

“Siz her gün misk mi sürünürsünüz?”
Nâfî bin Abdurrahman hazretleri, Tebe-i tâbiîndendir. 169 (m. 785) senesinde Medîne’de vefât etti. Esmer, güzel yüzlü idi. Ahlâkı da pek güzeldi. Yeri gelince mîzaha meyleden, güler yüzlü, hoşsohbet bir zâttı. Konuşurken ağzından “misk kokusu” çıkardı… Ve etrâfa yayılırdı. Bir gün kendisine; “Siz her gün misk mi sürünürsünüz?” diye sordular. Mübârek…


“Dünyâya, Allahü teâlâya kulluk için geldik…”
“İhlâslı amel yapabilmek için gafletten çok sakınıp, uyanık olunuz.” Ebû Abdullah Antâkî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Antakya’da doğdu. Ailesi Antakya eşrâfından îtibâr edilen kimselerdi. 853 (H.239) senesinde vefât etti. Ebû Süleymân-ı Dârânî’nin sohbetlerinde kemâle geldi. Tebe-i tâbiîn neslinden olup, Fudayl bin Iyâd ve Hâris-i Muhâsibî gibi zamânının en büyük velîleri ile…


Beş vakit namaz farzdır!
Herkesçe malûm olduğu üzere, şartları taşıyan erkek-kadın bütün Müslümânlara, her gece ve günde, beş vakit namaz farz kılınmıştır. Namazın, her gece ve günde, beş vakit farz oluşu, edille-i şer’iyye-i erbaa (4 şer’î delîl) ile sâbit olmuştur. Geçen haftaki 2 makâlemizde, namazın günde beş vakit olduğuna dâir bazı âyet-i kerîmeleri zikrettik.…


Kötü sıfatlar, köpek gibidir
“Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler…” Sual: İnsanda bulunan bazı kötü huylar için köpek gibidir tabirini kullanmak uygun olur mu? Cevap: Bu konuda İmâm-ı Gazâlî hazretleri Mişkât-ül-envâr kitabında buyuruyor ki: “Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü…


Cenaze namazının kabul olması için
Cenaze namazı kılmak farz-ı kifayedir. Ehemmiyet vermeyen, kâfir olur. Sual: Cenaze namazının kabul olması için dinimizin bildirdiği belli şartlar var mıdır, varsa nelerdir? Cevap: Bir müminin vefat ettiğini haber alan erkeklere, erkek yoksa, kadınlara cenaze namazı kılmak, gasl, techiz ve defin farz-ı kifayedir. Ehemmiyet vermeyen, kâfir olur. Cenaze namazının kabul…


“Ahmaklığın tedâvîsi yoktur!..”
Meymun bin Mihrân hazretleri, Tâbiîn’in büyüklerindendir. 734 (H. 116) de Cezîre’de vefât etti… Bir gün, bâzı kişiler, bu velî zâtın oğluna; “Baban bu dereceye ne ile kavuştu?” diye sordular. Oğlu düşündü… Ve cevâbında; “Babam, kavuştuğu bu yüksek derecelere, çok namaz kılmakla ve çok oruç tutmakla değil, ‘ufak bir günah işlerim…


Her hastalığın aslı çok yemektir!
“Çalışıp kazanmaya kuvvet sağlamak için yemek, dînin beğendiği tokluktur…” Ahmed Hadramî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1565 (H.973)’te Yemen’in Hadramut bölgesindeki Terîm şehrinde vefât etti. Şeyh Abdurrahmân bin Ali gibi zâtlardan tasavvuf, fıkıh, hadîs ilimlerini öğrendi. Tasavvuf ilminde ileri derecelere kavuştu. Kâmil bir zât idi. Çok kerametleri görüldü. Bir defâsında hacca niyet…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







