<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İman-İtikat &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/iman-itikat-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 Dec 2010 05:39:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası</title>
		<link>https://islamdini.de/tecdid-i-iman-ve-tecdid-i-nikah-duasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 05:39:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/tecdid-i-iman-ve-tecdid-i-nikah-duasi/</guid>

					<description><![CDATA[Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba&#8217;sü ba&#8217;delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/tecdid-i-iman-ve-tecdid-i-nikah-duasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Her müslümanın, çocuklarına <b>(Amentü  billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi  hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba&#8217;sü ba&#8217;delmevti hakkun Eşhedü en La  ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü)</b> ezberletmeli,  manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman  değildir, mürted olur</p>
<p align="justify"><b>Tecdid-i İman Duası<br /> </b>Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve  bid&#8217;at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid&#8217;at, fısk  olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum,  bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin  evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır.  Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman  ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur. <b></p>
<p> (Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü  bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü  billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi  hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ  ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh.)</b></p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b>Tecdidi İman ve Nikah Duası<br /> </b>Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki şahit  yanında, <b>(Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve  tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) </b>denir. </p>
<p> Şu duayı da okumak iyi olur:</p>
<p>{yootooltip title=[<b><b style="color: #1b5fe3; text-decoration: underline;">Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe  illallah Muhammedün resulullah</b></b>] width=[500]}<img decoding="async" alt="031" src="images/stories/dualar/031.jpg" height="92" width="459" />{/yootooltip}</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendim demek</title>
		<link>https://islamdini.de/efendim-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 05:36:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şirk ve tehlikeli sözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/efendim-demek/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?CEVAPTazim [hürmet] edilmesi emredileni tahkir [aşağılamak] ve tahkir edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)Hadis-i şerifte, (Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken, efendim demeyin) buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)Saygı için efendim demek küfürse de,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/efendim-demek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?<br /><b>CEVAP<br /></b>Tazim [hürmet] edilmesi emredileni tahkir [aşağılamak] ve tahkir edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. <b>(Birgivi vasiyetnamesi şerhi)<br /></b><br />Hadis-i şerifte, <b>(Münafık</b> [ve her çeşit kâfir] <b>ile konuşurken, efendim demeyin)</b> buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. <b>(Berika)<br /></b><br />Saygı için efendim demek küfürse de, âdet olan kelimelerle hitap etmek küfür olmaz. Telefonda bir gayrimüslime, <b>buyurun efendim</b> demek küfür olmaz, çünkü âdet böyledir. Gayrimüslime selam vermek de  küfürdür, çünkü kâfire dua edilmez. Selam da duadır, ancak iş düşünce  âdet olarak selam verilebilir. Onlar zaten selamı bilmez. Onlar gibi  söylemekte, mesela <b>Bonjour, Good morning, Guten morgen, Günaydın, İyi günler </b>veya<b> İyi akşamlar </b>demekte mahzur yoktur.</p>
<p><b>Mister, Miss, Mösyö, Madam, Matmazel</b> gibi kelimeler de böyledir. Mailin, mektubun sonuna, <b>Sincerely</b> yazılıyor. Sayın anlamında <b>dear</b> deniyor. Bunlar saygı için değil, âdet olduğu için söyleniyor. Bir de,  gayrimüslimi üzmemek için de, bu kelimelerin kullanılması caizdir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maksudun mabudundur</title>
		<link>https://islamdini.de/maksudun-mabudundur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 05:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şirk ve tehlikeli sözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/maksudun-mabudundur/</guid>

					<description><![CDATA[Maksudun mabudundur Sual: Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun yani arzu ettiklerin, mabudun olur) sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?CEVAPİmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:Bir insanın maksudu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/maksudun-mabudundur/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="left"><span class="baslik"><b>Maksudun mabudundur</b></span></div>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Tasavvuf büyüklerinin, <b>(Maksudun yani arzu ettiklerin, mabudun olur)</b> sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />Bir  insanın maksudu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele  geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya  katlandığı, hiç vazgeçmediği şeyse, bu maksudu, mabudu olur, yani arzu  ettiği şey mabudu olur, arzusuna ibadet etmiş olur; çünkü ibadet,  zilletin, son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için,  Ondan başka maksud, Ondan başka murat olmamak lazımdır. Bunun için de, <b>(La ilahe illallah)</b> derken, Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. Bu manayla, bu  kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksudları kalmaz. Ondan  başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabudumuz yoktur sözleri  doğru olur ve çeşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka maksud  bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud bırakmamaya kavuşmak, imanın  kâmil olması için şarttır ve Evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde  bulunan mabudlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana  kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez. İslam dininin esası, temeli,  kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır; çünkü  insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır. Bunun için, İslamiyet diyor ki,  bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin İslamiyet’in  dışına çıkarsa, [bir farzı bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı,  orucu bırakır veya içki içer, açık gezerse], bu maksudu, onun mabudu  olur, ilahı olur. Maksudu için İslamiyet’in dışına çıkmazsa, onu ele  geçirmek için, haram işlemezse, İslamiyet, o maksudu reddetmez, men  etmez ve onu maksud bilmez. Onun maksudunun yine yalnız Allahü teâlâ ve  Onun dinini gözetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede,  yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet’e  olan arzusunun miktarına yetişememiştir. <b>(c.3, m.3)<br /></b><br />Demek  ki bir şeyi yaparken Allahü teâlânın rızası için yapıyorsak, o şey  mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan kurtulmak, dinini daha iyi  yaşayabilmek için evlenen kimsenin evliliği, onun mabudu olmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhtiyarlık nimeti</title>
		<link>https://islamdini.de/ihtiyarlik-nimeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ihtiyarlik-nimeti/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Müslüman olarak ihtiyarlamanın, dindeki fazileti nedir? CEVAP Müslüman, nimetlere konmuş kimse demektir. Müslüman olarak ihtiyarlamak daha büyük nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ buyuruyor ki: İhtiyarlık, nurumdur. Nuruma, narımla [Cehennem ateşiyle] azap etmekten hayâ ederim. O halde siz de, benden hayâ edin!) [Ebu-ş-şeyh] (Hak teâlâ, Müslüman olarak ihtiyarlayana,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ihtiyarlik-nimeti/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Müslüman olarak ihtiyarlamanın, dindeki fazileti nedir?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Müslüman, nimetlere konmuş kimse demektir. Müslüman olarak ihtiyarlamak daha  büyük nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</p>
<p> <strong>(Allahü teâlâ buyuruyor ki: İhtiyarlık, nurumdur. Nuruma, narımla </strong> [Cehennem<strong> </strong>ateşiyle]<strong> azap etmekten hayâ ederim. O halde siz de, benden  hayâ edin</strong>!) [Ebu-ş-şeyh] </p>
<p> <strong>(Hak teâlâ, Müslüman olarak ihtiyarlayana, azap etmekten hayâ eder.)</strong> [Hatib]</p>
<p> <strong>(Müslüman olarak ihtiyarlayana, ikram eden, Nuh aleyhisselama ikram etmiş  gibi sevab alır. Nuh aleyhisselama ikram eden de, Allahü teâlâya ikram etmiş  olur.)</strong> [Hatib]</p>
<p> Resulullah efendimiz, Allahü teâlânın, yemin ederek, <strong>(Müslüman olarak  ihtiyarlayana azap etmekten hayâ ederim)</strong> buyurduğunu bildirdikten sonra,  ağladı. Sebebi sorulunca, <strong>(Allahü teâlâ, kendisinden hayâ ettiği halde, Ondan  hayâ etmeyene ağlıyorum)</strong> buyurdu. <strong>(Beyheki)</strong></p>
<p> <strong>1-</strong> Kırk yaşına giren Müslüman, cinnet, cüzzam ve baras hastalıklarından  emin olur.<br /> <strong>2</strong>&#8211; Elli yaşına girenin hesabı hafifler.<br /> <strong>3-</strong> Altmışına giren salih Müslüman, şehit olarak ölür. <br /> <strong>4-</strong> Yetmişine gireni, Allahü teâlâ ve melekleri sever.<br /> <strong>5-</strong> Seksenine girenin günahları yazılmaz, sevabları yazılır.<br /> <strong>6-</strong> Doksanına girenden hesap sorulmaz. Aile halkına şefaatçi olur. <strong> (Deylemi, Ebu Ya’la)</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölmek felaket değildir</title>
		<link>https://islamdini.de/olmek-felaket-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/olmek-felaket-degildir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Efendim, gencim ama ben ölümden çok korkuyorum. Bana ne tavsiye edersiniz? CEVAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Ölmek felaket değildir. Öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini almamak felakettir. Senin yaşta iken günahı azken ölmek elbette büyük nimet olur. Bizim her gün günahımız artıyor. Ölümü günde yirmi kere düşünen şehid…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/olmek-felaket-degildir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Sual:</strong> Efendim, gencim ama ben ölümden çok korkuyorum. Bana ne tavsiye  edersiniz?<br /> <strong>CEVAP</strong> <br /> İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br /> Ölmek felaket değildir. Öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini  almamak felakettir.</p>
<p> Senin yaşta iken günahı azken ölmek elbette büyük nimet olur. Bizim her gün  günahımız artıyor. Ölümü günde yirmi kere düşünen şehid olarak ölür. Hep ölümden  bahsetmek sünnettir. Ölümden kaçış olmaz. Ölüm, sevgiliyi sevgiliye kavuşturan  köprüdür.</p>
<p> Ölüm müslümana hediyedir. Ölüm, ölmemek üzere doğuştur. Ölüm olmasaydı bu hayat  hiç çekilir miydi? Ölüm, müslümanın teselli kaynağıdır, hasretidir. Hatta bir  evliya zat buyurur ki, (Ben Azrail aleyhisselamı Cebrail aleyhisselamdan daha  çok seviyorum). Derler ki efendim hikmeti ne? (Çünkü o beni Rabbime  kavuşturuyor) cevabını verir.</p>
<p> Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: <br /> Allahü teâlâya kavuşturduğu için, ölüm sevilir. Sevdiğim kimsenin kalmasını da,  ölmesini de severim. Dost dosta kavuşmak istemez mi? Azrail aleyhisselam,  İbrahim aleyhisselamdan ruhunu almak için izin istediğinde, <strong>(Nasıl olur,  Dost, dostun canını alır mı hiç?)</strong> dedi. Allahü teâlâ, Azrail aleyhisselam  ile haber gönderip, <strong>(Dost dosta kavuşmaktan kaçınır mı?) </strong>buyurunca, <strong> (Ya Rabbi, Ruhumu hemen al!)</strong> diye dua eyledi.</p>
<p> <strong>Sual:</strong> Ölüm acısından çok korkanın, ne yapması gerekir?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Müslüman, Allah’ın dostudur. Dostlara ölüm acısı olmaz. Acı olmayınca,  korkmak lüzumsuz olur. Allahü teâlâ, Azrail aleyhisselama buyurdu ki:<br /> <strong>(Dostlarımın canını kolay al, düşmanlarımın canını güç al!)</strong> [Cennet Yolu  İlmihali]</p>
<p> Yasin-i şerif okumak, çok faydalıdır. Faydalarından birisi de, eceli gelen hasta  ölüm acısı duymaz. Ayrıca, her zaman abdestli bulunmaya çalışmalı. Abdestli iken  ölenlere, şehit sevabı verilir. Peygamber efendimiz, <strong>(Abdestli olarak ölen,  ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest, imanlı olmanın alametidir. Namazın anahtarı,  bedenin günahlardan temizleyicisidir) </strong>buyuruyor. Şehitler, ölürken, kabirde  verilecek olan Cennet nimetlerini görerek, çok sevinir, çok neşelenir. Ölürken  hiç acı duymaz ve Cennet nimetlerine kavuşurlar. Bir hadis-i şerif meali  şöyledir: <br /> <strong>(Müslümanın kabri, Cennet bahçesidir.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p> <strong>Sual: </strong>Ölmeyi istemek günah mıdır?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Dünya sıkıntılarından kurtulmak için, ölümü istemek mekruhtur. Fitnelerden  uzak kalmak ve günaha düşmemek için istemek caiz olur. <strong>(Hindiyye)</strong></p>
<p> <strong>Sual:</strong> Kâfirlere de ölüm faydalı olur mu?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Evet, küfrün devamına, azabın artmasına mani olur.</p>
<p> Aynı şeyler için ya Cennete ya Cehenneme gideceksin<br /> [Büyüklerin sözleri] </p>
<p> * Dünya, zıll-i zâildir, yani yok olan bir gölge, bir görüntüdür. Aynadaki  görüntü gibi. Bu görüntü ahiretin görüntüsüdür. Ahirette ne var, Cennet,  Cehennem. İbadetlerimiz, iyiliklerimiz, Cennetin dünyadaki görüntüsüdür.  Günahlar, kötü yerler, karanlık sıkıntılı izbe yerler de Cehennemin  görüntüsüdür. </p>
<p> * Cennetlik, Cennetlik işleri, Cehennemlik olan da Cehenneme götürücü işler  yapar. Demiri çürüten, kendi pası olduğu gibi, insanı Cehennemlik eden de kendi  günahlarıdır. Mıknatıs demiri nasıl kendine çekiyorsa, haramlar Cehenneme,  ibadetler Cennete çeker. Kıyamette nereye gitmek istiyorsak, ona göre hazırlık  yapmalıyız. Ahirette Cennet ve Cehennemden başka yer yoktur. Cennete girmek  için, doğru iman sahibi olmak ve dine uymak gerekir. Cehenneme götürücü  tuzaklara yakalanmamalı. Bu tuzaklar şöyle bildiriliyor: <strong>(Dünya hayatı ancak  bir laib</strong> [oyun], <strong>lehv</strong> [eğlence], <strong>ziynet</strong> [süs], <strong>aranızda  tefahür </strong>[övünme] <strong>ve mal ve evlâdı çoğaltma isteğinden ibarettir.) </strong> [Hadid 20] Bunların bir tanesine yakalananın gönlü ölür. Çalışın ve  nefslerinizi, içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın. </p>
<p> Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri Allah&#8217;ın ilmine havale edin. Öbür âleme  geçmeden önce bir şey hazırlayın ki, oraya vardığınızda karşınıza çıksın. Çünkü  Allahü teâlâ, buyuruyor ki: <strong>(O gün</strong> [kıyamette] <strong>herkes, dünyada ne  hayır yapmışsa, onu karşısında hazır bulacak, ne kötülük yapmışsa, onlarla kendi  arasında uzun bir mesafe olmasını arzu edecektir. Kullarına karşı şefkatli,  esirgeyici olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.) </strong>[Al-i imran 30]</p>
<p> O halde, Allah&#8217;tan korkun, yani Onun emir ve yasaklarına riayet edin. Sizden  önce gelip geçenlerden de ibret alın. Unutmayın ki, yarın küçük büyük bütün  davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız.</p>
<p> * Rızk mukadderdir. Yani herkesin rızkı bellidir, artmaz eksilmez, rızkını  almadan dünyadan ayrılmaz. İsteyene helalden gelir, isteyene haramdan. Gelen  miktar aynıdır. Ecel mukadderdir. Yani herkesin ömrü bellidir, uzamaz kısalmaz,  vakti dolunca dünyadan ayrılır. Kaza ve kader, hayır ve şer, zaten imanın  şartlarındandır. Peki, daha ne diye isyan ediyorsun, daha ne diye  şükretmiyorsun? Rızkın belli, ömrün belli, başına gelenler Allah&#8217;tan. İster  isyan et, ister şükret. Değişen bir şey yok. İsyan edenin yeri Cehennem,  şükredeninki Cennet. Yani aynı şeyler için, ya Cennete gideceksin ya Cehenneme.</p>
<p> * Dünya misafirhanedir. Dünyayı ele geçirmek için ahireti vermek ve insanlara  yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır. Göğsünü kıbleden çevirenin  namazının bozulduğu gibi, yüzünü İslamiyet&#8217;ten çevirenin hem dünyası hem ahireti  bozulur. </p>
<p> * Laf ile Müslümanlık olmaz. Dinin emir ve yasaklarına önem vermeyenin imanı  gider. Önem vermemek, işlediği günaha üzülmemek demektir.</p>
<p> * Dinin en büyük düşmanı cehalettir. Cahillik Cehenneme götürür. </p>
<p> * Kıyamet derdini bilseydiniz, dünyada dert diye bir şey tanımazdınız. Bütün  geçimsizlikler, ölümü unutmaktandır. </p>
<p> * İnsanların çokluğu, dilediklerini yapmaları, gaflet içinde yaşamaları sakın  seni de gaflete düşürmesin. Sen tek olarak öleceksin, tek olarak kabre  gireceksin, tek olarak hesabını vereceksin. Sen dini, imanı, Allah’ın emir ve  yasaklarını unuttun. Sen unuttun ama unutulmadın.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amel defteri ve Karne</title>
		<link>https://islamdini.de/amel-defteri-ve-karne/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/amel-defteri-ve-karne/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Oğlum karneyi getirince, 2 zayıf dersi için azarladım. (Baba, bizim ailece karnemiz zayıf sen sadece bana ne kızıyorsun) dedi. Ne demek istediğini sorunca, gazetenizde çıkan bir yazıyı anlattı. Bu yazıyı okumamışım. Nasıl bir yazıydı o? CEVAP O yazıda Başmakçı Müftüsü sayın Vehbi Akşit, özetle diyor ki: İnsanların dünyada benimsedikleri…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/amel-defteri-ve-karne/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Sual:</strong> Oğlum karneyi getirince, 2 zayıf dersi için azarladım. (Baba,  bizim ailece karnemiz zayıf sen sadece bana ne kızıyorsun) dedi. Ne demek  istediğini sorunca, gazetenizde çıkan bir yazıyı anlattı. Bu yazıyı okumamışım.  Nasıl bir yazıydı o?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>O yazıda Başmakçı Müftüsü<strong> </strong>sayın<strong> Vehbi Akşit</strong>,<strong> </strong>özetle  diyor ki:<strong><br /> </strong>İnsanların dünyada benimsedikleri inançlar ile yaptıkları amellerin kayıtlı  bulunduğu ve ahirette kendilerine verilecek olan kitaba [sahibinin durumunu  açıklayan belgeye]<strong> amel defteri</strong> denir. <strong>Kiramen kâtibin</strong> denilen  meleklerin yazıp kaydettiği bu kitap insanın, hak-batıl, yalan-doğru, hayır-şer,  iyi-kötü bütün inanç, düşünce, söz ve davranışlarını kapsar.</p>
<p> Öğrencilerin her dersten aldıkları notları gösteren belgeye karne denir. Her yıl  öğrencilere birinci ve ikinci dönemin sonunda, aldıkları not durumlarını  gösteren karne verilmektedir. Öğrenci velileri, anne ve babalar bu karnelere  bakarak çocuklarının durumunu anlar.</p>
<p> Amel defterleri Cennetliklere sağdan, Cehennemliklere soldan veya arkadan  verilecektir. Amel defteri olarak düşünebileceğimiz karneler, öğrencilere yılda  iki defa verilmektedir. Karneyi alanlar, ders notlarını gördükleri zaman bunun  iyiye veya kötüye işaret olup olmadığını gayet iyi anlamaktadır.<br /> Kur’an-ı kerimde, insanın dünya hayatındaki didinmeleri sona erip Rabbine  kavuştuğunda şayet kitabı sağ eline verilenlerden ise hesabının kolay olacağı ve  mutlu bir hayatı hak edeceği, kitabı arkadan verilenlerden ise alevli ateşe  atılacağı bildirilmiştir. <strong>(İnşikak 6-12)<br /> </strong><br /> Karne verilirken kimi öğrencilerin yüzleri gülmekte, başarılarını süsleyen  teşekkür veya takdir belgesi ile sevincini yaşarken, zayıfı olan öğrenciler ise  üzüntülü ve mahcup bir haldedir. </p>
<p> Amel defterini sağdan alan “yüzleri parlak zümre” sevinip umduğuna kavuşacak,  soldan alan “bedbaht zümre” ise başına gelecek felaketi anlayarak yok olmayı  isteyecektir. <strong>(Hakka 18-27)<br /> </strong><br /> Evet, ahirette bizlere verilecek olan amel defterine benzer bir belgeyi  çocuklarımız bizlere yılda iki defa getirmektedir. O karneye bakarken acaba  basit bir belge olarak mı bakıyoruz. Yoksa ahirette bizlere de verilecek olan  amel defteri ile bir bağlantı kurabiliyor muyuz?</p>
<p> Bugün derslerinde zayıf alan oğlumuzu, kızımızı, derslerine çalışmadığı, oyuna  dalıp derslerini ihmal edip, ödevlerini yapmadığı için azarlarken; karneye bakıp  da kızarken acaba aklımıza şunlar gelmiyor mu?</p>
<p> “Bir gün bu karne gibi bana da bir karne, amel kitabı, defteri verilecek. Yapmış  olduğum her şeyin yazılı olduğu, kayıtlı olduğu bir amel defteri&#8230; Büyük-küçük  ne varsa, ne yaptım ise her şeyin, zerre miktarına kadar iyilik veya kötülüğün  yazılı olduğu bir amel defteri&#8230; Ben çocuğumu zayıf aldı diye azarlarken,  derslerine çalışmadı diye kızarken, Allahü teâlâ da “Kulum, sana, mal, mülk,  evlat, servet gibi bir çok nimet verdim. Niçin bana kulluk etmedin? Beş vakit  namaz kılmayı emrettim. Sen ise günde beş defa okunan ezanlara kulak vermedin,  derse ne cevap veririz? </p>
<p> Çocuğumuzun karnesine bakarken, ahireti, hesabı, mizanı, sırat köprüsünü,  mahşeri düşünelim. Daha önce, alelade bir belge olarak baktığınız, iyi olduğu  zaman, teşekkür aldığı, takdir aldığı zaman sevindiğiniz, öğündüğünüz o karne  size çok şeyler anlatacaktır. Çocuğunuz kötü bir karne getirdiği zaman bile,  Allahü teâlânın eşsiz merhametini düşünerek, acıyarak çocuğunuza güzel  tavsiyelerde bulunacaksınız. Halbuki bu tavsiyelerin öncelikle kendinize lazım  olduğunu asla unutmayacaksınız. Böylece daha amel defteri açılmadan, kendinize  gerekli olan dersi alacak, hayatınıza bir çeki düzen vereceksiniz.</p>
<p> Karneye bakarken, amel defterinizdeki şeyleri görecek ve gayri ihtiyari olarak  “Ben yapmadım” diyeceksiniz. Kıyamet günü kulakların, gözlerin ve derilerin  şahitlik edeceğini, ağızların mühürlenip ellerin ve ayakların insanın işlediği  fiillere şahitlik yapacağını bildirmesi amel defteriyle ilgili olarak Allahü  teâlânın kıyamet sahnelerinden bizi haberdar ettiğini göstermektedir. <strong> (Fussilet 20, Yasin 65) <br /> </strong><br /> Bir nebze de olsa, dünyadan misal getirerek, ahireti hatırlayabildiysek ne  mutlu&#8230; Artık karnelere bir başka gözle bakarız inşallah&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya ahiret saadetinin başı nedir</title>
		<link>https://islamdini.de/dunya-ahiret-saadetinin-basi-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/dunya-ahiret-saadetinin-basi-nedir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dünya saadetinin başı nedir, nasıl elde edilir? CEVAP Dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, yani iyi bir müslüman olan herkes, dünya ve ahirette mutlu olur. Dünya ve ahiret saadetinin başı, en iyisi, Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmaktır. Bu da dinimize uyarak, yani farzları, sünnetleri yaparak ve haramlardan, mekruhlardan sakınarak…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dunya-ahiret-saadetinin-basi-nedir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Sual:</strong> Dünya saadetinin başı nedir, nasıl elde edilir?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, yani iyi bir müslüman olan herkes,  dünya ve ahirette mutlu olur. Dünya ve ahiret saadetinin başı, en iyisi, Allahü  teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmaktır. Bu da dinimize uyarak, yani farzları,  sünnetleri yaparak ve haramlardan, mekruhlardan sakınarak kazanılır. Fakat  bunları ihlas ile yapmak gerekir.</p>
<p> İhlas, kalbin temiz olması demektir. Kalbin temiz olması da, dünyaya düşkün  olmaması, onu sevmemesi, yalnız Allahü teâlâyı sevmesidir. Kalbin Allahü teâlâyı  sevmesi için, bir şey yapmak, çalışmak gerekmez. Kalb, dünya sevgisinden  kurtulursa, Allah sevgisi kalbe kendiliğinden yerleşir. Kalbin dünya sevgisinden  kurtulması için, dünyayı unutması gerekir. Dünyayı unutmaya <strong>Fenafillah</strong> denir. Fenafillaha kavuşmak, Allahü teâlâyı çok anmakla veya evliyadan büyük bir  âlimin [mesela imam-ı Rabbani hazretlerinin] kitaplarından faydalanmakla da olur. </p>
<p> Allahü teâlâyı anmak üç türlü olur: Kalb ile çok <strong>Allah</strong> demek, çok çok <strong> La ilahe illallah</strong> demek ve dine uyarak, sanat, ticaret ve her mubah işleri  yapmaktır. Yahut âlim ve veli olan bir zatın hayatını okuyarak, onu çok sevip,  çok hatırlamak, ona yalvarmak da fenaya (Allah rızasına kavuşmaya) yardım eder.  Kabrini ziyaret edince, faydası daha çok olur. Kalb fani olunca, aklın, fikrin  ve hafızanın da dünya işlerini unutması gerekmez. Kalb fani iken de, bütün  organlara, akla, fikre, hafızaya, her çeşit dünya işlerini yaptırır, başka  insanlar gibi dünya işlerine de çalışır. Bütün insanlık vazifelerini, her  iyiliği yapar. Yaptığı bütün dünya işleri dine uygun olduğu için hepsi de zikir  yani Allahü teâlâyı anmak, hatırlamak olur.</p>
<p> Her Müslümanın arzusu, Allahü teâlânın rızasını kazanmak olmalıdır. Yunus Emre,  (Gel Allah’ın rızasını kazanalım yerine, gel dosta gidelim dosta) diyerek bu  durumu şöyle anlatıyor:<br /> <strong><br /> Dosta gidelim <br /> </strong>Uzakta kalmayalım, dosta gidelim dosta, <br /> Hasretle ölmeyelim, dosta gidelim dosta. <br /> Yol alalım durmadan, tan yeri ağarmadan, <br /> Araya el girmeden dosta gidelim dosta. </p>
<p> Hakka kılalım zârı, terk edelim diyârı, <br /> Ele geçirip yârı, dosta gidelim dosta. <br /> Dünyaya dalmayalım, fanidir kanmayalım <br /> Asla ayrılmayalım, dosta gidelim dosta. </p>
<p> Aşk şarabı içelim, kendimizden geçelim, <br /> Dost iline göçelim, dosta gidelim dosta. <br /> Kılavuzluk yap bana, yönümüz dosttan yana <br /> Aldırma ona buna, dosta gidelim dosta. </p>
<p> Zulüm olmaz pâyidâr, sen ol bana sadık yâr, <br /> Ne derse desin ağyar, dosta gidelim dosta <br /> Erenleri bulalım, dost yolunu soralım, <br /> Yunusu da alalım, dosta gidelim dosta.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İpek böceği gibi olmamalı</title>
		<link>https://islamdini.de/ipek-bocegi-gibi-olmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ipek-bocegi-gibi-olmamali/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Uzun emelin dindeki yeri nedir? CEVAP Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı. Birini önüne, birini de yanına dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, (Bu çubuk insan, yanındaki de eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz) buyurdu. Ölüm korkunç olduğu halde, insanların ölümden…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ipek-bocegi-gibi-olmamali/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Sual:</strong> Uzun emelin dindeki yeri nedir?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı. Birini önüne, birini de yanına  dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, <strong>(Bu çubuk insan, yanındaki de eceli,  uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar,  emeline ulaşamaz) </strong>buyurdu. </p>
<p> Ölüm korkunç olduğu halde, insanların ölümden habersiz gibi yaşamaları, ölümü az  düşündüklerindendir. Hatta dünya zevkleri ile meşgul olan kalb ile düşününce  etkisi az olur veya hiç olmaz. Korkunç olan ölümün kolay geçmesi için, ölümü  hatırdan hiç çıkarmamak gerekir. Bunun için de, kendi arkadaşlarından kendinden  önce ölüp, çoluk çocuklarını, mallarını, dostlarını bırakarak toprak altına  girenleri düşünmelidir. Makam sahibi olanların etki ve yetkilerinin kalmadığı,  toprağın onları nasıl çürüttüğü, düşünülmelidir. Hayatta iken neler yapıyor,  nasıl konuşuyorlardı. Yapılacak birçok işi vardı. Ölümü unutup yaşıyorlardı.  Kimi malı ile kimi makamı ile, kimi gençliği ile gururlanıyordu. Ölüm bunları  ansızın yakaladı. Şimdi hepsi unutulup gitti, hayal oldu.</p>
<p> İşte bir kimse de, bunları düşünüp mezarlarını ziyaret ederek kendisinin de aynı  akıbete uğrayacağını bilirse, kalbi yumuşayabilir, dünyanın faydasız şeylerine  dört elle sarılmaktan vazgeçebilir.</p>
<p> Uzun emelli olmaktan sakınmalıdır. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br /> <strong>(Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya işleri ile uğraşması, ona ölümü  unutturmasın, haram işlemekte Allah’tan haya etsin!) </strong>[Berika]<br /> <strong><br /> (Allah’tan utanın! Başkalarına kalacak şeyleri toplamakla vaktinizi kaybetmeyin!  Kavuşmayacağınız şeyleri ele geçirmek için uğraşmayın; ihtiyacınızdan fazla bina  yapmakla hayatınızı harcamayın!) </strong>[Beyheki]</p>
<p> Azrail aleyhisselamla kardeş gibi görüşen Yakub aleyhisselam dedi ki:<br /> &#8211; Senden bir ricada bulunacağım. Ecelim yaklaşınca bana haber ver!<br /> <strong>&#8211; Sana birkaç haberci gelir.<br /> </strong>Bir müddet sonra Hazret-i Azrail yine gelir. Hazret-i Yakub sorar:<br /> &#8211; Ziyaretime mi geldin?<br /> <strong>&#8211; Canını almaya geldim.<br /> </strong>&#8211; Hani bana birkaç haberci gelecekti?<br /> <strong>&#8211; Sana haberci gelmedi mi? Saçların ağarmadı mı? Vücudun zayıflamadı mı?  Dimdik duran belin bükülmedi mi?<br /> </strong><br /> Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:<br /> İnsan öleceği zamanı bilseydi, aklı başından giderdi. İyi ki ölüm vakti  gizlendi. Eğer gaflet olmasaydı, hiç kimse bir işine bakmazdı. Gaflet ve uzun  emel, kötü olduğu kadar aynı zamanda iki büyük nimettir. Eğer bu ikisi  olmasaydı, müslüman sokakta yürüyemez hale gelirdi.</p>
<p> İnsan genelde ahmak olarak yaratılmıştır. Eğer her şeyi inceden inceye  düşünebilseydi, hiç kimse geçimi için çalışmazdı. Dünya, mamurluğunu, ahmakların  gafletine borçludur.</p>
<p> Ne gariptir ki, ölüm senin peşinde, sen ise dünyalık peşindesin.<br /> Zahitlik, kaba kumaş giymek değil, uzun emeli bırakmaktır. </p>
<p> Ölüm boyna asılı, dünya ise sırtınıza yüklenmiştir. İnsan, kılıç, boynuna  vurulacak gibi ölüme hazır olmalıdır.</p>
<p> Her gün ölüme yaklaşmaktasın. Ecelin geldi denilmeden ölüme öyle hazırlıklı ol  ki, Azrail aleyhisselam gelince, (Az izin ver de, bende hakkı olanlarla  helalleşeyim, oğluma telefon edeyim, şu işimi şöyle yapsın, kiminde borcum var,  kiminde alacağım var. Bu işlerimi bir halledeyim) demek ihtiyacını hissetmemek  gerekir. Vasiyeti her zaman hazır bulundurmalıdır.<br /> <strong><br /> Dünyaya aldanan insan ve ipek böceği <br /> Sual:</strong> Hadis-i şerifte (Dünya melundur) buyuruluyor. Dünya nedir?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Dünya, dinimizin yasakladığı haram ve mekruhlardır. Bunlara dalıp da ahireti  unutan aldanmıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /> <strong>(Sonunu düşünmeyip dünyaya aldanan insan, ipek böceği gibidir. İpek böceği  kendine yuva örer ve sonunu bilmez. Sonra oradan çıkmak ister, çıkacak yer  bulamaz, ördüğü yuvasında ölür ve çalışması başkalarına yarar.)</strong> [Risale-i  Münire]</p>
<p> O halde haramlardan, mekruhlardan ve lüzumsuz mubahlardan sakınmak gerekir!<br /> Haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçarak helal kazanmalıdır. Ahir zamanda  bunlara dikkat eden az bulunur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /> <strong>(Ahir zamanda, helal para ile kendisine itimat edilen arkadaş az bulunur.)</strong> [İ. Asakir]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hediyelerin hazırsa!..</title>
		<link>https://islamdini.de/hediyelerin-hazirsa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/hediyelerin-hazirsa/</guid>

					<description><![CDATA[Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek dedi ki: -İzin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim. Peygamber efendimiz buyurdu ki: -Ölüm öyle bir şeydir ki onun için hazırlıklı ol! Yol uzun, azık ister. Ölümü temenni edenin on hediye hazırlaması lazım. O kimse sordu: &#8211; Hediyeler kime yâ Resulallah? Peygamber efendimiz buyurdu: 1-…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/hediyelerin-hazirsa/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek dedi ki: <br /> -İzin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim. <br /> Peygamber efendimiz buyurdu ki: <br /> <strong>-Ölüm öyle bir şeydir ki onun için hazırlıklı ol! Yol uzun, azık ister. Ölümü  temenni edenin on hediye hazırlaması lazım.</strong> </p>
<p> O kimse sordu: <br /> &#8211; Hediyeler kime yâ Resulallah? </p>
<p> Peygamber efendimiz buyurdu: <br /> <strong>1- Azrail&#8217;in hediyesi <br /> 2- Kabrin hediyesi <br /> 3- Münker ve Nekir&#8217;in hediyesi <br /> 4- Mizanın hediyesi <br /> 5- Sırat köprüsünün hediyesi <br /> 6- Malik&#8217;in hediyesi <br /> 7- Rıdvan&#8217;ın hediyesi <br /> 8- Ruhun hediyesi <br /> 9- Peygamberinin hediyesi <br /> 10- Rabbinin hediyesi. <br /> </strong><br /> &#8211; Bu hediyeler nelerdir, ya Resulallah? </p>
<p> <strong>Azrâil&#8217;in hediyeleri dörttür</strong>: <br /> 1- İyi huylu olmak <br /> 2- Geçirdiğin ibadetleri kaza etmek <br /> 3- Ölüme hazırlanmak, sefere çıkacak yolcu gibi <br /> 4- Kalbinde Allah aşkını taşımak. <br /> <strong><br /> Kabrin hediyeleri de dörttür: <br /> </strong>1- Söz taşımayı terk <br /> 2- Elbiseye idrar sıçratmamak <br /> 3- Kur&#8217;an-ı kerimi okumak <br /> 4- Salevât-ı şerifeyi çok okumak. <br /> <strong><br /> Münker ve Nekir&#8217;in hediyeleri: <br /> </strong>1- Doğru konuşmak <br /> 2- Gıybeti terk etmek <br /> 3- Hakkı kabul etmek <br /> 4- Tevazu sahibi olmak. <br /> <strong><br /> Mizanın hediyesi: <br /> </strong>1- Amelini ihlâs ile yapmak <br /> 2- Başkasına eza yapmaktan sakınmak <br /> 3- Güzel ahlak sahibi olmak <br /> 4- Allah’ı çok zikretmek. <br /> <strong><br /> Sırat Köprüsü&#8217;nün hediyesi: <br /> </strong>1- Gadabını yutmak, kızmamak <br /> 2- Takva sahibi olmak <br /> 3- Cemaate devam etmek <br /> 4- İbadetlere ara vermeden devam etmek. <br /> <strong><br /> Malik&#8217;in hediyeleri: <br /> </strong>1- Allah korkusundan ağlamak <br /> 2- Gizli sadaka vermek <br /> 3- İsyanı terk etmek <br /> 4- Anne ve babaya iyilik etmek. <br /> <strong><br /> Cennet meleği Rıdvan&#8217;ın hediyesi: <br /> </strong>1- Kötülüklerden kaçınmak <br /> 2- Nimetlere şükretmek <br /> 3- Malını Allah yolunda infak etmek <br /> 4- Emaneti muhafaza etmek. <br /> <strong><br /> Ruhun hediyesi: <br /> </strong>1- Az yemek <br /> 2- Az konuşmak <br /> 3- Az uyumak <br /> 4- İstiğfara devam etmek. <br /> <strong><br /> Peygamberin hediyesi: <br /> </strong>1- Ehl-i beyti sevmek <br /> 2- Sünnete uymak <br /> 3- Peygamberin sevdiklerini sevmek <br /> 4- Sahabe-i kiramı sevmek. <br /> <strong><br /> Allahü zülcelalin hediyeleri: <br /> </strong>1- Allah&#8217;ın emirlerini yapmak <br /> 2- Nehyettiği, yasak ettiği şeylerden kaçınmak <br /> 3- İnsanlara nasihat etmek <br /> 4- Bütün mahlukata karşı merhametli olmak. </p>
<p> Bunlara hazırsan ölümü temenni edebilirsin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbi karartan işler</title>
		<link>https://islamdini.de/kalbi-karartan-isler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 10:07:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kalbi-karartan-isler/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kalb ve yürek aynı şeyler midir? Kalbi temizlemek için ne yapmak lazımdır? CEVAP Kalb, göğsümüzün sol tarafındaki et parçası değildir. Buna, yürek denir. Yürek, hayvanlarda da bulunur. Kalb, yürekte bulunan bir kuvvettir. Görülmez. Ampulde bulunan elektrik cereyanı gibidir. Buna, kalb veya gönül diyoruz. Gönül, insanlarda bulunur. Hayvanlarda bulunmaz. Bedendeki…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kalbi-karartan-isler/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Sual:</strong> Kalb ve yürek aynı şeyler midir? Kalbi temizlemek için ne yapmak  lazımdır?<br /> <strong>CEVAP<br /> </strong>Kalb, göğsümüzün sol tarafındaki et parçası değildir. Buna, yürek denir.  Yürek, hayvanlarda da bulunur. Kalb, yürekte bulunan bir kuvvettir. Görülmez.  Ampulde bulunan elektrik cereyanı gibidir. Buna, kalb veya gönül diyoruz. Gönül,  insanlarda bulunur. Hayvanlarda bulunmaz.</p>
<p> Bedendeki bütün organlar, kalbin emrindedir. His uzuvlarımızın duydukları bütün  bilgiler kalbde toplanır. İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İman  eden ve kâfir olan kalbdir. Güzel, iyi ahlakın ve kötü huyların yeri kalbdir. </p>
<p> Kalbi temizlemek için <strong>riyazet </strong>ve<strong> mücahede</strong> gerekir. <br /> <strong>Riyazet</strong>, nefsin arzularını yapmamaktır. Nefsimiz, dinimizin yasakladığı  haramları, mekruhları arzu eder. Bunlardan kaçmak gerekir.<br /> <strong><br /> Mücahede</strong>, nefsin istemediği şeyleri yapmak demektir. Nefsimiz, iyilik ve  ibadet yapmak istemez. İyilik ve ibadet ederek kalbi temizlemelidir! </p>
<p> Allahü teâlâ, dinleri, Peygamberleri, kalbi temizlemek için gönderdi. Kalbi  temiz olan, dinimizin emirlerine uyar, yasak ettiklerinden kaçar. </p>
<p> Günah işleyenlerin kalbi temiz olmaz. Günah kalbi karartır. Namaz kılmamak en  büyük günahlardan biridir. Namaz kılmayanın, içki içenin kalbi çok kararmış  demektir.</p>
<p> Müminlerin kalbi temizdir. Fasıkların kalbi kirlidir, karadır. Kâfirlerin kalbi  ise kapkaradır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br /> <strong>(Müminin temiz kalbinde parlayan bir ışık vardır. Kâfirin kalbi simsiyahtır.)</strong> [Taberani]<br /> <strong><br /> (Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke  silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbini kaplar,  kalb kapkara olur.)</strong> [Harâiti]<br /> <strong><br /> (Günaha devam edenin zamanla kalbi mühürlenir, o artık sevap işleyemez olur.) </strong>[Bezzar]</p>
<p> İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: <br /> Allahü teâlânın emirlerini yapmamak kalbin bozuk olmasındandır. Kalbin bozuk  olması, dine tam inanmamaktır. İmanın alameti, dinin emirlerini seve seve  yapmaktır. </p>
<p> Kalb, sevgi yeridir. Sevgi bulunmayan kalb ölmüş demektir. Kalbde, ya dünya  sevgisi veya Allah sevgisi bulunur. Allahü teâlâyı anarak, ibadet yaparak,  kalbden dünya sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah  sevgisi, kendiliğinden dolar. </p>
<p> Günah işleyince, kalb kararır, hastalanır, dünya sevgisi yerleşir ve Allah  sevgisi gider. Kalbin bu hâli, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası çıkar.  Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar. Bir bardaktaki hava çıkmadıkça içine  su girmez. İçine su koyunca da, bu suyu çıkarmadan başka şey koyulmaz. Kalb de  bardak gibidir. Kalbi Allah sevgisiyle doldurmak için, başka her şeyi, her  sevgiyi kalbden temizlemek gerekir. </p>
<p> Her hastalık zıddı ile tedavi edilir. Günah sebebi ile kararan kalb, iyilik nuru  ile temizlenir. Geçim ihtiyacından dolayı gelen her sıkıntı, müslümanın kalbini  dünyadan soğutur ve nefret ettirir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /> <strong>(Öyle günahlar vardır ki, onları ancak geçim hususunda çekilen sıkıntılar yok  eder.)</strong> [Hatib]</p>
<p> O halde, helal kazanmak için geçim için sıkıntılara katlanmak nimet olur.<br /> <strong><br /> Kararan kalbi temizlemek <br /> </strong>Kalbi temiz olan hep iyi işler yapar, kalbi bozuk olan da, kötü işler yapar.  Hadis-i şerifte,<strong> (Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de hep bozuk olur) </strong> buyuruldu<strong>. </strong>O halde kalbi karartmaktan sakınmalıdır. </p>
<p> Zünnun-i Mısri hazretleri buyurdu ki: Kalbin kararmasının dört alameti vardır: <br /> <strong>1-</strong> İbadetin tadını duymaz<strong>. <br /> 2-</strong> Allah korkusu hatırına gelmez. <br /> <strong>3</strong>&#8211; Gördüklerinden ibret almaz. <br /> <strong>4-</strong> Okuduklarını, öğrendiklerini anlayıp kavrayamaz.</p>
<p> Namaz kılmayan ve günah işleyen kimsenin kalbi kararır, hasta olur.<strong> </strong> Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /> <strong>(Çok gülmek kalbi öldürür.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p> <strong>(Üç şey kalbe kasvet verir: Yemeği, uykuyu ve rahatı sevmek.)</strong> [Deylemi]</p>
<p> <strong>(Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!) </strong>[İ.Gazali]<strong></p>
<p> (Haram karıştırmadan, kırk gün helal yiyenin kalbi nurla dolar. Kalbine nehir  gibi hikmet akar. Dünya sevgisi kalbinden çıkar.)</strong> [Ebu Nuaym]</p>
<p> Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki:<br /> İnsanı Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşturan yol kalbdir. İnsanı Allahü  teâlâdan uzaklaştıran şeylerin en zararlısı dünya sevgisinin kalbi  karartmasıdır. Kalbi kararan dünyayı [faydasız şeyleri] sever. Dünya sevgisi,  kötü arkadaşlardan ve lüzumsuz ve zararlı şeyler seyretmekten hasıl olur.  Faydasız kitap, [roman, hikaye, gazete, dergi] okumak, lüzumsuz şeyler konuşmak,  bu sevgiyi arttırır. Kadınlara bakmak, kadın resimleri [resimli dergi, filmler,  tv] seyretmek, şarkı, çalgı dinlemek, bu sevgiyi kalbde yerleştirir. Bunların  hepsi, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır.</p>
<p> Malı, makamı ve Allah’tan gayrisini sevmek ve günah işlemek, kalbi temizlemeye  engeldir. Kalbin temizlenmesi, İslamiyet’e uymakla olur. Namaz kılmak, kalbi  temizler. Kur’an-ı kerim okumak ve ölümü çok hatırlamak günah işleyince, hemen  tevbe ve istiğfar etmek ve oruç tutmak kalbi temizler. Hadis-i şeriflerde  buyuruldu ki: <br /> <strong>(Paslanan her şeyin bir cilası vardır. Kalbin cilası </strong>&#8220;Estağfirullah&#8221;<strong> demektir.)</strong> [Deylemi]</p>
<p> <strong>(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.)</strong> [Nesâi]<br /> <strong><br /> (Kalb, ekin; yemek ise yağmur gibidir. Fazla su ekini kuruttuğu gibi, fazla  yemek de kalbi öldürür. Kalbini az gülüp, az yemekle ihya et, açlıkla temizle ki  yumuşayıp parlasın!) </strong>[İ.Gazali]<br /> <strong><br /> (Rutubette demirin paslandığı gibi, günah kiri kalbi paslandırır. Kalbin cilası  ölümü çok hatırlamak ve Kur&#8217;an-ı kerim okumaktır.)</strong> [Beyheki]</p>
<p> O halde kalbi temizlemek için günahlardan kaçarak dinimizin emirlerine uymamız  gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
