<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tesettür ve setr-i avret &#8211; İslam Dini</title>
	<atom:link href="https://islamdini.de/konular/sual/tesettur-ve-setr-i-avret/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamdini.de</link>
	<description>Ehl-i sünnet vel-cemaat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Feb 2016 23:01:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Müslüman, Allah’a ve Resulüne inanır</title>
		<link>https://islamdini.de/musluman-allaha-ve-resulune-inanir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2014 23:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=3141</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Kur’anda sadece kadınların göğüslerini örtmeleri gerektiği bildiriliyormuş, başka yerlerini açmalarında sakınca yokmuş. Böyle bir âyet mi vardır? CEVAP Bir konu için sadece bir âyete bakılmaz. O konu ile ilgili diğer âyetlere de bakmak gerekir. Çünkü âyetler birbirini açıklar. Âyetlere de bakmak yetişmez. Resulullah efendimiz bu âyetleri nasıl açıklamış, nasıl…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/musluman-allaha-ve-resulune-inanir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Kur’anda sadece kadınların göğüslerini örtmeleri gerektiği bildiriliyormuş, başka yerlerini açmalarında sakınca yokmuş. Böyle bir âyet mi vardır?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Bir konu için sadece bir âyete bakılmaz. O konu ile ilgili diğer âyetlere de bakmak gerekir. Çünkü âyetler birbirini açıklar. Âyetlere de bakmak yetişmez. Resulullah efendimiz bu âyetleri nasıl açıklamış, nasıl uygulamış ona bakılır. Önce âyetlere bakalım:<br />
<b>(Mümin kadınlara söyle, gözlerini</b> [yabancı erkeklere bakmaktan] <b>sakınsınlar, ırzlarını korusunlar</b>, [el, yüz gibi] <b>görünen kısmı hariç, ziynetlerini</b> [ziynet takılan yerlerini] <b>göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar</b> [saç, kulak ve gerdanlarını]<b> örtsünler!)</b> [Nur 31]</p>
<p>Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme, boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değil, bunlar hadis-i şerifle açıklandı. Aşağıda bildirilecektir. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:<br />
<b>(Ey nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına</b> [dışarı çıkarken] <b>cilbablarını</b> [dış giysilerini] <b>giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.)</b> [Ahzab 59]<br />
Nur suresindeki âyette, başlarını yakalarına kadar örtmeleri bildiriliyordu. Bu âyette ise, dış elbiselerini giymeleri bildiriliyor. Yani bütün vücudu örtmeleri bildiriliyor. Genç kızla ihtiyar da aynı şekilde mi giyinmesi gerekir?</p>
<p>Bu konudaki âyet-i kerime meali de şöyledir:<br />
<b>(Evlenme arzusu kalmayan ihtiyar kadınların ziynetlerini</b> [ziynet yerlerini, baş, kulak, boyun, kol ve ayaklarını] <b>göstermemek şartı ile, dışa giydikleri</b> [manto gibi] <b>elbiselerini çıkarmalarında bir vebal yoktur. Ama sakınmaları daha iyi olur.) </b>[Nur 60]<br />
Demek ki yaşlı olmayan kadınların dış elbise ile çıkmaları farz oluyor.</p>
<p>Şimdi bu âyetleri, Resulullah efendimiz nasıl açıklamıştır. Onlara bakalım:<b><br />
(Kadının</b> [yüz ve iki elinden başka] <b>bütün bedeni avrettir.)</b> [Mecmaul-enhür, El-mugni]<br />
Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Sadece göğsünü değil, bütün vücudunu örtmesi gerekir. Resulullah efendimiz, baldızını, ince elbise ile görünce, <b>(Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez)</b> buyurdu. (Ebu Davud)</p>
<p>Hazret-i Âişe validemiz de buyurdu ki:<br />
<b>(İlk hicret eden kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler)</b> buyurdu. (Buhari, Nesai)</p>
<p>Bu hadis-i şerifte, kadınların başlarının da kapanması gerektiği açıkça bildiriliyor. Kadınların çarşaf giymediklerini bu hadis-i şerif de gösteriyor. Nur suresinin 31. âyet-i kerimesinde, <b>(Kadınlar, himarlarını </b>[baş örtülerini]<b> yakalarının üzerine örtsünler)</b> buyuruluyor. Eğer kadınlar, çarşaf giyselerdi, himar yani baş örtüsünü yakanın üzerine örtmekten bahsedilmezdi. Çarşafın asr-ı saadette olmadığını bu âyet ile yukarıdaki hadis-i şerif bildirmektedir.<br />
<b><br />
</b>Kadınlara her türlü süs caizdir. Ancak yabancılara gösteremezler. Örtülü olarak takınabilirler. Ancak şıngırdatıp da halhal sesini duyurmak caiz olmaz. Bir âyet meali şöyledir:<br />
<b>(</b>Gizledikleri [örtülü] <b>ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını</b> [yere, birbirine] <b>vurmasınlar.)</b> [Nur 31]</p>
<p>Dikkat edilirse, ayaktaki örtülü ziynet tabiri geçiyor. Yani ziynetlerin gizlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Koldaki bilezikleri ve eldeki yüzükleri de göstermemek gerekir. Kolye, kına, sürme gibi diğer ziynetlerini de göstermemek gerekir. Âyetin başında buna da işaret edilmektedir.</p>
<p>Dinimizde iki çeşit kadın kıyafeti vardır. Hür ve cariye [köle] kıyafeti. Cariyeler başlarını örtmezlerdi, örtmek zorunda da değillerdi. Kapanma mecburiyeti hür kadınlara idi. Tesettür âyeti gelmeden önce hür kadınlar da başları açık gezerdi. Münafıklar, cariyelere sarkıntılık ederdi. Bu arada açık olan hür kadınlara da sataşırlardı. Olay duyulunca, <b>(Biz bunu cariye sandık) </b>derlerdi. Allahü teâlâ, <b>(Hür kadınlar cariyeler gibi giyinmesinler, vücutlarını tamamen örtsünler, böylece cariye olmadıkları da meydana çıksın ve münafık erkekler tarafından da sarkıntıya maruz kalmasınlar)</b> buyurdu. Ahzab suresinin 59. âyetini müfessirler böyle açıklıyorlar.</p>
<p>Kadınların yabancı erkeklerle zaruret olunca ciddi konuşmaları da emredilmiştir. Bir âyet meali:<br />
<b>(Ey Nebi hanımları, siz diğer kadınlar gibi değilsiniz. Allah&#8217;tan sakının, edalı, yumuşak konuşmayın, kalbi bozuk olan, ümide kapılır; hep ciddi konuşun.)</b> [Ahzab 32]<br />
Âyette, Peygamber hanımlarının yani annelerimizin yumuşak konuşmaları caiz olmayınca, başka kadınların yumuşak konuşmaları nasıl caiz olabilir. Annelerimize kötü gözle bakan çıkabileceğine göre, diğer kadınlara kötü gözle bakan çıkmaz mı? Demek ki hür kadınların, vücutlarının tamamını kapatmaları ve konuşmak zarureti olunca da ciddi konuşmaları emredilmektedir. Âyet-i kerimede, günah işleyen sokak kadınları gibi cilveli konuşmamaları, gayet ciddi konuşmaları da bildiriliyor. Sokak kadınları kötüleniyor.<br />
<b><br />
Resulullaha inanmak<br />
</b>Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir. Birini bile beğenmeyen Müslüman olamaz. (<b>Yalnız Kur’an</b>) diyenlerin, Kur’ana da, Allah’a da, Resulüne de inanmadıkları pek açıktır. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, kendisi ile Resulünün yolunu birbirinden ayırmak isteyenlerin kâfir olduğunu bildirmektedir. Defalarca, <b>(Habibime iman edin, Ona itaat edin, Ona itaat bana itaattir, O kendiliğinden konuşmaz, getirdiklerini alın, yasak ettiklerinden kaçının. Sizi sevmemi istiyorsanız, Ona uyun. Onda sizin için güzel örnekler vardır, Onu hepinize Peygamber, âlemlere rahmet olarak gönderdim) </b>buyuruyor.<br />
Müslüman, din düşmanlarının sözlerine değil, Allah’a ve Resulüne inanır.</p>
<p>Kadınların vücut hatlarının [kaba avret yerlerinin şekli ve rengi] belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, fakat belli bir örtü şekli bildirmemiştir. <b>(Dürer-ül-mültekıte)<br />
</b><br />
Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın mübarek hanımları, çarşafla örtünmemiştir. Hiçbir kitapta çarşaf giydikleri bildirilmemiştir. Milhafe, ferace, fistan, entari giydikleri birçok kitapta bildirilmiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri de, böyle değişik elbise giydiklerini 313. mektubunda bildiriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların kıyafet şekli</title>
		<link>https://islamdini.de/kadinlarin-kiyafet-sekli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2014 23:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=3139</guid>

					<description><![CDATA[Yalnız Kur’an diyen yalancılar, “Kadının kapanması gerekmez” diyor. “Kadına çarşaf farzdır” diyenler olduğu gibi, “Çarşaf Hıristiyan rahibe kıyafetidir, giyilmez. Nitekim Abdülhamid Han çarşafı yasaklamıştı” diyenler de vardır. Dinimizdeki hükme bakalım: Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/kadinlarin-kiyafet-sekli/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yalnız Kur’an diyen yalancılar, “Kadının kapanması gerekmez” diyor. “Kadına çarşaf farzdır” diyenler olduğu gibi, “Çarşaf Hıristiyan rahibe kıyafetidir, giyilmez. Nitekim Abdülhamid Han çarşafı yasaklamıştı” diyenler de vardır. Dinimizdeki hükme bakalım:<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. <b>(Dürer-ül-mültekıte)</b><span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir. Zevacir ve Berika’daki, <b>(Haya cilbabını</b> [örtüsünü] <b>çıkaranın</b> [aleyhinde] <b>söz etmek gıybet olmaz.) </b>[Beyheki] ve <b>(Cilbabı</b> [gömleği] <b>haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) </b>[Bezzar] mealindeki hadis-i şeriflerde cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir. Cilbabın dış elbise olduğu tefsirlerde de yazılıdır:<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Cilbab, hımarın [tülbentin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsü. <b>(Ebüssüud tefsiri)</b><span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Cilbab, tek parça örtü. <b>(Celaleyn)</b><br />
Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsü. <b>(Ruh-ul-beyan)<br />
</b>Cilbab, milhafedir. <b>(Beydavi)</b><br />
Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. <b>(Kurtubi)</b><br />
Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. <b>(Elmalılı)</b><br />
Cilbab, dışa giyilen örtü. <b>(Tibyan, A.Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)<br />
</b>Cilbab, milhafe, entari veya hımar. <b>(El-Envar)</b> [Milhafe = dış örtü ki buna ferace de denir.]<br />
Cilbab, feracedir. <b>(Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Nur suresinde, <b>(Kadınlar, hımarlarını </b>[başörtülerini] <b>yakalarına örtsünler)</b> buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Fıkıh kitapları cilbabın dış örtü olduğunu bildiriyor. Bir örnek: Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve ve meskendir. Kisve, hımar ve milhafedir. <b>(Bahr-ür raık)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür. Çarşafa bid’at denmez; çünkü âdetteki değişiklik bid’at olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Çarşaf kelimesi, Farsça çader-şepten [gece örtüsü] bozularak Türkçe’ye girmiştir; tesettür için ev dışında giyilen üstlüktür. Tanzimatta hacca giden İranlılardan alınan çarşaf, önceleri bid’at sayılıp pek tutulmamışsa da, 1870’ten sonra yaygınlaştı. Daha sonra II. Abdülhamid Han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirle çarşafı yasakladı. <b>(Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Yaşmak ile ferace giyilirken, 1872’de Subhi Paşanın Suriye valiliğinden dönüşünde ailesi Suriye’den getirdikleri çarşafla görününce, İstanbul’da çarşaf moda oldu. <b>(Musahibzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>1889’dan sonra açık feraceli iki paşa kızına birkaç külhanbeyi laf atıp feracelerini yırtınca, bu defa çarşafa rağbet arttı. Bid’at diyenler de giydi. <b>(Sermed Muhtar Alus, Aylık Ansiklopedisi sayı 36)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>1913’te yüz binlerce Balkan muhacirleri İstanbul’a Ortodoks kadınlarının giydiği siyah çarşafı ile gelmişti. Zamanla bu da İstanbul’a yayıldı. Hükümetin zaten uğraşacak hâli yoktu, çarşafa mani olamadı. <b>(M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimler sözlüğü)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>3 Ekim 1883’te Şeyh-ül-islamın teklifi ve padişahın emriyle ferace dışında bir şey giymek yasaklandı. Daha sonra çarşaf da giyildi. O zamanki çarşaflar farklı idi. <b>(Vakit. 4.10.1883)<br />
</b><br />
<b>Sual:</b> (Çarşaf tam tesettürdür) diyorlar. Buna da delil olarak Âişe validemizin giyiminden dem vuruyorlar. Bence çarşaf İslam’ın evrenselliğine aykırı. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Sence ile, Bence ile, Onca ile din olmaz. Kitaplar ne yazıyor bunu bilmek gerekir. Bizim veya sizin bu konudaki fikirlerimiz dinde hiç ölçü olur mu?<br />
Âişe validemiz bir defa çarşaf giymemiştir. Entari giydikleri, eteklik giydikleri hadis-i şeriflerle sabit. Giymiş olsa bile, bu bir âdettir. Peygamber efendimiz de entari giyerdi. Niye erkeklerimiz entari giymiyor? Peygamber efendimiz deveye binerdi, onlar niye Mercedese biniyorlar. Binmelerinde mahzur yoktur. Bunlar âdettir, giyim de bir âdettir. Dinimiz belli bir şekil bildirmemiştir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Arap ülkelerinde yaşayanların iklim şartlarına uygun olanı çarşaf olabilir. Fakat kalkıp da kutuplarda yaşayan müslümanlara çarşaf giyeceksin diyemeyiz. Bu iklime uygun olmaz çünkü. Dolayısıyla İslam’ın evrenselliği diye bir şey yoktur bunda.</p>
<p><b>Sual:</b> Bazıları, &#8220;Çarşaf hıristiyan rahibelerinden geldiği için giyilmesi caiz olmaz. Şalvar ve pantolon giymek de bid&#8217;attir&#8221; diyorlar. Bu hususta dinimizin hükmü nedir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kadınların vücut hatlarının [kaba avret yerlerinin şekli ve rengi] belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. <b>(Dürer-ül-mültekite)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın mübarek hanımları, çarşafla örtünmemiştir. Hiçbir kitapta çarşaf giydikleri bildirilmiyor. <b>Milhafe, ferace, fistan, entari</b> giydikleri birçok kitapta bildiriliyor. İmam-ı Rabbani hazretleri de, böyle değişik elbise giydiklerini 313. mektubunda bildiriyor. Bu hususlar, <b>Cami-ur-rumuz </b>ve<b> Hidaye</b> kitabında da bildiriliyor.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Kapanması gereken yerleri örtmek ve yukarıda bildirilen vücut hatlarını belli etmemek şartı ile kadınlar, bulunduğu şehrin âdetine uygun giyinir. Çünkü elbise gibi mubahlarda, şehrin âdetine uymamak tahrimen mekruhtur. Zaruret olmadıkça, haramlarda hiçbir yerin âdetine uyulmaz. <b>(Hadika)<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span></b><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Peygamber efendimiz, ayaklarına kadar uzun gömlek, yani entari giymiştir. Şalvar ve pantolon giymemiştir. Bunları giymek âdette bid&#8217;attir. Âdette bid&#8217;at olan şeyi yapmak günah değildir. Taksiye, uçağa binmek de âdette bid&#8217;attir. Bunları yapmak günah değil dinin emridir. Bunun için âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin bol pantolon veya şalvar giymeleri caizdir, günah olmaz. Elbisenin şekli ibadet değil, âdettir. Çünkü Peygamber efendimiz, papaz ayakkabısı, Rum elbisesi giymiştir. <b>(Redd-ül muhtar)</b><span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zevaid denir. Bunları terk etmek günah olmaz. <b>(Hadika)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>(Bir kavme benzeyen onlardandır)</b> hadis-i şerifi, ibadetlerde benzemenin tehlikesini bildirmektedir. Mesela papaz zünnarı ve haç takmak böyledir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Dikiş makinesi, daktilo, elbise gibi şeyler ise âdettir. Âdetlerde kâfirlere benzemek günah olmaz. Peygamber efendimiz, her zaman belli bir elbise giymezdi. Bazen Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Kolları dar Rum cübbesi de giymiştir. <b>(Tirmizi)</b><span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Herkesin çarşaf giydiği bir yerde, birkaç kadının manto giymesi fitneye sebep olacağından uygun olmadığı gibi, manto giyilmesi âdet olan yerlerde de çarşaf giyilmesi uygun olmaz. Çünkü bir yerde âdet olan şeyler giyilmezse, gösteriş ve şöhret olur, fitneye sebep olur. Hadis-i şerifte <b>(Fitneyi uyandırana lanet olsun)</b> buyuruldu. <b>(Hadika)</b></p>
<p><b>Eşarbı manto içine koymak<br />
Sual:</b> Bir âyette, <b>(Başörtülerini yakalarına örtsünler)</b> denildiğine göre, eşarbı mantonun içine koymanın, bu âyete aykırı olduğu söyleniyor. Başörtüsünün mutlaka göğsü ve omuzları kapatacak şekilde olması şart mı? Mantonun içine konsa mahzuru olur mu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Şart olan saçları örtmektir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir:<br />
<b>(</b>[Kadınlar, yabancı erkeklere bakmaktan]<b> sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, </b>[el, yüz gibi]<b> görünen kısmı hariç, ziynetlerini </b>[saç, kulak, boyun, gerdan gibi ziynet takılan yerlerini]<b> göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar </b>[saç, kulak ve gerdanlarını]<b> örtsünler!)</b> [Nur 31]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Demek ki, başı örtmekten maksat, saçları, kulakları ve gerdanı örtmektir. Bu örtünmenin şekli değil, önemli olan örtülmüş olmasıdır. Örtü, dikkati çekecek renk ve şekillerden de, uzak olmalıdır.</p>
<p><b>Çene altını kapatmak<br />
Sual:</b> Kadınlar, namaz kılarken çene altlarını da kapatmaları gerekir mi?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Evet, gerekir.</p>
<p><b>Çarşafın yasaklanması<br />
Sual: </b>II. Abdülhamid Han, kadınların çarşaf giymesini niçin yasaklamıştır?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Bu husustaki emrin özeti şöyledir:<br />
Büyük İslâm devletinin ayakta durması, kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hâl ve hareketlerinde dinin hükümlerine uymalarına bağlıdır. Aksi hâl, Allah korusun, gerek fertler, gerek devlet için, maddî ve manevî sonsuz zararlara sebep olacağından, İslam kadınlarının Allah’ın emirlerinden olan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina etmeleri gerekir. <b>Bu çarşaflar, İslam kadınlarınca örtünmeye asla münasip ve müsait olmadığı gibi</b>, bazı münasebetsiz erkekler tarafından da, kötü maksatlarla giyilebilir. <b>Dindarlık ve maslahat bakımından</b> meydanda olan zararlarından ötürü, gereği uygun bir şekilde anlatılarak, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır. <b>(Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Baş Kitabet Dairesi 5894; 2 Nisan 1892 Hükümdar Başkâtibi)</b></p>
<p><b>Halebi-i kebir’</b>de, (Kadınlar <b>dır</b> denilen örtüyle örtünür. Dır’ın yakası göğüsten ayağa kadar açıktır) buyuruluyor. Demek ki, İslâm kadınlarının çarşafla örtünmeleri, sonradan âdet oldu. Şimdi, çarşaf âdet olan yerlerde çarşafla, manto âdet olan yerde geniş manto ve kalın baş örtüsüyle örtünmelidir. <b>(S. Ebediyye)</b></p>
<p><b>Dinde tesettür şekli<br />
Sual:</b> S. Ebediyye’de, <b>Dürer-ül-Mültekıte</b> kitabından naklen, <b>(İslamiyet, kadınların örtünmesi için belli bir örtü emretmedi)</b> deniyor. Buradan, kadın ince giyinebilir, açık giyinebilir, allı güllü giyinebilir, uzun kısa giyinebilir gibi bir anlam çıkmıyor mu?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Hayır, asla öyle bir anlam çıkarılamaz. Bu, dîni bilgilerimizdeki alt yapı noksanlığından ileri gelen yanlış bir anlayıştır. Dinimizde şartsız söylenen şeyler şartlı anlaşılır. Mesela, Peygamber efendimiz, <b>(Cömert Cehenneme girmez)</b> buyuruyor. Buradan her cömerdin mutlaka Cennete gireceği anlaşılmaz. Birçok şart var. İlk şartı iman sahibi olmaktır. İmansızsa ne kadar cömert olursa olsun, Cennete girmez, Cehenneme gider.</p>
<p>(Belli bir örtü şekli yok) demek, kapanmak şartıyla, yaşadığı memleketin âdetine uygun giyinmek demektir. Mesela yaşadığı memlekette şalvar giyiliyorsa şalvar giymek, çarşaf giyiliyorsa çarşaf giymek, entari giyiliyorsa entari giymek, manto giyiliyorsa manto giymek demektir. Ama dine aykırı bir şey, mesela mini etek giyiliyorsa, mini etek giymek demek değildir. Tesettür demek, vücudu baştan ayağa kadar, vücut hatları belli olmayacak şekilde kapatmak demektir. İslamiyet belli bir şekil koymamıştır. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde, örtünme şekli bildirilmemiştir. Belli bir şekil olsaydı, elbette Kur&#8217;an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilirdi. Bunun için, (Entari veya ferace giymek şarttır) demek yanlış olduğu gibi, (Çarşaf giymek şarttır) demek de yanlıştır. Dine uygun olmak şartıyla, o bölgede âdet olan kıyafet hangisiyse, öyle kapanmak gerekir. Dinimiz kapanmayı emretmiş, (Kadın için, el yüz hariç, vücudunun tamamını kapatması farzdır) buyurmuş, fakat örtünme şeklini serbest bırakmıştır. El yüz hariç, her yerini herhangi bir kumaşla örtebilir. Yine fıkıh kitaplarında kumaşın dikkati çekici renklerde olmaması da bildirilmiştir.<b> Dürer-ül-Mültekıte</b> kitabında anlatılmak istenen tesettür budur.</p>
<p><b>Örtülü çıplak kadın<br />
Sual: </b>Başı kapalı bir kadının, vücut hatlarını belli edecek kadar dar ve ince elbise giymesi, kısa kollu bluz giymesi, mini etek giyene göre daha uygun değil midir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Peygamber efendimiz böyle kadına, <b>(Örtülü çıplak kadın) </b>diyor. Yerine göre böyle giyinmek, belki de mini etek giymekten daha fazla günahtır. Çünkü bu durum, kötü örnek olur. Sanki böyle giyinmekle de, dinin emrinin yerine getirildiği sanılabilir. Mini etekli olan, ahlâkı bozar, böyle giyinen ise dini bozar. <b>İslam Ahlakı</b> kitabındaki bir hadis-i şerif:<br />
<b>(Örtülü çıplak kadınlar Cennete girmez, kokusunu bile duymaz.)</b> [Müslim]</p>
<p>Bu hadis-i şerif, kadınların ince, şeffaf veya cilde yapışık olan dar elbise ve başörtüsüyle örtünmelerini yasak etmektedir. Böyle örtünmek, çıplak gezmek gibi günah olur. <b>(İslam Ahlakı)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yakayı örtmek ne demek</title>
		<link>https://islamdini.de/yakayi-ortmek-ne-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2014 23:37:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=3137</guid>

					<description><![CDATA[Yalnız Kur’an diyenlerle 19’culuk bâtıl dininde olanlar, Nur suresinin, (Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) mealindeki 31. âyetinin yalnız ziynet takmayı yasakladığını, bir de…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/yakayi-ortmek-ne-demek/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yalnız Kur’an diyenlerle 19’culuk bâtıl dininde olanlar, Nur suresinin, <b>(Mümin kadınlara söyle: </b>[Yabancı erkeklere bakmaktan] <b>sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, </b>[el, yüz gibi] <b>görünen kısmı hariç, ziynetlerini</b> [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] <b>göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar </b>[saç, kulak ve gerdanlarını] <b>örtsünler!) </b>mealindeki 31. âyetinin yalnız ziynet takmayı yasakladığını, bir de sadece yaka kısmını örtmeyi emrettiğini söylüyorlar. Diğer maddede yeteri kadar açıklamıştık ama bir hususa daha değinmek istiyoruz. Nasreddin Hocanın kabri için, dört tarafı açık, ancak kapısında koca bir kilit var derler. O zaman kilidin ne kıymeti var. Deve kuşunun, başını kuma sokarak saklandığını sanmasına benzemez mi? Bu zındıklara göre de, kadın her tarafını açacak, sadece yakasını kapatacak, böylece tesettür emrine uyacak, bu kadar gülünç, saçma iddia olur mu?</p>
<p>İsra suresinin <b>(Ana-babana öf deme)</b> mealindeki 23. âyetini okuyan, ana-babasına öf demese, fakat gözlerini çıkarsa, kulaklarını kesse, sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demedim, Kur’anın emrine uydum) dese, Kur’ana uymuş mu olur? Kur’an-ı kerimde en hafif husus söyleniyor, daha ağırları elbette yasaktır.<b> (Sana indirdiğim Kur’anı insanlara açıkla)</b> emrine uyarak Resulullah efendimiz âyetleri açıklamıştır. Bu âyetin manası, <b>(Ana-babanı üzme, hatta öf bile deme)</b> demektir. <b>(Beydavi)<br />
</b><br />
İsra suresinin, <b>(Zinaya yaklaşmayın)</b> mealindeki 32. âyeti de aynı anlamdadır. Kötü bir kimse, kötü bir kadınla aynı yatakta yatsa, zina hariç her şey yapsa, sonra da, (Kur’an zinaya yaklaşmayın) diyor, ben zina etmedim dese, günah işlememiş mi olur? Bu âyetin manası da açıklanmıştır. Zinaya yaklaşmayın demek, (Zinaya götürecek sebep, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın, onları kucaklamayın, öpmeyin) demektir.</p>
<p>Yabancı kadına bakmak zinaya götüren yollardan biridir. Bunun için hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<b>(Yabancı kadını görüp, başını ondan çevirene Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.)</b> [Hakim]</p>
<p><b>(Kadının yüz ve iki eli hariç bütün bedeni avrettir.)</b> [Ebu Davud]</p>
<p>Resulullah efendimizin bu açıklamasından sonra, <b>(Başörtülerini yakalarına örtsünler)</b> âyeti, vücudun tamamını örtsünler, boyun, yaka ve gerdan kısmını da kapatsınlar demektir. Bazı kadınlar eşarp taktıkları halde bu kısımları açık kalıyor. Hiçbir yer açık kalmasın demektir. Hazret-i Âişe validemiz de bildiriyor ki: (Tesettür âyeti gelince, muhacir kadınlar hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler.) <b>[Buhari]</b></p>
<p>Herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, <b>(Kur’anı insanlara açıkla)</b> buyurulmaz ve hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha <b>(De ki, bana tâbi olun) </b>buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir! Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.</p>
<p>Herkesin bir tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmaya, ameliyat etmeye kalkması cinayettir. Yalnız Kur’an diyerek Kur’andan hüküm çıkarmaya çalışmak da bundan daha büyük cinayettir. Yanlış ilaç kullanan sakat kalabilir, ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şerifleri bir tarafa atıp, Kur’ana herkes el uzatınca dinin yıkılacağını, insan sayısınca din çıkacağını zındıklar çok iyi bildiği için <b>Yalnız Kur’an</b> diyerek dini yıkmaya çalışıyorlar. Bu oyuna dikkat etmeliyiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinimizde tesettürün önemi</title>
		<link>https://islamdini.de/dinimizde-tesetturun-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2014 23:36:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=3135</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Tesettürü kimler inkâr ediyor? CEVAP Kur’ana inanmadıkları halde, (Yalnız Kur’an) diyen yalancılarla, On dokuzculuk bâtıl dinine sarılanlar, tesettürü inkâr ediyorlar. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Mümin kadınlara söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı hariç, ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!) [Nur 31] Bu âyette bazı hususlar açık…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/dinimizde-tesetturun-onemi/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Tesettürü kimler inkâr ediyor?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kur’ana inanmadıkları halde, (Yalnız Kur’an) diyen yalancılarla, On dokuzculuk bâtıl dinine sarılanlar, tesettürü inkâr ediyorlar. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Mümin kadınlara söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı hariç, ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!)</b> [Nur 31]</p>
<p>Bu âyette bazı hususlar açık değil. Mesela kadın, gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat ne? Kına, sürme mi, altın, gümüş mü, küpe, kolye, bilezik mi? Bu hususlar tam açık değildir, bunlar hadis-i şerifle açıklanarak bildirilmiştir. Allahü teâlâ, <b>(Resule itaat Allah’a itaattir) </b>ve<b> (Sana indirdiğim Kur’anı, anlamaları için insanlara açıkla)</b> buyuruyor. (Nahl 44)</p>
<p>Resulullah efendimizin açıklamaları ile âyetin manası şöyle oluyor:<br />
<b>(Mümin kadınlara söyle, gözlerini </b>[yabancı erkeklere bakmaktan] <b>sakınsınlar, ırzlarını korusunlar,</b> [el, yüz gibi] <b>görünen kısmı hariç,</b> [Kolye, küpe, bilezik, kına, sürme gibi] <b>ziynetlerini</b> [ve ziynet taktıkları baş, kulak, kol ve ayaklarını] <b>göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar</b> [saç, kulak ve gerdanlarını] <b>örtsünler!)</b> [Nur 31] (Celaleyn, Medarik)<br />
<b><br />
</b>Mecmaul-enhür’deki, <b>(Kadının</b> [yüz ve iki eli hariç] <b>bütün bedeni avrettir)</b> hadis-i şerifi de tesettürü açıklıyor. Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip <b>(Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve iki eli hariç, vücudunu erkeklere gösteremez)</b> buyurdu. (Ebu Davud)</p>
<p>Hazret-i Âişe validemiz de bildiriyor ki:<br />
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti gelince, emri geciktirmemek için hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai) [Hazret-i İbrahim de, sünnet ol emrini geciktirmemek için, bıçak, doktor aramadan, hemen hazırdaki balta ile kendini sünnet etmişti.]</p>
<p>Dinimizde iki çeşit kadın kıyafeti vardır: Hür ve cariye [köle] kıyafeti.<br />
Cariyeler başlarını örtmezlerdi, örtmek zorunda da değillerdi. Kapanma mecburiyeti hür kadınlara idi. Tesettür âyeti gelmeden önce hür kadınlar da başları açık gezerdi. Münafıklar, cariyelere sarkıntılık ederdi. Bu arada açık olan hür kadınlara da sataşırlardı. Olay duyulunca, (Biz bunu cariye sandık) derlerdi. Allahü teâlâ, <b>(Hür kadınlar cariyeler gibi giyinmesinler, vücutlarını tamamen örtsünler, böylece cariye olmadıkları da meydana çıksın ve münafık erkekler tarafından da sarkıntıya maruz kalmasınlar)</b> buyurdu. Bu âyetin meali şöyledir:<br />
<b>(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına</b> [dışarı çıkarken] <b>dış elbiselerini giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemeleri için en uygun kıyafettir.)</b> [Ahzab 59]</p>
<p>Bazı mezhepsizler, “Hayzdan kesilmiş, yaşlı kadınların saçlarını göstermeleri günah olmaz” diyorlar. Ama Kur’anda mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Evlenme arzusu kalmayan ihtiyar kadınların ziynetlerini</b> [ziynet yerlerini, baş, kulak, boyun, kol ve ayaklarını] <b>göstermemek şartı ile, dışa giydikleri</b> [manto gibi] <b>elbiselerini çıkarmalarında bir vebal yoktur. Ama sakınmaları daha iyi olur.)</b> [Nur 60]</p>
<p>Dikkat edilirse, kuyumcuda teşhiri, satılması serbest olan ziynetlerin bile kadında olunca, gösterilmesi yasaklanıyor. Müminlerin anneleri için bile, <b>(Siz diğer kadınlar gibi değilsiniz, </b>[yabancılarla] <b>yumuşak konuşmayın, kalbinde fesat bulunanlar, kötü ümide kapılır. Evlerinizde oturun, eski cahiliye kadınları gibi açılıp saçılmayın)</b> buyuruluyor. (Ahzab 32-33)</p>
<p>Bu delillerden sonra, “İslamiyet’te tesettür yok” diyenlerin art niyetli olduklarında şüphe kalmaz.</p>
<p><b>Karşı cinsten etkilenmek</b><br />
<b>Sual:</b> Feminist bir bayan, <em>(Biz bayanlar açık gezince, erkekler etkileniyormuş. Bize ne, o erkeğin sorunu, adam olsunlar etkilenmesinler. Neden onların faturası bize çıkarılıyor?)</em> dedi. Gerçekten fatura niye bayanlara kesiliyor?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Bu, çok yanlıştır. Bayan, tesettürü Allah’ın emri kabul ediyorsa, Allah&#8217;ı suçlaması çok çirkindir. Ateist ise, Allah&#8217;ın emrine ne hakla karışıyor? Ona örtün diyen mi var? Tesettür, ateiste değil, Müslümana farzdır.</p>
<p>(Erkekler etkilendiği için bayanlar kapanmalı) sözünün dinde yeri yoktur. Allah&#8217;ın emrinde sebep ve hikmet aranmaz. Bazı mezhepsizler, (Şu ibadetin şu hikmeti var) diyerek ateistlere böyle koz veriyorlar. Mesela, (Domuz, içindeki trişin, yağ gibi bazı maddelerden dolayı haram edilmiştir) diyorlar. Ateistler de, (Eğer trişin, yağ gibi şeylerden dolayı haram edilmişse, biz trişinleri öldürür, yağlarını çıkartır yeriz) diye karşılık veriyorlar. Bu bayan da, (Benim açık gezmemden erkekler etkileniyorsa, beni ilgilendirmez) diyor. Bir şeyin haram olması, illa zararlı olmasından dolayı değildir. Mesela, Besmelesiz kesilen kuzu etinin haram olması, sağlığa zararından değil, Allah&#8217;ın emri olduğu içindir. Kadının açık gezmesinin haram olması da, erkekleri etkileyeceği için değil, Allah&#8217;ın emri olduğu içindir. Kadın, kadınlar arasında, hattâ kendi evinde yalnızken bile çıplak duramaz. Bunun etkilenmekle ne ilgisi var?</p>
<p>Feministin dediği gibi, kadının kapanması sırf erkeklerin etkilenmesi, dolayısıyla erkeklerin günaha girmesiyle alakalı bile olsa, onun dediği yine yanlıştır. Dinimizde, <b>(Hayra sebep olan hayır, kötülüğe sebep olan da, kötülük yapmış gibi günah kazanır)</b> kuralı vardır. Müslüman kadın, erkekleri günaha sokmaktan sakınır. Bayanın erkekleri etkilemek niyeti yoksa, niye öyle açılıp saçılıyor ki?</p>
<p>Sadece erkek mi etkilenir? Kadın etkilenmez mi? Sıkışık bir ortamda sürtüşme olsa, kadın etkilense, (Kadın etkilenmesin) denir mi? Etkilenmek, insanın tabiatında vardır. Acıkmak, susamak gibi tabiî [normal, doğal] bir şeydir. (Erkek erkekliğini bilsin, kadın kadınlığını bilsin ve etkilenmesin) demek eşyanın tabiatına aykırıdır.</p>
<p>Ateşle baruta yaklaşıp, (Sakın barutu yakma!) denmez. Ateşin özelliği yakmaktır. Baruta, (Niye etkilenip yanıyorsun?) denilemez. Ateşe su dökülürse söner. Ateşe, (Niye sudan etkilendin?) denmez. Elimizi yılanın ağzına soksak, yılan da soksa, yılana, (Niye beni soktun?) denir mi? Yılan sokar. Erkek de, kadın da etkilenir. Kurdun yanına kuzu konursa, kurt kuzuyu yer. (Kurt, kuzudan niye etkilendi ki?) denir mi? Tilkinin yanına piliç konsa, tilkiye (Etkilenip de pilici yeme!) denir mi? Bu örnekler, feministin görüşünün yanlış olduğunu açıkça göstermektedir.</p>
<p><b>Başörtüsünden rahatsızmış<br />
Sual:</b> Sosyetik bir kadın, <em>(Bazı kadınlar, mahalle baskısından dolayı başörtüsü takıyorlar. Ben başörtülü kadınları görünce, çok rahatsız oluyorum) </em>diyor. İmansız erkek veya kadının, rahatsız olması yadırganmaz. Ama demokratik bir ülkede yaşayan kimsenin, rahatsız olsa bile, başkalarını rencide edici söz söylemekten kaçınması gerekir. Mesela ben, bir kadın olmama rağmen, mini etekle, bikini ile gezen kadınlardan rahatsız oluyorum. Kendi inancıma göre, kadınların uyluklarına bakmam haramdır. Ben rahatsız olduğum hâlde, karşımızdakileri incitmemek için, bir şey söylemiyorum. O niye bizim inancımıza saygı göstermiyor? Türkiye’de hiçbir kadın, mahalle baskısından dolayı kapanmıyor, inancının gereği olarak kapanıyor. Mahalle baskısından dolayı açık gezenlere, biz kapalı kadınlar, tepki gösteriyor muyuz? Müslüman kadınlar, mahalle baskısından dolayı kapansalar bile, o açık kadın, niye rahatsız oluyor?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>O ve onun gibiler, kadınların başörtüsünden değil, Müslümanın inancına karşı oldukları için rahatsız oluyorlar. Geçen gün, üniversiteye kapalı girenlere bile, mani olmaya çalıştılar. Başörtülü rahibelere ve kilise çanına bir şey demezler, ezandan rahatsız olurlar. Kapalı hanımların, mini etekli bayanlara gösterdiği hoşgörüyü, açık olanlar da, kapalı olanlara gösterirse, ortada problem kalmaz. Ancak kurt dumanlı havayı sevdiği gibi, bunlar da kasıtlı olarak, ortalığı bulandırmak için, inançlı olanlara bir bahane ile sataşmaya devam edip ortalığı karıştırmaya çalışıyorlar. Müslümanlar, böyle kışkırtıcıların oyunlarına gelmemelidir.</p>
<p><b>Tesettür kalbde olmalıymış<br />
Sual:</b> Dinden, tasavvuftan bahseden sosyetik bir bayana, niçin tesettüre riayet etmediği sorulduğunda, (<b>Elhamdürüllah</b> ben tesettürü kalbime yerleştirdim) diyor. Daha <b>Elhamdülillah</b> demeyi bilmeyen, yani yeterli dînî bilgisi olmadığı anlaşılan bu bayan, güya kalbini temizlemekle, tesettürü kalbe almakla, nasıl Müslümanlığa uymuş olur?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Tesettür, namaz, oruç yani ibadetler kalbe yerleştirilmez. Kalbe iman yerleştirilir, bundan sonra ibadetlerin sevgisi kalbe dolar. İman yerleştirilince, yani kişi Müslüman olunca artık uzuvları da ibadetlerle şereflenir.</p>
<p>Kalbin temiz olması, dinimize uymakla olur. Dine uymayanın kalbi asla temiz olamaz. Kalbin nasıl temiz olacağını her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ ve Onun son peygamberi Muhammed aleyhisselam bildiriyor. Onların bildirdiklerine uygun yaşayanın kalbi temizdir, onların emirlerine uymayanın kalbi temiz olamaz. Günah işlemek, kalbin bozuk olmasının alametidir. Günah işleyenlerin, mesela açık gezenlerin <b>(Sen kalbe bak, kalbim temizdir)</b> demeleri çok yanlıştır. Allahü teâlânın Resulü buyuruyor ki:<br />
<b>(Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta oluşur. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür kalbi kaplar, kalb, kapkara </b>[kirli, pis]<b> olur.)</b> [Harâitî]</p>
<p>Tesettürsüz gezen bayan günahına tevbe etmiyor. Tevbe etmediği için kalbi kararıyor. Günah işleyerek kalbi kararan kimsenin, (Kalbim temizdir) demesi yanlıştır. Bunu söyleyen, kendini aldatmakla kalmaz, dinin emrini de inkâr etmiş olur. <b>(Hadika)</b></p>
<p>Müslüman, haramdan korkar, münafık yani Müslüman görünen kâfir ise hiç önemsemez. Bir hadis-i şerif:<b><br />
(Mümin günahını başucunda, hemen üstüne yıkılacak bir dağ gibi görür. Münafık ise, burnuna konmuş hemen uçacak sinek gibi görür.) </b>[Buhârî]</p>
<p>Kalbin temiz olması yeter, ama <em>(Kalbim temiz)</em> demekle kalb temiz olmadığı gibi, <em>(İmanım kuvvetli)</em> demekle iman kuvvetli olmaz. Tesettüre riayet etmeyenin veya diğer günahları işleyenin kalbi temiz ve imanı kuvvetli olmaz. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:<br />
Salih amel yapmadan [Ehl-i sünnete uygun iman ettikten sonra, namaz kılmadan, oruç tutmadan, günahlardan sakınmadan] <em>(Kalbim temizdir, sen kalbe bak) </em>demek bâtıldır, boştur, kendini aldatmaktır. Bedensiz ruh olmadığı gibi, beden ibadet yapmadan ve günahlardan kaçınmadan, kalb, temiz olmaz. <b>(1/39)<br />
</b><br />
İmam-ı Muhammed Mâsum-i Fârûkî hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebesi olan, evliyanın büyüklerinden Ebu Ali Rodbari hazretleri, (Çalgı dinleyen ve diğer günahlardan sakınmayan bir din adamı, “Kalbim temizdir. Sen kalbe bak!” diyorsa, onun gideceği yer Cehennemdir) buyurur. <b>(2/110)<br />
</b><em><br />
(Namaz kılmıyorsam, tesettüre ve dinin diğer emirlerine riayet etmiyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim temizdir)</em> demek yahut<em> (Önce ekmek parası kazanmak, herkese iyilik etmek, sonra namaz) </em>gibi sözler, dînî emirlerin bir kısmını beğenip bir kısmını beğenmemektir. Her Müslümanın bu inceliğe dikkat etmesi, dinin emir ve yasaklarına riayet etmeyenlerin, imanlarının gitmemesi için uyanık olmaları lazımdır. <b>(Hak Sözün Vesikaları)<br />
</b><br />
Kötü huylar, günahlar kalbi hasta eder. Bu hastalığın artması, kalbin ölümüne yani küfre sebep olur. Küfür ise, kalbi öldüren en büyük zehirdir. <b>(İslam Ahlakı)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açık gezmek farklı bir günahtır</title>
		<link>https://islamdini.de/acik-gezmek-farkli-bir-gunahtir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2013 08:21:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2811</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Bazıları, &#8220;Tesettür imanın veya İslam’ın şartı değildir. Tesettür üzerinde bu kadar fazla durmamalı&#8221; diyorlar. Açık gezmek, diğer haramlardan farklı değil midir? CEVAP Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına ve yasaklardan sakınmak gerektiğine inanmak, imanın şartıdır. Tekliflerin çoğuna inanıp da, yalnız birine…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/acik-gezmek-farkli-bir-gunahtir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Bazıları, &#8220;Tesettür imanın veya İslam’ın şartı değildir. Tesettür üzerinde bu kadar fazla durmamalı&#8221; diyorlar. Açık gezmek, diğer haramlardan farklı değil midir?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına ve yasaklardan sakınmak gerektiğine inanmak, imanın şartıdır. Tekliflerin çoğuna inanıp da, yalnız birine inanmayan, buna uymak istemeyen, Muhammed aleyhisselama inanmamış olur. Kâfir olur. Müslüman olmak için, tekliflerin hepsine inanmak, hepsini beğenmek gerekir. Bir müslüman, tekliflere inandığı halde, bunlara uymazsa, mesela, kötü arkadaşa ve nefsine uyarak, içki içerse, tesettüre riayet etmezse, imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahkâr müslümandır.</p>
<p>Tekliflerin [Allah’ın emirlerinin] hepsine inanıp amel ettiği halde, sadece birine uymak istemezse, yani beğenmez, vazife olduğuna önem vermez ise, hafif görürse, imanı gider, kâfir olur.</p>
<p>Mesela, (Açık geziyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim temizdir) demek, tekliflerin bir kısmını beğenip bir kısmını beğenmemektir. Her müslümanın bu inceliğe dikkat etmesi, tekliflere uymayanların, imanlarının gitmemesi için uyanık olmaları gerekir. Teklife uymamak başka, uymak istememek, beğenmemek başkadır. Bu ikisini karıştırmamalıdır!</p>
<p>Açık gezmek, diğer günahlardan üç yönden farklıdır:<b><br />
Birincisi: </b>Ara sıra değil, devamlı işlenen bir günahtır. Hadis-i şerifte, <b>(Küçük günaha devam edilirse, büyük olur)</b> ve <b>(İnsan, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Günaha devam ederse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar) </b>buyuruldu. (Haraiti)</p>
<p>Demek ki, devamlı günah işleyenlerin kalbleri kararır. Kalbi kararan ne olur? Peygamber efendimiz, <b>(Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O, artık sevap işleyemez olur) </b>buyuruyor. (Bezzar)</p>
<p>Tesettürsüz kadın, oruç tutsa, oruç borcundan, zekat verse zekat borcundan kurtulur, fakat orucunun ve zekatının sevabı azalır. Yani, işlediği günahlar, kazandığı sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap alamaz, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her ibadetin sevabı olur.</p>
<p>Sonra dinimizde, sevap kazanmaktan önce, günahtan kaçınmak esastır. Bir hadis-i şerifte,<strong> (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların </strong>[nâfile]<strong> ibadetleri toplamından daha iyidir) </strong>buyuruluyor. Her günah, Allahü teâlâya isyan olduğundan, büyüktür; fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir. Günahlardan kaçınmaksa farzdır. <b>(Rıyad-un-nasıhin)</b></p>
<p>Zengin kadına hacca gitmek farzdır. Yanında mahremi yoksa gitmek haram olur.<br />
<b><br />
İkincisi:</b> Gizli işlenen günahı açıklamak da ikinci bir günahtır. Açık gezen kadın, bu günahı pervasızca işlediği için, başkalarına kötü örnek olmaktadır. Hadis-i şerifte, <b>(Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayan hariç)</b> buyuruldu. (Buhari)</p>
<p>Tesettürsüz kadın, günahı alenen işlemiş oluyor, günahını başkalarına açıklamış oluyor. Hadis-i şerifte bildirildiği gibi, açık işlenen günahların affı zor olur.</p>
<p>Her ne kadar açık-saçık gezene kâfir dememek gerekir ise de, açık gezen kadının zamanla kalbi kararır, açık gezdiği için, içi sızlamazsa, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir.<br />
<b><br />
Üçüncüsü:</b> En önemlisi budur. Açık saçık gezmek, iffetsizliğe yol açan bir günahtır. Bir kadın içki içse, kumar oynasa, hırsızlık etse, kocası, bunlardan vazgeçirmeye, tedavi etmeye çalışır. Fakat açık gezen kadın, iffetsizliğinde ileri giderse, kocası tedavisine çalışmadan hemen bırakır. Öldüren bile çıkar.<br />
Peygamber efendimiz, erkeğin avret yerinin diz ile göbek arası, kadının ise, yüz ve iki elinden başka bütün bedeninin avret olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Avret yerini açmak büyük günahtır.)</b> [Hakim]</p>
<p><b>(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!)</b> [Beyheki]</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde ise mealen buyuruldu ki:<br />
<b>(Mümin kadınlara söyle: </b>[Yabancı erkeklere bakmaktan] <b>sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, </b>[el, yüz gibi] <b>görünen kısmı hariç, ziynetlerini</b> [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] <b>göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar </b>[saç, kulak ve gerdanlarını] <b>örtsünler!) </b>[Nur 31]<b><br />
</b><br />
Ahzab suresinde de, Allah’tan korkan kadınların, yabancı erkeklerle konuşmak durumunda kalınca, kötü niyetli erkeklerin tahrikine sebep olmamaları için, yumuşak konuşmamaları emrediliyor. Sesten tahrik olan erkek, açık kadına bakınca tahrik olmaz mı?</p>
<p>Artık dileyen Allahü teâlânın emrine uyar, dileyen de nefsine ve şeytana uyar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tesettür farzdır</title>
		<link>https://islamdini.de/tesettur-farzdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2013 08:20:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Sualler]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür ve setr-i avret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamdini.de/?p=2809</guid>

					<description><![CDATA[Sual: Dinimiz, kadının nasıl kapanacağını açıkça bildirdiğine göre bunun tartışması niçin yapılıyor? Tesettürü inkâr eden dinden çıkmaz mı? CEVAP Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır. Kur&#8217;an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber…<p class="continue-reading-button"> <a class="continue-reading-link" href="https://islamdini.de/tesettur-farzdir/">Devamını oku<i class="crycon-right-dir"></i></a></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Sual:</b> Dinimiz, kadının nasıl kapanacağını açıkça bildirdiğine göre bunun tartışması niçin yapılıyor? Tesettürü inkâr eden dinden çıkmaz mı?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Kur&#8217;an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen, <b>(Sakın ana-babana öf deme)</b> buyuruluyor. (İsra 23)<br />
Bir kimse, ana-babasına öf demese, fakat sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur&#8217;anın emrine uydum) dese, bu kimse Kur&#8217;ana uymuş mu oluyor? Âyet-i kerimenin manası<b>, (Ana-babanızı üzmeyin hatta onlara öf bile demeyin)</b> demektir. <b>(Beydavi)<br />
</b><br />
Bunun için Kur&#8217;an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur&#8217;an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur&#8217;an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.</p>
<p>Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasaya göre bir hırsıza ceza veremez. Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.</p>
<p>Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur&#8217;an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur&#8217;an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur&#8217;an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu &#8220;Kur&#8217;an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum&#8221; diye acı bir itirafta bulunmuştu.</p>
<p>Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur&#8217;an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<b>(Kur&#8217;anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.)</b> [Nesai]</p>
<p><b>(Kur&#8217;anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.)</b> [Mekt.Rabbani]<b><br />
</b><br />
Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<b>(Mümin kadınlara söyle: </b>[Yabancı erkeklere bakmaktan] <b>sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, </b>[el, yüz gibi] <b>görünen kısmı hariç, ziynetlerini</b> [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] <b>göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar </b>[saç, kulak ve gerdanlarını] <b>örtsünler!) </b>[Nur 31]<b><br />
</b><br />
Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyle:<br />
<b>(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına</b> [dışarı çıkarken] <b>cilbablarını</b> [dış kıyafetlerini] <b>giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.)</b> [Ahzab 59]</p>
<p>Bu tercümeye bakıp &#8220;Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir&#8221; diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.</p>
<p>Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<b>(Kadının</b> [yüz ve iki elinden başka] <b>bütün bedeni avrettir.)</b> [Mecmaul-enhür, El-mugni]</p>
<p>Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur&#8217;an-ı kerimin <b>17</b> yerinde Resulullaha <b>(De ki, bana tâbi olun)</b> buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!</p>
<p>Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip <b>(Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez)</b> buyurdu. (Ebu Davud)</p>
<p>Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:<br />
<b>(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler)</b> buyurdu. (Buhari, Nesai)</p>
<p>Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.</p>
<p>Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.</p>
<p><b>Sual:</b> &#8220;Teferruat&#8221; diyerek saçları açmak uygun mu? Sokağa çıkarken peruk takabilir miyim?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>“Teferruat” diyerek saçları açmak haramdır. Hele kapanmaya önem vermeyenin imanı gider. Sokağa çıkarken peruk takmak zaruretsiz caiz değildir. Erkekler arasında başını açmak zarureti olduğu zaman, kadının peruk kullanması caiz ve lazım olur. Zaruret, başka çare bulamamak demektir. Sadece zaruret halinde peruk takabilirsiniz.</p>
<p><b>Sual:</b> Namaz, oruç, zekat ve hac ne zaman farz oldu? Tesettür ne zaman emredildi?<br />
<b>CEVAP<br />
</b>Beş vakit namaz, miladi 621 yılında ve hicretten bir yıl önce mirac gecesinde farz oldu. Mirac’dan önce, yalnız sabah ve ikindi namazı vardı.<br />
<b>Hicret</b>, 622 de oldu.<br />
<b>Ramazan orucu</b>, 624’te farz oldu.<br />
<b>Zekat</b> da 624’te Ramazan ayında farz oldu.<br />
<b>Hac</b> ise 631’de farz oldu.<br />
625 ve 627 yılında kadınlara örtünme emri geldi.</p>
<p>Kadınların Peygamber efendimize gelerek sual sormaları, oturup dinlemeleri hicab âyeti gelmeden önce idi. Hicab âyeti gelince, kadın erkek artık bir arada oturulmadı. Kadınlar soracaklarını, ezvac-ı tahirattan sorup öğrendiler. Resulullah efendimiz ise 632’de vefat etti. Demek ki Peygamber efendimiz, tesettür âyetinden 5 yıl sonra vefat etti. Ondan önce tesettür yoktu. Önceki hayatını anlatıp, “Resulullah kadınlarla oturup konuşurdu, kadınlar açık gezerdi” demek yanlış olur.<br />
<b><br />
Sual: </b>Usul ve füru nedir? Farzlar ve haramlar için, füruat denir mi?<br />
<b>CEVAP</b><br />
Hanefi mezhebinin âlimleri, itikatta İmam-ı Mâtüridi’ye tabi olmuşlardır; çünkü İmam-ı Mâtüridi, usul ve füruda, İmam-ı a’zamın mezhebindedir. Usul, itikat demektir. Füru, ahkâm-ı islamiyye demektir.<b> (Milel ve Nihal)</b></p>
<p>Açıkça bildirilen farzlara ve haramlara inanmak, mesela içkinin, kumarın, domuz etinin haram olduğuna, beş vakit namazın, orucun, zekâtın, tesettürün farz olduğuna inanmak da usuldendir, füruat değildir. Bunların farz veya haram olduklarını inkâr etmek, küfür olur.</p>
<p>İmam-ı Şafii hazretleri,<b> (Usul bilgileri; kitap, sünnet ve icma-i ümmettir. Bunlara inanmak şarttır)</b> buyurdu. <b>(Mizan-ül-kübra)</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
