<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mezhep ve mezhepsizlik&gt;Bozuk din kitabı &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/mezhep-ve-mezhepsizlikbozuk-din-kitabi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Gayrimüslim erkekle evlenmek</title>
		<link>https://islamdini.de/gayrimuslim-erkekle-evlenmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/gayrimuslim-erkekle-evlenmek/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Müslüman kadınların gayrimüslimlerle evlenmesine İslam sıcak bakmaz.)CEVAPHani âyete ve hadise göre yazıyordun? (Sıcak bakmaz) demek, pek hoş değil, ama evlenmek de caizdir demek değil mi? Ama Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:(İmanlı kadınların kâfirlerle evli kalmaları helal değildir.) [Mümtehine 10] Allahü teâlâ helal değil buyururken, helal demek küfür…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/gayrimuslim-erkekle-evlenmek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<strong><br /></strong><em>(Müslüman kadınların gayrimüslimlerle evlenmesine İslam sıcak bakmaz.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Hani  âyete ve hadise göre yazıyordun? (Sıcak bakmaz) demek, pek hoş değil,  ama evlenmek de caizdir demek değil mi? Ama Kur’an-ı kerimde mealen  buyuruluyor ki:<br /><strong>(İmanlı kadınların kâfirlerle evli kalmaları helal değildir.)</strong> [Mümtehine 10]</p>
<p>Allahü  teâlâ helal değil buyururken, helal demek küfür olur. Yoksa sen de,  (Gayrimüslimler de Cennet’e gidecek) mi diyorsun? Onun için mi Müslüman  kadınları kâfirlerle evlendiriyorsun? Yoksa âyetlere tarihsel mi  diyorsun? Bu âyet geçersiz mi diyorsun? Değilse âyet-i kerimeye niye  inanmıyorsun?</p>
<p><strong>Kadının sefere gitmesi<br /></strong>Reformcu diyor ki:<br /><em>(Kadının tek başına yolculuk edemeyeceği görüşü İslamiyet’e aykırıdır.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Hani sen, Kitap ve Sünnet’e göre yazıyordun? Sünnet’te bu durum açıklanmıyor mu? İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><strong>(Allah’a  ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında kocası veya mahremi  olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola sefere çıkması helal olmaz.)</strong> [Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud, İ. Ahmed, İbni Hibban, Darimi, İbni Huzeyme]</p>
<p><strong>(Bir kadın, yanında mahremi olmadan yolculuk yapmasın!)</strong> [Buhari, Müslim]</p>
<p>Yani bu sözleri Resulullah efendimiz, hâşâ İslamiyet’e aykırı mı söylemiştir?</p>
<p>Dört  hak mezhebin hiçbirinde, kadın sefere çıkabilir diye bir hüküm yoktur,  ama günümüzün yamukları, Sünnet’e aykırı şeyler söyleyebiliyor. Kadın  sefere çıkamadığı gibi, yanında mahremi olmadan farz olan hacca bile  gidemez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><strong>(Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez!)</strong> [Bezzar]</p>
<p>Kadın,  hacca tek başına ibadet için bile gidemezken, onu tek başına yolculuğa  çıkarması, yazarın gerçekten aşırı bir reformcu olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Dinde boşama yetkisi<br /></strong>Reformcu diyor ki:<br /><em>(Boşanmak erkeğin iki dudağı arasında değildir, boş ol demekle karısı boş olmaz.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Bu,  ateistlerin kullandığı bir sözdür. Reformcu, Kitap ve Sünnet dediği  halde, Sünnet’e hiç itibar etmiyor. Sanki dini anlatmak için değil de,  dini yıkmak için kitap yazmış! Peygamber efendimiz, şakayla bile olsa, <strong>(Seni boşadım)</strong> demekle boşanmanın sahih olacağını bildiriyor:<br /><strong>(Üç şeyin şakası da, ciddisi gibi sahihtir. Nikâh, boşamak, boşamaktan vazgeçmek.)</strong> [Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace, Beyheki, Hâkim]</p>
<p>Şaka olarak da, hanımına seni boşadım diyenin nikâhı bozuluyor. Boşamakla ilgili diğer hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir:<br /><strong>(Allah’ın hiç sevmediği helâl şey talâktır.)</strong> [Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace, Taberani, Hâkim, İ.Adiy]</p>
<p><strong>(Kim hanımını üç talâkla boşarsa, kadın başka bir erkekle evlenmedikçe, artık o kadın kendisine helâl olmaz.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Deli ve bunak hariç herkesin boşaması geçerlidir.)</strong> [Tirmizî]</p>
<p><strong>(Nikâhtan önce boşamak geçersizdir.)</strong> [Hâkim]</p>
<p>Resulullah  ve bütün İslam âlimleri, boşamak erkeğin iki dudağı arasında derken  reformcunun böyle söylemesi, acaba Batı kanunlarına hayranlığından mı  ileri geliyor?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halifelik dine aykırı mı?</title>
		<link>https://islamdini.de/halifelik-dine-aykiri-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/halifelik-dine-aykiri-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki(Tek kişi yönetimi olan halifelik veya saltanat, İslamiyet’e aykırıdır.)CEVAPİlk dört halifeyi ve halifelik sistemini herkes bilir. Dört halifenin suçlanması bütün Eshab-ı kiramın suçlanması demektir. Bu ise büyük felakettir. Resulullah’ın idaresi de tek kişi yönetimi değil miydi? Hiçbir Müslüman, Eshab-ı kiramın onayladığı, dört halifenin halifeliğine itiraz edemez. Tek adam…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/halifelik-dine-aykiri-mi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu diyor ki<br /><em>(Tek kişi yönetimi olan halifelik veya saltanat, İslamiyet’e aykırıdır.)</em><br /><strong>CEVAP<br /></strong>İlk  dört halifeyi ve halifelik sistemini herkes bilir. Dört halifenin  suçlanması bütün Eshab-ı kiramın suçlanması demektir. Bu ise büyük  felakettir. Resulullah’ın idaresi de tek kişi yönetimi değil miydi?  Hiçbir Müslüman, Eshab-ı kiramın onayladığı, dört halifenin halifeliğine  itiraz edemez. Tek adam yönetimi diye buna itiraz etmek için, kişinin  gayrimüslim olması gerekir. Müslüman olan, hepsi Cennetlik olan Eshab-ı  kiramın söz birliğine karşı gelemez. Dört halifenin dördü de  Cennetliktir. Bir Müslüman bunları nasıl tenkit edebilir ki?</p>
<p>Müslüman’ın  yaptığı işi İslamiyet’e yüklemek yanlış olduğu gibi, halifenin yaptığı  yanlış işleri de halifeliğe yüklemek yanlıştır. Halife iyi de olur, kötü  de olur. Halifelik sisteminin bunda suçu nedir?</p>
<p><strong>Şah Veliyullah-ı Dehlevi </strong>hazretleri buyuruyor ki: Halife 4 şekilde seçilir: <strong>Birincisi</strong>, âlimlerden, hâkimlerden, kumandanlardan ve diğer söz sahiplerinden, bir araya toplanmaları kolay olanların seçmesiyle olur. <strong>İkincisi,</strong> halifenin, birini seçerek vasiyet etmesidir. Hazret-i Ömer’in seçilmesi böyle oldu. <strong>Üçüncüsü, </strong>halifenin vasiyet ettiği birkaç kişi arasından birini seçmektir. <strong>Dördüncüsü</strong>,  birinin güç kullanarak, hilafeti zorla ele geçirmesidir. Böyle hilafeti  ele geçiren zat, ya hilafete ehildir veya değildir. Ehil ise mesele  yoktur. Hilafet şartlarına malik değilse, böyle olan halifenin  İslamiyet’e uygun olan emirleri yine kabul edilir. Bunun emriyle cihada  gidilir. Abdülmelik’in hilafeti böyle idi. <strong>(İzalet-ül-hafa)<br /></strong><br />Böyle hilafeti zorla ele geçiren halifelere biat edilince meşru olacakları, <strong>İbni</strong> <strong>Abidin</strong>’de ve <strong>Hadika</strong>’da  da bildirilmektedir. Osmanlı halifelerinin seçilme şekilleri, Hazret-i  Ömer’in seçilişine benzer. Halife, kendisinden sonra gelecek olanı  vasiyet ediyor. Halife dilerse, bir başkasını, kardeşini veya oğlunu  tavsiye edebilir. Nitekim Hazret-i Ömer’e (Yerine halife olarak oğlunu  tayin et!) dediklerinde onlara, (Hilafet zor bir iştir. Bir aileden bir  kurban kâfidir) buyurarak oğlunu halife olarak vasiyet etmedi. Etseydi  elbette caiz olurdu. Osmanlı halifeleri de, hazret-i Ebu Bekir’in tayin  usulüne uygun olarak genelde yerlerine oğullarını seçmişlerdir. Osmanlı  hilafeti de, dört halifenin hilafeti gibi meşrudur. Halifenin âdil olup  olmaması ayrı şeydir. Müslümanlar yanlış iş yapınca, Müslümanlık  suçlanamayacağı gibi, halife zalim olursa, hilafet sistemi suçlanamaz.  Üstelik Osmanlı halifelerinin âdil olduklarını Ehl-i sünnet âlimleri  bildirmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Solcu Müslüman olur mu?</title>
		<link>https://islamdini.de/solcu-musluman-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/solcu-musluman-olur-mu/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki:(Sağcı Müslüman oluyor da, solcu Müslüman niye olmasın?)CEVAPŞimdi, faşiste ve kapitaliste sağcı, komüniste, ateiste solcu deniyor. Bu manada Müslüman’a sağcı veya solcu denmez, ama Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde bildirilen sağcılık ve solculuk farklıdır. Sağcılardan kasıt, amel defteri sağdan verilen ve Cennet’e giden Müslümanlardır. Solcular ise, amel defteri…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/solcu-musluman-olur-mu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu diyor ki:<br /><em>(Sağcı Müslüman oluyor da, solcu Müslüman niye olmasın?)</em><br /><strong>CEVAP<br /></strong>Şimdi,  faşiste ve kapitaliste sağcı, komüniste, ateiste solcu deniyor. Bu  manada Müslüman’a sağcı veya solcu denmez, ama Kur’an-ı kerimde ve  hadis-i şeriflerde bildirilen sağcılık ve solculuk farklıdır.  Sağcılardan kasıt, amel defteri sağdan verilen ve Cennet’e giden  Müslümanlardır. Solcular ise, amel defteri soldan verilip Cehennem’e  giden kâfirlerdir. İşte bunun için Müslüman’a sağcı denebilirse de,  solcu denmez, fakat Mısırlı sosyalist yazarlar, sosyalizmi Müslümanlık  zannediyorlar. Bunun için de servet düşmanlığı yapıyorlar. Meşru  yollardan kazanılıp zekâtı verilen mala düşmanlık ediyorlar. Zekâtı  verilen malda hiç kimsenin hakkı olmaz, bu zengin diye elinden kimse  alamaz.</p>
<p>Sağın önemi elbette büyüktür. Sağın, sola göre üstünlüğü  vardır. Mübarek, şerefli ve temiz işleri yaparken sağdan başlanır.  Tuvalete girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlanır.</p>
<p>Peygamber  efendimiz, elindeki suyu, sağında bulunan bir köylüye uzatır. Köylü,  (Yâ Resulallah, solunuzdaki Ebu Bekir’e niçin vermiyorsunuz? O benden  daha faziletli) der. Resulullah, <strong>(Suyu sağdan dağıtın!)</strong> buyurur. Yine, <strong>(Sağ elle yiyip için, sağ elle alıp verin, çünkü şeytan sol eliyle yiyip içer, sol eliyle alıp verir)</strong> buyurmuştur. Bir yere giderken, yol ikiye ayrılır, hangisinden gidileceği bilinemez, soracak kimse de bulunmazsa, <strong>(Karşınıza iki yol çıkarsa, sağdan yürüyün!)</strong> hadis-i şerifine uymalıdır.</p>
<p>Sağın şerefi, Kur’an-ı kerimde de bildirilir. <strong>Vakıa</strong> suresinde (Eshab-ül-meymene = Sağcı) ve (Eshab-ül-meş’eme = Solcu)  ifadeleri geçer ve sağcıların [dine uyanların] Cennet ehli, solcuların  [dine uymayanların] Cehennem ehli olduğu bildirilir. Meymene; sağ, sağ  kol, sağ taraf gibi anlamlara gelir. Eshab-ı meymene, sağcı demektir.  Cennet’e gidecek mutlu kişilere denir. Meş’eme; sol, sol kol, sol taraf,  uğursuzluk gibi anlamlara gelir. Eshab-ı meş’eme, solcu demektir.  Cehennem’e gidecek bedbahtlara denir. Bunların siyasetteki sağ ve sol  ile ilgisi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evliya türbeleri</title>
		<link>https://islamdini.de/evliya-turbeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/evliya-turbeleri/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki: (Enbiya veya evliya kabirlerini ziyaret edip, onları vesile ederek dua etmeyi Kur’an şiddetle reddettiği halde, maalesef Ehl-i sünnet âlimleri bu geleneği normal karşılıyor.)CEVAPEhl-i sünnet âlimlerinin her ak dediğine kara demeyi kendine görev biliyor. Bahsedilen vesile caizdir. Caiz olmayan tek şey, Allah’tan başkasını yaratıcı bilmek, Allahü teâlâ dilemeden,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/evliya-turbeleri/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu diyor ki: <em>(Enbiya veya evliya kabirlerini ziyaret edip,  onları vesile ederek dua etmeyi Kur’an şiddetle reddettiği halde,  maalesef Ehl-i sünnet âlimleri bu geleneği normal karşılıyor.)</em><br /><strong>CEVAP<br /></strong>Ehl-i sünnet âlimlerinin her <strong>ak</strong> dediğine <strong>kara</strong> demeyi kendine görev biliyor. Bahsedilen vesile caizdir. Caiz olmayan  tek şey, Allah’tan başkasını yaratıcı bilmek, Allahü teâlâ dilemeden,  onun kendiliğinden fayda ve zarar verebileceğine inanmaktır. Normal bir  Müslüman da zaten Allah’tan başkasını yaratıcı bilmez.</p>
<p>Reformcu,  Mutezile itikadında olduğunu yer yer açıkladığı gibi, Vehhabi olduğunu  da gizleyemiyor. Her fırkanın bir veya birkaç sapık görüşünü benimsiyor.  Sünnilikten başka her sapık fırkanın adamı oluyor. Ehl-i sünnet  âlimlerine ise, gelenekçi diyerek gözü yumuk saldırıyor. <a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=5773">Geniş bilgi için tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaderi inkâr ediyor</title>
		<link>https://islamdini.de/kaderi-inkar-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kaderi-inkar-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki:(İmanın şartı altı olmadığı gibi, üstat Mevdudi’nin dediği gibi, kadere inanmak imanın şartlarından da değildir. Kadere inanmak, Emevilerin Cebriye itikadıdır.)CEVAPYine Mutezile itikadında olduğunu gizlememiş. Kaderi inkâr edici çok söz ederek, (Halkımız muhtaçları düşünmüyor, onları kaderleriyle baş başa bırakıyor. Gerçek Müslüman yoksulları kaderine terk etmez) diyor. Allahü teâlânın takdirini…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kaderi-inkar-ediyor/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu diyor ki:<br /><em>(İmanın şartı altı olmadığı gibi, üstat  Mevdudi’nin dediği gibi, kadere inanmak imanın şartlarından da değildir.  Kadere inanmak, Emevilerin Cebriye itikadıdır.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Yine Mutezile itikadında olduğunu gizlememiş. Kaderi inkâr edici çok söz ederek, <em>(Halkımız muhtaçları düşünmüyor, onları kaderleriyle baş başa bırakıyor. Gerçek Müslüman yoksulları kaderine terk etmez)</em> diyor. Allahü teâlânın takdirini kim değiştirebilir ki?</p>
<p>Kaza  ve kader bilgileri çok ince ve anlaması güçtür. Bunları konuşmak ve  tartışmak, hadis-i şeriflerle yasak edilmiştir. Müslümanların vazifesi,  Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını öğrenmek ve bunlara uygun  yaşamaktır. Kaza ve kaderi incelemek emrolunmadı. Ehl-i sünnet  âlimlerinin bildirdiği kadar öğrenmek ve inanmak yeterlidir. Bu hakiki  âlimler buyuruyor ki:<br />Allahü teâlâ insanların, hayır ve şer, bütün  yapacaklarını ezelde biliyordu. Vakitleri gelince, bunların  yaratılmasını irade etmekte ve yaratmaktadır. Onun yaratmasına <strong>takdir</strong> denir. Ezeldeki ilme <strong>kader </strong>denir.  Kader, ilm-i ezelidir. Emr-i ezeli değildir. Mutezile ve Kaderiyye  denilen cahil ve ahmaklar, kaza ve kadere inanmadılar. İnsan, dilediğini  kendi gücüyle yaratmaktadır dediler. Böyle kâfirler, zamanımızda  çoktur. <strong>(Diya-ül kulüb)<br /></strong><br />İnsanın her işi Allah’ın takdiri ve iradesiyle olmaktadır. Mutezile ve Kaderiyye, kaza ve kaderi inkâr etti. <em>(İnsan kendi kuvveti ve ihtiyarıyla, işlerini yaratıyor)</em> dedi. İnsan bir şey yapmak ister. Sonra bunu Allahü teâlâ yaratır. İnsanın iradesine, istemesine <strong>kesb</strong> denir. Cebriyye fırkası, irade ve ihtiyarı inkâr etti. İnsanları mecbur  sandı. Bu sözleri küfürdür. İnsan mecbur olsaydı, Allahü teâlâ  zalimlere zalim, kâfirlere kâfir demezdi. Allahü teâlâ kerimdir. İnsana  yapamayacağını emretmemiştir. Kaderiyye fırkası kaza ve kaderi, Cebriyye  fırkası da irade ve ihtiyarı inkâr etti. Her ikisi de bid’at ehlidir.  İrade başkadır, razı olmak başkadır. Allahü teâlâ küfrü ve günahları  irade ediyor, fakat razı değildir. Ezeldeki takdir, insanın kendi irade  ve ihtiyarıyla yapacağını gösteriyor. Ezeldeki takdir, irade ve ihtiyarı  göstermeseydi, Hak teâlâ dilediğini yaratmakta serbest olmaz, mecbur  olurdu. <strong>(Mektubat-ı Masumiyye 1/83)</strong></p>
<p><strong>Kader</strong>, yaratılacak şeyleri, Allahü teâlânın ezelde bilip dilemesidir.</p>
<p>Allahü  teâlâ, bir şeyi yaratacağını ezelde irade ettiyse [dilediyse], az veya  daha çok olmaksızın, dilediği gibi var olur. Olmasını dilediği şeylerin  var olmaması ve yokluğunu dilediği eşyanın var olması imkânsızdır. <strong>(İtikatname)</strong></p>
<p>İnsanın işlerini Allahü teâlânın ezelde takdir etmesi demek, insanın neleri irade edeceğini bilmesi ve dilemesi demektir. <strong>(İ. Ahlakı)</strong></p>
<p>Kader, Allahü teâlânın ileride olacak her şeyi ezelde bilmesidir. Kaza, bu bildiklerini Levh-il mahfuz’da göstermesidir. <strong>(Emali şerhi, Seyyid Ahmed Asım Efendi)</strong></p>
<p>Kalble  veya bedenle yapılan işleri, canlılarda ve cansızlarda meydana gelen  her işi, Allahü teâlânın ezelde bilmesine, dilemesine ve yaratmasına <strong>kader</strong> ve <strong>takdir</strong> denir. İnsan bir şeyi yapmayı veya terk etmeyi ihtiyar ve irade eder  yani kuvvetini kullanır. Sonra, Allahü teâlâ da, bunu irade eder,  kudretini kullanırsa, bu şey meydana gelir. Kulun ihtiyar ve iradesine <strong>kesb</strong>, Allahü teâlânın irade ve kudretini kullanmasına <strong>halk etmek, yaratmak </strong>denir. <strong>(Dürr-i yekta şerhi)</strong></p>
<p><strong>Takdir: </strong>Halk etme, yaratma, <strong>İhtiyar: </strong>Seçme, tercih, <strong>Kesb:</strong> Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarf etmesidir.</p>
<p>İşler takdir yönünden üç kısma ayrılır:<br /><strong>1-</strong> <strong>Hikmetin gereği yaratılanlar:</strong> Yerin, göğün, Cennet ve Cehennemin, meleklerin, cinlerin, hayvanların, bitkilerin ve cansız şeylerin yaratılması gibi.<br /><strong>2-</strong> <strong>İnsanın irade ve kudretiyle olmadan yaratılanlar:</strong> Güzel veya çirkin, sağlam veya sakat, erkek veya kadın yaratılması gibi.<br /><strong>3-</strong> <strong>İnsanın irade ve kudretini sarf edip çalışması ve kesbiyle meydana gelenler:</strong> İlim öğrenmek, iyi veya kötü amel işlemek gibi.</p>
<p>Kader hakkındaki iki âyet-i kerime meali şöyledir:<br /><strong>(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) </strong>[Araf 34]</p>
<p><strong>(Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.)</strong> [Fatır 11]</p>
<p>Kadere inanmak, imanın altı şartından biridir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br /><strong>(Kadere inanmayan imanın gerçeğine erişmez.)</strong> [Nesai]</p>
<p><strong>(Ahir zamanda şerli kimseler kader hakkında konuşur.) </strong>[Hâkim]</p>
<p><strong>(Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.)</strong> [Taberani]</p>
<p>Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. İki hadis-i şerif meali:<br /><strong>(Bütün işler Allahü teâlâdandır, hayır olanı da şer olanı da.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Denge, Rahman olan Allahü teâlânın elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır.)</strong> [Bezzar]</p>
<p><strong>Kadere boyun eğilmez mi?<br /></strong>Reformcu <em>(Akıllı insan, kadere boyun eğmeyen kişidir)</em> diyor.<em><br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Reformcu da,<strong> </strong>Mutezile kafalı<strong> </strong>diğer  yamuklar gibi kaderi bilmiyor. Kadere boyun eğmeyen insan olur mu?  Kader, Allahü teâlânın takdir ettiği şeylerdir. Bunu kim önleyebilir ki?  İnsan kaderini kendi çizemez. Bu konuda çok âyet-i kerime var. Birinin  meali şöyle:<br /><strong>(Yeryüzünde hiçbir olay ve başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta </strong>[Levh-i mahfuzda] <strong>yazmış olmayalım. Bu ise, Allah’a göre kolaydır.) </strong>[Hadid 22]</p>
<p>Resulullah efendimiz, kaderle ilgili âyet-i kerimeleri açıklayarak buyuruyor ki:<br /><strong>(Allah, ilk önce Kalem’i yaratıp, “Sonsuza kadar olacak olanı yaz” buyurdu.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(Her şey ezelde yazıldı. Allah’ın ilmine göre, kalem kurudu.) </strong>[Tirmizi] (Yani takdir son buldu ve kaleme yazacak bir şey kalmadı.)</p>
<p>Bir kimse, hem Müslümanım der, hem de kaderi nasıl inkâr eder?</p>
<p><strong>Ömür değişir mi?</strong><br />Reformcu diyor ki: <em>(Kader,  Cebriye inancıdır. Müslümanlar, kader yani ömür değişmez diyerek  sağlığa hiç önem vermiyorlar, hasta olsalar tedaviye yanaşmıyorlar.  Kaderim buymuş diyerek hiç çalışmıyorlar. Hâlbuki insan kaderini kendi  çizer. Cebriye’den kurtulup kaderimizi kendimiz çizmeliyiz.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Mutezile itikadında olduğunu yine gizlememiştir. Cebriye nasıl bozuksa, Mutezile de o kadar bozuktur.<strong> </strong>Mutezile,<strong> </strong><em>(Allah, yaptığımız işlere karışmaz)</em> diyerek kaderi inkâr edip, insanı hâşâ kendi işinin yaratıcısı zanneden  çok sapık bir fırkadır. Bu konudaki birkaç âyet-i kerime meali:<br /><strong>(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.)</strong> [Zümer 62, Mümin 62]</p>
<p><strong>(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.)</strong> [Saffat 96]</p>
<p><strong>(Rabbin, kendi istediğini yaratır, dilediğini seçer. Onların seçim hakkı yoktur.)</strong> [Kasas 68]</p>
<p>Ömrün değişmeyeceğini söyleyen Allahü teâlâdır. Bir âyet-i kerime meali:<br /><strong>(Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden önce de gelmez.)</strong> [Araf 34]</p>
<p>Hiçbir  Müslüman, kader değişmez diyerek sağlığını hiçe saymaz. Sağlığa,  temizliğe dikkat etmenin, hastalanınca tedavi olmanın dinin emri  olduğunu bilir.</p>
<p><strong>Şunları da iyi bilir:</strong> Vücudumuz, bize  emanettir. Dinimiz onu iyi korumayı emrediyor. Hastayı tedavi ettirmek  gerekir. Tecrübeyle etkileri kesin olan, aşı, serum ve mikrop öldürücü  ilaçları kullanmak, gıda almak gibi farzdır. Yani Allahü teâlânın  emridir. Tesiri kesin olan ilaçlar, gıda gibi olup, ilaç almayıp ölmek  günahtır. Resulullah üç türlü ilaç kullanmıştır. Kur’an-ı kerim veya dua  okurdu. İlaç kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı. Müslüman, <strong>(İlaç kullanmak da kaderdendir, Allah’ın izniyle fayda verir)</strong> hadis-i şerifini de bilir. Yani Müslüman dinin emri olduğu için  çalışır, sağlığını gözetir. Müslüman iyilikle, dua ile ömrün uzayacağını  bilir, kötülükle de ömrün kısalacağını bilir. Müslüman şunları da  bilir:<br />Kader değişmez. Kaza, kadere uygun olarak meydana gelir. Kaza,  her gün çok değişip, sonunda kadere uygun olunca yaratılır. Kaza-i  muallak şeklinde yaratılacağı yazılmış olan bir şey, kulun iyi ameliyle  değişip yaratılmaz. İmam-ı Gazali hazretleri, <strong>(Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir)</strong> buyurdu. Hadis-i şerifte, <strong>(Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez, fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur) </strong>buyuruldu. (Taberani)</p>
<p>Duanın  belayı önlemesi de kaza ve kaderdendir. Kalkan, atılan oka; şemsiye de  yağan yağmura siper olduğu gibi, dua da, gelen belaya siper olur. Bir  hadis-i şerifte, <strong>(Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü yalnız ihsan, iyilik arttırır)</strong> buyuruldu. [Hâkim]</p>
<p>Kaderin,  Levh-i mahfuz’da yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela,  kaza-i muallak ise, yani onun dua etmesi de takdir edilmişse dua eder,  kabul olunca belayı önler. <strong>Ecel-i kaza</strong>’yı da, iyilik etmek geciktirir, fakat <strong>ecel-i müsemma</strong> değişmez.</p>
<p>Ecel-i  kazaya bir misal verelim: Birinin ömrü, (Eğer iyi iş yapar yahut sadaka  verir, hac ederse 60 yıl, bunları yapmazsa 40 yıl) diye takdir  edilmişse, vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin 3 gün ömrü  kalmışken, akrabasını Allah rızası için ziyaret etmesiyle, ömrü 30 yıla  uzar. 30 yıl ömrü olanın ömrü de, akrabasını terk ettiği için, 3 güne  iner. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><strong>(Sıla-i rahim </strong>[salih akrabayı ziyaret]<strong>, ömrü uzatır.)</strong> [Taberani]</p>
<p>Takdir, ezelde <strong>Levh-i mahfuz</strong>’da yazılmıştır. Yani, Levh-i mahfuz’da olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da ezelde yazılmıştır ki, buna <strong>kaza-i muallak </strong>denir. <strong>(Lübab-üt-te’vil)<br /></strong><br />Davud aleyhisselamın yanına iki kişi gelip birbirinden şikâyette bulundular. Azrail aleyhisselam da gelip, <strong>(Bu iki kişiden birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti, fakat ölmedi)</strong> dedi. Davud aleyhisselam hayret edip sebebini sordu. Azrail aleyhisselam, <strong>(İkincisinin  bir akrabası vardı. Buna dargındı. Gidip onun gönlünü aldı. Bundan  dolayı Allahü teâlâ buna 20 yıl daha ömür takdir buyurdu) </strong>dedi.  Allahü teâlânın kaderi [ezeldeki ilmi] nasıl ise, Levh-i mahfuz’daki  değişiklikler, ona uygun olur. Hazret-i Ömer yaralanınca Ka’bül-ahbar, <strong>(Ömer daha yaşamak isteseydi dua ederdi, çünkü onun duası elbette kabul olur) </strong>buyurdu. İşitip şaşıranlar, <strong>(Ecel bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez)</strong> mealindeki âyet-i kerimeye ne dersin denilince buyurdu ki: Evet, ecel  hazır olunca gecikmez, fakat ecel hâsıl olmadan önce, sadaka ve dua ile,  iyi amelle ömür uzar. Fâtır suresinde, <strong>(Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması yazılıdır)</strong> buyuruluyor. (Levh-i Mahfuz ve Ümm-ül-Kitab risalesi)</p>
<p>Bunları  bilen bir Müslüman elbette çalışır, sağlığına dikkat eder. Reformcunun  dediği gibi, (Zaten rızkım, ecelim ve hastalıklarım önceden yazılmış)  diyerek tedaviyi, sebeplere yapışmayı terk etmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıyamet alameti yok mu?</title>
		<link>https://islamdini.de/kiyamet-alameti-yok-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/kiyamet-alameti-yok-mu/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Kıyamet alametleri diye bir şey yoktur. Bunu statükocular, hadis rivayet materyallerine dayandırıyorlar ki, bu da Kur’ana zıttır. Mehdi, Deccal ve İsa’nın gelişine dair yaptığım bilimsel araştırmalar, bunların İslam literatürüyle ilgisi olmadığını göstermiştir. Kıyamet alametlerinin imanla da bir ilgisi yoktur.)CEVAPKıyametin ne zaman kopacağı bildirilmemişse de, alametleri âyet ve…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kiyamet-alameti-yok-mu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<br /><em>(Kıyamet alametleri diye bir şey yoktur.  Bunu statükocular, hadis rivayet materyallerine dayandırıyorlar ki, bu  da Kur’ana zıttır<strong>. Mehdi, Deccal</strong> ve <strong>İsa</strong>’nın gelişine dair  yaptığım bilimsel araştırmalar, bunların İslam literatürüyle ilgisi  olmadığını göstermiştir. Kıyamet alametlerinin imanla da bir ilgisi  yoktur.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Kıyametin<strong> </strong>ne zaman kopacağı  bildirilmemişse de, alametleri âyet ve hadiste açıkça bildirilmiştir.  Süper mezhepsiz olandan başkası bunları inkâr edemez.<br /><strong><br /><span style="text-decoration: underline;">Kıyametin büyük alametleri:<br /></span></strong><br />Meşhur Cibril hadisinde, bir zat, kıyametin alametlerini sordu. Resulullah da bildirdi. O zat gittikten sonra, Resulullah bize, <strong>(Bunları sorup giden, Cebrail aleyhisselam idi. Size dininizi bildirmek için gelmişti)</strong> buyurdu. (Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi)</p>
<p>Kıyametin bir büyük alametleri, bir de küçük alametleri vardır. Önce büyük alametleri bildirelim:<br /><strong>Müslim</strong>, <strong>İbni Mace</strong>, <strong>Ebu Davud</strong>, <strong>Nesai</strong>,<strong> Tirmizi</strong>,<strong> İ. Ahmed</strong>,<strong> Taberani</strong>,<strong> İbni Cerir ve İbni Hibban</strong>’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:</p>
<p><strong>1- Hazret-i Mehdi gelecek,</strong><br /><strong>2- Deccal gelecek,</strong><br /><strong>3- Hazret-i İsa gökten inecek,</strong><br /><strong>4- Dabbet-ül-arz çıkacak,</strong><br /><strong>5- Yecüc ve Mecüc çıkacak,</strong><br /><strong>6- Duman çıkacak,</strong><br /><strong>7- Güneş batıdan doğacak,</strong><br /><strong>8- Ateş çıkacak,</strong><br /><strong>9- Yer batması görülecek,</strong><br /><strong>10- Kâbe yıkılacak.<br /></strong><br />İsa aleyhisselam, <strong>(Deccal’ın çıkması Kıyamet alametidir. Ben gökten inip onu öldüreceğim)</strong> dedi. (Müslim, İ. Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, İ. Süyuti, İ. Münavi, İ. Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)<br /><strong><br /><span style="text-decoration: underline;">Kıyametin küçük alametleri:<br /></span><br /></strong>Kıyametin  kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük  alametler çıkacaktır. Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i  şeriflerden ikisi şunlardır:<br /><strong>(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin  battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbet-ül-arzın  çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen  peşindedir.)</strong> [Müslim, Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Din cahillerinin çoğalması, kıyamet alametlerindendir.)</strong> [Buhari]</p>
<p>Bu kadar vesikayı inkâr edene ilim sahibi denebilir mi?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tesettür yaşı</title>
		<link>https://islamdini.de/tesettur-yasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/tesettur-yasi/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(18 yaşına kadar, bir genç kızın başını kapatmaması günah olmaz.)CEVAPDinimizde namaz, oruç, zekât, hac, tesettür gibi işlerde mükellef [yükümlü, sorumlu] olmak, yaşla değil, âkil ve bâliğ olmakla başlar. Daha önce bunlarla mükellef değildir. Bir kız büluğa erince mükellef olur. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:(Şu üç kişi sorumlu…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/tesettur-yasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<br /><em>(18 yaşına kadar, bir genç kızın başını kapatmaması günah olmaz.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Dinimizde  namaz, oruç, zekât, hac, tesettür gibi işlerde mükellef [yükümlü,  sorumlu] olmak, yaşla değil, âkil ve bâliğ olmakla başlar. Daha önce  bunlarla mükellef değildir. Bir kız büluğa erince mükellef olur.</p>
<p>Üç hadis-i şerif meali şöyledir:<br /><strong>(Şu üç kişi sorumlu değildir:<br />1- İyileşene kadar deli,<br />2- Uyanana kadar uyuyan,<br />3- Büluğa erene kadar çocuk.)</strong> [Buharî, Ebu Davud, Tirmizî, İbni Mace, İ. Ahmed]</p>
<p><strong>(Cuma günü gusletmek, büluğa eren herkese lazımdır.)</strong> [Buharî, Müslim, Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Yâ Esma, bir kız büluğa erince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez.)</strong> [Ebu Davud, Beyheki]</p>
<p>Büluğa ermiş kız tesettürden sorumludur. (<strong>Nur</strong> 31, <strong>Ahzab</strong> 59)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bâtıl dinlere övgü</title>
		<link>https://islamdini.de/batil-dinlere-ovgu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/batil-dinlere-ovgu/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki: (İslam, yalnız kendisinin hak din olduğunu asla söylemez. Bunu da, Yahudilere, Hristiyanlara ve diğer din mensuplarına kabul ettirmek istemez.)CEVAPBu söz, cahillikle veya gafletle söylenmiş olamaz. Bunda kasıt ve art niyet vardır. Bilerek, bu konudaki âyet ve hadisleri nasıl inkâr ediyorlar ki? Üç âyet-i kerime meali şöyledir:(Allah indinde…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/batil-dinlere-ovgu/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu<strong> </strong>diyor ki: <em>(İslam, yalnız kendisinin hak din olduğunu  asla söylemez. Bunu da, Yahudilere, Hristiyanlara ve diğer din  mensuplarına kabul ettirmek istemez.)</em><br /><strong>CEVAP<br /></strong>Bu söz,  cahillikle veya gafletle söylenmiş olamaz. Bunda kasıt ve art niyet  vardır. Bilerek, bu konudaki âyet ve hadisleri nasıl inkâr ediyorlar ki?  Üç âyet-i kerime meali şöyledir:<br /><strong>(Allah indinde hak din, yalnız İslam’dır.)</strong> [Âl-i İmran 19]</p>
<p><strong>(İslam’dan başka din arayan, iyi bilsin ki, bulacağı o din asla kabul edilmez.)</strong> [Âl-i İmran 85]</p>
<p><strong>(Allah, Resulünü, hidayet ve hak din olan İslamiyet’le gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı. </strong>[Muhammed aleyhisselamın, hak] <strong>Peygamber olduğuna şahit olarak Allah yeter.)</strong> [Feth 28]</p>
<p>Reformcu sözünü pekiştirmek için, <em>(Kur’anın üslubu ile Tevrat ve İncil’in üslubu arasında fark yoktur) </em>diyor. Böylece bu dinlerin nesh edilmediğini, Ehl-i kitabın da hak olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>Ehl-i kitaba hak demek</strong><br />Yine diyor ki: <em>(İslamiyet, sadece kendisinin hak olduğunu bildiren bir din değildir, Yahudilik ve Hristiyanlığı da hak kabul eder.)</em><br /><strong>CEVAP<br /></strong>İster  Ehl-i kitap olsun, ister kitapsız olsun bütün gayrimüslimlerin  Cehennemlik olduğu Kitap ve Sünnet’te sabittir. Bir âyet-i kerime meali  şöyledir:<br /><strong>(İster, Ehl-i kitabdan </strong>[Yahudi ve Hristiyan] <strong>olsun, ister müşriklerden olsun bütün kâfirler elbette Cehennemdedir, orada ebedi kalırlar. Onlar yaratıkların en kötüsüdür.) </strong>[Beyyine 6]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haremlik selamlık</title>
		<link>https://islamdini.de/haremlik-selamlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/haremlik-selamlik/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu yazar diyor ki:(Osmanlı döneminde uygulanan haremlik selamlığın dinde yeri olmadığı, Nur suresinin 61. âyetinde bildiriliyor. Yabancı kadınlarla birlikte oturmanın, onlarla yemek yemenin hiç mahzuru yoktur. Bu, Müslümanların geleneklere uymalarından, bağnazlıklarından ileri gelmektedir.)CEVAPYine gelenek adı altında dinimize dil uzatıyor. O âyet-i kerimenin kadın erkek karışık oturmakla ve onlarla yemek yemekle…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/haremlik-selamlik/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu yazar diyor ki:<br /><em>(Osmanlı döneminde uygulanan haremlik  selamlığın dinde yeri olmadığı, Nur suresinin 61. âyetinde bildiriliyor.  Yabancı kadınlarla birlikte oturmanın, onlarla yemek yemenin hiç  mahzuru yoktur. Bu, Müslümanların geleneklere uymalarından,  bağnazlıklarından ileri gelmektedir.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>Yine  gelenek adı altında dinimize dil uzatıyor. O âyet-i kerimenin kadın  erkek karışık oturmakla ve onlarla yemek yemekle hiç asla alakası  yoktur. Konu tamamen farklıdır. Önce bu âyet-i kerimenin dipnotlardaki  açıklamasıyla beraber mealine bakalım:<br /><strong>(Kör için bir harac </strong>[darlık, güçlük, günah, sorumluluk]<strong> yoktur. Topal için bir harac yoktur. Hasta için harac yoktur. (1)  Evlerinizde (2) veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin  evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin  evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya  dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya </strong>[kâhyalığını yaptığınız veya koruduğunuz evin]<strong> anahtarları elinde olan evlerde (3) yahut dostlarınızın evlerinde (4)  izinsiz yemek yemenizde bir harac yoktur. (5) Bir arada veya ayrı ayrı  yemenizde de bir sakınca yoktur. (6) Evlere girdiğiniz zaman, kendinize,  ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam  verin! (7) Allah size âyetleri </strong>[hükümleri],<strong> düşünesiniz diye böylece açıklar.)</strong> [Nur 61]</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br /><strong>(1) </strong>Saîd bin el-Müseyyeb hazretleri buyuruyor ki:<br />Müslümanlar  savaşa çıkarken evlerinin anahtarlarını [savaşa gidemeyen] körlere,  hastalara, topallara, bir de akrabalarına teslim ederler ve onların da  teslim ve emanet ettikleri o evlerden yiyip içmelerine izin verirlerdi,  fakat onlar, bu kendileri için günah olur diye korkarlardı. Bu âyetin  iniş sebebi budur. <strong>(Medârik)<br /></strong>Peygamber efendimizden önce  Araplar, Medine’deki çeşitli hastalıklı kimselerle birlikte yemek  yemezlerdi. Bazıları, körün eli rastgele yerlere değdiğinden, topalın  biçimsiz oturuşundan, hasta pis koktuğundan ve rahatsızlığından dolayı,  onlarla yemek yemeye tiksinirlerdi. Ancak bu, cehalet ve kibir  alametidir. İşte bu âyet-i kerime, bu hususta uyarıcı olarak inmiştir.  İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:<br />Böyle özür sahipleri, insanlarla  birlikte yemek yemekten çekinirlerdi. İşte bu âyet-i kerime onlarla  yemek yemeyi mubah kılmıştır<strong>. (Kurtubi tefsiri)</p>
<p>(2) </strong>Eş ve evlatlarınızın evlerinde yemenizde günah yoktur. <strong>(Medârik, Celâleyn)</p>
<p>(3) </strong>İbni Abbas hazretleri anlatır:<br />Anahtara  malik olmak demek, onun çiftliğinde hayvanlarının muhafızlığını yapmak  demektir. Bu suretle hizmet eden kimse, çiftliğin hasılatından yer,  hayvanların sütünden içer. Ancak evine götüremez veya kendisi için  biriktiremez. Bazı âlimler de diyor ki: O evlerden maksat, kölelerin  evleridir. Efendisi o evlerden yemek hakkına sahiptir. Çünkü köle de,  kölenin kazancı da efendisinindir. <strong>(Medârik)</p>
<p>(4) </strong>Yine İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:<br />Bu âyet-i kerime, <strong>Hâris bin Amr</strong> radıyallahü anh hakkında inmiştir. Savaşa giderken <strong>Mâlik bin Zeyd</strong>’i  evine vekil bırakmıştı. Dönüşte bu zatı çok zayıflamış görünce sebebini  sordu. O, (İzinsiz evinizden yiyip içmek günah diye yemedim ve  zayıfladım)<strong> </strong>dedi.<strong> </strong>Bu âyet-i kerime inip, yenince memnun olacağı bilinen dostların evinde yemek yemenin günah olmadığı bildirildi<strong>. (Hazin)</strong><br />[Bunun yabancı kadınlarla birlikte yemekle ne alakası var?]</p>
<p><strong>(5) </strong>Zikredilen bu evlerden, sahipleri orada olmasa da, rızaları olduğu için yiyip içmekte sakınca yoktur. <strong>(Celâleyn)</p>
<p>(6) </strong>Yenmesine  izin verilen evlerde yemekler, tek başına veya yiyip içme hakkına sahip  kimselerle yenebilir. İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:<br />Dost bağı, akrabalık bağından daha sıkıdır. <strong>(Sizin topluca veya ayrı ayrı yemenizde de vebal yoktur)</strong> âyeti, <strong>Leys bin Bekroğulları </strong>hakkında  inmiştir. Onlar, tek başına yemek yemez, yemek yiyecek birini buluncaya  kadar günlerce aç beklerlerdi. İbni Atiyye de buyuruyor ki: Bu  uygulama, İbrahim aleyhisselamdan miras kalmıştı. O da tek başına yemek  yemez, misafirleri tercih ederdi. Kimi Araplar, yalnız bir şey yemez  misafiriyle yemek yerdi. Bu âyet-i kerime yemek yeme sünnetini açıklamak  üzere indi. Haram kabul ettikleri tek başına yemek yemeyi mubah kıldı.  Çünkü Araplar böyle faziletli bir iş yapalım derken, aşırıya  kaçmışlardı.<strong> (Kurtubi)</strong><br />[Bunun haremlik selamlıkla, yabancı  kadınlarla birlikte yemekle hiçbir alakası yoktur. Bu âyetin yabancı  kadınlarla yemek yemeyi emrettiğini söylemek art niyetten kaynaklanıyor.  Tek kelime kadından bahsedilmiyor.]</p>
<p><strong>(7) </strong>Sizden olan ev halkına selâm verin deniyor. Katâde hazretleri buyuruyor ki:<br />Evine girdiğin zaman ailene selâm ver. Eğer evde kimse yoksa, <strong>(Esselamü aleyna ve alâ ibâdillâhis sâlihîn</strong>. <strong>Esselamü alâ ehli beytî ve rahmetullahi ve berakâtüh)</strong> de, selamını melekler alır. İbni Abbas hazretleri mescitlere girilince de, <strong>(Esselamü aleyna ve alâ ibâdillâhis sâlihîn)</strong> denilmesini bildirmiştir. <strong>(Medârik, Celâleyn, Hâzin)</p>
<p></strong>Feminist reformcu, <em>(Dinde  haremlik selamlık yoktur, kadın erkek beraber oturabilir, her konuda  konuşabilir, hâl ve hatır sorabilir, yemek yiyebilir, tokalaşabilir) </em>diyor.<br /><strong>CEVAP<br /></strong>Her birinin dine aykırı olduğunu, <strong>Kadınlara bakmak, Tokalaşmak</strong> ve <strong>Kadınlarla konuşmak </strong>başlıkları altında açıklayalım:</p>
<p><strong>Kadınlara bakmak<br /></strong>Kadınlara bir ihtiyaç olmadan veya şehvetle bakmak günahtır. Bir âyet-i kerime meali:<br /><strong>(Ey  Resulüm, erkek müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini  haramlardan korusunlar! İmanı olan kadınlara da söyle, harama  bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!)</strong> [Nur 30]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br /><strong>(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü ondan ayırın! Ansızın görmek günah olmazsa da, tekrar bakmak günah olur.) </strong>[Ebu Davud, Darimi]</p>
<p><strong>(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe </strong>[şehvetle]<strong> bakması haramdır.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Yabancı kadını görüp, azab-ı ilahiden korkarak, başını ondan çevirene Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.)</strong> [Hakim]</p>
<p><strong>(Harama bakmak, şeytanın zehirli okudur. Allahü teâlâdan korkup yabancı kadına bakmayana, zevkli bir iman nasip olur.)</strong> [Ramuz]</p>
<p><strong>(Yabancı  kadına şehvetle bakanın gözleri ateşle doldurulup, Cehenneme atılır,  onunla toka edenin kolları ensesinden bağlanıp, Cehenneme sokulur,  lüzumsuz ve şehvetle konuşan, her kelimesi için, bin yıl Cehennemde  kalır.) </strong>[R. Nasıhin]</p>
<p><strong>(Bir yabancı kadın görüp de, Allah’tan korkarak, başını ondan çevirene, Allahü teâlâ, ibadetlerin tadını duyurur.)</strong> [Ebu Davud, İ. Ahmed, Hâkim]</p>
<p><strong>(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) </strong>[Beyheki]</p>
<p><strong>(Buluğa eren kız, yüz ve elinden başka yerini namahreme gösteremez.)</strong> [Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Şarkıcı kadının aldığı para haram olduğu gibi, onu dinlemek ve yüzüne bakmak da haramdır.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Gözün zinası harama </strong>[namahreme]<strong> bakmak, dilin zinası fuhuş konuşmaktır.)</strong> [Buhari, Müslim, Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Bir  kadın koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir  topluluğun yanından geçerse, ona bakana da, kendisine de zina günahı </strong>[göz zinası]<strong> yüklenir.) </strong>[Nesai]</p>
<p><strong>(Bir  kadın, güzel kokular sürünüp, göz alıcı güzel elbiseler giyerek, bir  topluluğun yanından geçerse, zina işlemiş gibi günaha girer.)</strong> [İbni Hibban]</p>
<p><strong>(Kadına, şehvetle bakanın gözlerine erimiş kurşun dökülüp Cehenneme atılır.)</strong> [M. Enhür]</p>
<p>Kadınların  da, erkeklere ihtiyaçsız bakmaları mekruhtur. Kadınların saçları da  avrettir. Avret yerine bir zaruret olmadan şehvetsiz de bakmak haramdır.</p>
<p><strong>İmam-ı Gazali </strong>hazretleri buyuruyor ki:<br />Kadınların,  kızların, başı, saçı, kolları, bacakları açık olarak sokağa çıkmaları  haram olduğu gibi, ince, süslü, dar, hoş kokulu elbise ile çıkmaları da  haramdır. Böyle çıkmalarına izin veren, razı olan ana babası, kocası  veya kardeşi de, onun günahına ve azabına ortak olurlar.<strong> (Kimya-i saadet)</p>
<p></strong>Erkeklere  ziynetini gösteren kadınlara, mesela altın, inci gibi şeyleri örtüsünün  üstüne takan, koku süren, renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan, kol  ağızları geniş olup kolları görünen ve bunlar gibi kendilerini erkeklere  gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünyada ve ahirette azap edecektir. <strong>(Zevacir-İbni Hacer-i Mekki)</p>
<p></strong>Tesettüre riayet etmemek ve ziynetlerini göstermek gibi günahlar, kadınlarda çok olduğu için, Resulullah efendimiz, <strong>(Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm)</strong> buyurdu. <strong>(Tirmizi)</p>
<p>Kadınlarla tokalaşmak<br /></strong>Bir  erkeğin bir kadınla tokalaşması, zaruretsiz konuşması, bir odada yalnız  kalmaları haramdır. Peygamber efendimiz hiçbir kadınla tokalaşmamıştır.  Bir hadis-i şerif meali:<br /><strong>(Elbette ben, kadınlarla tokalaşmam.)</strong> [Nesai, İbni Mace, Taberani]</p>
<p>Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br /><strong>(Kişinin başına demirden bir şişin batırılması, nikâh düşen bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.)</strong> [Taberani, Beyheki]</p>
<p><strong>(Yabancı kadınla kucaklaşan, şeytanla beraber zincire vurulup ateşe atılır.) </strong>[Şir’a]</p>
<p><strong>(Kadınlarla  bir arada yalnız kalmaktan sakının! Allah’a yemin ederim ki, bir kişi  bir kadınla yalnız kalınca, aralarına şeytan girer. Bir kimsenin çamurlu  bir domuzla sıkışmış durumda olması, o kimse için kendine helal olmayan  bir kadına dokunmasından daha hafiftir.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Yabancı kadına şehvetle bakmak göz zinasıdır, onu tutmak el zinasıdır, ona gitmek ise ayakların zinasıdır.) </strong>[R. Nasıhin]</p>
<p><strong>(Gözler zina eder, eller zina eder, ayaklar zina eder, ferc zina eder.) </strong>[İ. Ahmed, Taberani]</p>
<p>İmam-ı Rabbani<strong> </strong>hazretleri buyuruyor ki:<br />Resulullah,  erkeklerle müsafeha ederek sözleştikten sonra, kadınlarla da sözleşme  yaptı. Kadınların biati yalnız söz ile oldu. Mübarek eli kadınların  eline dokunmadı. <strong>(3/41)</p>
<p>Tibyan</strong>’da <strong>Mümtehine</strong> suresinin 12. âyetinin açıklamasında deniyor ki:<br />Peygamber  efendimiz, kendisi ile biat edilirken hiçbir yabancı [namahrem] kadınla  müsafeha yapmamıştır. Hazret-i Âişe validemiz de buyurdu ki:<br /><strong>(Peygamber efendimizin kadınlarla biati söz ile idi. Onun eli, hiçbir yabancı kadının eline değmemiştir.) </strong>[Buhari, Müslim]<br /><span style="text-decoration: underline;"><strong><br /></strong></span><strong>Kadınlarla konuşmak<br /></strong>Kadınlar zaruret olmadıkça namahrem erkeklerle konuşamaz. Ramuz’un 469. sayfasında yazılı ilk hadis-i şerifin meali şöyledir:<br /><strong>(Ey kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmayanlarla konuşmayın!)</strong> [İbni Said]</p>
<p>Kadınların, Kur’an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haramdır. <strong>(Tergib-üs-salât, Hadika)</p>
<p></strong>Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur. <strong>(S. Ebediyye)</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnce çoraba mesh etmek</title>
		<link>https://islamdini.de/ince-coraba-mesh-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2018 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik>Bozuk din kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/ince-coraba-mesh-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[Reformcu diyor ki: (İnce çoraba da, çıplak ayağa da mesh etmek caizdir. Çünkü dinde kolaylık vardır.)CEVAPİslamiyet’in hükümlerini delmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Mestin vasıfları bellidir. İnce çoraba mesh, tam bir dinde reform olur. Çıplak ayağa mesh ise Şiîlik’te vardır. Dinde kolaylık sözü, dini değiştirmek için her fırsatta kullanılıyor. (Dinde…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ince-coraba-mesh-etmek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Reformcu diyor ki: <em>(İnce çoraba da, çıplak ayağa da mesh etmek caizdir. Çünkü dinde kolaylık vardır.)<br /></em><strong>CEVAP<br /></strong>İslamiyet’in  hükümlerini delmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Mestin  vasıfları bellidir. İnce çoraba mesh, tam bir dinde reform olur. Çıplak  ayağa mesh ise Şiîlik’te vardır. Dinde kolaylık sözü, dini değiştirmek  için her fırsatta kullanılıyor. <strong>(Dinde kolaylık var, zorluk yok) </strong>demek, <strong>(Dinimizin verdiği ruhsatlardan, kolaylıklardan faydalanın) </strong>demektir. Yoksa, <em>(Herkes  hoşuna giden şeyleri yapsın, hoşlanmadığı şeyleri yapmasın, size güç  gelen ibadetleri yapmayın, onları kolayınıza geldiği şekilde değiştirin) </em>demek değildir. O zaman ortada din kalmaz. Dinde her değişiklik, reform olur. Birkaç örnek:<br /><strong>1-</strong> Meste mesh edilir diye, tırnaklardaki ojeye mesh etmek, ince naylon  çoraba mesh ve çıplak ayağa mesh kolaylıktır, ama bunların hiçbiri caiz  değildir.</p>
<p><strong>2-</strong> Hanefi’de gusülde ağzın içini yıkamak farzdır. Kolaylık olsun diye ağzın içini yıkamamak kolaylıktır. Ancak gusül sahih olmaz.</p>
<p><strong>3-</strong> Abdest almayıp teyemmüm etmek kolaylıktır. Ancak su varken veya su bulma imkânı varken teyemmüm caiz olmaz.</p>
<p><strong>4-</strong> Beş vakit namazın hepsini sabahleyin kılmak veya gündüz hiç kılmayıp  gece yatarken kılmak daha kolaydır. Kolaylık olsun diye böyle yapmak  dini değiştirmek olur. Namazların hepsini bir vakte indirmek kolaylık  olur. Hatta haftada bir kılmak daha kolay olur. Yılda bayramdan bayrama  kılmak en kolayıdır. Sabah namazına kalkmak zordur, gündüz kılmak daha  kolay diyerek sabah namazına kalkmamak caiz değildir. Her gün namaz  kılmak yerine, bir defa namaz kılıp bunu videoya alıp, onu seyretmek  kolaylık olur. Tozlu halılara secde etmek yerine koltuğa, sandalyeye  oturup kılmak kolaylıktır. Ama bunlar caiz olmaz.</p>
<p><strong>5-</strong> Orucu  hep kısa günde tutmak kolaydır. Ramazan yazın uzun günlerine rastlarsa,  kışın tutmak daha kolaydır. Bir ay yerine üç gün tutmak daha kolaydır.  Bir gün tutmak ise çok kolaydır. En kolayı da hiç tutmamaktır. Ama bu,  dini yıkmak olur.</p>
<p><strong>6-</strong> Hacca gitmek zordur. (Kâbe Allah’ın  evi olduğu gibi cami de Allah’ın evidir) diyerek herhangi bir caminin  etrafında dönmek kolaydır. Ama böyle yapınca hem hac olmaz hem de dini  değiştirmek, yani küfür olur.</p>
<p><strong>7-</strong> Zekâtı kırkta bir yerine yüzde veya binde bir vermek daha kolaydır. En kolayı hiç vermemektir. Ama bu da caiz olmaz.</p>
<p><strong>8-</strong> Her gün Kur’an-ı kerim okumak zor olur. Teybe alıp bunu dinlemek,  mezarlığa götürüp teybi açarak ölülere bunu dinletmek kolaylıktır. Ama  bunların hiçbiri caiz değildir.</p>
<p><strong>9-</strong> Yabancı yerde kıbleyi bulmak zordur. Herhangi bir yöne doğru kılmak kolaydır, ama böyle yapınca namaz sahih olmaz.</p>
<p><strong>10-</strong> Camiye gitmek zordur. Eve bir kablo çekip evde imama uymak kolaydır.  Hatta Türkiye’de bir yerde namaz kılınıp radyo ile her yerden dinleyerek  imama uymak daha kolaydır. Ama bunlar dini yıkmak olur.</p>
<p>Şu halde ölçü, keyfimize göre değil, dinin izin verdiği ölçüde kolaylıklardan faydalanmaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
