><br /><b>Kâmil </b>: Noksansız, tam. <b>Kâmile. </b><br /><b>Kebir </b>: Pek büyük. <b>Kebire.</b><br /><b>Kerim </b>: Keremi bol, ihsan sahibi. <b>Kerime.</b><br /><b>Kâşif </b>: Keşfeden, bulan. <b>Kâşife.</b><br /><b>Kibar</b> : Terbiyeli, görgülü, nazik. <b>Kibariye. </b><br /><b>Kudsi </b>: Kutsal, mukaddes. <b>Kudsiyye. <br /></b><br /><b>Lami </b>: Parlayan, parlak. <b>Lamia. </b><br /><b>Latif </b>: Hoş, nazik, mülayim, şirin. <b>Latife.</b><br /><b>Lebip </b>: Akıllı, zeki, anlayışlı. <b>Lebibe</b><br /><b>Lemi </b>: Parlak, parıldayan. <b>Lemiye</b><br /><b>Leziz</b> : Lezzetli, tatlı. <b>Lezize </b><br /><b>Lütfi </b>: Hoşluk ve güzellik sahibi. <b>Lütfiye</b></p>
<p><b>Macid</b> : Şan ve şerefi büyük, yüce. <b>Macide</b><br /><b>Mahir </b>: Usta, elinden iş gelen, uzel. <b>Mahire.</b><br /><b>Maruf </b>: Herkesçe bilinen, meşhur. <b>Marufe.</b> <br /><b>Mâsum </b>: Suçsuz, günahsız. <b>Masume. </b><br /><b>Mâşuk </b>: Sevilen, aşk ile sevilen, sevgili. <b>Maşuka. </b><br /><b>Mahbub</b> : Sevilen, sevgili. <b>Mahbube. </b><br /><b>Maksud </b>: Arzu edilen. <b>Maksude.</b><br /><b>Maksur </b>: Kısaltılmış, bir şeye ayrılmış. <b>Maksure.</b><br /><b>Mâlik </b>: Sahip. <b>Malike.</b><br /><b>Mansur </b>: Galip gelen. <b>Mansure.</b><br /><b>Mazlum</b> : Zulüm görmüş. <b>Mazlume.</b><br /><b>Mebruk</b> : Tebrik edilmeye lâyık. <b>Mebruka.</b><br /><b>Mebrur </b>: Hayırlı, makbul, beğenilmiş. <b>Mebrure. </b><br /><b>Medih </b>: Övülmeye değer. <b>Mediha. </b><br /><b>Mecid </b>: Şan ve şeref sahibi, azametli. <b>Mecide.</b><br /><b>Meftun </b>: Gönül vermiş, tutkun, vurgun. <b>Meftune. </b><br /><b>Mehcur </b>: Bir köşede bırakılmış. <b>Mehcure. </b><br /><b>Mehdi</b> : Doğru yolda olan. <b>Mehdiye.</b><br /><b>Mekki </b>: Mekkeli. <b>Mekiyye.</b><br /><b>Melih </b>: Güzel, şirin, sevimli. <b>Meliha</b><br /><b>Melik </b>: Padişah, mal sahibi. <b>Melike </b><br /><b>Memduh </b>: Övülmüş, beğenilmiş. <b>Memduha </b><br /><b>Memnun </b>: Sevinmiş, hoşnut. <b>Memnune </b><br /><b>Mergub </b>: Herkesçe beğenilen rahmet gören. <b>Mergube </b><br /><b>Mesrur </b>: Memnun, sevinmiş. <b>Mesrure </b><br /><b>Mestur </b>: Örtülü, kapalı, gizli. <b>Mesture </b><br /><b>Meşkur </b>: Teşekküre değer, şükre layık. <b>Meşkure</b><br /><b>Mevlüt </b>: Yeni doğmuş çocuk. <b>Mevlüde</b><br /><b>Meymun </b>: Uğurlu, bereketli, kutlu. <b>Meymune </b><br /><b>Mezid </b>: Artmış, arttırılmış, büyümüş. <b>Meziyet </b><br /><b>Mihri </b>: Güneş gibi parlak ve ışıklı. <b>Mihriye</b><br /><b>Muallim </b>: Tâzim eden, hoca. <b>Muallime.</b><br /><b>Mucib</b> : İstenileni veren, boş çevirmeyen. <b>Mucibe</b><br /><b>Muhib</b> : Seven, dost, sevgili. <b>Muhibbe </b><br /><b>Muhlis </b>: Halis, gerçek dost, ihlâslı. <b>Muhlise </b><br /><b>Muhsin </b>: İyilik ve ihsan eden, cömert. <b>Muhsine </b><br /><b>Muin </b>: Yardım eden, yardımcı, muavin. <b>Muine </b><br /><b>Muiz </b>: İkram eden, şeref veren, ağırlayan. <b>Muize</b><br /><b>Mukbil </b>: Mutlu, bahtiyar, mübarek. <b>Mukbile </b><br /><b>Munis </b>: Ünsiyetli, alışılan, cana yakın, sevimli. <b>Munise </b><br /><b>Muslih </b>: Islah edilmiş, ıslah olunmuş. <b>Muslihe</b><br /><b>Muti </b>: İtaat eden, boyun eğen. <b>Mutia </b><br /><b>Muvahhid </b>: Allah’ın birliğine inanan. <b>Muvahhide</b><br /><b>Mübin </b>: Açık, belli. <b>Mübine</b><br /><b>Mücâhid </b>: Cihâd eden, nefsini terbiye eden,. <b>Mücâhide</b><br /><b>Müdrik </b>: İdrak eden, anlayışlı, akıllı. <b>Müdrike </b><br /><b>Müfid </b>: Sohbetinden istifade edilen, yararlı. <b>Müfide</b><br /><b>Mükrim </b>: İkram eden, misafir ağırlayan. <b>Mükrime</b><br /><b>Mümin </b>: Hak dine inanmış, müslüman. <b>Mümine </b><br /><b>Mümtaz </b>: İmtiyazlı, seçkin. <b>Mümtaze </b><br /><b>Münci </b>: Kurtaran, halaskâr. <b>Münciye </b><br /><b>Münib </b>: Hakka dönen, pişman olan. <b>Münibe </b><br /><b>Münif </b>: Yüksek, büyük, meşhur. <b>Münife </b><br /><b>Münir </b>: Işık veren, parlak, nurlu. <b>Münire </b><br /><b>Mürşid </b>: İrşad eden, doğru yolu gösteren. <b>Mürşide</b><br /><b>Müslim </b>: Teslim olmuş, müslüman. <b>Müslime </b><br /><b>Müşfik </b>: Şefkatli, merhametli, acıyan. <b>Müşfika<br /></b><br /><b>Naci </b>: Kurtulan, selamete kavuşan. <b>Naciye </b><br /><b>Nadi </b>: Nida eden, haykıran, bağıran. <b>Nadiye</b><br /><b>Nadir </b>: Az bulunur. <b>Nadire </b><br /><b>Nafi </b>: Faydalı şeyler yapan. <b>Nafia</b><br /><b>Nafiz </b>: İçe işleyen, tesir eden, sözü geçen. <b>Nafize </b><br /><b>Nahid</b> : Zühre yıldızı. <b>Nahide </b><br /><b>Naib </b>: Vekil, birinin yerine geçen. <b>Naibe</b><br /><b>Nail </b>: Muradına eren. <b>Naile </b><br /><b>Naim </b>: Bollukta yaşayan. <b>Naime </b><br /><b>Naki </b>: Temiz, pak, çok takvalı. <b>Nakiyye </b><br /><b>Nami </b>: Namlı, meşhur, tanınmış. <b>Namiye </b><br /><b>Namık </b>: Katip, yazar. <b>Namıka </b><br /><b>Nasib </b>: Hisse, kısmet. <b>Nasibe </b><br /><b>Nâsih </b>: Nasihat eden. <b>Nâsiha</b><br /><b>Nasır </b>: Yardımcı, imdada yetişen. <b>Nasıra </b><br /><b>Nasuh </b>: Çok nasihat eden. <b>Nasuhi </b><br /><b>Naşid</b> : Şiir okuyan, şiir yazan. <b>Naşide</b><br /><b>Naşir </b>: Neşreden, dağıtan, saçan. <b>Naşire</b><br /><b>Natık </b>: Söyleyen, düşünen. <b>Natıka</b><br /><b>Nazim </b>: Tanzim eden, nizama koyan. <b>Nazime</b><br /><b>Nazmi </b>: Tertipli, düzenli. <b>Nazmiye </b><br /><b>Nebih </b>: Namlı, şerefli. <b>Nebihe</b><br /><b>Nebil </b>: Akıllı, anlayışlı, bilgili. <b>Nebile</b><br /><b>Necib </b>: Soyu temiz, asaletli. <b>Necibe </b><br /><b>Necmi</b> : Yıldız gibi parlak. <b>Necmiye</b><br /><b>Nedim</b> : Dost, aşık, büyükleri fıkra ve hikâyeleri ile eğlendiren, sohbet arkadaşı. <b>Nedime</b><br /><b>Nefis </b>: Çok hoş, pek hoş, çok hoşa giden. <b>Nefise</b><br /><b>Nesib </b>: Soyu sopu temiz. <b>Nesibe </b><br /><b>Nezih </b>: Temiz. <b>Nezihe</b><br /><b>Nezir </b>: Doğru yola sokmak için korkutan. <b>Nezire </b><br /><b>Nuri </b>: Nurlu, ışıklı, parlak. <b>Nuriye <br /></b><br /><b>Rabi </b>: Dördüncü. <b>Rabia</b><br /><b>Rebib </b>: Üvey evlat. <b>Rebibe</b><br /><b>Radi </b>: Rıza gösteren, boyun eğen. <b>Radiye, Raziye</b><br /><b>Rafi </b>: Kaldıran, yükselten, sahip. <b>Rafia </b><br /><b>Ragıb </b>: İstekli, isteyip rağbet eden. <b>Ragıbe </b><br /><b>Rahil </b>: Göçen, göç eden, ölen. <b>Rahile</b><br /><b>Rahmi</b> : Rahmete mensup, koruyan. <b>Rahmiye </b><br /><b>Raif </b>: Merhametli, acıyan, esirgeyen. <b>Raife</b><br /><b>Rakım </b>: Yazan, çizen. <b>Rakıme</b><br /><b>Rasih </b>: Temeli sağlam. <b>Rasiha </b><br /><b>Rasim </b>: Resim yapan. <b>Rasime</b><br /><b>Rasin </b>: Sağlam, dayanıklı. <b>Rasine</b><br /><b>Raşit </b>: Doğru yolda yürüyen. <b>Raşide</b><br /><b>Ratib </b>: Tertib eden, sıraya koyan. <b>Ratibe </b><br /><b>Razi </b>: Rıza gösteren, boyun eğen. <b>Raziye </b><br /><b>Rebi </b>: Bahar. <b>Rebia</b><br /><b>Refik </b>: Arkadaş, yoldaş. <b>Refika </b><br /><b>Remzi</b> : İşaretli, işaret veren. <b>Remziye</b><br /><b>Resmi </b>: Devlet adına olan. <b>Resmiye</b><br /><b>Reşit </b>: Doğru yolda giden, akıllı. <b>Reşide</b><br /><b>Rıfkı </b>: Yumuşak, halim selim. <b>Rıfkıye </b><br /><b>Ruhi </b>: Ruh sahibi. <b>Ruhiye</b><br /><b>Ruhsar </b>:Yanak, yüz, çehre. <b>Ruhsare</b><br /><b>Rüşdi </b>: Doğru yolda giden, olgun. <b>Rüşdiye <br /></b><br /><b>Sadi </b>: Saade ve uğur sahibi. <b>Sadiye </b><br /><b>Sabih</b> : Güzel, latif, şirin. <b>Sabiha<br />Sabir</b> : Sabreden, dayanan, acelesiz bekleyen. <b>Sabire </b><br /><b>Sabit</b> : Doğruluğu isbat edilmiş. <b>Sabite </b><br /><b>Sabri </b>: Sabırlı, acelesiz, dayanıklı. <b>Sabriye </b><br /><b>Sacid </b>: Secde eden. <b>Sacide </b><br /><b>Sadık </b>: Doğru, gerçek, sadakatli. <b>Sadıka </b><br /><b>Safi </b>: Temiz, katkısız. <b>Safiye</b><br /><b>Sahib</b> : Arkadaş. <b>Sahibe</b><br /><b>Said </b>:<b> </b>Mutlu, uğurlu. <b>Saide </b><br /><b>Sadri </b>: Gönül ehli. <b>Sadriye</b><br /><b>Saim </b>: Oruç tutan. <b>Saime </b><br /><b>Sâlih </b>: Dindar, evliya. <b>Saliha</b><br /><b>Salim </b>: Sağlam, emin ve korkusuz. <b>Salime </b><br /><b>Sami </b>: Yüksek. <b>Samiye </b><br /><b>Samih </b>: Cömert. <b>Samiha </b><br /><b>Samim </b>: İç, öz, asıl, merkez. <b>Samime</b><br /><b>Sarim </b>: Keskin, kesici. <b>Sarime</b><br /><b>Sakıp </b>: Delen, etkili, parlak, ışıklı. <b>Sakıbe</b><br /><b>Satı </b>: Meydana çıkan, yükselen. <b>Satıa</b><br /><b>Selim </b>: Sağlam, kusursuz. <b>Selime </b><br /><b>Semih </b>: Cömert. <b>Semiha </b><br /><b>Sıddık </b>: Doğru sözlü <b>Sıddıka </b><br /><b>Sırrı </b>: Sır tutan, gizliliğe dikkat eden. <b>Sırrıye </b><br /><b>Subhi </b>: Sabahçı, erken kalkan. <b>Subhiye</b><br /><b>Sudi </b>: Faydalı. <b>Sudiye</b><br /><b>Sulhi </b>: Barış taraftarı, barışsever. <b>Sulhiye </b><br /><b>Süheyl </b>: Bir parlak yıldız. <b>Süheyla </b><br /><b><br />Şadi </b>: Memnun, sevinçli, gönlü ferah. <b>Şadiye</b><br /><b>Şaik </b>: Hevesli, istekli, arzulu, şevkli. <b>Şaika </b><br /><b>Şakir </b>: Şükreden. <b>Şakire </b><br /><b>Şebib </b>: Genç, taze. <b>Şebibe</b><br /><b>Şefik </b>: Şefkatli, merhametli. <b>Şefika </b><br /><b>Şehim </b>: Akıllı yiğit. <b>Şehime </b><br /><b>Şerif </b>: Büyük, soylu. Peygamber efendimizin torunu Hazret-i Hasan’ın soyundan. <b>Şerife</b><br /><b>Şükrü </b>: Şükreden, iyiliğe teşekkür eden. <b>Şükriye.<br /></b><br /><b>Tahir </b>: Temiz, pak, temiz. <b>Tahire</b><br /><b>Talib </b>: İsteyen, talebe.<b> Talibe </b><br /><b>Tayyib </b>: İyi, temiz, helal, güzel kokulu. <b>Tayyibe </b><br /><b>Temim </b>: Nazar boncuğu. <b>Temime</b><br /><b><br />Ubeyd </b>: Kulcağız, kölecik. <b>Ubeyde</b><br /><b>Ulvi </b>: Yüksek, yüce. <b>Ulviye <br /></b><br /><b>Ünsi </b>: Arkadaş, alışmış. <b>Ünsiye </b><br /><b><br />Vâcid </b>: Vücuda getiren. <b>Vacide </b><br /><b>Vafi </b>: Yeter, tam, elverir. <b>Vafiye</b><br /><b>Vahid </b>: Tek, bir, eşsiz, eşi ve benzeri olmayan. <b>Vahide</b><br /><b>Vasfi </b>: Vasıflı, kaliteli mi? özellikli. <b>Vasfiye </b><br /><b>Vasıf </b>: Vasfeden,, bildiren, öven. <b>Vasıfe </b><br /><b>Vecih </b>: Bir kavmin ulusu, büyüğü, hürmetli. <b>Vecihe</b><br /><b>Vefi </b>: Vefalı, tam, mükemmel insan. <b>Vefia</b><br /><b>Vefik </b>: Uygun, kafa dengi, aynı fikirde arkadaş. <b>Vefika </b><br /><b>Vehbi </b>: Hediye, Allah vergisi. <b>Vehbiye </b><br /><b>Vehib </b>: Hibe eden, bağışlayan. <b>Vehibe</b><br /><b>Velid </b>: Yeni doğmuş, çocuk. <b>Velide</b><br /><b>Vesim </b>: Güzel, hoşa giden. <b>Vesime<br /></b><br /><b>Yümni </b>: Uğurlu, bereketli, sağcı. <b>Yümniye </b><br /><b><br />Zahid </b>: Helalin fazlasından da sakınan. <b>Zahide </b><br /><b>Zahir </b>: Açık, bir şeyin dış yüzü ve dışı, belli. <b>Zahire</b><br /><b>Zaim </b>: Baş, lider. <b>Zaime</b><br /><b>Zakir </b>: Anan, Allahü teâlâyı daima zikreden. <b>Zakire </b><br /><b>Zarif </b>: Şık, nazik, ince. <b>Zarife</b><br /><b>Zati </b>: Özlük, özel, zatına mahsus. <b>Zatiye </b><br /><b>Zeki </b>: Zekalı, çabuk kavrayan. <b>Zekiye</b><br /><b>Zihni </b>: Zihinli, düşünceli, kavrayışlı. <b>Zihniye </b><br /><b>Zühdi </b>: Zühd ve takva sahibi. <b>Zühdiye</b><br /><b>Zülfi </b>: Zülüflü. <b>Zülfiye</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeğe de, kadına da konulan isimler</title>
		<link>https://islamdini.de/erkege-de-kadina-da-konulan-isimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:12:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/erkege-de-kadina-da-konulan-isimler/</guid>

					<description><![CDATA[Ahsen : En güzel, pek güzel. Bahşi : Aşık, seven, tutkun.Bahtıgür : Kısmeti bol. Behmen : Zeki, anlayışlı, tedbirli.Bera : Fazilet, meziyet, iyilik. Bereket : Bol ve verimli. Elmas : Çok kıymetli.Ferda : Yarın.Hayran : Şaşmış, hayrette kalan hayranlık duyan. Hidâyet : Doğruya kavuşan. Hak yol, İslamiyet. Hilal : Yeni…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/erkege-de-kadina-da-konulan-isimler/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Ahsen </b>: En güzel, pek güzel. <br /><b>Bahşi </b>:<b> </b>Aşık, seven, tutkun.<br /><b>Bahtıgür </b>:<b> </b>Kısmeti bol. <br /><b>Behmen </b>: Zeki, anlayışlı, tedbirli.<br /><b>Bera </b>: Fazilet, meziyet, iyilik. <br /><b>Bereket </b>: Bol ve verimli. <br /><b>Elmas </b>: Çok kıymetli.<br /><b>Ferda </b>: Yarın.<br /><b>Hayran </b>: Şaşmış, hayrette kalan hayranlık duyan. <br /><b>Hidâyet</b> : Doğruya kavuşan. Hak yol, İslamiyet. <br /><b>Hilal </b>: Yeni ay.<br /><b>Işık </b>:<b> </b>Aydınlatan.<br /><b>İfakat </b>: Hastalıktan kurtulan, iyileşen.<br /><b>İmran </b>: Evine bağlı kalan.<br /><b>İrfan </b>: Bilip anlayan, zihni olgun. <br /><b>İsmet</b> : Namuslu, kötülük ve rezaletlerden kaçınan. Bütün büyük-küçük  günahlardan uzak, kendi dininde ve diğer dinlerde haram olmuş veya  olacak bir şeyi yapmayan, hiç bir günah işlemeyen masum olan peygamber  sıfatı.<br /><b>Muzaffer </b>: Zafer, kazanmış, kahraman.<br /><b>Merset </b>: Kerim, cömert. <br /><b>Mücteba </b>: Seçilmiş. <br /><b>Nimet </b>: İyilik, lütuf, ihsan, bahşiş, saadet, mutluluk. <br /><b>Olcay </b>: Talih, ikbal, kader.<br /><b>Refet </b>: Merhamet etme, acıma, esirgeme, çok acıma. <br /><b>Seçkin </b>: Seçilmiş, üstün, güzide, emsallerinden üstün. <br /><b>Sermet </b>: Daimi, sürekli. <br /><b>Servet </b>: Mal, mülk, bakımından zengin. <br /><b>Sezer </b>:<b> </b>Sezgisi güçlü erkek <br /><b>Siret </b>: Tavır, davranış, hareket genel olarak ahlak. <br /><b>Suat </b>: Kutlu, uğurlu, uğur getiren <br /><b>Sultan</b> : Hükümdar, iktidar sahibi <br /><b>Şadman</b> : Sevinçli, hoşnutluk. <br /><b>Şafak </b>: Güneş doğmadan önceki ufuktaki aydınlık. <br /><b>Şenal </b>: Şen ve neşelilerle arkadaşlık yapan.<br /><b>Ufuk </b>: Yerle göğün birleşmiş gibi göründüğü yer <br /><b>Uğur </b>: Baht, talih.<br /><b>Utku </b>: Zafer, galip gelme, karakter ve ahlak bakımından emsallerinden önde.<br /><b>Ümit </b>: Umut, umulan, beklenen şey emel, arzu, rica. <br /><b>Ümran</b> : Bayındırlık, medeniyet, refah, bereket.<br /><b>Üstün </b>:<b> </b>Emsallerinden daha ilerde, galip gelen.<br /><b>Yakut </b>: Değerli bir süs taşı.<br /><b>Yâran </b>: Dost. Yâr&#8217;ın çoğuludur. <br /><b>Yüksel </b>: Manevi alanında yüksel ol. <br /><b>Ziynet </b>: Süs.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın isimleri</title>
		<link>https://islamdini.de/kadin-isimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:09:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kadin-isimleri/</guid>

					<description><![CDATA[Adalet : Doğruluk, zulmetmeme, haksızları terbiye. Adniye : Salih, Cennetlik. Afet : İnsanların önleyemediği büyük felaket. Afitab : Güneş ışığı. Ahu : Ceylan, maral.Aişe : Bolluk içinde rahat yaşayan. Amine : Korkusuz. Arzu : İstek, hasret. İstenilen beğenilen kadın. Asiye : Direk, acılı kadın. Aslı : Temelli, köklü. Aslıhan :…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kadin-isimleri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Adalet</b> : Doğruluk, zulmetmeme, haksızları terbiye. <br /><b>Adniye</b> : Salih, Cennetlik. <br /><b>Afet </b>: İnsanların önleyemediği büyük felaket. <br /><b>Afitab</b> : Güneş ışığı. <br /><b>Ahu </b>: Ceylan, maral.<br /><b>Aişe </b>: Bolluk içinde rahat yaşayan. <br /><b>Amine</b> : Korkusuz. <br /><b>Arzu </b>: İstek, hasret. İstenilen beğenilen kadın. <br /><b>Asiye</b> : Direk, acılı kadın. <br /><b>Aslı </b>:<b> </b>Temelli, köklü. <br /><b>Aslıhan </b>: Han soyundan olan. <br /><b>Asuman</b> : Gök, gökkubbe, sema. <br /><b>Atiye </b>: Bağış, verme, iyilik. <br /><b>Atıfet </b>: Bir sebebi bulunmadan duyulan sevgi. <br /><b>Ayfer </b>: Ay ışığı. <br /><b>Ayla </b>:<b> </b>Kadın, eş hanım. <br /><b>Aylin </b>: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire, hale. <br /><b>Aynur </b>: Ay gibi parlak. <br /><b>Ayperi </b>: Peri gibi güzel. <br /><b>Ayten </b>: Ay gibi parlak renkli. <br /><b>Ayşegül </b>: Güleç, gül gibi renkli, canlı ve rahat ömür süren.<br /><b>Ayşen </b>:<b> </b>Neşeli, parlak, sevimli. <br /><b>Azimet </b>: Gidiş. Takva yolunu seçen.<br /><b>Azra </b>: Bakire. <br /><b><br />Banu </b>: Ev kadını. <br /><b>Begüm </b>: Saygı değer kadın, hanım. <br /><b>Behiye </b>: Güzel, alımlı kadın. <br /><b>Benan </b>: Parmakla gösterilecek kadar güzel. <br /><b>Bengi </b>:<b> </b>Sonsuz, tiryaki. <br /><b>Berat </b>: Yapılan hayırlı bir iş yüzünden affetmek üzere verilen karşılık. <br /><b>Beren </b>: Kuzu. <br /><b>Berin </b>: Manen çok yüksek, yüce yaradılışlı. <br /><b>Berire</b> :İhsan sahibi, sadık. <br /><b>Berna </b>: Genç, cesur, civan. <br /><b>Besamet</b> : Güler yüzlü. <br /><b>Betigül </b>:<b> </b>Gül gibi kokan mektup. <br /><b>Betül </b>: Erkeklerden çekinen, ibadete düşkün, namuslu ve çok temiz kadın. Hazret-i Fâtıma ve Hazret-i Meryem&#8217;in ünvanı.<br /><b>Beyhatun </b>:<b> </b>Hakanın hanımı. <br /><b>Beylem </b>:<b> </b>Çiçek demedi, buket, sunuş. <br /><b>Beyza </b>: Çok beyaz, çok temiz, parlak. <br /><b>Bilge </b>:<b> </b>Bilgisiyle davranışları birbirine uyan. <br /><b>Bilgehatun </b>:<b> </b>Derin bilgi sahibi kadın. <br /><b>Binnaz </b>: Çok nazlı. <br /><b>Birgül </b>:<b> </b>Tek ve benzersiz gül. <br /><b>Buket </b>: Demet, çiçek demedi. <br /><b>Burc </b>:<b> </b>Taze dal, filiz. <br /><b>Burçin </b>: Dişi geyik. <br /><b>Burcu </b>: Güzel kokan. <br /><b>Büşrâ </b>: Müjde, sevinç, hayırlı haber. Acele, çabuk.<br /><b><br />Cânân</b> : Sevgili, dilber, gönül verilen. Tasavvufta Allah.<br /><b>Cangül</b> : İç açıcı. <br /><b>Cavidan</b> : Sonsuz, ölümsüz, ebedi. <br /><b>Ceyda </b>: Yararlı, herkese iyilik yapan. <br /><b>Ceylan </b>: İnce biçimli, güzel gözlü bir geyik cinsi. <br /><b>Cihanfer</b> : Cihanı aydınlatan çok güzel kadın. <br /><b><br />Derya </b>: Deniz, çok bol, pek çok. <br /><b>Destegül</b> : Gül demeti, çiçek buketi. <br /><b>Dicle </b>:<b> </b>Büyük ırmak. Irak&#8217;ta denize dökülen bir nehir. <br /><b>Didar </b>: Yüz, çehre, suret, görüş, göz, görme gücü. <br /><b>Dilara </b>: Gönül alıcı, sevgili. <br /><b>Dilber </b>: Güzel, sevgili, gönül çekici. <br /><b>Dilbeste</b> : Gönül bağlamış, âşık. <br /><b>Dildade </b>: Gönül vermiş, düşkün, tutkun. <br /><b>Dildar </b>: Gönlü hüküm altında tutan sevgili. <br /><b>Dilrüba </b>: Gönül kapan, herkesi kendine bağlayan. <br /><b>Dilsafa </b>: Gönlü ferah kedersiz. <br /><b>Dilşad </b>: Gönlü sevinçli, yüreği şen. <br /><b>Dilşikâr</b> : Gönül avlayan, kendine bağlayan. <br /><b>Dürdane</b> : İnci tanesi, inci serpen.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ebru </b>: Kaş. <br /><b>Eda </b>: Tavırları hoş, nazlı. <br /><b>Efser </b>: Taç. <br /><b>Ela: </b>Sarıya çalar kestane rengi. <br /><b>Elif </b>: Arap alfabesinin ilk harfi, dost, tanıdık. <br /><b>Emel </b>: Güçlü arzu, umulan şey. <br /><b>Erva </b>: Çok güzel, son derece cesur ve yiğit adam.<br /><b>Esma </b>: İsmi olan.<br /><b>Esra </b>: Gece yolculuğuna çıkan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Fatıma</b> : Kendisi ve nesli Cehennem ateşinden kesilmiş. <br /><b>Fazilet</b> : Erdem, iyi huyların ve üstün vasıfların hepsi.<br /><b>Ferdiye </b>: Tek ve eşsiz. <br /><b>Ferah </b>: Bol, geniş, neşeli, açık. <br /><b>Feray </b>: Parlak, aydınlık ay. <br /><b>Ferhunde </b>: Uğurlu kutlu. <br /><b>Feriha </b>: Sevinçli, ferah. <br /><b>Ferihan</b> : Razı, hoşnut, sevinçli. <br /><b>Ferişte </b>: Melek. <br /><b>Ferzane</b> : Hakim, filozof, bilgin, âlim. <br /><b>Figen</b> : Çiçek demeti, gölge eden. <br /><b>Fitnat</b> : Zihin açık, çabuk kavrayışlı. <br /><b>Firdevs</b> : Sekiz Cennetten biri, altın ve gümüştendir. <br /><b>Firkat </b>: Ayrı olan, sevgiden uzak kalan. <br /><b>Fulya </b>: Güzel kokulu bir nergis.<br /><b>Füruzan </b>: Çok parlak, aydınlık, parlayan, nurlu. <br /><b>Füsun </b>: Büyü, sihir, efsun. <br /><b>Füsünkâr </b>: Büyüleyici güzel.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Gazal </b>: Geyik, ceylan, ahu. <br /><b>Gönül </b>:<b> </b>Kalb. <br /><b>Gözde </b>: Göze girmiş, bir büyüğün sevip beğendiği. <br /><b>Gülbanu</b>: Gül hanım. <br /><b>Gülberk </b>: Gül yaprağı. <br /><b>Gülbin </b>: Gül fidanı, gül dalı, gül bahçesi, güllük. <br /><b>Gülbiz </b>: Gül saçan, gül serpen. <br /><b>Gülçehre</b> : Gül yüzlü, yüzü gül gibi hoş. <br /><b>Gülcemal</b> : Yüzü gül gibi güzel. <br /><b>Gülçiçek </b>: Gül gibi taze, çiçek tazeliği taşıyan. <br /><b>Gülçin </b>: Gül toplayan, gül derleyici. <br /><b>Güldemet</b> : Gül buketi, gül demeti. <br /><b>Gülendam</b> : Gül gibi ince, uzun, güzel vücutlu.<br /><b>Güleser </b>:<b> </b>Yüzünde gülümseme eksik olmayan. <br /><b>Gülfam </b>: Pembe, gül renginde. <br /><b>Gülfem</b> : Gül dudaklı, gül ağızlı. <br /><b>Gülfer </b>: Gül gibi parlak. <br /><b>Gülfeşan</b> : Gül saçan. <br /><b>Gülfidan</b> : Gül gibi genç. <br /><b>Gülhiz </b>: Gül yetiştiren. <br /><b>Gülistan</b> : Gül bahçesi, güllük. <br /><b>Gülizar</b> : Gül yanaklı. <br /><b>Gülnar</b> : Katmerli ve büyük gül, büyük çiçek. <br /><b>Gülnaz</b> : Gül gibi ince ve narin, nazlanan. <br /><b>Gülsima </b>: Gül yüzlü. <br /><b>Gülsüm </b>: Yüzü dolgun. Ümmügülsüm: Gülsümün annesi.<br /><b>Gülter </b>: Yeni açılmış gül. <br /><b>Gülşen </b>: Gül bahçesi, gülistan. <br /><b>Güzide </b>: Seçkin, seçilmiş, seçme. <br /><b><br />Hacer </b>: Taş, kaya parçası. <br /><b>Hatice</b> : Erken doğan kız çocuğu. <br /><b>Hale </b>: Ayın çevresinde görülen ışık halkası. <br /><b>Halenur </b>: Işıklı, aydınlık daire, hale. <br /><b>Hamiyet </b>: Milli onur ve haysiyet. <br /><b>Handan </b>: Gülen, şen. <br /><b>Hande </b>: Gülen, alay eden.<br /><b>Harika </b>: Tabiat dışı meydana gelen fevkalade olay. <br /><b>Hasna </b>: Çok güzel kadın. <br /><b>Haver </b>: Gün doğusu, ortak.<br /><b>Havle </b>: Güçlü, kuvvetli, takatlı, kudretli. <br /><b>Havva</b> : Bir şeyin kıvamı, olgun. Hazret-i Ademin hanımı. <br /><b>Hayrunnisa </b>: Kadınların hayırlısı, iyisi. <br /><b>Hediye </b>: İkram olarak verilen şey. <br /><b>Hicran </b>: Ayrılık, ayrılığın verdiği unutulmaz acı.<b> <br />Hicret </b>: Bir ülkeden başka birine göç etmiş olan.<br /><b>Hilâl</b> : Yeni ay. <br /><b>Hoşeda </b>: Davranışı hoş, hareketi güzel. <br /><b>Hoşendam </b>: Boyu posu güzel, görünümü düzgün. <br /><b>Hoşkadem</b> : Güzel ayaklı, uğurlu. <br /><b>Hoşneva </b>: Güzel sesli. <br /><b>Hoşnigar </b>:Tatlı, güzel bakışlı. <br /><b>Huban </b>: Güzeller. Güzel olan.<br /><b>Huri </b>: Cennet kızı gibi güzel. <br /><b>Huriye </b>: Çok güzel.<br /><b>Hülya </b>: Kuruntu, hayal. <br /><b>Hümeyra </b>: Küçük kırmızı. Hazret-i Âişe’nin ünvanı<br /><b>Hürrem </b>: Taze, şen şakrak, sevinçli. Güler yüzlü. <br /><b>Hürriyet </b>: İradesine göre karar veren. Kendine ve başkasına zarar vermeyecek şekilde serbest.<br /><b>Hüsnâ </b>: En güzel, pek güzel. <br /><b>Hüsnügül </b>: Gül gibi güzel. <br /><b>Hüveyda </b>: Apaçık, belli, besbelli.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Itri </b>: Kokulu, güzel kokulu. <br /><b><br />İclal </b>: Saygı ve büyüklük gösteren, ikram eden. <br /><b>İffet </b>: Namuslu, helali isteyen, haramdan kaçan. <br /><b>İkbal </b>: Baht açıklığı, işlerin yolunda gitmesi. <br /><b>İrem </b>: Şeddatın Cennet diye yaptırdığı ünlü bahçe.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Jale </b>: Kırağı, çiğ, şebnem. <br /><b>Jülide </b>: Saçı dağınık. <br /><b><br />Kader </b>: Hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanan. <br /><b>Keriman </b>: Kerimin çoğulu, keremi bol, cömert.<br /><b>Kevser </b>: Maddeten ve mânen çok, nesli kalabalık. Cennetteki meşhur havuz.<br /><b>Kezban </b>: Ev kadını.<br /><b>Kısmet </b>: Talih, nasip, kader.<br /><b>Kudret </b>: Kuvvet, takat, güç, varlık, ehliyet, kabiliyet. <br /><b>Kutan </b>:<b> </b>Kutlu, kutsal, mutlu. <br /><b>Kübra </b>: En büyük en azametli.<br /><b>Kündem </b>:<b> </b>İtaatli, saygılı. <br /><b><br />Lalezar </b>: Lale bahçesi. <br /><b>Lamiha </b>: Parlayan, parıldayan, parlak. <br /><b>Leman </b>: Titrek. <br /><b>Lerzan </b>. Titreyen, titrek. <br /><b>Letafet </b>: Latiflik, hoşluk, yumuşaklık. <br /><b>Leyan </b>: Konforlu, lüks hayat. <br /><b>Leyla </b>: Uzun ve karanlık gece.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Mahinev </b>: Yeni doğmuş ay. <br /><b>Mahiye </b>: Aylık.<br /><b>Mahpeyker </b>: Ay yüzlü parlak ve nur yüzlü. <br /><b>Mahru </b>: Ay gibi parlak yüzlü. <br /><b>Maide </b>: Kurulmuş hazır sofra. <br /><b>Makbule </b>: Kabul olunmuş, beğenilmiş. <br /><b>Maral </b>:<b> </b>Dişi geyik. <br /><b>Mayda </b>:<b> </b>Narin ince yapılı. <br /><b>Mebşure </b>: Yüzü güzel, endamlı. <br /><b>Mefharet </b>: İftihar eden. <br /><b>Mefkure </b>: Ulaşılmak istenen en yüce amaç. <br /><b>Mehlika </b>: Ay yüzlü.<br /><b>Mehpare </b>: Ay parçası. <br /><b>Mehtap </b>: Ay ışığı. <br /><b>Mehveş </b>: Ay gibi güzel. <br /><b>Melahat </b>: Güzel yüzlü. <br /><b>Melda </b>: İnce ve taze. <br /><b>Melek </b>: Masum, halim selim.<br /><b>Melis </b>:<b> </b>Bal arısı. <br /><b>Menfuse </b>: Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel.<br /><b>Meriç </b>: Ege denizine dökülen nehir. <br /><b>Merve </b>: Kâbe yakınındaki küçük bir tepe. <br /><b>Meryem </b>: Dinine bağlı. <br /><b>Mesadet </b>: Mutlu. <br /><b>Mestinaz </b>: Süzgün bakışlı. <br /><b>Mevhibe </b>: Bahşiş, ihsan, bağış. <br /><b>Meysere </b>: Zenginlik, rahatlık. <br /><b>Mihman </b>: Misafir. <br /><b>Mihriban </b>: Seven, güler yüzlü. <br /><b>Mihrimah </b>: Güneş ile ay. <br /><b>Mihrinaz </b>: Çok nazlı <br /><b>Mimoza </b>: Yaprağına dokununca toplanan bir çiçek. <br /><b>Mualla </b>: Yüce, yüksek. <br /><b>Muattar </b>: Güzel kokulu. <br /><b>Muazzez </b>: İzzet ve şeref sahibi, değerli. <br /><b>Muhabbet </b>: Sevgi. <br /><b>Muhaddere </b>: Namuslu, iffetli, örtülü müslüman<br /><b>Mukadder </b>: Alın yazısına inanan. <br /><b>Mukaddes </b>: Mübarek, temiz. <br /><b>Mübeccel </b>: Yüceltilmiş, büyütülmüş, tebcil edilmiş. <br /><b>Müberra </b>: Temize çıkarılmış, açıkca belirtilmiş. <br /><b>Mübeşşer </b>: Müjdelenen, iyi haber verilip sevindirilen. <br /><b>Mübeyyen </b>: Açıklanmış ortaya çıkarılmış. <br /><b>Müjde </b>: İyi haber sevinçli haber. <br /><b>Müjgan </b>: Kirpikler. <br /><b>Müjgen </b>:<b> </b>Kirpik<br /><b>Münevver </b>: Aydınlatılmış, kültürlü ve bilgili, aydın. <br /><b>Münteha </b>: Netice, son yer. <br /><b>Mürüvvet </b>: İnsanlık, mertlik, sevinçli günlerini görme. <br /><b>Müşerref </b>: Şerefli kılınmış. <br /><b>Müveddet </b>: Sevgi, dostluk, muhabbet. <br /><b>Müyesser </b>: Kolayca yapılan nasip olan. <br /><b>Müzehher </b>: Çiçekli, çiçek açmış, çiçeklenmiş. <br /><b>Müzeyyen </b>: Süslü, süslenmiş, bezenmiş, donanmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nadide </b>: Görülmemiş, az bulunur, çok değerli. <br /><b>Nakşıdil </b>: Gönül nakışı.<br /><b>Nalan </b>: İnleyen, ağlayan, sızlayan, figan eden. <br /><b>Narin </b>: İnce yapılı, nazik ve kibar. <br /><b>Nazan </b>: Nazlı, naz eden. <br /><b>Nazende </b>: Naz edici, nazlı.<br /><b>Nazenin </b>: Çok nazlı, narin, ince yapılı. <br /><b>Nazik </b>: İnce, narin, zarif. <br /><b>Nazikendam </b>: Narin yapılı.<br /><b>Nazile </b>: Aşağı inen. <br /><b>Nazlı </b>: Naz eden.. <br /><b>Nebahat </b>: Şan ve şeref sahibi. <br /><b>Necla </b>: Kız evlat. <br /><b>Nedret </b>: Az bulunan, ender.<br /><b>Nehar </b>: Gündüz. <br /><b>Nemika </b>: Mektup. <br /><b>Neriman </b>: Pehlivan, kahraman, yiğit. <br /><b>Nermin </b>: Yumuşak, nazik, kibar. <br /><b>Neslihan </b>: Padişah soyundan gelen. <br /><b>Neslişah </b>: Şah neslinden. <br /><b>Nesrin </b>: Yaban gülü, mısır gülü, van gülü.<br /><b>Neşe </b>: Sevinç içinde olan.<br /><b>Neşide </b>: Ünlü mısra, beyit, manzume. <br /><b>Neval </b>: Talih, kısmet, baht açıklığı. İhsan, bağış. <br /><b>Nevbahar </b>: İlk bahar. <br /><b>Nevbaht </b>:Talihi yeni. <br /><b>Nevber </b>: Yeni yetişmiş turfanda sebze, meyve. <br /><b>Nevcivan </b>: Taze, genç, delikanlı. <br /><b>Neveda </b>: Herkesten ayrı bir edası olan. <br /><b>Nevin </b>: Yeni, yepyeni, yeni şey. <br /><b>Nevinbal </b>: Taze yeni yetişmiş fidan. <br /><b>Nevinur </b>: Çeşitli görünümde ışıklar. <br /><b>Nevres </b>: Yeni biten, genç taze. <br /><b>Nevsal </b>: Yeni yıl. <br /><b>Nevvare </b>: Nurlu, ışıklı, parlak, ağaç çiçeği. <br /><b>Nezafet </b>: Temizlik, paklık. <br /><b>Nezahet </b>: Temizlik, paklık, iç temizliği, incelik, rikkat. <br /><b>Nezaket </b>: Naziklik, zariflik, incelik, terbiye, edep. <br /><b>Nida </b>: Seslenen. <br /><b>Nigahban </b>: Gözcü, bekçi. <br /><b>Nigar </b>: Resim, nakış, resim gibi güzel. <br /><b>Nihal </b>: Fidan, genç. Fidan gibi ince yapılı.<br /><b>Nihan </b>: Gizli, sır, örtünmesi gerekli yerleri örten. <br /><b>Nilgün </b>: Mavi renkli. <br /><b>Nilüfer</b> : Bir su bitkisi<br /><b>Niran </b>: Ateş, parlaklık. <br /><b>Nur </b>: Işık, parıltı, aydınlık, nur. <br /><b>Nuran </b>:<b> </b>Işıklı, nurlu, aydın. <br /><b>Nuray </b>: Ay ışığı gibi. <br /><b>Nurbanu </b>: Işıklı hanım, nurlu hanım. <br /><b>Nurcihan </b>: Cihanın nuru, kâinatın ışıklı, parlak, nurlu. <br /><b>Nurçin </b>: Işıklı.<br /><b>Nurhan </b>: Aydın hükümdar. <br /><b>Nurhayat </b>: Mutlu yaşam. <br /><b>Nurperi </b>: Yüzü nur gibi parlayan peri gibi güzel. <br /><b>Nurşen </b>: Işık gibi şen ve güler yüzlü. <br /><b>Nurşin </b>: Çok lezzetli. <br /><b>Nükhet </b>: Güzel ve hoş koku.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Özge </b>:<b> </b>Başka, yabancı, iyi, güzel, şakacı, cana yakın. <br /><b>Özlem </b>: Hasret. Yeniden görme arzusu. <br /><b><br />Pakize </b>: Çok temiz, hoş ve güzel saf, iyi, lekesiz. <br /><b>Pendiye</b> : Öğüt veren. <br /><b>Peren </b>: Ülker yıldızı. <br /><b>Peri </b>: Çok güzel, çekici. <br /><b>Peride </b>: Uçarak yükselmiş, rengini atmış. <br /><b>Perihan </b>: Peri padişahı. <br /><b><br />Rahime</b> : Müminlere çok acıyan kadın.<br /><b>Rahşan </b>: Parlak, parlayan. <br /><b>Rana </b>: Güzel, hoş görünen. <br /><b>Ravza </b>: Bahçe, yeşilliği bol, çiçekli bahçe. <br /><b>Rayiha</b> : Koku, güzel koku. <br /><b>Refhan</b> : Varlık içinde yaşayan, bolluk içinde bulunan. <br /><b>Remide </b>: Ürkmüş, korkmuş, ürkek, korkak. <br /><b>Rengin </b>: Renkli, boyalı, güzel. <br /><b>Reside </b>: Erimiş, yetişmiş, olgunlaşmış. <br /><b>Reyhan</b> : Rızk, merhamet, güzel koku. Fesleğen.<br /><b>Rikkat </b>: İncelik, naziklik.<br /><b>Rugeş </b>: Canlı yüzlü, taze yüzlü. <br /><b>Ruken</b> : Güler yüzlü, müjde veren. <br /><b>Rukiye</b> : Büyüleyici güzellikte. <br /><b>Rumeysa </b>: Büyük yıldız<br /><b>Ruşen </b>: Aydın, parlak, belli, aşikar, apaçık, ortada. <br /><b>Ruzenin </b>: Çiçek gibi güzel yüzlü. <br /><b>Rüveyda </b>: Hoş, ince, nazik. <br /><b>Rüveyha </b>: İncelik, zariflik.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Saadet</b> : Kavuşan, mutlu. <br /><b>Sabahat </b>: Latif, yüzü güzel, cemal sahibi. <br /><b>Sabia </b>: Yedinci. <br /><b>Saniye</b> : İkinci. <br /><b>Sara </b>: Halis, katkısız, saf. <br /><b>Sare </b>: Sıçrayan, atlayan. <br /><b>Satıa</b> : Meydana çıkan, yükselen, nur saçan, parlak. <br /><b>Seda </b>: Ses.<br /><b>Seha </b>: Eli açık, cömert. <br /><b>Sehavet </b>: Cömertliği seven <br /><b>Seher </b>: Gecenin son altıda biri olan vakit ki, bu zaman yapılan dualar makbuldür.<br /><b>Sekine</b> : Gönlü rahat.<br /><b>Selamet </b>: Sağlık, esenlik, kurtuluş, sâkin olma. <br /><b>Selma </b>: Barışçı, itaatli, iyi yolda. <br /><b>Selvican </b>: Selvi seven, selvi canlı. <br /><b>Semahat </b>: Cömert, iyiliksever. <b><br />Semra </b>: Esmer, kumral renkte, esmer güzeli. <br /><b>Sena </b>: Övme, methetme. <br /><b>Seniyye</b> : Yüksek, yüce. <b><br />Serap</b> : Işığın yansımasından doğan yanılma.<br /><b>Sevde </b>: Esmer güzeli. <br /><b>Sibel </b>: Buğday başağı.<b><br />Suna: </b>Erkek ördek. Endamlı.<br /><b>Suzan </b>: Yakan, yanan. <br /><b>Süeda </b>: Saadetli, kutlu, uğurlu. Saidin çoğulu.<b><br />Sükeyne </b>: Sessiz, sakin, başlı, vakarlı. <br /><b>Sülün </b>:<b> </b>İnce narin.<br /><b>Sümeyye</b> : Ammar b.Yaser&#8217;in annesi. İlk İslam şehidi.<b><br />Sündüs</b> : Altın ve gümüş telle işlemeli ipek kumaş. <br /><b>Süveyda</b> : Kalbin ortasındaki kara benek.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Şahdane </b>: Mutlu, bahtiyar, dindar, temiz yürekli. <b><br />Şahika </b>: Dağ tepesi, dağ doruğu. <br /><b>Şahmelek </b>: Güzeller güzeli. <br /><b>Şaziment </b>: Özellikleri kimseye benzemeyen. <br /><b>Şebnem </b>: Gece nemi, çiğ, nem, rutubet. <br /><b>Şehnaz </b>: Çok nazlı. <br /><b>Şehriban</b> : Şehrin en büyük âmiri, vali. <br /><b>emsinisa</b> : Kadınların güneşi. <br /><b>Şermende </b>: Utangaç. <br /><b>Şermin </b>: Utanan, sıkılan. <b><br />Şermize</b> : Küçük insan topluluğu. <br /><b>Şetaret </b>: Şenlik, neşeli olma, sevinç. <br /><b>Şeybe </b>: Beyaz saçlı, yaşlı, saçı ağarmış. <b><br />Şeyda </b>: Âşık, tutkun. Sevgiden aklını kaybetmiş.<br /><b>Şeyma </b>: Bedeninde ben, alamet olan. <br /><b>Şirin </b>: Tatlı, cana yakın sevimli. <br /><b>Şule </b>: Alev, parıltı. <br /><b>Şükran</b> : Teşekkür eden, minnettar kalan. <br /><b>Şükufe</b> : Çiçek gibi güzel, tomurcuk. <br /><b><br />Tıflıgül</b> : Gonca gül. <br /><b>Tiraje </b>: Gök kuşağı. <b><br />Tuba </b>Cennet ağacı. <br /><b>Tülin </b>: Ayna. <br /><b>Türkan </b>: Padişaha saltanatta ortaklık eden eşi. <br /><b><br />Ulya</b> : Pek yüce.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ülfet </b>: Dost olan, yakınlık duyan. <br /><b>Ümeyme </b>: Küçük anne. <b><br />Ümmühan </b>: Hükümdarın annesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Vecahet </b>: Güzel yüzlü, itibarlı, şerefli. <br /><b>Vedia </b>: Emanet. <br /><b>Vedide</b> : Dost, sevgili. Çok seven.<br /><b>Vesamet </b>: Güzel olan. <br /><b>Vesile </b>: Vasıta olan.<br /><b>Vildan</b> : Yeni doğmuş çocuk. <br /><b>Vuslat </b>: Dostuna, sevdiğine kavuşan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Yâdigar</b> : Dost hatırası. <b><br />Yârıdil </b>: Gönül dostu, içten arkadaş. <br /><b>Yelda </b>: Uzun ve siyah. <br /><b>Yeldem </b>: Çabuk, çevik, çalak. <br /><b>Yeşim </b>: Sert ve kıymetli yeşil taş.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Zehra </b>: Yüzü beyaz ve parlak, nurani yüzlü. <br /><b>Zekavet</b> : Çabuk anlayan, tez kavrayan. <br /><b>Zerafet </b>: Kibarlı, incelik, zariflik. <br /><b>Zerengül</b> : Altın gibi gül. <br /><b>Zerişte </b>: Altın tel, sırma. <br /><b>Zerrin </b>: Altına benzeyen, altın gibi parlak ve kıymetli. <br /><b>Zeyneb</b> : Görünüşü ve kokusu güzel, olgun ve dolgun. <br /><b>Ziba </b>: Süslü, bezekli. yakışıklı güzel. <b><br />Zinnur</b> : Nur sahibi, nurlu, ışıklı, parlak, bahtiyar. <br /><b>Zişan </b>: Şanlı, ünlü, çok tanınmış. <br /><b>Zübeyde </b>: En seçkin, öz, hülasa, cevher. <b><br />Zülal </b>: Saf, berrak. <br /><b>Züleyha </b>: Hızlı yürüyen, yolda emsalini geçen. <br /><b>Zülfibar </b>: Dağılmış, yayılmış saç. <b><br />Zülfiyar </b>: Sevgilinin saçı. <br /><b>Zümrüt </b>: Yeşil renkte, cam parlaklığında bir süs taşı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek isimleri</title>
		<link>https://islamdini.de/erkek-isimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 05:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/erkek-isimleri/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kıymetli isimlerden bazılarını ve anlamlarını bildirir misiniz?CEVAPHaklı olarak çocuğuna koyacağı ismin anlamını öğrenmek isteyenler oluyor, isimlerin anlamını soruyorlar. Biz burada daha çok merak edilen isimleri bildiriyoruz.Âbidin : İbadet edenler kulluk yapanlar. Adnan : Üstün insan. Affan : Çirkin şeylerden kaçınan, iffetli, namuslu. Âgah : Bilgili, basiretli, haberdar, uyanık. Âhi…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/erkek-isimleri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kıymetli isimlerden bazılarını ve anlamlarını bildirir misiniz?<br /><b>CEVAP<br /></b>Haklı  olarak çocuğuna koyacağı ismin anlamını öğrenmek isteyenler oluyor,  isimlerin anlamını soruyorlar. Biz burada daha çok merak edilen isimleri  bildiriyoruz.<br /><b><br />Âbidin</b> : İbadet edenler kulluk yapanlar. <br /><b>Adnan</b> : Üstün insan. <br /><b>Affan </b>: Çirkin şeylerden kaçınan, iffetli, namuslu. <br /><b>Âgah </b>: Bilgili, basiretli, haberdar, uyanık. <br /><b>Âhi </b>: Arkadaş, dost, cömert, yiğit. <br /><b>Ahmed </b>: Çok övülmüş, beğenilmiş. <br /><b>Alican </b>:<b> </b>Cana yakın, kanı sıcak, candan. <br /><b>Âlişan </b>: Şan ve şerefi yüce olan.<br /><b>Alişir </b>: Aslan Ali. <br /><b>Alpaslan </b>:<b> </b>Korkusuz, yiğit, güçlü, kuvvetli. <br /><b>Alper </b>:<b> </b>Cesur asker, yiğit asker. <br /><b>Alperen </b>:<b> </b>Hem din adamı hem komutan olan yiğit. <br /><b>Altemur </b>:<b> </b>Demirin korlaşmış kırmızı hali. <br /><b>Âmir </b>: İmâr eden. <br /><b>Ammâr </b>: Bir yeri bakımlı hale getiren. <br /><b>Aşkın </b>:<b> </b>Aşmış, ileri, üstün, seçkin. <br /><b>Ata </b>:<b> </b>Baba, dede, yaşlı, tecrübeli, bilgili.<br /><b>Atalay </b>: Tanınmış, ünlü. <br /><b>Atâullah </b>: Allah’ın hediyesi, ihsanı, lütfu. <br /><b>Avşar </b>:<b> </b>İşi hemen yapan. <br /><b>Aykan </b>:<b> </b>Kanı parlak ve canlı. <br /><b>Aykut </b>:<b> </b>Armağan, mükafat, ödül. <br /><b>Aytekin </b>:<b> </b>Ay gibi tek ve biricik olan, çok değerli. <br /><b>Ayvaz </b>:<b> </b>Koca, eş. <br /><b><br />Babacan </b>:<b> </b>Cana yakın, güvenilir, anlayışlı. <br /><b>Baha </b>: Değer, kıymet, zariflik, üstünlük. <br /><b>Bahadır </b>: Yiğit, cesur, kahraman.<br /><b>Battal </b>: Kahraman, cesur, çok büyük. <br /><b>Batu </b>:<b> </b>Güçlü, kudretli. <br /><b>Bedir </b>: Dolunay. Ayın ondördü gibi güzel. <br /><b>Behcet </b>: Sevinç, güler yüzlü, şirin. <br /><b>Behlül </b>: Çok gülen, hayır sahibi, cömert. <br /><b>Behnan </b>: İyi huylu, güler yüzlü, herkesçe sevilen. <br /><b>Behram </b>: Merih yıldızı. <br /><b>Behzat </b>: Soyu güzel, doğuştan asil. <br /><b>Bekir </b>: İlk çocuk. Genç, taze. <br /><b>Bektaş </b>: Akran, eş.<br /><b>Bera </b>: Fazilet, meziyet sahibi.<br /><b>Berkan </b>: Şakıyan, parıldayan. <br /><b>Berkin </b>:<b> </b>Güçlü, sağlam. <br /><b>Beşer </b>: İnsan. <br /><b>Beşir </b>: Müjdeleyen. Güler yüzlü. <br /><b>Bilal</b> : Su. <br /><b>Bilgehan </b>:<b> </b>Derin bilgi sahibi hakan. <br /><b>Bişr </b>: Güler yüzlü. <br /><b>Buğra </b>:<b> </b>Erkek deve, hindi, aslan. <br /><b>Burak </b>:<b> </b>Peygamber efendimizin Miracda bindiği at. <br /><b>Burhan </b>: Delil, sağlam delil, hakkı bâtıldan ayıran.<br /><b>Bülent </b>: Yüksek, yüce, uzun.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Cafer </b>: Çay, dere, küçük akarsu. <br /><b>Câbir </b>: Cebreden, zorlayan, galip gelen. <br /><b>Can</b>:<b> </b>Ruh. Aziz, sevgili. Gönül. <br /><b>Candar </b>: Silahlı asker. <br /><b>Caner </b>:<b> </b>Can dostu. <br /><b>Canib </b>: Yan, taraf, yön. <br /><b>Cârullah </b>: Allah’a yakın olan, Allah dostu. <br /><b>Celâl </b>: Azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.<br /><b>Çelebi </b>:<b> </b>Efendi, görgülü ve ince insan. <br /><b>Cem </b>: Hükümdar, şah. <br /><b>Cemal </b>: Yüz güzelliği<br /><b>Cemaleddin </b>: Dinin güzeli, dinin cemali. <br /><b>Cemali </b>: Yüzü güzel olan, güzellik sahibi. <br /><b>Cenab </b>: Büyük, şerefli<br /><b>Cengiz </b>: Sert ve haşin huylu, gönlü yumuşamaz. <br /><b>Cerrah </b>: Ameliyat yapan, operatör. <br /><b>Cevat </b>: Çok cömert, eli açık, çok ihsan eden. <br /><b>Cevdet </b>: Güzel, kusursuz, cömert, olgun. <br /><b>Cevheri </b>: Cevher sahibi. <br /><b>Cezmi</b> : Azimli, kararlı.<br /><b>Cihad </b>: Din uğrunda düşmanla ve nefsi ile savaşan. <br /><b>Cihangir </b>: Cihanın büyük bir bölümünü ele geçiren. <br /><b>Civan </b>: Genç, taze, delikanlı. <br /><b>Cihanşah </b>: Dünyanın padişahı. <br /><b>Cübeyr </b>: Küçük kahraman, küçük yiğit. <br /><b>Cüneyt </b>: Küçük asker, askercik. <br /><b><br />Dâhi </b>: Üstün zekalı, son derece zeki, anlayışlı. <br /><b>Dâi </b>: Dua eden, duacı, hak dine çağıran. <br /><b>Dânâ </b>: Çok bilen, bilgili. <br /><b>Daniş </b>: Bilgi, bilme, biliş, ilim. <br /><b>Danişmend </b>: Bilgili, âlim.<br /><b>Dâver </b>: Doğru ve insaflı olan, âdil hükümdar. <br /><b>Derviş </b>: Allah için alçak gönüllüğü kabul eden. <br /><b>Dilhan </b>: İçten, gönülden söyleyen. <br /><b>Dilaver </b>: Yiğit, yürekli, erkek. <br /><b>Doğan </b>:<b> </b>Atılgan ve yiğit. <br /><b>Dülger </b>:<b> </b>Marangoz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ecehan </b>:<b> </b>Hanların başı. <br /><b>Ecmel </b>: En güzel, en yakışıklı.<br /><b>Ecvet </b>:<b> </b>En cömert, varını yoğunu dağıtan. En iyi olan. <br /><b>Ede </b>:<b> </b>Ata, büyük kardeş, ağabey. <br /><b>Edhem </b>: Kara donlu, yağız at. <br /><b>Efe </b>:<b> </b>Batı anadolu yiğidi, zeybek. <br /><b>Efken </b>: Atıcı, yıkıcı. <br /><b>Eflah </b>: Tamamiyle kurtulan, en çok talihe kavuşan. <br /><b>Ekmel </b>: En olgun, mükemmel. <br /><b>Ekrem </b>: Çok cömert, iyiliksever, keremi lütfu çok olan.<br /><b>Elvan </b>: Renkli, renk renk. <br /><b>Emced </b>: Çok şerefli, ve haysiyet sahibi. <br /><b>Emir </b>: Bir kavmin, şehrin başı, reisi. <br /><b>Emre </b>:<b> </b>Aşık, dost, abi. Beylerbeyi.<br /><b>Enes </b>: İnsan. <br /><b>Engin </b>:<b> </b>Uçsuz bucaksız deniz. <br /><b>Enver </b>: Çok nurlu, çok ışıklı, çok parlak, çok güzel. <br /><b>Ercümend </b>: Muhterem, şerefli, itibarlı. <br /><b>Erdem </b>:<b> </b>Fazilet. <br /><b>Ergün </b>: Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. <br /><b>Erhan </b>:<b> </b>Yiğit hakan. <br /><b>Erkam</b> : Rakamlar, isimler.<br /><b>Erkan </b>: Esaslar, direkler, reisler. <br /><b>Erkin </b>:<b> </b>Bağımsız hareket eden. <br /><b>Erman </b>: Arzusu, isteği olan.<br /><b>Erol: </b>Sözünde duran er. <br /><b>Ertuğrul </b>:<b> </b>Temiz, yürekli, doğru insan. <br /><b>Esat </b>: Çok uğurlu ve mutlu. <br /><b>Esed </b>: Aslan, gazanfer, cesur. <br /><b>Esved </b>: Siyah, esmer.<br /><strong>Eşref </strong>: En çok şerefli, itibarı en çok yüksek olan. <br /><b>Etem </b>: Kusursuz, noksansız. <br /><b>Evran </b>:<b> </b>Baht, büyük yılan.<br /><b>Eymen </b>: Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı. Sağ taraftaki.<br /><b>Eyüp </b>: Tevbe eden, hatalarına pişman olan. <br /><b>Ezrak </b>: Mavi, gök renkli. Su gibi saf ve temiz olan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Fazlı </b>: İyilik, fazilet, erdem, lütuf. <br /><b>Fahreddin </b>: Dinin büyüğü, dinde övülmeye layık. <br /><b>Fâlih </b>: İsteğine kavuşan, başaran. Çiftçi.<br /><strong>Faris </strong>: Yiğit, mert, binici, at yetiştiricisi. <br /><b>Faruk </b>: Hak ile bâtılı ayıran.<br /><b>Fasih </b>: Güzel, düzgün ve açık konuşan. <br /><b>Fatih </b>: Fetheden, zapteden, aşan. <br /><b>Fatin: </b>Zeki, anlayışlı.<br /><b>Faysal </b>: Kesin hüküm vereni. Keskin kılıç. <br /><b>Fazlullah </b>: Allahü teâlânın lütfu. Üstün ve değerli<br /><b>Feda</b> : Kurban olma, gözden çıkarma. <br /><b>Fedai </b>: Canını esirgemeyen, can vermeye hazır. <br /><b>Feramuz </b>: Şanlı, şerefli, ün kazanmış. <br /><b>Feramuş </b>: Hatırdan çıkan, unutulan. <br /><b>Ferhan </b>: Sevinçli, neşeli, ferahlı, şen, memnun. <br /><b>Ferhat </b>: Sevinç, neşe sahibi. <br /><b>Feridüddin </b>: Dinin en üstünü. <br /><b>Feridun </b>: Tek, eşi ve benzeri olmayan, kıymetli cevher. <br /><b>Ferman </b>: Emir. Padişahların tarafından verilen emir. <br /><b>Ferruh </b>: Uğurlu, mübarek, yüzü nurlu, aydın. <br /><b>Fettah </b>: Fetheden, her türlü müşkülleri kolaylaştıran.<br /><b>Feyyâz </b>: Feyz, bereket ve bolluk veren. <br /><b>Feyzullah </b>: Allahü teâlânın feyzi. <br /><b>Fuat </b>: Kalb, gönül. <br /><b>Furkan </b>: İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren. <br /><b>Fuzuli </b>: Fazla, anlamsız, yersiz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Gazanfer </b>: Yiğit, aslan gibi cesur. <br /><b>Gazi </b>: Savaştan sağ dönen. <br /><b>Gevheri </b>: Pırlanta gibi temiz insan. <br /><b>Gıyas </b>: Yardım eden. <br /><b>Giray: </b>Kırım hanı.<br /><b>Gürbüz </b>: Toplu, güçlü dinç erkek.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Habbab </b>: Seven, sevgili, dost. <br /><b>Habil </b>: Yumuşak ve temiz huylu.<br /><b>Hacib </b>: Kapıcı, kapıcı başı. <br /><b>Hafi </b>: Güler yüzlü, çok ikramcı, gizli. <br /><b>Hafid </b>: Torun. <br /><b>Hakan </b>:<b> </b>Türk hükümdarı. <br /><b>Hakem </b>: Hüküm veren. <br /><b>Haki </b>: Hikaye eden, anlatan.<br /><b>Hakkı </b>: Doğru olan, irfan sahibi, insaflı.<br /><b>Haldun </b>: Devamlı yaşlanıp ihtiyarlamayan. <br /><b>Halife </b>: Birinin yerine geçen . <br /><b>Halil </b>: Dost, sevgili, samimi dost, içten arkadaş. <br /><b>Haluk </b>: İyi ve güzel huylu, geçim ehli, İslama yakışır. <br /><b>Hamdullah </b>: Allahü teâlâya hamd eden. <br /><b>Hammâd </b>: Çok hamd eden, çok dua eden. <br /><b>Hamza</b> : Aslan, heybetli, azametli. <br /><b>Han </b>: Hakan veya hakana bağlı hükümdar. <br /><b>Hanefi </b>: İstikamet üzere olan.<br /><b>Hani </b>: Yumuşaklık ve vakar sahibi.<br /><b>Hasan</b> : Güzel, iyi, hoş. <br /><b>Haseki</b> : Hükümdarların hizmetlerine tahsis edilen zat.<br /><b>Hasibi </b>: Cömert, hayırhah. <br /><b>Hasin </b>: Kuvvetli, sağlam, muhafaza eden. <br /><b>Hâtem </b>: Mühür, üstü mühürlü yüzük, en son. <br /><b>Hattâb</b> : Çok güzel konuşan ve nasihat eden. <br /><b>Hatip </b>: Hitabeden, güzel söz söyleyen.<br /><b>Hayali</b> : Hayal eden. <br /><b>Haydar</b> : Aslan, cesur, yiğit, kahraman.<br /><b>Hayrani</b> : Hayran olan. <br /><b>Haşim </b>: Ezen, parçalayan. Hürmet ve ikram eden. <br /><b>Haşmet </b>: Heybet ve ihtişam sahibi. Tevazu gösteren. <br /><strong>Hazım </strong>: ihtiyatlı, basiretli, gözü açık, hazımlı.<br /><strong>Hızır </strong>: Yeşil.<br /><b>Hicabi </b>: Mahcup, utangaç, hayalı, edepli, terbiyeli, iffetli.<br /><b>Hilmi </b>: Yumuşak huylu, sabırlı, vakarlı, sakin. <br /><b>Himmet</b> : Lütfeden, gayret eden. <br /><b>Hişam </b>: Haya eden, utanan. <br /><b>Hud </b>: Büyük, çok hürmet eden. <br /><b>Hulusi</b> : Halis, saf, samimi, candan, içi temiz. <br /><b>Hurşid</b> : Güneş.<br /><b>Huzeyfe</b> : Küçük testici, çömlekçi çırağı.<br /><b>Hüccet </b>: Senet, vesika, delil.<br /><b>Hüdâvendigâr </b>: Hükümdar, sultan, âmir, hâkim.<br /><b>Hüdayi </b>: Hüdânın kulu.<br /><b>Hümayun</b> : Mübarek, mutlu, padişaha olan. <br /><b>Hüsameddin </b>: Dinin keskin kılıcı. <br /><b>Hüseyin </b>: Küçük güzel. <br /><b>Hüsrev </b>: Padişah, hükümdar, sultan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>İhsan </b>: Hakkından fazlasını veren. <br /><b>İhvan </b>: Sadık, samimi, candan dost.<br /><b>İkrime</b> : Kerem sahibi, cömert. <br /><b>İlhami </b>: İlham sahibi. <br /><b>İlker: </b>İlk erkek çocuk. <br /><b>İmadeddin </b>: Din direği, devleti ayakta tutan. <br /><b>İmam </b>: Nümune, rehber, önder, başkan.<br /><b>İnayetullah </b>: Allah’ın lütfu, ihsanı. <br /><b>İslam </b>: Müslüman, Hakka teslim olan.<br /><b>İsmâil </b>(İb): Allahü teâlâya çok ibadet eden.<br /><b>İzzet </b>: Değer, şeref, kudret, hürmet ve ikram sahibi.<br /><b><br />Kaan:</b> Kağan. Hanların hanı, şahinşah. <br /><b>Kabil </b>: Kabul eden, önde olan. <br /><b>Kadem </b>: Ayak, adım. <br /><b>Kâdir </b>: Tükenmez güç ve kudret sahibi.<br /><b>Kadîr:</b> Çok güçlü, çok kudretli.<br /><b>Kadı </b>: Hüküm, karar ve hakimlik. <br /><b>Kalender</b> : Dünyadan el etek çekip boş dolaşan derviş. <br /><b>Kamran </b>: İsteğine kavuşmuş, mutlu, bahtiyar. <br /><b>Kasım: </b>Taksim eden, bahşeden. <br /><b>Kâzım</b> : Öfkesini, gazabını yenen. <br /><b>Keleş: </b>Güzel yakışıklı, bahadır. <br /><b>Kemal</b> : Olgunluk, bilgi ve fazilet sahibi.<br /><b>Keramet </b>: Kerem, ihsan, evliyada görülen harika. <br /><b>Kerami </b>: Soylu, şerefli. <br /><b>Kerem </b>: Asalet, izzet ve şeref sahibi. Cömert, eli açık.<br /><b>Keremşah </b>: Çok cömert, çok eli açık, çok soylu. <br /><b>Key </b>: Büyük hükümdar, padişah. <br /><b>Keşşaf</b> : Keşfeden, sırları çözen, gizlileri açığa çıkaran.<br /><strong>Kılıç: </strong>İki yüzü keskin eski bir silah. <br /><b>Kıymet</b> : Değer, baha, bedel, onur, itibar, makbul oluş. <b><br />Kiram </b>: Soyu temiz olanlar, şerefli ve cömert olanlar. <br /><b>Korkut: </b>Büyük dolu tanesi. <br /><b>Kuddusi</b> : Mukaddes, ulvi, pak. <b><br /></b><br /><b>Levent</b> : Bahriyeli. Boylu poslu, yakışıklı.<br /><b>Levni </b>: Renkli, boyalı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Mahdum </b>: Hizmet edilen, evlat.<br /><b>Mahmud </b>: Övülmüş, medhedilmiş, sena edilmiş. <br /><b>Mahmur </b>: Sarhoş, uykulu, baygın gözlü. <b><br />Murat </b>: İstek, arzu, maksat. Seçilen<br /><b>Mazhar</b> : Nail olan, şereflenen, bir iyiliğe kavuşan.<br /><b>Memun</b> : Korkusuz, tehlikesiz, sağlam, emin. <br /><b>Mecdeddin </b>: Dinin büyüğü. <br /><b>Mecnun </b>: Deli, divâne, delice seven. <br /><b>Medeni</b>:<b> </b>Şehirli, bilgili ve görgülü. <br /><b>Mert </b>: Sözünün eri, yiğit, bahadır.<br /><b>Mestan</b> : Mest olmuş, bayılmış.. <br /><b>Metin </b>: Sağlam, dayanıklı. <b><br />Mir </b>: Amir, kumandan, bey, vali, hükümdar. <br /><b>Miraç</b> : Merdiven, yükselen, yükseklere çıkan . <br /><b>Mirkelam </b>: Kibar konuşan, hoş sohbet, sohbet adamı. <br /><b>Mirza </b>: Hükümdar soyundan gelen, beyzade. <br /><b>Misbah </b>: Lamba. <br /><b>Mithat </b>: Methetme, övme. <br /><b>Muammer </b>: Uzun ömürlü, ömür süren, yaşayan, talihli. <br /><b>Muaz </b>: Sığınan, korunan, sarılan. <br /><b>Muhammed </b>: Yerde ve gökte çok övülen.<br /><b>Muharrem </b>: Haram kılınmış, dinen yasak edilmiş. <br /><b>Muhtar </b>: Seçilmiş, seçkin. <br /><b>Muhterem </b>: Saygıdeğer, sayın, kıymetli, şerefli. <br /><b>Muhteşem </b>: Göz kamaştıracak büyüklükte veya güzellikte olan. <br /><b>Muhyiddin </b>: Dini ihya eden. <br /><b>Muktedi </b>: İktida eden, tâbi olan, uyan.<b><br />Muktedir</b> : iktidarlı, gücü yeten. <br /><b>Muktefi </b>: İktifa eden, izinden takip eden, örnek tutan, birine uyan.<br /><b>Muslih </b>: Islah eden, düzelten. <br /><b>Mustafa</b> : Saf hale getirilmiş, süzülmüş, güzide. <br /><b>Mutahhar</b> : Temizlenmiş, mübarek. <br /><b>Mutasım </b>: Günahtan çekinen, eliyle tutan, yapışan. <br /><b>Muteber </b>: Kadri bilinen, kıymeti takdir edilen.<br /><b>Mutemed</b> : Kendisine itimat edilen, güvenilen. <br /><b>Mutlu: </b>Halinden, memnun, mesut, bahtiyar. <b><br />Muttalib</b> : Talep eden, isteyen. <br /><b>Mübarek </b>: Bereketli, feyizli, uğurlu, hayırlı. <br /><b>Mübeşşir </b>: Müjdeci, hayırlı haber verip sevindiren. <b><br />Müjdat </b>: İyi haber, müjdeli haber. <br /><b>Mükerrem</b> : Şerefli, muhterem, hürmete erişmiş. <br /><b>Mülayim </b>: Yumuşak huylu, medenice hareket eden. <b><br />Mümtaz </b>: İmtiyazlı, üstün tutulmuş, seçkin, seçilmiş.<br /><b>Müren </b>: Akarsu, nehir, ırmak. <br /><b>Mürsel </b>: Gönderilmiş, yollanmış, nebi.<b><br />Müşir </b>: İşaret eden, yol gösteren, mareşal. <br /><b>Müzdad</b> : Artmış, çoğalmış, uzun.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nabi </b>: Haberci, haber veren.<b><br />Namdar </b>: Meşhur namlı, ünlü, tanınmış. <br /><b>Nasreddin</b> : Dine yardım eden. <br /><b>Nebi </b>: Haberci, haber getiren, peygamber.<br /><b>Necat</b> : Kurtuluşa, selamete eren. <br /><b>Necati</b> : Kurtulan, felah bulan.<br /><b>Neccar</b> : Dülger, marangoz, doğramacı. <br /><b>Necdet</b> : Kahraman, yiğit, efe. <br /><b>Necih </b>: Başarılı, galip, muzaffer. <br /><b>Necmi</b> : Yıldız<br /><b>Nefi </b>: Kazançlı, kârlı. <br /><b>Nejat </b>: Soy nesil, nesep, tabiat. <br /><b>Nesimi</b> : Hoş ve mülayim. <br /><b>Nevzat</b> : Yeni doğmuş çocuk. <br /><b>Neşet </b>Yetişen, ileri gelen, doğan. <br /><b>Neşat </b>: Sevinç, neşe, keyif. <b><br />Nihat </b>: Tabiat, huy, yaratılış, bünye, karakter. <br /><b>Nijad </b>: Soy. <br /><b>Niyazi</b> : Yalvaran, yakaran, dua eden. <b><br />Nizam</b> : Düzen, usul, tertip, yol,kaide, sıra, dizi. <br /><b>Numan </b>: Refah, konfor.<br /><b>Nuaym </b>: Hayat güzelliği, refah. <b><br />Nusret </b>: Yardım, başarı, üstünlük, zafer, galebe, fetih. <br /><b>Nüzhet </b>: Neşe, sevinç, eğlence, temizlik, ferahlık.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Oğuz </b>:<b> </b>Doğru, sağlam, güçlü, genç.<br /><b>Oğuzhan </b>:<b> </b>Oğuzların hükümdarı. <br /><b>Okan </b>:<b> </b>Anlayışlı, kavrayışlı. <br /><b>Oktay </b>: Hiddetli, kızgın, sinirli. <br /><b>Orhan </b>: Şehrin hakimi. <br /><b>Ozan </b>: Halk şairi, geveze.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Öktem </b>: Gösterişli, korkusuz, güçlü. <b><br />Ömer </b>: Diri, canlı, yaşayan hayat süren <br /><b>Önder </b>: Lider, şef, reis.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Peyami</b> : Haberci.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Raci </b>: Rica eden, yalvaran, ümitli, dileyen. <br /><b>Racih</b> : Üstün, kıymetli, faziletli ve itibarı fazla olan. Tercihli. <br /><b>Rafet </b>: Merhamet etme, acıma, esirgeme. <br /><b>Ramazan </b>: Çok sıcak olan, günahları yakan. <br /><b>Ramiz </b>: İşaret koyan, işaretle konuşan.<br /><b>Rauf </b>: Pek esirgeyen, çok merhamet eden. <br /><b>Recai</b> : Rica eden, dua eden, Allahü teâlâya yalvaran. <br /><b>Recep</b> : Mübarek, muazzam, muhterem; kıymetli. <br /><b>Refah </b>: Bolluk, rahatlık, her türlü sıkıntıdan kurtulma. <br /><b>Re&#8217;fet</b> : Acıyan, merhamet eden.<br /><b>Reha </b>: Kurtuluş, halas. <br /><b>Reis </b>: Baş, başkan. <b><br />Resül</b> : Yeni bir kitap ile gönderilen peygamber.<br /><b>Reşat</b> : Hak yolunda yürüme, doğru yol. <br /><b>Reşid</b> : Akıllı, iyi ve olgun.<b><br />Rifat </b>: Yükseklik, yücelik, büyük rütbe. <br /><b>Rüçhan </b>: Üstün olan. <br /><b>Rıdvan </b>: Razı, memnun. Cennetin kapısındaki melek.<b><br />Rıza </b>: Kadere razı olan. Tasavvufta iradenin yok edilmesiyle elde edilen makam.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sadeddin </b>: Dinin mübarek kişisi. <br /><b>Sadullah </b>: Allahü teâlânın saadeti. <br /><b>Sadun </b>: Uğurlu olan, uğur getiren. <br /><b>Safa </b>: Saf, berrak, temiz, kedersiz, gönlü şen. <br /><b>Saffet </b>: Saf, halis, temiz. Hile ve dubaradan uzak olan.<br /><b>Saffan </b>: Saf, halis. <br /><b>Salahaddin </b>: Dine bağlı, dini düzgün. <br /><b>Sâman </b>: Servet sahibi, zengin, rahat, dinç, düzenli. <br /><b>Sedat </b>: Doğru ve haklı<br /><b>Selami</b> : Barış, huzur ve selamet sahibi. <br /><b>Selçuk:</b> Sel gibi akan. <b><br />Selman</b> : Barışçı, sulhçu. <br /><b>Serdar </b>: Asker başı, kumandan, komutan, reis. <br /><b>Serhat </b>: Sınır boyundaki asker. <br /><b>Sertaç </b>: Başa konan taç. <br /><b>Server</b> : Baş, reis, seyyid, bir topluluğun ileri geleni. <br /><b>Sevban</b> : Elbiseli, giyinmiş, kuşanmış. <b><br />Seyfi </b>: Kılıç kuşanmış, asker. <br /><b>Seyfullah </b>: Allah’ın kılıcı, askeri.<br /><b>Seymen </b>: Çiftlik bekçisi. <br /><b>Seyyid</b> : Efendi, bey, Peygamber efendimizin torunu Hazret-i Hüseyin’in soyundan gelenler. <br /><b>Sezgin </b>: Sezen sezici, duygulu, hassas. <br /><b>Sinan </b>: Mızrak, süngü. <b><br />Sirac </b>: Lamba, ışık, güneş, ay. <br /><b>Siraceddin </b>: Dinin kandili.<br /><b>Siyami </b>: Oruçlu, kendini kötülüklerden men eden. <br /><b>Soner </b>:<b> </b>Bir işte son yardımı yapan. Son olması istenen.<br /><b>Sunullah </b>: Allah’ın kudreti, meydana getirdiği varlığı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Şaban </b>: Aralık, fasıla. <b><br />Şabi </b>: Cemaat ehli. <br /><b>Şadan</b> : Sevinçli, keyifli, neşeli, bahtiyar. <br /><b>Şahap</b> : Alev, ateş parçası, akan yıldız. <br /><b>Şahinalp</b>: Şahin gibi yiğit. <br /><b>Şahsüvar </b>: Usta binici, çok iyi ata binen. <br /><b>Şâfi </b>: Şefaat eden, şifa veren.<br /><b>Şarani </b>: Saçı gür<br /><b>Şecaeddin </b>: Dinin kahramanı, dinin yiğidi. <br /><b>Şehlevent </b>: Uzun boylu, yakışıklı genç. <br /><b>Şemseddin</b> : Dinin güneşi.<br /><b>Şemsi </b>: Güneş gibi parlayan. <br /><b>Şerafeddin </b>: Dinin şereflisi.<b><br />Şeref </b>: Asil, yüksek, şanlı, şöhretli atalara sahip olmak. <br /><b>Şevket</b> : Büyüklük, kudret ve kuvvetten doğan haşmet. <br /><b>Şevki </b>: Şevkli, neşeli, istekli.<br /><b>Şeyban</b> : Saçlarına ak düşmüş, ihtiyar, yaşlı. <br /><b>Şihab </b>: Cesur, parlak yıldız, kıvılcım. <br /><b>Şihabeddin </b>: Dinin parlak yaldızı. <br /><b>Şinasi </b>: Tanıyan, tanıyıcı, bilen, anlayan. <br /><b>Şir </b>: Aslan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Taceddin </b>: Dinin tacı. <br /><b>Taci </b>: Taçlı. <br /><b>Tahsin</b> : Kale gibi sağlamlaştırma. <br /><b>Taki </b>: Günahtan kaçınan, dinine bağlı. <br /><b>Talat</b> : Yüz, çehre, dindar. <br /><b>Talha</b> : Bir zamk ağacı. <br /><b>Tamer </b>:<b> </b>Tam erkek. <br /><b>Taner </b>:<b> </b>Şafak gibi canlı erkek. <br /><b>Tanju </b>:<b> </b>Türk hükümdarı [Çinlilerce]<br /><b>Tarkan </b>: Dağınık, perişan. <br /><b>Tarık </b>: Sabah yıldızı, parlak yıldız. <br /><b>Tayfur </b>: Uçan, yükselen. <br /><b>Taylan </b>: Uzun boylu. <br /><b>Tayyar </b>: Uçan, uçucu uçma kabiliyeti olan. <br /><b>Tekin </b>:<b> </b>Uğurlu, hayırlı.<br /><b>Temel </b>: Asıl, esas. <b><br />Tevfik </b>: Uygun getirme, Allah’ın yardımına kavuşma. <br /><b>Timur </b>:<b> </b>Demir gibi sağlam. <br /><b>Timurtaş </b>:<b> </b>Demir ve taş gibi sağlam. <b><br />Tufan </b>: Afet, felaket, çok şiddetli yağmur. <br /><b>Turan </b>:<b> </b>Cesur atılgan, yiğit. <br /><b>Turanşah </b>: Cesur Türk hükümdarı. <br /><b>Turgay </b>:<b> </b>Küçük kuş, sığırcık. <br /><b>Turgut </b>:<b> </b>Belde, yerleşme merkezi, mesken.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ubeydullah </b>: Kulcağız, kölecik.<br /><b><br />Üsame</b> : Bir aslan cinsi.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Vakkas </b>: Savaşçı, okçu. <br /><b>Vakur </b>: Ağırbaşlı, temkinli.<b><br />Vakıf </b>: Duran, ayakta duran. <br /><b>Vâlâ </b>: Yüksek, yüce.<br /><b>Vecdi</b> : İlahi aşka dalan, vecde gelen, kendinden geçen. <b><br />Vecit</b> : Vecde gelen, İlahi cezbe ile bayılan.<br /><b>Vecihi</b> : Bir kavmin büyüğü. <br /><b>Vedat </b>: Sevgi ve dostluk gösteren.<br /><b>Vefa </b>: Sözünde duran, dostluğunu devam ettiren. <br /><b>Veli</b> : Ermiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Yahya </b>: Canlı, hayat süren. <br /><b>Yaver </b>: Yardım edici, imdada koşan. <br /><b>Yavuz </b>: Yaman, korkusuz. <br /><b>Yekta </b>:<b> </b>Tek, eşsiz, benzersiz.<br /><b><br />Zafer </b>: Maksada ulaşma, barışma, düşmanı yenme. <br /><b>Zâfir </b>: Zafer kazanan, üstün gelen. <br /><b>Zamir</b> : Yürek, iç, vicdan. <br /><b>Zekai </b>: Çabuk anlayışlı, keskin zekalı. <br /><b>Zekeriyya </b>: Erkek zat.<br /><b>Zeyd </b>: Artan, çoğalan. <b><br />Zeynel </b>: Süslü.<br /><b>Ziver </b>: Süs, ziynet ehli.<br /><b>Ziya </b>: Işık, aydınlık, nur.<b><br />Ziyad</b> : Fazlalık, çokluk, bolluk. <br /><b>Zübeyr</b> : Akıllı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara hangi isimleri koymalı</title>
		<link>https://islamdini.de/cocuklara-hangi-isimleri-koymali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 09:09:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlat hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/cocuklara-hangi-isimleri-koymali/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Çocuklara hangi isimleri koymak gerekir?CEVAPÇocuklara koyduğumuz veya koyacağımız isimlerin anlamlarının, dinimize, örf ve âdetimize uygun olup olmadığını öğrenmek, uygun değilse, değiştirmek gerekir. Haklı sebeplerle adını veya soyadını değiştirmek isteyenler de çıkabilir. Böylece isimlerin anlamlarını bilmek faydalı olur. Bu konuda yazılmış piyasada birkaç kitap vardır. Kimisi çok geniş. Ne kadar…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/cocuklara-hangi-isimleri-koymali/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Çocuklara hangi isimleri koymak gerekir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Çocuklara  koyduğumuz veya koyacağımız isimlerin anlamlarının, dinimize, örf ve  âdetimize uygun olup olmadığını öğrenmek, uygun değilse, değiştirmek  gerekir. Haklı sebeplerle adını veya soyadını değiştirmek isteyenler de  çıkabilir. Böylece isimlerin anlamlarını bilmek faydalı olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  konuda yazılmış piyasada birkaç kitap vardır. Kimisi çok geniş. Ne  kadar Arapça veya Farsça kelime varsa, isim olarak kitaba yazmışlar.  Kimi de, çok basit yazıp, kelimenin gerekli bütün anlamlarını yazmamış.  Hepsinin ortak yönü, mastar halindeki isimleri, mastar olarak tarif  etmişler. Bir şey isim halini alınca, artık o mastarlıktan çıkar. Mesela  Türkçede yanlış olarak, meşhur kelimesi yerine, (Falanca şöhret oldu)  diyorlar. Bir çocuğa Şöhret ismi verilmişse, bunun anlamı (meşhur olmak)  denmez. Burada Şöhret kelimesini meşhur, ünlü olarak bildirmek gerekir.  Çünkü maksat budur.<br /><b><br />Kelime isim olunca </b>İslam, cihad  kelimeleri de böyledir. Bu kelimeler isim olarak konmuşsa, artık,  İslam’a, müslüman olmak denmez. Müslüman olan diye tarif edilir. Cihad  kelimesine de savaş, savaş etmek denmez. Allah için savaşan denir. Cihad  kelimesinin biraz daha kuvvetlisi Câhid’dir. Bunun da daha kuvvetlisi  Mücâhid’dir. İsim olarak konunca, artık, Cihad da, Câhid de, Mücâhid de,  biri diğerinden daha kuvvetli olmak üzere, cihad eden anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun  gibi, Hicabi, utanmakla ilgili demektir. Ama bu isim olarak  kullanılınca, mahcup, utangaç, hayalı, edepli, terbiyeli, perdeli,  namuslu gibi anlamlara gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hulki, Ruhi, Sulhi kelimeleri de  böyledir. Piyasadaki kitaplarda bu husus kiminde hiç dikkate alınmamış,  kimi de çok az yer vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuklara güzel isim koymalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br /><b>(Çocuğa güzel isim vermek, dinini öğretmek ve vakti gelince evlendirmek, evladın babası üzerindeki haklarındandır.)</b> [Ebu Nuaym]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kıyamette, babanızın ismi ile beraber</b> [Mesela Ali oğlu Emin, veya Ali kızı Emine diye] <b>çağrılacaksınız. O halde isminiz güzel olsun!)</b> [Ebu Davud]</p>
<p style="text-align: justify;">Güzel  isimler çoktur. Mesela Peygamber isimleri, Resulullah efendimizin 400  kadar olan mübarek isimleri, Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnasından olup da,  isim olarak koyması caiz olan Ali, Aziz, Macid, Mucib, Rafi, Reşid  isimleri, Eshab-ı kiramın, âlimlerin ve evliyanın isimleri konabilir.<b> <br /></b><br />Bir  ismin güzel olması için mutlaka Kur’an-ı kerimde bulunması gerekmez.  Yüz binden fazla Eshab-ı kiramdan Hazret-i Zeyd hariç, hiçbirinin ismi  Kur’an-ı kerimde yoktur. Güzel isimler çoktur. Değişik isim olsun diye,  yahut en güzel isim olsun diye Kur’an-ı kerimde geçen her kelimeyi, sırf  Kur’an-ı kerimde geçtiği için çocuğa isim olarak koymak, çok yanlış  olur. Çünkü Kur’an-ı kerimde güzel isimlerin yanında kâfirlerin isimleri  de vardır. En başta şeytan var, İblis var, Hannas vardır. Kâfirlerden  Karun, Haman vardır. Peygamber efendimizin düşmanı Ebu Leheb’in ismi  vardır. Bunları koymak doğru değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an-ı kerimde geçiyor  diye yıldırım, şimşek, gelmek, gitmek gibi kelimelerin arabisini isim  olarak koyanlar oluyor. Bu kelimelerden en meşhurlarından biri<b> </b>Esra’dır. <b>Esra</b>, gece yürümek manasına gelir. <b>Ünzile</b>,  indirildi, indirilmiş demektir. Böyle isimleri koymak caiz ise de,  enbiyanın, ulemanın, evliyanın ismini tercih etmek elbette iyi olur.<br /><b><br />İsim sahiplerine şefaat <br /></b>Her  Peygamber, kendi isminden olanlara, her âlim ve evliya da, kendi  isminden olanlara şefaat edecektir. Güzel ismin bu yönden de önemi  vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br /><b>(Allah indinde en güzel olan isimler, Abdullah, Abdurrahmandır.) </b>[Müslim] <b>(Üç oğlu olup da, birine adımı vermeyen, cahillik etmiş olur.) </b>[Taberani] <br /><b><br />(Allahü teâlâ buyurur ki: İsmi, Ahmed, Muhammed, Mahmud gibi Habibimin isminden olan mümine azap etmekten haya ederim.) </b>[R. Nasıhin]<b> </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Bir evde bir, iki veya üç Muhammed olmasının zararı olmaz.) </b>[İbni Sâd]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Oğlunun adını Muhammed koyan, çocuğu ile Cennetlik olur.) </b>[A. Rufai] <br /><b><br />(Muhammed isimli çocuğa her yerde ikram edin, onu aşağılamayın.) </b>[Hatib] <br /><b><br />(Muhammed isimli kimseyi hakir görmeyin, onu mahrum etmeyin! Onun bulunduğu bir evde, bir yerde bereket vardır.)</b> [Deylemi]</p>
<p style="text-align: justify;">İbni Abbas hazretleri, <b>(Kıyamette, “adı Muhammed olan müminler gelsin” denilir, hepsi Cennete götürülür)</b> buyurmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ecdadımız, saygıda kusur olmasın diye Muhammed ismini “Mehmed” şeklinde kullanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamber efendimizin mübarek isimlerinden birini de koymak çok iyi olur. [Bu isimler, <b>Peygamber Efendimiz </b>maddesinde var.] Eshab-ı kiramın isimleri de çok kıymetlidir. Ecdadımızın koyduğu isimler de önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i  Talha, on çocuğunun her birine bir peygamber ismi koymuştu. Hazret-i  Zübeyr’in de on çocuğu vardı. O da hepsine şehid ismi vermişti. Hazret-i  Talha, Hazret-i Zübeyr’e, “Neden çocuklarına peygamber ismi değil de,  şehid ismi verdin?” dedi. O da, “Çocuklarım peygamber olamayacağına  göre, şehit olmalarını arzu ettiğim için” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">İsmi kötü olan değiştirmelidir! Hadis-i şerifte, <b>(Kötü ismi olan bunu güzel isme çevirsin)</b> buyuruldu. <b>(Berika) </b><br /><b><br />Kötü isimler<br /></b>Memiş,  Senem, Sanem, Efrayim, Ökkeş isimleri caiz değildir. Ahmede hamo,  Mehmede memo demek caiz olmadığına göre, Abdullah Öcalana Apo, İbrahim  Tatlısese İbo demek caiz mi diye düşünülebilir. Caizdir; çünkü meşhur  ismi söylemek adını değiştirmek olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kezban, Farisi Kedbanudan  gelmiştir. Ev kadını veya vekilharç kadın demektir. Vekilharç ise, bir  sarayın, alış veriş işlerini yapan kimse demektir. Her ne kadar Arabide  yalancı manasına gelirse de, Farsçadan geldiği için değiştirilmesi  gerekmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Kâfir ismi koymaktan da kaçınmalıdır! İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  müslümanın, bir kâfir ismini almaktan, korkunç aslanlardan kaçmaktan  daha çok kaçması gerekir. Bu isimler ve onların sahipleri, Allahü  teâlânın düşmanlarıdır. Hadis-i şerifte, <b>(Kötü zan altında kalınacak yerlerden kaçınız)</b> buyuruldu. Dinsizlik alameti olan ve bu zannı uyandıran isimleri koymaktan kaçınmak gerekir.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Övücü isimler koymak <br /></b>İbni Âbidin hazretleri buyurdu ki: <br />(Çocuğa Ali, Aziz gibi isimleri koymak caiz ise de, bu isimleri söylerken hürmet etmek gerekir.) <b>[Redd-ül Muhtar]</b></p>
<p style="text-align: justify;">Reşid,  Emin gibi övücü isimler koymak caiz ise de koymamak iyi olur. Çünkü  böyle isimleri söyleyerek, sahibine hakaret etmek, isme de hakaret olur.  <b>(Şir’a) <br /></b><br />Kıyamette günahları, sevaplarından daha çok olan  bir kimse, Cehenneme götürülürken, Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama  buyurur ki: <br /><b>&#8211; Ya Cebrail, buna sor, hayatında hiçbir âlimin sohbetinde bulundu mu?</b></p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i Cebrail, o kimseye sorar. O da, (Ne yazık ki, hiçbir âlimle bir arada bulunmadım) der. Allahü teâlâ tekrar buyurur: <br /><b>&#8211; Ya Cebrail, buna sor ki, hiçbir âlimi ilminden dolayı sevdi mi?<br /></b><br />Cebrail aleyhisselam, ona sorar. O da, (Hayır, sevdiğim bir âlim yoktu) der. Hak teâlâ buyurur: <br /><b>&#8211; Ya Cebrail, tesadüfen de olsa, bu bir âlimle yemek yemiş mi?<br /></b><br />Cebrail aleyhisselam sorar. O da, (Hayır hiçbir âlimle bir sofrada bulunmadım) der. Hak teâlâ buyurur ki: <br /><b>&#8211; Ya Cebrail, bu kulun ismi, bir âlimin ismine benziyor mu, bunu da sor!<br /></b><br />Cebrail aleyhisselam sorar. O da, (İsmim hiçbir âlimin ismine benzemez) der. Hak teâlâ buyurur ki: <b>&#8211; Bunu Cennete götürün. O, âlimi seven birini severdi.)</b> [El-Envâr]</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü  gibi, ismi bir âlimin ismine benzemek, hatta âlimi seveni sevmek bile  insanın kurtuluşuna sebep olmaktadır. Elbette her şeyden önce mümin  olmak şartı vardır. Mümin olmadıktan sonra, güzel ismin ve ibadetin  kıymeti olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuğa, doğunca veya doğumu müteakip yedinci günü  adı konur. Doğduktan sonra hemen ölen çocuğa da ad konur. Yıkanır,  cenaze namazı kılınır. Ölü doğan çocuklara isim vermek gerekmez. Fakat  isim vererek defnetmek iyi olur. <br /><b><br />İsmi koyacak kimse <br /></b>Çocuğun  ismini ilim ehli, salih bir zata koydurmalıdır! Eshab-ı kiram,  çocuklarına isimlerini Peygamber efendimize verdirmeyi tercih  etmişlerdir. Çocuğa ad koyarken, çocuğun babası, dedesi veya en yaşlı,  ilmi en çok olan, çocuğu kucağına alır, abdestli olarak kıbleye döner ve  ayakta sağ kulağına ezan, sol kulağına ikamet okur. İsmi üç kere tekrar  etmek iyi olur. Bu arada çocuğun ağzına bir tatlı sürmek iyi olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamber  efendimiz, Hazret-i Hasan doğunca, kulağına ezan okumuştur. Ezan  okuyacak kimse, çocuğu yastık gibi yumuşak bir şey üstüne koyarak  kucağına alır. Çocuğu birisi kucağına alıp, ezanı bir başkası da  okuyabilir. Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki: <br /><b>(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.)</b> [Beyheki]</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuğa isim koyduktan sonra, salih bir evlat olması ve dine hizmet etmesi için, dua etmelidir. Peygamber efendimiz, <b>(Ya Rabbi, bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onu güzel bir şekilde yetişmesini sağla)</b> diye dua etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ebu Musel Eşari hazretleri, (Çocuğumu doğduğu gün Resulullaha götürdüm, adını İbrahim verdi) dedi. Amr bin Şuayb’ın dedesi ise, <b>(Resulullah, yeni doğan çocuğa yedinci günü isim verilmesini ve akika kesilmesini emretti)</b> dedi. [Tirmizi]</p>
<p style="text-align: justify;">Buhari’de <b>“Eğer akika kesilmeyecekse, çocuk doğduğu vakit isim konur ve ağzına tatlı bulaştırılır”</b> deniyor.<br /><b><br />Sual:</b> Ece ve Ökkeş ismi uygun mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Müslümana yakışan isim koymalı.<br /><b><br />Sual:</b> Melis ismi Kur&#8217;an da geçiyor mu? Çocuğuma bu ismi vermemde bir sakınca var mıdır? <br /><b>CEVAP <br /></b>Melis  kelimesi Kur&#8217;anda geçmez. Peygamber efendimizin yüz binden fazla  arkadaşı vardı, bir tanesi hariç hiçbirinin ismi Kur&#8217;anda geçmez. Ebu  Bekir, Ömer, Osman, Ali, hiçbiri Kur&#8217;anda yoktur. Bir ismin Kur&#8217;anda  geçmesi gerekmez. Büyük zatların ismini koymak, Peygamberlerin ismini  koymak iyi olur. Çünkü her Peygamber her âlim, kendi isminde olan insana  şefaat edecektir. Onun için ot ismi taş ismi koymamalı. Evliyanın,  büyüklerin ismi konmalı. Melis ismi koymakta mahzur yoktur. <br /><b><br />Sual:</b> Samed ismi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hayır.<br /><b><br />Sual:</b> Azrail ismi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Mekruhtur.<br /><b><br />Sual:</b> Çocuğum doğduktan üç gün sonra öldü. Defnedileli birkaç ay oldu. İsim koymamıştık. Şimdi isim koymamız caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.<br /><b><br />Sual:</b> Muhammed ismi koymak mekruh mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Mekruh değil. Koyduktan sonra hürmet lazımdır.<br /><b><br />Sual:</b> Naziye, Oğuzhan, Furkan, Güneş, Kürşad, Yadallah, Kezban, Dudu, Yasin, Rauf, İrem, Melek, Kenan, Damra ismi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz. Kâfir adından başkası caiz. Efdal olanı koymalı.<br /><b><br />Sual:</b> Ali Osman ismini koymak uygun mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Ali Osman ismi koymak iyidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Beş aylık iken doğup ölen çocuğa isim konur mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Canlı doğmuşsa, nefes almışsa, isim konur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kâfir ismi vermek<br />Sual:</b> Almanya&#8217;daki bazı gençler, Alman veya başka gayrı müslimlerin  isimlerini kullanıyorlar. Mesela ismi &#8220;Hasan&#8221; olan bir arkadaş, gayrı  müslimler &#8220;Adın ne&#8221; diye sorunca &#8220;Adım Hans&#8221; diyor. &#8220;Hans&#8221; olarak  çağırılmasını istiyor. Bir müslümanın kâfir ismi ile çağırılmasını  istemesi caiz midir? <br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz olmadığını İslam âlimleri  bildirmektedir. Ehl-i sünnet âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı  Rabbani hazretleri, Hân-ı Hânân&#8217;a yazdığı mektupta buyurdu ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Ne  kadar şaşılacak şeydir ki, kıymetli teveccühünüze kavuşmakla şereflenen  şairlerden birinin, bir kâfir ismini soyadı olarak aldığını işittim. Bu  alçak ismi acaba niçin aldı? Böyle isimleri almaktan, korkunç  aslanlardan kaçmaktan, daha çok kaçmak lazımdır. Çünkü, bu isimler ve  onların sahipleri, Allahü teâlânın düşmanlarıdır. Onun Peygamberinin  düşmanlarıdır. Müslümanların, [ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi  olsun, isterse kitabsız olsun bütün] kâfirleri düşman bilmesi emr  olunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gibi pis isimleri, evladına koymamaları, her  müslümana vaciptir. Ona söyleyiniz! Bu ismi değiştirsin! Onun yerine,  müslümana yakışan bir isim koysun. Müslüman olana, müslüman ismini  koyması yakışır. Allahü teâlânın sevdiği ve Onun Peygamberinin  beğendiği, İslam dininde bulunmakla şereflenmiş bir kimsenin haline  uygun da, ancak budur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <br /><b>(Kıyamette isimlerinizle ve babalarınızın isimleri ile çağırılacaksınız. Onun için güzel isimler alınız!)</b> [Ebu Davud]</p>
<p style="text-align: justify;">Dinsizlik alameti olan isimleri koymaktan kaçınmak her müslümanın vazifesidir. <b>(1/23)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Nick name olarak prince (prens) king koymakta mahzur var mıdır? <br /><b>CEVAP<br /></b>Kısa  bir zaman için de olsa, kâfirlerin ismini koymak uygun değildir. Bu  kelimeler yerine şehzade, sultan, hakan, bey, beylerbeyi gibi isimler  konabilir.<br /><b><br />Kötü isimleri değiştirmek<br />Sual:</b> İsminin anlamı çok kötü olan birisinin, nüfustan ismini değiştirmesi gerekir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Nüfustan  değiştirmek gerekmez. Aile ve çevresi yeni isimle çağırırsa mesele  kalmaz. Zamanla herkes alışır ve daha sonra nüfus kaydından da kolayca  değiştirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:<br /><b>(Resulullah, çirkin isimleri değiştirirdi.)</b>[Tirmizi]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Asiye ve Âsıye<br />Sual: </b>Asiye ismi uygun mu? Değiştirmek gerekir mi?<br /><b>CEVAP</b><br />Asiye başka, Âsıye başkadır. <b>Asi</b>, uygun, elverişli demektir. <b>Âsi</b>, isyan eden demektir. İslam harfleriyle yazılışları da farklıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Asiye,  Firavun&#8217;un hanımı olan Hazret-i Asiye&#8217;nin ismidir. Uygun, elverişli  anlamına geldiği gibi direk, hüzünlü kadın anlamına da gelir. Âsıye ise,  isyan eden anlamındadır. Bu bakımdan Asiye ismini değiştirmek gerekmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
