<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/mezhep-ve-mezhepsizlik/her-kitabi-okumak-ve-cogunluga-uymak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Jan 2011 20:19:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Her ilmin tabirleri olur</title>
		<link>https://islamdini.de/her-ilmin-tabirleri-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:19:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/her-ilmin-tabirleri-olur/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bütün dini kitap ve yazılarda, sık sık, (Müşrik, kâfir, mürted, münafık, ateist, zındık, mülhid, bid’at ehli, sapık, dinsiz, mezhepsiz, dönme) gibi tabirler geçiyor. Bir arkadaş bunları göstererek, “bak, insanlara nasıl hakaret ediliyor” dedi. Gerçekten insanlara niye böyle saldırılıyor?CEVAPO ifadeler insanlara hakaret için yazılmıyor. Bunlar birer dini tabirdir. Mecburen yazılıyor.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/her-ilmin-tabirleri-olur/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Bütün dini kitap ve yazılarda, sık sık, <b>(Müşrik, kâfir, mürted, münafık, ateist, zındık, mülhid, bid’at ehli, sapık, dinsiz, mezhepsiz, dönme) </b>gibi tabirler geçiyor. Bir arkadaş bunları göstererek, “<b>bak, insanlara nasıl hakaret ediliyor</b>” dedi. Gerçekten insanlara niye böyle saldırılıyor?<br /><b>CEVAP<br /></b>O  ifadeler insanlara hakaret için yazılmıyor. Bunlar birer dini tabirdir.  Mecburen yazılıyor. İslam âlimlerinin kitaplarından aldığımız yazıları  aynen aktarıyoruz. Bu tabirleri kullanmadan din anlatılmaz. Her  mesleğin, her ilmin tabirleri olduğu gibi dini bilgilerin de tabirleri  vardır. Bu tabirleri kullanmak ilmin gereğidir. Birkaç örnek verelim:<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>1-</b> Kurban kesme anlatılırken, <b>kurban</b> kelimesi kullanılmak zorundadır. Hayvan boğazlamak dense olmaz. Kurban  derisi yerine hayvan derisi dense olmaz. Kurban kesme bir ibadettir,  hayvan kesme her zaman yapılan bir iştir. <br /><b><br />2-</b> Namaz kılma anlatılırken, <b>Namaz</b> tabiri kullanılmak zorundadır. Bunun yerine yatıp kalkmak dense uygun  olur mu? Farz, vacib, sünnet, mekruh kelimelerinin yerine başka  kelimeler kullanılamaz. <b>Namazın farzları</b> yerine, <b>yatıp kalkmakta Allah’ın emirleri</b> dense gülünç olmaz mı?<br /><b><br />3-</b> Oruç, zekat, hac, gibi dini tabirler yerine başka kelime veya ifade kullanmak uygun olmaz. Mesela <b>Oruç</b> yerine aç durmak, <b>Zekat</b> yerine fakirin hakkını vermek, <b>Hac </b>yerine turistik seyahat denmez. <b>Abdest </b>yerine tarifi söylenmez, mesela yüz, kol ve ayakları yıkamak ve başı mesh etmek denmez. <b>Taharet etmek</b> yerine, şurayı burayı yıkamak denmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya işlerinde, teknikte de öyledir. Birkaç örnek verelim:<br /><b>1-</b> Bir spiker maçı anlatırken, gol oldu yerine top iki direk arasına girdi  dese tuhaf olmaz mı? Korner, ofsayt, faul, penaltı gibi kelimeler  yerine başka kelimeler kullanılsa çok tuhaf olur.<br /><b><br />2-</b> Bilgisayardaki teknik tabirler herkesin malumudur, mesela internete girdim yerine başka ifade kullanılamaz.<br /><b><br />3- </b>Tıpta  da bazı terimler kullanılır. Mesela, karantina, terapi, psikiyatri,  kardiyoloji, jinekoloji, üroloji, nöroloji, çekap, anestezi, narkoz,  operasyon, enjeksiyon, tahlil, tomografi, röntgen, migren, tansiyon,  prostat, menopoz, glokom, katarakt, aft, kolesterol, kist, sinüzit,  farenjit, menenjit, bronşit, siroz, diyabet, egzama, alerji, kanser,  ülser, enfeksiyon, nevrasteni gibi kelimelerin Türkçesi olmaz.<br />Her ilmin, her mesleğin kendine has deyimleri bulunur. Bunlar yadırganmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Din kitaplarında geçen bahsettiğiniz dini tabirlerin manaları da şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;">Allah’a ortak koşana, puta tapana <b>Müşrik</b> denir.<br />İslamiyet’i kabul etmeyen gayri Müslimlere <b>Kâfir </b>denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslüman iken, dinden çıkana <b>Mürted</b> denir.<br />Dinsiz olduğu halde menfaati için müslüman görünene <b>Münafık</b> denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah’a, Peygambere, Cennete Cehenneme inanmayana, dinsize<b> Ateist</b> denir. <br />Münafık gibi inancını gizleyip ancak maksadı İslamiyet’i yıkmak olan sinsi kâfire <b>Zındık</b> denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendini samimi müslüman bilen, âyet ve hadise kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulan, küfre giren kimseye<b> Mülhid </b>denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dinde olmayan bir şeyi, ibadet olarak yapana <b>Bid’at ehli</b> denir. <br />Doğru yoldan ayrılana <b>Sapık</b> denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dini olmayana <b>Dinsiz</b>, mezhebi olmayana da <b>Mezhepsiz</b> denir.<br />Başka dinden iken, müslüman olana <b>Dönme</b> denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tabirleri yerli yerinde kullanmak ilmin gereğidir, hakaret etmek için falan değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meal ve tefsir okumanın zararı</title>
		<link>https://islamdini.de/meal-ve-tefsir-okumanin-zarari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:11:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/meal-ve-tefsir-okumanin-zarari/</guid>

					<description><![CDATA[Meal ve tefsir okumak﻿<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/meal-ve-tefsir-okumanin-zarari/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="index.php?option=com_content&amp;view=category&amp;id=65:meal-ve-tefsir-okumak&amp;Itemid=23">Meal ve tefsir okumak﻿</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bozuk kitaplar</title>
		<link>https://islamdini.de/bozuk-kitaplar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/bozuk-kitaplar/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Siyaset bilimiyle ilgili bir ders kitabının, dinle ilgili bölümleri, İslamiyet aleyhine yazılmıştır. Mesela, Peygamber efendimizin faiz verdiğini, tasvip eder mahiyette Kaddafi’nin Yeşil kitabında sünnetin hukuk kaynağı olarak yetmeyeceğini savunduğunu, Osmanlı’nın Türkçe Kur’an mealini günah sayıp yasakladığını, hâlbuki İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin Kur’anın her dile yapılan çevirisini de Kur’an saydığını…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/bozuk-kitaplar/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>Siyaset bilimiyle ilgili bir ders kitabının, dinle ilgili  bölümleri, İslamiyet aleyhine yazılmıştır. Mesela, Peygamber efendimizin  faiz verdiğini, tasvip eder mahiyette Kaddafi’nin Yeşil kitabında  sünnetin hukuk kaynağı olarak yetmeyeceğini savunduğunu, Osmanlı’nın  Türkçe Kur’an mealini günah sayıp yasakladığını, hâlbuki İmam-ı a’zam  Ebu Hanife’nin Kur’anın her dile yapılan çevirisini de Kur’an saydığını  yazıyor. Bunlar doğru olabilir mi?<br /><b>CEVAP<br /></b>Piyasada din  aleyhine çok kitap yazılmaktadır. Hepsine cevap vermek için, bir kitap  yazmak gerekir. Biz doğruları anlatırız, buna uymayanların yanlış olduğu  anlaşılır. Yine de, kısaca cevap verelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Faizin haram olduğu  Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiştir. Peygamber  efendimizin faiz verdiğini söylemesi yani iftira etmesi, en az iki anlam  taşır:<br /><b>1-</b> Peygamber efendimiz için, (Kendisine inen Kur’an-ı  kerime inanmıyor, inansaydı, faizi haram eden Kur’anın emrine uyardı)  denmek isteniyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2-</b> (Faizi yasaklayan kendi sözlerine [hadislerine] de itibar etmiyor, itibar etseydi faiz vermezdi) denmek isteniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar, İslamiyet’e inanmamaktan ve ekonomide faizin vazgeçilmez bir unsur olduğunu kabul etmekten kaynaklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaddafi’nin  sözünü delil gibi göstermesinin, yani sünnetin delil olarak  yetmeyeceğini söylemesinin ne önemi olur ki? Dindeki dört delil  asırlardan beri gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Türkçe Kur’an </b>tabiri de çok  yanlıştır. Kur’an-ı kerimin çevirisine ve tefsirine Kur’an denmez;  çevirisi denir, meali denir. İmam-ı a’zam hazretleri, çeviriye, meale  Kur’an demedi. İbni Hacer-i Mekki hazretleri, (Kur’an-ı kerim  tercümesini, Kur’an-ı kerim yerine okumak haramdır) buyuruyor. <b>(Fetava-i fıkhiyye s. 37)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı’nın  yaptığı gayet normaldir. Kur’an mealinden din öğrenilmez. Namazın nasıl  kılınacağını bile Kur’an-ı kerimden öğrenemeyiz. Kur’an-ı kerim, dinin  anayasası hükmündedir. Milyonlarca hadis-i şeriflerle açıklaması  yapılmıştır. Âlimler, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri açıklamıştır.  Bu açıklamalar olmadan Kur’an-ı kerime uyulmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünkü Anayasa  da öyledir. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadları ile  ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf Anayasa ile ülke yönetilmez.  Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha  havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf Anayasa ile memleket  idare edilmez, Kur’an tercümesinden de din öğrenilmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salih âlimlerin önemi</title>
		<link>https://islamdini.de/salih-alimlerin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:08:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/salih-alimlerin-onemi/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dini sualleri çeşitli yerlere soruyor çeşitli cevaplar alıyoruz. Hangisinin doğru olduğuna da karar veremiyoruz. Çünkü hepsi de kendisine göre deliller gösteriyor. Bize bir ölçü verebilir misiniz?CEVAPMuteber fıkıh kitaplarından nakleden, mezhebe inanan salih kimselere sormak gerekir. Bunu tespit etmekte de güçlük çekilirse, âlimlerin bildirdiği duayı okumalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/salih-alimlerin-onemi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual</b>: Dini sualleri çeşitli yerlere soruyor çeşitli cevaplar  alıyoruz. Hangisinin doğru olduğuna da karar veremiyoruz. Çünkü hepsi de  kendisine göre deliller gösteriyor. Bize bir ölçü verebilir misiniz?<br /><b>CEVAP<br /></b>Muteber  fıkıh kitaplarından nakleden, mezhebe inanan salih kimselere sormak  gerekir. Bunu tespit etmekte de güçlük çekilirse, âlimlerin bildirdiği  duayı okumalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Bunun için, <b>(Ya  Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam  bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni,  yanlış yollara gitmekten koru) </b>diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyadan  herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir  vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya  binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye  gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da  Kâbe’ye varamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün dünya bize verilse, fakat itikadımız  düzgün değilse, hâlimiz haraptır. Eğer bütün dertler bize verilse,  itikadımız doğru ise, üzülmek gerekmez. Felaketten kurtulmanın tek  çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf  ile beraber olduğu için Cennete girdi. O halde kim olduğumuz ve ne  olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz önemlidir. Bir hadis-i şerif  meali şöyledir:<br /><b>(Salihlerle beraber olan kötülerden olmaz.)</b> [Buhari]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>SALİH ÂLİMLERE SOR<br /></b>Sakın aklına uyma,<br />Salih âlimlere sor.<br />Sapık yollara kayma,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Buyruldu: <b>(Men amile<br />bi re&#8217;yihi nedime)<br /></b>Görüşüm doğru deme,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorarsan kurtulursun,<br />Gerçek yolu bulursun,<br />Elbet mutlu olursun,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilenleri görme hor,<br />Kur&#8217;anda şöyle diyor:<br /><b>(Bilmezsen âlime sor)<br /></b>Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıllı hakka koşar,<br />Sorup dağları aşar,<br />Sormayan elbet şaşar,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sormak büyük nimettir,<br />Zahmetsiz ganimettir,<br />İlim safi hikmettir,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğren nefsin fendini,<br />Bir şey sanma kendini,<br />Dinimiz nakil dini,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorulacak yeri seç,<br />Sapıkları hemen geç,<br />Derdine bulur ilaç,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Salihler yoksa eğer,<br />Kitaplara ver değer,<br />Allah, salihi sever,<br />Salih âlimlere sor.</p>
<p style="text-align: justify;">Salih, Ehl-i sünnettir,<br />Bid’atlere bir settir,<br />Müslümana nimettir,<br />Salih âlimlere sor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam âlimlerinin kitaplarını değiştiriyorlar</title>
		<link>https://islamdini.de/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bir İhya tercümesinde özetle deniyor ki: (Tercüme ettiğimiz bu kitabın dört kusuru vardır: 1- Kitapta bin kadar zayıf ve uydurma hadis vardır. 2- Konuları tasavvufun ince ölçüleriyle işlemesi ve şimdiki zamanda yaşanması oldukça zor olan bir kulluk şeklini öne sürmesidir. Bu kitabı okuyan bir kimse, yaşadığı Müslümanlığın tam Müslümanlık…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bir <b>İhya</b> tercümesinde özetle deniyor ki: <br />(Tercüme ettiğimiz bu kitabın dört kusuru vardır: <br /><b>1- </b>Kitapta bin kadar zayıf ve uydurma hadis vardır. <br /><b><br />2- </b>Konuları  tasavvufun ince ölçüleriyle işlemesi ve şimdiki zamanda yaşanması  oldukça zor olan bir kulluk şeklini öne sürmesidir. Bu kitabı okuyan bir  kimse, yaşadığı Müslümanlığın tam Müslümanlık olmadığı kanaatine varır  ve bu kitapta anlatılan Müslümanlığı yaşamasının da zaman ve şartlardan  dolayı mümkün olmadığını görerek karamsarlığa düşer ve böylece dinden  soğur. <br /><b><br />3- </b>Kitabın hacmi büyüktür. Okuyucu vakit bulup da bu kitabı okuyamaz. <br /><b><br />4- </b>Bin  sene önce yazılmış herhangi bir kitap gibi bu kitabın da az veya çok  bir revizyona ihtiyacı vardır. Bu maksatla kitabın az bir miktarını  çıkardık, az miktarını değiştirdik, az bir miktarda da yeni bilgi ve  yorumlar ekledik. Vasat okuyuculara lazım olmayan ve hatta kafa  karıştıran söz ve ibareleri atlamakta bir beis görmedik. Biz, bu kitabı  tercüme etmekteki kastımız, İmam-ı Gazali’nin kendine mahsus görüşlerini  tanıtmak değildir, İslam’ın genel prensiplerini takdim etmektir.) Bu  kitap uygun mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Özetini verdiğiniz yazıya göre,  merd-i kıpti gibi şecaat arz ediyorlar. Açıkça İslam âlimlerinin  kitaplarını değiştirdiklerini ifade edebiliyorlar. Dine bundan daha  büyük zarar olabilir mi? 19 cu Reşat halife, 19 rakamına uymuyor diye  Kur’andan âyetler çıkarmıştı, bunlar da kendi kafalarına uymuyor diye <b>İhya</b>’daki hadisleri ve oradaki ictihadları çıkarıyorlar. Halbuki bu ictihadları kitaptan çıkaran kimse, diyelim ki, <b>Hüccet-ül İslam</b> imam-ı Gazali hazretleri kadar büyük müctehiddir. Ama ictihad ictihadla  nakzedilmez, yani bir müctehid öteki müctehidin ictihadına yanlış  diyemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Bin sene önceki kitaplar revizyona uğramalıdır deniyor.  Yani bin sene önce yaşayan imam-ı a’zam, imam-ı Şafii, imam-ı Malik,  imam-ı Ahmed, imam-ı Sevri, imam-ı Hasan Basri, imam-ı Cafer Sadık ve  benzeri büyük zatların eserlerini revizyona uğratmaya çalışalım diyor.  Biri çıkıp da, “İslam âlimlerinden ne istiyorsun, madem İhya’yı  beğenmiyorsun, ne yazacaksan otur kendin yaz, ne diye İhya’yı tercümeye  kalkıyorsun” demiyor. Üstelik pervasızca, (Biz imam-ı Gazalinin  görüşlerini değil, İslam’ın genel prensiplerini tanıtmak istiyoruz)  diyor. Madem öyle, niye kendi kitap yazmıyor da, o büyük zatın ismine,  gölgesine sığınarak, zehirini kusuyor? İslam âlimleri, imam-ı Gazali  hazretlerini hep övmüşlerdir:</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük âlim <b>İbni Hacer-i Mekki</b> hazretleri buyuruyor ki: <br />İmam-ı Gazali’nin eserlerinde kusur bulan, ya hasetçi veya zındıktır. <b>(El- i’lam bi-kavâti’il-islam)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>İbni Abidin</b> hazretleri buyuruyor ki: <br />İmam-ı Gazali, <b>hüccet-ül-İslâm</b> ve zamanındaki âlimlerin en üstünü idi. Ona dil uzatan kimse, cahillerin en cahili, fasıkların en kötüsüdür. <b>(El-Ukud-üd-dürriyye)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kâtip Çelebi </b>diyor ki: <br />Bütün din kitapları yok olsa, İmam-ı Gazali’nin kitapları, bu boşluğu doldurabilir, hatta onun <b>İhyâ </b>kitabı bile kâfi gelir. <b>(Keşf-üz-zünun)</b></p>
<p style="text-align: justify;">Seyyid <b>Abdülhakim efendi</b> hazretleri buyuruyor ki: <br />İhyâ  kitabı, bütün âlimlerce doğru ve yüksektir. Bir gayrı müslim, severek  yapraklarını çevirirse, Müslüman olmakla şereflenir. Derin bir âlimin  kitabında mevdu hadis var demek, dinde derin bir uçurum açmaktır. Böyle  sözleri söyleyenin dili, tutuşsa yeridir. Büyük âlim, mevdu hadisleri  bilemeyecek kadar cahil mi idi? Yoksa, hadis uyduranlar için,  Resulullahın bildirdiği ağır cezalara aldırış etmeyecek kadar Allah  korkusu yok mu idi?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimlerle bulunduğumuz önemli</title>
		<link>https://islamdini.de/kimlerle-bulundugumuz-onemli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kimlerle-bulundugumuz-onemli/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: İçinde bulunduğum grup doğru mu değil mi diye şüphe ediyorum. Hangi gruba gitsem biz doğru yoldayız diyor. Ne tavsiye edersiniz?CEVAPKur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:(İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.) [Müminun 53] Peygamber efendimiz, ümmetinin 73 parçaya bölüneceğini, bunlardan yalnız bir grubun Cennete gideceğini…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kimlerle-bulundugumuz-onemli/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual: </b>İçinde bulunduğum grup doğru mu değil mi diye şüphe ediyorum. Hangi gruba gitsem biz doğru yoldayız diyor. Ne tavsiye edersiniz?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.)</b> [Müminun 53]</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamber  efendimiz, ümmetinin 73 parçaya bölüneceğini, bunlardan yalnız bir  grubun Cennete gideceğini bildiriyor. Bu fırkanın vasfını da  sorduklarında, <b>(Benim ve Eshabımın gittiği yol)</b> diye buyuruyor. Ehl-i sünnet âlimleri de, bu yolun Ehl-i sünnet vel cemaat fırkası olduğunu bildiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir  kimse, kendi başına Kur&#8217;an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri okuyup da  doğru yolu bulamaz. İşin ehli olan âlimlere ihtiyaç vardır. 72 sahte  altının içine bir tane hakiki altın konsa, bunu sarraflardan başkası  anlayamadığı gibi, 73 fırkadan hangisinin doğru olduğunu da ancak Ehl-i  sünnet âlimleri anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıl ile doğruyu bulmaya çalışırsak bu çok  güç, hatta imkansızdır. Her fırkadaki insan, “Bu fırka doğru yolda”  diyor. Bu işte selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, 72 sapık  fırka meydana çıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına göre bu  fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka  meydana çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Piyasada birçok kitap, birçok grup var. Bunlar  için bizim iyi veya kötü dememizin bir kıymeti yok. Yani bir insan biz  iyi deyince iyi olmaz, biz kötü deyince kötü olmaz. Şahıs ismi kitap  ismi önemli değil. Binlerce âlim ve kitap var. Elimizde ölçü olursa  rahat ederiz, kendimiz anlarız. Ölçüyü imam-ı Rabbani hazretleri  veriyor: <br />(Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet  âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i  sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş  kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur&#8217;an ve sünnete uyduğunu  sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü  ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar,  felakete gider. Âyet-i kerimede, <b>(Kur’an-ı kerimde bildirilen misaller, çoklarını küfre sürükler, çoklarını da hidayete ulaştırır)</b> buyuruluyor. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır.) <b>[1/ 286] <br /></b><br />Demek ki doğru olmanın ölçüsü, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına uymasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: <br />Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Allah sözünden dönmez. Bunun için, <b>Ya  Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam  bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni,  yanlış yollara gitmekten koru </b>diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, Ona sığınmalıdır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(Allah asla verdiği sözden dönmez.)</b> [Zümer 20]</p>
<p style="text-align: justify;">Şu  anda çeşitli gruplardaki insanların da, böyle dua etmekten  çekinmemeleri gerekir. Hâşâ Allahü teâlâ yanlış bir iş yapmaz. Belki  yanlış yolda olabilirim diye düşünerek, <b>Ya Rabbi hangi grup doğru yolda ise, senin rızan hangi grupta ise, bana onu nasip eyle</b> diye dua etmelidir. Eğer grubu doğru ise, duanın bir zararı olmaz.  Grubu yanlış ise doğruya kavuşmuş, kurtulmuş olur. Dua etmekten  çekinmemeli, <b>Ya Rabbi, doğru olan hangi grup ise bize onu nasip eyle</b> demelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyadan  herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir  vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya  binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye  gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da  Kâbe’ye varamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil  değildir. Doğru iman sahibi olmaya çalışmalıdır. İtikadı düzeltmeden  önce ibadet etmenin faydası olmaz. Doğru itikad, ehl-i sünnet  itikadıdır. Doğru itikad 1 rakamı gibidir. İhlaslı ibadetler sağına  konan sıfır rakamı gibidir. Bir sıfır konunca 10, iki sıfır konunca 100  olur. Sağına ne kadar 0 konursa değeri artar. 1 çekilirse hepsi 0 olur.  İhlassız, yani riya ile yapılan ameller de, soldaki sıfır gibi yani 1  rakamının soluna konan sıfır gibi değersizdir. İtikad doğru olunca  ibadetleri arttırmak, insanın gayretine, ihlasına, ilmine bağlıdır.  İstediği kadar artırır. Ancak, doğru itikadı, yani ehl-i sünnet itikadı  yoksa ibadetlerinin hiç faydası olmaz, soldaki sıfır gibi değersizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün  dünya bize verilse, fakat itikadımız düzgün değilse, hâlimiz haraptır.  Eğer bütün dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, üzülmek gerekmez.  Doğru itikadın Ehl-i sünnet vel-cemaat olduğunu İslam âlimleri  ittifakla bildirmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Felaketten kurtulmanın tek çaresi,  kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf ile  beraber olduğu için Cennete girdi. O halde kim ve ne olduğumuz değil,  kimlerle bulunduğumuz önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><b>(Salihlerle beraber olan kötülerden olmaz.)</b> [Buhari, Müslim]</p>
<p style="text-align: justify;">Âlimim diyen şöhret esiri kimselerden uzak durmaya çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br /><b>(Gizli şehvetten sakının. Bu, âlimin, kendi etrafında toplanılmaktan hoşlanmasıdır.) </b>[Deylemi]</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hadis-i şerif, (Cami-us-sagir şerhi)nde şöyle açıklanmaktadır:</p>
<p style="text-align: justify;">Gizli  şehvet; nefsin bir şey için can atması, kendisinden vazgeçemeyeceği,  gözle görünen ve sevilen bir şeyi özlemesidir. Kimi âlim, kendi  etrafında toplanılmasını, meclisinde daima çok insan bulunmasını ister.  Bu düşünce, amelini iptal eder ve ihlasını giderir. Riyaya, ucba, kibre  sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hususta büyüklerden bazılarının sözleri şöyledir:<br />Bazı  insanlar ilim sahibi olacaklar, ilimleri amellerine muhalif olacak,  içleri, dışlarına uymayacak, halka halka oturup birbirlerine karşı  böbürlenecekler, o zaman bir âlim, kendi arkadaşına, başkalarının yanına  gittiği için kızacak ve ondan ilgisini kesecektir. Onların amelleri  Allahü teâlâ indinde makbul olmayacaktır. <b>(Hazret-i Ali)<br /></b><br />Ahir  zamanda bazı âlimler, kadınların kocalarını kıskandıkları gibi, ilmi  başkalarından kıskanır. Onlar, arkadaşının başkalarının yanına gittiğini  veya onlardan ilim öğrendiğini görünce kızar. <b>(Hazret-i Kab-ul-ahbar)<br /></b><br />Öğretmen,  talebesinin herkesten alakasını kesip ona tâbi olmasını, her işinde  onunla beraber olmasını, dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman  olmasını, onun ihtiyaçlarını yerine getirmede ona hizmetçi olmasını, her  sıkıntılı anda elinin altında olmasını ister. Kabahatini görünce de,  ona kızar ve ona düşmanlık yapar. Bu haliyle sevinen âlim hakir  olmuştur. <b>(İmam-ı Gazali)<br /></b><br />Âlimin tek gayesi Allah’ın  rızasını kazanmak olmalı, makam ele geçirmek, akranlarından üstün olmak,  kendisine zıt olanları susturmak, kendisinden ilim alanları çoğaltmak  ve ilminin başkasının ilminden daha çok meşhur olmak gibi düşüncelerden  uzak olmalıdır. <b>(İmam-ı Beyheki) </b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salihlerle beraber olmak</title>
		<link>https://islamdini.de/salihlerle-beraber-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:05:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/salihlerle-beraber-olmak/</guid>

					<description><![CDATA[Salihlerle beraber olan, onlardan hiçbir şey öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:1- İlim talebesinin faziletine kavuşur.2- Onlarla beraber iken günahtan uzak olur.3- Evinden çıkışından itibaren rahmete girer.4- Onlara inen rahmetten o da faydalanır. 5- Onları dinlerken, kendine sevap yazılır. 6- Melekler ondan memnun olup, dua eder. 7- Attığı her adım, günahına…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/salihlerle-beraber-olmak/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Salihlerle beraber olan, onlardan hiçbir şey öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:<br /><b>1-</b> İlim talebesinin faziletine kavuşur.<br /><b>2-</b> Onlarla beraber iken günahtan uzak olur.<br /><b>3-</b> Evinden çıkışından itibaren rahmete girer.<br /><b>4-</b> Onlara inen rahmetten o da faydalanır. <br /><b>5-</b> Onları dinlerken, kendine sevap yazılır. <br /><b>6-</b> Melekler ondan memnun olup, dua eder. <br /><b>7-</b> Attığı her adım, günahına kefaret olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlâ da ona altı ikramda bulunur: <br /><b>1-</b> İlim ehliyle bulunmayı ona sevdirir. <br /><b>2-</b> Âlime uyanlar gibi sevaba kavuşur. <br /><b>3-</b> O salihlerden birinin şefaatine kavuşur.<br /><b>4-</b> Günahkârların gittiği yerlerden soğur. <br /><b>5-</b> O da salihlerin yoluna girmiş olur. <br /><b>6-</b> Dinimizin emirlerine uymuş olur.<b><br /></b><br />Bir kimse, Peygamber efendimize, (Kıyamet ne zaman kopacaktır?) diye sordu. Ona cevaben, <b>(Kıyamet için ne hazırladın?) </b>buyurdu. O kimse, (Fazla ibadetim yok. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum) dedi. O kimseye, <b>(Herkes sevdiği ile beraber olacaktır. Sen de, ahirette sevdiğinle beraber olacaksın)</b> buyurdu. (Buhari)</p>
<p style="text-align: justify;">Hikmet ehli buyuruyor ki: <br /><b>1-</b> Âlimlerle beraber olanın ilmi artar. <br /><b>2-</b> Salihlerle beraber olanın, ibadete rağbeti ve günahlardan kaçma arzusu artar. <br /><b>3-</b> Fasıklarla [açıktan günah işleyenlerle] düşüp kalkanın günah işleme cüreti artar. <br /><b>4-</b> Zenginlerle düşüp kalkanın dünya sevgisi artar. <br /><b>5-</b> Fakirlerle beraber olanın şükrü artar. Bir kimse, bir âlimle dünyayı  dolaşsa, âlimden dinine ait bir mesele öğrense, birlikte yaptıkları  seyahati boşa gitmiş olmaz. Bir kimse de, âlimlerle, salihlerle beraber  olsa, hiçbir şey istifade edemese bile, onların yüzüne bakması, onun  için büyük bir nimettir. Çünkü salih Müslümanın yüzüne bakmak ibadettir.  Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /><b>(İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) </b>[Müslim]<b> <br /></b><br />Kötü  arkadaş, bir tane olsa da çoktur. İyi arkadaş bin tane olsa da azdır.  İyilerle dost olmalı ve sayısını çoğaltmaya çalışmalıdır! Hadis-i  şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Çok dostunuz olsun; çünkü Rabbiniz kerimdir. Kıyamette dostları arasında bulunan kuluna azap etmekten haya eder.) </b>[Şir’a]<br /><b><br />(Çok tanıdığınız olsun! Kıyamette hepsi de şefaat eder.) </b>[Şir’a]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Allahü teâlâ, rıza-i ilahi için bir din kardeşi edinenin Cennetteki derecesini yükseltir.) </b>[İ. Ebiddünya]<br /><b><br />(Allah  için ahiret kardeşliği yapan, ahirette öz kardeşinden daha faydalı  yardımları, o ahiret kardeşinden görür. Allahü teâlâ, ahiret kardeşini  çok seveni, o nispette çok sever.)</b> [Ey oğul ilm.]</p>
<p style="text-align: justify;">İyilerle  arkadaşlık, dostluk böyle kıymetli iken, kötülerle arkadaşlık daha  kötüdür. İnsanın dünyasını da, ahiretini de yıkar. Hadis-i şerifte  buyuruldu ki:<br /><b>(Kişinin dini arkadaşının dini gibidir. Şu halde kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin!) </b>[Hakim]</p>
<p style="text-align: justify;">Akıllı, ilim sahibi, iyi ahlaklı, doğru sözlü, cömert ve günahlardan kaçan kimselerle arkadaşlık etmelidir! Kur&#8217;an-ı kerimde, <b>(Benim yolumda gidenlere uy)</b> buyuruluyor. (Lokman 15)</p>
<p style="text-align: justify;">Allahü teâlâ Hazret-i Davud’a vahyetti ki:<b> <br />(Beni sevmeyenlerle arkadaşlık etme! Bunlar senin düşmanındır. Kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırır.) </b>[İ.Gazali]</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şerifte buyuruldu ki: <br /><b>(Ev almadan önce komşu, yola çıkmadan önce arkadaş edinin! Yolculuktan önce de azık tedarikine çalışın!)</b> [Taberani]</p>
<p style="text-align: justify;">Ahiret yolcusunun azığı doğru iman ve arkadaşı da salih ise ne mutlu ona.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Seven sevdiği iledir </b><br /><b>Sual:</b> Mezhep imamlarımızın yani İmam-ı a’zam, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafii,  İmam-ı Ahmed hazretlerinin yolunda olup, bu yoldan kıl ucu kadar  ayrılmayan Ehl-i sünnet âlimlerini seven ve onların yolunda giden  muhakkak kurtuluşa kavuşur mu?<br /><b>CEVAP<br /></b>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />Doğru  yolda gidenleri sevmek, onlarla tanışmak ve görüşmek ve onlar gibi  olmaya özenmek ve o büyüklerin sözlerini işitmek ve kitaplarını okumak,  Allahü teâlânın nimetlerinin en büyüklerindendir ve Onun ihsanlarının en  kıymetlilerindendir. Muhbiri sadık, yani hep doğru söyleyici olan  Muhammed aleyhisselam, <b>(Elmerü mea men ehabbe)</b> buyurdu. Yani,  kişi, dünyada ve ahirette sevdiği ile beraber olur. Bunun için din  büyüklerini seven kimse, onlar ile beraber olur. Onların Allahü teâlâya  manevi olan yakınlığında, onlar gibi olur. Allahü teâlâ, bu yolun  büyüklerine olan sevginizi arttırsın! Onlara bağlılık arzusunu,  ömrünüzün sermayesi yapsın! Bu büyükleri seven, onlarla beraber olur.  Onlarla beraber olan, şaki olmaktan [küfürden ve günah işlemekten]  korunmuş olur. <b>(c.2, m.36, c.1, m.203)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her kitap okunmaz</title>
		<link>https://islamdini.de/her-kitap-okunmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 20:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her kitabı okumak ve çoğunluğa uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/her-kitap-okunmaz/</guid>

					<description><![CDATA[Sual: İbni Rüşd, Efgani, Abduh, K. Marx gibi yazarların kitaplarını niçin tavsiye etmiyorsunuz? Her kitapta faydalı bilgi olabilir. İyisini alır, kötüsünü atarız. Tek açıya kendimizi mahkum etmek doğru mudur?CEVAPKitap, bilgi öğrenmek için okunur. Bir şeyin hak veya bâtıl, faydalı veya zararlı, iyi veya kötü olduğunu bilen, o konudaki kitabı niçin…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/her-kitap-okunmaz/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> İbni Rüşd, Efgani, Abduh, K. Marx gibi yazarların  kitaplarını niçin tavsiye etmiyorsunuz? Her kitapta faydalı bilgi  olabilir. İyisini alır, kötüsünü atarız. Tek açıya kendimizi mahkum  etmek doğru mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>Kitap, bilgi öğrenmek için okunur.  Bir şeyin hak veya bâtıl, faydalı veya zararlı, iyi veya kötü olduğunu  bilen, o konudaki kitabı niçin okusun? Bilmiyorsa, bâtılı hak, kötüyü  iyi, zararlıyı faydalı zannedebilir. Pisliğin içinde faydalı şey  ararken, üstüne necaset bulaşmasa bile, en azından kokusundan zarar  görür. Bir yere atılan çamur yapışmasa bile iz bırakır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sivri  akıllının biri, şeytanı görmek istermiş. Bir evliyaya yalvarmış. Evliya  da, (Şeytandan insana fayda gelmez) demişse de, adam çok yalvarmış.  Nihayet duası kabul olup şeytanı görmüş. Şeytan, bunu görünce, (Seni bir  vuruşta öldürürdüm. Ancak ömrüne daha 40 yıl var) demiş. Adam ise, (20  yıl günah işlerim. Sonra tevbe eder, kalan 20 yılı da ibadetle  geçiririm) demiş. Adam, 20 yıl yaşamadan günah içinde ölüp gitmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Efgani  ve K. Marx gibi, şeytanın yoldaşlarının kitaplarını okuyanın, oradaki  zehirlerden etkilenmemesi mümkün değildir. Zehirle şaka olmaz. Şu  kadarcık zehirden ne zarar gelir denmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Elini bir defa yılanın  veya kaplanın ağzına koyup, acaba bir zararı olur mu diye tecrübeye  kalkmak ahmaklık olur. Kaplan, insanı öldürebilir. Fakat şeytan ve  yoldaşları ise, insanın sonsuz felaketine sebep olur. <br /><b><br />Her kitabı okumak<br /></b>Mezhepsiz  yazar, (Her bid’at ehlinin kitabını okumak gerekir) diyor. Hadis-i  şerifte, bu ümmetin 73 fırkaya ayrılacağı, 72sinin bid’at ve dalalet  ehli, yani mezhepsiz olduğu bildirilmiştir. Fırka-i naciyye denilen tek  kurtuluş fırkasının Ehl-i sünnet vel-cemaat olduğunu bütün Ehl-i sünnet  âlimleri bildirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mezhepsiz yazara göre, sadece Ehl-i  sünnet yetmez, 72 sapık fırkanın her birini de incelemek, kitaplarını  okumak gerekir. Bir o fırkaya, bir öteki fırkaya baka baka, insanın gözü  şaşı olmaz mı? Ehl-i sünnetteki bilgiler eksik mi de başka fırkaların  kitaplarını okuyalım? Mutezileyi, Cebriyyeyi okumakla ne kazanacağız?  Hak belli iken, yeniden hakkı aramak için yollara mı düşeceğiz? Karşıda  koca bir saray olsa, ona giden ana bir cadde bulunsa, oraya gitmek için  bütün çıkmaz sokaklara girmeye ne lüzum vardır?</p>
<p style="text-align: justify;">Yalnız Ehl-i  sünnet kitaplarını okumak, tek açıya kendini mahkum etmek değil, hak  içinde hür yaşamaktır. Hak ortada iken ne diye mezhepsizlerin  kitaplarını okuyalım? Mezhepsizler yokken ortada din yok muydu? Yahut  hâşâ dinimizde bir noksanlık mı var da mezhepsizler bunu tamamlıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Echel  bir mezhepsiz de, (İbni Teymiyeci, selefi, Necdi, Kadiyani, Rafizi,  Abduhçu ve 72 fırka mensupları olarak Ehl-i sünnetten çok olduğumuza  göre, biz haklıyız) diyor. Sayıca çok olmak önemli değildir. Çünkü  iyilik, doğruluk, güzellik, hak gibi hususlar, hep çoğunluğun bulunduğu  yerde olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: <br /><b>(İnsanların çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar.) </b>[Enam 116] <br />Bid’at  ehli çok diye onlara uyup da sapıtmamak gerekir. Az da olsa Ehl-i  sünnete uymalıdır! Genelde kıymetli ve iyi olan şeyler azdır. Mesela  şükretmek çok faziletlidir, fakat şükreden azdır. Âyet-i kerimelerde  mealen buyuruluyor ki:<br /><b>(Şükreden azdır.)</b> [Sebe 13]</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İman edip iyi işler yapanlar da azdır.</strong> (Sad 24)</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /><b>(Susmak, hikmettir; susan azdır.)</b> [Deylemi]</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı  bid’at ehli kimseler de (Hak veya bâtıl bütün İslam mezhepleri  birleşmelidir) diyor. On bardak sütün içinde bir bardak idrar konsa,  hepsi de necis olur. Koyun sütü, köpek veya hınzır sütü ile  karıştırılırsa, elde koyun sütü de kalmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle acayip teklifler kıyamet alametlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlar.)</b> [İ.Asakir]<br /><b><br />(Ahir  zamanda âlimler, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram,  harama helal derler, Kur’anı ticarete, menfaate alet ederler.)</b> [Deylemi]<br /><b><br />(Kötüler iyi, iyiler kötü gösterilmedikçe, Kıyamet kopmaz.)</b> [Haraiti]<br />İslam âlimleri kötü, mezhepsizler iyi gösterildiğine göre, kıyamet yaklaşıyor demektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Niçin günümüzdeki insanların yazdıkları kitapları değil de, eski âlimlerin kitaplarını tavsiye ediyorsunuz?<br /><b>CEVAP<br /></b>İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Rabbani hazretleri, dörtyüz sene önce buyurdu ki:<br />(İslam  âlimleri, bugün garip oldu, azaldı. Şimdiki tarikatçıların yoluna  bid&#8217;atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine  sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu. Bu bilgisiz  kimseler, milletin kalbini, bu bid&#8217;atleri ile kazanmaya çalıştılar.  Böyle yapmakla dini yayacaklarını, hatta İslamiyet’i  olgunlaştıracaklarını sandılar. Hâşâ öyle değildir. Bunlar, dini yıkmaya  çalışıyorlar. Allahü teâlâ bunları doğru yola kavuştursun! Şimdi büyük  âlimlerden bu ülkede pek az kalmıştır. İslamiyet’i sevenlerin, bu  âlimlerin kitaplarının bildirdiği yolda gitmeleri gerekir.) <b>[c.2 m.62]<br /></b><br />Hadis-i şeriflerde <b>(Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar)</b>, <b>(İlmin  azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi  görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, halkı yoldan saptırırlar)</b> ve <b>(Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur) </b>buyuruldu.  İnsanların en iyileri olan âlimlerin yazdıkları kitapları beğenmeyip,  bozuk asrın bozuk insanların kitaplarına aldanmaktan sakınmalıdır! <b>(Hadika)<br /></b><br />Din  yeni gelmedi. Hem de kâmil olarak geldi. Eksik olarak gelmedi.  İslamiyet saf, berrak şekildedir. İslami ilimler, nakli ve akli ilimler  olmak üzere ikiye ayrılır. Nakli ilimler, yani din bilgileri zamanla  değişmez, kıyamete kadar hep aynıdır. Zamanla değişen, âdetler ve fen  bilgileridir. Nakli ilimlerin saf, berrak, bid’atsiz şekli geridedir.  Akli ilimlerin ise en gelişmiş şekli ileridedir. Zamanla gelişirler.  Fende değişiklik olur, dinde değişiklik olmaz. Nakli ilimleri yani din  bilgilerini fen bilgileri ile karıştırmak, cahillik değilse, nedir? Din  düşmanlarının oyunlarını anlayalım, tuzaklarına düşmeyelim.<b><br /></b><b><br />Sual:</b> Dini yönden &#8220;O kitap, o yazı muteber değildir. O yazar dini bilmez&#8221;  deniyor. Bir yazının muteber olmadığı veya bir yazarın dini bilmediği  nasıl anlaşılır?<br /><b>CEVAP<br /></b>Bir yazı, Ehl-i sünnet âlimlerinin  ekserisinin muteber olarak bildirdiği eserlere aykırı değilse, o yazı  muteber demektir. Bir yazarın yazısı, bu eserlere uygunsa, o yazarın  dini bildiği anlaşılır. Bu eserlere uymuyorsa, o yazarın dini bilmediği  ve yazısının da muteber olmadığı anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an-ı kerimi kendi  görüşüne göre yorumlayanların yazıları da muteber değildir. Bu bakımdan  nakli esas almayanların yazılarına, sözlerine itibar edilmez.<br /><b><br />Sual:</b> Günümüzde yazılan dini kitapların muteber olup olmadığı nasıl bilinir?<br /><b>CEVAP<br /></b>Günümüzde  müctehid, muhaddis ve müfessir bulunmadığı için yazılan bir kitabın  muhakkak muteber kitaplardan nakledilmiş olması gerekir. Kur’an-ı  kerimde ve hadis-i şeriflerde manaları açık olmayan yerlerden bid’at  sahipleri yanlış tevil ederek, yanlış mana çıkarmışlardır. Halbuki  Mektubat-ı Rabbanideki hadis-i şerifte, Kur’an-ı kerimden kendi aklı  ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaranların, din büyüklerinin  Peygamber efendimizden ve Eshab-ı kiramdan alarak yaptıkları tefsirlere  aykırı tefsir yazanların Müslümanlıktan çıkacağı bildirilmektedir.  Berika’daki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br /><b>(Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.)</b> [Nesai]</p>
<p style="text-align: justify;"><b>(Kur’an-ı kerime ehliyeti olmadan mana veren, Cehennemde azap görür.)</b> [Tirmizi]</p>
<p style="text-align: justify;">Hadis-i  şeriflerden de anlaşılacağı gibi, bir kimse, ehliyeti olmadan Kur’an-ı  kerime doğru mana verse bile, hata ettiğinden Cehennemde azap  görecektir. <br /><b><br /></b>Hadis-i şerifleri ve âyet-i kerimeleri hadis  kitaplarından ve Kur’an-ı kerimden değil, hakiki İslam âlimlerinin  kitaplarından alarak nakletmek gerekir. Mesela, (İhya’daki hadis-i  şerifte ve Mektubat’taki âyet-i kerimede şöyle buyuruldu) diyerek  nakletmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an-ı kerime yanlış mana verdikleri için 72 sapık fırka meydana çıkmıştır.<br />Hanefi  mezhebindeki bir kimse, bir hükme delil olarak başka bir hak mezhepteki  müctehidin ictihadını alamaz. Hatta kendi mezhebindeki müctehidlerin  kavillerini değil, sadece fetva verilen hükmü almak, (sahih olan budur)  denilen hükmü bildirmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eshab-ı kiramın hepsi birer  müctehid olduğu için, bizim gibi müctehid olmayan kimseler, bunlardan da  nakil yapamaz. Mesela Hazret-i Ali’nin veya Hazret-i Ömer’in (Bu  husustaki hükmü şudur, biz de öyle yaparız) demek caiz olmaz. Çünkü  onların hükmü kendileri için muteberdir. Eğer bir sahabinin bildirdiği  hüküm, mezhebimizde de varsa uyarız. Kısacası biz mezhebimizin  hükümlerine uyarız. Diğer mezheplerdeki hükümlere ancak ihtiyaç halinde  uyarız. Mesela seferde güçlük anında, öğle ile ikindiyi veya akşam ile  yatsıyı birleştirerek kılabiliriz. Çünkü çeşitli muteber kitaplardaki  hadis-i şerifte, âlimler arasındaki ayrılığın rahmet olduğu  bildirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Edille-i şeriyyenin dört olması, müctehidler  içindir. Mukallidler, yani dört mezhepten birinde olanlar için delil,  senet, bulunduğu mezhebin hükmüdür. Çünkü, mukallidler, nasstan yani  âyetten ve hadisten hüküm çıkaramaz. Bunun içindir ki, bir mezhebin, bir  hükmü, Nassa uymuyor gibi görünse de yine o mezhebe uymak gerekir.  Çünkü Nass, ictihad isteyebilir. Tevil edilmesi gerekebilir. Nesh  edilmiş olabilir. Bunu da ancak müctehid anlar. <b>(Berika s.94)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Dini bilgimiz yetersizdir. Piyasada çok çeşitli kitap ve siteler var.  Hepsine de güvenemiyoruz. Allah rızası için bize en uygun siteleri  tavsiye eder misiniz? <br /><b>CEVAP</b> <br />Piyasada uygun site ve uygun  kitaplar çoktur. Ancak biz hepsini okumadık. Okumadığımız için uygun  olan bir kitabı veya siteyi size tavsiye edemeyiz. İçinde bazı hatalar  olabilir. Bunun için 30 senedir okuduğumuz kitapları ve en uygun siteyi  size tavsiye ediyoruz. <br />Uygun kitapların bulunduğu site: <b><a href="http://www.hakikatkitabevi.com/" target="_blank">www.hakikatkitabevi.com</a></b> <br /><b><a href="http://www.dinimizislam.com/"><br /></a></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Söz mü, söyleyen mi?<br />Sual</b>: (Bir sözü söyleyene değil, söylenen o söze bakılır. Söz doğru ise kim söylerse söylesin kabul edilir) sözü doğru mudur?<br /><b>CEVAP<br /></b>İstisnalar  hariç, bu sözü genelde mezhepsizler söylüyor. Allah vardır, Cennet ve  Cehennem vardır gibi herkesin bildiği meşhur bilgiler hariç, bir sözün  doğru olup olmadığını nereden bileceğiz ki? Onun için, söze değil,  söyleyene bakmak gerekir. Eğer İmam-ı a’zam hazretleri gibi bir zat  söylüyorsa, derhal kabul edilir. Şevkani, Efgani, Abduh, Reşit Rıza gibi  bir mezhepsiz söylüyorsa, hiç itibar edilmez, çünkü onların söylediği  söz, doğru bile olsa, buna yetkileri yoktur. Hatta Ehl-i sünnet  âlimlerinin kitaplarından alarak söyleseler bile, doğruyu onlardan  değil, Ehl-i sünnet âlimlerin kitaplarından öğrenmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">(Şu din kitabı uygun mu) diye, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerine sorulunca, <b>(Kitabın içindekilerin hepsi doğrudur, fakat bu kitabı okuyan kimse zehirlenir, çünkü yazarının habis ruhu satırlara aksetmiş)</b> buyurmuştur. Demek ki habis kimselerin sözleri, kitapları doğru olsa bile insana zarar veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">O  halde bir sözün doğru olup olmadığı, söyleyen kimsenin yetkili bir âlim  olup olmamasına bağlıdır. Onun için, söze bakarak doğruyu bulamayız.  Doğruyu, büyük zatların bildirmesiyle buluruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
