

Zaman, acıma zamanıdır…
Zaman; acıma, affetme, yumuşak davranma ve gönül alma zamanıdır. Kusur sayma, gönül yıkma ve öfkeyi büyütme zamanı hiç değildir. İnsanları yargılamak kolay, anlamaya çalışmak zordur. Çünkü hüküm vermek için bir an yeter; fakat bir gönlün niçin kırıldığını, bir insanın hangi sıkıntılarla mücadele ettiğini anlayabilmek için sabır ve merhamet gerekir. Nice…


Yük çeken aziz olur…
“Tasavvuf, herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir.” Sual: “Dinimiz, almayı değil vermeyi, yük olmayı değil, yük çekmeyi emir ve tavsiye etmektedir” deniyor. Bu ne demektir? Cevap: Dünya lezzetlerine aldanmayan, Cennet nimetlerine kavuşur. İki âlemde azîz ve muhterem olur. Aksi olursa, insan zelil olur. Zira hazret-i Ömer, bir hâdise…


Resûlullah az yemeyi severdi…
Sevgili Peygamberimize, Allahü teâlâ “İste vereyim” buyurmuşken, O, dünyâ servetini istemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. Umûmiyetle az yerdi. Çok yediği de olurdu. Ama az yemeyi severdi. Ekmeği katıksız yerdi. Bâzen hurma ile, bâzan sirke ile, bâzen de meyve ile, çorba ile veyâ zeytin yağına batırıp da yerdi… Tavuk,…


“İnkâr edenlere Cehennem ateşini hazırladık”
“İnsanların yaptığı her hareket, her iş, insanın kesbi ve Allahü teâlânın yaratması iledir.” Veliyyüddîn Efendi Osmanlı fıkıh âlimi, âbid ve velîlerindendir. 1659 (H.1069) senesinde; bugün Yunanistan sınırları dâhilinde bulunan Larissa (Yenişehir)’da doğdu. Zamânın meşhûr ulemâsından din ve fen bilgilerini tahsîl etti. İcâzet alarak talebe yetiştirmeye başladı. Hac için gittiği Mekke-i…


“Bâzı kimseler neden böyle yapıyorlar?”
Sevgili Peygamberimizin bekçileri, kapıcıları yoktu. Herkes kolayca yanına gelip, derdini anlatırdı. Hayâsı da çoktu. Edep sâhibiydi… Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmaya utanırdı! ● ● ● Peygamber Efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” kimsenin aybını yüzüne vurmaz, kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veyâ işini beğenmezse; “Bâzı kimseler neden böyle yapıyorlar?” diye ortaya…


Kalp katılığından daha büyük musibet yoktur!
“Allahü teâlâ kalplere ve bedenlere çeşitli musîbetler verir. Bunlar, rızık darlığı, ibâdetlerde gevşekliktir…” Dâbiî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. Sekizinci asırda vefât etti. Mâlik bin Dînâr, Sâbit el-Benânî gibi büyüklerle aynı asırda yaşayıp onlarla sohbette bulundu. Mâlik bin Dînâr’dan naklederek buyurdu ki: “Allahü teâlâ kalplere ve bedenlere çeşitli musîbetler verir.…


İstanbul’un kandillerinden Mehmed Emîn Tokadî
İstanbul velilerinden Mehmed Emîn Tokadî hazretleri buyurdu ki: “Ömürlerinde bir defa bizi ziyaret eden imanını kurtarmadıkça vefat etmesin!” Mehmed Emîn Tokadî hazretleri -Eshab-ı kiram hariç- İstanbul’un üç büyük evliyâsından biridir. (Diğer ikisi Murad-ı Münzavi ve Abdülfettah-ı Akri hazretleridir.)1664 (H.1075) senesinde Tokat’ta doğdu. 1745 (H.1158)’te İstanbul’da vefât etti. Kabri, Unkapanı’na inen…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







