<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dini tabirler ve dili korumak &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/merak-edilen-konular-2/dini-tabirler-ve-dili-korumak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jan 2011 19:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tâğut ne demektir?</title>
		<link>https://islamdini.de/tagut-ne-demektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:12:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/tagut-ne-demektir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: İslamcı denilen kimseler, tâğutu sadece (Allah’ın koyduğu ölçüler dışında ölçüler koyan kimse) diye tarif ediyorlar. İslam âlimleri tâğutu nasıl tarif etmişlerdir?CEVAPİki âyet-i kerime meali şöyledir:(Dinde [Cizye vermeyi kabul eden Ehl-i kitabı Müslüman olmaları için] zorlama yoktur. Artık hak bâtıldan, doğruluk sapıklıktan, imanla küfür birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/tagut-ne-demektir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>İslamcı denilen kimseler, tâğutu sadece (Allah’ın koyduğu  ölçüler dışında ölçüler koyan kimse) diye tarif ediyorlar. İslam  âlimleri tâğutu nasıl tarif etmişlerdir?<br /><b>CEVAP<br /></b>İki âyet-i kerime meali şöyledir:<br /><b>(Dinde </b>[Cizye vermeyi kabul eden Ehl-i kitabı Müslüman olmaları için] <b>zorlama yoktur. Artık hak bâtıldan, doğruluk sapıklıktan, imanla küfür birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu </b>[Şeytanı<b>,</b> putları, sihirbazları, kâhinleri, insanları tuğyana yani, günaha, isyana sevk edenleri]<b> reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan en sağlam kulpa </b>[Müslümanlığa] <b>yapışmıştır. Allah hakkıyla işiten ve kemaliyle bilendir.)</b> [Bekara 256] (Urvet-ül vüska=Sağlam kulp, Resulullah efendimizdir. <b>Şifa-i şerif</b>)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kendilerine kitap verilmiş olanlar, cibt ve tâğuta iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: </b>“Bunlar, Allah’a iman edenlerden daha doğru yoldadır”<b> diyorlar!)</b> [Nisa 51]</p>
<p style="text-align: justify;">Cibt ve tâğut adlarında iki puta inanıyorlar. <b>Cibt,</b> put, haç, kâhin gibi manalara da gelir. Allah’ın haram kıldığı her şeydir. <b>Tâğut</b> ise, insanları azdıran her şeydir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudilerin  ileri gelenlerinden bir zümre Mekke’ye giderek müşriklere,  (Müslümanlara karşı düşmanlık ilân edeceğiz, ama peygamberleri, size  bizden daha yakın olduğu için ileride belki anlaşıp bizi yalnız  bırakmanızdan korkuyoruz) dediler. Müşrikler de Yahudilere karşı buna  benzer bir itimatsızlık gösterince, güya teminat olmak üzere,  müşriklerin cibt ve tâğut adlarındaki putlarına secde ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">İmam-ı Kurtubi hazretleri buyuruyor ki:<br />Tağut, put ve şeytan demektir. Enes bin Malik hazretleri, <b>(Tağut, Allahü teâlâdan başka, kendisine ibadet edilen her şeydir)</b> buyurmuştur. Hazret-i Ömer de, <b>(Tağut, şeytandır)</b> buyurmuştur. Tağut, tuğyan kelimesiyle aynı kökten türemiştir, insanı azdıran her şeydir. El-Cevherî, <b>(Tağut; </b>kâhin, şeytan veya sapıklıkta başı çeken kimsedir<b>) </b>demiştir.<b> (Cami-ul-ahkâm)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşağılık zina</title>
		<link>https://islamdini.de/asagilik-zina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:11:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/asagilik-zina/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: (Nikâhsız yaşamak, aşağılık bir zinadır) deniyor. Aşağılık olmayan zina da mı vardır?CEVAPÖyle anlamak yanlıştır. Aşağılık olmayan zina da vardır denmiyor. Zina kötüleniyor. Aşağılık bir iş deniyor. Bu şekilde söylenenlere birkaç örnek verelim:1- (Necis olan şarap dökülmüş bir elbise ile namaz kılınmaz) dense, (Necis olmayan şarap da mı vardır) denmesi,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/asagilik-zina/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> (Nikâhsız yaşamak, aşağılık bir zinadır) deniyor. Aşağılık olmayan zina da mı vardır?<br /><b>CEVAP</b><br />Öyle  anlamak yanlıştır. Aşağılık olmayan zina da vardır denmiyor. Zina  kötüleniyor. Aşağılık bir iş deniyor. Bu şekilde söylenenlere birkaç  örnek verelim:<br /><b>1-</b> <b>(Necis olan şarap dökülmüş bir elbise ile namaz kılınmaz)</b> dense, <b>(Necis olmayan şarap da mı vardır)</b> denmesi, yanlış olur. Şarabın necis olduğunu bildirmek için söylenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2-</b> <b>(Pis idrar, süte dökülse, o süt içilmez)</b> dense, <b>(Temiz idrar da mı olur)</b> demek yanlıştır. İdrarın pis olduğu vurgulanmak isteniyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3- (Büyük Allah’ımız günahımızı affeder)</b> denince hâşâ, <b>(Küçük Allah da mı vardır)</b> demek çok yanlıştır. Yüce Allah denince de, yücesi olmayan da var  anlaşılmaz. Burada Allah’ın büyük, yüce olduğu anlatılmak isteniyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Namus nedir?</title>
		<link>https://islamdini.de/namus-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:11:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/namus-nedir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Namus ne demektir? Cebrail aleyhisselama niçin namus-u ekber denmiştir?CEVAPNamus kelimesinin ırz, doğruluk, kanun, din, iffet, edeb, hayâ, nizam, emniyet gibi birçok manası vardır. Birkaç örnek verelim: Bir kimsenin mahrem, gizli sırları olup, işlerinin ve hallerinin iç yüzüne vâkıf olan kimseye, onun namusu denir. Hayırlara ait gizli hâllere vâkıf olana…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/namus-nedir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Namus ne demektir? Cebrail aleyhisselama niçin namus-u ekber denmiştir?<br /><b>CEVAP<br />Namus</b> kelimesinin ırz, doğruluk, kanun, din, iffet, edeb, hayâ, nizam, emniyet gibi birçok manası vardır. Birkaç örnek verelim:</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  kimsenin mahrem, gizli sırları olup, işlerinin ve hallerinin iç yüzüne  vâkıf olan kimseye, onun namusu denir. Hayırlara ait gizli hâllere vâkıf  olana da <b>namus</b> denir. Cebrail aleyhisselam, diğer meleklerin vâkıf olmadıkları, vahyin sırlarına vâkıf ve mahrem olması cihetiyle ona, <b>namus-u ekber</b> denilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Din </b>anlamında da kullanılır. İslamiyet’e <b>namus-i ilahi</b> de denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nizam</b> anlamında da kullanılır. Ramazan-ı şerif ayı, İslam dininin namusudur.  Âşikâre oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Bu aya hürmet etmeyen,  İslamiyet’in namus perdesini yırtmış olur.<br /><b><br /></b>Allahü teâlânın  günahları örtmesi o kadar çoktur ki, emrini dinlemeyen, yasaklarından  sakınmayan azgınları, gizli günahlarını açığa çıkarıp rezil ve rüsva  etmiyor ve namus perdelerini yırtmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah’tan gayrisine yemin  edilmez. Namus üzerine de, yemin edilmez. Mesela (Namusum ve şerefim  üzerine) dense, dine uygun yemin olmaz. Bir hadis-i şerif meali  şöyledir:<br /><b>(Emanet yani namus için yemin eden, bizden değildir.)</b> [Ebu Davud]</p>
<p style="text-align: justify;">Namussuz,  genelde iffetsiz, edepsiz, hayâsız, fahişe gibi manalarda  kullanılıyorsa da, emniyeti, nizamı bozanlara, İslamiyet’e uymayanlara,  Allah’ın kanunlarına yani emir ve yasaklarını çiğneyenlere de denir. Bu  bakımdan namussuz; kanunsuz, kanunu çiğneyen anlamına da gelir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuzu mu, omzu mu?</title>
		<link>https://islamdini.de/omuzu-mu-omzu-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/omuzu-mu-omzu-mu/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Omuz kelimesi, ismin -i halindeyken, omzu mu yoksa omuzu mu oluyor? Aynı şekilde, burun, karın, zulüm gibi kelimeler nasıl oluyor?CEVAPTDK’nin kuralı geçerli olur. Yani yanlış bile olsa, dil birliği açısından TDK’nin bildirdiklerine uymaya çalışmalıyız, ama bazı dini kelimeleri TDK yanlış yazıyor, onlara uyma mecburiyeti olmaz. Diğer Türkçe kelimelerde uymaya…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/omuzu-mu-omzu-mu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Omuz kelimesi, ismin <b>-i</b> halindeyken, <b>omzu</b> mu yoksa <b>omuzu</b> mu oluyor? Aynı şekilde, <b>burun, karın, zulüm</b> gibi kelimeler nasıl oluyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>TDK’nin  kuralı geçerli olur. Yani yanlış bile olsa, dil birliği açısından  TDK’nin bildirdiklerine uymaya çalışmalıyız, ama bazı dini kelimeleri  TDK yanlış yazıyor, onlara uyma mecburiyeti olmaz. Diğer Türkçe  kelimelerde uymaya çalışmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sarmısak</b> kelimesi yıllardır <b>sarmısak</b> olarak sözlüklerde geçmiştir, ama herkes <b>sarımsak</b> dediği için TDK da <b>sarımsak</b> diye yazmak zorunda kalmıştır. <b>Tüccar, fukara, evliya</b> kelimeleri çoğul olduğu halde, tekil şeklinde galat [yanlış söz] olarak kullanılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Galat-ı meşhur, lügat-i fasihten evlâdır)</b> sözü meşhurdur. Yaygın hale gelmiş yanlış bir kelime veya deyim, doğru  yazılsa da, kullanılmayan söze tercih edilir demektir. Yaygınlaşmış  yanlış söz, terk edilmiş doğruya tercih edilir. Bunun için <b>Evliya</b> kelimesi çoğul olduğu halde, <b>Evliyalar Ansiklopedisi</b> demek daha uygun olur. <b>Evliya Ansiklopedisi</b> dense, bir kişinin ansiklopedisi gibi anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Aklıma gelmedi, aklımdan çıktı</b> gibi ifadeler yanlıştır, çünkü akıl; <b>hafıza</b> gibi, muhafaza yeri değil, doğruyla yanlışı ayırma kuvvetidir, ama bu  da galat-ı meşhur haline geldiği için kullanmakta mahzur yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">TDK, <b>omzu</b> da, <b>omuzu</b> da, yani ikisinin de kullanılabileceğini bildirdiğine göre, ikisi de  kullanılabilir, ancak halkın çoğunun kullandığı gibi kullanmak daha  uygun olur. Çoğunluk <b>omza</b> değil, <b>omuza</b> diye kullanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Burun, karın, zulüm</b> gibi kelimeleri ise, sadece <b>burnu, karnı, zulmü</b> diye kullanmak gerekir. Aşağıdaki kelimeler de böyledir:</p>
<p style="text-align: justify;">Akıl, akla, aklı<br />Asıl, asla, aslı<br />Asır, asra, asri<br />Azil, azle, azli<br />Beyin, beyne, beyni<br />Boyun, boyna, boynu<br />Devir, devre, devri<br />Emir, emre emri<br />Fikir, fikre, fikri<br />Filim, filme, filmi<br />Hayır, hayra, hayrı<br />İlim, ilme, ilmi<br />Kayıt, kayda, kaydı<br />Keşif, keşfe, keşfi<br />Keyif, keyfe, keyfi<br />Nakil, nakle, nakli<br />Nehir, nehre, nehri<br />Sabır, sabra, sabrı<br />Seyir, seyre, seyri<br />Şehir, şehre, şehri<br />Şekil, şekle, şekli<br />Şükür, şükre, şükrü<br />Zehir, zehre, zehri<br />Zihin, zihne, zihni<br />Zikir, zikre, zikri</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatanın önemi</title>
		<link>https://islamdini.de/vatanin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/vatanin-onemi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dinimizde vatanın önemi nedir?CEVAPDinsiz insan için bile vatan önemlidir. Vatansız devlet olmaz. Devlet olmayınca insanların yaşaması zordur. Kargaşa olur, birlik beraberlik olmaz. Göçebe gibi yaşar veya zindanda olan bir esir gibidir. Bunun için altın kafese konan bülbül, (İlle vatan, ille vatan) demiştir. Birine hakaret için vatansız dendiği de olur.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/vatanin-onemi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Dinimizde vatanın önemi nedir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Dinsiz  insan için bile vatan önemlidir. Vatansız devlet olmaz. Devlet olmayınca  insanların yaşaması zordur. Kargaşa olur, birlik beraberlik olmaz.  Göçebe gibi yaşar veya zindanda olan bir esir gibidir. Bunun için altın  kafese konan bülbül, (<b>İlle vatan, ille vatan)</b> demiştir. Birine hakaret için vatansız dendiği de olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslümanlığın  yaşaması da vatana bağlıdır. Peygamber efendimizin zamanında, Medine  şehri İslamiyet’in başkenti durumundaydı. Emir ve yasaklar oradan  bildiriliyordu. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br /><b>(Medine, helal ve haramın bildirildiği yurttur.) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Vatansız vatandaş olmaz. Vatandaşları iyi ise, o vatan kıymetlidir. Vatanın kıymeti vatandaşından ileri gelir. (<b>Vatan sevgisi imandandır)</b> hadis-i şerifi, vatanı olan Müslümanların kıymetini bildirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gâib ne demektir?</title>
		<link>https://islamdini.de/gaib-ne-demektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:07:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/gaib-ne-demektir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Gâib nedir?CEVAPGâib kelimesinin birkaç manası vardır:1- Kayıp anlamındadır. (Ali, kaybettiği saatini bulmak için, gâibe [kayıp] bulma duasını okudu) cümlesindeki gâib kayıp anlamındadır. 2- Göz önünde olmayan, hazır bulunmayan, nerede olduğu bilinmeyen, gizli olan demektir. Eskiden yoklamalarda, bir kişi orada ise, (Hazır) derdi, orada olmayan için (Gâib) denirdi. Arapçada da…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/gaib-ne-demektir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Gâib nedir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Gâib kelimesinin birkaç manası vardır:<br /><b><br />1-</b> Kayıp anlamındadır. (Ali, kaybettiği saatini bulmak için, gâibe [kayıp]  bulma duasını okudu) cümlesindeki gâib kayıp anlamındadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2-</b> Göz önünde olmayan, hazır bulunmayan, nerede olduğu bilinmeyen, gizli olan demektir. Eskiden yoklamalarda, bir kişi orada ise, <b>(Hazır)</b> derdi, orada olmayan için <b>(Gâib)</b> denirdi. Arapçada da gâibin zıttı şahiddir. Yani burada olmayana gâib,  burada olana şahid denir. Haşr suresindeki bir âyet-i kerimede, <b>(Hüve â’limül gaybi veşşehadeti)</b> buyuruluyor. Yani gâibi de, şahidi de O bilir, görüleni, görülmeyeni,  gizliyi aşikâre olanı O bilir demektir. Cenaze namazında okunan dua  şöyle başlıyor:<br /><b>(Allahümağfir-li hayyinâ ve meyyitinâ ve şahidinâ ve gaibinâ…)<br /></b>Manası:  (Allah’ım, hayylarımızı [dirilerimizi], meyyitlerimizi [ölülerimizi],  şahidlerimizi [burada olanlarımızı], gâiblerimizi [burada  olmayanlarımızı]&#8230; affet!)</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf aleyhisselam kuyuya, atılınca, <b>(Ey gâib olmayan Şahid! Ey uzak olmayan Karîb! Beni bu musibetten kurtar) </b>diye  dua etmişti. Burada, şahid, hazır olan, burada olan, yanımda olan  demektir. Gâib de, burada olmayan demektir. Karîb de yakınımda olan  demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük zatlar, mütevazı oldukları için, İslam âlimlerinin ismi geçince şöyle derlerdi:<br /><b>(Bizler o büyüklerin yanında hazır olsak sorulmayız, gâib olsak aranmayız.)</b><br /><b><br /></b>Burada,  gâib olsak demek, orada olmasak demektir. Gâibden haber vermek de,  gelecekten haber vermek demektir. Görünmeyen âlem anlamında da  kullanılır. Mesela <b>gâibden bir ses geldi</b> denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3</b>&#8211;  Duygu organlarıyla veya hesap, tecrübeyle anlaşılmayan anlamındadır.  Mesela cennet ve cehennem gâibdir. Gelecekte olacak şeyler de gâibdir.  Gâibi Allah bilir demek, gelecekte ne olacaksa Allah bilir demektir. Bir  âyet-i kerimede Allahü teâlâ için<b>, (Allâm-ül-guyûb)</b> ifadesi geçer. Guyub, gaibin çoğuludur. Gâibleri hakkıyla bilen, en iyi bilen demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>4</b>&#8211; Gâib, hiç yok anlamında kullanılabilir. Mesela, <b>Usül-ül erbea</b> kitabında deniyor ki:<br />(Gâibden  yardım istemek şirktir diyen kişi, eğer, gâib kelimesini yok anlamında  kullanıyorsa, Enbiya ve Evliya zatların ruhlarına nasıl yok denebilir?  Ruhlar ölmez.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>5-</b> Eskiden dilbilgisinde üçüncü şahıs, “O” zamiri olarak kullanılırdı. Mesela, <b>Cevap Veremedi</b> kitabında deniyor ki:<br />(Yuhanna  İncilini yazan kâtip, Yuhanna’ya gâib zamiri olan “O” ile işaret etmiş,  asıl kitabı yazan [uyduran] kâtip kendisini “Biz” diye yazmıştır.  Bundan anlaşıldığı gibi, Yuhanna İncilini yazan Yuhanna’nın kendisi  olmayıp, bir başkasıdır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farz etmek</title>
		<link>https://islamdini.de/farz-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/farz-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: (Farz etmek ifadesini kullanmak, mesela, “Farz et ki geldim” demek caiz değildir; çünkü bir şeyi farz etmek Allah’a mahsustur) deniyor. Doğru mu bu?CEVAPFarz ile farz etmek ayrıdır. Farz etmek, bir deyimdir. Varsaymak yani olmadığı halde öyle olduğunu düşünmek demektir. Farz etmek yerine faraza veya farz-ı muhal tabirleri de kullanılır.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/farz-etmek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual</b><b>:</b> (<b>Farz etmek</b> ifadesini kullanmak, mesela,  “Farz et ki geldim” demek caiz değildir; çünkü bir şeyi farz etmek  Allah’a mahsustur) deniyor. Doğru mu bu?<br /><b>CEVAP<br />Far</b><b>z</b> ile <b>farz etmek</b> ayrıdır. Farz etmek, bir deyimdir. Varsaymak yani olmadığı halde öyle olduğunu düşünmek demektir. Farz etmek yerine <b>faraza</b> veya <b>farz-ı muhal</b> tabirleri de kullanılır. Bu da, aslında imkânsız olanı varsaymak demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Din kitaplarında <b>farz etmek </b>ifadesi çok kullanılmıştır. Birkaç örnek verelim:<br /><b>1- </b>Dört zevce, dokuz kız, altı cedde bulunduğunu <b>farz edersek</b>, zevceler sekizde bir alıp, geriye yedi hisse kalır.<b> (S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>2-</b> Büyük bir zatın kabrini ziyaret eden, ona rabıta ederse, yani dünya  işlerini hiç düşünmeyip, kalbine hiçbir şey getirmeyip, o zatın ruhunu,  his organlarıyla anlaşılamayan bir nur <b>farz ederek</b>, bunu kalbinde bulundurursa, o ruhtan, kendi kalbine bir şeyler akmağa başlar. <b>(S. Ebediyye)</b><br /><b><br /></b><b>3</b><b>&#8211;</b> Bir kimsenin dayısı ve amcasının oğlu olsa, bunun nafakasını, dayısı verecektir; çünkü bu kimse kadın <b>farz edilirse</b>, dayısı mahremdir. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>4-</b> Bugün, ecelin geldiğini, daha bir gün müsaade etmeleri için,  yalvardığını, sızladığını ve sana, bir gün bağışladıklarını ve şimdi o  günde bulunduğunu <b>farz et</b>! <b>(Kıyamet ve Ahiret)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>5-</b> Âlemin yaratıcısının hâşâ iki olduğu <b>farz oluns</b><b>a</b>, onlardan biri, bir kişinin kalkmasını dilediği anda, diğerinin de, bu kişinin oturmasını dilediğini <b>farz edelim</b>. <b>(Cevab Veremedi</b><b>)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>6- </b>Hürriyetine  kavuşarak, erkekler arasında çalışan kadınlardan güzel olmayanların  düşkünlüğü ve kendini güzelleştirmek için her sabah ayna karşısında  uğraşanların bitkinliği bir yana, geri kalanlarında bulunduğu <b>farz edilen</b>,  daha doğrusu hiç bulunmadığı halde, kraldan ziyade kralcı erkekler  tarafından var diye savunulan bu hürriyetin ve istiklalin doğru manası,  kadınların, aile teşkil etmek, evlat yetiştirmek, evini düzenlemek gibi  meziyetlerden ve tabii kabiliyetlerinden uzaklaşarak, erkeklerin sert,  sıkıntılı hayatına karışmaları, kocaya varmak ihtiyacından kurtularak,  bekâr erkekler gibi yahut evindeki zevcesine bağlı olmayan ahlak  düşkünleri gibi olmaları demektir. <b>(F. Bilgiler)</b><br /><b><br /></b><b>7-</b><b> </b>Rüyada görülen elemin, eğer <b>faraza</b> hakikati varsa, dünyevi elemler kısmındandır. <b>(Kıymetsiz Yazılar)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebced nedir?</title>
		<link>https://islamdini.de/ebced-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ebced-nedir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Ebced hesabı nedir? Bununla dini hüküm çıkarmak caiz midir?CEVAPDini hüküm çıkarmak kesinlikle caiz olmaz. Her konuda ebcedi kullanması çok yanlıştır. Ebced hesabı, her harfi bir rakamı gösteren İslam harfleriyle yazılı sekiz kelimeden meydana gelen bir hesap sistemidir. Olayların zamanının belirtilmesi ve hatırda daha kolay kalması için kullanılır. Hicri bir…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ebced-nedir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Ebced hesabı nedir? Bununla dini hüküm çıkarmak caiz midir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Dini hüküm çıkarmak kesinlikle caiz olmaz. Her konuda ebcedi kullanması çok yanlıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ebced  hesabı, her harfi bir rakamı gösteren İslam harfleriyle yazılı sekiz  kelimeden meydana gelen bir hesap sistemidir. Olayların zamanının  belirtilmesi ve hatırda daha kolay kalması için kullanılır. Hicri bir  ayın ilk günü de, ebced hesabına göre bulunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyet’te,  ebced hesabından faydalanarak, olayların tarihi, camilerin, çeşmelerin,  türbelerin ve benzeri şeylerin yapılış tarihini, belirtmek caizdir;  fakat mesela, hastanın ve annesinin adını ebced hesabıyla hesaplayıp,  sana şöyle muska lazım diyerek, muska yazıp para almak haramdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göklerin secde etmesi</title>
		<link>https://islamdini.de/goklerin-secde-etmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:01:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/goklerin-secde-etmesi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Farisi bir beytin tercümesinde, (Birkaç kişi, eğer Allah için bir araya gelirse ve birkaç nefes Allah’tan bahsederse, oraya gökler secde eder) deniyor. Göklerin secde etmesi ne demektir?CEVAPBöyle tabirler Arapçada da, Türkçede de vardır. Mesela, Kur’an-ı kerimde, (Köylülere sor) yerine (Köye sor) buyuruluyor. (Yusuf 82) Türkçede, (Soba yanıyor) denince, sobanın…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/goklerin-secde-etmesi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Farisi bir beytin tercümesinde,<b> (Birkaç kişi, eğer Allah için bir araya gelirse ve birkaç nefes Allah’tan bahsederse, oraya gökler secde eder) </b>deniyor. Göklerin secde etmesi ne demektir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Böyle tabirler Arapçada da, Türkçede de vardır. Mesela, Kur’an-ı kerimde, (Köylülere sor) yerine <b>(Köye sor) </b>buyuruluyor. (Yusuf 82)</p>
<p style="text-align: justify;">Türkçede, <b>(Soba yanıyor)</b> denince, sobanın kendisinin değil, içindeki odun, kömür, gaz gibi şeylerin yandığı anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Selefiyiz  diyen sapıklar, Kur’an-ı kerimdeki deyimleri, aynen kabul ettikleri  için küfre giriyorlar. Mesela Allah’ın eli var diyerek insanlara  benzetiyorlar. Hâlbuki Allahü teâlânın hiç bir şeye benzemediği yine  âyet-i kerimeyle bildirilmektedir. <b>İmam-ı Gazali</b> hazretleri bunu açıklarken buyuruyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Filan  belde, filan valinin elindedir denilince hiç kimse, o beldenin valinin  iki elinin içinde olduğunu anlamaz. Çünkü bir belde, elin içine alınmaz.  O halde burada, istiare vardır. Valinin eli kesik bile olsa, yine aynı  ifade kullanılır. <b>(İlcam-ül avam an ilm-il kelam</b> s. 4<b>)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>İstiare,</b> bir kelimenin manasını başka manada kullanmaktır. Bazen de herhangi bir  varlığa veya mefhuma asıl adını değil de, benzediği başka bir varlığın  adını verme sanatıdır. Birkaç örnek verelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><b>1- </b>Cesur ve kuvvetli bir insana aslan demek, ona hayvan demek değildir, onu takdir etmektir. Yiğitlerim geliyor yerine <b>(aslanlarım geliyor) </b>denir. Buradaki aslan kelimesinin aslanla hiç ilgisi yoktur. Koçum, tosunum demek de böyledir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2-</b> Kurnaz bir kimseye tilki denmekle, o kimse övülmüş veya yerilmiş olur. <b>(O ne tilkinin biri) </b>denince, hayvandan değil, insandan bahsedildiği anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3</b>&#8211; Namusunu kıskanmayan, kötü bir kimseye, <b>(Domuzun teki)</b> denir. Buradaki domuzun hayvan olan domuzla ilgisi yoktur. Bunun gibi, o  akraba değil akreptir, o öküzün biridir gibi ifadelere istiare denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  beyitte geçen, göklerden kasıt da, göktekiler yani meleklerdir.  Secdeden de kasıt, imrenmek demektir. Secde Allah’a yapılır. Oradaki  secde, sonsuz hürmet, sonsuz sevgi demektir. Demek ki, birkaç Müslümanın  Allah için bir araya gelip, dinden, imandan bahsetmesine melekler  imrenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karanlık gecede yıldızlar görüldüğü gibi, karanlık  dünyada imanlılar da, yıldızlar gibi parlar. Bu yıldızlar nasıl  gökyüzüne dağılmış vaziyetteyse, imanlı insanlar da yeryüzünde bu  şekilde görünürler. Birkaç Müslüman bir araya gelirse, orada birkaç tane  yıldız parlıyor demektir. Bizim yıldızları seyrettiğimiz gibi, melekler  de dünyayı seyrederler. O birkaç Müslümana, (Ne bahtiyar bu kimseler,  bir araya gelmişler, Allah’tan, Peygamberden bahsediyorlar) diye gıpta  ederler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizbullah kime denir?</title>
		<link>https://islamdini.de/hizbullah-kime-denir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 19:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini tabirler ve dili korumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/hizbullah-kime-denir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kur’an-ı kerimde geçen Hizbullah, ne demektir?CEVAPHizbullah, Mücadele suresinde Eshab-ı kiram için kullanılmış çok önemli bir tabirdir. Maide suresindeyse, Allah’ı, Resulünü ve müminleri dost edinenler için kullanılmıştır. İkisi de aynı anlamdadır. (Allah dostu, Allah taraftarı, Allah’ın fırkası, Allah’ın dinine yardım edenler, Allah için çalışanlar) gibi anlamlara gelir. Mücadele suresindeki o…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/hizbullah-kime-denir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kur’an-ı kerimde geçen Hizbullah, ne demektir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hizbullah, <b>Mücadele</b> suresinde Eshab-ı kiram için kullanılmış çok önemli bir tabirdir. <b>Maide</b> suresindeyse, Allah’ı, Resulünü ve müminleri dost edinenler için kullanılmıştır. İkisi de aynı anlamdadır. <b>(Allah dostu, Allah taraftarı, Allah’ın fırkası, Allah’ın dinine yardım edenler, Allah için çalışanlar)</b> gibi anlamlara gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mücadele suresindeki o âyet-i kerimenin meali şöyledir:<br /><b>(Allah’a  ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri  yahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk  ettiğini, onları sevdiğini görmezsin. Onlar öyle zatlar ki, Allah  kalblerine imanı</b> [mermere kazınır gibi] <b>yazmış ve onları kendinden bir ruhla, bir kuvvetle desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar </b><b>akan  Cennetlere sokacak, orada sonsuz kalacaklardır. Allah onlardan razıdır,  onlar da Ondan razıdır. İşte onlar Allah’ın hizbidir. İyi bil ki,  kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah’ın hizbidir.)</b> [Mücadele 22]</p>
<p style="text-align: justify;">Eshab-ı  kiram, Müslüman olmayan en yakınlarını bile sevmemişler, onlara Allah  için düşman olmuşlardır. Harbde, en yakınlarıyla savaşmışlardır. Mesela,  Uhud Savaşında, Ebu Ubeyde bin Cerrah, babası <b>Cerrah</b>’ı, Musab bin Umeyr kardeşi <b>Ubeyd bin Umeyr</b>’i öldürdü. Ömer bin Hattab, dayısı <b>As bin Hişâm bin Mugıyre</b>’yi  öldürdü. Ali bin Ebi Talib de, amca çocuklarını öldürdü. Resulullah  izin verseydi, Ebu Bekir Sıddık da kendi oğlunu öldürecekti. Radıyallahü  anhüm = Hepsinden Allahü teala razı olsun. <b>(Hazin)</b><br /><b><br /></b>Ne  büyük saadet bu! Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramı Hizbullah olarak övüyor,  üstelik onlardan razı olduğunu bildiriyor. Allahü teâlânın sıfatları  ebedidir, sonsuzdur. Eshab-ı kiramdan razı olması da sonsuzdur. Artık  bir daha sözünden dönmez, hep razıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir âyet-i kerime meali:<br /><b>(Allah asla sözünden dönmez.)</b> [Al-i İmran 9, Zümer 20, Rad 31]</p>
<p style="text-align: justify;">Yine hepsinin istisnasız Cennetlik olduğu da şöyle bildiriliyor:<br /><b>(Hepsine de, Cenneti söz verdim.)</b> [Nisa 95, Hadid 10]</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle  övülen Cennetlik zatları tenkit etmek, ne kadar çok yanlış olur. Allah  dostlarını dost bilmek, imanın esaslarındandır. Allah’ın dostları ve  Cennetlik olan Eshab-ı kiramı sevmeyenlerin, imanlarının ne durumda  olduğunu, bu âyet-i kerimeler açıkça göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
