“Sana tokat atan kadın benim!”

“Sana tokat atan kadın benim!”




“Hani geçen hafta burada sana tokat atan bir kadın vardı ya? İşte o benim!..”

 

 

Aslında satış işini beceremeyen birisi olarak ilk satışımda karşılaştığım olayı anlatmaya devam ediyorum…

Kılık kıyafetiyle dikkat çeken iki bayanla ilgili gayriihtiyari “yahu şunlara bak, ne bize benziyorlar ne yabancılara bu nasıl giyinmedir? Allah hidayet versin” dedim içimden.

Tam o sırada kadının birisi döndü arkaya “Ne diyorsun be sen? Bize mi söyledin bu lafı?” dedi.

Ben dondum kaldım! Meğer içimden söylediğimi zannettiğim sözü, sesli söylemişim ve duymuş kadın!

“Abla yok beni yanlış anladınız, siz değildiniz vs.” dedimse de o sırada suratıma çok şiddetli bir tokat yedim! Tabii, ben tokadı yiyince kıpkırmızı olmuş, utancımdan öyle ürkek ve mahcup bir hâl almışım ki bunu gören kadın bu defa zannederim acımış olacak ki, sesini biraz yumuşatarak;

“Ne satıyorsun sen burada?” diye sordu.

O sırada duvarın üzerinde duran “İslam Ahlakı” kitabına gözü ilişti. Aldı eline biraz göz gezdirdi ve üzerinde yazan ücreti elime sıkıştırıp hiçbir şey demeden kitabı aldı gitti.

Aradan yaklaşık on gün filan geçti. Ben yine aynı mevkide aynı şekilde ürün ve kitap satışı için beklerken, bir tesettürlü kadın geldi yanıma. Bana dikkatlice bakıp “tanıdın mı beni?” diye sordu. Ben yine çekingen baktım “tanıyamadım abla” dedim.

Bunun üzerine dedi ki:

“Hani geçen hafta burada sana tokat atan bir kadın vardı ya? İşte o kadın benim” dedi.

Sevinç ve hayretimden ne diyeceğimi bilemedim. Sadece ağzımdan “maşallah” çıkmış.

Neyse bu olaydan yaklaşık altı ay sonra yine aynı yerde satış için beklerken, bu hanımefendi yine geldi yanıma. Bu defa hemen tanıdım. Baktım yanında bir de erkek var. Ona beni göstererek dedi ki:

“Hayatım bu adam var ya, benim kurtuluşuma sebep oldu” bana dönüp tekrar dedi ki:

“Abi o gün var ya, biz arkadaşımla sarhoştuk. İçkili bir mekândan geliyorduk. Senden aldığım o kitap benim hayatımı değiştirdi. Günlerce ağlayıp tövbe ettim. Beni kendime getirdi. Her şeyimi sana ve o kitaba borçluyum. Allah senden razı olsun…”

Rabbim bize bu imkânı sağlayan gazetemizden, yöneticilerimizden ve büyüklerimizden razı olsun.

            Mürsel Özönal-Ankara