S. Ahmet Arvasi gençlere anlatılmalı -2-

S. Ahmet Arvasi gençlere anlatılmalı -2-




Aslında bu tür, programlar bile günümüzde zor olsa gerek… Konuşmacıları seçeceksin… Konuyu seçeceksin. Yer ve mekânı ve uygun vakti seçeceksin. Konuşmaların bu milletin aile yapısına, millî ve manevi değerlerimize uygun ifadeler olmasına özen göstereceksin. Konuşmacının konuşmalarına hâkim olacaksın, izleyicinin ilgisini bilekte atan nabız gibi hissedeceksin.

Seyyid Ahmet Arvasi’yi anma programından benim anladıklarımın özeti ise şudur:

Yaşadığı dönemin yıkıcı, bölücü ve iş birlikçi kamplaşmalarına karşı, her alanda fikir üretmiş millî ve manevi değerlerin ışığında pırıl pırıl aydınlık nesillerin yetişmesine öncülük etmiştir. S. Ahmet Arvasi, arzuladığı gençliği şöyle tarif ediyor: Kendini Allah ve Resulünün davasına adamış, sırf Allah rızası için canını, malını, makam ve mevkiini, din ve devleti, mülk ve milleti için fedaya hazır; şanlı ve mukaddes ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde nefsini düşünmeyen ve ülküsünde fâni olmuş yiğitledir…

Hiç şüphesiz bu yiğitler sosyal, kültürel, ekonomik ve politik hayatta bir taraftan yenileşmeye, çağdaşlaşmaya, gelişmeye diğer taraftan bizi biz yapan millî ve mukaddes değerleri korumayı kendilerine şiar edinmişlerdir. Bu yöndeki düşüncelerini sohbet ve yazılarında her daim dile getirmiş, yazılarını kitabında toplamıştır. Büyük dava adamı, Arvasi Hoca’yı anlamanın ve gelecek nesillere anlatmanın yolu hiç şüphesiz kitaplarını okumak ve okutmaktır. “Türkoğlu her türlü oyunu, hileyi, desiseyi görüyorsun. Direnmen, bilenmen, güçlenmen ve kenetlenmen gerekiyor. Türklük şuur ve vakarı ile İslam iman ve ahlakı içinde yeniden dirilmen şarttır” diyen bir fikir ve dava insanını bütün Türkiye’nin tanıması şarttır.

Yazıyı, Arvasi Hoca’nın beni çok etkileyen üç sözü ile bitirmek istiyorum… İlki: Bir milletin geleceği, ümidi ve başarısı genç nesillerin terbiyesine bağlıdır… İkincisi: 1300 yıldır Yaradan’a hakkıyla kulluk ederler… Üçüncüsü: Biz farkına varalım veya varmayalım, bütün ezilen, sömürülen mazlum milletlerin ve insanların ümidi TÜRKİYE’dir…

            İhsan Ağır

 

 

 

ŞİİR

 

               ÇIĞLIK

 

Yine seni fısıldadım gökyüzüne

Mavinin beyaza âşık olması gibi

Rüzgârın ninnisi geliyor kulağıma

İçimdeki çocuğun çığlık sesleri…

 

Bu gece yine seni fısıldadım gökyüzüne

Siyahın beyazsız yapamaması gibi…

Bir puhunun feryadı sanki,

İçimdeki çocuğun çığlık sesleri…

 

Ceren İpek-Zonguldak/Kdz. Ereğli

 

 

 

     UZAKLARDAN BİRİNE

 

Seni gördüğümde içime oturan

O hissi unutamam.

Gülüşündeki o saklı bahçenin

Güzelliğini yüreğime işledim.

Uzaklara daldığımda aklıma düşen fotoğraf,

Yüzümü güldüren o narin bakışın.

Beklemekteyim…

Yolum sana çıkar mı bilemem ama

Mevlâ’m ne eylerse güzel eyler…

Allah’a emanet…

 

                        Sunay Şahin

 

 

 

KISA KISA… KISA KISA…

 

Yol

 

Bazen uğruna çabaladığımız yol sonunda bize hiçbir şey vermez, bazen çabalarımız boşa çıkar, ne kadar çabalasak da bazen, olmaz. Yeterince çabalamadığımız için mi acaba? Yoksa sonuca ulaşmak için acele mi ediyoruz? Belki de ulaşamamamızın sebepleri bunlardır. Belki de değildir ama emin olduğum bir sebep daha var, belki de bazen sonuca ulaşamamamızın nedeni, gittiğimiz yolun yanlış olmasıdır; aradığımız sonuç ne? Bunu sormalıyız önce, sonra belirlemeliyiz belki de yolumuzu. Hepimiz bir sonuç elde etmek isteriz ama düşünmeliyiz, uğruna çabaladığımız sonuç, gerçekten istediğimiz sonuç mu, bizim için hayırlı mı? Onun için sebeplere yapışmalıyız ancak yolun bizi sonuca ulaştırıp ulaştırmaması konusunda takdirin tedbire galip geldiğini de bilmeliyiz… Belki de bizi tamamlayacak olan, o aradığımız sonuca hiçbir zaman ulaşamayacağız. Ama denemeliyiz, yolun sonunda elimizde bir hiç de olsa denemeliyiz. Çünkü bazen başaramasak da, “denedim” demek de güzelidir.

Enes Babayiğit