<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atalarımızın yolundayız &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/mezhep-ve-mezhepsizlik/atalarimizin-yolundayiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Jan 2011 13:27:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bir mezhebe uymanın lüzumu</title>
		<link>https://islamdini.de/bir-mezhebe-uymanin-luzumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 13:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atalarımızın yolundayız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bir-mezhebe-uymanin-luzumu/</guid>

					<description><![CDATA[Asırlardan beri bütün İslam âlimleri, dört mezhepten birine uymuşlar ve müslümanların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara uymakta İcma hasıl olmuştur. İcmadan [cemaatten, birlikten, topluluktan] ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(İki kişi, bir kişiden, üç kişi, iki kişiden iyidir. O halde cemaatle birlikte olun! Allah’ın rızası, rahmeti, yardımı cemaattedir. Cemaatten…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bir-mezhebe-uymanin-luzumu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Asırlardan beri bütün İslam âlimleri, dört mezhepten birine uymuşlar ve  müslümanların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara  uymakta <b>İcma</b> hasıl olmuştur. İcmadan [cemaatten, birlikten, topluluktan] ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(İki  kişi, bir kişiden, üç kişi, iki kişiden iyidir. O halde cemaatle  birlikte olun! Allah’ın rızası, rahmeti, yardımı cemaattedir. Cemaatten  ayrılan Cehenneme düşer.)</b> [İbni Asakir]<br /><b><br />(Ümmetimin âlimleri, hiçbir zaman dalalette birleşmezler. İhtilaf olunca sivad-ı a&#8217;zama </b>[âlimlerin ekseriyetinin bildirdiği yola]<b> uyun!)</b> [İbni Mace]<br /><b><br />(O gün her fırkayı imamları ile çağırırız)</b> mealindeki İsra suresinin 71. âyet-i kerimesini Kadı Beydavi hazretleri, <b>(Her ümmeti Peygamberleri ve dinde uydukları imamları ile çağırırız) </b>şeklinde açıklamıştır. Ruh-ul beyan ve Tefsir-i Hüseynide ise, <b>(Herkes mezhebinin imamı ile çağırılır. Mesela ya Şafii </b>veya<b> ya Hanefi denir)</b> şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalar da, her müslümanın dört hak mezhepten birine uyması gerektiğini açıkça bildirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Medarik tefsirinde <b>(Müminlerin</b> [itikad ve ameldeki] <b>yolundan ayrılan Cehenneme gider) </b>mealindeki  Nisa suresinin 115. âyet-i kerimesini bildirdikten sonra, (Kitab ve  sünnet gibi icmadan da ayrılmak caiz değildir) buyuruluyor. Beydavi  tefsirinde ise aynı âyet-i kerimenin açıklamasında (Bu âyet, icmadan  ayrılmanın haram olduğunu göstermektedir. Müminlerin yolundan ayrılmak  haram olunca, bu yola uymak da şart olur) buyuruluyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Seyyid Ahmed Tahtavi</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />(Kur&#8217;an-ı kerimdeki (<b>Allah’ın ipi</b>)nden  maksat, cemaattır. Cemaat da, fıkıh ve ilim sahipleridir. Fıkıh  âlimlerinden bir karış ayrılan sapıtır. Sivad-ı a&#8217;zam, fıkıh âlimlerinin  yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Resulullahın ve Hulefa-i raşidinin  yoludur. Bu yoldan ayrılanlar, Cehenneme gider. Fırka-i naciyye, bugün  dört mezhepte toplanmıştır. Bu dört mezhep, Hanefi, Maliki, Şafii ve  Hanbeli’dir. Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine uymayan, bid&#8217;at  sahibi olup Cehenneme gider.) <b>[Tahtavi]<br /></b><br />Bugün dört mezhepten birinde bulunmayan Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i sünnetten ayrılan da sapık veya kâfir olur. (<b>Dürr-ül-muhtar</b> haşiyesi zebayih kısmı)</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. <b>(Hadika)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>İmam-ı Rabbani</b> hazretleri, (Mezhepten ayrılmak, ilhaddır) buyuruyor. <b>(Mebde ve Mead) <br /></b>[<b>İlhad</b>, doğru yoldan ayrılmak demektir.]<br /><b><br />Muhammed Hadimi</b> hazretleri buyuruyor ki: <br />Dindeki  dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin  bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, âyetten ve hadisten hüküm çıkaramayız.  Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, âyet ve hadise uymuyor gibi görünse  de, mezhebimizin hükmüne uyulur. Çünkü nas; ictihad isteyebilir, tevil  edilmesi gerekebilir, nesh edilmiş olabilir. Bunları da ancak müctehid  anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumamız  gerekir. <b>(Berika s.94)<br /></b><br />İbni Teymiye’nin talebesi İbni Kayyım bile diyor ki: <br />İctihad  şartı bulunmayanın, Kur&#8217;andan ve hadisten ahkam çıkarması caiz olmaz.  Bir mezhebe uyması şarttır. Dört mezhepten başkasına uymak da caiz  değildir. <b>(İlamil Muvakkiin)<br /></b><br />Gerçek bu iken, İbni Hazm,  Şevkani, Abduh, Reşit Rıza, Sıddık Hasan gibi mezhep düşmanlarının bir  kısmı, taklidi haram sayarak, bir kısmı da telfîk yaparak, birçok gafili  sapıtmışlardır.<br /><b><br />Mezhebe uymak<br />Sual: </b>Bir kimsenin, dört  mezhebin birine uymayıp, Kitap ve Sünnete uygun olarak veya başka bir  müctehidin yahut bir sahabinin ictihadına uyarak yaptıkları ibadetler,  sahih olmaz mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Evet, sahih olmaz. <b>İbni Âbidin</b> hazretleri buyuruyor ki:<br />Bir  ibadetin sahih olması için, dört mezhebden herhangi birine uygun olması  lazımdır. Yani, o işin sahih olması için, bir mezhepte uyulması lazım  olan şartların hepsine uygun olması gerekir. Bir ibadeti yaparken,  şartlarından biri bir mezhebe, başka biri de, başka mezhebe uygun  olursa, bu ibadet sahih olmaz. <b>(Redd-ül-muhtar)</b><br /><b><br />Mezhebine uyan kurtulur<br />Sual:</b> Bir müctehid ictihad ederken yanılsa veya bir hak mezhebin bir hükmü  Allah katında yanlış ise, bizim o hükümle amel etmemiz günah olmaz mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Hayır.  Müctehid, ictihad ederken yanılsa bile, günah olmaz, sevab olur. Allahü  teâlâ, insanları kendi katındaki mutlak doğruya göre değil, müctehidin  ictihadına uyup uymamakla imtihan edecektir. Bu genişliği, bu rahmeti  Habibinin ümmetine ihsan etmiştir. Müctehide yani kendi mezhebine uyan  kurtulur. Bir müctehidin ictihadında yanıldığını da hiç kimse bilemez.  Başka âlimin farklı ictihadı bu ictihadın yanlış olduğunu gösteremez.  Allahü teâlâ, ictihada sevab verdiği için hiç bir ictihada yanlış  denemez. Bu ictihadla amel edenler de sevab kazanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>İmamları ile çağırmak<br />Sual: </b>Kur’andaki,<b> (O gün, her fırkayı imamlarıyla çağırırız!)</b> mealindeki ifadeden kasıt nedir?<b><br />CEVAP<br /></b>Tefsir kitaplarında şöyle bildiriliyor:<br />Her  ümmet, Peygamberleri ve dinde uydukları imamların isimleriyle  çağırılırlar. Mesela, yâ ümmet-i Musa, yâ Şafii yahut yâ Hanefi denilir.<b> (Beydavi, Tefsir-i Hüseyni, Ruh-ul-beyan)<br /></b><br />Kötü  milletler de, zalim krallarıyla çağırılır. Mesela Firavun ve  taraftarları, Nemrut’un adamları diye çağırılır. Kötüler kötü, iyiler de  iyi liderleriyle çağırılır. <b>(Meâlim-üt-tenzîl)<br /></b><b><br />Avamın mezhebi<br />Sual: </b>(Avam  yani müctehid olmayan kimse, rast geldiği müftüye sorar. Sorduğu  müftünün mezhebini bilmek zorunda değildir) diyenler oluyor. Mesela  Hanefi bir Müslüman, Şafii olan müftüye, (Üç defa emdiğim kadının  kızıyla evlenebilir miyim?) dese, Şafii müftü de, (Evlenebilirsin) dese,  Hanefi olan sütkardeşiyle evlenebilir mi? Yine Hanefi bir kimse, Şafii  müftüye, (Benim elim kanadı, abdestim bozuldu mu) diye sorsa, müftü de,  (Bozulmaz) diye cevap verse, Hanefi’nin abdesti bozulmamış mı olur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Şafii müftü, Hanefi olan avama, <b>(Üç kere emdiğin kadının kızıyla </b>[sütkardeşinle] <b>evlenebilirsin) </b>demez; çünkü Hanefi&#8217;de evlenilmeyeceğini bilir. Şafii sanarak evlenebilirsiniz dese de, evlenilmez. Bunun gibi,<b> (Kan abdesti bozmaz) </b>dese de, Hanefi’nin abdesti bozulmuş olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Rast  gele müftüye sormak, Eshab-ı kiram ve Tabiin zamanındaydı; çünkü o  zaman mezhepler tedvin edilmiş değildi. Her zaman aynı müctehide sorma  imkânı da yoktu. Mezhepler meydana çıktıktan sonra, rast gele bir  müftüye soramaz. Sorulması gereken müftü ise, müctehid olan âlim  demektir. <b>(Feth-ul-kadir)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Mezhepler varken, avam, kendi  mezhebinde olan müftüye sorar, kendi mezhebinde olan müftü bulamazsa,  ancak o zaman başka mezhepteki müftüye de sorabilir. O müftüye sorarken  de, kendisinin Hanefi veya Şafii olduğunu söylemesi gerekir. Şimdi  müctehid müftü olmadığı için, kendi mezhebindeki kitaba bakar. İmam-ı  Kurafi hazretleri buyuruyor ki:<br />Eshab-ı kiram zamanında herkes,  herhangi bir sahabiye sorar ve öğrendiğiyle amel ederdi. Delil soran  olmazdı. Şimdiyse, yeni iman edenlerin, aynı mezhepteki âlimlerden,  delil aramadan sorup öğrenerek amel etmeleri, aynı mezhepte olan  âlimleri bulamazlarsa, her âlimden sormaları, sonra bir mezhebi öğrenip,  bu mezhebi taklit etmeleri gerektiğini âlimler sözbirliğiyle  bildirmişlerdir. Yani icma hâsıl olmuştur. <b>(Mizan-ül-kübra)<br /></b><br /><b>İbadetlerde mezhep taklidi</b><br /><b>Sual:</b> (Gusül, abdest ve namaz gibi ibadetlerde aynı mezhebe uymak şart değil;  guslü Şafii&#8217;ye, abdesti Maliki&#8217;ye, namazı Hanefi&#8217;ye göre kılabilir)  deniyor. Doğru mu?<br /><b>CEVAP</b><br />Hayır, doğru değildir; çünkü bu üçü, birbirine bağlı ibadettir. Oruç, zekât, hac gibi farklı ibadetler değildir.<b> </b>Bunu bir örnekle açıklayalım:</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  kimse, Şafii mezhebine göre gusletse, yani ağzını burnunu yıkamak farz  olmadığı için, buraları yıkamasa, namaz abdestini Hanefi&#8217;ye göre alsa,  mesela niyet etmese yahut abdestten sonra bir kadına dokunsa, bu kimse  namazını Hanefi&#8217;ye göre kılsa da caiz olmaz, Şafii&#8217;ye göre de kılsa caiz  olmaz. Hanefi&#8217;ye göre guslü sahih olmadığı için caiz olmuyor, Şafii&#8217;ye  göre de abdesti olmadığı için caiz olmuyor. Diş dolgusu olanın da,  Şafii&#8217;ye veya Maliki&#8217;ye göre gusledince, abdest ve namazın da, bu  mezhebe uygun olması gerekir. Uygun olmazsa, namazı sahih olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>İbni Âbidin</b> hazretleri buyuruyor ki: Bir Hanefi, niyet etmeden aldığı abdestle  öğleyi kılsa, caiz olur. İkindi vakti Şafii olup ikindiyi kılsa, sahih  olmaz. Niyet ederek tekrar abdest alması gerekir. Dini bir ihtiyaç  olmadan dünya işleri için mezhebini değiştiren, dinini oyuncak yapmış  olur; cezalandırılması lazım olur, imansız ölmesinden korkulur. <b>(Faideli Bilgiler)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Bir  kimse, oruç, zekât, hac gibi farklı ibadetleri de bir harac olamadan  farklı mezheplere göre yapması doğru olmaz. Bir harac, yani meşakkat  varsa caiz olur. Mesela, Şafiiler, zekât verecek üç sınıfı bulamayınca  Hanefi&#8217;yi taklit ederek verebilir. Sadaka-i fıtır verirken buğday  bulması zorsa, Hanefi&#8217;yi taklit ederek altınla verebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taklitçilik nedir, ne değildir</title>
		<link>https://islamdini.de/taklitcilik-nedir-ne-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 13:26:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atalarımızın yolundayız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/taklitcilik-nedir-ne-degildir/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Taklitçilik kötü değil mi? Mezhep âlimlerini taklit etmek, onların yolundan gitmek yanlış değil mi?CEVAPKötüyü, yanlışı ve bâtılı taklit, ne kadar zararlı ise, iyiyi, doğruyu ve hakkı taklit de o kadar faydalıdır. Bir kimsenin bütün ilimlerde üstad, bütün işlerde mütehassıs olması mümkün müdür? Hastanın, kendisini ameliyat edecek bir operatör doktora…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/taklitcilik-nedir-ne-degildir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Taklitçilik kötü değil mi? Mezhep âlimlerini taklit etmek, onların yolundan gitmek yanlış değil mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kötüyü,  yanlışı ve bâtılı taklit, ne kadar zararlı ise, iyiyi, doğruyu ve hakkı  taklit de o kadar faydalıdır. Bir kimsenin bütün ilimlerde üstad, bütün  işlerde mütehassıs olması mümkün müdür? Hastanın, kendisini ameliyat  edecek bir operatör doktora ihtiyacı vardır. Kalbinden rahatsız bir  operatör doktorun da, gönüllerdeki pası silen bir kalb mütehassısına  ihtiyacı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Doktorlar ilaç imal etmez. Kimyagerlerce  hazırlanan ilaçları tavsiye ederler. Hastalar da, doktorlara itimat  ederek, onlara teslim olarak, onların tavsiyesine uyarak ilaçları  kullanırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkesin, hem kimyager, hem doktor, hem mühendis  gibi ihtisas isteyen her mesleğin erbabı olması düşünülebilir mi? O  halde, bir kimse, bir işte mütehassıs [uzman] olsa da, ihtisası  dışındaki başka bir işin mütehassısına uyması gerekir. Bir saate, bir  radyoya ihtiyacı olan kimse, “Taklit geriliktir. Hiç kimsenin yaptığı  bir şeyi kullanmam” diyemez. Taklit düşmanları, hem taklidi uyduluk  olarak vasıflandırıyorlar, hem de Batının taklit edilmesini istiyorlar.  Keşke ahlakta değil de, teknikte Batı taklit edilse. Çünkü hadis-i  şeriflerde, <b>(Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır, nerede bulursa alsın!) </b>buyuruluyor. Batının tekniği yerine, örf ve âdetini taklit edersek elbette rezil oluruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Uzun tecrübelerden sonra çeşitli aletler yapılmış, çeşitli kurallar bulunmuş, çeşitli ilimler sistemleştirilmiştir. <b>Taklitçi olmamak için bunları kullanmam</b> diyenin aklından şüphe edilir. Herkesin müctehid, lider olmasını  istemek ateşin üşütmesini, buzun ısıtmasını istemek gibi eşyanın  tabiatına aykırıdır. Müctehid olmayı, doktor veya kimyager olmaya  benzetmek yanlış olur. Müctehid olmak için, birçok ilimde ihtisas sahibi  olduktan başka, ilahi mevhibe sahibi de olmak gerekir. Bunun için  Yusuf-i Nebhani hazretleri, <b>(Bugün müctehidlik taslayanın ya aklı veya dini noksandır)</b> buyuruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eshab-ı  kiramın hepsi mutlak müctehid olduğu halde, Peygamber efendimizi görüp  taklit ettikleri için Peygamberlerden sonra en yüksek makama  kavuşmuşlardır. Tabiin, Eshab-ı kirama tâbi oldukları, onları taklit  ettikleri için yüksek bir şerefe kavuşmuşlardır. Onlardan sonra gelenler  de onlara tâbi oldukları, onları taklit ettikleri için Tebe-i tabiin  şerefine yükselmişlerdir. Hadis-i şerifte, <b>(Âlimler rehberdir)</b> buyuruldu. O halde âlimleri taklit etmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şafii’de  hadis ve fıkıh âlimi olan İmam-ı Şarani, dört mezhebin hak olduğunu, bu  dört mezhepten birine uymak gerektiğini bildirmek için <b>Mizan-ül-kübra</b>’yı yazdı. Bu kitabında<b> </b>diyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Her  müctehid, kendi ictihadı ile hareket eder. Başka bir müctehide uyması  caiz değildir. Bir âlim, ictihad derecesine yükselince, kendi ictihadına  uyması gerekir. İmam-ı Ahmed’in, âlim talebeleri için, <b>(İmamlarınızın aldıkları kaynaktan alın, taklitçilikte kalmayın)</b> sözü bunu göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İmam-ı  Şafii, İmam-ı a&#8217;zamın çok yüksek bir âlim olduğunu bildirdiği halde,  kendi ictihadlarına uymuştur. Fakat müctehid olmayan kimse, 4 mezhepten  birini taklit etmezse sapıtır, zındık olur, başkalarını da yoldan  çıkarmakta şeytana yardımcı olur. Mevcut dört mezhebin hepsi haktır.  Birinin, ötekisi üzerine üstünlüğü yoktur. Çünkü, hepsi aynı din  kaynağından alınmıştır. Dört mezhebin imamları ve onları taklit eden  âlimlerin hepsi, her müslümanın dört mezhepten dilediğini taklit etmekte  serbest olduğunu bildirdiler. Allahü teâlâ, amelde mezheplere  ayrılmaktan razı olduğunu, Resulü vasıtası ile bildirdi. Resulü de bu  ayrılığa rahmet buyurdu. Müctehid olmayanın, bir mezhebe uyması  lazımdır. <b>(Mizan-ül kübra)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Taklitçi maymunlar <br />Sual</b>: Bir misyoner, “<b>Kur’anda,  Peygamber de olsa, birine uymanın, onu taklit etmenin haram olduğu,  böyle kimselerin taklitçi maymuna benzetildiği bildiriliyor</b>” diyor. Böyle bir âyet var mı?<br /><b>CEVAP<br /></b>Misyoner  inanmadığı Kur’andan ne anlar? Elbette tamamen yalan ve iftiradır.  Kur’an-ı kerim, baştan sona kadar, iyileri taklit etmeyi, onlara tâbi  olmayı [uymayı] emretmektedir. Hakkı taklit düşmanları, bâtılda  birbirini taklit ediyor, birinin dinimize yaptığı iftiraya öteki  sarılıyor, maymun gibi taklit ediyorlar. Mesela, <b>(Kur’an uydurma bir söz değildir) </b>âyetini, (Kur&#8217;an uydurma bir hadis değildir) diyerek, hadis-i şeriflere dil uzatıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Önce  maymunla ilgili âyetleri bildirdikten sonra bu konuya dönelim.  Kibirlenerek Allah’ın emrini dinlemeyen kâfirler, maymun haline  çevrilmiştir, üç gün sonra da helak edildiği bütün muteber tefsirlerde  bildirilmektedir. Allahü teâlânın sadece maymun değil, domuz haline, taş  haline getirdiği kâfirler de olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<b><br />(Cumartesi günü </b>[balık avından men edilmişken] <b>içinizden </b>[bu emri çiğneyerek]<b> azgınlık edenleri biliyorsunuz. Onlara “Aşağılık birer maymun olun” dedik; </b>[Maymuna çevrilen bu insanlar üç gün sonra öldü.]<b> Bunu </b>[bu olayı]<b> önündekilere </b>[o zaman hazır olanlara] <b>ve ardındakilere</b> [sonradan geleceklere] <b>ibret verici bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüt olsun diye yaptık.)</b> [Bekara 65 – 66 Beydavi]<br /><b><br />(Tâ ki onlar</b> [balık avcıları] <b>edilen öğütleri unutunca, biz de kötülükten</b> <b>alıkoyanları kurtardık</b>, <b>zulmedenleri ise</b>, <b>çıkardıkları  fesatlar yüzünden şiddetli azaba maruz bıraktık. Böylece onlar kibre  kapılıp yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, biz de onlara, aşağılık  maymunlar olun, dedik</b>. [Maymun haline geldiler]<b>)</b> [Araf 165, 166 Beydavi]<br /><b><br />(De  ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi?  Onlar, Allah’ın lanetleyip gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar  ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte bunlar, mevki bakımından  daha kötü olan ve doğru yoldan sapmış bulunanlardır.)</b> [Maide 60]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  âyetlerin hangisi taklidi, iyilere uymayı yasaklıyor? Allahü teâlâ,  herkesi Peygamberlere, âlimlere, iyilere uymayı, onları taklit etmeyi  emrediyor. Bu konudaki âyetlerden bazısı şöyledir:<br /><b>(Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Resule uymayıp müminlerin </b>[itikadi ve ameli] <b>yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleyip çok kötü bir yer olan Cehenneme sokarız!)</b> [Nisa 115] {Bu âyette Resulün ve müminlerin yolundan ayrılmak kötüleniyor. Demek ki müminlerin yoluna uymak gerekiyor.}<br /><b><br />(Bilmiyorsanız, zikir ehline </b>[âlimlere]<b> sorun.)</b> [Nahl 43] {Bilenlere uyulması emrediliyor.}<br /><b><br />(İyilik yarışında önceliği kazanan muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tâbi olanlar, onların yolunda gidenlerden </b>[onları taklit edenlerden]<b> Allah razı olmuştur, onlar da Allah&#8217;tan razı olmuştur. Allah bunlar için, sonsuz kalacakları Cenneti hazırladı.)</b> [Tevbe 100] {Bu âyette de Eshaba uyanlar övülüyor, onlar da Cennetlik deniyor.<b> Tâbiin</b>,  Eshab-ı kirama uydukları için yüksek bir şerefe kavuştular. Onlardan  sonra gelenler de onlara uydukları, onları taklit ettikleri için Tebe-i  tâbiin şerefine yükseldiler.} <br /><b><br />(Musa o kimseye, “Sana öğretilenden, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı” dedi.)</b> [Kehf 66] {Dikkat edilirse Allahü teâlânın en büyük Resullerinden biri  olan Hazret-i Musa, ismi bile bildirilmeyen birinden ledünni ilmi  öğrenmek için yardım istiyor, ona tâbi olmak istiyor. O kimse de diyor  ki: <b>(“Eğer bana tâbi olacaksan, o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma” dedi.)</b> [Kehf 70] {O kimse, yüce Peygamber Musa aleyhisselama itirazsız taklit et diyor. Allahü teâlâ da bunu övüyor.}<br /><b><br />(Allah buyurdu ki: </b>[Ya Musa]<b> Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz </b>[mucize yardımlarımız]<b> sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz</b>.) [Kasas 35] {Bu âyette de Hazret-i Musa’ya tâbi olanlar müjdeleniyor.}<br /><b><br />(Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.)</b> [Yasin21] {Bu âyette de hidayete erenlere tâbi olmak emrediliyor.}<br /><b><br />(</b>[Dünyada] <b>İman edenlere ve nesilleri de iman edip kendilerine uyanlara, </b>[ahirette]<b> nesillerini kavuştururuz,</b> [onları da, baba ve dedeleri gibi Cennete koyar ve derecelerini yükseltiriz.] <b>Bununla beraber</b> [baba ve dedelerinin] <b>amellerinden hiç bir şey eksiltmeyiz</b>. <b>Herkes kazancına bağlıdır</b>, [iyi amel işlerse kurtulur, değilse helak olur.]<b>)</b> [Tur 21] {Bu âyette imanlı atalarına, dedelerine uyanların da dedeleri  gibi Cennete gidecekleri bildiriliyor. İyilere tâbi olmanın iyiliği  bildiriliyor.}</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i Yakup, ölürken oğullarına sordu: <b>(Benden  sonra kime kulluk edeceksiniz?) dedi. Oğulları dediler ki: (Senin ve  ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek Allah’a kulluk  edeceğiz.)</b> [Bekara 133], Hazret-i Yusuf da dedi ki: <b>(Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum.)</b> [Yusuf 38] {Demek ki atalar Müslüman ise, müşrik değil ise, onlara  uymak lazımdır. Hazret-i Yusuf Müslüman olan atalarının yolundan  gittiğine göre, biz de Müslüman atalarımızın, yani Resulullah  efendimizin, eshab-ı kiramın ve ehl-i sünnet âlimlerinin yolundan  gitmeliyiz.}<b><br /></b><br />Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki: <br /><b>(Ahir zamanda, sizin ve atalarınızın yolundan ayrılıp, sünnetimden uzak kalacak olanlardan uzak durun.)</b> [Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">Kötülere  uymak elbette kötüdür. Misyoner, Şeytana ve Firavuna uymakla  Resulullaha uymayı aynı görüyor ve taklidin kötülüğü ile ilgili şu  âyetleri örnek veriyor:<br /><b>(Allah, </b>[İblise]<b> sen ve sana uyanlarla Cehennemi dolduracağım dedi.)</b> [Sad 84, 85]<br /><b><br />(Firavun’a uyanları, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık.)</b> [Araf 130] {Bu iki âyet de, kötüyü taklit etmenin zararını bildiriyor.}</p>
<p style="text-align: justify;">Kötüyü,  yanlışı ve batılı taklit, ne kadar zararlı ise, iyiyi, doğruyu ve hakkı  taklit de o kadar faydalıdır. Bir kimsenin bütün ilimlerde üstat, bütün  işlerde uzman olması mümkün müdür? Hastanın, kendisini ameliyat edecek  bir operatör doktora ihtiyacı olur. Herkesin, hem kimyager, hem doktor,  hem mühendis gibi ihtisas isteyen her mesleğin uzmanı olması  düşünülebilir mi? O halde, bir kimse, bir işte uzman olsa da, ihtisası  dışındaki başka bir işin uzmanına uyması gerekir. Bir saate, bir radyoya  ihtiyacı olan, “Taklit haramdır, hiç kimsenin yaptığını kullanmam”  diyemez. Herkesin rehber, taklit edilen kimse olmasını istemek ateşin  üşütmesini, buzun ısıtmasını istemek gibi eşyanın tâbiatına aykırıdır.  Uzun tecrübelerden sonra çeşitli aletler yapılmış, çeşitli kurallar  bulunmuş, çeşitli ilimler sistemleştirilmiştir. “Taklitçi olmamak için  bunları kullanmam” diyen, deli değilse, muhakkak haindir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atalarımızın yolundayız</title>
		<link>https://islamdini.de/atalarimizin-yolundayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 13:25:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atalarımızın yolundayız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/atalarimizin-yolundayiz/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Selefi itikadlı bir genç, (Mezhep imamlarının yolundan gitmek, ataların yolundan gitmektir. Âyetlere rağmen ataların yolundan gitmek şirktir) diyor. Bu yanlış değil mi?CEVAPElbette yanlıştır. Kâfirler için inen âyetleri, müslümanlara yüklemektedir. Bu âyetler kâfir atalar içindir. Konu ile ilgili âyetler şunlardır:(Onlara, &#8220;Allah’ın indirdiğine uyun&#8221; dendiği zaman, &#8220;Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/atalarimizin-yolundayiz/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Selefi itikadlı bir genç, (Mezhep imamlarının yolundan  gitmek, ataların yolundan gitmektir. Âyetlere rağmen ataların yolundan  gitmek şirktir) diyor. Bu yanlış değil mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Elbette  yanlıştır. Kâfirler için inen âyetleri, müslümanlara yüklemektedir. Bu  âyetler kâfir atalar içindir. Konu ile ilgili âyetler şunlardır:<br /><b>(Onlara, </b>&#8220;<b>Allah’ın  indirdiğine uyun&#8221; dendiği zaman, &#8220;Hayır, biz atalarımızı üzerinde  bulduğumuz şeye uyarız dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu  bulamamışlarsa? Kâfirlerin hali, bağırıp çağırmak dışında bir şey  duymayan, yine de haykıran kişiye benzer. O kâfirler sağır, dilsiz ve  kör oldukları için akledemezler.) </b>[Bekara 170, 171]<br /><b><br />(Kâfirler  Allah’a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmez. Onlara, “Gelin  Allah’ın indirdiği Kitaba ve Resule uyun” denildiğinde, “Atalarımızın  yolu bize yeter” derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda  olmayan kimseler idiyse?)</b> [Maide 103, 104]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki âyet de müşrikler için inmiştir. <b>(Allah’a ve resulüne uyun)</b> denilince, biz atalarımız gibi putlara taparız diyorlar. Bu ataların mezhep imamları ile hiç ilgisi yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Putperestler, Hud Peygambere dediler ki: <br /><b>(Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın taptıklarını </b>[putları]<b> bıraktırmak için mi geldin? Eğer sözünde sadık isen, tehdit ettiğin azabı getir.) </b>[Araf 70]</p>
<p style="text-align: justify;">Kâfirler, Peygamberlere dediler ki:<b> <br />(Siz de bizim gibi bir insansınız. Siz bizi atalarımızın taptığı şeylerden </b>[putlardan]<b> döndürmek istiyorsunuz.) </b>[İbrahim 10]<br /><b><br />(Bu da aynen sizin gibi bir insandır. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah isteseydi, elbette </b>[peygamber olarak]<b> melekleri gönderirdi. Biz atalarımızdan böyle </b>[bir Allah’a ibadet etmek diye]<b> bir şey duymadık.) </b>[Müminun 24]</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i İbrahim putlara tapanlara dedi ki: <br /><b>(Atalarınızın  ve sizin neye taptığınızı şimdi gördünüz mü? Taptığınız putlar benim  düşmanımdır. Dostum ancak âlemlerin Rabbidir.)</b> [Şuara 75-77]<br /><b><br />(Musa, kâfirlere apaçık mucizelerimizle gelince: </b>[Kâfirler],<b> “Bu uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böyle </b>[tek ilaha ibadet etmek diye]<b> bir şey işitmedik” dediler.)</b> [Kasas 36]<br /><b><br />(Onlar </b>[kâfirler]<b> atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.)</b> [Saffat 69,70]</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü  gibi bu âyetler müşrikler, putperestler için gelmiştir. Müslümanlar,  Resulullahın vârisleri olan âlimlere uyarsa, müşriklere uymuş olmaz.  Eğer <b>Müslümanların ataları doğru yolda ise</b> elbette uymak gerekir. Nitekim Yakup aleyhisselam, ölürken oğullarına sordu: <b>(Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?) </b>dedi. Oğulları dediler ki: <b>(Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz.) </b>[Bekara 133]<br />Hazret-i Yusuf da dedi ki: <b>(Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum.) </b>[Yusuf 38]</p>
<p style="text-align: justify;">Demek  ki atalarımız Müslüman ise, müşrik değil ise, onlara uymamız lazımdır.  Hazret-i Yusuf müslüman olan atalarının yolundan gittiğine göre, biz de  müslüman atalarımızın, yani mezhep imamlarımızın, ehl-i sünnet  âlimlerinin yolundan gitmeliyiz. Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:<br /><b>(Ahir zamanda bazıları, sizin ve atalarınızın yolundan ayrılıp, sünnetimden uzak kalacaklar, onlardan uzak durun.)</b> [Müslim]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
