

Resulullah Efendimiz, neseben de üstündür
“Her asırda, her zamanda yaşayan insanların en iyilerinden, seçilmişlerinden dünyaya getirildim.” Sual: Peygamber Efendimiz, nesep, soy itibarıyla da, diğer insanlardan üstün olarak mı yaratılmıştı? Cevap: Peygamber Efendimizin ve bütün Peygamberlerin babalarının ve analarının hiçbiri kâfir, aşağı kimseler değildi. Bununla ilgili Buhârîdeki bir hadis-i şerifde, Peygamber Efendimiz buyurdu ki: (Her asırda,…


“Sen bunun için yaratılmadın!”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri henüz çocuktu ki, tarlaya, çift sürmeye gitti. Hayvan dile geldi ve; “Ey Abdülkâdir! Sen bunun için yaratılmadın” deyiverdi. O, bu sesi duydu. Korkup eve geldi ve annesine; “Anneciğim! Bana izin verirsen Bağdat’a gideceğim” dedi. Annesi sordu: “Orda ne yapacaksın?” “İlim tahsil edeceğim.” Kadıncağız; “Pekâlâ evlâdım” dedi. Koltuğunun…


Muhabbet, her türlü kiri ve lekeyi temizler…
“Hakîki muhabbet hâsıl olunca, artık zikreden, zikrolunanı müşâhede ile, görür gibi zikreder.” Şeyhülislâm Behâeddîn Zekeriyyâ hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. 1169 (H.565) senesinde Hindistan’da Mültân şehrinde doğdu. 1266 (H. 665) senesinde orada vefât etti. Namazını Hâce Nizâmüddîn-i Evliyâ kıldırdı. Bağdât’a gelip o zamânın büyük velîlerinden Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerinin talebelerinden oldu.…


Kim ne ederse kendine eder
Nasihatleri tesirli olan bir zat varmış. Hükümdarın huzurunda bir gün şöyle demiş: Kötünün kötülüğü kendine yeter!.. Haset, bir kimsenin hayırlı bir işi veya evi, malı, mülkü, ilmi olsa, o kimseden bunların gitmesini, onda olmayıp, kendinde olmasını istemektir. Onda olduğu gibi kendisinde de olmasını istemek haset olmaz. Buna gıpta etmek, imrenmek…


“O, benim evlâdımdır”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri (rahmetullahi aleyh) hem seyyiddir, hem de şerîf. Doksanbir yaşında, Bağdat’ta vefât etti. Doğduğunda, babası, tam altmış yaşındaydı. Annesi de yaşlanmıştı. İkisi de evliyâdandı. Ve Resûlullahın evlâdı idiler. Abdülkâdir henüz doğmamıştı ki, bir gün önce, babası rüyâ gördü. Şöyle ki; Peygamberimiz, ona; “Allahü teâlâ, sana bir erkek evlât…


“Efendinin Muhyiddîn-i Arabî ile ne alıp veremediği var?”
“Sel gibi gözyaşı dökmeyenler, hakîkat denizinden inci-mercan toplamaya muktedir olamazlar.” Sekran Bâlî Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsından olup İzmir-Tire’de doğdu. İstanbul’da Kânûnî Sultan Süleymân’ın hocası Hayreddîn Efendi’nin yanında tahsilini tamamlayıp Kepenekçi Medresesine müderris tâyin edildi. Ali Paşa Zâviyesinde Ramazan Efendi’nin yanında tasavvufta ilerleyip icazet aldı. Hocasının vefatından sonra bu zaviyede…


Öyle bir hayat yaşa ki…
Bu dünyada hem garibiz, hem yolcuyuz. Garibiz, çünkü daha önce burada değildik. Yolcuyuz, istesek de bizi burada durdurmazlar. Hepimiz burada misafiriz… Hayat, bir rüya, bir film gibi sanki. Yazılı bir senaryonun oyuncularıyız. Bizden öncekiler oyunlarını oynayıp geçip gittiler. Biz de, pek fazla etki edemediğimiz bir hayat yaşıyoruz. Sahne değişiyor, kostüm…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







