“O da insan, biz de!..”

“O da insan, biz de!..”




Alî Osmân Efendi, insanlara doğru yolu anlatmak için köy köy dolaşır, insanlara İslâmı anlatırdı.

Sohbetinin ağırlığı, (güzel ahlâk) üzerine olurdu.

“Güzel ahlâk, bulunmaz bir hazînedir” derdi.

Bir gün talebelerini aldı.

Ladik’e ders için gidiyordu.

Bir talebesi de vardı.

Ama ihlâsı azdı.

Şeytan ona yanaştı.

Kalbine vesvese verdi.

Şöyle ki;

Hocası hakkında;

“Ne yâni, o da insan, biz de insanız” gibi fâsit bir düşünce geldi.

Yolları ormandan geçiyordu.

O esnâda bir (kurt) geldi.

Bu zâtın önünde durdu

Saygılı bir şekilde oturdu.

Büyük velî, o talebeye dönüp;

“Dağdaki hayvanlar anladı da, bâzıları hâlâ anlayamadı” buyurdu.

Talebe utandı.

Ve pişmân olup tövbe etti.

● ● ●

Bu zât, bâzı gençlere;

“Kendinize, Peygamber Efendimizi örnek alın. Çünkü Onun her sözü, her hâli İslâmiyettir” buyurdu.

Ve ilâve etti:

“Onun herhangi bir sözüne, hattâ oturuşuna, kalkışına, bakışına îtiraz etmek, (küfür)dür. Çünkü O, açık duran bir (Kur’ân-ı kerîm)dir. Kur’ân-ı kerîmin yaşayan şeklidir. Cenâb-ı Hakk’ın râzı olmadığı bir söz, bir fiil, bir hareket ve bir bakış, Onda olmaz.”