<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dinimiz ve diğer dinler &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/sual/dinimiz-ve-diger-dinler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Aug 2013 17:21:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>O Müslümansa, ben değilim demek</title>
		<link>https://islamdini.de/o-muslumansa-ben-degilim-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2738</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bir arkadaş, Müslümanların işlediği yanlış işleri, günahları görünce, (Böyle Müslümanlık olmaz. Onlar Müslümansa ben Müslüman değilim. Ben Müslümanlığı bırakıyorum) dedi. Arkadaşım haklı değil mi? CEVAP Arkadaşınız hiç haklı değildir. Kötüden örnek olmaz. Niye evliya zatlar örnek alınmıyor da, kötü kimselere bakılıyor? Müslümanların yaptıkları yanlış işlerden dolayı Müslümanlık suçlanamaz. Müslümanlık,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/o-muslumansa-ben-degilim-demek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Bir arkadaş, Müslümanların işlediği yanlış işleri, günahları görünce, <em>(Böyle Müslümanlık olmaz. Onlar Müslümansa ben Müslüman değilim. Ben Müslümanlığı bırakıyorum) </em>dedi. Arkadaşım haklı değil mi?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Arkadaşınız hiç haklı değildir. Kötüden örnek olmaz. Niye evliya zatlar örnek alınmıyor da, kötü kimselere bakılıyor? Müslümanların yaptıkları yanlış işlerden dolayı Müslümanlık suçlanamaz. Müslümanlık, Allahü teâlânın dinidir. Hâşâ o yanlış işleri Allahü teâlâ mı bildiriyor ki, (Müslümanlığı bırakıyorum) diyor? Arkadaşınızın, (Onlar eğri Müslüman, ama ben İmam-ı Gazalî ve Seyyid Abdülkadir-i Geylanî hazretleri gibi doğru Müslüman olmak istiyorum) demesi lazımdı. Müslümanlığı en iyi şekilde yaşaması lazımdı. Eğri Müslümanlar da var diye, o Müslümanlıktan nasıl çıkar? Onlar zemzem içse, ben içmem denir mi? Müslümanların içinde eğri kimseler de varsa, Müslümanlığın suçu ne? Eğer kendisi doğruysa, (Ben en iyi bir Müslüman olacağım) demesi gerekir. Ben Müslümanlığı bırakıyorum denir mi? Müslümanlığı ancak ahmak olan, kâfir olan bırakır. (Gâvura darılıp oruç yenmez) diye bir atasözü var. Müslümana kızıp da, dinden çıkmak, kendine zarar vermek çok yanlış olur.</p>
<p>Arkadaşınızın Müslüman maskeli gizli İngiliz casuslarından etkilendiği anlaşılıyor. Çünkü böyle provokatörce konuşmak onların meşhur taktiğidir. Bir kısmına bu kötü işleri yaptırırlar, diğer kısmı da yaygarayı basar, (Bunlar Müslümansa biz değiliz, Müslümanlık buysa bırakıyoruz) derler. Zaten Müslüman değillerdi. Maksatları arkadaşınız gibi bu oyuna gelenleri avlamaktır. Papazları buna (ürün elde etmek) diyorlar. Çünkü ikinci aşamada bunlar Hristiyanlaştırılmaya çalışılacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arap ve zenci</title>
		<link>https://islamdini.de/arap-ve-zenci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:21:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2736</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Arapların zenci olduğu söyleniyor. Delil olarak da, Arap kızı şiiri gösteriliyor. Arap’la zenci ayrı değil midir? Rastgele bir şiir delil olur mu? CEVAP Arap’la zenci elbette ayrıdır. Zenci, siyah ırklara verilen genel ad olarak biliniyorsa da, doğrusu siyah ırk olan Zengibar [Zanzibar] halkına denir. Zengibar Afrika’nın güney doğusunda Tanzanya&#8217;ya…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/arap-ve-zenci/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Arapların zenci olduğu söyleniyor. Delil olarak da, <b>Arap kızı</b> şiiri gösteriliyor. Arap’la zenci ayrı değil midir? Rastgele bir şiir delil olur mu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Arap’la zenci elbette ayrıdır.<br />
<b>Zenci</b>, siyah ırklara verilen genel ad olarak biliniyorsa da, doğrusu siyah ırk olan Zengibar [Zanzibar] halkına denir. Zengibar Afrika’nın güney doğusunda Tanzanya&#8217;ya bağlı iki adadan biridir. Habeş halkı da siyahtır, bunlara Habeş denir. Mısır halkı esmerdir. Siyah fellahları da vardır.</p>
<p><b>Arap</b>, sözlükte güzel demektir. Mesela, lisan-ı Arap, güzel dil demektir. Coğrafyada Arap demek, Arabistan yarımadasında doğup büyüyen kimse demektir. Resulullah efendimiz, Arabistan yarımadasında doğduğu için Arap ırkına mensuptur. Araplar, beyaz, buğday benizli olur. Özellikle Peygamber efendimizin sülalesi beyaz ve çok güzeldi. Dedeleri Basralı olan İbrahim aleyhisselam beyazdı.<br />
<span id="more-2736"></span><br />
Anadolu’ya misafir gelen siyah fellahlar, habeşler, zenciler, hürmet ve ikram görmek için, kendilerini Arap olarak tanıtmış. Din düşmanları bu durumdan çok memnun olmuşlar, siyahları, aşağı ve iğrenç olarak tanıtmışlardır. Siyah resimlere, kara köpeklere, resmin negatif filmine Arap dediler. Arapsaçı, Arap sabunu, kara Fatma böceği gibi uydurma isimlerle Arap milletini kötülediler. Arabı siyah olarak tanıtmaya, böylece, Müslümanları Arap olan Peygamber efendimizden soğutmaya çalıştılar.</p>
<p>Bunun bir örneği halk dilinde dolaşan şu Arap kızı şiiridir:<br />
<b>Yağmur yağıyor, seller akıyor,<br />
Bir Arap kızı, camdan bakıyor,<br />
Sokağa çıksa, yağmurda kalsa,<br />
Aksa karası, bembeyaz olsa</b>.</p>
<p>Bu şiirde de, Arap kızının kara olduğu, yağmurla yıkanarak beyazlaşması isteniyor.</p>
<p>Şuurlu Müslüman, zenciye Arap denmemesi gerektiğini bilmeli, din düşmanlarının oyununa gelmemeli.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutsal aile</title>
		<link>https://islamdini.de/kutsal-aile/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:20:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2734</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Hep “Ben” diye konuşan biri, (İslam’ın genel tevhid anlayışı doğrultusunda “Kutsal aile”, “Asalet”, yani asîl olmak diye bir şey kabul etmem. Bir insan doğuştan asîl veya kutsal olamaz. Bence bir insanı doğuştan asîl veya kutsal görmek apaçık şirktir. Âdem ve Nuh nebinin çocuklarından biri kâfir olmuştur. Bu da gösteriyor…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kutsal-aile/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Hep “Ben” diye konuşan biri, <em>(İslam’ın genel tevhid anlayışı doğrultusunda “<b>Kutsal aile</b>”, “<b>Asalet</b>”, yani asîl olmak diye bir şey kabul etmem. Bir insan doğuştan asîl veya kutsal olamaz. Bence bir insanı doğuştan asîl veya kutsal görmek apaçık şirktir. Âdem ve Nuh nebinin çocuklarından biri kâfir olmuştur. Bu da gösteriyor ki, peygamber de olsa, her çocuğu asîl olamaz. Yani hiçbir kişi, doğarken asîl olarak doğmaz)</em> diyor. Her çocuğun günahkâr olarak doğması, Hristiyanlık inancı değil midir? Müslümanlıkta bir insan peygamber veya evliya olarak doğmaz mı?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Peygamberlik, kutsal aile ve asalet değil midir? Peygamber kutsal değilse kim kutsal olur ki? Peygamber efendimiz, peygamber olarak doğmuştur. Hazret-i İsa’nın da peygamber olarak doğduğu âyet-i kerime ile sabittir. <b>(Saf 6)</b></p>
<p>Seyyid ve şeriflerin hepsi kutsal ailedir.<br />
<span id="more-2734"></span><br />
Birçok evliya zat da, birer velî olarak doğmuştur. Birkaç örnek verelim:<br />
<b>1- Seyyid Abdülkadir Geylanî</b> hazretleri, daha doğmadan, büyük bir zat olacağına dair birçok alamet görülmüştü. Peygamber efendimiz rüyasında babasına, <b>(Ey Ebu Salih! Allahü teâlâ bu gece sana derecesi yüksek bir erkek evlat ihsan etti. O benim oğlumdur. Evliya arasında derecesi yüksek olacaktır)</b> buyurdu. Doğduktan sonra yüksek hâlleriyle dikkatleri çekti. Ramazan-ı şerifte gün boyunca süt emmez, iftardan sonra emerdi. Bu hâlini anlatan şiirindeki iki mısra şöyledir:<br />
<b>Nice üstün hâllerim, dillerde söylenirdi,<br />
Beşikte oruç tuttum, bunu herkes bilirdi.<br />
</b><br />
Doğduğu yılın Ramazan ayının sonunda havalar bulutluydu. Bunun için Ramazanın çıkıp çıkmadığında tereddüt edildi. Halk, çocuğun süt emip emmediğini sorunca, annesi emmediğini söyledi. Böylece Ramazanın henüz çıkmadığını anlayıp oruca devam ettiler.</p>
<p>Çocukken okula giderken meleklerle beraber yürüdüğünü görür, meleklerin (Yer açın, evliyadan bir zat geliyor) dediklerini duyardı. Melekler, (Bu asîl bir ailenin çocuğudur. İleride büyük bir zat olacaktır) derlerdi.</p>
<p><b>2-</b> Silsile-i aliyyeden büyük âlim ve velî bir zat olan ve âriflerin sultanı denilen <b>Bayezid-i Bistamî</b> hazretleri, daha annesinin karnındayken kerametleri görüldü. Annesi ona hâmileyken şüpheli bir şeyi ağzına alacak olsa, onu geri atıncaya kadar karnına vururdu.</p>
<p><b>3-</b> Annesi,<b> Hâce Muhammed bin Ebu Ahmed el-Çeştî</b> hazretlerine hâmileyken, karnından <b>Lâ ilâhe illallah</b> dediğini duyardı. Bir gün babası, ana rahmindeki bu oğluna, (Esselâmü aleyke yâ veliyullah) dedi. Çocuk da, (Ve aleykesselâm ey babam) dedi.</p>
<p>Doğar doğmaz, yedi defa <b>Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah</b> dedi. Muharrem ayının ilk on gününde hiç süt içmeyip, oruç tuttu.</p>
<p><b>4-</b> <b>Muhammed Mehdî</b> hazretlerinin doğacağı gece, babası İmam-ı Askeri, evinde bulunan teyzesine, (Teyze, bu gece bizim evde bulun! Oğlumuz doğacaktır) dedi. Teyzesi, (Hanımın Nergis&#8217;te hamilelik alameti yok. Çocuk kimden olacak?) deyince, (Nergis hâmilelik yükünü çekmeden, doğuracaktır) dedi. Teyzesi anlatır:<br />
(Gece teheccüde kalktım. Nergis de kalktı. “Sabah olmak üzere henüz çocuk doğmadı” diye düşündüm. Babası, “Teyze Nergis&#8217;in odasına git!” dedi. Nergis&#8217;in odasına gittim. Kadr sûresi ile Âyet-el-Kürsî&#8217;yi okudum. Annesinin karnında çocuk da bunları okuyor, sesi duyuluyordu. Az sonra çocuk doğdu. Babası, &#8220;Teyze, oğlumu getir!” dedi. Çocuğu götürdüm. Babası, çocuğa “Konuş!” dedi. Çocuk bir âyet-i kerime okudu. O sırada etrafımızı yeşil renkli kuşlar sardı. Bunların melekler olduğunu öğrendim.)</p>
<p><b>5- Süfyan-ı Sevrî </b>hazretleri Tebe-i Tâbiîn’in büyüklerindendir. Annesi ona hâmileyken komşudan habersiz bir turşuyu ağzına koydu. Karnındaki çocuk, başını şiddetle annesinin karnına vurdu. O anda annesi, yediği turşuyu izinsiz aldığını hatırlayıp, komşuya koştu. Onunla helalleşti.</p>
<p><b>6</b>&#8211; <b>Ebü&#8217;l-Vefâ </b>hazretleri, daha bebekken oruç tutmaya başladı. Ramazan ayında,<b> </b>gündüzleri annesinin memesinden süt emmez, sâdece geceleri emerdi.</p>
<p><b>7- Ahmed Kuddûsî </b>hazretleri anlatır:<b> </b>Ben, ana karnındayken, (Kuddûs, Kuddûs) diye zikrediyormuşum. Bunu duyan babam, anneme, (Kimseye söyleme, bu oğlumuzun kemal sahibi olacağı anlaşılıyor) demiş. Bir şiirinden:<br />
<b>Validem duymuş bunu,<br />
Ana rahminde iken,<br />
Etmişim takdis O&#8217;nu,<br />
Derim ben Kuddûsî&#8217;yem.<br />
</b><br />
Bütün bu anlatılanlar, asîl aile, kutsal aile olduğunu göstermiyor mu? Büyük zatların çocukları, torunları, yakınları genelde iyi insanlardır. <b>(Armut, dalının dibine düşer)</b> atasözü de, evladın sülaleye çekeceğini bildiriyor.</p>
<p>Her şeyin istisnası olur. Birer istisna olan Hazret-i Âdem ile Hazret-i Nuh’un o kadar iyi çocukları varken, bir tanesini gösterip, bu gerçek olayları inkâr etmek iyi niyetli kimselere yakışmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoğunluğa uymak gerekir mi?</title>
		<link>https://islamdini.de/cogunluga-uymak-gerekir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:14:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2716</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Misyonerler diyor ki: (Avrupa’nın kalkınması Hıristiyan olduğu içindir. Hıristiyanlık hak din olduğu için, daha çok rağbet görüyor ve dünyada Yahudilerden ve Müslümanlardan daha çok Hıristiyan vardır. İnsanların çoğu neye rağbet ediyorsa, o en doğrusudur.) Cevap verir misiniz? CEVAP Bu iki iddia da demagojiden ileriye gidemez. Çünkü Hıristiyanlığın hüküm sürdüğü…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/cogunluga-uymak-gerekir-mi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Misyonerler diyor ki: (Avrupa’nın kalkınması Hıristiyan olduğu içindir. Hıristiyanlık hak din olduğu için, daha çok rağbet görüyor ve dünyada Yahudilerden ve Müslümanlardan daha çok Hıristiyan vardır. İnsanların çoğu neye rağbet ediyorsa, o en doğrusudur.) Cevap verir misiniz?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Bu iki iddia da demagojiden ileriye gidemez. Çünkü Hıristiyanlığın hüküm sürdüğü Ortaçağda, Avrupa geri idi. Hıristiyanların fende ilerlemesine, dört İncil değil, inanmadıkları Kur&#8217;an-ı kerimin gösterdiği yola uygun çalışmaları sebep olmuştur. Müslümanların geri kalmalarının sebebi de, Hıristiyan olmadıklarından değil, Müslümanlığın emri olan çalışmaya, doğruluğa önem vermedikleri içindir.<br />
<span id="more-2716"></span><br />
<b>Sual: </b>Her işte, her zaman çoğunluğa uymak gerekir mi?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kimisi, (Çok kimse, bir dine inanmadığı için ben de inanmıyorum) diyor. Kimisi de, (Çok kimse namaz kılmadığı için ben de kılmıyorum, hemen herkes açık gezdiği için ben de açık geziyorum) diyor. Genel olarak çoğunluk örnek gösteriliyor. (Herkes böyle yapıyor, ben de yapsam ne çıkar?) deniyor.<br />
İyilik, doğruluk, güzellik, hak gibi hususlar, her zaman çoğunluğun bulunduğu yerde olmaz. Mesela Çin’in, Japonya’nın nüfusu çoktur. Dinleri Budizm’dir. İnsanların çoğu Budist diye, Budizm’in doğru olduğu söylenemez. Dünyada müslüman olmayanlar, müslümanlardan daha fazladır. Buradan Müslümanlığın hak din olmadığı söylenemez. Allahü teâlâ, insanların çoğuna uyanın sapıtacağını bildiriyor. (Enam 116)</p>
<p>Kur’an-ı kerimde bir çok hususta çoğunluğun, <b>insanların çoğu</b> veya <b>onların çoğu</b> ifadesi kullanılarak yanlış yolda olduğu bildiriliyor. Birkaç misal:<br />
<b>Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu çoğu bilmez.</b> (Rum 30, Yusuf 40)</p>
<p><b>Allah’ın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez.</b> (Enam 37)<br />
<b><br />
Rızkı Allah’ın verdiğini çoğu bilmez.</b> (Sebe 36)</p>
<p><b>İnsanların çoğu kâfirdir.</b> (Nahl 83)<br />
<b><br />
Çoğu fâsıktır.</b> (Maide 49, 81,Tevbe 8, Hadid 16, 27)</p>
<p><b>Çoğu müşriktir.</b> (Rum 42)<br />
<b><br />
Çoğu inanmaz, iman etmez. </b>(Bekara 100, Hud 17, Rad 1)</p>
<p><b>Çoğu inkârcıdır.</b> (İsra 89)<br />
<b><br />
Çoğu gafildir.</b> (Yunus 92)</p>
<p><b>Kâfirlerin çoğu akletmez, kafası çalışmaz.</b> (Maide 103)<br />
<b><br />
Ölüleri Allah’ın dirilteceğini çoğu bilmez.</b> (Nahl 38)</p>
<p><b>Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz.</b> (Mümin 59)</p>
<p><b>Azlar kıymetli mi?<br />
</b>İstisnalar hariç, kıymetli şeyler genelde az olur. Mesela altın, ipek pek çok olsaydı, bu kadar kıymeti olmazdı. Birkaç örnek:<br />
<b>1-</b> Verilen nimetlere şükretmek çok iyidir; fakat şükreden azdır. <b>(Sebe </b>13<b>) </b>[Şükür, İslamiyet’e uymak demektir. <b>(Mektubat-ı Rabbani)</b>]</p>
<p><b>2-</b> Hazret-i Nuh’a inanıp, gemisine binip kurtuluşa erenler çok azdı. <b>(Hud </b>40<b>)</p>
<p>3-</b> İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır. Zararda olmayan kimseler ise azdır. <b>(Asr, Sad </b>24<b>)</p>
<p>4- </b>Gayrimüslimlerden pek azının iman ettiği bildiriliyor. Bu az kimseler övülüyor.<b> (Bekara </b>88<b>)</b></p>
<p><b>5</b>&#8211; Ehl-i kitabdan çok azının iman edeceği bildiriliyor. Bu az kimseler de övülüyor<b>. (Nisa 155)</p>
<p>6- </b>Musa aleyhisselamın kavmi, Allah için elbette savaşırız dedikleri halde, savaş emri gelince çok azı savaşa iştirak etti.<b> </b>Bu azlar da övülüyor.<b> (Bekara </b>246<b>)</p>
<p>7- </b>Allahü teâlâ, (Şunları emretseydik, pek azı hariç hiç kimse emrimizi dinlemezdi) buyurarak az olanı övmektedir.<b> (Nisa </b>66)</p>
<p><b>8</b>&#8211; Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(İyilik çoktur; yapan azdır.) </b>[Hatib]</p>
<p><b>(Susmak, hikmettir; susan azdır.) </b>[Deylemi]</p>
<p><b>(Malını hayra harcayıp kurtulacak olan zenginler azdır.) </b>[İbni Mace]</p>
<p><b>(Akıllı, kibrit-i ahmerden daha azdır.) </b>[Hâkim] (Kibrit-i ahmer, altın gibi az bulunan maddedir.)</p>
<p><b>(Helal belli, haram bellidir. Bunların arasında şüpheli olanlar vardır ki, insanların çoğu bunları bilmez.)</b> [Buhari]</p>
<p><b>(Ey Ali! Ebdaller ümmetimin içinde kibrit-i ahmerden daha azdır.)</b> [İ.Ebi-d-Dünya]</p>
<p><b>(Allah yeryüzünde akıldan daha az bir şey yaratmadı. Muhakkak ki, akıl, yeryüzünde kibriti ahmerden daha azdır.)</b> [Asakir]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinimizde ırkçılık yoktur</title>
		<link>https://islamdini.de/dinimizde-irkcilik-yoktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:10:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2708</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Irkçılık nedir, ırkçılığın dinimizdeki yeri nedir? CEVAP İslamiyet, hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün Müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. Allah indinde herkes, insan olarak, bir tarağın dişleri gibi birbirine eşittir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir Müslümanla en küçük rütbeli, en zenginle en fakir, bir beyazla bir…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dinimizde-irkcilik-yoktur/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual: </b>Irkçılık nedir, ırkçılığın dinimizdeki yeri nedir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>İslamiyet, hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün Müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. Allah indinde herkes, insan olarak, bir tarağın dişleri gibi birbirine eşittir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir Müslümanla en küçük rütbeli, en zenginle en fakir, bir beyazla bir zenci Müslüman yan yana durur ve Allahü teâlâya birlikte secde ederler. Dinimizde ırk ve millet üstünlüğü yoktur. Müslüman zenci bir hizmetçi, kâfir bir beyaz kraldan üstündür. Kâfir kral ebedi Cehennemde, Müslüman zenci hizmetçiyse ebedi Cennette kalacaktır.</p>
<p>Hiç kimse ana babasını seçemediği için, ırkını, milliyetini de seçemez. Ancak, ceddinin dine hizmetlerinden dolayı ırkını sevmesi, suç olmaz. Mesela, Osmanlı Türklerini sevmek kınanmaz. Hatta hizmetlerinden dolayı her zaman dua etmek gerekir.</p>
<p>Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslam dini, ırk, renk, milliyet, siyasi inanç, lisan ve tahsil seviyesi ayırt etmeden, her insanın şeref ve itibarına hürmet eder.<br />
<span id="more-2708"></span><br />
Kendi ırkını dinimizin üstünde tutmak veya kendi milletinden olan gayrimüslimi başka milletten olan Müslüman’dan üstün tutmak, ırkçılık olur. Kur&#8217;an-ı kerim ve hadis-i şerifler, ırkçılığı, ırk üstünlüğünü kesin olarak reddetmektedir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<b>(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) </b>[Hucurat 13] (Takva, Allahü teâlâya inanıp, Onun emir ve yasaklarına riayet etmektir. Kısaca haramlardan sakınmak demektir.)</p>
<p>Bir önceki âyet-i kerimede, <b>Ey iman edenler</b> buyurulurken, bu âyet-i kerimede <b>Ey insanlar</b> şeklinde hitap edilmektedir. Hitap yalnız inananlara değil, bütün insanlaradır. Bütün insanlar, aynı ana-babadan, yani Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva’dan meydana geldiler. Bu bakımdan bir ırkın diğerine üstünlük taslamaya hakkı yoktur.</p>
<p>Âyet-i kerimede, <b>tanışmakta kolaylık olması için</b>, milletlere ve milletler içinde kabilelere ayrıldığımız ve Allah indinde üstünlüğün, Müslümanlığa bağlılıkla ölçüleceği bildirilmektedir. Araplar veya Yahudiler üstündür denmiyor. Birkaç âyet önce de <b>Müminler ancak kardeştir </b>buyuruluyor. <b>(Hucurat 10)</p>
<p></b>Arapların veya başka bir ırkın değil, yalnız müminlerin kardeş olduğu açıkça bildirilmektedir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
<b>(Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı.) </b>[Tirmizi]</p>
<p><b>(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, </b>[Arap olmayana]<b> Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) </b>[İbni Neccar]</p>
<p><b>(Acemlerden, dininizi kabul edenler ve nesebinize katılanlar olacaktır.) </b>[Hâkim]</p>
<p><b>(Müslümanlar kardeştir. Takva hali hariç, kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.)</b> [Taberani, Ebu Nuaym]</p>
<p><b>(Ey Kureyşliler, kıyamet günü herkes ameli ile gelir. Siz dünyayı omuzlayarak gelmeyin! Bu halde gelip de, “Ya Resulallah” deseniz, tarafınıza bakmam.) </b>[Taberani]</p>
<p><b>(İnsanlar </b>[insan olarak]<b> bir tarağın dişleri gibi eşittir.) </b>[İbni Lal]</p>
<p><b>Peygamberimizin tevazuu<br />
</b>Peygamber efendimiz,<b> (Ben sizin en iyiniz olduğum gibi, babam da babalarınızdan daha iyidir) </b>buyurmuştur. Böyle söylemek öğünmek değildir. Peygamber efendimiz tevazu ehli idi. Böyle söylemesi hakikati bildirmek içindir. (Ben evliyayım) demek öğünmek olur; fakat (Ben Peygamberim) demek böyle değildir. Gerçeği bildirmek vazifesi olduğu ve vazifesini yapmak mecburiyetinde de olduğu için böyle buyurmuştur. Nitekim imam-ı Rabbani hazretlerinin,<b> (Mektubat)</b> kitabında bildirdiği hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kıyamette, önce gelenlerin ve sonra gelenlerin seyyidiyim. Hakikati bildiriyorum, öğünmüyorum.)</p>
<p>(Allahü teâlânın habibiyim. Peygamberlerin reisiyim. Öğünmek için söylemiyorum.)</p>
<p>(Peygamberlerin sonuncusuyum, öğünmüyorum, ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im “aleyhissalatü vesselam”. Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyisinde yarattı. Allahü teâlâ, insanları fırkalara </b>[kavimlere, ırklara]<b> ayırdı. Beni, en iyisinde bulundurdu. Sonra bu en iyi fırkayı kabilelere </b>[cemaatlere]<b> ayırdı. Beni, en iyisinde bulundurdu. Sonra, bu cemaati evlere ayırdı. Beni, en iyi evden </b>[yani aileden] <b>dünyaya getirdi. İnsanların en iyisiyim. En iyi ailedenim. Kıyamette, herkes sustuğu zaman, ben söyleyeceğim. Kimsenin kımıldayamadığı vakitte, onlara şefaat ediciyim. Kimsede ümit kalmadığı bir zamanda, onlara müjde vericiyim. O gün her iyilik, her türlü yardım, her kapının anahtarı bendedir. Liva-i hamd benim elimdedir. İnsanların en hayırlısı, en cömerdi, en iyisiyim. O gün emrimde binlerce hizmetçi vardır. Kıyamet günü, Peygamberlerin imamı, hatibi ve hepsine şefaat edici benim. Bunu öğünmek için söylemiyorum.) </b>[Hakikati bildiriyorum. Hakikati bildirmek vazifemdir. Bunları söylemezsem, vazifemi yapmamış olurum.]</p>
<p><b>Millet ve milliyetçilik<br />
Sual: </b>(Millet din demektir. Bunun için Fransız milleti, Türk milleti denmez. Türk milliyetçisiyim demek de, Türkün dinindenim demek olur ki çok yanlıştır) diyenler çıkıyor.<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Millet kelimesi çeşitli manalara gelir. Birkaçı şöyledir:<br />
<b>1- Din</b> manasında kullanılır. &#8220;Millet-i İbrahim&#8221;, &#8220;Millet-i Resulullah&#8221; gibi.<br />
<b><br />
2- Ümmet</b> manasında, bir din mensuplarının tamamına denir. &#8220;İslam milleti&#8221;, &#8220;Yahudi milleti&#8221; gibi.<br />
<b><br />
3- Topluluk</b> manasına gelir. &#8220;Kâfirler tek millettir&#8221;, &#8220;Kâfir milleti zalimdir&#8221; gibi.<br />
<b><br />
4- Sınıf, cins, taife</b> manasına kullanılır. &#8220;Kadın milleti&#8221;, &#8220;Şoför milleti&#8221; gibi.<br />
<b><br />
5- Halk</b> manasına kullanılır. &#8220;Bu millet, iyiye layıktır&#8221; gibi.<br />
<b><br />
6- Kavim</b> manasında kullanılır. Din, dil, tarih, gelenek, kültür, ideal ve vatan birliği olan topluluk demektir. &#8220;Türk milleti&#8221;, &#8220;Arap milleti&#8221; gibi.</p>
<p>Milliyetçi demek, aynı dine mensup, aynı dili konuşan, ortak tarihi olan, aynı gelenekleri ve aynı kültürü olan, aynı ideale ve aynı vatana sahip olan kimse demektir. &#8220;Ben milliyetçiyim&#8221; demek yanlış olmaz. Kelimenin yalnız bir manasını düşünmek doğru değildir.</p>
<p><b>Sual: </b>Fransa’dan yazıyorum. Mısırlı bir arkadaşım var. Bayrağını din gibi kabul etmektedir. Bayrağıma paçavra diyen kâfir olur diyor. Böyle sevgi ve ırkçılık olur mu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Mısır bayrağının diğer bayraklardan farkı ne de, ona bez veya paçavra diyen kâfir oluyor? İster Mısır, ister Libya veya diğer milletlerin bayraklarına paçavra demek, uygun değilse de, kâfir olmayı gerektirmez. Her millet, kendi bayrağını sevebilir. Fakat ırkçılık yaparak, (Hangi milletten olursa olsun benim bayrağımı sevmeyen kâfir olur) demek çok yanlıştır.</p>
<p><b>Sual: </b>Tesettüre riayet eden, namazlarını kılan Müslüman bir çingene kızıyım. Müslüman bir Türk ile evleneceğim. Fakat babam, ırk ayrımı yapıyor, (ileride sorun çıkar) diyor. Dinimizde ırk ayrımı var mıdır? (Çingene ile evlenince, tuğla eriyinceye kadar yıkanılsa cünüplük çıkmaz) sözü doğru mu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Türk, Arap, Ermeni, Fransız nasıl bir ırk ise, çingene de bir ırktır. Türkün, Arabın Müslümanı ve başka dinden olanı olduğu gibi, çingenelerin de, Müslümanları ve başka dinden olanları vardır.</p>
<p>Dinimizde ırk ve renk ayrımı yoktur. Allah indinde, Müslüman bir çingene, Müslüman olmayan bir Türk kralından çok üstündür. Biri ebedi Cennetlik, öteki ebedi Cehennemliktir. Hiç mukayese kabul eder mi? Siyah olan Bilal-i Habeşi, beyaz Ebu Cehil&#8217;den çok üstündür.</p>
<p>(Çingene ile evlenince, tuğla eriyinceye kadar yıkanılsa cünüplük çıkmaz) sözü, cahillerin uydurdukları çirkin bir iftiradır. Bir kimse nasıl cünüp olursa olsun, gusledince, yıkanınca temiz olur.</p>
<p>İkiniz de İslamiyet’in emirlerine uyduğunuza göre, hiçbir sorun çıkmaz. Evlenmeniz çok iyi olur. Mutluluklar dileriz.</p>
<p><b>Sual: </b>(Irkçılık yapan bizden değildir) ne demek?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Biz Müslümanlarda ırk üstünlüğü yoktur. Buna rağmen, iyi kimseler geldiği için Arabı severiz, Türkü severiz. Sevmemizin mahzuru olmaz. Fakat Müslüman bir Arabı, Müslüman Fransızdan üstün tutamayız. Böyle bir ırkçılık yapmak dinimize aykırıdır. Hele Hıristiyan bir Türk, Müslüman Araptan üstündür demeyiz. Böyle söyleyen Müslümanlıktan çıkar.</p>
<p>İslamiyet hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün Müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. İslam dininde, Allahü teâlânın huzurunda herkes birbirine müsavidir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir Müslüman ile en küçük rütbeli, en zengin ile en fakir, bir beyaz ile bir zenci Müslüman yan yana durur ve Allahü teâlâya birlikte secde ederler.</p>
<p>Dinimizde ırk ve millet üstünlüğü yoktur. Müslüman zenci bir hizmetçi, kâfir bir beyaz Türk kraldan üstündür. Kâfir kral, ebedi Cehennemde, Müslüman zenci hizmetçi ise, ebedi Cennette kalacaktır.</p>
<p>Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslam’da ise ırk, renk ve dil ayrımı yoktur. İslam dini, ırk, renk, milliyet, siyasi inanç, lisan ve tahsil seviyesi ayırt etmeksizin, her insanın şeref ve itibarına hürmet eder. Bu sebepten de, yabancılar arasında Müslümanlık yayılmaktadır:<br />
<b>(İslam’da, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum.)</b> (Thomas Clayton – Amerika)<br />
<b><br />
Yunus Emre ve hoşgörü<br />
Sual: </b>Yunus Emre’yi kötüleyen biri, (Bir taraftan “Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan ötürü” diyerek hoşgörülüğünü sergilerken, bir taraftan da, “Beş vakit namaz kılmayan, bilin Müslüman olmadı, ol Cehenneme girse gerek” diyerek müsamahasızlık çukuruna düşmüştür. Hoşgörünün zirvesine çıkmak gerekir) diyor. Hoşgörü ne demektir?<br />
<b>CEVAP<br />
TDK</b>’nın sözlüğünde, (Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu) deniyor. Dikkat ediniz, her şey deniyor. Her şeyi anlayışla karşılamak diye tarif ediyor. Yine <b>TDK</b>’da, Mezhebi geniş ifadesini tarif ederken, (Namus konusunda aşırı hoşgörülü davranan kimse) deniyor.</p>
<p>Yunus Emre’yi kötüleyen kimseye göre, hoşgörü denilen şeyin bir sınırı yoktur. Ne kadar hoş görülürse, o kadar iyidir. Halbuki sınırsız hürriyet gibi, sınırsız hoşgörü de çok yanlıştır. Kötüler hoş görülür mü? Anarşistler ve diğer suçlular hoş görülürse, toplumun nizamı nasıl sağlanır?</p>
<p>Kâfirleri sevmemek gerekir ise de, dinimizin emri gereği, onlara eziyet etmek, kalblerini incitmek haramdır. Zaruret olunca, onlara dostluk göstermek de caizdir. Sevmemek ayrı, onları üzmek ayrı şeydir. Din adına, kâfirin, kâfirliğini hoş görmek tehlikelidir. Allahü teâlâ, bu kimsenin anladığı manada hiçbir Müslümanı hoşgörünün zirvesine çıkarmasın!<br />
<b><br />
Tarak dişi gibi eşit<br />
</b>Müslüman, dinimizin izin verdiği ölçüde hoşgörülü olur. Bunun azı da, çoğu da zararlıdır. Yunus Emre hazretlerinin, “Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan ötürü” diyerek yetmiş iki millete aynı gözle bakması, dinimize aykırı değildir. Çünkü dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Bir hadis-i şerifte, <b>(İnsanlar</b> [insan olarak] <b>bir tarağın dişleri gibi eşittir)</b> buyurulmuştur. (İbni Lal)</p>
<p>Bunun için kâfir de olsa, bir kimseden kendini üstün görmek caiz değildir. Çünkü kâfir, Müslüman olup ebedi saadete kavuşabilir, Müslüman da, maazallah küfre düşüp Cehennemlik olabilir.</p>
<p>Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müşrik, mecusi olsan veya puta tapsan da gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Tevbeni yüz defa bozmuş olsan da gel) diyor. Manası, (Gel sana Müslümanlığı öğreteyim de gerçeği gör) demektir. Çünkü Allah için olmayan sevgi ve düşmanlığın hiç önemi yoktur. Hadis-i şerifte, <b>(İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alâmeti, hubbi-i fillah, buğd-i fillahtır) </b>buyuruluyor. [Ebu Davud]</p>
<p>Yani, Müslümanları sevip, onlara yardım ve hayır dua etmek ve din-i İslam’ı beğenmeyenleri, İslamiyet’e ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemek ve imana, hidayete kavuşmaları için dua etmektir. Buğd, sevmemek, düşmanlık etmek demektir. Buğd-i fillah, Allah için sevmemek, Allah için düşmanlık etmek demektir. Bunun zıddı ise “Hubb-i fillah”tır. Allah için sevmek, Allah için dostluk etmektir.<br />
<b><br />
</b><b>Irkçılık nedir?<br />
Sual: (Irkçılık yapan bizden değildir) </b>buyuruluyor. Ne yapmak, ırkçılık olur?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kendi ırkını dinimizin üstünde tutmak, kendi milletinden olan gayrimüslimi başka milletten olan Müslümandan üstün tutmak, ırkçılık olur.</p>
<p><b>İnsan ve Müslüman<br />
Sual: (Önce Türküm, sonra Müslümanım)</b> veya <b>(Önce insanım sonra Müslümanım</b>) demek, dinimize göre doğru mudur?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. İslamiyet’te müslüman olmayan kimseye kâfir denir. Kâfir de sonsuz cehennemde kalır. Önce insanım demek de, önce Türküm demek gibi yanlış bir sözdür. Kur’an-ı kerimde, <b>(Kâfirlerin hayvan gibi, hatta daha aşağı)</b> olduğu bildiriliyor. Hayvandan aşağı olanla, Müslüman hiç kıyas kabul eder mi? Hiçbir şey Müslümanlıktan önceye alınamaz. Allahü teâlâ, <b>(Müminler kardeştir)</b> buyuruyor. (İnsanlar kardeştir) veya (Türkler kardeştir) demiyor. Müslüman Türk’le komünist Türk nasıl kardeş olur? İnsanlar kardeştir sözü bundan daha yanlıştır. Bu söz Batı’ya kâfirlere yaranmak için söylenmiştir. Mevdudi, <b>Hilafet ve saltanat</b> isimli kitabının 68. sayfasında, (<b>Benim nazarımda bütün insanlar eşittir. Bizden olsun veya olmasın)</b> diyor. Bu, masonluğa veya hümanizme uygun bir sözdür. Aslında masonlar da, hümanistler de, Müslümanlığa tahammül edemezler; ama biz herkesi seviyoruz gibi sözlerle inançlarını gizlemeye çalışırlar.</p>
<p><b>Irkçılık yapmak<br />
Sual:</b> <b>(Irkçılık yapan bizden değildir)</b> hadis-i şerifine göre ırkçılık küfür müdür?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Irkçılığın yapılış şekli önemlidir. Din gibi kabul ediliyorsa mesela, (Dinsiz bir Türk, Müslüman olan bir Yunan’dan, İngiliz’den veya Ermeni’den daha üstündür) deniyorsa küfür olur; çünkü Müslümanlık kötülenmiş oluyor. Bir insanın, kendi kavmini, ırkını sevmesi küfür olmaz. Türk Türkü, Kürt Kürdü, Alman Almanı daha çok sevebilir. Bu, insanın kendi Müslüman akrabalarını, hemşerilerini daha fazla sevmesine benzer. Sevmek ayrı, (Benim ırkımdaki kâfir olsa da, başka ırktan olan Müslüman olsa da, ondan üstündür) demek ayrıdır. Sevmeyi ırkçılık olarak kabul etmemelidir. Müslüman Türk’ün kahramanlıklarını okuyunca göğsümüz kabarıyor. Yine Müslüman bir hemşerimizle karşılaşınca da farklı duyguların olması ırkçılık değildir.</p>
<p><strong>Irkların meydana gelişi<br />
Sual: </strong>Bütün insanlar, Hazret-i Âdemin neslinden geldiğine göre, zenciler ve diğer ırkların nasıl meydana çıktığını açıklar mısınız?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Biyolojide modifikasyon denilen görünüş değişikliği yanında, mutasyon denilen genlerde değişiklik olayı vardır. Beyaz insandan siyah, esmer veya sarı insanların türemesi mümkündür. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<b>(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı yeryüzünün her tarafından alınan topraktan yarattı. Bu sebeple neslinden, siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bu renkler arasında bulunanlar da oldu. Bazısı yumuşak, bazısı sert, bazısı da halis ve temiz oldu.)</b> [Ebu Davud]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köle ve cariye nedir?</title>
		<link>https://islamdini.de/kole-ve-cariye-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 17:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2706</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Cariye ve köle nedir? CEVAP Cariye, kadın köle demektir. Köle de cariye de alınıp satılırdı. Mesela ilk müezzin Bilal-i Habeşi hazretleri de bir köleydi. Köle, azat edilince hür insan olurdu. Köle kadınların hukukî durumu hür kadınlardan farklıydı. Hür kadının yüzü ve elleri hariç her yeri kapalı iken, cariyenin, kol…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kole-ve-cariye-nedir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Cariye ve köle nedir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Cariye, kadın köle demektir. Köle de cariye de alınıp satılırdı. Mesela ilk müezzin <b>Bilal-i Habeşi</b> hazretleri de bir köleydi. Köle, azat edilince hür insan olurdu. Köle kadınların hukukî durumu hür kadınlardan farklıydı. Hür kadının yüzü ve elleri hariç her yeri kapalı iken, cariyenin, kol ve başı, dizden altı açık dursa günah olmazdı. Kölelik asırlardır olan bir şeydir. İslamiyet’in bu husustaki hükümleri, Yunan ve Roma’da görülen kölelikten çok farklıdır. Köleliği İslamiyet kurmamıştır. Üstelik her fırsatta kölelerin azat edilmesini ve onlara iyi muamele yapılmasını emreder. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Kölelere iyilik edin!)</b> [Nisa 36]</p>
<p><b>(Yanlışlıkla bir adam öldürenin, bir köle azat etmesi gerekir.)</b> [Nisa 92]</p>
<p><b>(Yemin kefareti için, on fakiri yedirmek veya giydirmek yahut bir köle azat etmek gerekir.) </b>[Maide 89]</p>
<p><b>(Bedel vererek kölelikten kurtulmak isteyenlerin bedellerini kabul edin!) </b>[Nur 33]<br />
<span id="more-2706"></span><br />
<b>(Savaşta alınan esirlere iyilik edin veya fidye alarak bırakın!) </b>[Muhammed 4]</p>
<p><b>Celaleyn</b> tefsirinde, (İyilik edin demek, esirleri karşılıksız olarak serbest bırakın demektir. Fidyeden maksat da, malla veya esirleri değişmek sûretiyle serbest bırakın demektir) buyuruluyor. Savaşta alınan esirler, fidyeyle de serbest bırakılmazsa, canımızı ve malımızı almaya gelen bu düşmanlara, (İsterseniz köle olarak kalabilirsiniz) deniyordu. Kabul edenler de köle oluyor. Böyle cana ve vatana kasteden bir düşmanı öldürmeyip, kendi rızasıyla köle olarak kullanmak normal değil midir? Şimdi ülkeleri işgal edilen, kültürleri erozyona uğratılan, yer üstü ve yer altı kaynakları sömürülen milletler çoktur. Bugün ekmek parası için kölelik yapanlar az mı?</p>
<p>İslamiyet, normal insanı köle yapmıyor. Vatana, cana, mala ve namusa kasteden düşman esir alındığında, öldürülmeyip, o da razı olursa köle oluyordu. Ayrıca dinimiz, köleyi azat etmek için çeşitli yollar koymuş ve köle azat etmeyi ibadet olarak bildirmiştir. Mesela Ramazan orucunu veya yeminini bozanın, bunun kefareti olarak, varsa bir köle azat etmesi gerekir. Dinimizin köleye verdiği hakkı, gayrimüslimler kendi halkına bile tanımıyor.</p>
<p>Zenci cariye Ümmi Eymen’in oğlu <b>Üsame bin Zeyd</b>, 18 yaşında, birlik komutanı olmuştu. Babası <b>Zeyd bin Harise</b> de köleydi. Rum ordusuyla savaşırken İslam ordusunun komutanıydı. Bu da, İslamiyet’in, ırk, renk, zengin fakir, genç yaşlı ayırmayıp, liyakate önem verdiğini göstermektedir.<b><br />
</b><br />
Dinimizde kölenin hakkı çok mühimdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Azat edilen kölenin her uzvu için, azat edenin o uzvu cehennemden azat olur.)</b> [Buhari]</p>
<p><b>(Kölelere yediğinizden yedirin, güç iş vermeyin ve onları hiç üzmeyin.)</b> [Ebu Davud]</p>
<p><b>(Kölesine kötü davranan Cennete giremez.)</b> [Tirmizi]</p>
<p><b>(Köle günde 70 hata işlese de affedin!)</b> [Ebu Davud]</p>
<p><b>(Cennete ilk girecek olanlar, şehitler, efendisine hizmet ve Rabbine ibadet eden köleler ile kalabalık aileye malik olan iffet sahibi fakirlerdir.)</b> [Tirmizi]</p>
<p><b>Bir batılı ilim adamının basında yer alan itirafı:<br />
</b>En önemli Ortadoğu uzmanlarından kabul edilen, Fransa’da Aix-en-Provence Üniversitesi&#8217;nde Siyasi ve Kültürel Antropoloji dersi veren, Fransız siyaset bilimcisi <b>Bruno Etienne</b> şöyle diyor:<br />
<b>“Osmanlı İmparatorluğundaki köleler, bugünün sözde özgür bireylerinden daha çok özgürlüğe sahiptiler.” </b>(Yeni Şafak, 21.10.2002)</p>
<p><b>Cariye hukuku<br />
Sual:</b> Cariye hukuku hakkında yeterli bilgi verilebilir mi? Cariye nasıl oluyor? Cariye ile nikâhsız beraber olunabiliyor muydu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kadın köleye cariye denir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<b>(Eğer velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekte, onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız, onlarla değil de hoşunuza giden başka kadınlarla ikişer, üçer ve dörder evlenebilirsiniz. Eğer aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız, bir tane almalısınız ya da sahibi olduğunuz </b>[cariyeler]<b> ile yetinmelisiniz. Sapmamanız için en uygun olan budur.) </b>[Nisa 3]<br />
<b><br />
</b>Cariye,<b> </b>savaşta düşmandan esir alınıp, Dar-ül-İslam’a getirilmiş olan kâfir kadını demektir. Savaşta esir alınmayan bir insanı satmak ve satın almak caiz değildir. <b>(S. Ebediyye)</p>
<p></b>Dar-ül-harbde cariye olmaz. Savaşta düşmandan esir alınırsa cariye olur.<b> (Dürer ve Gurer)<br />
</b><br />
<b>Helal kılınmıştır<br />
</b>Cariye’ye <b>mülk-i yemin </b>denir ki, sağ elin mülkü demektir. <b>(İslam Ahlakı)</p>
<p></b>Sağ elin mülkü demek, meşru hak sahibi demektir. Yani istediği gibi kullanmaya yetkisi vardır. Satabilir, hediye edebilir. Hürriyetine kavuşturabilir. Hürriyetine kavuşturduktan sonra ise ancak nikâhla evlenebilir.</p>
<p>Köle ve cariye, mülk sahibi olamadığı için zekât ve hacdan muaftır.<b> (Ş. İslam Ans.)</p>
<p></b>Nisa suresinin, <b>(Evli kadınlar da size haram kılındı. Sahip olduğunuz cariyeler müstesna)</b> mealindeki 24. âyeti, Eshab-ı kiramın, kocaları bulunan, esir alınmış kadınlarla ilişki kurmaktan çekinmeleri sebebiyle nazil olmuştur. <b>(Sağ elinin malik olduğu cariyeleri)</b> ifadesi ile Allahü teâlâ, Resulullahın ümmetine mutlak olarak cariyeleri helal kılmıştır. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Davud aleyhisselam 100 nikâhlı hanımı ve 300 cariyesi vardı. Oğlu Süleyman aleyhisselam ise, 300 nikâhlı hanımı ve 700 de cariyesi olmuştur. <b>(Kurtubi, Şir’at-ül-İslam şerhi)</p>
<p></b>Bir erkeğin dört karısı ve bin cariyesi olsa, başka bir cariye satın almak dileğinde biri onu kınasa, o kimsenin küfründen korkulur, çünkü yaptığı iş meşrudur. Ama hanımını gücendirmemek için vazgeçerse sevaba girer. <b>(Redd-ül-muhtar)</p>
<p></b>Osmanlı memleketlerinin büyük sülalelerinde, sultan hanımların çoğu esirlerdendi. Kölesini kendine damat yapmış ve cariyesini nikâhla kendine zevce edip, mal ve mülküne varis kılmış, binlerce Müslüman vardır. Bir Müslüman, köle ve cariye satın aldığı zaman, onun yiyeceği, giyeceği ve diğer ihtiyaçları ve muamelattaki hukukunun bütün mesuliyetleri hep bu kimseye ait olur. Köle ve cariyesini yedirmek, içirmek, giydirmek ve gönlünü hoş tutmak mecburiyetindedir. Onları asla dövemez, yapamayacakları iş veremez ve hakaret edemez. İslamiyet’te, köle azat etmek en büyük ibadettir. Öyle büyük günahlar vardır ki, ancak köle azat etmekle affolunur<b>. (C. Veremedi)</p>
<p></b>Geçici haram olan kadınların yedincisi, hür kadınla evliyken, cariyeyle de nikâhlanmaktır. Cariyeyle nikâhlıyken, hür kadınla da evlenmek caizdir. Hanımından ve cariyesinden başka bir kadınla beraber olmak caiz değildir.<b> (S. Ebediyye)<br />
</b><br />
İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:<br />
Allahü teâlâ dörde kadar kadını nikâhla almayı ve sayısız cariye kullanmayı mubah etmiştir. <b>(1/191)<br />
</b><br />
Hadis imamlarından İmam-ı Taberani ve İmam-ı Beyheki şöyle bildiriyorlar: Abdullah ibni Abbas hazretleri buyuruyor ki: Nisa suresinin <b>(Analarınız, kızlarınız… size haramdır</b>) mealindeki 23. âyet-i kerime geldikten sonra, müta nikâhı [para karşılığı geçici nikâh] haram edildi. Müminun suresinin <b>(Ancak hanımlarınız ve sahip olduğunuz cariyeleriniz helaldir)</b> mealindeki 6. âyet-i kerimesi, müta nikâhını haram ediyor, çünkü bu âyet-i kerime, yalnız zevcelerle cariyelerin helal olup, başkalarının haram olduğunu bildiriyor. <b>(Hucec-i katiyye)<br />
</b><br />
Dar-ül-harbde de, yani dünyanın her yerinde, Müslüman erkeğin, hanımından ve kendi cariyesinden başka, Müslüman olsun veya kâfir olsun, bir kadınla ilişkiye girmesi haramdır, büyük günahtır. Başkasının cariyesinin başına, kollarına, ayaklarına bakmak caizse de, bunlarla da zina haramdır. Bugün, dünyanın hiçbir yerinde, dine uygun cariye yoktur. <b>(İ. Ahlâkı)</p>
<p>Cariye çeşitleri:</p>
<p>Ümm-i veled: </b>Çocuğunun kendi efendisinden olduğunu söyleyen, efendisinden çocuk doğurmuş cariye.<br />
<b><br />
Müdebber: </b>Hürriyetine kavuşması, efendisi tarafından kendisinin ölümü şartına bağlı kılınan köle.<br />
<b><br />
Mükatebe: </b>Bir bedel karşılığında azat edilmek üzere efendisiyle anlaşma yapmış olan köle.<br />
<b><br />
</b>Bir kimse, <b>müdebbere</b> cariyesini veya <b>ümm-i veledini</b> azat etmeden kendisine nikâhlasa, bu nikâh sahih olmaz. <b>(Mecmua-i Zühdiye)</p>
<p></b>Müdebber cariye ile efendisinin cima etmesi caizdir. <b>(Kurtubi)</p>
<p></b>Cariye gebe iken efendisi ölürse, doğurduğu azat olmaz. <b>(Mebsut)<br />
</b><br />
Bir kimse, kendi mükâtebe cariyesine defalarca cima etse, sadece bir mehir lâzım gelir.<b> (Hindiyye)</p>
<p>Mükâteb </b>cariye satın alıp bunu kendisine nikâhlasa, bu nikâh sahih olmaz. Eğer cima etmişse mehrini öder.<b> (Kadıhan, Hindiyye)</p>
<p>Mükâteb, </b>yani bir bedel karşılığında azat edilmek üzere efendisiyle anlaşma yapmış olan köle veya cariyeyi, bir an önce hürriyetine kavuşturmak için ona zekât verilebilir. Fakat bir kimse, kendi mükâteb köle veya cariyesine zekât veremez, çünkü bunun faydası kendisine dönmüş olur. <b>(B. İslam İlm.)</p>
<p></b>Efendisinden çocuğu olan cariyeye <b>ümm-i veled </b>denir. Ümm-i veled olan cariye diğer cariyeler gibi satılamaz ve hibe edilemez. Efendisi vefat edince azat olur.<b> (Nimet-i İslam)</p>
<p></b>Bir cariyeyi, hür olan bir kadının üzerine nikâhlamak caiz değildir. <b>Müdebbere</b> ve <b>ümm-i veled</b> cariyenin nikâhları da, hür kadın üzerine caiz değildir.<b> (Hindiyye)</p>
<p></b>Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Efendisinden çocuğu olan cariye, efendisi ölünce hür olur.)</b> [İ. Mace, Hâkim]<b></p>
<p>Cariyenin avret yeri<br />
</b>Erkek, kendi cariyesinin bütün bedenine bakabilirse de, başkasının cariyesinin yalnız yüzlerine, başlarına, göğüslerine, kol ve baldırlarına, saçlarına bakabilir. <b>(Müslim şerhi)</p>
<p></b>Bir hadis-i şerif meali:<b><br />
(Satın alacağı cariyenin avret yeri hariç, her yerine bakmak caizdir.)</b> [Beyhekî]</p>
<p>Erkek, hanımına ve cariyesinin de baştan aşağı her yerine bakabilir. <b>(Rıyad-ün-nasihin)</p>
<p></b>Bir hadis-i şerif meali:<b><br />
(Hanımından ve cariyenden başkasına avret yerini gösterme</b>!<b>) </b>[Tirmizî, Ebu Davud, İbni Mace]</p>
<p>Kadının kocasının, cariyenin de efendisinin avretine bakması aynı şekilde caizdir. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Cariyenin avret yeri, erkeğinki gibi olup, sırtı ve karnı da avrettir. Cariyenin, kadın olan efendisinin göbeğiyle dizi arasına bakması ve dokunması haramdır.<b> (Tergib-üs-salat)</p>
<p></b>Bir hadis-i şerif meali:<b><br />
(Cariyenin avret mahalli dizleri ile göbek arasıdır.) </b>[Beyhekî]<br />
<b><br />
</b>Mümin bir kadının, kendisinin cariyesi olması hali müstesna müşrik bir kadının önünde bedeninin herhangi bir tarafını açması helâl değildir. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Şarkıcı cariye alıp satmayın, parası haramdır.)</b> [Beyhekî]</p>
<p>Ebu Bekr bin el-Arabîye göre kişinin kendi cariyesinin söylediği şarkıyı dinlemesi caizdir. <b>(Kurtubi)</p>
<p></b>Cariyelerin Resulullahın evinde şarkı söylemeleri, seslerinin avret olmadığını göstermektedir. <b>(İhya)<br />
</b><br />
Cariyenin sesinin, hür kadınlar gibi haram olduğunu bildiren âlimler de vardır.<b> (İbni Abidin)</p>
<p></b>Cariye saçları ve kolları açık olarak namaz kılabilir. <b>(Hindiyye)<br />
</b><br />
<b>Nikâhla ilgili hükümler<br />
</b>Haramdan kaçınmak nikâhsız da mümkün olur. Cariye alırsa nikâh gerekmez. <b>(Redd-ül-muhtar)</p>
<p></b>Cariyelik bağı, nikâh bağından daha kuvvetlidir. Kuvvetli varken zayıfa bakılmaz. <b>(El İhtiyar)<br />
</b><br />
Nikâhla cariye bir araya gelemez. Nikâhlı olan bir kimse, karısını cariye yani mülk edinemez. Aksi de böyledir. Yani bir kimse, cariyesini nikâhlayamaz. <b>(Redd-ül-muhtar)<br />
</b><br />
<b>(Sahip olduğunuz mümin cariyelerinizden)</b> demek, başkasının cariyesi ile evlenmek içindir. Kişinin kendisine ait cariye ile nikâhlanmasının caiz olmadığı hususunda sözbirliği vardır. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Bir hadis-i şerif meali:<br />
<b>(Cariyesini azat ettikten sonra, onunla evlenen kimse için iki ecir vardır.) </b>[Taberani]<br />
<b><br />
</b>Biriyle yapılan nikâh akdi, mülkiyeti altında bulunan cariye ile cima etmeyi haram kılar. <b>(Kurtubi)</p>
<p></b>Hür kadın üzerine, cariyeyi nikâhlamak caiz değildir. Önce cariyeyi nikâhlayıp, sonra da hür kadını nikâhlarsa, ikisinin de nikâhı sahih olur. <b>(Hindiyye, Nimet-i İslam)<br />
</b><br />
Hür kadınla evlendikten sonra edinilen cariyeyle, onu nikâhlamadan cima etmek caizdir, ama hür kadın üzerine nikâhla cariye almak caiz değildir. <b>(Redd-ül-muhtar)</p>
<p></b>Efendisi cariyesini başka bir erkekle evlendirse, efendisi artık cariyesiyle birlikte olamaz. Bu hak, kocasına aittir. <b>(Nimet-i İslam)</p>
<p></b>Eğer erkek, cima ettiği cariyenin kız kardeşini nikâhlasa nikâh sahih olur, fakat nikâh edilenle cima edilenden birini kendisine haram kılmadıkça, hiçbiriyle cinsi münasebette bulunamaz. <b>(Dürer)</p>
<p></b>Kardeş olan iki cariyesiyle de cima etmiş olan şahıs, birini kendisine haram etmedikçe, diğeriyle cima yapamaz. <b>(Kadıhan, Hindiyye)</p>
<p></b>Bir kimse, cima etmiş olduğu cariyesinin kız kardeşini kendisine nikâhlarsa, bu nikâh sahih olur, ancak artık cariyesi ile cima edemez. <b>(Hindiyye, Bahr-ür-râık)<br />
</b><br />
Cariyesiyle cima edenin, cariyenin kız kardeşiyle evlenmesi caiz değildir. <b>(Kurtubi)</p>
<p></b>Esir alınan cariye hamile ise, doğuruncaya kadar cima edilmez. <b>(Şir’at-ül-İslam şerhi)<br />
</b><br />
Azat etmedikçe, efendisinin cima ettiği cariyesini nikâhlaması caiz olmaz. <b>(Mecmua-i zühdiye)<br />
</b><br />
Bir kimse, nikâhladığı bir cariyeyi de, iki talâkla boşadıktan sonra geri alamaz. Alırsa, bu cariyenin nikâhı helal olmadığı gibi, cariyesi olduğu halde, cima etmesi de helal olmaz. <b>(Kadıhan, Hindiyye)</p>
<p></b>Efendisinin izni olmadan evlenmiş bulunan bir cariyeyle, efendisi cima etse veya onu şehvetle öpse, efendisi bu cariyenin nikâhlandığını bilsin bilmesin, cariyenin nikâhı fesh olmuş olur. <b>(Hindiyye)</p>
<p></b>Bir kimse, dört cariyesinden birini azat etse, hangisini azat ettiğini bilemese, sonra bu cariyeyle nikâhlansa, onunla cima yapmasında bir sakınca yoktur. Çünkü eğer o, azat edilmişse yani hür ise, aralarındaki nikâh sahihtir. Eğer azat etmediği cariye ise, mülkü olması bakımından, o yine kendisine helaldir. <b>(Mebsut, Hindiyye)</p>
<p></b>Bir kişi bir cariye satın alır, ona dokunur yahut öperse, babasına da, oğluna da haram olur. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Efendisi köleye bir cariyeyi mülk olarak verecek olursa, köle de kendi mülkü olduğu için, o cariye ile cima edebilir, çünkü kendi mülküdür. <b>(Kurtubi)<br />
</b><br />
Dört mezhepte de, cariyeyi mülk edinenin, istibrâdan yani bir hayz görmesinden önce cima etmiş olsa da, satması caizdir.<b> (Mizan-ül-kübra)<br />
</b><br />
Ganimet ehlinin, paylaşmadan önce, esir alınan cariyelerden birine cima etmesi caiz olmaz.<b> (Mizan-ül-kübra)</p>
<p></b>Üç imama göre, satanın, muhayyerlik müddeti içinde cariyeyle cima etmesi caiz olup, satın alanınki caiz değildir. İmam-ı Ahmed’e göre ise, satanın da, alanın da cima etmesi caiz değildir. <b>(Mizan-ül-kübra)</p>
<p></b>Müslümanın, mülkünde olan Yahudi ve Hristiyan cariyeyle cima etmesi caizdir. <b>(Rıyad-ün-nasihin)<br />
</b><br />
Mecusi ve putperest olan cariyeyi nikâh etmek caiz olmaz. <b>(Hindiyye)<br />
</b><br />
<b>Erkek köle<br />
Sual:</b> Eskiden erkeklerin kadın kölesi olduğu gibi, kadınların da erkek kölesi oluyormuş. Peki, dul bir kadının, erkek kölesiyle evlenebilme imkânı var mıydı?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Hayır, kölelikten azat etmeden onunla evlenemez. Kölesi bulunduğu sürece efendisi olan hanımla evlenmesi, aynen enişteyle evlenmesi gibi haramdır. Efendisi olan kadın, onu azat ederse, evlenebilir. Enişte de, baldızın ablasını boşarsa veya hanımı ölürse, baldızıyla evlenebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlahi kitapların bozulması</title>
		<link>https://islamdini.de/ilahi-kitaplarin-bozulmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 15:17:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2669</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Yaklaşım isimli bir Hristiyan dergisinde, bugünkü Hristiyanlığın İncil’e uymadığı, Ortaçağ keşişlerinin kurdukları ve günümüze kadar faaliyetlerini sürdüren manastır sisteminin, tamamen İncil&#8217;in öğretisine aykırı olduğu bildiriliyor. İç sayfada ise, İncil&#8217;in değişmediğini konu eden, (Allah kendi kitabını korur) başlığı altındaki yazıda özetle deniyor ki: (Allah kendi yasalarının bozulmasını umursamadı. Asırlarca insanları…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ilahi-kitaplarin-bozulmasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual: <em>Yaklaşım</em> </b>isimli bir Hristiyan dergisinde, bugünkü Hristiyanlığın İncil’e uymadığı, Ortaçağ keşişlerinin kurdukları ve günümüze kadar faaliyetlerini sürdüren manastır sisteminin, tamamen İncil&#8217;in öğretisine aykırı olduğu bildiriliyor. İç sayfada ise, İncil&#8217;in değişmediğini konu eden, <em>(Allah kendi kitabını korur) </em>başlığı altındaki yazıda özetle deniyor ki:<br />
<em>(Allah kendi yasalarının bozulmasını umursamadı. Asırlarca insanları gerçeksiz bıraktı. Yargılanacak bu insanlar arasında ben bulunsa idim Allah’a şöyle derdim: &#8220;Ey Allah, beni ne hakla suçluyorsun? Kitaplarını korumadığın yetmezmiş gibi, elimizdeki yanlış kitaplar için bir defa bile bizi uyarmadın. Beni bilgisizlik ve günah içinde bıraktın. Şimdi beni ne hakla yargılıyorsun?&#8221;)<br />
</em><b>CEVAP</b><br />
Dünyadaki bir hâkimle bile böyle edepsizce konuşulmaz. Layüsel olan Rabbimizle böyle konuşulur mu? Hristiyanlara göre, tanrı gökte oturur, insan gibi etten kemikten yaratılmıştır. Eh, böyle olunca da, ona her Hristiyan kafa tutabilir sanılıyor.</p>
<p>Hristiyan dergisi, İncil&#8217;in değişmediğini, insan kelamı olmadığını söylemek istiyor. Dört papazın yazdığı ve birbirini tutmayan İncillerin Allah kelamı olmadığını Hristiyanlar bile kabul ediyor.</p>
<p><span id="more-2669"></span></p>
<p>Hazret-i Musa’dan önce gelen peygamberlerin kitapları yok muydu? Elbette vardı. Hazret-i Âdem&#8217;in, Hazret-i Nuh’un, Hazret-i İbrahim’in <b>suhuf</b> denilen kitapları vardı. Bugün o kitaplardan hiçbiri kaldı mı? Elbette kalmadı. Allahü teâlâ öyle diledi. O kitapları korumadı. Niçin o kendi kitaplarını korumadın diye Allahü teâlâ sorguya çekilebilir mi? Kimine erkek çocuk veriyor, kimine kız. Kız çocuğu olan, (Falancaya erkek çocuk verdin, bana niçin vermedin?) diyebilir mi? Çocuğu olmayanın da, (Bana niçin çocuk vermedin) demeye hakkı var mıdır? Hiç kimsenin hiçbir bakımdan Allah’ta hakkı olamaz.</p>
<p>Tevrat, İncil ve bütün kitaplar ve sahifelerin hepsi birden, bir defada inmişti. Hepsi, insan sözüne benziyordu ve lafızları mucize değildi. Onun için çabuk bozulup değiştirildi. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p>Allahü teâlâ, Kur&#8217;an-ı kerimi ise koruyacağım diyor ve koruyor. Bunun için Kur’an-ı kerim diğer ilahi kitaplarla mukayese edilmez.</p>
<p>Her peygambere kitap verilmedi. Sadece 313 Resule verildi. Diğer nebiler, bunların kitaplarına göre amel etti. Hristiyan’ın bilmediği bir husus da, peygamber gönderilmeyen milletler sorguya çekilmez. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
<b>(Biz, peygamber gönderip </b>[dinin emirlerini] <b>bildirmeden önce azap yapmayız.) </b>[İsra 15]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah’ın dinine uymak</title>
		<link>https://islamdini.de/allahin-dinine-uymak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 15:17:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinimiz ve diğer dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2667</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bazıları (Allah’ın dini yoktur) diyorlar. Hazret-i Âdem&#8217;den beri dinleri Allah göndermedi mi? Bu konuda âyet ve hadis yok mudur? CEVAP Böyle söyleyenlerin niyeti iyi olsa da, böyle şeyler söylemeleri asla uygun olmaz. Allahü teâlânın Resullere gönderdiği dinler çoktur. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir: (Fitne tamamen yok oluncaya ve Allah&#8217;ın…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/allahin-dinine-uymak/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sual:</b> Bazıları (Allah’ın dini yoktur) diyorlar. Hazret-i Âdem&#8217;den beri dinleri Allah göndermedi mi? Bu konuda âyet ve hadis yok mudur?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Böyle söyleyenlerin niyeti iyi olsa da, böyle şeyler söylemeleri asla uygun olmaz. Allahü teâlânın Resullere gönderdiği dinler çoktur. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:</p>
<p><b>(Fitne tamamen yok oluncaya ve Allah&#8217;ın dini tatbik edilinceye kadar onlarla savaşın.)</b> [Bekara 193]<br />
<b><br />
(Fitne kalmayıp, yalnız Allah’ın dini kalana kadar onlarla savaşın.) </b>[Enfal 39]</p>
<p><b>(Allah katında hak din İslam&#8217;dır.)</b> [Al-i imran 19]</p>
<p><b>(Allah’ın dininden başka bir din mi istiyorlar?)</b> [Al-i imran 83]</p>
<p><b>(Göklerde ve yerde ne varsa, Onundur, din de yalnız Onundur. O halde Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?)</b> [Nahl 52]</p>
<p><span id="more-2667"></span><b>(Dikkat edin, halis din Allah’ındır.)</b> [Zümer 3]</p>
<p><b>(Allah, Resulünü, hidayet ve hak din, İslamiyet’le gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı.</b> [Muhammed aleyhisselamın hak] <b>Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.)</b> [Feth 28]<br />
<b><br />
(Hâlbuki onlara ancak, dini yalnız Allah’a has kılarak ve doğru olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.) </b>[Beyine 5]</p>
<p>Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçının meali de şöyledir:</p>
<p><b>(Kim Allah’ın dininde ilim sahibi olursa, Allahü teâlâ onun sıkıntılarını yok eder ve ummadığı yerden rızıklandırır.) </b>[Hatib]<br />
<b><br />
(Şüphesiz Allahü teâlâ, dinini günahkâr kimse ile de kuvvetlendirir.)</b> [Buhari]</p>
<p><b>(Cennete ancak Müslüman girer. Allahü teâlâ dinini isterse facirle de kuvvetlendirir.) </b>[Buhari]</p>
<p><b>(Allahü teâlâ, her asırda dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.)</b> [Ebu Davud]<br />
<b><br />
(Ümmetimin en şefkatlisi Ebu Bekir’dir. Allah’ın dininde en kuvvetlisi Ömer‘dir. Hayâsı en çok olan Osman’dır. En güzel hüküm vereni Ali’dir. Ferâiz ilmini en iyi bileni Zeyd bin Sabit’tir. Kur‘an-ı kerimi en güzel okuyanı Ubey bin Ka’bdır. Helâl ve haramı en iyi bileni Muaz bin Cebel’dir. Her ümmetin bir emîni vardır; bu ümmetin emîni ise Ebû Ubeyde bin Cerrâh’tır.) </b>[Ebu<b> </b>Ya’la]</p>
<p>Resulullah efendimiz en çok şöyle dua ederdi:<br />
<b><a href="http://www.dinimizislam.com/Ekart/dualar/003.jpg" target="_blank">(Ya Mukallibel kulûb, sebbit kalbi alâ dinike</a> = Ey kalbleri çeviren Rabbim, kalbimi kendi dinin üzerine sabit kıl.) </b>[Tirmizi]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
