<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/evlilik-ve-aile-bilgileri-2/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Aug 2013 08:43:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Günün Sohbeti</title>
		<link>https://islamdini.de/gunun-sohbeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jul 2013 09:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2637</guid>

					<description><![CDATA[GÜNÜN KONUSU GÜNÜN TAKVİMİ GÜNÜN MENKIBESİ<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/gunun-sohbeti/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<div style="width:100%; background-color:#C0C0C0; color:white; font-weight:bold;  font-size:20px; text-align:center">GÜNÜN KONUSU</div>
<p>				<iframe src="http://www.mehmetalidemirbas.com/makaleler-ana.asp" width="99%" style="height:500px; width:590px"></iframe></p>
<div style="width: 100%; background-color: #C0C0C0; color: white; font-weight: bold; font-size: 20px; text-align: center;">GÜNÜN TAKVİMİ</div>
<p><iframe style="height: 400px; width: 590px;" src="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/bizimsayfa_inc.aspx" height="240" width="99%"></iframe></p>
<div style="width:100%; background-color:#C0C0C0; color:white; font-weight:bold;  font-size:20px; text-align:center">GÜNÜN MENKIBESİ</div>
<p>				<iframe src="http://www.gonulsultanlari.com/makaleler-ana.asp" width="99%" style="height:377px; width:590px; background-color:white;"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nakli esas alan kitap</title>
		<link>https://islamdini.de/nakli-esas-alan-kitap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 20:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/nakli-esas-alan-kitap/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı neden kıymetlidir?CEVAPNakli esas aldığı ve içinde şahsi düşünce olmadığı için kıymetlidir. Yüzlerce kıymetli eserden hazırlanmıştır. Her okuyucunun bu eserleri bulup faydalanması imkânsız denecek kadar zordur. Balın kıymetli bir gıda olması, birçok çiçekten toplanarak hazırlanmasından ileri gelmektedir. Seadet-i Ebediyye de buna benzer. Dinî kitap sorana,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/nakli-esas-alan-kitap/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı neden kıymetlidir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Nakli  esas aldığı ve içinde şahsi düşünce olmadığı için kıymetlidir. Yüzlerce  kıymetli eserden hazırlanmıştır. Her okuyucunun bu eserleri bulup  faydalanması imkânsız denecek kadar zordur. Balın kıymetli bir gıda  olması, birçok çiçekten toplanarak hazırlanmasından ileri gelmektedir.  Seadet-i Ebediyye de buna benzer. Dinî kitap sorana, şu büyük  kütüphanede var denilse, ona yalnız bir kitap değil, binlerce kitap  tavsiye edilmiş olur. İşte S. Ebediyye de tek bir kitaptır; ama yüzlerce  kitabın özetidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Piyasada bulunan bazı ilmihallerdeki  bilgilerin hataları bir tarafa, doğru olan bir meselenin hangi kitabın  hangi sayfasından alındığı da bilinmemektedir. Bunlardan bazıları  muteber bir kitaptan naklederken hata etmektedir. Tamamen nakle dayanan  bu eser, ufak bir yanlışlığa meydan vermemek için defalarca kontrolden  geçmiş ve her meselenin hangi kitabın neresinden alındığı  bildirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Redd-ül-Muhtar, Halebi, Hadika, Mektubat-ı Rabbani</b> gibi birçok kıymetli kitaplardan meydana gelen bu eseri okuyan, bahsi  geçen muteber kitaplardaki gereken bilgileri okuyup öğrenmiş olur.  İmanın esasları, Ehl-i sünnet itikadı, çok geniş ve herkesin  anlayabileceği şekilde açıklanmıştır. Batıl fırkalar ve dinler, inançlar  bildirilerek, Müslümanlar bunların zararlarından korunmuştur. İtikadı  meselelerden sonra, İslam’ın beş şartı çok geniş bir şekilde  açıklanmıştır. Her konu Hanefi mezhebine göre hazırlanmış, zaman zaman  diğer üç mezhebe göre de hükümler ayrıca bildirilmiştir. Hiç bir Türkçe  ilmihalde olmayan, ihtiyaç halinde yapılan mezhep taklidi geniş olarak  açıklanmıştır. Müslümanların herhangi bir özürle kendi mezhebine göre  yapamadığı amelleri, hak olan dört mezhepten birini taklit ederek nasıl  yapacağı anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kırk yıldan fazla süren bir araştırmanın  ürünü olan ve 103. baskısı yapılan bu eser, çeşitli ilim adamlarının  tetkikinden de geçmiştir. Ruh çağırmak ve cin hakkında uzun açıklamalar  yapılmıştır. Tefsir, meal hakkında yeterli bilgi verilmiştir. Hadis-i  şerif çeşitleri de, geniş olarak açıklanmıştır. İslamiyet’te kadının  yeri, kadının ve kocasının birbirlerine karşı hak ve görevleri ve  evlilik hakkında geniş bilgi verilmiştir. Yemesi, içmesi haram ve helal  olanlar bildirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası, bu kıymetli eserde, bir  Müslümana gereken bütün dini bilgiler vardır. Hepsi de en kıymetli  eserlerden derlenmiştir. İngilizceye de çevrilmiştir. Bu kitabı baştan  sona dikkatlice okuyan kimse, dinimizin bütün emir ve yasaklarını  öğrenir. Dinimiz hakkında yeterli bilgiye sahip olur. Din düşmanlarının  hilelerine aldanmaz. Her Müslümanın, dinimizi çok iyi bilmesi şarttır.  Dinini bilmeyenin dini yok demektir. 1248 sayfalık bu dev eseri, her  Müslümanın okuyup, çoluk çocuğuna da okutması gerekir. En güzel hediye,  en güzel mirastır. Bu kitap, <b><a href="http://www.hakikatkitabevi.com/">www.hakikatkitabevi.com</a> </b>adresinden okunup temin edilebilir. Bu sitede, tamamını sesli dinleme imkânı da mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tam İlmihal kitabı<br /></b><br />Müjde verir millete,<br />Herkesedir hitabı,<br />Kavuşturur devlete<b>*</b>,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Takip eder her çağı,<br />Gerçek ilmin kaynağı,<br />Doğru bilgi yumağı,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Atom, füze uzayı,<br />Güneş, Yıldız ve Ay’ı<br />Yazar fizik kimyayı,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Katıksız Ehl-i sünnet, <br />Âlimler verir kıymet,<br />Bilene büyük nimet, <br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğru tanıtır dini,<br />Âlim eder kendini,<br />Bilir nefsin fendini<b>*</b>,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutup yerden kaldırır,<br />Suyu çölde buldurur,<br />Kalbe ilim doldurur,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıkar kini garazı<b>*</b>,<br />Söker kalbden marazı<b>*</b>,<br />Rabbini eder razı, <br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Över ilmi sevmeyi,<br />İncitme der kimseyi,<br />Aydınlatır çevreyi,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Emin mehaz<b>*</b> yeridir,<br />Sanatının eridir,<br />Halis altın gibidir,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hakka hak vermek için,<br />Batılı yermek için,<br />Gerçeği görmek için,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Uydurmaz cehalete,<br />Sevk eder adalete,<br />Koşturur fazilete,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">İlim istersen eğer,<br />Okunur hep beraber,<br />Nakle verir çok değer<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuyan eder hayret,<br />Görülür onda gayret,<br />Ediyor hakka davet,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dağıldı ilden ile,<br />Duyuldu dilden dile,<br />Dolaştı elden ele,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Nurlanır bütün yüzler,<br />Yayılır güzel sözler,<br />Ehl-i sünneti izler,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">İbret ile baktırır,<br />Bid’atleri yıktırır,<br />Bir meşale yaktırır,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Okunur her devirde,<br />Deva olur her derde,<br />Kaldırır gözden perde,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dini doğru bildirir,<br />Kalbden pası sildirir,<br />Son nefeste güldürür,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Onu kötüler zalim,<br />Bilmez ki evde âlim,<br />Okunmalı sağ salim,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kötülenir ne diye,<br />Sapıklara reddiye,<br />Neslimize hediye,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;">Vesikayla nakleder,<br />Bırakmaz kalbde keder,<br />Bulunmaz bir şaheser,<br />Tam İlmihal kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(*) Kelimeler:</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Devlet: </b>Büyük nimet<br /><b>Mehaz:</b> Bir eserin kaynakları<br /><b>Fent: </b>Hile<br /><b>Garaz:</b> Kin, düşmanlık<br /><b>Maraz:</b> Hastalık</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu iptilası</title>
		<link>https://islamdini.de/uyusturucu-iptilasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 20:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/uyusturucu-iptilasi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Batı ülkelerinde uyuşturucu iptilâsı, gün geçtikçe, gençliği sarmaktadır. Bunun sebebi ne olabilir? Bu uyuşturucu bağımlılığı nasıl önlenebilir?CEVAPİmanlı gençler, anarşiye yanaşmadığı gibi, uyuşturucuya da yanaşmaz; çünkü Allah korkusu, her türlü kötülüğü işlemeye engeldir. Dinimiz, vücuda ve insanlığa zararlı olan şeyi yasaklamıştır. Müslüman genç, üstüne para verilse de uyuşturucuya elini sürmez.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/uyusturucu-iptilasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Batı ülkelerinde uyuşturucu iptilâsı, gün geçtikçe,  gençliği sarmaktadır. Bunun sebebi ne olabilir? Bu uyuşturucu  bağımlılığı nasıl önlenebilir?<br /><b>CEVAP<br /></b>İmanlı gençler,  anarşiye yanaşmadığı gibi, uyuşturucuya da yanaşmaz; çünkü Allah  korkusu, her türlü kötülüğü işlemeye engeldir. Dinimiz, vücuda ve  insanlığa zararlı olan şeyi yasaklamıştır. Müslüman genç, üstüne para  verilse de uyuşturucuya elini sürmez.</p>
<p style="text-align: justify;">İmansız kimse, huzursuz  kimse demektir. Böyle bir kimse de, huzura kavuşabilmek ümidiyle,  gücünün yettiği her şeyi yapmaya çalışır. Her bataklığa ayak basar, her  basışta biraz daha batar.</p>
<p style="text-align: justify;">Amerikalı Kriminoloji uzmanı bir profesör diyor ki:<br />(Gençler,  hazır paraya sahip olunca, her tadı tatmaya çalışır. Tadacak başka şey  bulamayınca, hayat onu sıkmaya başlar. Uyuşturucu kaçakçısı, böyle  zengin çocuklarını bulur. Gençler, bunu da tatmak ister. Tadınca mutlu  olduğunu zanneder. Daha fazla mutlu olmak için, daha kuvvetli zehir  almaya çalışır. Bunlar da, daha fazla parayı gerektirdiği için,  hırsızlıklar, soygunlar başlar. Eroine alışanda çılgınlıklar başlar.  Artık arsenik içmiş gibi olur. Hayatta olmak onu rahatsız eder. Ölümü  tercih eder, sonunda soluğu mezarda alır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Kriminoloji uzmanına  göre, uyuşturucuya zengin çocukları müptela oluyor. Hâlbuki birçok  Müslüman zengin çocuğu, uyuşturucuların isimlerini bile bilmez.  Uyuşturucuyu önlemek, dinimizin emirlerine riayet etmekle mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bereket ve bereketsizlik</title>
		<link>https://islamdini.de/bereket-ve-bereketsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 20:07:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bereket-ve-bereketsizlik/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bereket, bereketsizlik ne demektir? CEVAPBereket, az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına yarar. Bereketli olmayan çok mal vardır ki, sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde malın çok olmasını değil, bereketli olmasını…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bereket-ve-bereketsizlik/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bereket, bereketsizlik ne demektir?<b> <br />CEVAP<br /></b>Bereket,  az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Az bir mal,  bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin  yapılmasına yarar. Bereketli olmayan çok mal vardır ki, sahibinin  dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde malın çok olmasını  değil, bereketli olmasını istemelidir!</p>
<p style="text-align: justify;">Rızk hiç değişmez,  azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Hiç kimse kendi  rızkını yiyip bitirmeden ölmez. Bir kimse, Allahü teâlâ emrettiği için  çalışır, rızkını helal yoldan ararsa, ezelde belli olan rızkına kavuşur.  Bu rızk, ona bereketli olur. Eğer, rızkını Allahü teâlânın yasak ettiği  yerlerde ararsa, yine ezelde ayrılmış olan o belli rızka kavuşur.  Fakat, bu rızk ona hayırsız, bereketsiz olur. Rızkına kavuşmak için  kazandığı günahlar da, onu felaketlere sürükler.</p>
<p style="text-align: justify;">İslam âlimleri buyurdu ki:<br />(Evde  Mushaf bulundurmak berekettir. İyilik edenin malı bereketli olur.  Eshab-ı Kehfin ve Eshab-ı Bedrin isimleri yazılı kağıdı evde ve üstünde  taşımakta bereket vardır. Tarlayı abdestsiz sürmek bereketsizliğe  sebeptir. Ustasına hürmet etmeyenin de kazancının bereketi olmaz. Seher  vakti kalkmak berekettir.) <br />Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br /><b>(Yemeği, toplu olarak yemekte bereket vardır.)</b> [İbni Mace]<br /><b>(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.)</b> (İbni Mace)<br /><b><br />(Bereket, yemeğin ortasına iner. Onun için kenarından yiyin, ortasından yemeyin!)</b> [Tirmizi]<br /><b>(Sahurda ve sahur yemeğinde bereket vardır.)</b> [Taberani]<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Yemekten önce ve sonra, elini yıkayanın evinin bereketi artar!)</b> [İ.E.Şeybe]<b> <br />(Sıcak yemekte bereket olmaz). </b>[Deylemi]<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Balda bereket ve şifa vardır.)</b> [T.Gafilin]<b> <br />(Sirkede, hurmada, sütte bereket vardır.) </b>[İbni Mace]<br /><b><br />(Rızkına razı olanın bereketi artar, razı olmayanınki bereketsiz olur.)</b> [Ahmed]<br /><b>(Alış verişte çok yemin etmek, malın bereketini giderir.)</b> [Müslim]<br /><b><br />(Ticarette bereket vardır, ticarete yalan, hıyanet karışınca bereket gider.)</b> [Buhari]<br /><b>(Bereket büyüklerinizdedir.)</b> [İ. Rafii]<br /><b><br />(İlk çocuğunun kız olması, kadının bereketindendir.) </b>[İbni Asakir]<br /><b>(Kız çocuğu bereketlidir.) </b>[Deylemi]<br /><b><br />(Çocuksuz ev bereketsiz olur.) </b>[Ebuşşeyh]<br /><b>(Evine girince, ev halkına selam ver ki, evin iyiliği ve bereketi artsın!) </b>[Harâiti]<br /><b><br />(Dua, ömrün bereketini artırır.) </b>[Tirmizi]<br /><b>(Kur&#8217;an okunan evin bereketi artar. Kur&#8217;an okunmayan ev, bereketsiz olur</b>.) [Darimi]<br /><b><br />(Misafir, bin bereket ve bin rahmetle gelir.)</b> [Nisab-ül ahbar]<br /><b>(Evinden erken çıkanın işi bereketli olur.)</b> [Bezzar]<br /><b><br />(Yola çıkarken arkadaşları ile vedalaşan, onların duaları ile berekete kavuşur.)</b> [Deylemi]<br /><b>(Ana babasına hizmet edenin ömrü bereketli, onlara karşı geleninki bereketsiz olur.)</b> [İ. Ahlakı]<br /><b><br />(Muhammed isimli kimse bulunan ev ve yerde bereket olur.)</b> [Deylemi]<br /><b>(Sabahın sünnetini evde kılmak, rızkın bereketine sebep olur.)</b> [İmad-ül-islam]<br /><b><br />(Namaz kılanın rızkı bereketli olur.)</b> [M. Cenne]<br /><b>(Vadeli alış verişte, ödünç vermekte ve arpa karışmış ekmekte bereket vardır.) </b>[İbni Mace]<br /><b><br />(Evde çöp bulunması bereketsizliğe sebeptir.)</b> [Deylemi]<br /><b>(Şarkıcı ve faizcilerin kazancında bereket olmaz.)</b> [Deylemi]<br /><b>(Bir toplumda birisi söylerken diğerleri susmazsa, orası bereketsiz olur.)</b> [Beyheki]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süs ve takılarla ilgili sual cevaplar</title>
		<link>https://islamdini.de/sus-ve-takilarla-ilgili-sual-cevaplar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 19:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/sus-ve-takilarla-ilgili-sual-cevaplar/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kadınların da alyanslarını ve diğer ziynetlerini yabancılara göstermeleri caiz midir? Mesela kürk veya küpesini yabancılara gösterebilir mi? İpek gömlek ve ipek kravat erkeğe caiz midir?CEVAPİpek erkeğe haramdır. Ancak elbisedeki dört parmak enindeki ipek şeritler, mesela ipek kravat caizdir. İpek gömlek ve ipek elbise erkeğe haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Altın…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/sus-ve-takilarla-ilgili-sual-cevaplar/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların da alyanslarını ve diğer ziynetlerini  yabancılara göstermeleri caiz midir? Mesela kürk veya küpesini  yabancılara gösterebilir mi? İpek gömlek ve ipek kravat erkeğe caiz  midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>İpek erkeğe haramdır. Ancak elbisedeki dört  parmak enindeki ipek şeritler, mesela ipek kravat caizdir. İpek gömlek  ve ipek elbise erkeğe haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /><b>(Altın ve ipek, ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine haramdır.)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Altın ve diğer süs eşyalarını kadınların kullanması caizdir. Ancak, kocasından başkasına süslenmesi caiz değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Domuz  hariç, yırtıcı hayvanların derileri dabağlanınca temiz olur. Bunlarla  yapılan elbiseleri, kürkleri, kürklü paltoları erkeklerin giymesi  caizdir. <b>(Redd-ül Muhtar c.5, s.223) <br /></b><br />Kadınların,  kendilerine caiz olan her çeşit süslerini, yabancılara göstermeleri caiz  olmadığı gibi, kürklerini de kocasından başka kimseye göstermesi caiz  değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Ahir zamanda ümmetimin  kadınları vücutlarını gösterecek elbiseler giyecekler, saçlarını da  deve hörgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar  lanetliktir.)</b> [İbni Hibban]<br /><b><br />(Herkes baksın diye</b> [süslü] <b>elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allahü teâlânın rahmetinden uzak olur.)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hadis-i şerifleri İslam âlimleri şöyle açıklıyor:<br />Cemal  ile ziyneti [süsü], birbirine karıştırmamalıdır! Cemal, çirkinliği  gidermek, vakar sahibi olmak ve şükretmek için nimeti göstermek  demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gösteriş için, öğünmek için güzel giyinmek cemal değil,  kibir olur. Nefsin azgın olduğunu gösterir. Cemal ise, nefsin terbiye  edilmiş olduğunu gösterir. Cemal için güzel giyinmek iyidir. <b>(Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever)</b> hadis-i şerifi, cemal sahibi olmayı övmektedir. <b>(Bahr-ür raik)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Güzel  elbise giymek müstehaptır. İmam-ı a&#8217;zam hazretleri 400 altın kıymetinde  elbise giyerdi. Talebelerine de güzel giyinmelerini emrederdi. <b>(Tahtavi)<br /></b><br />Cemal,  çirkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, hakaret etmelerine sebep olacak  şeyleri yapmamak, bunları izale yani yok etmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ziynet,  başkalarını imrendirecek, onlara üstünlük sağlayacak, öğünecek şeyleri  yapmaktır. Bu bakımdan erkeklerin ipek hariç, kadınların kürk hariç,  cemal niyetiyle güzel giyinmeleri iyidir. <b>(S.Ebediyye)<br /></b><br />Altın ile gümüşü süs olarak takmak yalnız kadınlara helaldir. Fakat, bunları mahrem olmayan erkeklere göstermeleri haramdır. <b>(Redd-ül-muhtar)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b><b>Sual: </b>Kadın veya erkeğin güzel koku sürünmesi günah mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Koku  sürünen, iyi giyinen; dünya lezzeti için veya gösteriş yapmak, öğünmek  için yahut yabancı kadın ve kızlara şık görünmek için güzel giyinirse,  günah işlemiş olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadının, kocasına karşı, meşru olan  ziynetlerini takarak, güzel koku sürünerek süslenmesi gerekir ve çok  sevaptır. Kadınların sokağa çıkarken sürünmeleri haramdır. Kadınların  koku sürmesi erkekleri cezbeder. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br /><b>(Bir kadın, cezbedici koku sürer ve erkekler de ona bakarsa, evine gelinceye kadar Allahü teâlânın gazabında olur.) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  kimse, sünnet olduğu için güzel koku sürünür, şık giyinirse; camiye  saygı için, camide yanına oturan müslümanları incitmemek için, temiz  olmak için, sıhhatli olmak için, İslam’ın vakarını, şerefini korumak  için niyet edince, her niyeti için ayrı sevaplar kazanır. Her mubah  işte, hatta yiyip-içmede, uyumada ve helaya girmekte bile iyi niyet  etmelidir. Niyetine göre sürme çekmek de günah veya sevap olur. Bir  hadis-i şerifte, <b>(Kişi gözünün sürmesinden de mesuldür) </b>buyuruluyor. Tedavi niyetiyle sürme çekmek caizdir. <b>(Bahr-ür-raık)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>Koku sürünmekte ve diğer mubah işlerde niyetin önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Allahü teâlâ, sizin suretlerinize, mallarınıza bakmaz. Kalblerinize ve amellerinize bakar.)</b> [Müslim]<br /><b><br />(Allah  için koku sürünen, misk gibi kokar halde, başka maksatlarla koku  sürünen de leşten daha pis kokarak Mahşer yerine gelir.) </b>[İ.Gazali]<br /><b><br />(Güzel koku bedeni besler.) </b>[S.Ebediyye]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Dünya nimetlerinden bana, güzel koku sevdirildi.) </b>[Nesai]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kendisine güzel koku ikram edilen, reddetmesin, alıp sürünsün!) </b>[Hakim]</p>
<p style="text-align: justify;">Bayram  günleri güzel koku sürünmek, yeni ve temiz giyinmek, misvak ile dişleri  temizlemek, sevindiğini belli etmek sünnettir. Cuma günü de aynı  şeyleri yapmalıdır! Cumaya giderken güzel koku sürünmelidir! Melekler de  güzel kokudan hoşlanır.<br /><b><br />Sual:</b> Erkeklerin gümüş veya diğer madenlerden kolye, bilezik, künye takması caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz değildir. Ancak romatizma gibi bir hastalığı tedavi amacı ile kullanmak caizdir.<br /><b><br />Sual:</b> Kadının, süs için, burnunu deldirip altın vs. takması caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz değildir.<br /><b><br />Sual:</b> Kadınların kol saati takmaları ziynete girer mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Girer.<br /><b><br />Sual:</b> Bazı bölgelerde kadınlar ayaklarına halhal denilen bilezik gibi bir şey  takıyorlar. Bunları takmak ve sesini duyurmak caiz midir? Abdest  alırken çıkarmak şartı ile oje sürmek caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadınlara  her türlü süs caizdir. Ancak yabancılara gösteremezler. Örtülü olarak  takınabilirler. Ancak şıngırdatıp da halhal sesini duyurmak caiz olmaz.  Bir âyet meali şöyledir:<br /><b>(Gizledikleri </b>[örtülü]<b> ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını </b>[yere, birbirine]<b> vurmasınlar.) </b>[Nur 31]</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat edilirse, ayaktaki <b>örtülü ziynet</b> tabiri geçiyor. Yani ziynetlerin gizlenmesi gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Koldaki  bilezikleri ve eldeki yüzükleri de göstermemek gerekir. Kolye, kına,  sürme gibi diğer ziynetlerini de göstermemek gerekir. Âyetin başında  buna da işaret edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer süsler gibi oje de caizdir.  Ancak yabancılara gösteremez. Altına su geçmeyeceği için abdest ve  gusülde ojeyi çıkarmak gerekir.<br /><b><br />Sual:</b> Bir kadın, kolye,  nişan yüzüğü gibi ziynetlerini yabancı erkeklere gösterse, renkli ipek  eşarplar takarak şık bir kıyafetle gezse mahzuru olur mu?<br /><b>CEVAP<br />Faideli Bilgiler</b> kitabında diyor ki:<br />İmam-ı  Zehebi buyuruyor ki: Erkeklere ziynetini gösteren kadınlara, mesela  altın, inci gibi şeyleri örtüsünün üstüne takan, koku süren, renkli ve  ipek kumaş örtünmüş olan, kol ağızları geniş olup kolları görünen ve  bunlar gibi kendilerini erkeklere gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünya  ve ahirette azap edecektir. Bu kötülükler, kadınlarda çok olduğu için,  Peygamber efendimiz, <b>(Miraca çıktığım gece, Cehennemdekilerin çoğunun kadın olduğunu gördüm)</b> buyurdu. (Tirmizi)<br /><b><br />Sual: </b>Kadınlar  ziynetlerini yabancıya gösteremez. Burada yabancıdan maksat, sadece  yabancı erkek mi, yoksa kadın da dahil mi? Kardeş, baba, kayın baba gibi  mahremlerine de gösteremez mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Yabancıdan maksat  yabancı erkektir, kadın değildir. Amca, dayı, kayınpeder gibi mahrem  akrabaya ziynetlerini, saçını ve kollarını göstermesi caizdir. İmam-ı  Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br /><b>Kadınların, kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri caiz değildir</b>.</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat edilirse, <b>süslenmek</b> ifadesi geçiyor. Süsünü, ziynetini göstermek ayrı, onlar için süslenmek  ayrıdır. Kadının kadına süslenmesi caiz değil, ama süslerini göstermesi  caizdir.<br /><b><br />Sual:</b> Kadının kadına, cemal niyetiyle süslenmesi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Cemal caiz, ziynet caiz değil, yani mekruhtur.<br /><b><br />Sual:</b> Erkeklerin kaşlarını alması ve daha yakışıklı görünmek için saç ektirmesi caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Niyete  bağlıdır. Yeni elbise giymek gibidir. Yani müslüman düzgün kıyafetli  olur niyetiyle olursa caizdir. Kadınlara kızlara hava atmak niyetiyle  yapılırsa caiz olmaz. Ne niyetle olursa olsun, kadınların kaşlarını  alması, inceltmesi ise haramdır.<br /><b><br />Sual:</b> Erkeklerin, saç ektirmeleri caiz midir? <br /><b>CEVAP<br /></b>Erkeklerin saç ektirmesi veya peruk takması günah değildir. <b>(Hadika, Fetava-i kübra)</b><br /><b><br />Sual:</b> Kadın ve erkeğin saç boyatması caiz mi, gusle mani midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caizdir, gusle manisi yoktur. Kına gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların, metal kolye-küpe veya cam veya naylon takmaları caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların süslenmesi, çeşitli makyajlar yapması caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Sadece kocasına karşı süslenmesi, makyaj yapması sevaptır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Dinimizin kadınların saçlarını kesmedeki hükmü denir? Kesilen saçları ne yapmalıyız?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadınlar  saçlarını kesmez, örgü yapar. Kadının saçını kazıması veya kesmesi  tahrimen mekruhtur. Erkeğe benzeterek kazıması, tıraş etmesi haram olur.  Saçını örtmesi güç veya fitneye sebep olduğu zaman, erkeklere  benzetmemek şartı ile kulak yumuşağına kadar kesmesi caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir hastalıktan dolayı, salih uzman bir doktor kazıması gerekir derse, kazımak da caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kesilen  saçlar, bir yere gömülmelidir. Buna imkân olmazsa, bir poşet içine  koyup yanına ağırlık yapsın diye taş da koyarak denize atmalıdır.<br /><b><br />Sual:</b> Kadınların kaşlarını almaları, inceltmeleri haramdır, fakat ben  kaşlarımı almayınca gözüm ağrıyor. Bu nedenle kaş aldırmam caiz olur mu?  <br /><b>CEVAP<br /></b>Evet böyle bir özürle caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınlar için, saçlarını tepede olduğu gibi, arkaya da, deve horgücü gibi topuz yapmak caiz olmaz mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet, caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bir kadının hormon bozukluğundan dolayı yüzünde çıkan tüyleri laserle yaktırmasında bir mahzur var mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Mahzuru yoktur.<br /><b><br />Sual:</b> Bayanların ses çıkartmayan yüksek topuklar giymesi caiz olur mu? <br /><b>CEVAP<br /></b>Caizdir.  Ancak, uzun topukla yürümek biraz zor ve rahatsızlıklara da sebep  oluyormuş. Bir de dikkati çekici şeylerden uzak durmalıdır. <br /><b><br />Sual:</b> İpek çorap, kravat, iç çamaşırı, bunlar saf ipek olursa durum nedir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz değildir. Sadece kravat 4 parmak eninde ise caizdir. <br /><b><br />Sual:</b> İpek giymek erkeğe haramdır, ipek karışımlı çorap, iç çamaşırı caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hakiki ipek ise, %50 den fazla olursa haramdır, % 50den aşağı olursa mekruh olur.<br /><b><br /></b><b>Sual:</b> Bayanlar saçlarını boyatıyorlar ya da kına yakıyorlar ya da çeşitli  ilaçlarla saçlarının renklerini açtırıyorlar. Bunlar caiz midir? <br /><b>CEVAP</b> <br />Caizdir.  Ancak yabancılara gösteremezler. Kadının her süsü caizdir, yabancı  erkeklere göstermemek şartı ile. Ama belki diyeceksiniz ki biz  yabancılara süsleniyoruz, evde süslenmeye ne gerek var. Kocaya süslenmek  sünnettir. Yabancıya süslenmek haramdır.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadın ve  erkeklerin vücutta alınması gereken kıllarını, epilasyon aletiyle veya  başka aletle, temizlemelerinde bir sakınca var mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bir sakınca yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bayanların bacaklarında bulunan kılları, herhangi bir usulle almaları uygun mu?<br /><b>CEVAP</b><br />Tenzihen mekruhtur. Kocası emrederse almak caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Erkeklerin kulaklarda, burunda tüyler oluyor. Bunları yakmakta mahzur var mıdır? <br /><b>CEVAP<br /></b>Caizdir.<br /><b><br />Sual:</b> Makyajın ne kadarı yasak?<br /><b>CEVAP</b> <br />Hepsi  yasak. Kadının kocasından başkasına güzel görünmesi caiz değil. Ona ne  kadar süslenirse süslensin ama yabancılara gösteremez.<br /><b><br />Sual:</b> Erkeklerin saçlarını yanlar ve arkalar kısa, ön biraz daha uzun  kestirmeleri kerahetsiz caiz midir? Bazıları bunun hadis-i şerif ile men  edildiğini söylüyorlar?<br /><b>CEVAP</b><br />Saç şekli âdettir, âdette bid&#8217;atin zararı olmaz.<br /><b><br /></b><b>Sual:</b> Erkeğe caiz olup da kadınların kaşlarını almasının haram olmasının hikmeti nedir? <br /><b>CEVAP</b><br />Bayanlar  kocalarından başkalarına süslenemezler. Kaş almaları süslenmek  demektir. Kadınların kaşlarını almaları, inceltmeleri haramdır. Alın,  yanak ve çenedeki kılları almaları caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkeklerin ise cemal  niyetiyle kaş aldırmaları caiz, süs için ziynet için olursa onlara da  günah vardır. Yeni elbise giymek gibi. Yeni elbiseyi süs için, gösteriş  için hava atmak için, bayanlara şık görünmek için giymek günahtır. Cemal  için yani Müslümanın şerefini korumak için olursa günah olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> (Zaruret varsa haramlar mubah olur.) Burada zaruret ne demektir?<br /><b>CEVAP</b> <br />Evet, zaruret varsa haramlar mubah olur. Fakat ihtiyaçla zarureti karıştırmamak lazım. <b>Zaruret:</b> <b>aç, susuz, çıplak ve barınaksız kalmak, mubah hiçbir çare bulamamak </b>demektir. <br /><b><br />Sual:</b> Kadın, takı denen süslerini yabancı erkeklere gösterebilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadın, takı denen süslerini yabancı erkeklere gösteremez. İster yüzük ister küpe, ister bilezik, isterse kolye olsun. <br /><b><br />Sual:</b> Gümüş kolye içinde satılan duaları taşımak caiz midir? <br /><b>CEVAP<br /></b>Erkeklerin gümüşten de olsa kolye kullanmaları caiz değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kız çocuklarına hoşlandıkları için taklit takılar alıyoruz. Mahzuru var mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kız  çocuklarına, bilezik, kolye, zincir vesaire hangi madenden olursa olsun  mahzuru olmaz, cam olur, ağaç olur, naylon olur, pırlanta olur, inci  olur, mercan olur, taş olur, akik olur, olur da olur. Fakat yüzük olarak  yalnız altın ve gümüşten başkası olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Hanımların sünnet niyetiyle, dışarıya çıkarken sürme sürmeleri uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Sağlık  açısından, sünnet diye çekebilir. Mesela akşam sürülür, sabah yıkanır.  Ancak, sürme de makyajdır. Yabancılara karşı makyajlı görünmek caiz  olmaz. Kadın sadece kocasına karşı süslenir. Evlenmeden önce süslenmek  de caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların kulaklarını küpe takmak için deldirmek caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caizdir, yani günah değildir. Ama delmemek daha iyidir.<br /><b><br />Sual:</b> Bu deliğin kapanması için veya doğru şeyi yapmak için, hiç takmasam düzelir mi?<b><br />CEVAP<br /></b>Hiç küpe takılmazsa, zamanla küpe deliği kapanabilir. Kapanırsa gusle zararı olmaz. <br /><b><br />Sual:</b> Modaya uymak caiz midir?<b><br />CEVAP<br /></b>Faydalı şeyde modaya uymak caizdir.<br /><b><br />Sual:</b> Papyon kravat takmak uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Papyon  kravat da, diğer kravatlar gibidir. Kâfirlerin haram olmayan âdetlerini  yapmakta, kullanmakta mahzur yoktur. Nitekim Peygamber efendimizin  kolları dar Rum cübbesi giydiği <b>Tirmizi</b>’deki hadis-i şerifte bildirilmiştir. <b>(Mevahib-i ledünniyye)</b><br /><b><br />Sual:</b> Örme başlığın kenarını dışarıya kıvırmakta mahzur var mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hiç mahzur yoktur.<br /><b><br />Sual:</b> Kadının, iki kaşın birleştiği yerdeki kılları alması caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.<br /><b><br />Sual:</b> Suni kadife, kadife gibi ziynete girer mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların deri manto giymesi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Dar ve vücuda yapışık ise caiz olmaz.<br /><b><br />Sual:</b> Sosyetik çevrede, kadın, bol döpiyes giyebilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>O çevrede giyebilir<br /><b><br />Sual:</b> Aldığım manto hınzır derisi imiş. Satmam caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hınzır derisini satmak caiz değildir. Gayri müslime satmak bir kavle göre caizdir.<br /><b><br />Sual:</b> Kadına benzemek için saç uzatmak, Budiste benzemek için saç kazıtmak, Kastroya benzemek için sakal bırakmak haram mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Tahrimen mekruhtur.<br /><b><br />Sual:</b> İki kaşı farklı kadın, birbirine uydurmak için boyasa caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet.<br /><b><br /></b><b>Sual:</b> Kadınların bot ve çizme giymeleri uygun mudur? <br /><b>CEVAP <br /></b>Ziynete  kaçtığı için uygun değildir. Ama ayağında romatizma gibi bir hastalık  varsa veya ayakları normal ayakkabı ile üşüyorsa, o zaman bot ve çizme  giyebilir ise de, yine yabancılara göstermemelidir. Eğer bot ve çizme  görünmüyorsa, mahzuru olmaz. <br /><b><br />Sual:</b> Erkeklerin gözlerine sürme çekmesi caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Erkeklerin  süs, ziynet için sürme çekmeleri caiz değildir. Fakat tedavi maksadıyla  sürme çekmeleri caizdir. Kirpiklerin dökülmemesi, gözlerin  kuvvetlenmesi için sürme çekmek iyidir. [Sürme, göz kalemi denilen  boyalardan farklıdır. Attarda bulunur. Bazı hacılar, Hicazdan gelirken  sürme de getiriyorlar.]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> İpek eşyanın haram ve caiz olduğu yerler nerelerdir?<br /><b>CEVAP<br /></b>İç  ve dış elbise olarak ipek giymek haram, kadınlara her çeşit ipek eşya  caizdir. Savaşta ipek giymek caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <br /><b>(Altın ve ipek, kadına helal, erkeğe ise haramdır.)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">İpek kefen ve tabutu ipekle örtmek haramdır. İpek sofra örtüsü ve ipek yorgan caiz değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkek  çocuğa ipek giydirmek mekruhtur. İpekten yapılmış yemek peçetesi, iç  donu ve takke mekruhtur. Elbisedeki dört parmak enindeki ipek şeritler  ve dört parmak enindeki ipek kravat caizdir. Suni ipek, cibinlik, abdest  havlusu, tesbih ipi, çanta, mushaf kılıfı ve bohçanın ipekten olması  caizdir. Duvara ipek halı asmak, süs için olmazsa caizdir. İpek halıya  oturmak ve ipek seccadede namaz kılmak caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eshab-ı kiramdan  Hazret-i Zübeyr ve Hazret-i Abdurrahman&#8217;ın ipek giymelerine izin  verilmesi, yalnız bunlara mahsustu. Arfece bin Sâd hazretlerine de,  altın burun takması için izin verilmesi, yalnız ona mahsustu.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların, cam, naylon, tunç, pirinç, platin, bakır ve diğer madenlerden ziynet olarak bilezik ve kolye takmaları caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet  caizdir. Bu maddelerden yapılmış yüzükleri takmak kadınlara da  haramdır. Yabancılara göstermemek şartı ile sadece altın ve gümüş yüzük  takmak kadınlara caizdir. Erkeğin altın yüzük takması haramdır. <b>(İbni Âbidin</b>, <b>Mevahib-i ledünniyye)<br /></b><br /><b>Sual: </b>Kadınların  saçlarını bir araya toplayarak, başta, ensede, deve hörgücü gibi, topuz  yapmalarını yasaklayan hadis-i şerif, hangi kitapta yazılıdır?<br /><b>CEVAP<br />Berika </b>ve <b>Hadika</b>’da vardır. <b>Müslim</b>,<b> Muvatta </b>v.s.de  vardır. Belki mezhepsizlere senet olur diye yazıyoruz. Mezhepsiz Yusuf  Kardavi’nin (El-halal vel-haram&#8230;) kitabında da yazılıdır. Kardavi  diyor ki:<br /><b>(Örtülü çıplak ve başları deve hörgücü gibi yükseltilmiş  kadınlar, Cennete girmeyecek. Kokusunu bile duymayacaklardır. Halbuki,  Cennetin kokusu, çok uzaklardan duyulacaktır)</b> hadis-i şerifi,  kadınların ince, şeffaf veya cilde yapışık dar elbise, baş örtüsü ile  örtünmelerini ve saçlarını, başlarının üstünde küme, topuz yapmalarını  yasak etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kadınların, koku sürünerek, sokağa  çıkması caiz olmayınca, erkeklerinki caiz olur mu? Dedem, Cuma günleri  camiye giderken, koku sürünüyor, caiz değil mi? <br /><b>CEVAP<br /></b>Erkeklerin,  sünnete uymak için, din kardeşi erkeklere güzel kokmak niyetiyle, koku  sürünmeleri caizdir. Kadınlara güzel kokmak niyetiyle, sürünmek caiz  olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Gömlek kolundaki düğmelerin, altından olması caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hayır. Çünkü altın ziynettir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Yeni  evliyiz. Kocam, sanatçı bayanlarla birlikte çalışıyor. Eşimin, onlara  gönlü düşmemesi için, dinimizde eşe karşı süslenmek caiz olduğuna göre,  ben de makyaj yapıyorum. Bu makyajlı halimle, dışarı da çıkıyorum. Günah  oluyor mu? Günahsa sadece bana mı, yoksa eşime de, günah oluyor mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Eğer  eşiniz, harama bakmaktan çekinmiyorsa, ne kadar güzel olursanız olun,  ne kadar süslenirseniz süslenin, hatta dünyanın en güzel kadını siz  olsanız bile, yine o, çirkin birine bakabilir. Çünkü nefs, haramlardan  hoşlanır, gıdası haramlardır. Onun için, önce nefsin terbiyesi gerekir.  Haramların ateş olduğunu bilen, eşi çok çirkin olsa da, harama bakmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Dışarı  makyajlı çıkmak haramdır. Mubah olsa da, makyaj, eşinizin harama  bakmasını önleyemez. Bu, sadece kendimizi kandırmak olur. Makyajlı  sokağa çıkmakla, eşiniz de, sözü geçen diğer aile büyükleri de, sorumlu  olur. Koldaki bilezikleri ve eldeki yüzükleri, kolye, kına, sürme,  fondöten gibi diğer ziynetleri de, göstermemek gerekir. Süslenip, koku  sürünerek sokağa çıkmak, günahtır.&nbsp;Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Bir  kadın, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için, bir  topluluk yanından geçerse, ona bakana da, kendine de, zina günahı </b>[göz zinası] <b>yüklenir.)</b> [Nesai]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Gümüş rozet<br />Sual: </b>Gümüş rozet takmak caiz midir?<b><br />CEVAP<br /></b>Evet.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bir erkek arkadaş, sağlık için mahzuru olmaz diyerek, boynuna taktığı  muskaya ip olarak kadınların kullandığı incileri takıyor. Başka bir genç  de, altın zincir kolyeyi muska ipi olarak kullanıyor. Erkeğe inci ve  altın kolye takmak haram değil mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet haramdır.  Altın, gümüş, inci mercan gibi şeyler, kadınlara caizdir. Ancak, onlar  da bu ziynetleri yabancı erkeklere gösteremezler.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkeklerin  kolye olarak inci veya altın zincir kullanmaları caiz değildir. Gümüş,  bakır veya başka madenden kolye takmaları da caiz olmaz. Sağlık için  bakır kolye, bakır bilezik veya başka maden takmak caiz olur. Bu  ifadeden, boyna takılan muskanın ipinin inci, altın veya başka madenden  olmasının caiz olduğu anlaşılmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Burna, göze, dişe takılan süsler<br />Sual:</b> Kadınların burna hızma, göze renkli lens veya dişe renkli taş takmaları, ziynete girer mi? Gusle mani olur mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet,  ziynete girer. Gözü bozuk olanlar, renkli lens yerine, renksiz lens  takmalı. Lens gusle mani olmaz; çünkü gözün içini yıkamak farz değildir;  fakat dişe takılan taş gusle manidir. Gusle mani olmaması için, Maliki  mezhebini taklit etmek gerekir. Hızmalar iki çeşittir. Birincisi, küpe  gibi burna halka olarak takılıyor. Bunlar gevşekse, küpe gibi olup gusle  mani olmaz. Bir de, burna iğne gibi batırıyorlar. Bunların altına su  geçmeyeceği için, dört mezhepte de gusle mani olur. Mezhep taklidine de  imkân olmadığı için, çıkarmaktan başka yolu yoktur. Eğer abdestte ve  gusülde çıkarma imkânı varsa, abdest ve gusül yönünden problem olmaz;  ama ziynet olduğu için takılması caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kadının kadına süslenmesi<br />Sual:</b> S. Ebediyye’de, (Kadının kadına süslenmesi caiz değil) buyuruluyor. Buradaki süslenmek nedir? Ne yapılırsa süslenmek sayılır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Süs,  ziynet demektir. Kadının diğer kadınlar için, gösterişli elbise  giymesi, dekolte kıyafetle oturması, ziynetlerini görünür yerlere  takması, saçlarını yaptırması ve boyatması, kadının süslenmesidir.  Bunları özellikle kadınlar için yapmak caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Akik yüzük takmak<br />Sual:</b> Kadın ve erkek, tamamı akik olan yüzük takabilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadına  da, erkeğe de akik yüzük caiz değildir; fakat sıkıntıyı gidermek için  tedavi maksadıyla, kadının da erkeğin de akik yüzük takmaları caiz olur.  Ancak kadınların, sokakta yüzüklerini göstermeleri caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hızma takmak<br />Sual: </b>Kadınların, burunlarına pırlanta, altın veya gümüş takmaları caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Gümüş zincir<br />Sual: </b>Cep saatinin zincirinin gümüş olması caiz iken, erkeğin boyna taktığı muskanın ipinin gümüş zincir olması neden caiz değil ki?<br /><b>CEVAP<br /></b>Gümüş  zinciri, kolye olarak takmak caiz olmuyor. Kolye takmak, benzemek  niyeti olmasa bile, kadınlara benzemek oluyor. Tedavi niyetiyle bakır  veya başka metal kolye takmak caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kürk ve kadife<br />Sual:</b> Kadınların deri, kürklü manto veya kadife giymesi caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Dar ve vücuda yapışık olmazsa, deri elbise caizdir. Kürk ve kadife ziynete girer, caiz olmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Bir kadın, güzel kokular sürünüp, </b>[kürk ve kadife gibi]<b> göz alıcı güzel elbiseler giyerek, bir toplumun önünden geçerse, zina işlemiş gibi günaha girer.)</b> [İbni Hibban]</p>
<p style="text-align: justify;">Alınmış böyle elbiseleri başkalarına satmak caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Resim şeklinde küpe<br />Sual: </b>Balık veya başka hayvan şeklinde küpe takmak caiz mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Caiz değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Gömlek kol düğmesi<br />Sual:</b><b> </b>Kravatı tutturmak için kravat iğnesi takmak, gömleğe madeni kol düğmesi geçirmek ve cekete rozet takmak caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Altından başkası caizdir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaruret ve fitne zamanında</title>
		<link>https://islamdini.de/zaruret-ve-fitne-zamaninda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 21:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/zaruret-ve-fitne-zamaninda/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Harama helal veya haram bir şey için Allah razı olsun diyenin kâfir olacağı din kitaplarında yazılıdır. Biz namaz kılan tesettürlü kimseleriz. Bayramda seyranda yabancı erkeklerle tokalaşıyor veya öpüşüyoruz. Bizi öpen yaşlı erkeklere Allah razı olsun desek küfür olur mu? Maksadımız harama helal demek değildir. Teşekkür kabilinden bir şeydir. Yine…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/zaruret-ve-fitne-zamaninda/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Harama helal veya haram bir şey için Allah razı olsun  diyenin kâfir olacağı din kitaplarında yazılıdır. Biz namaz kılan  tesettürlü kimseleriz. Bayramda seyranda yabancı erkeklerle tokalaşıyor  veya öpüşüyoruz. Bizi öpen yaşlı erkeklere Allah razı olsun desek küfür  olur mu? Maksadımız harama helal demek değildir. Teşekkür kabilinden bir  şeydir. Yine de küfre girmiş oluyor muyuz? Bazı arkadaşlar siz küfre  giriyorsunuz diyor.<br /><b>CEVAP<br /></b>Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Bilmeden fetva verene, yerdeki ve gökteki melekler lanet ederler.)</b> [İbni Lal]<br />Müslümana  kâfir demek çok tehlikelidir. Bir kurtuluş yolu varsa onu bulmak  lazımdır. Çünkü hangi söz küfür, hangisi değil, bilmek şarttır. 99 tane  âlim, bir şeye küfür dese, bir tek âlim de küfür değil dese, o kimseye o  işten dolayı kâfir denmez. Hanefi mezhebindeki bütün âlimler, bir şeye  küfür dese, diğer mezheplerdeki bir âlim, bu şey küfür değil dese, o  kimseye kâfir denmiyor. Onun için küfür olan bir konuda ince eleyip sık  dokumak gerekiyor. Sorumsuz kimseler hemen haramdır, helaldir diye  çekinmeden söylerler. Bilmeden, kitaba bakmadan, caizdir, caiz değildir  gibi konuşmaktan çok sakınmalı! Haramdan korkmayan, günah işlemeye  cesaret eden cahildir. Nitekim,<b> </b>(Cahil, cesur olur) yani (Cahil cüretkâr olur) deniyor. Bu söz, (Cahil, günah işlemekten korkmaz) demektir. Hadis-i şerifte, <b>(Fetva vermekte en cüretkâr olanınız, ateşe </b>[Cehenneme atılmaya]<b> en cüretkâr olanınızdır)</b> buyuruldu. (Darimi)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Mecelle</b>’de diyor ki: <br />Zaruretler, memnu olanı mubah kılar. Yani yasak olan şeylerin, zaruret devam ettiği müddetçe yasaklığı kalkar. (Madde 21)</p>
<p style="text-align: justify;">Zaruret olunca haram bir şey ilaç olarak kullanılıyor ve şifa hasıl olabiliyor. Halbuki Peygamber efendimiz, <b>(Haramda şifa yoktur)</b> buyuruyor. Haram olan şey, nasıl şifa olabiliyor diye hatıra gelebilir.  Evet haramda şifa olmaz. Zaruret olunca haram mubah hale geliyor.  Mubahtan şifa hasıl oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Genelde erkek için, yabancı kadınla  tokalaşmak gibi bir zaruret hasıl olabiliyor. Böyle zaruri durumlarda,  haram olan fitneye sebebiyet vermemek için tokalaşmak mubah oluyor.  Mubah olan bir işten dolayı teşekkür etmeye, Allah razı olsun demeye  küfür demek doğru olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">[Ancak, zaruret ve fitne zamanlarında  yapılması caiz olan şeyleri, sair zamanlarda yani fitne ve zaruret  olmayan durumlarda yapmak uygun değildir.] <br /><b><br />Yabancının elini öpmek<br /></b>Bazı bayanlar, mail ile, telefon ile, <b>(Hocam ellerinizden öperiz)</b> diyorlar. Bizzat öpmekle, öperim demek farklı şeylerdir. Mesela eski bir âdettir, mektuplarda, <b>(Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperiz) </b>denir.  Halbuki gözden öpülmez, bu sevgiyi belirten bir ifadedir. Hatta her  büyüğün elini de öpmek uygun değildir. Sadece ana baba ve âlimin eli  öpülür diye bildiriliyor. Ama âdettir, fitne olmaması için amca, dayı,  hala ve teyzemizin elini öpüyoruz. Hatta yabancı yaşlı kadın veya  erkeklerin de elini öpüyoruz. “Ana babadan başkasının eli öpülmez, siz  haramı mubah sayıyorsunuz, o halde kâfir oldunuz” demek yanlış olur. Bir  teyzenin elini öpsek, o da “Evladım Allah razı olsun” dese, teyzeye  “Haram bir işe Allah razı olsun dediniz, küfre girdiniz“ demek de  yanlıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların selam vermesi</title>
		<link>https://islamdini.de/kadinlarin-selam-vermesi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 21:08:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kadinlarin-selam-vermesi-2/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Tanımadığımız kadınlar, telefonla veya dükkanımıza girince selam veriyorlar. Bunların selamlarını almak günah mıdır?CEVAPGünah değildir. Selam; emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, kurtuluş gibi manalara gelir. Selam vermek, yani Selamün aleyküm demek, (Ben müslümanım, benden sana zarar gelmez, selamet üzere ol, Müslüman olarak öl) manalarına da gelen en güzel bir…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kadinlarin-selam-vermesi-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Tanımadığımız kadınlar, telefonla veya dükkanımıza girince selam veriyorlar. Bunların selamlarını almak günah mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Günah değildir.<b> </b>Selam;  emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, kurtuluş gibi  manalara gelir. Selam vermek, yani Selamün aleyküm demek, <b>(Ben müslümanım, benden sana zarar gelmez, selamet üzere ol, Müslüman olarak öl) </b>manalarına da gelen en güzel bir duadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadın bir erkeğe, <b>Allah razı olsun</b> diyebiliyorsa veya tersi, bir erkek bir kadına <b>Allah razı olsun</b> diyebiliyorsa, niye selam vermesin?</p>
<p style="text-align: justify;">Yabancı  birine selam verince veya Allah razı olsun diye dua edince, karşıdaki  bu beni seviyor ki, bana böyle dua ediyor düşüncesi gelebilir. Karşı  cins olunca, fitne durumu da varsa, böyle dua edilmez. Yabancı kadına  selam vermek ve dua etmek gibi, ihtiyaçsız konuşmak da caiz olmaz. Eğer  ihtiyaç halinde konuşuluyorsa, selam vermek veya Allah razı olsun demek  de caiz olur. (Yabancı ile her şeyi konuş, selama veya duaya gelince,  bunlar caiz değil) denmez.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi günler, merhaba, hayırlı sabahlar  demek de selam vermek gibidir. Bunları da, yabancıya söylemek caiz  olmaz. İhtiyaç olduğu zaman bunları söylemek caiz olunca, selam vermek  de caiz olur.<br /><b><br />Mecelle</b>’nin 39. maddesinde, <b>(Zamanın değişmesiyle, hükümler değişir) </b>kaidesinin  açıklaması şöyledir: Zamanın değişmesi ile, örf ve âdete ait hükümler  değişebilir. Nassa, delile dayanan hükümler, zamanla değişmez. <b>(Dürer-ül-hükkam)<br /></b><br />Namaz,  oruç, zekat gibi hükümler zamanla değişmez ama, âdete ait hükümler  değişebilir. Mesela sokakta tanımadığınız bir kimseye selam verseniz,  (Bu adam beni nereden tanıyor, niye selam verdi) gibi size tuhaf tuhaf  bakar. Selamı yaymak dinimizin emri iken, böyle durumlarda herkese selam  verilmez. Dinimizde bid’at ehline, fasıklara selam verilmez. Ama  günümüzde bunlar tanıdık kimseler ise, karşılaşınca selam verilir. Selam  vermeseniz veya selam almasanız, (Bu adam bana niye selam vermedi,  selamımı niye almadı) diye düşünür. Halbuki eski devirde, bir kimseye  selam vermeyince, o kimse anlardı ki, ben şu günahı açıkça işlediğim  için bana Müslümanlar selam vermiyorlar. Bugün bunu uygulamak fitneye  sebep olur. Gerektiğinde kâfire de selam vermek caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı  hükümler, Darülharb denilen gayri Müslim ülkelerde farklıdır. Peygamber  efendimiz, böyle ülkelerde, onlardan faiz almanın caiz olduğunu  bildirmiştir. Alış verişe ait fasid hükümler de caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i Ömer, günah işleyen şarkıcı kadına kamçı ile vururken, kadının başı açıldığında, <b>(Haram işlemeyi âdet edindiği için, hürmeti kalmamıştır, ihtiyaç kadar saçlarına bakmak günah olmaz) </b>buyurmuştur. Ebu Bekr-i Belhi hazretleri de, dere kenarında giderken, başları ve kolları açık kadınlar görüyor, <b>(Bunların hürmetleri kalmadığı için ihtiyaç kadar bakmak günah değildir)</b> buyuruyor. İş icabı böyle kadınlara selam vermek ve selamlarını da almak caizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmaya  mecbur kalan muhtaç, kimsesiz kadınlar, işin gerektirdiği kadar,  ayaklarını ve kollarını açabilir. Erkeklerin, bunları, iş için  görmeleri, şehvetsiz bakmaları, verdikleri selamı almaları ve onlara  selam vermeleri caiz olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda açıklanan sebeplerle bazı  yasaklar mubah hale geliyor. Mesela iş yerimize gelen veya onların iş  yerlerine gittiğimizde, konuşmak zorunda kaldığımız kadınlara selam  vermek, selamlarını almak günah olmuyor. Hatta kadın, hoş geldiniz  diyerek elini uzatırsa, tokalaşmak bile caiz oluyor. Halbuki ihtiyaçsız  bir kadınla tokalaşmak haramdır. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali  şöyledir:<br /><b>(Başından bir şişle vurulmak, yabancı kadına dokunmaktan daha hafiftir.)</b> [Beyheki] <br /><b>(Yabancı kadına şehvetle bakmak, göz zinası, ona dokunmak el zinasıdır.)</b> [R. Nâsıhin]<br /><b><br />(Pislik içindeki bir domuza sürtünmek, yabancı kadına dokunmaktan iyidir.)</b> [Taberani]<br /><b>(Yabancı kadınla tokalaşanın elleri bağlanıp, Cehenneme atılır.)</b> [R.Nâsıhin]</p>
<p style="text-align: justify;">Dinimizin verdiği ruhsatlardan ihtiyaç kadar faydalanmalı, fitneye sebep olmamalı. Fitne yoksa dinin emri ne ise ona uymalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların sesleri haram mı?</title>
		<link>https://islamdini.de/kadinlarin-sesleri-haram-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 21:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kadinlarin-sesleri-haram-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bazıları, kadınların erkeklerle konuşmasına helal diyorlar. Haram değil mi? CEVAPİslamiyet’in hükümleri, 23 yılda geldi. Tesettür âyeti gelmeden önceki olayları ele alıp yabancı erkeklerle konuşmayı mubah saymak yanlıştır. İçki de haram edilmeden önce günah değildi. Daha önceki olayları örnek gösterip, asr-ı saadette içki içiliyordu diyerek içkiye mubah denir mi? Eski…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kadinlarin-sesleri-haram-mi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bazıları, kadınların erkeklerle konuşmasına helal diyorlar. Haram değil mi? <br /><b>CEVAP<br /></b>İslamiyet’in  hükümleri, 23 yılda geldi. Tesettür âyeti gelmeden önceki olayları ele  alıp yabancı erkeklerle konuşmayı mubah saymak yanlıştır. İçki de haram  edilmeden önce günah değildi. Daha önceki olayları örnek gösterip, asr-ı  saadette içki içiliyordu diyerek içkiye mubah denir mi? Eski  Peygamberlerin dinlerindeki olayları örnek gösterip bak kadınlarla  konuşmak caiz denir mi? Hazret-i Âdem zamanında şimdi evlenilmesi haram  olan bazı kimselerle evlenmek caizdi. Daha sonra haram edildi. Şimdiki  olaylar için o zamanki hükümler örnek verilir mi hiç?</p>
<p style="text-align: justify;">Cariyelerin şarkı söylemeleri, hür kadınlar için örnek gösterilemez. <br />Hazret-i Ömer, mehrin azaltılmasını tavsiye edince, perde arkasından yaşlı bir kadın, itiraz mahiyetinde, Nisâ suresinin <b>(Bıraktığınız eşinize, yüklerle </b>[altın mehir]<b> vermiş de olsanız, ondan bir şey geri almayın) </b>mealindeki 20. âyetini okuyor. Hazret-i Ömer bu kadına itiraz etmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı  sapıklar, (Bu olay, kadının sesinin haram olmadığını gösterir)  diyorlar. Perde arkasındaki kadının ihtiyar olduğunu açıklamıyorlar.  İhtiyar kadının sesi haram değildir. İhtiyar kadına caiz olan şey, genç  kadına caiz olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Sapıklar yine diyor ki: <br />(Hazret-i Âişe  anlatır: &#8220;Bayram günü iki cariye, kahramanlık şiirlerini def çalarak  terennüm ediyordu. Resulullah yatağına yatıp yüzünü öbür tarafa çevirdi,  sonra babam [Hazret-i Ebu Bekir] içeri girdi. (Bu ne hâl, Resulullahın  huzurunda şeytanın düdüğü ve sesi ne arıyor?) diye beni azarlayınca,  Resulullah <b>(Bırak onları, her milletin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır) </b>buyurdu. Babam başka şeyle meşgul olunca cariyelere işaret ettim, dışarı çıktılar.)</p>
<p style="text-align: justify;">Sapık  kimseler, bu olayı delil göstererek, kadınların erkeklerle beraber  oturmasının, çalgı çalmasının, şarkı söylemesinin ve seslerini erkeklere  duyurmasının helal olduğunu söylüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi yukarıdaki ifadeleri inceleyelim:<br /><b>1-</b> Şiir okuyan veya şarkı söyleyenler, hür kadın değil cariyedir.  Cariyelerin saçlarını, kollarını açmaları seslerini erkeklere  duyurmaları günah değildir. Cariyeyi örnek gösterip, hür kadınlara da  bunların mubah olacağını söylemek Müslümana yakışmaz. <br /><b><br />2-</b> Kahramanlık şiirleri veya şarkıları da, mehter marşları da caizdir.  Bunların caiz olması, diğer şarkı ve türkülerin de caiz olmasını  gerektirmez. Def ile şarkı türkü söylenir, ilahi söylenmez. Çünkü ilahi  ibadettir. İbadete çalgı karıştırılmaz. Tasavvuf müziğinin dinde yeri  yoktur. Resulullah efendimizin geldiği bir evde, küçük zenci kızları  [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı  övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, <b>(Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek </b>[ilahi söylemek]<b> ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir)</b> buyurdu. <b>(K. Saadet)</b><br /><b><br />3-</b> Hazret-i Ebu Bekrin, def için <b>şeytanın düdüğü </b>demesi,  çalgının mubah olmadığını gösterir. Ulema sadece düğünlerde,  bayramlarda kadınların def çalmasının caiz olduğunu bildirmiştir. Yani  def çalmanın kadınlara caiz olması, düğün ve bayram içindir. Başka zaman  caiz değildir. <br /><b><br />Kadın sesinin haram olduğunu bildiren vesikalardan bazıları:<br /></b>Resulullahın  hanımları müminlerin anneleri olduğu için, onun hanımları ile yani  annelerimizle evlenmek de haramdır. Üç âyet meali:<br /><b>(Ey iman edenler, Resulullahın eşleri ile evlenmeniz caiz değildir.)</b> [Ahzab 53]<br /><b><br />(Resulullahın eşleri, müminlerin anneleridir.)</b> [Ahzab 6]<br /><b><br />(Ey  nebi hanımları, siz diğer kadınlar gibi değilsiniz. Allah&#8217;tan sakının,  edalı, yumuşak konuşmayın, kalbi bozuk olan, ümide kapılır; hep ciddi  konuşun.)</b> [Ahzab 32]</p>
<p style="text-align: justify;">Âyette, Peygamber hanımlarının yani  annelerimizin yumuşak konuşmaları caiz olmayınca, başka kadınların  yumuşak konuşmaları nasıl caiz olabilir. Annelerimize kötü gözle bakan  çıkabileceğine göre, diğer kadınlara kötü gözle bakan çıkmaz mı?<b><br /></b><br />Kadının ihtiyaçsız sesini erkeklere duyurması caiz olmadığı gibi, bakması da caiz değildir. Bir âyet meali: <br /><b>(Mümin kadınlara da söyle, gözlerini </b>[yabancı erkeklere bakmaktan]<b> sakınsınlar.) </b>[Nur&nbsp;31]</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br /><b>(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe </b>[şehvetle] <b>bakması haramdır.)</b> [Taberani]<br /><b>(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü çevirin!) </b>[Ebu Davud]<br /><b><br />(Şarkı söyleyen kadını dinlemek ve yüzüne bakmak haramdır.) </b>[Taberani]<br /><b>(Namahreme bakmak göz zinasıdır.)</b> [Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;">Ümm-i Seleme vâlidemiz anlatır: <br />Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmeyen İbni Ümmi Mektûm, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, <b>(İçeri girin)</b> buyurdu. (Ya Resulallah o a’ma değil mi, bizi görmez) dedim. <b>(O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?)</b> Yani, o kör ise, siz kör değilsiniz ya, buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud)</p>
<p style="text-align: justify;">Bir âyet meali de şöyle: <br /><b>(Resulullahın eşlerinden ihtiyacınızı perde arkasından isteyin.)</b> [Ahzab 53]</p>
<p style="text-align: justify;">Namahreme bakmak günah olduğu gibi onunla konuşmak da günahtır. İki hadis-i şerif meali:<br /><b>(Ey kadınlar, ancak mahreminizle konuşun, namahremle konuşmayın!)</b> [Ramuz, İbni Said]<br /><b>(Yabancı kadınla şehvetle konuşana, her kelimesi için, Cehennemde azap vardır.)</b> [R. Nasıhin]</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınların  yüksek sesle veya yumuşak konuşmaları ve seslerini namahreme  duyurmaları caiz olmadığı için, ezan ve ikamet okumaları da caiz  değildir.<b> (Redd-ül Muhtar)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Genç kadın, yabancı erkeğe selam veremez ve aksıran erkeğe bir şey söylemez ve kendine söylenince de cevap vermez. <b>(Hamevi Eşbah şerhi)<br /></b><br />Kadınların  seslerini erkeklere duyurması haramdır. Bazı âlimler, ihtiyaç  zamanında, ihtiyaç kadar ve sert, ciddi konuşmaları caiz olup fazlası  yine caiz olmaz buyurmuşlardır.<b> (Tezkiye-i ehli beyt)<br /></b><br />Çalgı ve kadın sesi, sima değil gınadır, haramdır. <b>(Dürr-ül-mearif)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlâ, kadının namahremle yumuşak sesle konuşmasını men ediyor. <b>(Mekt. Rabbani 3/41)<br /></b><br />Kadınların,  saçı, başı ve kolları açık sokağa çıkmaları ve yabancı erkeklerle  lüzumsuz yere, konuşmaları, şarkı söyleyerek, hatta Kur&#8217;an, mevlit, ezan  okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları büyük günahtır. Ancak yabancı  erkeklerle, alış veriş gibi, ihtiyaç olduğu zaman, fitneye sebep  olmayacak şekilde, sert ve ciddi konuşmaları caizdir. <b>(Tergibüssalat, Hadika,</b> <b>S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> TV’lerdeki bayanların resimlerine şehvetli veya şehvetsiz bakmak ve seslerini dinlemek caiz mi? <br /><b>CEVAP</b> <br />Kadınların  saç, kol gibi bakılması haram olan yerlerinin aynadaki görüntülerine  şehvetsiz bakmak haram değildir. Resimlerine, televizyondaki  görüntülerine bakmak, aynadaki hayallerine bakmak gibidir. Şehvetsiz  bakmak caiz, şehvet ile bakmak veya şehvete sebep olacak görüntülerine  bakmak, böyle sesleri dinlemek haramdır. Kaba [galiz] avret yerlerine,  mesela göğüslerine, kalçasına ise, şehvetsiz de bakmak haramdır.<br /><b><br />Sual:</b> Kadınların, Kur&#8217;an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haram mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] <b>(Tergibüssalat, Hadika)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı kadınlara erkeklere bakmak</title>
		<link>https://islamdini.de/yabanci-kadinlara-erkeklere-bakmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 21:05:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/yabanci-kadinlara-erkeklere-bakmak/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Yabancı kadınlara bakmak günah mıdır?CEVAPKadınlara da erkeklere de lüzumsuz veya şehvetle bakmak günahtır. Âyet-i kerimede mealen buyuruldu ki:(Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramlardan korusunlar! İmanı olan kadınlara da söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!) [Nur 30] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:(Erkeğin kadına, kadının…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/yabanci-kadinlara-erkeklere-bakmak/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Yabancı kadınlara bakmak günah mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadınlara da erkeklere de lüzumsuz veya şehvetle bakmak günahtır. Âyet-i kerimede mealen buyuruldu ki:<br /><b>(Ey  Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini  haramlardan korusunlar! İmanı olan kadınlara da söyle, harama  bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!)</b> [Nur 30]</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br /><b>(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe </b>[şehvetle]<b> bakması haramdır.)</b> [Taberani]<br /><b><br />(Harama bakmak, şeytanın zehirli okudur. Allahü teâlâdan korkup yabancı kadına bakmayana, zevkli bir iman nasip olur.)</b> [Ramuz]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Yabancı  kadına şehvetle bakanın gözleri ateşle doldurulup, Cehenneme atılır,  onunla toka edenin kolları ensesinden bağlanıp, Cehenneme sokulur,  lüzumsuz ve şehvetle konuşan, her kelimesi için, bin yıl Cehennemde  kalır.) </b>[R.Nasıhin]<br /><b><br />(Komşu ve arkadaş hanımına şehvetle  bakmak yabancı kadına bakmaktan ve evli kadına bakmak, kıza bakmaktan  daha çok günahtır. Zina da böyledir.) </b>[R. Nasıhin]</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  erkeğin bir kadınla tokalaşması, zaruretsiz konuşması, görünmeyen bir  yerde yalnız kalmaları haramdır. Peygamber efendimiz bile hiçbir kadınla  tokalaşmamıştır. Bir hadis-i şerifte buyuruyor ki:<br /><b>(Elbette ben kadınlarla tokalaşmam.)</b> [Nesai, İbni Mace, Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i Âişe validemiz de buyurdu ki: <br /><b>(Resulullah, kendisine helal olan kadınlardan başka, hiçbir kadınla tokalaşmadı.) </b>[Buhari, Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: <br /><b>(Bir erkeğin&nbsp;başına demir bir şişin batması, namahrem bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.)</b> [Taberani, Beyheki]<br /><b><br />(Yabancı kadınla kucaklaşan, şeytanla beraber zincire vurulup ateşe atılır.) </b>[Şir’a]<br /><b><br />(Kadınlarla  bir arada yalnız kalmaktan sakının. Allah’a yemin ederim ki, bir kişi  bir kadınla yalnız kalınca, aralarına şeytan girer. Bir kimsenin çamurlu  bir domuzla sıkışmış durumda olması, o kimse için kendine helal olmayan  bir kadına dokunmasından daha hafiftir.)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Namahremle konuşmak<br /></b>Kadınlar zaruret olmadıkça namahrem erkeklerle konuşamaz. Ramuz’un 469. sayfasında yazılı ilk hadis-i şerif şöyle:<br /><b>(Ey kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmayanlarla konuşmayın!)</b> [İbni Said]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Siz iffetli olursanız<br /></b>Erkekler,  iffetsiz [yani namussuz] olursa, geneleve falan giderse, karıları,  kızları da kötü yola düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.) </b>[Hakim]<br /><b><br />(Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) </b>[Hakim]<br /><b><br />(Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) </b>[İbni Asakir]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.) </b>[İ.Ahmed]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Zina eden, aynı şeye maruz kalır.)</b> [İ.Neccar]<br />[&#8220;Çalma elin kapısını, çalarlar kapını&#8221;, &#8220;Eden bulur&#8221; denmiştir.]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an-ı kerimde mealen, <b>(Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın) </b>buyuruluyor. (Enam 151)<br />Buradaki  yaklaşmayın demek, zinaya götürecek sebeplerden, hareket ve işlerden  sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların  seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın demektir. Yabancı kadınlara bakmak  gözü zayıflatır, kalbi karartır. Peygamber efendimiz de, &#8220;göz zinası&#8221;  hakkında buyuruyor ki: <br /><b>(Yabancı kadına şehvetle bakmak göz zinasıdır, onu tutmak el zinasıdır, ona gitmek ise ayakların zinasıdır.) </b>[R.Nasıhin]<br /><b><br />(Bir yabancı kadın görüp de, Allah’tan korkarak, başını ondan çevirene, Allahü teâlâ, ibadetlerin tadını duyurur.)</b> [Ebu Davud, İ.Ahmed, Hakim]<br /><b><br />(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) </b>[Beyheki] <br /><b>(Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.)</b> [M.Enhür]</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınların,  Kur&#8217;an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları  haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] <b>(Tergib-üs-salat, Hadika)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> <b>Aşağıdaki iddialar reformcu bir yazara ait. Cevap verir misiniz?<br /></b>(Karşılaşan iki arkadaşın birbirinin elini öpmesi sünnettir.) <br /><b>CEVAP<br /></b>Haram olduğu <b>Redd-ül Muhtar</b>’da yazılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">(Peygamberimiz  kadınlara el öptürmemişse de, onlarla müsafeha ederdi. Çünkü müsafeha  etmek sünnettir. Eğer Peygamberimiz şimdi olsaydı kadınlara mutlaka el  öptürürdü. Çünkü âlimlerin elini öpmek caizdir.) <br /><b>CEVAP<br /></b>Peygamber efendimizin kadınlarla müsafeha ettiği yalandır.<b> </b>Âlimin, ana-babanın eli öpülür. Fakat namahrem kadın, bir âlimin elini öpemez. İmam-ı Rabbani<b> </b>hazretleri buyuruyor ki: <br />(Peygamber  efendimiz erkeklerle müsafeha ederek sözleştikten sonra, kadınlarla da  sözleşme yaptı. Kadınların biati yalnız söz ile oldu. Mübarek eli  kadınların eline dokunmadı.) <b>[3/.41]</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tibyan</b>’da Mümtehine suresinin 12. âyetinin açıklamasında deniyor ki: <br />Peygamber efendimiz, kendisi ile biat edilirken hiçbir yabancı [namahrem] kadınla müsafeha yapmamıştır. Hazret-i Âişe dedi ki:<br /><b>(Peygamber efendimizin kadınlarla biati söz ile idi. Onun eli, hiçbir yabancı kadının eline değmemiştir.) </b>[Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">(Doktor, kadına dokunuyor, günah olmuyor da, benim elimi öpünce niçin günah olsun?)<br /><b>CEVAP<br /></b>Doktor,  zaruret olunca, ihtiyaç miktarı kadına dokunması caizdir. İhtiyaçtan  fazla yerini açması haramdır. El öpmekte bir zaruret yok ki doktorla  mukayese edilsin.</p>
<p style="text-align: justify;">(Âlim evlat, cahil babasına imam olamaz.)<br /><b>CEVAP<br /></b>Yanlış  bu. Evlat bilgiliyse, babasına imam olabilir. Bunu yanlış olarak  kölenin imamlığına benzetmiş. Kölenin imamlığının mekruh olması, köle  olduğu için değil, hizmetle meşgul olmasından dolayı ilim tahsiline  vakit bulamayacağı içindir. Eğer âlim olursa kölenin de imamlığı mekruh  olmaz. A’manın [körün] imamlığının mekruh olmasının sebebi de,  elbisesini temizleyememesidir; fakat elbisesi temiz olan a’manın da imam  olması mekruh değildir. Çünkü Peygamber efendimiz, a’ma olan İbni  Mektum hazretlerini defalarca kendi yerine imamlığa seçmişti. <b>(Nimet-i İslam)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Namahreme bakmak günahtır<br />Sual:</b> Bazı ateistler, “<b>Peygamber  zamanında kadınlar örtünmezdi. Umacı gibi örtünmek o zaman yoktu.  Hazret-i Âişe başı açık gezerdi. Şimdiki örtünmeyi, sonradan, yobazlar  uydurdu)</b> diyorlar. Bu durum hicab âyeti gelmeden önce değil miydi? <br />Bir de ateistlerin etkisi altında kalan, bir arkadaş, <b>“Kadınlara  bakmak, onlarla konuşmak, hatta onlarla beraber oturmak da günah  değildir. Kadınların erkeklerle namaz kılmasının da mahzuru olmaz.  Resulullah kadınların arka safta kılmasını söylemesi huşu açısındandır.  Yoksa beraber kılmalarında mahzur olmaz. Tesettür detaydandır”</b> diyor. Kadınların açık gezmesi, onlara bakmak ve konuşmak günah değil mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Elbette  günahtır. İçkiyi yasaklayan âyet-i kerime gelmeden önce müslümanlardan  içki içenler vardı. Bunu örnek gösterip de içki yasak değildi demek  yanlış olduğu gibi, hicab âyetinden önceki durumu bildirip kadınlarla  konuşmanın, onlara bakmanın, onlarla oturmanın günah olmadığını söylemek  de böyle yanlıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hicab [tesettür = örtünme] âyeti gelmeden  önce, kadınlar örtünmezler, Resulullaha gelip, bilmediklerini sorup  öğrenirlerdi. Resulullah efendimiz birinin evine gitse, kadınlar da  gelir, oturur, dinler, istifade ederlerdi. <b>Beydavi</b>’de ve <b>Buhari</b>’nin tefsir kısmında bildirildiği gibi, hicretten üç yıl sonra, <b>Ahzab</b> ve beş yıl sonra <b>Nur</b> surelerindeki hicab âyetleri gelip, kadınların yabancı erkekler  yanında, oturmaları, bunlarla konuşmaları yasak edildi. Bundan sonra,  Resulullah efendimiz, kadınların bilmediklerini, mübarek hanımlarından  sormalarını emreyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hicab âyetinden önceki durumu bildirip  kadınların açılmasının mahzuru olmadığını söylemek, Müslümanları  aldatmak olur. Resulullah efendimizin mübarek hanımı <b>Ümm-i Seleme</b> validemiz anlatır: <br />Meymune  ile birlikte Resulullahın yanında idik. İki gözü de görmeyen İbni Ümmi  Mektum izin isteyip içeri girdi. Resulullah bunu görünce, bize <b>(İçeri geçin) </b>buyurdu. <b>(O a&#8217;mâ değil mi, bizi görmez) </b>dedim. <b>(O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?)</b> Yani, o kör ise, siz kör değilsiniz ya, buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud, İ. Ahmed)</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br /><b>(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü ondan ayırın! Ansızın görmek günah olmaz ise de, tekrar bakmak günah olur.) </b>[Ebu Davud, Darimi]<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Buluğa eren kız, yüz ve elinden başka yerini namahreme gösteremez.)</b> [Ebu Davud]<br /><b><br />(Şarkıcı  kadının aldığı para haram olduğu gibi, onu dinlemek ve yüzüne bakmak da  haramdır. Haramla beslenen vücuda Cehennem ateşi layıktır.)</b> [Taberani]<br /><b><br />(Bir  kadın koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir  topluluğun yanından geçerse, ona bakana da, kendisine de zina günahı </b>[göz zinası]<b> yüklenir.) </b>[Nesai]<br /><b><br />(Gözler zina eder, eller zina eder, ayaklar zina eder, ferc zina eder.) </b>[Ahmed, Taberani]<b> </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Gözün zinası harama </b>[namahreme]<b> bakmak, dilin zinası fuhuş konuşmaktır.)</b> [Buhari, Müslim, Ebu Davud]<br /><b><br />(Bir kadın, cezbedici koku sürer ve erkekler de ona bakarsa evine gelene kadar Allahü teâlânın gazabında olur.)</b> [Taberani]<br /><b><br />(Bir  kadın, güzel kokular sürünüp, göz alıcı güzel elbiseler giyerek, bir  topluluğun yanından geçerse, zina işlemiş gibi günaha girer.)</b> [İbni Hibban]<br /><b><br />(Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) </b>[İsfehani]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp Cehenneme atılır.)</b> [M. Enhür]<br /><b><br />(Komşu  kadına, arkadaş hanımına şehvet ile bakmak, yabancı kadına bakmaktan on  kat daha günahtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan daha  günahtır.) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınların saçları da avrettir. Avret yerine bir zaruret olmadan şehvetsiz de bakmak haramdır.<br /><b><br />İmam-ı Gazali </b>hazretleri buyuruyor ki:<br />Kadınların,  kızların, başı, saçı, kolları, bacakları açık olarak sokağa çıkmaları  haram olduğu gibi, ince, süslü, dar, hoş kokulu elbise ile çıkmaları da  haramdır. Böyle çıkmalarına izin veren, razı olan ana babası, kocası  veya kardeşi de, onun günahına ve azabına ortak olurlar.<b> (Kimya-yı saadet)</b><br /><b><br />İmam-ı Zehebi</b> de buyuruyor ki:<br />Erkeklere  ziynetini gösteren kadınlara, mesela altın, inci gibi şeyleri örtüsünün  üstüne takan, koku süren, renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan, kol  ağızları geniş olup kolları görünen ve bunlar gibi kendilerini erkeklere  gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünyada ve ahirette azap edecektir. <b>(Zevacir-İbni Hacer-i Mekki) <br /></b><br />Tesettüre riayet etmemek ve ziynetlerini göstermek gibi günahlar, kadınlarda çok olduğu için, Resulullah efendimiz, <b>(Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm)</b> buyurdu. (Tirmizi)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Harama bakmamak için <br />Sual:</b> Sokağa açık-saçık çıkmış bayanlara bakmamaya çalışsak da bazen de  bakabiliyoruz. Bu gibi durumlarda günah işlememek için ne yapmalıyız? <br /><b>CEVAP<br /></b>Harama bakmamak için şunları bilmeli:<br /><b>a-</b> Yabancı kadınlara bakmak gözü zayıflatır, kalbi karartır. Gözümüzün  zayıflamaması, kalbimizin kararmaması için bakmamaya çalışmalıyız.  İmam-ı Rabbani hazretleri, (Haramlar, yaldızlanmış necaset gibidir)  buyuruyor. Dışı süslü ama, içi berbat. Bunu düşünebilen bakmaz.<br /><b><br />b-</b> <b>(Avret yerini açana ve ona bakana Allah lanet etsin) </b>hadis-i şerifini düşünerek lanetlik olmamak için hep bu hadis-i şerifi hatırlamalıdır. <br /><b><br />c-</b> <b>(Allah’ın azabından korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur) </b>hadis-i şerifini düşünerek ibadetlerin zevkine varabilmek için bayanlara bakmamalıyız. <br /><b><br />d-</b> <b>(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır)</b> hadis-i şerifini düşünerek, gözümüze erimiş kurşun dökülerek Cehenneme atılmaktan korkmalıyız. <br /><b><br />e-</b> Yabancı kadına bakmak iffetsizlik, yani namussuzluktur. Durup dururken niye namussuz olalım? <br /><b><br />f-</b> Baktığımız kadınlar, birisinin anası, bacısı, kızı veya karısıdır.  Birisi bizim anamıza, bacımıza, kızımıza ve karımıza baksa razı olur  muyuz? İffetli insan razı olmaz. Bizim baktığımız bayan da mutlaka  birisinin anası, bacısı, kızı veya karısıdır. Namussuzluk olan bu işi  nasıl yaparız? Bir hadis-i şerifte, <b>(Erkekler, namuslu olun ki, karılarınız kızlarınız da namuslu olsun) </b>buyuruluyor. Karımızın kızımın namussuz olmasına sebep olmamız kadar ahmaklık var mıdır? <br /><b><br />g- </b>Atalarımız  da çalma elin kapısını çalarlar kapını buyuruyorlar. Kapımızın  başkaları tarafından çalınmaması için kimseye kötü gözle bakmamamız  gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kadınlara yaklaşmayın<br />Sual:</b> Kur’anda <b>(Zina etmeyin) </b>denmeyip de, niye, <b>(Zinaya yaklaşmayın)</b> deniyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet, Kur’an-ı kerimde, <b>(Zinaya yaklaşmayın) </b>buyuruluyor. <b>(İsra 32)<br /></b><br />Yine, Kur’an-ı kerimde, <b>(Ana ve babanı dövme)</b> denmez; ama, <b>(Ana babana öf deme)</b> buyurulur. <b>(İsra 23)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Bu âyet-i kerimede öf demeden maksat, onlara üzücü bir şey söyleme demektir. <b>(Beydavi)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>Burada, en hafifi söylenerek, bundan bile sakınılması, böylece daha kötü olan işe yaklaşılmaması emredilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Zinaya yaklaşmayın)</b> ifadesi de, zinaya götürecek sebeplerden, hallerden, hareketlerden ve  işlerden sakının demektir. Yani erkekler için, yabancı kadınları  düşünmeyin, onlara gülümsemeyin, onlara selam vermeyin, ihtiyaç  olmadıkça onlarla konuşmayın, hal hatır sormayın, yüzlerine karşı dua  etmeyin, onlara mektup, mesaj yazmayın, mailleşmeyin, chat yapmayın,  onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın,  yalnız bir odada kalmayın, dans etmeyin vesaire demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınlar  için de, dikkati çekici elbise giyinmeyin, kocanızdan başkasına makyaj  yapmayın, ziynetlerinizi göstermeyin, koku sürünerek sokağa çıkmayın,  onların görebileceği yerlerde durmayın, onlarla selamlaşmayın,  tebrikleşmeyin, yüzlerine karşı dua etmeyin, tokalaşmayın vesaire  demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kadınların erkeklere bakması<br />Sual: </b>Kadınların, yabancı erkeklere şehvetsiz bakması, caiz değil midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Şehvetsiz,  ihtiyaç kadar, avret yeri açık olmayan yabancı erkeklere bakmak  caizdir. Şehvetten emin olan kadının yabancı erkeğe bakması, erkeğin  erkeğe veya erkeğin, mahremi olan kadınlara bakması gibi caizdir, yani  günah değildir. Şehvetle bakması ise, haram olur. Ancak ben şehvetsiz  bakıyorum diyerek, yabancı erkeklere bakmayı âdet haline getirmesi,  ihtiyaçsız bakması uygun olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Telefonla sohbet<br />Sual:</b> (Kendileri görülmediği için, namahremle telefonla sohbet, mesajlaşmak  veya mailleşmek caiz olur) deniyor. Bunda bir ölçü yok mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>İhtiyaçsız konuşmak caiz olmaz. Kur’an-ı kerimdeki, <b>(Zinaya yaklaşmayın)</b> ifadesi, zinaya götürecek sebeplerden, hallerden, hareketlerden ve  işlerden sakının demektir. Mesela erkekler için, yabancı kadınları  düşünmeyin, onlara gülümsemeyin, ihtiyaç olmadıkça onlarla konuşmayın,  selam vermeyin, hal hatır sormayın, onlar duyacak şekilde dua etmeyin,  onlara mektup, mesaj yazmayın, mailleşmeyin, chat yapmayın, onların  seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın gibi anlamlara geldiği kitaplarda  yazılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çamaşıra bakmak<br />Sual:</b> Yabancı kadının iç çamaşırlarına bakmak caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Şehvetle bakmak haramdır. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Televizyondaki görüntü<br />Sual:</b> Yabancı kadınların, resimlerine ve bilgisayar veya televizyondaki görüntülerine bakmak caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kadınların,  saç, kol gibi bakılması haram olan yerlerinin, aynadaki veya sudaki  görüntülerine şehvetsiz bakmak caizdir. Bunları görmek, kendilerini  görmek gibi olmaz. Resimlerine, televizyondaki ve bilgisayardaki  görüntülerine bakmak, aynadaki hayallerine bakmak gibidir. Hepsine  şehvetsiz bakmak caiz olup, şehvetle bakmak veya şehvete sebep olacak  görüntülerine bakmak haramdır. Yani şehvete sebep olacak görüntüyse,  şehvetsiz de olsa, buna bakmak haramdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Harama sebep olmak<br />Sual:</b> Televizyon ve gazetedeki şehvete sebep olmayan görüntülere, şehvetsiz  bakmak caiz olduğuna göre, bunları yayınlamak da caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bunlara şehvetle bakanlar da çıkacağı için, şehvete, harama sebep olan fotoğraf ve görüntüleri yayınlamak caiz olmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hanım hakkı</title>
		<link>https://islamdini.de/hanim-hakki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 08:53:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/hanim-hakki/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Hanımla iyi geçinmenin yolu nedir?CEVAPHanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur&#8217;an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir. Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/hanim-hakki/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Hanımla iyi geçinmenin yolu nedir?<br /><b>CEVAP</b><br />Hanımının  güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır!  Kur&#8217;an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği  bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden,  hanımı ile iyi geçinir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı  küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak  kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının  testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, &#8220;Testiyi  niçin kırdın?&#8221; bile dememiş, hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Osman  el-Hattab hazretlerinin komşusu, Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece  dışarı çıktım eski bir hasıra sarılı birinin dışarıda yattığını görüp  (Sen kimsin, burada niçin yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman  el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni evden kovduğu için sokağa çıktım, onun  kızgınlığı gidinceye kadar burada yatmaya karar verdim) dedi.<br /><b><br />Huysuz hanım<br /></b>İbni  Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına  geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi.  Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak  kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla elimden  kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması mümkün  olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak durmaya  çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) </b>[Müslim]<br /><b><br />(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) </b>[İbni Lal]<br /><b><br />(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) </b>[Tirmizi]<br /><b><br />(Müslümanların  en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin  aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) </b>[Nesai]<br /><b><br />(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">(Namazları  kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla  meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek  değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını  çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez. <br />Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: <br /><b>(İyi  kadınlar, Allah’a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları  yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah’ın yardımı ile  korurlar.) </b>[Nisa 34]<b><br /></b><br />Eve gelince hanımına selam verip  hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o  başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert  ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli  ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<b> </b><br /><b>(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) </b>[R.Nasıhin]<br /><b><br />(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) </b>[Müslim]<br /><b><br />(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) </b>[R.Nasıhin]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) </b>[İ.Lâl]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Huzurun anahtarı tebessümdür <br />Sual:</b> Akşama kadar yemek, çamaşır, dikiş gibi ev işleriyle uğraşıyorum. Beyim  gelince yorgunluğumu dinlendirmesini arzularım. Kapıdan asık suratla  girer. Gülümsediği yok. Selam vermez. Bir gün kazara yemek tuzlu olsa,  küser yemek yemez. Hiç takdir ettiği bir şey yok. Hep kusur araştırır.  Bu adam nasıl düzelir?<br /><b>CEVAP</b><br />Kocasından şikayet eden  hanımlar, hanımından şikayet eden erkekler, sanki dertlerine deva  olacakmışız gibi bizden tavsiye bekliyorlar. Biz zaten devamlı  yazıyoruz. Biraz da kendilerinin uyması, dikkat etmesi lazım. Genelde  kavga, iki taraftan oluyor. Biri susar, özür dilerse kavga büyümez. Her  iki taraf da ben haklıyım dediği sürece kavga bitmez. Suç genelde  erkeklerde oluyor. Hanımını idare edemeyen erkek aciz demektir. Hanımını  kötü yola düşüren de erkeklerdir. Hanımını kötü yerlere götürüyor,  hanımı kötülük işleyince de, suçu hanıma yüklüyor. Hanım suçsuz demek  istemiyoruz. Fakat asıl suçlu kocasıdır. Ona iyi bir ortam sağlamalıdır.  Sağlamaktan aciz olan da evlilik sorumluğunu yüklenmemelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her iki taraf da ben haklıyım diyor. O evde hiç kavga biter mi? Bir erkek de şöyle yazmış:<br />(Evimiz  düzensiz. Hanım, doğru dürüst yemek pişirmez. İçeride pasaklı, dışarı  giderken süslüdür. Çok konuşur, dinlemesini bilmez ve müsriftir.)</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç  tavsiyemiz var. Fakat tavsiyeden, nasihatten ne çıkar dememelidir!  Uyana, dinleyene çok şey çıkar. Yeter ki uyulsun, dinlenilsin. Çünkü  Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: <br /><b>(Nasihat müminlere elbette fayda verir.) </b>[Zariyat 55]</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br /><b>(Ahlakınızı güzelleştirin.) </b>[İbni Lâl]</p>
<p style="text-align: justify;">Ahlakı  değiştirmek mümkün olduğu için böyle buyurulmuştur. Zaten din, güzel  ahlak demektir. Şu halde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan,  huyunu değiştirip güzel ahlaklı olur. Güzel ahlaklı olan da iki cihanda  rahat olur. Şimdi esas konuya geçelim!<br /><b><br /></b>Kusursuz kul olmaz.  Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır, kusursuz eş arayan bulamaz.  Yiğitlik, kusurlu insanla iyi geçinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Evde hiçbir şeyi  kusurlu bulmamalıdır! Tenkit, münakaşa, bir yuvanın yıkılmasına veya  huzursuz hale gelmesine sebep olur. Şunu iyi bilmeli ki, yalnız  karı-koca değil, hiç kimse tenkitten hoşlanmaz. Herkes takdir bekler.  Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine dikkat ederler.  Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da güzel yakışmış)  dersek, bir şey kaybetmeyiz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi geçinmek için  yalan söylemeyi bile caiz görmüştür. Hele haklı bir takdiri esirgemek  ahmaklıktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadın için en büyük mutluluk, kocasının  kendisini takdir etmesidir. Bilhassa kadınlar, basit şeylere dikkat  ederler. Bayramlarda, mübarek gecelerde, evlenme yıldönümlerinde ufak da  olsa bir hediye vermeyi ihmal etmemelidir!</p>
<p style="text-align: justify;">Kadının biri,  senelerce güzel yemekler yapar. Buna rağmen, beyinden en ufak bir  takdir, bir teşekkür görmez. Bir gün kapalı bir sahan içinde saman koyup  yemeklerle birlikte sofraya koyar. Beyi kabı açıp samanı görünce,  şaşırır, kızarak;<br />&#8211; &#8220;Bu ne, saman yenir mi? Ben hayvan mıyım?&#8221; diye çıkışır. Hanımı der ki:<br />&#8211;  Yıllardır nefis yemekler yapıyorum. &#8220;Beyim galiba iyiyi, kötüyü  ayıramıyor. Önüne ne konsa yer&#8221; diye düşünmüştüm. Şimdi, yalnız kötüyü  anladığın, iyiyi hiç anlamadığın meydana çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kötüyü tenkit  etmesini bilen, iyiyi de takdir etmekten aciz olmamalıdır! Takdirden  aciz olan da, tenkitten vazgeçmelidir! Beğendiği yemekler ve hizmetler  için teşekkür etmek gerektiği gibi, beğenmedikleri için de teşekkür  etmek gerekir. Çünkü, beğenilmeyen yemekler için de aynı hizmeti yapmış,  aynı gayreti göstermiştir. Onun için atalarımız, &#8220;An beni bir kozla da,  varsın çürük çıksın!&#8221; derler. Biri, bize bir ceviz ikram etse, o da  çürük çıksa, arkadaşa kızmak mı gerekir?<br /><b><br /></b>Yabancıya  gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine  göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela  yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde,  evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı şeyleri  mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz  anlaşılmış olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha  mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir  edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamber  efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa,  tebessüm ihmal edilmemelidir! Çünkü &#8220;Lisan-i hal, lisan-ı kalden  entaktır&#8221;, yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet,  tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi  gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir  meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslüman  güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı  mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu  unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır.  Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hanımla iyi geçinmek gerekir <br />Sual: </b>Ev  işlerinde çok gevşek olan, saliha bir hanımım var. Ütüyü geç yapar,  çamaşırları geç yıkar. Yemekleri tatsız tuzsuzdur. Bunu bırakıp da, dört  dörtlük birisiyle evlenmem uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Din  kitaplarında yazıyor ki, kadın çamaşır yıkamaya, yemek pişirmeye ve  hatta çocuğuna bakmaya mecbur değildir. Mecbur olmadığı işlerde onu,  çamaşırcı, aşçı, hizmetçi gibi kullanmaya kimsenin hakkı yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeryüzünde dört dörtlük kadın olmaz. Hepsinin iyi yönü olduğu gibi, kötü yönü de olabilir. Bir atasözü var. <b>(Elin karısı ele kız, elin tavuğu ele kaz görünür) </b>derler. Kadından çok şey beklemek, dini bilmemenin alametidir. Bir hadis-i şerif meali:<br /><b>(Kadın doğrultmaya çalışılırken, kırılabilir. Kırılması boşanması demektir.)</b> [Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildiriliyor. <b>Fudayl bin İyad </b>hazretleri,  (Eşim huysuzluk yapınca, dine aykırı bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o  şeye tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece, tevbemin  kabul edildiğini de anlardım) buyurdu. O halde Müslüman erkek, eşiyle  iyi geçinir. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br /><b>(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Allah&#8217;ın emanetine yumuşak olun, iyilik edin!)</b> [Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">Şu halde kimin emaneti olduğunu düşünmeli, Allah&#8217;ın emanetine hıyanet etmemeli.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkek  hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye  düşünmeli. Eşinin iyiliğini, iffetini, Allahü teâlânın büyük nimeti  bilmeli. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp,  her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmeli.  Çünkü uygun bir kadın, büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı  üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Yani bir  erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen sıkıntılara  katlanması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükâfatlara kavuşur)</b> [İ. Gazali]</p>
<p style="text-align: justify;">İyi Müslüman olmak için hanımla iyi geçinmek şarttır. Çünkü Allahü teâlâ, <b>(Onlarla iyi, güzel geçinin)</b> buyuruyor. (Nisa 19)</p>
<p style="text-align: justify;">İyi  geçinme, güzel geçinmek, ne demektir? İyi erkek, sadece eşine kötülük  etmeyen değil, eşinden gelen sıkıntılara da katlanandır. Eğer bir erkek,  eşinden gelen sıkıntılara katlanamıyorsa, iyi birisi olduğunu iddia  edemez, buna hakkı da yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Mürşid-i kâmil olan büyük zatlar,  talebelerine, (Hanımını üzeni sevmeyiz. Allahü teâlâ evin içini hanıma  verdi. Bir erkek evin içine ne kadar çok karışırsa, dünya ve ahirette  çok sıkıntı çeker) buyururdu.&nbsp;İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br /><b>(İman yönünden en üstün mümin, hanımına, en iyi davranandır.)</b> [Tirmizi]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Eşinin haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.)</b> [Mürşid-ün-nisa]</p>
<p style="text-align: justify;">Erkek,  eşinin yemeğine karışmaz, temizliğine karışmaz, ütüsüne, eşyaları  düzenlemesine karışmaz. Onun dünyası evidir. İstediğini yapar. Yemek  yapmamışsa, olsun peynir ekmek yeriz demesi gerekir. Tuzlu tuzsuz  yapmışsa ses çıkarmaz. Yemek yanmışsa hiç görmemesi gerekir. Eğer erkek  bunları yaparsa, kadın kocasına hayran olur, kendisi utanır, düzeltmeye  çalışır. Aksine niye böyle yapıyorsun denirse, iş çığırından çıkar.  Kadın zayıftır, tez üzülür, tez sevinir, çok şeyi bir anda silip atar.  Bütün iyiliklerini unutur. Bunun için boşama hakkı erkeğe verilmiştir.  Erkekten daha dirayetli kadın olmaz mı; elbette olur, ama istisnalar  kaideyi bozmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine büyük zatlar buyuruyor ki:<br />(Hanım, evde  hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın yapacağı iş  değildir. Bir Müslüman, hanımını nasıl üzer, akıl almıyor. Aklı olan  karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık  alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri  bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar  hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, mutluluğu sona  ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü,  onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona alışmamış olduğu  hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara  kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki bu  pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak huysuzluğun zararı  kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalı!  Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Allahü teâlânın rızasını  da kazanır!)</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadına kaşın böyle gözün şöyle demek, yani çirkinsin demek, öldürmekten beterdir. Bir arkadaş anlattı:<br />Yakın  akrabamız bir bayan, (Kocam bana esmersin, pasaklısın dedi, hiçbir  zaman “Güzelsin, seni seviyorum” demedi, hep kötü yönlerimi söyledi,  elin adamlarından güzel söz duyunca, ister istemez gönlüm o adamlara  düştü, kocamdan soğudum) dedi. Bu durumu iyi bilen bir arkadaş, oğlunu  evlendirirken (Aman oğlum, eşinle kavga etsen, kötü söz söylesen bile,  ona sen çirkinsin deme, her zaman güzel olduğunu söyle) derdi. Kızımla  annesi tartışınca, kız bana, (Baba bu köylüyü nereden buldun da aldın)  der. Ben de, (Ama annen güzeldi onun için) derim. Kavga biter hemen.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  de, daha önce başından bir evlilik geçmişse, hanım sorsa bile, eski  eşten kesinlikle bahsetmemelidir. Eski eşin adını sakın evde anmamalı.  Bir gün Peygamber efendimiz, vefat eden Hazret-i Hatice validemizi  anınca, kadınların en üstünü olan Âişe validemiz bile üzüldü. O üzülünce  kim üzülmez ki?</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın, erkek iyi geçinmek için yalan söyleyebilir. Bir hadis-i şerif meali:<br /><b>(Erkek, eşini, eşi de, beyini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.)</b> [Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">İbni  Erkam hazretleri, Hazret-i Ömer’e, (Eşim, beni sevmediğini söyledi.  Beni sevmeyen bir kadınla birlikte yaşayamam, ayrılmak istiyorum) dedi.  Hazret-i Ömer, kadına sordu:<br /><b>&#8211; Kocana, seni sevmiyorum dedin mi?<br /></b>&#8211; Evet dedim.<br /><b>&#8211; Niçin?<br /></b>&#8211; Bana sordu. Ben de yalan söyleyemedim. Yoksa burada yalana izin var mıdır?<br /><b>&#8211; Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz</b>.</p>
<p style="text-align: justify;">Hanımı idare etmek, onu haramdan korumak, neşelendirmek birinci vazife olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Evliya zatlar buyuruyor ki: <br /><b>(Talebeye ne yapılırsa, hocasına gider. Evlada yapılan bir şey, babaya yapılmış gibidir. İyilik de kötülük de.)</b></p>
<p style="text-align: justify;">O halde büyükleri üzmemek için saliha hanımla iyi geçinmek zorundayız.</p>
<p style="text-align: justify;">Saliha  hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin kıymetini  bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocukları  kavgalı, stresli bir ortamda yetiştirmemeli. Yarının büyüğü olarak  yetiştirmeli. Ivır zıvır şeylerle bu hayatı kendimize, çoluk çocuğumuza  zehir etmemeliyiz. Problemli ailelerin çocuklarıyla kimse oğlunu kızını  evlendirmek istemez. Bu da ayrı bir konu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dine uymamaktan ileri gelir. Bir zat anlatır:<br />(Bir  gün bana bir arkadaş geldi. Hanımı ile hiç geçinemiyormuş. Evde her gün  basit şeyler yüzünden tartışma oluyormuş, bıkmış bu tartışmalardan,  artık ondan ayrılmak istiyordu. Bunların münakaşaları yüzünden iki taraf  aileleri de birbirine girmiş. Hanımı bunun tarafına, bu da hanımının  tarafına düşman vaziyette. Kanlı bıçaklı deniyor ya aynen öyle imişler.  Yine bir gün perişan bir vaziyette geldi, hiçbir nasihat dinleyecek  halde değildi. Ya Rabbi, ben buna ne diyeyim diye düşündüm. Sonra ona, “<b>Ayrılsan da fark eden bir şey olmayacak, bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan git yap</b>” dedim. Bu sözü duyan arkadaş şok oldu, rengi attı, yine perişan bir durumda çıkıp gitti.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra  arkadaşlardan ve kendisinden dinlediğim için ne yaptığını anlatayım.  Kapıdan çıkar çıkmaz özel kalemdeki arkadaşlarla helalleşmeye başlamış.  Rastladığı herkesle helalleşiyormuş. Eve gidince kavgalı hanımına,  (Hatun gel demiş, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım,  istediğini alamadım, hakkına riayet edemedim, ne olur beni affet, bana  hakkını helal et) demiş. Tabii bunu ağlamaklı diyor, gerçekten diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hanımı  bakmış, Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor, acımış  ona, bey demiş, sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni  çok üzdüm demiş. Başlamışlar ağlamaya, sarılıp ağlaşmışlar. Sonra adam,  kavgalı olduğu kayınpederlerine gitmiş. Aynı şekilde onlardan ağlamaklı  olarak özür dilemiş, size iyi evlatlık yapamadım, hizmet edemedim, ne  olur beni affedin, hakkınızı helal edin demiş. Onlar da şaşırmışlar,  yavrum demişler, sen hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi hoş  göremedik, sizin aranızı çok zaman biz bozduk. Sen bizi affet, hakkını  helal et diyerek ağlaşmışlar. Sonra hanımı da bunun kavgalı olduğu  annesine babasına gitmiş. Aynı şekilde o da onlardan özür dilemiş, size  iyi gelinlik yapamadım, çok edepsizlik ettim, sizi çok üzdüm demiş,  helallik istemiş. Onlar da aynı şekilde mahcup olup, asıl sen bizi affet  hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi çok üzdük demişler,  sarılıp ağlaşmışlar. Evde ise her gün sanki Cennet hayatı yaşıyorlar.  Karı koca birbirlerine hizmet ediyor, terlik vesaire getiriyorlarmış.  Bir dedikleri iki olmuyormuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama arkadaş, benim sözümü hiç  söylememiş. Bir ayın dolması için günleri sayıyormuş. Günler yaklaştıkça  bunun iyiliği artıyormuş, geceleri ibadeti artıyormuş. Bunun iyiliği  artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artıyormuş. Derken bir ay  dolmuş. Ha bugün öleceğim derken, nedense ölmemiş. Kesin bir ay denmedi,  bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var diye düşünmüş. Birkaç gün  daha beklemiş, yine ölmemiş. Sonra yanıma geldi, odadan içeri girince,  (Efendim ben ölmedim) dedi. Ne ölmesi dedim. Efendim siz bana demiştiniz  ki bir ay kadar ömrün kaldı, o bir ay doldu ama ben ölmedim. Kardeşim,  ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir  gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez.  Şu andaki hayatından memnun musun dedim. Evet hiç tartışmamız olmuyor  dedi. Haydi böyle devam edin dedim. İki çocukları oldu, gül gibi geçinip  gidiyorlar. Bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor,  unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çeşitli sual ve cevaplar</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Hanımdan ayrılınca da mehrini vermek gerekir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hanımından  ayrılan erkeğin, hanımının mehrini vermesi gerekir. Mehr kul hakkıdır.  Peygamber efendimiz, günahları, haramları sayarken buyuruyor ki: <br /><b>(Hevesi geçince hanımını bırakıp mehrini vermemek. Çalıştırdığı işçiye ücretini vermemek. Zararsız hayvanı sebepsiz öldürmek.)</b> [Hakim]<br />Erkek hanımını ahlaksızlığı sebebiyle de boşasa, yine mehrini verir. Çocuk erkeğe verilmişse, kadına ayrıca nafaka verilmez.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Evleneli  yedi sene oldu. Kocamla beraber olamadık. Yani kusur kocamdadır. Artık  ayrılmaya karar verdim. Dinen ayrılmak istemem günah olur mu? Kocam  ayrılmamı istemiyor, ayrılmak istiyorum dediğim zaman ağlıyor. Doktora  da gitmiyor. Psikolojik bir rahatsızlığı var. <br /><b>CEVAP <br /></b>Seadet-i Ebediyye’de diyor ki: <br />(Kendinde  engel bulunmayan kadın, zevcinin innin yani hadım, iktidarsız olduğunu  anlarsa, nikahın feshi için, çok zaman sonra bile, dava açabilir. Erkek  inkâr ederse, kadı yani hakim bir ebeye muayene ettirir. Zevceyi bakire  bulursa, bir yıl sonra tekrar muayene ettirir. Yine bakire bulunursa  aralarını tefrik eder [ayırır]. Tam mehrini verir ve kadının da iddet  beklemesi lazım olur. Bir kere cima yapınca kadının dava açma hakkı  kalmaz ise de, birden fazlasını terk etmesi günah olur. İnnin,  ihtiyarlık, tenasül hastalığı veya büyü sebebi ile cima yapamayandır.)<b> <br /></b><br /><b>Sual:</b> Beyimin borcu var. Ben de bu borcumuzu daha çabuk ödeyip, sıkıntıdan  kurtulmak için gayrimüslim hanımların yanında çalışıyorum. Uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bayan  çalışmaya mecbur değildir. Kendi arzunuzla erkeklerin olmadığı bir yer  varsa, yani günah işlemeden çalışma imkanı varsa çalışabilirsiniz.  Beyinizin borcu sizi ilgilendirmez.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kocam zengin. Ne kendi güzel giyiniyor, ne de bize alıyor. Doğru mu yapıyor?<b><br />CEVAP<br /></b>Zengin  bir kimsenin, durumuna uygun giymemesi ve ev halkına da aynı şeyi  yapması doğru değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Allahü teâlâ, sana bir mal verdiği zaman, bu nimet ve ikramın eseri, senin üzerinde görülsün.)</b> [Ebu Davud]<br /><b><br />(Allahü teâlâ, birinize mal ihsan ettiğinde, ikrama, önce kendisinden ve ev halkından başlasın!)</b> [Müslim]<br /><b><br /></b><b>Sual:</b> Beyim beni, Avustralya’ya götürmek istiyor. Burada çok tanıdıklarımız  var. Durumumuz da iyidir. Ben de tanımadığım gayrimüslim ülkeye beni  götürme diye itiraz ediyorum. Yakınlarım beyine itiraz etmek günahtır  diyorlar. Burada itiraz hakkım yok mu, yani götürme beni demem günah  mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bu konuda itiraz etmeniz günah olmaz. <b>Hindiyye</b>&#8216;de  (Zamanımızda, erkek, hanımı istemezse, onu başka memlekete götüremez)  diyor. Bu bakımdan bir zaruret yoksa götürmemeli, huzursuzluğa sebep  olmamalıdır. Orada rahat edecekseniz zaten siz de itiraz etmezsiniz.  Böyle işlerde anlaşarak karar vermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Hanımı başka memlekete götürmek uygun değil deniyor. Ben hanımımı İstanbul’dan Erzurum’a, Konya’ya götüremez miyim? <br /><b>CEVAP<br /></b>Gezdirmeye  her yere götürürsünüz elbette. Onu Konya’ya, Erzurum’a yerleştirip  kendiniz zaruretsiz İstanbul’da ikamet etmeniz uygun olmaz. Onu kendi  ikamet ettiğiniz yerde, akrabalarının ikamet ettiği yerde  bulundurmalısınız. Bir de kadın razı olmadıkça, onu memleketindeki  akrabalarının yanından alıp başka memlekette ikamete zorlamak da uygun  değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Erkek, hanımı razı olmadığı halde, çocuk olmaması için tedbir alabilir mi veya hanımını tedbir almaya zorlayabilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hayır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Cehenneme  müstahak olan kadın, kocası, babası, kardeşi ve oğlu olmak üzere, dört  erkeği de, beraberinde götürecekmiş. Bu dört erkek, bu kadının hangi  hallerinden sorumludur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Engel olabildikleri bütün  günahlarından sorumludur. Babası, kardeşi daha çocukken ona ehl-i sünnet  itikadını öğretmeli, namaz kıldırmalı, tesettüre riayet ettirmeli,  haramlardan ve ileride haram işlemesine sebep olacak işlerden, uzak  tutmalıdır. Evlenecek çağa gelince de, dinini bilen salih birisiyle  evlendirmelidir. Evlendikten sonra kocasının sorumluluğu da başlar. Oğlu  olur ve çocuğu akıl baliğ olunca, onun sorumluluğu da başlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nafaka parası</b><br /><b>Sual: </b>Beyim,  bana harçlık vermiyor. Evin ihtiyaçları için bıraktığı paraların bir  kısmını, yakınlarıma alacağım hediyeye vermem caiz midir? Bir de,  kayınvalidemin kocası olmayıp, fakir olduğu için yanımızda kalıyor.  Kayınvalidem, oğlunun cebinden para alıp harcayabilir mi?<br /><b>CEVAP</b><br />Erkek,  hanımının veya annesinin parasını onlardan izinsiz harcayamadığı gibi,  siz de, kayınvalideniz de, beyinizin parasını ondan izinsiz  harcayamazsınız. Nafakaya dâhil olan yiyecek ve giyeceği almıyorsa, aç  ve açıkta bırakıyorsa, o zaman sadece, nafaka kadarını almak caiz olur;  çünkü erkek, hanımının da, annesinin de, nafakasını vermeye mecburdur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>İzinsiz hacca gitmek<br />Sual: </b>S. Ebediyye’de <b>(Zevcesinden izinsiz sefere, hatta nafile hacca gitmemeli) </b>deniyor. Bu, gitmesi haram mı demek, yoksa hanımıyla iyi geçinmek için izin almalı anlamında mıdır?<br /><b>CEVAP<br /></b>İyi  geçinmek için, izinli gitmeli anlamındadır. Eğer, erkek nafaka  bırakmadıysa, hanımından izinsiz hacca gitmesi de haram olur. Nafaka  bırakmışsa, izin vermese de gidebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
