<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gusül abdesti &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/sual/gusul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2009 20:25:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Maliki mezhebini taklit</title>
		<link>https://islamdini.de/maliki-mezhebini-taklit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:25:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[maliki]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=857</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Diş dolgusu, elde olmadan yel ve idrar kaçırma, kan irin gibi herhangi bir akıntı sebebiyle Maliki’yi taklit eden, nelere dikkat eder? CEVAP Maliki mezhebini taklit eden Hanefi, sadece gusülde, abdestte ve namazda, kendi mezhebinin şartlarına ilaveten Maliki’nin farzlarına uyup müfsitlerinden kaçar. Diğer hususları aynen Hanefi gibi yapar. Sünnet ve…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/maliki-mezhebini-taklit/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Diş dolgusu, elde olmadan yel ve idrar kaçırma, kan irin gibi herhangi bir akıntı sebebiyle Maliki’yi taklit eden, nelere dikkat eder?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki mezhebini taklit eden Hanefi, sadece gusülde, abdestte ve namazda, kendi mezhebinin şartlarına ilaveten Maliki’nin farzlarına uyup müfsitlerinden kaçar. Diğer hususları aynen Hanefi gibi yapar. Sünnet ve mekruhlarda kendi mezhebine uyar.</p>
<p>Hanefi’den farklı olan durumlar şunlardır:<br />
<strong>1-</strong> Gusülde niyet, muvalat ve delk farzdır.<br />
<strong><br />
a)</strong> Gusül, abdest ve namaza başlarken niyette Maliki mezhebine uymaya niyet etmelidir. [Abdest aldıktan veya guslettikten yahut namaz kıldıktan sonra, Maliki’ye uymaya niyet etmediğini hatırlasa, (Bu abdesti veya guslü Maliki’ye göre aldım, namazı Maliki’ye göre kıldım) derse, yeniden abdest alması, gusletmesi veya namaz kılması gerekmez.]<br />
<strong><br />
Niyet</strong>, gusle başlarken yapılır. Unutulursa gusülden sonra hatırladığı zaman niyet etmesi de sahihtir. Gusle başlarken cünüplükten temizlenmeye diye niyet edilir; cünüp olduğunu bilerek gusleden, zaten buna niyet etmiş demektir.<br />
<strong><br />
Muvalat</strong>, uzuvları ara vermeden yıkamaktır.<br />
<strong><span id="more-857"></span><br />
Delk</strong>, yıkanan yerleri el veya havlu ile hafif sıvazlamaktır. Dokunmak da delk yerine geçer.<br />
<strong><br />
b)</strong> Gusülde saçı hilallemek, [saç arasına iki elin parmaklarını sokup çekmek] farzdır. [Hilallemek, tarakla da yapılabilir.]<br />
<strong><br />
c) </strong>Kadın, gusülde, saçların dibine, yani başındaki deriye su ulaşabiliyorsa, saçındaki örgüyü çözmez. Yani, örülü saçın dibi ıslanınca, çözmeden örgünün üstünü ıslatmak yeterlidir. Saç dibi ıslanmazsa, örgüyü açmak gerekir. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. [Hanefi’de de böyledir.]<br />
<strong><br />
d)</strong> Gusülde yıkamadık yer kaldığını bir ay sonra bile hatırlasa, yalnız orayı hemen yıkaması gerekir. Yıkamazsa guslü bâtıl olur.<br />
<strong><br />
2-</strong> Abdestte; niyet, muvalat, delk, başın tamamını meshetmek farzdır. Niyet; elleri, ağzı, burnu veya yüzü yıkarken yapılır.<br />
<strong><br />
a)</strong> Abdestte kaşların ve kirpiklerin altındaki deriyi yıkamak, kulak arkasıyla saç arasındaki deriyi ve kulak memesi önündeki saç ve deriyi mesh farzdır.<br />
<strong><br />
b)</strong> Altında deri görünen hafif sakalı mesh, kesif sakalı yıkamak farzdır.<br />
<strong><br />
c)</strong> Kadın, saçının hepsini mesheder. Örülü saçını açmaz. Örgünün üstünden mesheder.<br />
<strong><br />
d)</strong> Ayak parmaklarını hilallemek müstehaptır. Abdest alırken el parmakları açılıp kapandığı için kendiliğinden delk meydana gelir. Ayrıca hilallemek gerekmez. Hilallemenin mahzuru olmaz.<br />
<strong><br />
3-</strong> <strong>a)</strong> Oğlana, hanımına veya yabancı kadına [Cildine veya saçlarına] şehvetle dokunan erkeğin, erkeklere şehvetle dokunan kadının abdesti bozulur. Şehvetsiz dokunursa abdest bozulmaz. [Kendi ön edep yerine, elinin içi ile veya parmak uçları ile dokunan erkeğin abdesti bozulur.]<br />
<strong><br />
b)</strong> Kan, irin, sarı su hastalık sebebiyle çıkarsa, yel elde olmadan kaçarsa, idrar tutulamasa, bunlar abdesti bozmaz. Bunun gibi, kadınlardaki akıntı da abdesti bozmaz.<br />
<strong><br />
c)</strong> Saç tıraşı olunca, tırnak kesilince abdest bozulmaz. Sakal tıraşı olunca bozar diyen âlimler de olduğu için, jiletle veya ustura ile sakal tıraşı olunca, abdest almak iyi olur.<br />
<strong><br />
d)</strong> Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması gerekir. Abdest aldım mı almadım mı, abdestim bozuldu mu, bozulmadı mı diye şüphe edenin abdesti bozulmuş olur. Eğer, abdest aldığını ve bozulmadığını hatırlarsa abdesti bozulmuş olmaz.<br />
<strong><br />
e)</strong> Hanefi’de, namazda iken uyumak abdesti bozmaz. Namaz dışında yan yatarak, bir şeye dayanarak uyumak abdesti bozar; fakat Maliki’de, uyku ağır değilse bozmaz. Ağır ise bozar. Mesela tehiyyatta uyuyup kalırsa abdesti bozulur; ama hafif şekilde uyusa, abdesti bozulmaz.<br />
<strong><br />
4-</strong> Teyemmüm, namaz vakti girdikten sonra yapılır.<br />
<strong><br />
5-</strong> <strong>a)</strong> Mestin üst ve altı tamamen meshedilir. Mesti, ayağı yıkamak meşakkatinden dolayı giymek sahih olmaz. Sünnete uymak veya soğuktan korunmak niyetiyle giymek gerekir. Hiç niyet etmeden giyse, sonra bu mesti sünnete uymak niyetiyle giydim dese yine niyeti sahih olur.<br />
<strong><br />
b)</strong> Mest üzerinde hiç necaset olmaması gerekir, mestin temiz olması farzdır.<br />
<strong><br />
c)</strong> Mest deri ve benzerinden olur, yünden olmaz.<br />
<strong><br />
d)</strong> Maliki’de mestin mesh müddeti yoktur. Cünüp olana kadar çıkarmak gerekmez. Sadece Cuma günleri gusül için çıkarmak sünnettir. Maliki’yi taklit eden, 24 saatten fazla giyemez. Çünkü kendi mezhebi olan Hanefi’den çıkmış sayılmaz.<br />
<strong><br />
6-</strong> Namazda her rekatta Fatiha okumak, iki secde arasında oturmak, rükuda, secdelerde tumaninet, yani sakin durmak ve namaz sonunda selam vermek farzdır. [Cemaat, imam arkasında Fatiha okumaz. Aynı Hanefiler gibi yapılınca bu farzlar da yerine gelmiş olur.]<br />
<strong><br />
7-</strong> Yatsı namazının son vakti gecenin ilk üçte biridir. Bir zaruret olursa imsak vaktine kadar kılınır.<br />
[Dinimizde şer’i gece, akşamla imsak vakti arasıdır. Bu vâkit üçe bölünür, çıkan, akşam vaktine eklenirse, gecenin üçte biri bulunmuş olur.]<br />
<strong><br />
8-</strong> El üzerine secde sahih değildir. Şafii ve Hanbeli’de de böyledir. Hanefi’de tenzihen mekruhtur.<br />
<strong><br />
9- </strong>Fasık veya bid’at ehli imama uymak sahih değildir.<br />
<strong><br />
10-</strong> Maliki’yi taklit eden, bir ihtiyaç olunca seferde Maliki’yi taklit ederek iki namazı cem edebilir.<br />
<strong><br />
11- </strong>Seferde giriş çıkış günü hariç, 4 gün veya daha fazla kalmaya niyet eden mukimdir. 4 günden önce biteceğini sandığı işi için gittiği yerde, belki yarın giderim diye 18 günden çok kalınca mukim olur.<br />
<strong><br />
12-</strong> Seferde 10 gün kalan 15 günden az kaldığı için Hanefi’ye göre misafir sayılırsa da Maliki’ye göre mukim sayılır. Çünkü giriş-çıkış günleri hariç, 4 gün veya daha fazla kalmaya niyet eden Maliki’de mukim olur. 3 gün veya daha az kalırsa seferi olur. Eğer Hanefi’ye uyup, 3 günden fazla kaldığı yerde 2 rekat kılarsa, namaz sahih olmaz. Çünkü Maliki’de mukim olanın 4 rekat kılması farzdır. Hanefi’de ise seferde 4 rekat kılmak mekruhtur. Maliki farz dediği için farza uyulur, 4 rekat olarak kılınır.</p>
<p>Giriş çıkış gününde ölçü imsak vaktidir. Gün, oruçta olduğu gibi imsak vaktinde başlar. Ertesi günü imsak vaktine kadar devam eder.</p>
<p>Mesela, İstanbul’a imsaktan sonra, sabah ezanı okunurken giren kimse, giriş günü olduğu için o günü saymaz. Eğer imsak vaktinden önce girerse, imsak vaktinden sonraki gün giriş günü olmaz. İmsak vaktinden sonra çıkarsa, o gün çıkış günüdür.</p>
<p>Demek bir kimse, bir yere güneş doğarken girse, o gün giriş günü olduğu için hesaba katmaz. Üç gün kaldıktan sonra, dördüncü günü imsaktan sonra, mesela güneş doğarken oradan çıksa, giriş-çıkış günleri sayılmadığı için o kimse, üç gün o yerde kalmıştır ve seferidir. <strong>(Menahic-ül- ibad)<br />
</strong><br />
80 km’lik mesafeye gidince Maliki’de seferi olursa da, Hanefi’de seferi olmaz. Burada Maliki’ye uyup 2 rekat kılınırsa, Hanefi’ye göre namaz sahih olmaz, 4 rekat kılması farzdır.</p>
<p>Bir mezhebi taklit, kendi mezhebinden çıkıp, o mezhebe girmek demek değildir. O mezhepteki taklit edilen meselenin yalnız farzlarına ve müfsitlerine uyulur. Hanefi’de sünnet olan bir şey, Maliki’de mekruh olsa da yapılır. Mesela:<br />
<strong><br />
a)</strong> Hanefi mezhebinde, namaz kılarken, Fatihadan önce, E’uzü Besmele çekmek sünnet, Maliki’de mekruhtur. Maliki’yi taklit eden, E’uzü Besmele okur.<br />
<strong><br />
b)</strong> Maliki’de Sübhaneke okumak mekruh, Hanefi’de sünnettir. Maliki’yi taklit eden Sübhaneke okur.<br />
<strong><br />
c)</strong> Bir kadının muayyen hâli 13 gün devam ediyorsa, bu kadının Hanefi’ye göre 10 günden sonrakiler özür olduğu için gusledip namazlarını kılar. Maliki’de, muayyen hâl 15 güne kadardır. 15 güne kadar kan kesilmeden namaz kılamaz. Böyle kadın, 15 güne kadar kan kesilmezse, bekler. 16. günü gusledip namaza başlar. Hanefi’nin farz dediği 10 günden sonrakileri de kaza eder. Nifastaki durum da aynıdır. Yani Maliki’ye göre nifas olup da Hanefi’ye göre nifas olmayan günlerde kılınamayan namazlar sonradan kaza edilir. Böylece her iki mezhebin farzlarına uyulmuş, müfsitlerinden kaçılmış olur.<br />
<strong><br />
Hayz ve nifasın durumu<br />
1-</strong> Hayzın en azı yoktur. Bir damla gelse de hayz kabul edilir. En çoğu ise 15 gündür. 15 günden fazla gelirse istihaza olur. [Hanefi’de hayzın en azı 3, en çoğu 10 gündür. Bundan azı veya çoğu istihazadır.]<br />
<strong><br />
2-</strong> İkinci hayzın olabilmesi için, aradan en az 15 gün geçmesi gerekir. 15 gün geçmeden kan gelirse, bu hayz değildir, istihazadır [özürdür], burundan gelen kan gibidir. Gusletmeden namaz kılınır.<br />
<strong><br />
3-</strong> Ayiseden gelen kan hayz olmaz, istihaza olur. Ayise yaşı Maliki’de 70, Hanefi’de 55&#8217;tir.<br />
<strong><br />
4-</strong> Hamileden ve doğumdan önce gelen kan hayzdır. [Hanefi’de istihazadır.]<br />
<strong><br />
5-</strong> Sezaryenle, yani karın yarılarak çocuk alınınca gelen kan nifas olmaz. [Hanefi’de nifas olur.]<br />
<strong><br />
6-</strong> Nifasın azami müddeti 60 gündür. [Hanefi’de 40 gündür.]<br />
<strong><br />
7-</strong> Nifas görürken, 15 gün hiç kan gelmese, artık temizlenmiş olur. Bu 15 günlük temizlikten sonra tekrar kan gelirse, bu kan nifas değil, hayz kanıdır.<br />
<strong><br />
8-</strong> Nifas kanamaları arasındaki temizlik günleri 15 günden az olursa nifas sayılır. Aradaki temizlik günleri hesaptan düşülerek kanama günleri toplanıp 60 günü bulursa, bu durumda kadının nifası sona ermiş olur. Mesela 20 gün kan, 7 gün temiz, sonra 17 gün kan, 10 gün temiz, tekrar 23 gün kan görürse, kan görülen günler toplamı 60 ı bulduğu için, nifası sona ermiş demektir. 15 gün geçmeden yine kan gelirse istihaza olur. 15 gün geçtikten sonra gelirse hayz olur.<br />
<strong><br />
Maliki’yi taklit ile ilgili okuyucu sualleri<br />
Sual: </strong>Tam İlmihal’de (Abdestte, kulak memesi hizasındaki deri ve saçlar, Hanefi’de yüzdendir. Yıkamak farzdır. Maliki’de baştandır, meshetmek farzdır) deniyor. Kulağı da mesh etmek farz mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdestte, kulak ile saç arasında kalan arkadaki ve üsteki saçsız deriyi ve kulak memesi önündeki saç ve deriyi mesh farzdır. Yüz yıkanırken zaten kulak memesi hizasındaki deri yıkanmış oluyor. Yıkamak mesh yerine de geçer. Ayrıca mesh etmek gerekmez.</p>
<p>Baş mesh edilirken de eller kulaklara kadar götürülünce saçlı deri ile birlikte kulağın arkasındaki ve üstündeki saçsız deri de mesh edilmiş olur.</p>
<p>Yani kulağın kendisini mesh etmek farz değildir. Yukarıda belirtilen şekilde, üstteki ve yanlardaki saç ile kulak arasındaki saçsız deriyi mesh farzdır.<br />
<strong><br />
Kan abdesti bozar mı?<br />
Sual: </strong>Bir yerim kanadığında abdestim bozulmuyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elimizi bıçak kesse, kan çıksa abdestimiz bozulur, fakat bundan sonra o yaralı yerden kan çıksa artık abdestimiz bozulmuş olmaz. İlk çıkan kan bozar ondan sonrakiler Maliki’yi taklit edenin abdestini bozmaz. İlk defa sözünü yanlış anlamamalı! Elin kesildi kan çıktı abdest bozuldu, ondan sonra oradaki yaradan yani aynı yaradan çıkan kan ve irinler abdesti bozmaz. Ama öteki elini bıçak kesince yine abdestin bozulur, oradan da sonraki çıkanlar abdesti bozmaz. Yani hastalık sebebi ile gelen kan, irin, yel, idrar vesaire abdesti bozmaz. Durup dururken burnumuz kanasa semavi özür olduğu için abdestimiz bozulmuş olmaz. Elde olmadan yellenmek, elde olmadan idrar kaçırmak gibi semavi özürler Maliki’de abdesti bozmaz.<br />
<strong><br />
Semavi özürle abdestin bozulması<br />
Sual: </strong>Maliki&#8217;de semavi özürler abdesti bozmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet bozmaz. O anda özür sahibi olur. Namazına devam eder.<br />
Semavi özürler, yani insanın elinde olmadan hâsıl olan şeyler, Maliki&#8217;de abdesti bozmaz. Mesela namazda ishali dışarı çıksa, çıbanından veya yarasından kan aksa, kulağından irin aksa, makattan solucan çıksa, prostat hastasından idrar damlasa, kadınlardan akıntı çıksa, basurdan kan çıksa, elinde olmadan yel kaçsa, ağız dolusu kussa, bunlar semavi özür oldukları için, hiçbirisi Maliki&#8217;de abdesti bozmaz. Abdesti bozulmadığı için namazına devam eder. Böyle bir kimsenin ayağını bıçak kesip kan çıksa, abdesti bozuluyor, çünkü bu semavi özür değildir. Ama, ondan sonra ayağı yara olduğu için, artık o yaradan çıkan kan veya irin abdestini bozmaz. Olgunlaşmış çıbanın patlaması da semavi özürdür. Durup dururken burnun kanaması da semavi özürdür. İdrar tutamamak, ishale mani olamamak gibi şeyler semavi özür olur, Maliki&#8217;yi taklit eden Hanefi&#8217;nin abdestini bozmaz. Soğuktan el veya dudak yarılıp kanarsa Maliki&#8217;yi taklit edenin abdestini bozmaz. Yani semavi sebepler bozmaz.<br />
<strong><br />
Teyemmüm<br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden için teyemmümde farklılık var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Teyemmümde farklılık yoktur. Sadece vâkit girdikten sonra teyemmüm yapılır ve her vâkit namaz için yeniden teyemmüm etmesi lazım olur.<br />
<strong><br />
Yıkanmadık yer görülse<br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden, abdest alıp namaz kıldıktan bir ay sonra, elinde yağlı boya görse, boyayı kazıyıp yıkasa, kıldığı namaz ve abdesti sahih mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet sahihtir.<br />
<strong><br />
Muvalat nedir?<br />
Sual: </strong>Maliki mezhebinde farz olan muvalat nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Muvalat, her uzvu, birbiri arkasından ara vermeden, acele olarak yıkamaktır. Başka bir ifade ile, normal şartlar altında, bir önce yıkadığı uzuv kuruyacak kadar ara vermemektir.</p>
<p>Çok kısa zamanda yapılan bir iş, muvalata engel olmaz. Mesela, abdest alırken kapıdan biri girse, gelenin kim olduğuna bakılsa, muvalata mani olmaz. Musluktan su kesilse, kovadaki suyu almak veya bitişik odadaki musluğa gidip, o musluktan abdest almak, muvalatı engellemez. Sağ ayağı yıkadıktan sonra, kolayca giren bir çorabı hemen giyerek, öteki ayağı yıkamaya başlamak da muvalata mani olmaz. Yavaşça giyerse, normal şartlarda, bir uzuv kuruyacak kadar ara verilirse, muvalata mani olur. Abdest alırken çorabın birisini veya ikisini çıkarmak muvalata mani olmaz.</p>
<p>Uzuvların kuruyup kurumaması mutlak ölçü değildir. Çünkü sıcak ve rüzgarlı havada, uzuvlar hemen kuruyabilir. Yahut soğuk ve rüzgarsız bir yerde, uzuvlar geç kuruyabilir. Uzuvlar kurumadı diye, başka bir iş yapmak muvalata mani olur. Hararetli vücutta, uzuv tez kuruyabilir. Demek ki, kuruyup kurumaması kesin ölçü değildir.</p>
<p>İbni Âbidin hazretleri de, Hanefi&#8217;ye göre muvalatı anlatırken, (Toprakla teyemmüm ederken de, su ile yıkamak olmadığı halde, normal şartlarda bir uzuv kuruyacak kadar ara vermek muvalata manidir) buyuruyor.<br />
<strong><br />
</strong><strong>Diş çektirmek<br />
Sual: </strong>Bugün öğleye doğru dişimi çektirdim, çektirdikten sonra diş etinde kanamalar devam ediyor. Maliki&#8217;yi taklit ediyorum. Öğleyi kaçırmamak için, abdest aldım namazımı kıldım. Ve kanama hâlâ devam ediyor. Kıldığım öğle namazının kazasını kılmam gerekir değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdestiniz bile bozulmamıştır. O abdestle ikindiyi de akşamı da kılabilirsiniz. Tabii abdesti bozan başka bir şey olmamışsa. Kanamak Maliki’de abdesti bozmaz. Namazı kaza etmeniz gerekmez.<br />
<strong><br />
Niyeti unutmak<br />
Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit eden bir kişi namaz, gusül ve abdestte “Maliki mezhebine uymaya&#8221; niyetini unutursa ne yapmalı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir gün sonra hatırlarsa bir gün sonra eder, üç gün sonra hatırlarsa üç gün sonra eder, üç ay sonra hatırlarsa üç ay sonra eder.</p>
<p><strong>Asrı evvelde kılmak<br />
Sual:</strong> Maliki’yi taklit eden, zaruri sebeplerle, mesela unutarak öğleyi asrı evvele kadar kılamazsa, tekrar Hanefi’yi taklit edip öğleyi asr-ı evvelde kılması caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet caizdir, çünkü bir ihtiyaç hasıl olmuştur. Keyfi olarak geciktirmesi caiz olmaz.</p>
<p><strong>İkindiyi asrı sanide kılmak<br />
Sual: </strong>Hanefi’nin ikindiyi asr-ı sanide kılması iyi olduğuna göre Maliki’yi taklit eden de kılabilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki’yi taklit edenin de ikindiyi asr-ı sanide kılması iyi olur. Bir mahzuru olmaz. Harac olmadan öğleyi asr-ı evvelde kılamaz.<br />
<strong><br />
Şehvetsiz öpmek<br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden bir kimse, eşini şehvetle veya şehvetsiz öpünce abdesti bozulur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şehvetle öperse bozulur, veda öpüşü denilen öpüşle öperse bozulmaz. Genelde insan kendi eşine karşı fazla şehvet duymaz, yani öpmekle hemen şehvetlenmez. Ama şehvetlenmiş ise abdesti bozulur. Hanefi’de şehvetlense de bozmaz.<br />
<strong><br />
Kanlı çamaşırla namaz<br />
Sual: </strong>Maliki&#8217;yi taklit eden, basurundan kan aktığı için çamaşırında fazla kan bulaşmış iken namaz kılsa, caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet. Çünkü temizlemek zordur.<br />
<strong><br />
Namazda çıbanın patlaması<br />
Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit ediyorum. Namaz kılarken çıbanım patladı. Namazda iken bunu hissettim. Namazdan sonra baktım ki kan ve irin el ayasından daha çok yere yayılmış. Abdestim bozuldu mu, namazım sahih oldu mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdest bozulmadığı gibi, namaz da sahih olmuştur. Namazdan önce olsaydı, yine abdestinizi bozmazdı ancak imkan ve vâkit varsa çamaşırı değiştirmek gerekirdi, çünkü kendi mezhebimizden çıkmış değiliz. Buna da imkan yoksa, o hâliyle kılmakta mahzur yoktur.</p>
<p><strong>Eli hilallemek<br />
Sual:</strong> Maliki&#8217;de abdestte veya gusülde el parmaklarının arasını hilallemek de farzdır. Bu farz sadece parmaklarımızı açıp kapatmakla yerine gelir mi? Çünkü kendiliğinden iki parmak birbirine dokunuyor.<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet açıp kapatmakla yerine gelir. Ayrıca hilallemek gerekmez.</p>
<p><strong>Örülü saçları açmak<br />
Sual:</strong> Maliki’yi taklit eden kadın, abdestte ve gusülde, örülü saçını çözmesi gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki’de, kadının, abdestte örülü saçını açması gerekmez. Örgünün üstünden hepsini mesh eder. Gusülde de saçların dibine, yani başındaki deriye su ulaşabiliyorsa, örgüyü çözmek yine gerekmez. Hanefi’de de böyledir. Yani kadınlar, örülü saçın diplerini ıslatınca, örgüyü yıkamak lazım değildir. Saç dipleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lazım olur. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Maliki’de guslederken saçları hilallemek de gerekir.</p>
<p><strong>Hamilelikte gelen kan<br />
Sual:</strong> Maliki&#8217;yi taklit eden gebe kadından gelen kan hayz mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet hayzdır. Maliki&#8217;de, gebeliğin ilk iki ayında hayzın azami müddeti 15 gündür. İki ayından altı ayına kadar 20, altı aydan doğuma kadar 30 gündür.<br />
<strong><br />
Çeşitli sualler:</p>
<p>Sual:</strong> Tam İlmihalde, (Maliki’de abdeste başlarken niyet şarttır) deniyor. Gusül bahsinde ise, Abdeste başlarken veya yüzü yıkarken niyet farzdır) deniyor. İslam Ahlakı kitabında ise, (Elleri yıkarken farzdır) deniyor. Ne zaman niyet etmek gerekiyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdest başlarken niyet etmek demek, <strong>yüzün yıkanması bitene kadar niyet edilir </strong>demektir. Yani niyet; elleri yıkarken de olur, ağzı, burnu veya yüzü yıkarken de olur. Yüz yıkandıktan sonra olmaz. Eğer unutulur da abdestten sonra, ne kadar zaman geçerse geçsin hatırlanırsa, hemen bu abdesti Maliki&#8217;ye göre aldım demekle abdest sahih olur. Yani böyle niyet unutulan namazı da kaza etmek gerekmez.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit eden biri yellense, abdesti bozulmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yellenmek Maliki mezhebinde de abdesti bozar. Ancak, yel kaçıran, yani yelini tutamayan özürlü olduğu için onun abdestini bozmaz. Yoksa yellenmek her zaman abdesti bozar.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden, yanlışlıkla kollarını yıkamadan önce başını mesh ediyor, sonra abdestin devamında hatırlayınca, kollarını yıkasa abdesti sahih mi?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Sahihtir. Çünkü Maliki’de sıra ile yıkamak şart değildir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Hanefi’de, gusül ve namaz abdestinde bir yerin yıkanması unutulursa sonradan yıkanabiliyor. Maliki’de peş peşe yıkamak farz olduğuna göre aynı durum Maliki’de de geçerli midir?<br />
<strong>CEVAP </strong><br />
Hatırlayınca geciktirmeden yıkanırsa Maliki’de de sahih olur.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit edenin tükürükten fazla olan kanı abdestini bozar mı?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Ağızdaki bir yara veya hastalıktan dolayı kan ne kadar çok çıkarsa çıksın Maliki’yi taklit edenin abdestini bozmaz.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit ediyorum, Hanefi’de bir şey abdestimi bozmazken, Maliki’de bozsa ne olacak veya Hanefi’de bozup, Maliki’de bozmuyorsa nasıl hareket edeceğiz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kendi mezhebinde bozan şey abdesti bozar. Taklit ettiği mezhepte de bozan şey yine abdesti bozar. Taklit ettiğimiz mezhebin sadece farzlarına uyup, müfsitlerinden kaçacağız. Kendi mezhebimizin ise, tamamına uyacağız. Semavi özürler, elde olmayan durumlar ayrı.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki’yi gusülde taklit ederken, niye, abdest ve namazda da taklit ediyoruz?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Üçü birbirine bağlı ibadettir. Yani gusül, abdest ve namaz birlikte sahih olur. Biri olmazsa ötekiler de olmaz. Gusülsüz veya abdestsiz namaz olmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki’de, guslederken saçı hilallemek, parmakları tarak gibi geçirmek mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’de çok sık sakalın altındaki deriyi yıkamak farz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sadece sakalı yıkamak farzdır.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Hanefi’ye uygun kaplama mesh, Maliki’ye de uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’de, kadın da, erkek gibi mi kaplama mesh yapar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden kadının kaplama meshte, sarkan saçlarını mesh etmesi gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit eden bir bayanım. Saçlarım uzun, nasıl mesh edeceğim?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İki elinizi başınızın yanlarından aşağı doğru çekerken başı geçince saçlarınızı kavrayıp aşağı doğru çekerseniz mesh tamam olur. İsterse saçlarınız ayaklarınıza kadar uzun olsun fark etmez. Elin değmesi önemli, su ile ıslanması değil, ıslak el ile değmek yeterli.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit ediyorum. Abdestsiz iken bir yerimiz kesilse ve daha sonra abdest aldığımızda kesilen yerden çıkan kan ve sarı su abdesti bozar mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bozulmuş olmaz.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Namaz abdesti aldıktan sonra ıslak ayakla halıya bassak, daha sonra aynı yere çorapla bassak, çorap ıslansa, çoraptaki bu ıslaklık necaset olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hanefi’de de, Maliki’de de necis olmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki’yi taklit ediyorum, bebeğimin altını değiştirirken, bebeğin avret yerlerine dokununca, abdestim bozulur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki’de bozulmaz. Şafii’de bozulur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki’de kadınlarla tokalaşınca abdestim bozuluyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şehvet duyulmazsa bozulmaz, şehvetlenir iseniz bozulur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Basurum var. Kanama oluyor, çamaşırım kirleniyor. Abdestli durmamın bir kolayı yok mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kolayı var. Maliki mezhebini bu konuda taklit ederseniz, basurdan akan kan, abdesti bozmadığı gibi, necis de sayılmaz. Yani namaz içinde kan gelse, hem abdestiniz bozulmaz, hem de çamaşırı kirleten kan, necis sayılmadığı için o hâliyle kılabilirsiniz.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit ederken sırf gusül ile ilgili farzları yerine getirsem yeterli olmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Olmaz. Çünkü gusül abdest ve namaz üçü birbirine bağlı ibadetlerdir. Abdest olmazsa namaz olmaz, namaz yoksa zaten gusül ve abdest olsa da faydasızdır. Onun için üçünün de Maliki’ye uygun olması lazımdır.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Bir özürden dolayı Maliki’yi taklit ediyorum. Basur, yara, mantar gibi rahatsızlıklarım da var. Üstüm başım kan ve irinli iken namaz kılmamda mahzur var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Temizleme imkanı varken, namaza mani necaset miktarı varsa, namaz sahih olmaz. Çünkü Hanefi mezhebinden çıkmış değiliz. Eğer kirlenen elbisemizi değiştirme imkanı yoksa, o zaman Maliki’ye göre kılmak caiz olur.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Basurdan dolayı Maliki’yi taklit ediyorum. Bu arada, idrar tutamamak, yaradan irin akması, burun kanaması, elde olmadan yel kaçırmak gibi başka özürler de çıksa, her yeni özür için Maliki’yi ayrı ayrı taklit etmem gerekiyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Her özür için ayrı niyet gerekmez. Özürlerin hepsini hatırlayıp, (Bunlar Maliki’de abdesti bozmaz) diye düşünerek hepsi için bir niyet yeter. Niyeti unutursa, sonradan yani ne zaman hatırlarsa o zaman niyet etse de olur.<br />
<strong><br />
Sual</strong>: Bir akıntıdan dolayı Maliki’yi taklit ediyorum. Maliki’de ağzın içini yıkamak farz değil diye, gusülde ağız içi yıkanmasa mahzuru olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet gusül sahih olmaz. Çünkü Hanefi’den çıkmadığımız için ağız içini yıkamak gerekir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Şafii mezhebinde olan bir arkadaş basur rahatsızlığı yüzünden Maliki’yi taklit etmek istiyor. Nasıl yapması lazım?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Aynen Hanefilerin yaptığı gibi taklit eder.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Şafi mezhebinde sabah namazında Kunut duası okunur. Maliki mezhebini taklit eden Şafii de okuyacak mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbette okuyacak, çünkü kendi mezhebinden çıkmış olmuyor ki.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Bazen imamlık yapıyorum. Diş dolgusundan ve hastalıktan dolayı Maliki&#8217;yi taklit ediyorum. Cemaatte her mezhepten insan varken de, bunlara imam olmam caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Herhangi bir akıntı, mesela kadınların akıntısı, Maliki’yi taklit edenin abdestini bozar mı? Peddeki akıntı bulaşığı ile namaz kılmak caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Akıntı Maliki’yi taklit edenin abdestini bozmaz. Ped kirlense de namaza mani olmaz. Ama namaza dururken çıkarıp temizini koymak daha iyi olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit ediyoruz. Maliki’deki farzlara uymamız gerekir. Namazda selam vermek Maliki’de farzdır. Secde-i sehv yaparken selam verince namaz bitmiyor mu? Yani selam vermeden mi secde-i sehv yapmamız gerekiyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Selam verirken namazdan çıkmaya niyet edilir. Secde-i sehv yaparken namazdan çıkmaya niyet edilmiş olmaz. Onun için secde-i sehv yaparken bir tarafa da, hatta iki tarafa da selam verilse mahzuru olmaz.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Şafii, pazarda abdest bozulmasın diye, Hanefi’yi taklit edip kadına dokunmuşsa, namaz kılarken Hanefi’nin şartlarına uyar mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbet uyması gerekir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Annem dolgusu sebebiyle Maliki’yi taklit ediyor. Ancak abdestte niyet ettiği halde, namazda Maliki’ye uymayı kalbinden geçirmeyi unutuyormuş. Unutan, daha sonra kalbinden geçirince olur yazıyor. Bu bir namaz için mi, yoksa daha önce kılınan diğer namazlar için de geçerli mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hepsine birden şimdi niyet etse, yani bundan önceki namazlarımı Maliki’ye göre kıldım dese geçerlidir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Maliki mezhebini taklit eden Hanefi, zammı surelerde besmele çeker mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Çekmenin mahzuru olmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Abdestte Maliki’ye göre baştaki saçı hilallemek gerekiyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdestte hilallemek gerekmiyor, sadece mesh gerekiyor.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Maliki’de muvalat için, uzuvları birbiri ardına çabuk çabuk yıkamaya ek olarak bir uzvu da hızlı yıkamak lazım mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Her zamanki gibi normal almalı, hızlı yıkamak şartı yok. Abdest alırken başka işle meşgul olmama şartı var.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Şafii ve Maliki’de el ayasına parmakların araları dahil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dahil değildir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Elektrikli makine ile tıraş olmak, Maliki’de abdesti bozar mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bozmaz.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Muvalatın tarifi nasıldır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Muvalat başka işle uğraşmadan abdestle meşgul olmak demektir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki mezhebini taklit eden bir kadın, kulağındaki küpeleri çıkarmadan, oynatarak aldığı normal ve gusül abdesti caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbette. Küpe olmasa da mahzuru olmaz. Kadınlar bunu bilmiyor, yani küpe olmasa da delik kapansa da veya kapanmasa da eli değdirmek yeterlidir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Kadın, akıntısı için, Maliki’yi taklit eder mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Maliki’ye göre guslederken ön avret yerine el dokununca abdest bozuluyor. Abdest bozulunca gusle yeniden mi başlamak gerekiyor?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hanefi’de de Maliki’de de guslederken herhangi bir şekilde abdest bozulunca yeniden başlanmaz. Abdest bozulunca, sadece o gusül abdesti ile namaz kılınmaz. Abdest bozulduğu için namaz kılabilmek için yeniden abdest almak gerekir. Maliki’yi taklit eden, gusle başlarken önce iki edep yerini yıkar. Sonra namaz abdesti alır ve gusleder. O gusül abdesti ile namazını kılar.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Mukim iken, iki namazı cem etmek gerektiği zaman,<strong> </strong>Maliki mezhebini taklit eden kimse, Hanbeli&#8217;ye göre, nasıl niyet eder?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Her iki mezhebe uyduğuna niyet eder. Mesela, öğle ile ikindiyi, öğle vaktinde cem ederken, öğleyi kılarken <strong>(Öğleyi, ikindi ile öğle vaktinde cem etmeye, Hanbeli ve Maliki mezhebine uymaya)</strong> diye niyet edilir.</p>
<p>İkindiyi kılarken de, <strong>(İkindiyi, öğle ile, öğle vaktinde cem etmeye, Hanbeli ve Maliki mezhebine uymaya) </strong>diye niyet edilir.</p>
<p>İkindi vaktinde öğleyi kılarken, <strong>(Öğleyi, ikindi ile ikindi vaktinde cem etmeye, Hanbeli ve Maliki mezhebine uymaya) </strong>diye niyet edilir.</p>
<p>İkindiyi, ikindi vaktinde kılarken de, <strong>(İkindiyi, öğle ile ikindi vaktinde cem etmeye, Hanbeli ve Maliki mezhebine uymaya) </strong>diye niyet edilir.</p>
<p>Akşam ile yatsı cem edilirken de aynı şekilde akşam ve yatsı denilerek aynı şekilde niyet edilir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Maliki’de, erkeğin elinin neresi nereye değerse abdesti bozar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kendi ön edep yerine, elinin içi ile veya parmak uçları ile çıplak olarak dokunan erkeğin abdesti bozulur. Elinin içi denilince parmak araları anlaşılmaz. Avuç içiyle veya parmakların aralarıyla değil, parmakların iç kısmıyla dokununca bozulur. Elin dışı veya parmak aralarıyla dokunmak bozmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Malikiyi taklid eden Hanefi bir kadın, abdestte başını mesh ederken, örgüyü açması ve saçındaki tokayı çıkarması gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki’de başın tamamını mesh etmek gerektiği için tokayı çıkarması gerekir, fakat örgüsünü çözmesi gerekmez.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Diş dolgusu sebebiyle Maliki mezhebini taklit ediyorum, abdestte başın tamamını mesh edince, rahatsızlığımdan dolayı, hastalığım artıyor, ağrıya da sebep oluyor, bunun bir çaresi yok mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dolgu için, Şafii mezhebi taklit edilirse, Maliki’de olduğu gibi, başın tamamını mesh etmek gerekmez. Bir parmakla dokunmak, mesh için yeterlidir; fakat Hanefi&#8217;den çıkılmadığı için, dörtte birini mesh etmelidir.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Maliki’de abdestte niyetin ilk ve son vakti ne zamandır?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Elleri yıkarken, ağza veya burna su verirken veya yüzü yıkarken de niyet edilebilir. Unutulursa, ne zaman hatırlanırsa o zaman niyet edilirse, abdest sahih olur. Gusülde de böyledir, yani gusle başlarken niyet etmeyi unutan, gusülden sonra ne zaman hatırlarsa, bir saat sonra veya bir gün yahut bir ay sonra hatırlasa, hatırladığı zaman niyet ederse niyeti sahih olur.</p>
<p><strong>Maliki’de vitir<br />
Sual:</strong> Maliki mezhebinde, kaza borcu olanın sünnet kılması haramdır. Maliki’de vitir namazı, vacib değil sünnet olduğu için, Maliki’yi taklit eden Hanefi’nin, vitir yerine de kaza kılması gerekmez mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır. Hanefi’de vitir vacibdir. Maliki’yi taklit eden, vitir namazını da vacib niyetiyle kılar. Başka bir mezhebi taklit eden, kendi mezhebinden çıkmış sayılmaz. Kendi mezhebinin her şeyine, taklit ettiği mezhebinse, sadece farzlarına ve müfsidlerine yani ibadeti bozan hususlarına uyar.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Dişimde dolgu olduğu için Maliki mezhebini taklit ediyordum. Şimdi dolgumu çektirdim. Maliki mezhebini taklit etmem gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Gerekmez. Dolgu gitti, taklit de bitti.</p>
<p>Bunun gibi, cünüp olma ihtimali kalmayan ihtiyar bir dul kadın, diş dolgusu yaptırırsa, Maliki mezhebini taklit etmesi gerekmez. Akıl baliğ olmamış çocukların da taklid etmesi gerekmez. Ama alışmaları için taklit etmelerinde mahzur olmaz. Çünkü diş dolgusu olmasa da, her zaman, imkân nispetinde dört mezhebin şartlarına da uymaya çalışmak iyi olur. Kendi mezhebinde mekruh olmayan bir şey, başka mezhepte farz ise, bunu yapmak da müstehab olur.</p>
<p>Malikide abdest alırken, niyet, uzuvlarını ovmak, peş peşe yıkamak, başın tamamını mesh etmek farzdır. Şafiide ise sıra ile yıkamak da farzdır. Hanbeli’de Besmele çekmek de farzdır.</p>
<p>Bunlar uygulanırsa dört mezhebe uygun abdest alınmış olur.</p>
<p><strong>Mezhep taklidinin lüzumu</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Diş dolgusu olan, Maliki mezhebini taklit ederek gusledince, guslü sahih olduğuna göre, bu sahih gusülle abdest alıp namaz kılamaz mı? Niye abdestte ve namazda da taklit etmek gerekiyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Gusül, abdest ve namaz, birbirine bağlıdır. Bunlardan biri yoksa namazı sahih olmaz.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Eğer abdestte Maliki’nin farz ve müfsitlerine uymamışsa, sadece Hanefi’ye uymuşsa, böyle abdestle kılınan namaz, Maliki’ye göre de, Hanefi’ye göre de sahih olmaz. Maliki’ye göre abdesti yok, Hanefi’ye göre de guslü yoktur. Bir mezhebe göre, üçü de sahih olmalıdır.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Din kitaplarımızda da bu husus şöyle bildirilmiştir:<br />
<strong>1– </strong>Bir işi bir mezhebe göre yaparken, bu mezhebin, bu işin sahih olması için koyduğu şartların hepsini yapması gerekir. Bunlardan biri yapılmazsa, bu iş sahih olmaz. <strong>(Hulasat-üt-tahkik)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>2– </strong>Bir işi bir mezhebe göre yaparken, başka bir mezhebi de taklit etmek gerekiyorsa, iki mezhepte de batıl olacak bir şey yapmamak şarttır. Abdestte, Şafii mezhebini taklit ederek, uzuvlarını ovmayan kimse, kadına eli değince, Maliki’ye göre abdest bozulmaz diyerek namaz kılsa, bu namazı batıl olur; çünkü kadına dokunduğu için Şafii’ye göre, uzuvlarını ovmadığı için de Maliki’ye göre abdesti sahih değildir.<strong> (Tahrir)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>3– </strong>Bir iş için, başka mezhep taklit edildiği zaman, o mezhebin bu iş için koyduğu şartların hepsine uymak gerekir. Bu şartlardan biri eksikse, ibadet sahih olmaz; çünkü meşakkat olunca, mezheplerin kolaylıklarını yapmak, zaruret olmadıkça, ancak bütün şartları yerine getirmekle caiz olur. <strong>(Mizan-ül-kübra)<br />
</strong><br />
<strong>Maliki’de teyemmüm<br />
Sual:</strong> Abdest için teyemmüm ederken, ağza ve burna su vermek gerekmediğine göre, Maliki’yi taklit eden, abdest için teyemmüm ederken, Maliki’yi taklit etmesi gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, gerekir. Abdestte de, ağza ve burna su vermek, farz değil sünnettir; fakat abdestin sahih olması gusle bağlıdır. Guslü sahih olmayanın, abdesti de sahih olmaz. Bundan dolayı, gusülde taklit edenin, abdestte de, teyemmümde de, Maliki’yi taklit etmesi gerekir. Zaten Maliki’de, teyemmüm için fazla farklı bir şey de yoktur. Maliki’de sadece, namaz vakti çıkınca teyemmüm bozulur, her namaz vaktinde teyemmüm etmek şarttır. Vakit girmeden yapılan teyemmüm, Maliki’de sahih olmaz.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Maliki’yi taklit ediyorum. Namaz abdesti almadan, avret yerimi yıkayıp Maliki’ye uygun gusletsem, sahih olur mu ve o gusül ile namaz kılabilir miyim?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, namaz kılabilirsiniz. Önce avret yerini yıkamak gusle de, namaz abdestine de mani değildir. Avret yeri yıkandıktan sonra vücut yıkandığı için, o gusül ile namaz kılınır. Maliki taklit edildiğine göre, vücut delk edilerek zaten yıkanıyor. Namaz abdestinde de zaten öyle yıkanıyor. Farklı bir şey yok. Sünnete uygun abdest alınmamış ise de, o gusül ile namaz kılınır.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Maliki’de, yüzümüzdeki favoriler, saçtan kabul edildiği için mesh etmek gerekiyor. Hanefi’de ise yüzden kabul edildiği için yıkanıyor. Yıkamak mesh yerine geçer mi? Maliki’de tertip farz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, yıkamak mesh yerine geçer. Yıkanınca artık mesh gerekmez. Maliki’de tertip yani sıra ile yıkamak farz değildir. Şafii mezhebinde farzdır.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Maliki’de karşı cinse şehvetle dokununca abdest bozulur deniyor. Şehvetsiz dokunur da şehvet hâsıl olursa, yine abdest bozulmuş mu olur? Bir taraf şehvetlense, öteki taraf şehvetlenmese, ikisinin de mi abdesti bozulur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Lezzet kastıyla dokunur da, lezzet hâsıl olmasa, yine abdesti bozulur. Lezzet kastetmeden dokunur da, lezzet hâsıl olursa yine abdest bozulmuş olur. Karşı tarafın niyetini ve durumunu bilemeyiz. Bizi, bizim abdestimiz ilgilendirir. Şehvetle tutmuşsak veya şehvetsiz tutup da şehvetlenmişsek abdestimiz bozulur.</p>
<p><strong>Semavi özürlünün abdesti<br />
Sual:</strong> Basur, çıban, yara veya herhangi bir akıntısı olanın abdesti, Maliki’de, vakit çıkınca mı bozulur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, vakit çıkmakla veya yeni bir vakit girmekle abdest bozulmuş olmaz. Abdesti bozan başka bir şey olmazsa, sabah aldığı abdestle, yatsıyı da kılabilir.</p>
<p><strong>Namazı kaçırmamak için<br />
Sual: </strong>Maliki’yi taklit edenin, abdestliyken elini bıçak kesse, abdesti bozulmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Vakit darsa, namaz vaktini kaçırmamak için o abdestle namaz kılması caiz olur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş dolgusuyla ilgili çeşitli sorular</title>
		<link>https://islamdini.de/dis-dolgusuyla-ilgili-cesitli-sorular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[dolgu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=855</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Diş dolgusu olan Maliki mezhebini nasıl taklit eder? CEVAP Maliki’nin bu husustaki farzlarına uyar, müfsitlerinden yani o ibadeti bozan durumlardan kaçar. Sadece gusülde değil, gusülle yaptığı işlerde de bu şartlara uyması lazımdır. Yani hem namazda, hem de abdeste Maliki’nin şartlarına uyup müfsitlerinden kaçması gerekir. Aksi takdirde telfik yapmış, yani…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dis-dolgusuyla-ilgili-cesitli-sorular/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Diş dolgusu olan Maliki mezhebini nasıl taklit eder?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Maliki’nin bu husustaki farzlarına uyar, müfsitlerinden yani o ibadeti bozan durumlardan kaçar. Sadece gusülde değil, gusülle yaptığı işlerde de bu şartlara uyması lazımdır. Yani hem namazda, hem de abdeste Maliki’nin şartlarına uyup müfsitlerinden kaçması gerekir. Aksi takdirde telfik yapmış, yani mezheplerin kolaylıklarını almış olur ki, telfik haramdır.</p>
<p><strong>Cünüpken dolgu yaptırmak<br />
Sual:</strong> Cünüpken veya âdetliyken diş dolgusu yaptırmakla, abdestli olarak diş dolgusu veya kaplama yaptırmak arasında fark var mıdır?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Hayır, ikisi arasında gusül yönüyle fark yoktur. Hanefi’de, gusülde ağzın içini yıkamak farz olduğu için, gusül sahih olmaz. Maliki Mezhebinde ağzın içini yıkamak farz olmadığı için, diş dolgusu olan, Maliki mezhebini taklit ederse guslü sahih olur.<br />
<span id="more-855"></span><br />
<strong>Dolgu ve harac<br />
Sual:</strong> S. Ebediyye’de, <strong>(Bedenin, ıslatılmasında harac olmayan yerlerini yıkamak farzdır. Harac, yani meşakkat, zorluk bulunduğu zaman haraca sebep olan şey zaruri varsa, buraları yıkamak sakıt olur) </strong>deniyor. Bu ifadelere göre, dolgulu dişi sökmek harac olmaz mı? Bir de, ikisi de örgü olduğu halde, kadının, gusülde örgülü saçını çözmesi harac oluyor da, erkeğin örgülü saçını çözmesi niye harac olmuyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dolgu dişi çıkarmak elbette haracdır, hem de çok kuvvetli zorluktur. Ancak, başka mezhepte bunun çıkış yolu olduğu için, o mezhebi taklit edince mesele kalmıyor.</p>
<p>Farzı yapmakta haraca sebep olan, yani yapmaya mani olan zaruret, ya zorla olur. Kadınların saçlarını uzatması böyledir; çünkü İslamiyet, saçlarını kesmelerini yasak etmiştir. Yahut hasta bir uzvu sıhhate kavuşturmak ve tehlikeden korumak için olur. Yahut da, başka şey yapmaya imkân olmadığı için olur. Harac bulunduğu zaman, başka mezhebi taklit mümkün olmazsa, zaruret aranır. Kadınların örgülü saçlarını çözmelerinde harac vardır. Bu haracdan kurtulmak için, başka mezhebi taklit etmeye de imkân olmadığı ve saçlarını uzatmalarında zaruret olduğu için, saçlarının örgülerini açmaları affolunmuştur.</p>
<p>Kadınların örgülü saçlarını açmamaları, erkeklerin örgüsünü açması gibi değildir; çünkü birincisinde zaruret ve harac birlikte vardır. Erkek örgüsünü çözmede harac varsa da, zaruret yoktur. Zaruret olmayınca da, erkeklerin örgülerini çözmeleri gerekir.<br />
<strong><br />
İlk gusülde<br />
Sual: </strong>Dolgu yaptıran, ilk gusülde mi mezhep taklidine başlar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Dolgu yaptıran<br />
Sual: </strong>Hanefi mezhebinde olan bir kişinin, dolgu yaptırmasının hemen ardından, (Maliki mezhebini taklit ederek) gusül abdesti almasına gerek var mıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Cünüp olana kadar lüzum yoktur. Ancak hemen taklit etmesinde de mahzur olmaz.</p>
<p><strong>Cünüp olmayan<br />
Sual: </strong>Diş dolgusu olan yaşlı dul kadın ve hadım olan kimselerin mezhep taklidi gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Cünüp olmadıkları için taklide ihtiyaç yoktur.<br />
<strong><br />
Maliki’yi taklit<br />
Sual: </strong>Dolgu sebebiyle Şafii’yi taklit ederken, daha kolay diye, Şafii’yi bırakıp, Maliki’yi taklit uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, uygundur.</p>
<p><strong>Vidalanan hazır dişler<br />
Sual:</strong> Şimdi hazır dişler, damağa vidalanmaktadır. Bunlar da diş dolgusu hükmüne mi girer?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Çıkarıp altını yıkamak imkânı olmadığı için diş dolgusu hükmüne girer.</p>
<p><strong>Damağa protez yapıştırmak<br />
Sual: </strong>Toz, krem, jel gibi yapıştırıcı olarak kullanılan maddeler, tükürük kıvamını koyulaştırıp, yapışkan hale getirerek protezin damaktan çabuk düşmemesini, biraz daha uzun dayanmasını sağlıyor. Abdestte ve gusülde bu protezi çıkarmak gerekiyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Protezi her abdestte çıkarıp, sonra jel gibi bir şeyle yapıştırmaya kalkmak, bir meşakkat sayılır. Bu bakımdan abdestte, protezi çıkarmak gerekmez. Gusüldeyse, ağzı yıkamak farzdır. Ayrıca gusül, abdest gibi sık sık tekerrür etmez. Gusülde, çıkarıp altını yıkamak gerekir.</p>
<p><strong>Diş doldurunca<br />
Sual: </strong>Dolgu yaptırdıktan sonra, gusül gerekene kadar Maliki’yi taklit etmek yine gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Cünüp olana kadar taklit etmek gerekmez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyh-ül-İslam Musa Kazım</title>
		<link>https://islamdini.de/seyh-ul-islam-musa-kazim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:22:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh-ül-İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=853</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Diş dolgusuna fetva veren Şeyh-ül-İslam Musa Kazım kimdir? CEVAP Sultan ikinci Abdülhamid hanın tahttan indirilmesiyle din işlerine de fesat karıştı. İttihat ve terakki fırkasına kayıtlı olan cahiller, hatta masonlar, din işlerinde yüksek mevkilere getirildi. İlk iş olarak, sultan Abdülhamid hanın son Şeyh-ül-İslamı Muhammed Ziyaüddin efendi, vazifesinden alındı. Bu yüksek…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/seyh-ul-islam-musa-kazim/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Diş dolgusuna fetva veren Şeyh-ül-İslam Musa Kazım kimdir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sultan ikinci Abdülhamid hanın tahttan indirilmesiyle din işlerine de fesat karıştı. <strong>İttihat ve terakki</strong> fırkasına kayıtlı olan cahiller, hatta masonlar, din işlerinde yüksek mevkilere getirildi. İlk iş olarak, sultan Abdülhamid hanın son Şeyh-ül-İslamı Muhammed Ziyaüddin efendi, vazifesinden alındı. Bu yüksek makama 1910’da <strong>Musa Kazım</strong> efendi getirildi. Bu zat, koyu ittihatçı ve mason idi. Bunun gibi, İslamiyet&#8217;e uymayan hareketlerinden ve sapık yazılarından dolayı ikinci Abdülhamid han tarafından Irak’a ve Fizan&#8217;a sürülmüş olan bölücü kimseler, İstanbul’a getirilip, kendilerine din işlerinde vazifeler verildi. Bu cahil ve partizan kimseler, bozuk, sapık din kitaplarının yazılmasına, yayılmasına, önayak oldular. Abdülhamid han zamanında yazılan din kitapları, bir ilim heyeti tarafından tetkik edilirdi. Tasdik edilip, izin verilenler bastırıldı. Böylece, o tarihlerde basılan din kitaplarına güvenilir. 1909’dan sonra din kitapları yetkili âlimler tarafından kontrol edilmez oldu. Bu kitaplardan, ancak vesikalar vererek, yazılanlara güvenilir. Ne oldukları belirsiz kimselerin ve bid’at fırkalarına satılmış olan mezhepsiz din adamlarının yazdıkları bozuk kitapları okuyan Müslüman yavruları, temiz gençler, dini yanlış öğrendiler. Böyle cahil yetiştirilen Müslümanlardan bazıları, siyaset cambazlarının tuzaklarına düştüler. Kendi partilerinden olmayanlara kâfir diyecek kadar taşkınlık yapanları oldu. Müslümanlar arasındaki bu fitne, İslam düşmanlarının işlerine yaradı. İngilizlerin <strong>(İslamiyet&#8217;i yok etmek)</strong> planlarının gerçekleşmesini kolaylaştırdı. İşte bunun için, Allahü teâlâ, Müslümanların bölünmelerini yasak etti, kardeş olduklarını bildirip, birbirlerini sevmelerini, vatan düşmanlarına karşı birleşerek kuvvetli olmalarını emretti. <strong>(Eshab-ı Kiram </strong>kitabı<strong>)</strong><br />
<span id="more-853"></span><br />
Yahudiler, <strong>İttihat ve terakki</strong> fırkasıyla işbirliği yaptı. Bütün şer güçler, sultana karşı birleşti. 1909 da tahttan indirilip, bütün Müslümanlar öksüz bırakıldı. İttihat ve terakkinin başında bulunanlar, din düşmanlarını ve masonları devletin en yüksek mevkilerine getirdiler. Hatta Şeyh-ül-İslam yaptıkları <strong>Hasan Hayrullah </strong>ve<strong> Musa Kazım </strong>mason idi. Ülkeyi kana buladılar. Bu İngiliz uşaklarının sebep oldukları, Balkan, Çanakkale, Rus ve Filistin cephelerinde, haince hazırlanmış İngiliz planlarıyla, Abdülhamid hanın yetiştirdiği, dünyanın birinci kara ordusu yok edildi. Yüz binlerce vatan evladı şehit edildi. İngilizlerin hileleriyle, devletin başına geçen masonlar, vatanın savunmaya muhtaç olduğu bir zamanda, milleti sahipsiz bırakıp kaçtılar. Hainliklerini böylece de ispat ettiler.<strong> (İngiliz Casusu </strong>kitabı<strong>)</strong></p>
<p>(Diş doldurtmaya Musa Kazım efendi de fetva vermiş) sözü, vesika olamaz. Fetvanın fıkıh kitaplarından alınmış olması ve alınmış olduğu kitaptaki mehaz olan yazının fetva altında bildirilmesi lazımdır. Musa Kazım efendi, böyle yapmamış, kendi mantığı ve düşüncesiyle birçok yanlış fetvalar vermiştir. Meşrutiyetin ilanından sonra, ittihatçıların iş başına getirdikleri cahil, hatta mason din adamları böyle bozuk fetvalar vermekten çekinmediler. Müslümanın uyanık olması, masonların ve mezhepsizlerin, münafıkların ve bid’at sahiplerinin, bölücülerin güler yüzlerine ve tatlı sözlerine aldanmaması, onların yazılarına değil, <strong>(Ehl-i sünnet)</strong> âlimlerinin kitaplarına uyması ve bu kitaplara uyan hakiki din adamlarına tâbi olması lazımdır.<strong> (İslam Ahlakı</strong> kitabı<strong>)</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dört mezhep sözde mi hak?</title>
		<link>https://islamdini.de/dort-mezhep-sozde-mi-hak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:20:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=851</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bazıları mezhep taklidine akıl erdiremiyor. Bir gün bunlardan birisine dedim ki, 4 mezhep hak mı? “Elbette hak” dedi. Peki, sözde mi hak dedim. “Hayır, gerçekte hak” dedi. Peki dedim, madem gerçekte hak, o zaman Hanefi’deki bir sıkıntı için, hak olan Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmekten niye çekiniyorsun? “Bir…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dort-mezhep-sozde-mi-hak/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bazıları mezhep taklidine akıl erdiremiyor. Bir gün bunlardan birisine dedim ki, 4 mezhep hak mı? “Elbette hak” dedi. Peki, sözde mi hak dedim. “Hayır, gerçekte hak” dedi. Peki dedim, madem gerçekte hak, o zaman Hanefi’deki bir sıkıntı için, hak olan Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmekten niye çekiniyorsun? “Bir hoca lüzum yok demişti de&#8230; Ben de ona inandım” dedi. Ben de, öyle hocaya değil, kitaplara inanmak lazım, bir mezhepte bir çıkış yolu yoksa veya sıkıntılıysa başka bir mezhep taklit edilir dedim. Doğru demiş miyim?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, doğru. İlmi ve insafı olanlar için sözleriniz yeter. Her hocanın sözüne bakılmaz. Bazıları tesettürü inkâr ediyor, bazıları müziğe helal diyor, horozdan kurban edilir diyor, bazıları namaz üç vakit diyor, bazıları dinin sahibine yani âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimize hâşâ, (Postacıydı, vazifesi bitti, YALNIZ KUR’AN) diyor, bunları çoğaltmak mümkün. Din yeni gelmedi. Eksik de gelmedi. Onun bunun sözüne değil, dindeki 4 delile yani edille-i şeriyyeye bakmak lazım.<br />
<strong><span id="more-851"></span><br />
Hiç zararı olmaz<br />
Sual:</strong> Günümüzdeki Müslümanlar olarak fıkıh bilgimiz yok gibi, yani çok az. Diş dolgusu veya kaplaması olanların, Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmeleri gerektiğini delilleriyle yazıyorsunuz. Başkaları da kendilerine göre delil gösteriyorlar. Siz bunların da yanlış olduğunu ispat ediyorsunuz. Ancak bizim gibi fıkıh bilgisi olmayanlar, bu delillerden fazla bir şey anlamıyoruz. Bizim için mantıki bir izah yapar mısınız?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dini hükümlerde dindeki 4 delile bakılır. Sizin için şu kadarını söyleyelim: Dört mezhebimiz haktır. Kendi mezhebimizde yapmamızda sıkıntı olan bir işi, bunlardan birisine uyarak yapabiliriz. Dünyalık işlerimizde ihtiyata riayet etmemek ahmaklık olduğu gibi, ibadetlerde de ihtiyata riayet etmemek ahmaklık olur.</p>
<p>Hanefi mezhebinde ağzın içini gusülde yıkamak farzdır. İğne ucu kadar kuru yer kalsa gusül sahih olmaz. Bunun için diş dolgusu olanların, gusülde ağzın içini yıkamak farz değil diyen Maliki veya Şafii mezhebine uymaları gerekir. Bizim naklettiğimiz yanlış bile olsa, bunun hiçbir zararı olmaz, üstelik hak olan başka bir mezhebin şartlarına da uyduğumuz için sevap kazanırız. Zaten her Müslüman, kendi mezhebinin şartlarına uyar, diğer mezhebin şartlarını da gözetmeye çalışırsa, müstehap olur. Eğer Hanefi mezhebinden naklettiğimiz husus doğruysa, inanmayanlar bir ömür boyu cünüp gezer, namazı da sahih olmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham dinde senet değildir</title>
		<link>https://islamdini.de/ilham-dinde-senet-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[ilham]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=849</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Evliyadan Şafii bir zat, (Dişleri kaplama lehinde, âlimler fetva vermeye cesaret edemiyor. Hâlbuki bu diş meselesi umum-i belva halini almış, her tarafa yayılmış ki, kaldırılması kabil değil. Ümmeti bu büyük beladan kurtarmak çaresini düşündüm; birden kalbime bu ilham geldi. Haddim ve hakkım değil ki, ehl-i ictihadın vazifesine karışayım. Ama,…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/ilham-dinde-senet-degildir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Evliyadan Şafii bir zat, (Dişleri kaplama lehinde, âlimler fetva vermeye cesaret edemiyor. Hâlbuki bu diş meselesi umum-i belva halini almış, her tarafa yayılmış ki, kaldırılması kabil değil. Ümmeti bu büyük beladan kurtarmak çaresini düşündüm; birden kalbime bu ilham geldi. Haddim ve hakkım değil ki, ehl-i ictihadın vazifesine karışayım. Ama, bu umumi belva zaruretine karşı, fetvalara taraftar olmadığım halde diyorum ki: Eğer Müslüman bir diş hekimi kaplamaya ihtiyaç var derse, kaplama gusle mani değildir) diyor. Bu Şafii evliyanın ilhamı senet olmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, hiçbir evliyanın ilhamı senet değildir. Evliya ilhamından sorumlu da olmaz. Hallac-ı Mansur hazretleri <strong>enel hak</strong> demiş, İbni Arabi ve Bayezid-i Bistami hazretleri gibi büyük zatların da hatalı ilhamları olmuştur. İlhamların doğruluğu, İslamiyet bilgilerine uygun olmalarından anlaşılır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:</p>
<p>Edille-i şer’iyyeye yani dindeki dört delile uymaya emrolunduk; ama Evliyanın ilhamlarına uymaya emrolunmadık. İlham, yalnız sahibi için delildir, başkaları için senet değildir. <strong>(1/ 272)<br />
</strong><span id="more-849"></span><br />
Evliyanın ilhamında yanılması, müctehidin ictihadda yanılması gibidir; kusur sayılmaz. Bundan dolayı, Evliyaya dil uzatılmaz. Ancak<strong> </strong>Evliyanın yanlış ilhamlarına uymak caiz değildir. Müctehidlerin hata ihtimali olan sözlerine uymaksa, vacibdir. <strong>(1/31)<br />
</strong><br />
Tasavvuf büyüklerinden birkaçı, kendilerini hâl kaplayınca, doğru yolun âlimlerinin bildirdiklerine uymayan bilgiler, marifetler söylemişlerse de, keşf yoluyla, ilhamla söyledikleri için suçlu sayılmaz. Bunlar ictihadında yanılan müctehidler gibidir; hatta bunların yanılmalarına da bir sevap verilir. Böyle farklı bilgilerde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri ancak doğrudur; çünkü bu bilgiler, vahiyle bildirilmiştir. Tasavvuf büyüklerinin marifetleriyse, ilhamladır. İlhamda kıl ucu kadar uygunsuzluk varsa, yanlış demektir. <strong>(1/112)</p>
<p>Umumi belva için çare<br />
</strong>Şimdi yukarıda bildirilen ilham hakkında ihtimalleri sıralayalım:</p>
<p><strong>1- </strong>Şafii’de gusülde ağzın içini yıkamak farz olmadığı için, Şafii olan veli böyle söylemiş olabilir.<br />
<strong><br />
2-</strong> Ulemanın diş dolgusuna fetva vermekten çekindiği bildiriliyor. Elbette çekinirler. Müslümanları cünüp gezdirmeye hangi âlim cüret edebilir ki? Musa Kazım gibi ittihatçıların mason şeyh-ül-islamları buna fetva verdiyse de salih âlimler, buna cesaret edemedi.<br />
<strong><br />
3-</strong> Evet diş meselesi <strong>umumi belva</strong> halini almıştır. Mesela açık gezmek, içki, kumar, çalgı da umumi belva halindedir. Şimdi bir evliya, (Milleti bu büyük günahlardan kurtarmak için kalbime şöyle bir ilham geldi) dese ve bu haramlara izin verse, ilhamı senet olur mu? Nitekim aynı mantıkla kızların başlarını açmaya ve gözle namaz kılmaya ruhsat verenler çıkmıştır.<br />
<strong><br />
4-</strong> (Müslüman bir diş hekimi, “kaplama ihtiyaçtır” derse, kaplama gusle mani olmaz) deniyor. Diş hekiminin sözü dinde senet midir? Senetse, başka bir diş tabibi de, zaruret değil dese, onunla da amel edilir mi? Bu işi diş tabibi mi çözer, yoksa ulema mı?<br />
<strong><br />
5-</strong> (Haddim ve hakkım değil ki…) ifadesine rağmen aksine hareket edilmesinin hikmetini bilemeyiz. Bilmemiz de gerekmez; çünkü sonuçta bu bir ilhamdır. İlhamsa, senet olmaz.</p>
<p><strong>6- Çare:</strong> Dolgu ve kaplaması olanların, Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmeleri yeterlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fetva olsa, kim itiraz eder ki?</title>
		<link>https://islamdini.de/fetva-olsa-kim-itiraz-eder-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:19:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=847</guid>

					<description><![CDATA[Sual: (Diş dolgusu ve diş kaplatmasının caiz olduğuna dair İmam-ı a’zam ve İmameyn’in [imam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed’in] fetvaları var) deniyor. Böyle bir fetva var mı? CEVAP Asla yoktur. İmam-ı a’zam hazretleri zamanında dolgu ve kaplama yoktu. Birisi kalkıp (İmam-ı a’zam bilgisayarla yazı yazardı) dese buna ne denir? Eğer…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/fetva-olsa-kim-itiraz-eder-ki/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> <strong>(Diş dolgusu ve diş kaplatmasının caiz olduğuna dair İmam-ı a’zam ve İmameyn’in </strong>[imam-ı Ebu Yusuf ve imam-ı Muhammed’in]<strong> fetvaları var)</strong> deniyor. Böyle bir fetva var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Asla yoktur.<strong> </strong>İmam-ı a’zam hazretleri zamanında dolgu ve kaplama yoktu. Birisi kalkıp <strong>(İmam-ı a’zam bilgisayarla yazı yazardı) </strong>dese buna ne denir? Eğer deli değilse, yalancı denir; çünkü İmam-ı a’zam hazretleri miladi 767 yılında vefat etti. Yani vefat edeli 1200 yılı geçmiştir. 1237 yıl olmuştur. O zaman ne kaplama, ne de dolgu ne de bilgisayar vardı. Dolgu ve kaplama 1850 yılında meydana çıkmıştır. Şimdi, İmam-ı a’zam dolgu ve kaplamaya fetva verdi demek cehaletten başka şey değildir.</p>
<p>İmameyn altın telle, İmam-ı a’zam da gümüş telle bağlamaya izin veriyor. Bu konu gusül bahsinde değil, altın gümüş kullanma bahsindedir. Bu imamların altın veya gümüşe izin vermesi madenlerin kullanılması için fetvadır. Gusülle hiçbir ilgisi yoktur.<br />
<span id="more-847"></span><br />
Gümüş yüzük için de imamların fetvası vardır. Gümüş yüzük takmak erkeklere caiz buyuruluyor; ama gümüş yüzük sıkıysa, altına su geçmiyorsa, gusül sahih olmaz. Gümüş yüzüğe caiz dendi diye, dar olan gümüş yüzüğün altını yıkamamak mı gerekir?<br />
<strong><br />
İlim ahlakına uymalı<br />
Sual:</strong> <strong>Hindiyye</strong>’deki: (Dişinde kovuk bulunup içerisinde, ya da dişlerinin arasında yemek kalırsa veya burnunda ıslak kir bulunursa, esah görüşe göre guslü olur. İhtiyatlı olan, kovuktaki yemeği çıkarıp suyu oraya ulaştırmasıdır) ifadesine dayanarak, diş kaplatmanın gusle mani olmadığını söylüyorlar. Doğru mudur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yanlıştır. İfadeyi kasten eksik almışlar. <strong>Hindiyye</strong>’deki, (Burnundaki kuru kir, gusle manidir) ifadesini almamışlar. Kovuktaki yemeğin altına su sızacağı için gusle mani değildir; fakat hamurlaşmış yemek parçasının altına su geçmezse gusül sahih olmaz. Mülteka tercümesine de, diş dolgusu gusle mani değil diye uydurma bir ilave yapılmış. Bunların maksatları nedir ki?<br />
<strong><br />
Mülteka Tercümesi<br />
Sual: : (İzahlı Mülteka Tercümesi)</strong> isimli kitapta,<strong> (Diş dolgusunu çıkarmak mümkün olmayınca, dolgunun üstünden geçen suyla iktifa edilirse, gusül sahih olur)</strong> deniyor. Bu delil gösteriliyor. Mülteka muteber değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Mülteka kitabı elbette muteberdir; ama bu kitapta böyle bir ifadenin olduğunu söylemek sahtekârlıktır.<strong> İzahlı</strong> yerine, <strong>ilaveli</strong> dense, daha isabetli olurdu. Mülteka kitabı yazıldığı zaman, dolgu diye bir şey yoktu. Bu bakımdan kitabın orijinalinde, dolgudan hiç bahsedilmiyor, bahsedilmesi de mümkün değildir. Kitabın müellifi İbrahim Halebî hazretleri, 1549’da vefat etmiştir. Tercüme eden, bu kısmı kendisi ilave etmiştir. Tercümesinin dipnotuna yapılan bu ilave, asla muteber değildir; çünkü 1825’te Paris’te ilk suni diş yapıldığı, diş tabipliği kitaplarında yazmaktadır. Bunu delil sayan, orijinaline ilave eden kadar suça ortak oluyor.</p>
<p>Bazı ahmaklar da, Mülteka’da böyle bir şey var diyerek delil olarak gösteriyorlar. Hatta bin sene önceki <strong>Mebsut</strong>’tan bile, diş kaplaması hakkında delil gösteren sahtekârlar türemişti. Hâlbuki 200 sene önce dolgu ve kaplama diye bir şey yoktu. Böyle söylemek, 100 sene önce, bilgisayarlar vardı demekten farksızdır. Denize düşen yılana sarıldığı gibi, bunlar da delil bulamayınca, yalana ve sahtekârlığa sarılıyorlar. Birkaç örnek daha verelim:<br />
<strong><br />
1-</strong> Hindiyye’nin, (Dişinde kovuk bulunup içerisinde, ya dişlerinin arasında yemek kalırsa veya burnunda ıslak kir bulunursa, gusül sahih olur. Kir, ıslak değil kuru ise, altına su geçirmeyeceği için gusül sahih olmaz) ifadesindeki, (<strong>Kir ıslak değil kuru ise, altına su geçirmeyeceği için gusül sahih olmaz) </strong>kısmını kasten çıkarıp, diş dolgusu gusle mani değil diyen ilim sahtekârları da çıkmıştır.</p>
<p><strong>2-</strong> İzmirli İsmail Hakkı, camileri kiliseye benzetmek için, sandalye, koltuk, müzik aletleri konmasını ve Türkçe namaz kılınmasını isteyen reformcu heyetten biriydi. Bu reformcu da, <strong>Siyer-i kebir</strong> şerhinde olmayan ifadeyi var gibi göstererek, <strong>(Diş dolgusu gusle mani olmaz)</strong> yalanını savurmuştur. Merhum hocamız, bu reformcunun yaptığı bu çirkin işi, <strong>(İlimde sahtekârlık)</strong> olarak bildirmiştir. (<strong>İslâm Ahlakı)</strong><br />
<strong><br />
3- </strong>İttihatçı mason şeyhülislam Musa Kâzım, <strong>Mecmua-i</strong> <strong>cedide</strong>’nin ikinci baskısına, birinci baskıda bulunmayan, <strong>(Diş dolgusu gusle mani olmaz) </strong>ifadesini ilave etmiştir.</p>
<p>Diş dolgusu gusle mani olmaz diyenlerin genelde, mason, mezhepsiz, İbni Teymiyeci ve ilim sahtekârı kimselerle, bunlara aldanan zavallılar olduğu görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tadbib kelimesinin manası</title>
		<link>https://islamdini.de/tadbib-kelimesinin-manasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:17:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[tadbib]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=845</guid>

					<description><![CDATA[Sual: (Lisan-ül Arap lugat) kitabında tadbib kelimesi kaplamak demektir diyor. Tadbib kelimesi sadece altın diş veya tel edinmeyi değil tamamen kaplamayı içine almaktadır. O halde diş dolgusu caiz olmaz mı? CEVAP Birincisi, din lügatten öğrenilmez, tefsir ilmi, fıkıh ilmi lügatten anlaşılmaz. Kelimenin sözlük manasıyla ıstılah manası farklı olabilir. İkincisi, tadbib…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/tadbib-kelimesinin-manasi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> (Lisan-ül Arap lugat) kitabında tadbib kelimesi kaplamak demektir diyor. Tadbib kelimesi sadece altın diş veya tel edinmeyi değil tamamen kaplamayı içine almaktadır.<br />
O halde diş dolgusu caiz olmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
Birincisi,</strong> din lügatten öğrenilmez, tefsir ilmi, fıkıh ilmi lügatten anlaşılmaz. Kelimenin sözlük manasıyla ıstılah manası farklı olabilir.<br />
<strong><br />
İkincisi,</strong> tadbib kelimesi bugün kaplama manasında kullanılsa bile, o devirlerde [1200 yıl önce] kaplama anlamında değildi; çünkü 12 asır önce diş kaplatmak diye bir şey yoktu. Olmayan şeyden nasıl bahsedilir ki? (Bu İmam-ı a’zam uçakta kitap okurdu) demeye benzer. O zaman uçak mı vardı?<br />
<strong><span id="more-845"></span><br />
Tadbib</strong>, şeritle, dadbe yani kapı sürgü demiri gibi, enli, yassı bir şeyle sarmak demek olduğu, <strong>Tahtavi</strong>’nin ve İbni Âbidin’in <strong>Dürr-ül-muhtar</strong> haşiyelerinde, tadbib edilmiş kürsi üzerine oturmayı bildirirken ve <strong>Dürr-ül-münteka</strong> ve <strong>Camiur-rumuz</strong>’da yazmaktadır. <strong>Bezzâziye</strong> ve <strong>Hindiyye</strong>’de diyor ki:<br />
(Gümüş ve altın şekillerle süslenmiş kaptan yiyip içmek caizdir; fakat elini, ağzını gümüşe, altına değdirmemek lazımdır. İmameyn, böyle kapları kullanmak mekruhtur dedi. Tadbib edilmiş kap da böyledir. Kürsiyi ve hayvan semerini tadbib etmek caizse de, altın ve gümüş bulunan yerlerine oturmamak lazımdır. Mushafın cildini tadbib etmek caizdir; fakat altına, gümüşe dokunmamak lazımdır.)</p>
<p>Görüldüğü gibi, tadbib etmek, bütün yüzeyi kaplamak demek değildir. Etrafına metal şerit çevirmek demektir. Fıkıh kitaplarında, (Sallanan dişi altınla tadbib etmek caizdir) diyor. Bu söz, sallanan dişi, düşmekten korumak için altın tel veya şeritle bağlamak caizdir demektir; çünkü bu tellerin altına su sızar. Hem de, gusül abdesti alırken, protez dişlerin çıkarıldığı gibi, tel ve şerit bağlar da yerlerinden çıkarılmakta, temizlenip, gusülden sonra yerlerine konulmaktadır. Çıkarılıp temizlenmezlerse, aralarında kalan yemek artıkları ağızda kötü koku ve tahribat yapar. (Sallanan dişi kaplatmak caiz olur) demek, fıkıh âlimlerine iftira olur; çünkü sallanan diş kaplanamaz, bağlanabilir. Bir de o devirlerde zaten kaplama diş diye bir şey yoktu. Bu açıkça imamlara yani din büyüklerine iftiradır.</p>
<p>Şu halde, <strong>(diş kaplatmak gusle mani olmaz</strong>) diye fetva uydurmak, gerçek bir din adamının yapacağı şey değildir. Hiçbir fıkıh kitabında, (çürüyen dişleri kaplatmak veya doldurtmak gusle mani olmaz) diye asla bir ifade yoktur.<br />
<strong><br />
Üçüncüsü</strong> diyelim ki <strong>tadbib tamamen kaplama olsa bile</strong>, diş kaplamasıyla ne ilgisi var? Çünkü, o devirde diş kaplatması yoktu. Olmayan şeyin neyi savunulur ki? Diş kaplamasının tarihi bellidir. Diş dolgu ve kaplama tekniği 150 yıl önce başlamıştır.</p>
<p>Sanki asırlar önce diş kaplatılıyormuş gibi A. Fikri Yavuz, <strong>(900 yıl önce diş kaplatmasına fetva verilmiştir)</strong> diyordu.</p>
<p>Allah’tan korkmak lazım! 9 veya 12 asır önce diş kaplatma tekniği mi vardı? Denize düşen yılana sarılırsa da, fetvaya bunalan da ittihatçıların adamlarına mason Musa Kazım ve Üryanizade ve benzerlerine sarılmamalı, kuru bir inadı bırakmalıdır. Müslümanların yanlış ibadet etmelerine sebep olmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış ve doğru yazanlar</title>
		<link>https://islamdini.de/yanlis-ve-dogru-yazanlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=843</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bu vesikalara rağmen, (diş dolgusu gusle mani olmaz) diye niçin yanlış yazıyorlar? CEVAP Diş dolgusu gusle mani değil diye yanlış yazanlar, üç gruba ayrılmaktadır: 1- Tadbib kelimesini kaplatmak sanıp, (İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Serahsi diş kaplatmaya fetva verdi) diyenler, o devirde kaplamanın olmadığını bilmeyip Siyer-i kebire ve Mebsut’a iftira…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/yanlis-ve-dogru-yazanlar/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bu vesikalara rağmen, (diş dolgusu gusle mani olmaz) diye niçin yanlış yazıyorlar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Diş dolgusu gusle mani değil diye yanlış yazanlar, üç gruba ayrılmaktadır:</p>
<p><strong>1-</strong> Tadbib kelimesini kaplatmak sanıp, (İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Serahsi diş kaplatmaya fetva verdi) diyenler, o devirde kaplamanın olmadığını bilmeyip <strong>Siyer-i kebir</strong>e ve <strong>Mebsut</strong>’a iftira edenler.<br />
<strong><br />
2-</strong> Fıkıhtan haberi olmayıp, diş dolgu ve kaplamasını zaruret sanarak yaraya benzetenler. Ki bu ilmi bir benzetme değildir.<br />
<strong><span id="more-843"></span><br />
3-</strong> Dinde reformcular. <strong>İbni Hazm</strong>, <strong>Şevkani</strong>, <strong>Abduh</strong>, <strong>Reşit Rıza</strong> gibi mezhepsizleri örnek alıp, reformcu İsmail Hakkı İzmirli’yi, İttihatçıların getirdiği şeyh-ül-islamları mesela mason Musa Kazım’ı ve Üryanizade’yi delil gösterirler. Bir kısmı taklidi haram sayarak, bir kısmı da telfîkı savunarak birçok kimseyi dalalete sürüklemişlerdir. İzmirli’nin camileri kiliseye çevirmek, namazı kaldırmak için diğer reformistlerle hazırladığı rapor, birçok kitap ve dergilerde yer almıştır. Kadir Mısıroğlu ve Sadık Albayrak da bu raporu tenkit maksadıyla kitaplarına almıştır.</p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek, <strong>(İman ve İslâm Atlası)</strong>, Yusuf Kerimoğlu ise <strong>(Emanet ve Ehliyet)</strong> isimli ilmihal kitabında, diş dolgusu olanların Şafii’yi taklit etmeleri gerektiğini bildirmiştir.</p>
<p>Dini konularda bilmeden konuşmanın vebali, fetva vermenin mesuliyeti çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Fetva vermeye en cüretli olanınız, Ateşe </strong>[girmeye]<strong> en cüretli olanınızdır.) </strong>[Darimi]</p>
<p><strong>(Bilmeden fetva verene, yer ve gökteki melekler lanet eder.) </strong>[İbni Lal, İbni Asakir]<br />
<strong><br />
(Ümmetim, kötü âlimler, cahil abidler yüzünden helak olur. Kötülerin en kötüsü kötü âlimlerdir. İyilerin en iyisi de iyi âlimlerdir.) </strong>[Darimi]<br />
<strong><br />
(Sizin için Deccalden daha çok, sapık imamlardan korkuyorum.) </strong>[İ.Ahmed]</p>
<p><strong>(Ahir zamanda, âlim ve ilim azalır, cahillik artar. Cahil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, doğru yoldan saptırırlar.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Ümmetim, kötü din görevlilerinden çok zarar görecektir.) </strong>[Hâkim]</p>
<p><strong>(Ehli olmadan yanlış fetva veren, hainlik etmiş olur.) </strong>[Ebu Davud, Hâkim]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ, âlimleri almak suretiyle ilmi ortadan kaldırır. Âlim kalmayınca da, cahiller bilmeden yanlış fetva verir, hem kendilerini, hem de başkalarını sapıtırlar.) </strong>[Buhari]</p>
<p>Doğruyu söylememenin, ilmini gizlemenin vebali de çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</p>
<p><strong>(Yalanlar yazılır, âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatılırsa, doğruyu bilen herkese bildirsin! Doğruyu bilip de, gücü yeterken bildirmeyene, Allah lanet etsin!)</strong> [Deylemi]<br />
<strong><br />
(İlmini gizleyene kıyamette ateşten bir gem vurulur.) </strong>[Hakim]<br />
<strong><br />
(İlmini </strong>[bildiğini] <strong>gizleyene, denizdeki balıktan, gökteki kuşa kadar her şey lanet eder.)</strong> [Darimi]<br />
<strong><br />
(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir; çünkü Allahü teâlâ, </strong>&#8220;bilmiyorsanız, ilim ehline sorun&#8221; <strong>buyuruyor.) </strong>[Taberani]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern diş hekimliği</title>
		<link>https://islamdini.de/modern-dis-hekimligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<category><![CDATA[hekimlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=841</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Merhum A. Fikri Yavuz, ilmihaline, İmam-ı Serahsi, diş kaplatmaya fetva verdi diye yazmıştır. İmam-ı Serahsi, miladi 1090’da vefat ettiğine göre o devirlerde kaplama var mıydı? CEVAP O devirde kaplama yoktu. Sallanan diş veya herhangi bir diş, gümüş veya altın telle birbirine bağlanırdı. Bunu kaplama olarak tercüme etmek büyük hatadır.…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/modern-dis-hekimligi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Merhum <strong>A. Fikri Yavuz</strong>, ilmihaline, İmam-ı Serahsi, diş kaplatmaya fetva verdi diye yazmıştır. İmam-ı Serahsi, miladi 1090’da vefat ettiğine göre o devirlerde kaplama var mıydı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>O devirde kaplama yoktu. Sallanan diş veya herhangi bir diş, gümüş veya altın telle birbirine bağlanırdı. Bunu kaplama olarak tercüme etmek büyük hatadır. Bundan daha büyük hataysa, bu büyük yanlışlığı bilip de susmaktır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Yalanlar yazılır, âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatılırsa, doğruyu bilen herkese bildirsin! Doğruyu bilip de, gücü yeterken bildirmeyene, Allah lanet etsin!)</strong> [Deylemi]<br />
<span id="more-841"></span><br />
Diş yapımının tarihçesi hakkında Prof.Dr. Gazanfer Zembilci’nin <strong>(Tam Protezler)</strong> kitabının Tarihçe kısmında (Protez yapımının başlangıcı, 18. yüzyıla tesadüf eder. Bu yüzyılda çoğunlukla kuron [kaplama] ve köprü protezlerinin yapıldığı görülmektedir. Modern diş hekimliğinin kurucusu Fauchard, 1761 yılında ölmüştür. 1825’te Paris’te ilk suni diş yapılmıştır) deniyor.</p>
<p>Görüldüğü gibi, İmam-ı Serahsi hazretleri, modern diş hekimliğinin kurulmasından 7 asır kadar önce yaşamış, <strong>tadbib</strong> kelimesini kullanmıştır. <strong>Tadbib etmek</strong>, telle şeritle bağlamak demektir. Mesela <strong>Bezzâziyye</strong>’de, (Mushafın cildini tadbib etmek caizse de, altın ve gümüş yerine dokunmamak gerekir) buyuruluyor. Tadbib kelimesi, bütün yüzeyi kaplama demek olsaydı, Mushafı hiç ele almak caiz olmazdı. Demek ki etrafına metal şerit çevirmek demektir. Fıkıh kitaplarındaki, (Sallanan dişi altınla tadbib etmek caizdir) demek, sallanan diş, altın tel veya şeritle bağlanabilir demektir. Dişleri kaplatmak diye bir ifade yoktur.<br />
<strong><br />
Nasbur-raye</strong>’den alınan iki hadis, yanlış tercüme edilerek diş kaplatmaya caiz deniyor. Sahabeden bir zat, <strong>(Uhudda dişim kırılınca Resulullah, kırılan dişimin yerine, altın bir diş edinmemi emretti) </strong>ve <strong>(Hazret-i Osman da, sallanan dişlerini altınla tadbib ettirdi)</strong> diyor. Yanlışlık, tadbib kelimesinin kaplatma diye tercüme edilmesinden ve altın diş edinmeyi de kaplama sanılmasından ileri gelmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dişler mesh edilmez</title>
		<link>https://islamdini.de/disler-mesh-edilmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 20:14:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gusül abdesti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=839</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dolgu dişleri mesh etmek, ayaktaki mesti mesh etmek gibi caiz olmaz mı? Yahut yaranın üstünü mesh etmek gibi caiz değil midir? CEVAP Dinimizde mesh, yalnız ayaklara giyilen mest üzerine yapılır. Bu mestin müddeti de mukim için 24 saattir. Abdest aldıktan sonra tırnaklarına oje süren kadının, abdesti bozulunca, ojenin üstünü…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/disler-mesh-edilmez/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Dolgu dişleri mesh etmek, ayaktaki mesti mesh etmek gibi caiz olmaz mı? Yahut yaranın üstünü mesh etmek gibi caiz değil midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dinimizde mesh, yalnız ayaklara giyilen mest üzerine yapılır. Bu mestin müddeti de mukim için 24 saattir. Abdest aldıktan sonra tırnaklarına oje süren kadının, abdesti bozulunca, ojenin üstünü meshetmesi caiz olmaz. Cahiller, dolguyu yaraya benzeterek, (kaplamanın altındaki yara yıkanmaz, mesh kâfi gelir) diyorlar. Vücuttaki yaraların üstüne konan sargılara meshedilir. Yara iyi olduktan sonra, sargıya meshetmek caiz olmaz. Eğer bu sargıları kaldırmak da bir güçlük olursa, sargıları çıkarıncaya kadar altlarını yıkamak sakıt olur; çünkü bunlar zaruretle konulmuş idi. Yani yarayı tedavi etmek, eski haline getirmek için konulmuştur. Kaplama ve dolguysa, dişi tedavi etmiyor, eski haline getirmiyor. Hasta dişin, oyuk dişin o haliyle bir müddet daha kullanılmasını sağlıyor. Eğer dolgu, dişi tedavi etseydi, yani dişin çürüğünü kaldırıp eski haline getirseydi, sargı gibi zaruret olurdu. Kaplama üstüne meshetmek, yara üzerine meshetmek gibi değildir. Sargı, yaranın iyi olması, eski haline gelmesi için konuyor. Dolgu ve kaplamadaysa dişin eski haline gelmesi mümkün değildir. Birbirine kıyas edilemez.<br />
<span id="more-839"></span><br />
İhtiyaç halinde başka mezhebi taklit caizdir; fakat eli kanayan bir Hanefi, Şafii’de kan abdesti bozmaz diyerek, Şafii’yi taklit ederek o haliyle namaz kılamaz; çünkü muteber eserlerde buyuruluyor ki:</p>
<p>Başka mezhebi taklitte, o mezhebin şartlarına da uymak gerekir. <strong>(Hulasat-üt tahkik, Hadika)</strong></p>
<p>Güçlük varsa, farzı yapmak için başka mezhebi taklit caiz olur. <strong>(Fetava-i Hayriyye)<br />
</strong><br />
Bir Hanefi; kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi yapabilmek için, başka bir mezhebi mesela Şafii’yi taklit edebilir. <strong>Bahrürraık</strong> ve <strong>Nehrülfaık</strong>’ta da böyle yazılıdır. <strong>(Nimet-i İslâm)<br />
</strong><br />
Zaruret olmasa da, güçlük, sıkıntı olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklit edilir. Bir ibadetin sahih olması için dört mezhepten birine uygun olması gerekir. Eğer şartlarından biri, bir mezhebe, başka biri de başka mezhebe uygun olursa, bu ibadet sahih olmaz. <strong>(Redd-ül-muhtar)</strong></p>
<p>Çok eskiden sallanan diş, altın telle bağlanırdı. Çıkmış diş veya koyun dişi yahut altından yapılmış diş, çıkan dişin yerine konur, bir telle diğer dişlere tutturulurdu. Bu tellerin altına su sızardı.</p>
<p>Gümüş yüzük takmak caizdir; fakat yüzük dar olup altına su geçirmezse, guslü sahih olmaz. Guslün veya abdestin sahih olması için dar olan yüzüğü oynatarak altına suyu ulaştırmak gerekir. Diş kaplatmak da caizdir. Ancak altına suyu ulaştırmak mümkün olmaz. Dişleri sökmek gerekmez. Dinimizin bildirdiği ruhsattan faydalanılır. Gusülde ağzın içini yıkamanın farz olmadığını bildiren Maliki veya Şafii taklit edilir.</p>
<p>Bir Hanefi’nin kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi yapabilmesi için Şafii’yi taklit etmesinde beis yoktur; fakat bu işi yaparken taklit ettiği mezhebin şartlarını da yerine getirmesi gerekir. İhtiyaç olmadan ve şartlarını yapmadan taklit etmesi telfîk olur ki caiz değildir. <strong>(Merakıl-felah haşiyesi)<br />
</strong><br />
Zaruret olmadan yapılan bir şey sebebiyle ibadet yapmakta güçlük olunca, bu farzı yapmak için başka mezhebi taklit etmek gerektiği <strong>(Redd-ül-muhtar, Mizan, Hadika, Berika, Fetava-i Hadisiyye, F.Hayriyye ve Mafüvat) </strong>gibi kıymetli kitaplarda yazılıdır.</p>
<p><strong>Vücudun içi yıkanmaz<br />
Sual:</strong> (Diş dolgusu gusle mani değildir; çünkü vücudun içini değil, dışını yıkamak gerektiği gibi, dişin de içini değil, dış yüzünü yıkamak gerekir. Diş dolgusunun altını yıkamak gerekmez) diyorlar. Buna ne denir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbette dişin içi yıkanmaz. Öyle bir şey yapan da yok.<br />
İnsanın bir parmağı kökten kesilse, kesilen yer artık vücudun dışı olur, kesik yer yıkanmazsa abdest de gusül de olmaz. İnsanın kolu, bilekten kesilse, kesilen yer, artık vücudun dışı olmuş olur. Kesik yer yıkanmazsa abdest de gusül de olmaz. Diş de böyledir. Dişin yarısı kırılsa, kırılan yer, vücudun dışı sayılır. Dış kısmını da gusülde yıkamak farzdır. Fıkıh kitapları ağzın içinde, dişlerin arasında ve dişlerin üstünde iğne ucu kadar kuru yer kalırsa, gusül sahih olmaz diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
