

Resûlullah, sütü ve hurmayı severdi
Resûlullah Efendimiz (aleyhisselâm) Arabistan’daki âdete uyarak, saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kestirirdi. Saçlarına yağ sürerdi. Yolculukta da sürerdi. Yağ sürdüğü zaman başına önce tülbent kor; başlığını tülbentin üstüne giyerdi. Böylece yağ sürdüğü dışardan belli olmazdı. Bâzen saçlarını uzatıp, iki ön yanına uzatırdı. Mekke’yi fethettiği gün böyle saçı vardı. ●…


Çok konuşmak, akıl zayıflığının alâmetidir
“Lüzûmsuz çok konuşan bir kimseyi görürsen, bilki, aklı yoktur!” Muhammed Celâleddîn-i Devânî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 1429 (H. 833) senesinde İran’ın Kâzerûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. 1502 (H.908) senesi Kâzerûn’da vefât etti. Şîrâz’a gidip zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Orada Medreset-ül-Eytâmda müderris oldu. İbrâhim Gülşenî hazretlerinin sohbetine devâm ederek,…


Şükür namazı ve şükür secdesi…
Kendisine ni’met gelen veya bir dertten kurtulan kimsenin, Allahü teâlâ için “şükür secdesi” yapması sünnettir veya müstehabdır. Her nîmetin hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya şükretmek, insanlık îcâbıdır. Aklın lüzûm gösterdiği bir vazîfe, bir borçtur. Allahü teâlâ, öyle bir ihsân sâhibidir ki, kerem ve ihsânlarını dost ve düşmân, herkese saçıyor. Bütün…


Hak söz ağırdır ve acıdır!
Hak sözü kabul etmek, nefislere ağır gelir. Çünkü hakkın, doğrunun kabul edilmemesi, kibirdendir. Sual: “İnsanlar niçin hakkı, doğruyu zor kabul ederler?” Cevap: Hak ağırdır; ağır olduğu kadar da acıdır… Ve aynı zamanda faydalıdır. Hak sözü kabul etmek, nefislere ağır gelir. Bunun için, Peygamberler, davetlerine başladıkları zaman, hep itirazla karşılaşmışlardır. İslâm…


Peygamber Efendimiz ekseriyâ beyaz giyerdi…
Resûl aleyhisselâm, yemeği sofra bezi, tepsi, masa gibi bir şey üstünde yemezdi. Yere kordu. Diz çökerdi. Bir şeye dayanmadan yerdi. Yemeğe “Besmele” okuyarak başlardı. Sağ eliyle yerdi. Peygamber Efendimiz diğer peygamberler gibi zekât malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabûl ederdi. Karşılığını kat kat verirdi. Giymesi câiz olanlardan, her bulduğunu giyerdi.…


“Ölmeden evvel ölüp, nefsinizi tam ıslâh edin”
“Âşıklar, keşif ve kerâmet konaklarında durmak istemesinler. Daha yukarılara çıksınlar.” Kâdı Celâl Tehâniserî hazretleri Hindistan’da yetişen velîlerdendir. Yedi yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet aldı. (H.989)…


Şükrün lüzûmu…
“Şükür”, her nimetin Allah’tan geldiğini bilip yerinde sarf etmek ve dille de hamd etmektir. Şükür, kendini o nimete lâyık görmemektir. Bütün mahlûklara her nîmeti, her iyiliği veren yalnız Allahü teâlâdır. Her şeyi yoktan var eden, var olmak nîmetini veren O’dur. Her an, varlıkta durduran da O’dur. Güzel huylardan biri olan…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







