<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mezhep ve mezhepsizlik &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/mezhep-ve-mezhepsizlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jun 2016 02:07:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Ehl-i kıble ve ehl-i sünet olmak için</title>
		<link>https://islamdini.de/ehl-i-kible-ve-ehl-i-sunet-olmak-icin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2016 02:07:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ehl-i-kible-ve-ehl-i-sunet-olmak-icin-2/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Günah işleyen müslümanlara kâfir denir mi, onlara lanet edilir mi? CEVAP Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan günah işlemekle kâfir olmaz. Bazı bid&#8217;at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.)…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ehl-i-kible-ve-ehl-i-sunet-olmak-icin-2/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Günah işleyen müslümanlara kâfir denir mi, onlara lanet edilir mi? <strong>CEVAP </strong>Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan günah işlemekle kâfir olmaz. Bazı bid&#8217;at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <strong>(Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) </strong>[Buhari]  Müslümanım diyen, kelime-i şehadet söyleyen kimseye kâfir denmez. Bir savaşta, kelime-i şehadet getiren birisini öldüren kimseye, Resulullah efendimiz, <strong>(Kelime-i şehadet söyleyen kimseyi niçin öldürdün?) </strong>buyurdu. O da, dili ile söylüyordu ama kalbi ile inkâr ediyordu dedi. <strong>(Kalbini yarıp da baktın mı?) </strong>diyerek onu tekdir buyurdu.  Onun için mümine kâfir demekten, ona lanet etmekten sakınmalıdır! Lanet, sahibine döner. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <strong>(Kul, lanet ettiği zaman, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner.) </strong>[Beyheki] <span id="more-237558"></span> <strong>Ehl-i kıble tekfir edilmez Sual: </strong>Müslümanda, küfrü gerektiren bir durum görülse, buna kâfir denir mi? <strong>CEVAP </strong>Müslüman olduğunu söyleyen, (Kelime-i şehadet) okuyana, şüphe ile küfür damgası basılamaz. Müslüman olduğunu söyleyen bir kimsenin bir işinde veya sözünde birçok küfür alametleri ile bir iman alameti veya küfür olması şüpheli olan bir alamet bulunsa, buna kâfir dememelidir. Çünkü müslüman iyi zan olunur.) <strong>(Redd-ül-Muhtar)</strong>  Küfür alametini dilediği açıkça anlaşınca, kâfir olur. Tevil etmemiz fayda vermez.<strong> (Bezzâziyye)</strong>  <strong>Sual: </strong>Ehl-i kıbleye kâfir denmiyor. 72 sapık fırkanın hepsi de ehl-i kıbledir yani namaz kılıyor. Bunlara kâfir diyenin kendisi kâfir olmaz mı? <strong>CEVAP </strong>Evet ehl-i kıbleye kâfir denmez ama ehl-i kıble nedir? Ehl-i kıble namaz kılan kimse demek değildir. Kısaca izah edelim: <strong>1-</strong> İmam-ı a’zam ve imam-ı Şafii, Ehl-i kıble olana kâfir denilmez buyurdu. Bu söz, Ehl-i kıble olan, günah işlemekle kâfir olmaz demektir. 72 fırka, Ehl-i kıbledir. İctihad yapılması caiz olan açıkça anlaşılamayan delillerin tevillerinde yanıldıkları için, bunlara kâfir denilmez. Fakat, zaruri olan ve tevatür ile bildirilmiş olan din bilgilerinde ictihad caiz olmadığı için, böyle bilgilere inanmayan, sözbirliği ile kâfir olur. Çünkü, bunlara inanmayan, Resulullaha inanmamış olur. İman demek, Resulullahın Allahü teâlâ tarafından getirdiği, zaruri olarak bilinen bilgilere inanmak demektir. Bu bilgilerden birine bile inanmamak küfür olur. <strong>(Milel-nihal</strong> tercümesi<strong>)</strong>  <strong>2-</strong> 72 bid&#8217;at fırkası, namaz kıldığı ve her ibadeti yaptığı halde, bir kısmı mülhid olmuştur. Dinde sözbirliği ile bildirilen bir inanışı veya bir işi inkâr eden, kâfir ve mürted olacağı için, <strong>la ilahe illallah</strong> dese ve her ibadeti yapsa ve her günahtan da sakınsa bile, artık buna ehl-i kıble denmez. <strong>(Hadika)</strong>  <strong>3-</strong> Zaruri din bilgilerinden veya iman edilecek şeylerden birine bile inanmayan, <strong>La ilahe illallah Muhammedün resulullah</strong> dese de, kâfir olur. <strong>(Redd-ül-Muhtar)</strong>  <strong>4-</strong> Ehl-i sünnet olanların bir kısmı Cehenneme girmez. Bunlardan yalnız kötü iş yapanlar Cehenneme girer. 72 bid&#8217;at fırkası, Ehl-i kıble olduğu için, bunlara kâfir denmez. Fakat bunların, dinde inanması zaruri olan şeylere inanmayanları kâfir olur. <strong>(Mektubat-ı Rabbani</strong> 2/67, 3/38<strong>)</strong> <strong> 5- </strong>Meşhur bir farzı inkâr eden kimse, namaz kılsa da kâfir olur. <strong>(Berika)</strong>  <strong>6- </strong>Her namaz kılana ehl-i kıble denmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<strong> (Yalan söyleyen, sözünde durmayan ve emanete hıyanet eden, Müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa da münafıktır.) </strong>[Buhari]<strong></strong>  <strong>7- </strong>İmanın 6 şartından birine inanmayan, namaz kılsa da kâfirdir.<strong> (Eşiat-ül-lemeat)</strong>  <strong>(Haramlardan kaçıp, ihlasla, la ilahe illallah diyen Cennete girer)</strong> hadis-i şerifindeki <strong>İhlasla </strong>ifadesi için Resulullah efendimiz, <strong>(Söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır)</strong> buyurdu. (Taberani)  Haramlardan kaçmayanın imanını koruması zorlaşır. Eğer imanını koruyamamışsa sonsuz Cehennemde kalır.  <strong>Sual: </strong>72 bid’at fırkasının Cehennemde günahları ve itikadlarının bozukluğu kadar kaldıktan sonra Cennete gideceği hadis-i şeriflerle ve İslam âlimlerinin sözleriyle bildirilmiyor mu? <strong>CEVAP </strong>Ama bid&#8217;at fırkası öyle olacak, her ehl-i kıble olan değil ki. Küfre düşmemiş olanları öyle olacak. Küfre düşenleri sonsuz Cehennemde kalacak.  <strong>Sual: </strong>“Günde beş defa Kâbe’ye yönelip, tehiyyatta kelime-i şehadeti söyleyen, küfre düşüp küfrüne tevbe etmese de, küfrü üzerinde sabit kalmaz” diyenler çıkıyor. Bu yanlış değil mi? <strong>CEVAP </strong>Bu söz ehl-i sünnet itikadına aykırıdır. İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki: Tevbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek kâfi değildir, küfre sebep olan şeyden de tevbe etmesi gerekir. O şeyden tevbe etmezse, namaz kılsa da kâfirdir.  <strong>Sual: </strong>Bazısı, <strong>(La ilahe illallah diyen Cennete girer)</strong> hadisine göre, 72 dalalet fırkası da Cehennemde sonsuz kalmaz” diyor. Bu açıklama doğru mudur? <strong>CEVAP </strong>Yanlıştır. Bir münafık da <strong>La ilahe illallah</strong> diyebilir. Kâfir olarak ölenleri Cennete giremez.  <strong>Sual: </strong>Tekfir hastalığımızın özünde bir nevi kendimizi ilahlaştırma virüsü vardır demek caiz mi? <strong>CEVAP </strong>Bu söz, Resulullaha ve İslam âlimlerine bir iftiradır. Hâşâ Resulullah ve Onun vârisleri olan ehl-i sünnet âlimleri, küfre düşenleri tekfir ettikleri için kendilerini ilahlaştıran bir virüse mi yakalanmışlardır? Bu ne çirkin iftira? İtikadı küfür olan dalalet ehli, ehl-i kıble değildir, namaz kılsa da, her ibadeti yapsa da Cehennemde sonsuz kalır. Ehl-i kıble olması için, küfür olan itikadından tevbe etmesi lazım. Vesikalarını yukarıda bildirdik.  <strong>Ehl-i sünnet olmak için Sual:</strong> Türkiye’de ve dünyada çeşitli gruplar var. Hemen her grup (Sadece ehl-i sünnet olan biziz) diyor. Grupların Ehl-i sünnet olup olmadıkları nasıl bilinir? <strong>CEVAP </strong>Bilinmesi çok kolaydır. Çünkü Ehl-i sünnet itikadı bellidir. Bunlara inanan Ehl-i sünnettir, inanmayan bid’at ehli veya kâfir olur. Ehl-i sünnet itikadından önemli olanlardan bazıları şunlardır: <strong> 1-</strong> Amentü’deki altı esasa inanmak. [Hayrın, şerrin ve her şeyin Allah’tan olduğuna inanmak. İnsanda irade-i cüziye vardır. İşlediği günahlardan mesuldür.] <strong> 2-</strong> Amel, imandan parça değildir. Yani ibadet etmeyen veya günah işleyen mümine kâfir denmez. [Vehhabiler, (amel imanın parçasıdır, namaz kılmayan ve haram işleyen kâfirdir) derler.] <strong> 3-</strong> İman artıp eksilmez. [Parlaklığı artıp eksilir.] <strong> 4-</strong> Kur’an-ı kerim mahluk [yaratık] değildir. <strong> 5-</strong> Allah mekândan münezzehtir. [Vehhabiler, (Allah gökte veya Arşta) derler. Bu küfürdür.] <strong> 6-</strong> Ehl-i kıble tekfir edilmez. [Vehhabiler, kendilerinden başka herkese kâfir derler.] <strong> 7-</strong> Kabir suali ve kabir azabı haktır. <strong> 8-</strong> Gaybı yalnız Allah bilir, dilerse enbiya ve evliyasına da bildirir. <strong> 9-</strong> Evliyanın kerameti haktır. <strong> 10-</strong> Eshab-ı kiramın hepsi cennetliktir. [Rafiziler, (Beşi hariç sahabenin tamamı kâfirdir) derler. Halbuki Kur’anda, tamamı cennetlik deniyor.] <strong>(Hadid</strong> 10<strong>)</strong> <strong> 11-</strong> Ebu Bekr-i Sıddık, eshab-ı kiramın en üstünüdür. <strong> 12-</strong> Mirac, ruh ve bedenle birlikte olmuştur. <strong> 13- </strong>Öldürülen, intihar eden eceli ile ölmüştür. <strong> 14-</strong> Peygamberler günah işlemez. <strong> 15-</strong> Bugün için dört hak mezhepten birinde olmak. <strong> 16-</strong> Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. [Vehhabiler, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Şit’in, Hazret-i İdris’in peygamber olduğunu inkâr ederler. İlk peygamber Hazret-i Nuh derler. Önderlerine resul [Peygamber] diyen bazı gruplar da, (Nebi gelmez, ama resul gelir) derler. Bunun için de Resulüm diyen zındıklar türemiştir.] <strong> 17-</strong> Şefaate, sırata, hesaba ve mizana inanmak. <strong> 18-</strong> Ruh ölmez. Kâfir ve Müslüman ölülerin ruhları işitir. <strong> 19-</strong> Kabir ziyareti caizdir. İstigase, yani Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip, onların hürmetine dua etmek ve onlardan yardım istemek caizdir. [Vehhabiler ise buna şirk derler. Bu yüzden Sünnilere ve Şiilere müşrik, yani kâfir derler.] <strong> 20-</strong> Kıyamet alametlerinden olan Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine, güneşin batıdan doğacağına ve bildirilen diğer kıyamet alametlerine inanmak.  İmam-ı a’zam hazretleri <strong>(Kıyamet alametlerine tevilsiz inanmalı) </strong>buyuruyor. Bir hadis-i şerif meali: <strong>(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama iman artık fayda vermez.)</strong> [Buhari, Müslim]  Güneşin batıdan doğmasını, <strong>(Avrupa Müslüman olacak)</strong> diye tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi tevil etmemiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, (elma dersem çık, armut dersem çıkma) demeye benzer. Nitekim <strong>(Salat, duadır, namaz diye bir şey yok)</strong> diyenler çıkmıştır. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz. Bir de Avrupa Müslüman olunca, iman niye fayda vermesin? Güneşin batıdan doğması, ilmen de mümkündür. Dinsizler itiraz eder diye zoraki tevile gitmek gerekmez. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır, başka yörüngeye koyar. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olur. <strong> 21-</strong> Ahirette Allahü teâlâ görülecektir. <strong> 22-</strong> Kâfirler Cehennemde sonsuz kalır ve azapları hafiflemez, hatta gittikçe artar. <strong> 23-</strong> Mest üzerine mesh caizdir. <strong> 24-</strong> Sultana isyan caiz değildir.  (Bu bilgiler, <strong>Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mek. Rabbani, F. Fevaid</strong>’den alınmıştır.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şefaati inkâr etmek</title>
		<link>https://islamdini.de/sefaati-inkar-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:59:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/sefaati-inkar-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Fazlurrahman’ın ve İbni Teymiyye’nin de bildirdiği gibi, Kur’an şefaat düşüncesini reddeder, ama Sünnî âlimler, şefaatin hak olduğu iddiasından geri kalmamıştır.)CEVAPSünnî âlimler dediğine göre, kendisinin Sünnî olmadığı anlaşılıyor. Yoksa bizim Sünni âlimler derdi. Fazlurrahman’ı ve İbni Teymiyye’yi senet gösteriyor da, İmam-ı a’zamın, İmam-ı Şâfiî’nin, İmam-ı Gazali’nin, İmam-ı Mâlik’in,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/sefaati-inkar-etmek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<br /><em>(Fazlurrahman’ın ve İbni Teymiyye’nin de  bildirdiği gibi, Kur’an şefaat düşüncesini reddeder, ama Sünnî âlimler,  şefaatin hak olduğu iddiasından geri kalmamıştır.)<br /></em><b>CEVAP<br /></b>Sünnî  âlimler dediğine göre, kendisinin Sünnî olmadığı anlaşılıyor. Yoksa  bizim Sünni âlimler derdi. Fazlurrahman’ı ve İbni Teymiyye’yi senet  gösteriyor da, İmam-ı a’zamın, İmam-ı Şâfiî’nin, İmam-ı Gazali’nin,  İmam-ı Mâlik’in, İmam-ı Ahmed bin Hanbel’in ve diğer Ehl-i Sünnet  âlimlerinin hiçbirinin sözünden niye bahsetmiyor? Ehl-i sünnet  âlimlerine olan aşırı düşmanlığını hiç gizlemiyor. Buradan kesinlikle  mezhepsiz olduğu anlaşılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eskiden Vehhabiler şefaati inkâr  ederlerdi. Şimdi onlar bile şefaati hak bilirken, günümüzün  mezhepsizlerinin ve Sünnî olmadıklarını açıkça söyleyenlerin, inkâr  etmesi gerçekten de eksantriktir. Reformcu yazar,<em> (Bu ilmihalde, Kitap ve Sünnet esas alınmıştır)</em> dediği halde, diğer hususlarda olduğu gibi, şefaat hususunda da tamamen  Kitap ve Sünnet’e aykırı görüşler bildiriyor, çünkü Kitap ve Sünnet’te,  peygamberlerin, meleklerin, âlimlerin, şehidlerin ve daha başkalarının  şefaat edeceği açıkça bildiriliyor. Kâfirlere şefaat edilemeyeceğini  bildiren âyet-i kerimeleri alıp, müminlere de şefaat edilmeyeceğini  söylemesi, yazarın ne kadar sinsi bir mezhepsiz olduğunu göstermektedir.  Bir hadis-i şerif meali:<br /><b>(Kâfirler, kâfirler için gelmiş olan âyetleri, Müslümanlara yükletirler.)</b> [Buhari ]</p>
<p style="text-align: justify;">Şefaati inkâr etmek büyük sapıklıktır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.)</b> [Taha 109]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Rahman olan Allah’ın</b> <b>nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.)</b> [Meryem 87] (Müfessirler, “Bu iki âyet-i kerimeye göre, Allahü teâlânın  izin verdikleri şefaat edecek, başkaları edemez” diye açıkça  bildiriyorlar.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.)</b> [Necm 26] (Melekler de, ancak, Allah’ın hoşnut olduğu kimselere şefaat edebiliyor.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) </b>[Zümer 44] (Çok şefaat edecekler vardır ki, hepsi de Allahü teâlânın iznine bağlıdır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br /><b>(Kıyamette ilk şefaat eden ben olacağım.)</b> [Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Bütün Peygamberler şefaat edecektir.)</b> [Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kıyamette Peygamberler, sonra âlimler ve şehidler şefaat eder.)</b> [İbni Mace, Deylemi]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kur’an kıyamette şefaat eder.)</b> [Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kıyamette  Allahü teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini  yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.)</b> [Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün  müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da,  şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan <b>İmam-ı a’zam</b> hazretleri de, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir)<b> </b>buyurdu. <b>(Fıkh-ı ekber)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Ne  diye hadis-i şerifler, İmam-ı a’zam ve diğer mezhep imamları gibi büyük  zatların sözleri alınmıyor da, Fazlurrahman gibi sapıkların sözü Nass  gibi alınıyor?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam düşüncesi demek</title>
		<link>https://islamdini.de/islam-dusuncesi-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/islam-dusuncesi-demek/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Şefaat düşüncesi, Kur’an’ın ahiret düşüncesine ve İslam düşüncesine aykırıdır.)CEVAPDüşünce, bir iş için, bir insan tarafından düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir, bir görüştür ve mahlûktur. İslam düşüncesi veya şefaat düşüncesi demek çok yanlıştır. İslam âlimleri, (Düşünce yaratılmıştır, insanda olur, bu sıfatı Allah’a, İslamiyet’e vermek küfürdür) buyuruyorlar. İslamiyet Allahü…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/islam-dusuncesi-demek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<b><br /></b><em>(Şefaat düşüncesi, Kur’an’ın ahiret düşüncesine ve İslam düşüncesine aykırıdır.)<br /></em><b>CEVAP<br />Düşünce</b>,  bir iş için, bir insan tarafından düşünülen çare veya kıyaslanan  neticedir, bir görüştür ve mahlûktur. İslam düşüncesi veya şefaat  düşüncesi demek çok yanlıştır. İslam âlimleri,<b> (Düşünce yaratılmıştır, insanda olur, bu sıfatı Allah’a, İslamiyet’e vermek küfürdür) </b>buyuruyorlar.  İslamiyet Allahü teâlânın bildirdiği hak dindir, bir düşünce, bir görüş  değildir. Mezhepsizler İslamiyet’i bir düşünce olarak kabul ettikleri  için reform yapmaya çalışıyorlar. Allah’ın dinini hâşâ düzeltmeye, eksik  kalan yerleri tamamlamaya gayret ediyorlar. Kur’an-ı kerimde mealen  buyuruluyor ki:<br /><b>(Bugün sizin için dininizi ikmal eyledim.  Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i  vermekle razı oldum.)</b> [Maide 3]</p>
<p style="text-align: justify;">Mezhepsizler tamamlanmış dinin neresini düzeltecekler ki? Bozmaya düzeltmek, yıkmaya yapmak diyorlar.<br /><b><br />Tek tanrıcı görüş demek<br /></b>Reformcu yazar diyor ki:<b><br /></b><em>(Kur’an’ın tevhid görüşüne göre, İslam kendi şahsına has, tek tanrıcı bir dünya görüşüdür.)<br /></em><b>CEVAP<br /></b>Görüş  de, düşünce de insanlar için kullanılır. Allah için, İslam için ve  Kur’an için kullanılmaz. Allah’ın düşüncesi, Allah’ın görüşü demenin  küfür olduğunu bütün İslam âlimleri bildiriyor. Allah yerine tanrı  demenin de uygun olmadığını dinimiz bildirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakiki âlimlere saldırı</title>
		<link>https://islamdini.de/hakiki-alimlere-saldiri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:58:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/hakiki-alimlere-saldiri/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Mezhebe, meşrebe yer vermedim, eski âlimleri dikkate almadım. Eski bilgileri yeni etiketiyle pazarlamak istemedim, onun için eski âlimlerden örnek almadım. Çağa uymaya çalıştım.)CEVAPBu reformcu yazar, kendisinin de itiraf ettiği gibi, dört hak mezhepten ve Ehl-i sünnet âlimlerinden hiç kaynak vermemiş, ancak Ehl-i sünnet olmayan İbni Teymiye, Şevkani…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/hakiki-alimlere-saldiri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<b><br /></b><em>(Mezhebe, meşrebe yer vermedim,  eski âlimleri dikkate almadım. Eski bilgileri yeni etiketiyle pazarlamak  istemedim, onun için eski âlimlerden örnek almadım. Çağa uymaya  çalıştım.)<br /></em><b>CEVAP<br /></b>Bu reformcu yazar, kendisinin de  itiraf ettiği gibi, dört hak mezhepten ve Ehl-i sünnet âlimlerinden hiç  kaynak vermemiş, ancak Ehl-i sünnet olmayan İbni Teymiye, Şevkani  gibileri örnek almış. Yani Ehl-i sünnet âlimlerinin yazılarını değil de,  eski sapıkların yazılarını yeni etiketiyle pazarlıyor. Eski âlimleri  tenkit eden çağımızdaki sapıklara kurtuluş simidi gibi sarılmış,  onlardan örnekler vermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisinin de çekinmeden söylediği  gibi, kitabı Hanefî mezhebine veya dört hak mezhepten birine göre  yazmamıştır. Kendi görüşü ayrı bir ekol olarak bildiriliyor. Yani  böylece, kendi anladığına göre yeni bâtıl bir mezhep ortaya çıkarmış  oluyor. Müslümanların, asırlardır tâbi oldukları dört mezhebi bırakıp da  kendi mezhebine girmelerini istiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İslam âlimlerine  saldırıyor. Eğer Kur’ana ve Sünnet’e uygun yazsaydı, eski âlimleri senet  kabul eder, onların hükümlerini bildirirdi. Kur’an-ı kerimde bu âlimler  övülüyor:<br /><b>(Bilmiyorsanız ehl-i zikre </b>[âlimlere]<b> sorun!)</b> [Nahl 43] (Bu reformcu, âlimlere sormuyor. Kendi görüşünü Kur’anın hükmü gibi anlatıyor.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Allah’tan en çok korkan ancak âlimlerdir.)</b> [Fatır 28] (Bu reformcu, Allah’tan korkan âlimlerin verdiği hükümleri  değil de, kendi görüşleriyle, zamanımızdaki mezhepsizlerin görüşlerini  esas alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Bunun hükmünü Peygambere ve ülül-emre </b>[âlimlere] <b>sorsalardı, öğrenirlerdi.)</b> [Nisa 83] (Bu reformcu, âlimlere sorsaydı, yani eski âlimlere uysaydı,  dört hak mezhepten birine göre yazardı. Kur’anın emrine uymadığı pek  açıktır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki:<br /><b>(Ülül-emr, fıkıh âlimleridir.) </b>[Darimi] (Reformcu yazarın hafife aldığı fıkıh âlimlerinin, yukarıdaki âyet-i kerimede bildirilen <b>ülül-emr</b> oldukları, bu hadis-i şerifle de bildirilmiştir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) </b>[Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud]<br /><b><br />(Ümmetimin âlimleri, beni İsrail’in peygamberleri gibidir.) </b>[İmam-ı Yâfiî, İmam-ı Rabbani, Abdülgani Nablusi, Neşr-ül-mehasin]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Âlimlere tâbi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.) </b>[Deylemi]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer rehber ve kılavuzdur.) </b>[İ. Neccar]<br /><b><br />(Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.)</b> [İ. Maverdi]<br /><b><br />(Bilmediklerinizi salih </b>[âlim]<b>lerden sorup öğrenin!) </b>[Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an  ve Sünnet’e uysaydı, bunların bildirdiği âlimlere uyardı. Bunlara  uymayıp kendi görüşünü esas aldığı için, kitap çok bozularak deforme  olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcmanın dindeki yeri</title>
		<link>https://islamdini.de/icmanin-dindeki-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/icmanin-dindeki-yeri/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Kur’anı esas aldım. İcma’a yer vermedim.)CEVAPSanki İslam âlimlerinin İcma ettiği hususlarda, Kur’an-ı kerim esas alınmamış gibi saldırıyor. Hâlbuki İcma, dinde çok önemli bir delildir. Eshab-ı kiramın söz birliğine İcma denir. Bir şeyi, Eshab-ı kiram, sözbirliğiyle bildirmediyse, Tabiinin sözbirliği bu şey için icma olur. Tabiin de bu şeyi…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/icmanin-dindeki-yeri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<b><br /></b><em>(Kur’anı esas aldım. İcma’a yer vermedim.)<br /></em><b>CEVAP<br /></b>Sanki İslam âlimlerinin İcma ettiği hususlarda, Kur’an-ı kerim esas alınmamış gibi saldırıyor. Hâlbuki <b>İcma</b>, dinde çok önemli bir delildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eshab-ı kiramın söz birliğine <b>İcma</b> denir. Bir şeyi, Eshab-ı kiram, sözbirliğiyle bildirmediyse, Tabiinin  sözbirliği bu şey için icma olur. Tabiin de bu şeyi sözbirliğiyle  bildirmediyse, Tebe-i tabiinin sözbirliğiyle bildirmeleri bu şey için  icma olur, çünkü bu üç asrın âlimleri yani müctehidleri, hadis-i şerifle  övülmüştür. Bunlara <b>Selef-i salihin</b> denir. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>İcma’a  uymak farzdır. İcma’ı inkâr ise küfürdür. Mesela, Hazret-i Ebu Bekir’le  Hazret-i Ömer’in hilafetlerini inkâr eden kâfir olur. Cenaze namazının  farzı kifâye olduğunu inkâr eden de kâfir olur. Çünkü bunları inkâr  eden, icma’ı inkâr etmiştir. <b>(Redd-ül-muhtar)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>Bir asırda bulunan müctehidlerin bir işin hükmünde birleşmelerine İcma denir. <b>(Menar şerhi)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>Eshab-ı  kiramın, açıkça ve her asrın sözbirliği ile haber verilmiş olan  icmaları, âyet-i kerime ve mütevatir olan hadis-i şerifler gibi  kuvvetlidir, inkâr eden kâfir olur. Eshab-ı kiramdan bazısının icma  edip, diğerlerinin sükût ettikleri icma da, kesin delildir. Gerek  Eshab-ı kiram, gerekse salih âlimler topluluğu, sapıklıkta, yanlış bir  şey üzerinde sözbirliği yapmazlar. Bir hadis-i şerif meali:<br /><b>(Ümmetimin âlimleri, dalalette, sapıklıkta birleşmez.)</b> [İbni Mace, İ. Ahmed, Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an-ı  kerimde de, Eshab-ı kirama ve âlimler topluluğuna uymayanların  Cehenneme gideceği bildirilmektedir. Bir âyet-i kerime meali:<br /><b>(Doğru yol açıkça belli olduktan sonra, Resulullah’a karşı çıkıp, müminlerin </b>[Eshab-ı kiramın ve salih âlimlerin]<b> yolundan ayrılanı döndüğü sapık yolda bırakır, Cehenneme atarız.) </b>[Nisa 115]<br /><b><br /></b>Eshab-ı kirama cemaat dendiği gibi, Ehl-i sünnet âlimler topluluğuna da cemaat denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç hadis-i şerif meali:<br /><b>(Cemaatten bir karış ayrılan, cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.) </b>[Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Cemaatle birlikte olun! Allah’ın rızası, rahmeti, yardımı cemaat ile birliktedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme düşer.)</b> [İbni Asakir]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Sürüden ayrılanı kurt, cemaatten ayrılanı şeytan kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın!)</b> [Tirmizi]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Cemaatten bir karış ayrılan İslam halkasını boynundan çıkarmış olur.)</b> [Ebu Davud]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Allahü teâlânın rız</b><b>ası, icma’dadır.)</b> [İbni Asakir]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezhepsizce yazılan kitap</title>
		<link>https://islamdini.de/mezhepsizce-yazilan-kitap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/mezhepsizce-yazilan-kitap/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Bu kitapta herhangi bir mezhep veya meşrep esas alınmamıştır. Aksine mezhep-meşrep ayrımı yapılmamış, icma ve kıyasa yer verilmemiş, sadece Kur’an ve Sünnet esas alınmıştır.)CEVAPDört hak mezhep, Kur’ana, Sünnet’e ve İcma’a aykırı mı? Dört hak mezhepten birine göre yazılmamış. Demek ki, kendi görüşlerini Kur’an ve Sünnet adı altında…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/mezhepsizce-yazilan-kitap/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<b><br /></b><em>(Bu kitapta herhangi bir mezhep  veya meşrep esas alınmamıştır. Aksine mezhep-meşrep ayrımı yapılmamış,  icma ve kıyasa yer verilmemiş, sadece Kur’an ve Sünnet esas alınmıştır.)</em><br /><b>CEVAP<br /></b>Dört  hak mezhep, Kur’ana, Sünnet’e ve İcma’a aykırı mı? Dört hak mezhepten  birine göre yazılmamış. Demek ki, kendi görüşlerini Kur’an ve Sünnet adı  altında yutturmaya çalışıyor. Kitapta, yazarın kendi bozuk mezhep ve  meşrebi esas alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört hak mezhepten birine uygun yazılmayan kitaplar çok yanlıştır. Çünkü âlimlerimiz buyuruyor ki:<br />Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine tâbi olmayan, bid’at sahibi olup Cehenneme gider. <b>(Tahtavi)<br /></b><br />Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. <b>(Hadika)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>İcma’ı  kabul etmeyen bir kimsenin, bu kitapları, bu âlimleri senet kabul  etmesi asla düşünülemez. Ehl-i sünnet âlimlerinin Kitap ve Sünnet’ten  çıkardıkları <b>İcma</b> halini alan hükümleri beğenmeyip kendi görüşünü  din olarak bildiriyor. İcma’a uymadığı gibi, Kur’ana ve Sünnet’e de  uymuyor. Asrımızdaki yamuklara sımsıkı sarılıyor. İmam-ı a’zam  hazretleri senet olmadığı halde mason Efganî veya mezhepsiz Makdisî  nasıl senet olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">İmam-ı Rabbani hazretleri de, bu durumu asırlarca öncesinden şöyle haber veriyor:<br />Kıyamette  Cehennem azabından kurtulmak, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine  inanmaya bağlıdır. Resulullah’ın ve Eshabının yolunda gidenler, yalnız  bunlardır. Kuran-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden çıkarılan bilgiler  içinde, kıymetli, doğru olan, yalnız bu büyük âlimlerin, anlayıp  bildirdikleri bilgilerdir, çünkü her bid’at sahibi, bozuk düşüncelerini,  kısa aklıyla, Kitap’tan ve Sünnet’ten çıkardığını söylüyor. Demek ki,  Kitap’tan ve Sünnet’ten çıkarıldığı bildirilen her sözü, her yazıyı  doğru sanmamalı, yaldızlı propagandalarına aldanmamalıdır.<b> (1/193)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bozuk din kitabındaki tabirler</title>
		<link>https://islamdini.de/bozuk-din-kitabindaki-tabirler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bozuk-din-kitabindaki-tabirler/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dinimizi yeniden yorumlayarak değişiklikler yapmaya çalışan kitabın altı çizilen yerlere bir cevap verilebilir mi?CEVAPBu kitap, dini öğretmek için yazılmamış, aksine önceki asırlarda yaşamış muteber Ehl-i sünnet âlimlerine karşı bir tepki, bir reddiye kitabıdır. Dinde reform istenmektedir. Önceki âlimlere karşı kin ve düşmanlıkla doludur. Eskiden yaşamış büyük âlimlere çamur, hattâ…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bozuk-din-kitabindaki-tabirler/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Dinimizi yeniden yorumlayarak değişiklikler yapmaya çalışan kitabın  altı çizilen yerlere bir cevap verilebilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bu kitap, dini  öğretmek için yazılmamış, aksine önceki asırlarda yaşamış muteber Ehl-i sünnet  âlimlerine karşı bir tepki, bir reddiye kitabıdır. Dinde reform istenmektedir.  Önceki âlimlere karşı kin ve düşmanlıkla doludur. Eskiden yaşamış büyük âlimlere  çamur, hattâ necaset atılmaktadır. Geçmişteki ve günümüzdeki reformcular  övülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Amel edilecek din kitabı deniyorsa da, ibadetlerin  farzları, vacibleri, sünnetleri, müstehabları, müfsitleri, mekruhları ile günlük  hayattaki haramlar, mekruhlar, sünnetler gibi şeyler kesinlikle yoktur. Bunu  okuyan, hangi mezhebe göre abdest alacak, hangi mezhebe göre namaz kılacak?  Kendi anlayışına göre mi hareket edecek? Yoksa kaynak verdiği Makdisî, Efganî,  Kardavî, Şeriatî, İkbal gibi yamukları mı esas alacak?</p>
<p style="text-align: justify;">Çok önemli konular  olan feraiz, hayız ve nifas bilgilerine yer verilmemiş. Ya yazar bu konuları hiç  bilmediği için transit geçmiş veya bunlar tarihseldir diyerek, feraiz  bilgilerinin günümüzde geçerli olmadığını sanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">(Böyle önemli  konuları niye yazmadınız?) diye soranlara, (Eski bilgileri yeni etiketiyle  pazarlamak istemedim, eskiyi aynen anlatmak bilimsel değildir. Günün  teknolojisine uygun yenilikler yaptım) diyor. Yenilikten kastı, mezheplerin  hükmünü bir tarafa itip, kendi görüşüne uygun bir din meydana çıkarmaktır.  Kitaptaki bazı ifadelere bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Kullanılan kelime ve  tabirler:</b></span><br /><b>Reformcu yazarın </b>sık sık kullanıldığı kelimelerden  bazılarının anlamları:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslam literatürü:<br /></b></span>İslam edebiyatı  anlamında ise de, kasten İslam dini için kullanıyor. Literatür diyerek  geçiştirmeye çalışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslami görüş:<br /></b></span>Dini hüküm için  kullanıyorsa da, böyle söylemek küfürdür, çünkü İslamiyet görüş değildir, Allahü  teâlânın bildirdiği hükümlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslam düşüncesi:<br /></b></span>Bu da  İslami görüş demek gibi küfürdür. İslam âlimleri, (İnsanın, akıl, şuur, hafıza,  görüş ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allah’a vermek küfürdür)  buyuruyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Kur’ani görüş</b></span><span style="text-decoration: underline;">:</span><br />Bu da İslami görüş,  İslam düşüncesi gibi, dine aykırı bir ifadedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslam  felsefesi:<br /></b></span>İslam felsefesi diye bir şey yoktur. Ehl-i sünnet  âlimleri, (İslam bilgilerinin ölçüsü, insan aklı, insanın düşüncesi değil,  muhkem olan [manaları açık olan] âyet-i kerimeler ve hadis-i şeriflerdir)  buyuruyorlar. Felsefe, din, ruh ve sosyal bilgi cahillerinin, bu bilgilerden,  kendi kısa akılları ile ve zamanlarındaki bilimsel keşiflere göre anladıklarına,  yani bozuk düşüncelerine denir. İslam âlimlerinin kitapları ise, ilim  sahiplerinin, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden çıkardıkları bilgilerdir.  İslam bilgilerine felsefe demek, pırlantayı cam parçalarına benzetmek gibidir.  İslam âlimlerine felsefeci demek de, pırlantaya cam demek gibi olup, bu yüksek  âlimlere hakaret etmek olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslam filozofu:<br /></b></span>Filozof,  felsefeci demektir. Felsefe küfür olunca, filozof da kâfir olur. İslam filozofu  yani İslam kâfiri demek çok yanlıştır. İslam filozofu denenlerin en meşhurları  olan İbni Sina ve Farabi’nin kâfir olduklarını <b>İmam-ı Gazalî</b> ve <b>İmam-ı  Rabbanî </b>hazretleri bildirmiştir. Lider durumundaki meşhurları kâfir olunca,  diğerlerinin nasıl olacağını buradan anlamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>İslami  gelenek:<br /></b></span>İslamiyet’in hükümlerini sulandırmak, hafife almak, geçersiz  olduğunu göstermek için böyle çirkin ifade kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Sünnî  gelenek</b></span><b>:</b><br />Ehl-i sünnetin icma ettiği hüküm anlamında  kullanıyor. Hükmü basitleştirmek ve önemsiz hâle getirmek için gelenek tabirini  kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Geleneksel İslam:<br /></b></span>İslam dini, İslam şeriatı  anlamında kullanıyor. Bunu önemsiz hâle getirmek için geleneksel tabirini  kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Geleneksel taklit:<br /></b></span>Müslümanların Ehl-i  Sünnet itikadını ve dört hak mezhebi benimsemesini, yanlış bir taklit gibi  göstermek için geleneksel taklit tabiri kullanılıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Geleneksel  İslam âlimleri:<br /></b></span>Ehl-i Sünnet itikadını ve dört hak mezhebi bildiren  Ehl-i Sünnet âlimlerini sıradan insanlar gibi göstermek maksadıyla geleneksel  âlimler tabirini kullanıyor. Asr-ı saadetten beri, selefi dediği yamuklardan  başka, hakiki hiçbir İslam âlimi gelmemiş gibi davranıyor, hiçbirinden nakil  yapmıyor. Sadece yamuklardan alıntılar yapıyor, onları birer kahraman gibi  gösteriyor, cilalayıp süsleyerek âlim diye önümüze  sürüyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Geleneksel İslam kültürü:<br /></b></span>İslam dini, İslam  şeriatı için bunu kullanıyor. Bunu önemsiz hâle getirmek için geleneksel kültür  tabirini kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Geleneksel İslam anlayışı:<br /></b></span>İslam  dini, İslam şeriatı anlamında söylüyor. Ancak bunu önemsiz hâle getirmek için,  onların anlayışının geçersiz olduğunu bildirmek için geleneksel tabirini  kullanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Geleneksel taklidî İslam:<br /></b></span>Bu da aynıdır.  Farklı tabirlerle Ehl-i sünnete saldırmak için geleneksel kelimesini  kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Gelenekçi Müslüman:<br /></b></span>Bunu dinine bağlı, Ehl-i  sünnet Müslüman için söylüyor. Dindar tabirini kullanmaktan şiddetle kaçınıp,  aklını kullanmayan körü körüne geleneklere uyan saf kimse anlamında  kullanıyor.<span style="text-decoration: underline;"><b></b></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Geleneksel din:<br /></b></span>İslam dini, İslam şeriatı  için bunu söylüyor. Dinimizi önemsiz hâle getirmek için geleneksel tabirini  kullanıyor. Tıpkı sosyalistlerin, (Biz Müslümanlığa karşı değiliz, biz  gericiliğe, türbana, namaza, hacca karşıyız) demeleri gibi, açıktan değil de  dolaylı şekilde Müslümanlığa saldırılıyor. Sosyalistlerle aynı taktiği  kullanıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Kur’andaki din:<br /></b></span>Şimdiki Müslümanlıkla  Kur’an-ı kerimdeki Müslümanlığın farklı olduğu yalanını yutturmak için bu tabiri  kullanıyor. Mezhepsizlerin hepsi Ehl-i sünnet düşmanıdır.<span style="text-decoration: underline;"><b></b></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Uydurulan  din:<br /></b></span>Bu da İslamiyet için, özellikle Ehl-i sünnet için uydurulan  çirkin bir yaftadır.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Atalar kültürü İslam:<br /></b></span>Bu da  İslamiyet için söyleniyor. Kur’ana uymayıp atalarının yolundan gidiyorlar demek  istiyor. Geleneksel İslam&#8217;ı da aynı anlamda kullanıyor. Farklı kelimelerle Ehl-i  sünnet Müslümanlığına saldırıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />İslamcı  gençlik:<br /></b></span>Hiçbir İslam âlimi, İslamcı, İslamcılık diye bir şey  bildirmemiştir. Bu, bid’at bir tabirdir. Türkçe’de genelde -cı, -cu ekleri isim  ve sıfat üreten bir ektir. İsim olarak, sütçü, balıkçı, şarkıcı gibi o işin  ticaretini yapan kimseye denir. Sıfat olarak pilavcı, esrarcı, yıkıcı gibi  kelimeler, o şeyi yiyene ve o işten zevk alana denir. İslamcı, dinci gibi  kelimeler de bunlar gibidir. İslam’ı ve dini yiyip bitirmekle zevk alan veya  onun ticaretini yapan kimse demektir. Bunun için de, dinci veya İslamcı  olmamalı, sadece Müslüman olmalı. Müslüman kelimesi yerine başka şey  uydurmamalı.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Modernist İslamcı:<br /></b></span>Çağdaş Müslüman için  kullanılıyor. İslamcı kelimesinin bid’at bir tabir olduğunu bildirmiştik.  Modernist demekle, eskiden yaşamış İslam âlimlerini kabul etmeyen, İslamiyet’i  çağa uydurmaya kalkan, kendisi gibi reformcuları anlatmak  istiyor.<span style="text-decoration: underline;"><b></b></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Geçmişi taklit:<br /></b></span>Burada da İslamiyet’e, Ehl-i  sünnete saldırılıyor. 14 asır önceki İslamiyet’i taklit ederek günümüzde de  uygulanmasının yanlış olduğunu belirtmek için taklit kelimesini araya  sokuşturuyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Dogma, dogmatik:<br /></b></span>Dogma, belli bir görüşün  tartışılmadan doğru olarak kabul edilmesidir. Allah ve Resulünün bildirdiklerini  tartışmak, hiç kimsenin haddine değildir. Ehl-i sünnet âlimlerinin âyetle,  hadisle ve icma ile bildirdiği esaslara dogma diye saldırmaktadır. Bunlara  dogmatik görüş diyerek bir kalemde hepsini silip atıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Klasik  fıkhi yaklaşım:<br /></b></span>Dinimizdeki dört delilden biri olan <b>kıyas-ı fukaha </b>tabirini sulandırmak,<b> </b>bunu delil saymayıp, fıkhî yaklaşım gibi  yakışıksız bir sözle, fıkıh âlimlerinin verdiği fetvaları çürütmek için  kullanılan bir ifade.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Statükocu:<br /></b></span>Ehl-i sünnet Müslüman’a  taktığı yaftadır. 14 asırdan beri gelen dini hükümlere sahip çıkan Müslüman’ı  tenkit gayesiyle kullanmaktadır. Müslüman dini anlamda elbette statükocudur,  dinine sahip çıkar. Dinini bozmak, değiştirmek isteyenlerle de meşru yollarla  mücadele eder. Bilimsel anlamda ise, dine aykırı olmayan her türlü yeniliğe  açıktır. Bozuk kitapta, hakla bâtıl karıştırılarak, Müslümanların her anlamda  statükocu olduğu iftirası yapılıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />İtaat kültürü:<br /></b></span>Bunu  da Ehl-i sünnet Müslümanlar için söylüyor. (Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği  hükümlere boyun eğen ahmak Müslüman) demek istiyor, hakaret  ediyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Yaygın kanaat:<br /></b></span>Bu da Ehl-i sünnet Müslümanlar  için söylenen bir hakaret sözüdür. (Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği  hükümlere inanan zavallı kimselerin kanaati) demeye getiriyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Kör  taklit:<br /></b></span>Kur’an ve Sünnet’teki hükümleri açıklayan Ehl-i sünnet  âlimlerine inanmaya, onların yolundan gitmeye diyor. Âlimleri değil de,  kendisini taklit etmeye de <b>şuurlu taklit</b> demek istiyor. Beni de taklit  etmesinler diyorsa, bu kitabı niye yazıp her konuda görüşlerini  bildiriyor?<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Aşırı dindar:<br /></b></span>Dinin emrine tam uyan  Müslüman&#8217;ı tenkit için aşırı kelimesini ekleyerek, dindarlığı kötü göstermeye  çalışıyor.<br /><span style="text-decoration: underline;"><b><br />Katı sofu:<br /></b></span>Bu da aynıdır. Burada tasavvufa da  saldırı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Hadis materyali:<br /></b></span>Bilinen hadis-i  şerifler için kullanılan tabir bu. Hadis-i şeriflere karşı olduğunu gizlemek  için bu tabiri kullanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Mezhepçilik</b></span><span style="text-decoration: underline;">:<br /></span>Ehl-i  Sünnet’e ve dört hak mezhebe saldırmak için, bölücülük anlamına gelen bu tabiri  kullanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><b>Değişim:<br /></b></span>(Çağın gereklerine uygun olarak  dinde değişime gidilmeli) diyerek, açıkça dinde reformu  savunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbni Kesir tefsiri</title>
		<link>https://islamdini.de/ibni-kesir-tefsiri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı şahıslar hakkında özet bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ibni-kesir-tefsiri/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: İbni Kesir’in tefsiri uygun mudur?CEVAPTefsirini hadislerle açıklamış ve kendi görüşlerini de karıştırmış olduğu Keşfüz-zunun’da yazılıdır. Şam âlimlerinden üstad Abdülgani hazretleri buyuruyor ki: İbni Kesir tefsirini okumamalıdır, çünkü içinde dalalat-i kesire vardır. İnsanların itikadlarının bozulmasından korkup endişe ettiğim için, İbni Kesirin tefsirini, İbni Teymiyye ve İbni Kayyım’ın kitaplarının okunmasını hiç…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ibni-kesir-tefsiri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> İbni Kesir’in tefsiri uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Tefsirini hadislerle açıklamış ve kendi görüşlerini de karıştırmış olduğu <b>Keşfüz-zunun</b>’da<b> </b>yazılıdır. Şam âlimlerinden üstad Abdülgani hazretleri buyuruyor ki: <br />İbni  Kesir tefsirini okumamalıdır, çünkü içinde dalalat-i kesire vardır.  İnsanların itikadlarının bozulmasından korkup endişe ettiğim için, İbni  Kesirin tefsirini, İbni Teymiyye ve İbni Kayyım’ın kitaplarının  okunmasını hiç tavsiye etmem, çünkü bunların kitaplarında o kadar çok  sapık ve bozuk sözler var ki, herkes bunları ayırt edemez. Bunları ancak  rasih ilimli âlimler anlayabilir. <b>(Fadl-üz-zakirin s. 24)<br /></b><br />Bir  kitapta, itikadı zedeleyen, insanı küfre düşürücü bir ifade bulunursa,  elbette o kitap çok zararlıdır. Bazı mezhepsizler, (Kitaptaki faydalı  yerlerini alır, zararlılarını atarım) diyor. Halbuki kitap bilgi  öğrenmek için okunur. Faydalısını zararlısından ayırabilen kimsenin o  kitabı okumasına ne lüzum var? Bildiği şeyleri niçin okusun?  Bilmediklerini öğrenmek için okuyorsa, bilmediği bir şey onu küfre  düşürebilir, ebedi felaketine sebep olabilir. Bunun için mezhepsizlerin  kitaplarını okumak çok zararlıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zahiri mezhebi</title>
		<link>https://islamdini.de/zahiri-mezhebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:55:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı şahıslar hakkında özet bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/zahiri-mezhebi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Zahiri mezhebi nedir?CEVAPZahiri sapık mezhebini miladi 883’te vefat eden Davud-i İsfehani kurmuştur. Daha önce Şafiî iken, sonra taklide ve kıyasa karşı çıktı. Bâtıl Zahiri mezhebine göre, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerin zahir yani görünen mânâlarından başka hiçbir delil ve kıyas geçerli değildir, fakat bu mezhepte olanlar, kendi görüşlerini âyet…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/zahiri-mezhebi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Zahiri mezhebi nedir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Zahiri sapık  mezhebini miladi 883’te vefat eden Davud-i İsfehani kurmuştur. Daha önce  Şafiî iken, sonra taklide ve kıyasa karşı çıktı. Bâtıl Zahiri mezhebine  göre, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerin zahir yani görünen  mânâlarından başka hiçbir delil ve kıyas geçerli değildir, fakat bu  mezhepte olanlar, kendi görüşlerini âyet ve hadis gibi göstermeye  çalışmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkese ictihad yapmayı emredip, (Başkasına uymak  haramdır) diyen mezhepsiz İbni Hazm da Zahiri mezhebindeydi. İbni Hazm,  Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerin zahir yani görünen mânâlarından  başka hiçbir delili ve kıyası kabul etmezdi. <b>(Eşeddül-cihad)<br /></b><br />İbni Hazm, Selef-i salihin’i beğenmeyip hak yoldan, Ehl-i sünnetten ayrılarak, Zahiriye fırkasına giren bir felsefecidir. <b>(Keşf-üz-zünun)<br /></b><br />Zahiri  mezhebini 1184–1198 yıllarında iktidarda olan Muvahhidî hükümdarı Yakub  bin Yusuf, Kuzey Afrika ve Endülüs’te yaymaya çalışmıştır. Bu hükümdar,  halkın Zahiri mezhebine uymasını ve Ehl-i sünnet olan Maliki mezhebini  bırakmasını istemiş, hatta Maliki mezhebine göre yazılan fıkıh  kitaplarını toplatıp yaktırmıştır. Bu hükümdarın ölümünden sonra, Zahiri  mezhebi, yavaş yavaş sönerek yok olmuştur. Ancak günümüzdeki bazı  mezhepsizler, her sapık mezhebin olduğu gibi bunun da fikrini  körüklemeye çalışıyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardavi’nin çağdaş fetvaları</title>
		<link>https://islamdini.de/kardavinin-cagdas-fetvalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı şahıslar hakkında özet bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kardavinin-cagdas-fetvalari/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kardavi, Katar TV’deki konuşmalarını kitap halinde neşretmiş. Adına da Fetava-i Muasire [Çağdaş, Asrî Fetvalar] demiş. Bu kitap uygun mudur?CEVAPKesinlikle uygun değildir. Kardavi, (Kimseyi taklid etmiyorum) diyor, yani (Dört mezhepten birine uymam) diyor. Bu, ben mezhepsizim demenin başka şeklidir. Kimseyi taklit etmediğini söylese de, İbni Teymiyye’ye İmam ve Şeyhülislam diyerek,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kardavinin-cagdas-fetvalari/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kardavi, <b>Katar TV’</b>deki konuşmalarını kitap halinde neşretmiş. Adına da <b>Fetava-i Muasire </b>[Çağdaş, Asrî Fetvalar] demiş. Bu kitap uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kesinlikle  uygun değildir. Kardavi, (Kimseyi taklid etmiyorum) diyor, yani (Dört  mezhepten birine uymam) diyor. Bu, ben mezhepsizim demenin başka  şeklidir. Kimseyi taklit etmediğini söylese de, İbni Teymiyye’ye <b>İmam </b>ve <b>Şeyhülislam </b>diyerek,  küçük kitapçığına, ondan 21, talebesi İbni Kayyım’dan ise 8 tane nakil  almıştır. Ebu Hanife ismi iki defa geçiyorsa da, kaynak olarak değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>El-Halal-vel-Haram </b>kitabının  önsüzünde, (Kendimi herhangi bir mezhebe bağlamayı uygun bulmadım.  Yalnız bir mezhebin esiri olunmaz) diyor, mezhepleri esaret kamplarına  benzetiyor. <b>El-Halal-vel-Haram </b>kitabı, daha önce çok tenkide uğramıştır. <b>O. Hacı Ömeroğlu, </b>mezhepleri yıkmaya çalışan Kardavi için <b>(İki işçi, koca Süleymaniye’yi yıkar; fakat onu yapmak için bir Süleyman ve bir de Sinan gerekir)</b> diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">(Din, kolaylık üzerine kurulmuştur) diyerek verdiği çağdaş, asrî fetvalardan birkaçı şöyle:<br /><b>1- </b>(İnce  çorap üstüne mesh caizdir) diyor. Hâlbuki dört hak mezhebin hiç  birisinde ince çoraba mesh caiz değildir. Kolaylık olsun diye, her  kolayına geleni yapmak caiz olmaz. Mesela kolaylık olsun diye, vakit  girmeden beş vakit namazı bir vakitte kılmak, dini değiştirmek olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2- </b>Mukim  olanın, bir özürle iki namazı cem etmesine, (Hanbelî’de caiz olduğu  için, ben de caizdir derim) diyor. Hâlbuki Hanbelî’nin bu hükmünü  herkese şamil etmek, asla caiz değildir. Bir zaruret veya ihtiyaç  sebebiyle bir mezhebi bir hususta taklit edebilmek için, o mezhebin o  husustaki mümkün olan bütün şartlarına da riayet etmek gerekir.  Şartlarına riayet etmeden bir mezhebin bir hükmünü almak veya  mezheplerin kolaylıklarını toplamak, <b>telfik </b>olup haramdır. <b>(Hadika)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>3- </b>(Fitil kullanmak orucu bozmaz) diyor. Hâlbuki 4 mezhepte de bozar.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>4- </b>(Midye,  ıstakoz gibi deniz haşaratı ve denizde kendiliğinden ölmüş balık yenir)  diyor. Hâlbuki kendiliğinden ölmüş balık yenmez. Hanefi’de midye,  ıstakoz gibi deniz haşaratı da yenmez. <b>(Dürer)<br /></b>Balık, hastalık gibi bir sebeple kendiliğinden ölünce leş olur, insanı da zehirleyebilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Kendiliğinden ölüp, su yüzüne çıkan balık yenmez.) </b>[Dare Kutni]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>5- </b>(Demir  ve diğer madenlerden yapılan yüzükler erkeklere caizdir) diyor.  Mütercim, dipnotuna, haram olduğunu ilave etmiş. Demek ki, mütercim  bile, Kardavi’nin dine aykırı sözleri olduğunu biliyor. Peki harama  helal diyenin kitabı, niye tercüme edilir ki?</p>
<p style="text-align: justify;"><b>6- </b>(Haşhaş,  kenevir ve tütün ekmek haramdır, çünkü bunlar kötü yerlerde  kullanılıyor) diyor. Kötü yerde kullanılınca haram mı olur? Afyon, tıpta  çok kullanılır. İlaç olarak az miktarda kullanmak caizdir. <b>(Redd-ül-muhtar)<br /></b>Kötü  yerlerde de kullananlar var diye, haşhaş ekmeye haram denmez. Bu yanlış  görüş, şarap yapılıyor diye üzüm yetiştirmeyi yasaklamaya benzer.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>7- </b>(Şâfiî  mezhebinde olan halka kolaylık sağlamak için, eti yenen deve, sığır  gibi hayvanların necasetlerinin temiz olduğuna fetva verdim. Kadına  dokununca abdestleri bozuluyordu. Kadına dokunmakla abdestin  bozulmayacağını söyledim. Buna da Kur’an ve sünnetten delil getirdim)  diyor. Bu ne demek oluyor? Açıkça, bin küsur yıldan beri Şafiîlerin  yanlış yolda olduğunu, Şafiî âlimlerinin Kur’an-ı kerime ve hadis-i  şeriflere aykırı fetva verdiklerini söylenmiş olmuyor mu? Mezhepsiz  Kardavi, İmam-ı a’zam veya İmam-ı Şafiî gibi büyük bir âlim olsa bile,  ancak (Benim görüşüm bu) diyebilir, fakat yine dört hak mezhepten  birinin hükmüne yanlış diyemez. Hele dinin sahibi gibi, <b>(Şâfiîlere şunu helal ettim)</b> diyerek mezhepleri bozmaya hakkı yoktur. Şafiî’deki birçok hüküm  Hanefi’ye aykırıdır, bu ayrılık da ümmet için rahmettir, fakat Şafiî  âlimleri hiçbir zaman, (Hanefilerin ictihadı yanlıştır) demediler.  Sadece kendi mezheplerinin hükümlerini bildirdiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>8- </b>(İbni  Teymiyye’nin, “Bir anda verilen üç talak, bir talaktır. Evlat, fakir  ana babasına zekât verir. Bir kadın, yol eminse tek başına hacca gider”  görüşlerini tercih ettim) diyor. İcma-ı ümmete karşı geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>9- </b>(Hastaya  Kur’an okumak, âyetleri muska şeklinde üstte taşımak haramdır) diyor.  Hâlbuki bunlar sünnettir. Sitemizde bu konularda teferruatlı bilgi  vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>10- </b>Hak ve bâtıl mezhep ona göre aynı olduğu için, <b>Zeydiyye </b>mezhebinden olan <b>Şevkani’</b>den de nakiller yapıyor, <b>Zahiriyye </b>mezhebinden <b>İbni Hazm’</b>ın, enfiye çekmenin, kulağa, burna ve makattan ilaç vermenin orucu bozmayacağı görüşünü savunuyor. Mezhepsiz <b>Reşit Rıza’</b>ya müceddid diyor, onu övüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>11- </b>(Bu asırda dindar Müslümana 50 sahabi ecri vardır) diyor. Hâlbuki evliya bile, sahabenin en alt derecesine bile kavuşamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü  gibi Kardavi’nin kırdığı yumurta, kırkı çoktan geçmiştir. Günümüzdeki  yerli mezhepsizler gibi, kendisini bütün mezheplerin üstünde bir hakem  gibi görüyor. Rehber edindiği <b>İbni Cevzi, İbni Teymiyye </b>ve<b> İbni Kayyım’</b>a  Hanbelî imamı diyor, fakat kendisi bir mezhebe uymuyor, mezhepsiz  olmayı tercih ediyor. (Şu mezhebin şu hükmü yanlış. Şu hüküm, Kur’ana ve  sünnete aykırıdır. Şu mezhebin şu hükmü doğrudur. Bunu tercih ederim)  diyor. Dört hak mezhebi bile karıştırıp birleştirmek, mezhepsizlik olup  caiz değilken, dört hak mezheple bâtıl mezhepleri birleştirip bir <b>Kardavi mezhebi</b> kurmak istiyor. Kendini mezheplerin üstünde hakem gibi gören böyle  kimselere dikkat etmek gerekir. Bunlar genelde, açıkça mezhepleri  reddetmiyorlar, fakat (Bu mezhebin şu görüşünü, şu mezhebin de bu  görüşünü tercih ederim) diyerek, dini içten yıkmaya çalışıyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
