

“Tek sermâyem, ümitli olmamdır”
Büyük velîlerden Ahmed bin Acîl hazretlerine, bir gün “Muvaffak olmanızı neye borçlusunuz efendim?” diye sordular. Cevâbında; “Bir hadîs-i şerîfe uymama borçluyum” buyurdu. Merak ettiler… Ve sordular: “O, hangi hadîs efendim?” Cevâben; “Helekel müsevvifûn. Bu hadîs-i şerîfi kendime düstur yaptım ve hayırlı işleri ânında yapıp, az sonraya bile tehir etmedim” buyurdu.…


Fakir babası: İmâm-ı Ali Rızâ
İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, muhtaçları arayıp bulur, onlara yardım ederdi. İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, ‘Oniki İmâm’ın sekizincisidir. 770 (H.153)de Medîne’de doğdu. 818 (H.203)’de Tûs (Meşhed)de vefât etti. Halîfe Me’mûn, İmâm-ı Ali Rızâ hazretlerini çok sever, sık sık onunla görüşürdü. Saraya gelişinde saray görevlileri onu karşılar, hürmet gösterirlerdi. Fakat bu hürmetleri…


Tövbe edenin günahı affolur
Tövbe, günaha pişman olup Allahü teâlâdan af dilemek, günahtan vazgeçmek ve bir daha yapmamaya karar vermektir. Tövbe edebilmek, Allahü teâlânın büyük nimetlerindendir. Kul, hata ve kusurdan uzak değildir. Bunun için günah işleyince pişman olmalı, Allahü teâlâdan af dilemeli ve aynı günaha dönmemeye karar vermelidir. Kur’ân-ı kerimde meâlen, “Ey müminler, Allah’a…


Kur’ân-ı kerim, indiği gibi kalmıştır
Kur’ân’dan olup da çıkarılmış veyahut Kur’ân’dan olmayıp da sonradan katılmış tek bir kelime yoktur. Sual: Kurân-ı kerimde, indirildiğinden itibaren, herhangi bir değişme olmuş mudur? Cevap: Kur’ân-ı kerimin, hadis-i şeriflerden ve başka ilahi kitaplardan bir ayrılığı ve üstünlüğü de, bugüne kadar indiği gibi, değişmemiş olarak kalmasıtır. Harfleri ve noktaları bile değişmemiştir…


“Âyet bu âyet, ama ağız o ağız değil!..”
Büyük velîlerden Ahmed bin Acîl hazretleri, bir gün saralı bir hastaya Yûnus sûresi 59. âyet-i kerîmesini okuyunca, cin onu terk etti. Bu zât hayâtta olduğu müddetçe hiç gelmedi. Ne zaman ki bu zât vefât etti, tekrar geldi o cin. Bu zâtın talebeleri, hocalarının okuduğu âyet-i kerîmeyi okudularsa da, cin gitmedi.…


“Büyük günaha da küçük günaha da tövbe farzdır”
“Mürüvvet, arkadaşının hatâ ve kusurlarını bilmezlikten gelmektir.” Amr bin Osman hazretleri büyük velîlerdendir. Aslen Yemenlidir. 908 (H.296) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebesi, Hallâc-ı Mansûr hazretlerinin hocasıdır. Harem-i şerîfte uzun yıllar îtikâfa çekilmişti. Sohbetlerde daha çok hadîs-i şerîf okurdu. Çoğunlukla İmâm-ı Buhârî hazretlerinden naklen hadîs-i şerîf rivâyet ederdi.…


Kitap okumak ve sohbet hakkında…
“Biz, o büyüklerin kendilerine kavuştuğumuz gibi kitaplarına da kavuştuk. Bir saat kitap okumak yarım saat sohbet etmek gibidir…” Sohbet ne demektir? Günümüzde “söyleşi” diyorlar. Söyleşi, “konuşarak vakit geçirmek” demektir; ama dinimizde, sohbetin tarifi başkadır. Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddîse sirrûh) bu hususta buyuruyor ki: Birkaç Müslümânın Allah rızâsı…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







