

Cenaze namazının kabul olması için
Cenaze namazı kılmak farz-ı kifayedir. Ehemmiyet vermeyen, kâfir olur. Sual: Cenaze namazının kabul olması için dinimizin bildirdiği belli şartlar var mıdır, varsa nelerdir? Cevap: Bir müminin vefat ettiğini haber alan erkeklere, erkek yoksa, kadınlara cenaze namazı kılmak, gasl, techiz ve defin farz-ı kifayedir. Ehemmiyet vermeyen, kâfir olur. Cenaze namazının kabul…


“Ahmaklığın tedâvîsi yoktur!..”
Meymun bin Mihrân hazretleri, Tâbiîn’in büyüklerindendir. 734 (H. 116) de Cezîre’de vefât etti… Bir gün, bâzı kişiler, bu velî zâtın oğluna; “Baban bu dereceye ne ile kavuştu?” diye sordular. Oğlu düşündü… Ve cevâbında; “Babam, kavuştuğu bu yüksek derecelere, çok namaz kılmakla ve çok oruç tutmakla değil, ‘ufak bir günah işlerim…


Her hastalığın aslı çok yemektir!
“Çalışıp kazanmaya kuvvet sağlamak için yemek, dînin beğendiği tokluktur…” Ahmed Hadramî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1565 (H.973)’te Yemen’in Hadramut bölgesindeki Terîm şehrinde vefât etti. Şeyh Abdurrahmân bin Ali gibi zâtlardan tasavvuf, fıkıh, hadîs ilimlerini öğrendi. Tasavvuf ilminde ileri derecelere kavuştu. Kâmil bir zât idi. Çok kerametleri görüldü. Bir defâsında hacca niyet…


Göz kamaştıran İslam güneşi…
Gandhi: “Batı, korkunç bir karanlık içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya ışık, barış ve rahatlık vermiştir.” İslamiyet’i dikkatle ve insafla inceleyen kimseler, bu dinin yüceliğini ve ona olan hayranlıklarını ifade etmişlerdir. Mahatma Gandhi, Batı Hindistan’ın tanınmış Hristiyan bir ailesindendir. Babası, Porbtandar şehrinin başpapazı idi. Hindistan’ın bağımsızlığı…


“Dostlarımla aslâ münâkaşa etmedim!”
Meymun bin Mihrân hazretleri, Tâbiîn’in büyüklerindendir. 734 (H. 116) senesinde vefât etti… Bir gün kendisine; “Efendim, arkadaşlarınızdan hiç ayrılmıyorsunuz ve birbirinize hiç küsmüyorsunuz, bu nasıl oluyor?” diye sordular. Onlara bir baktı. Ve cevâbında; “Çünkü ben, dostlarımla hiçbir hususta, hiçbir gün münâkaşa etmedim ve aslâ etmem” buyurdu. ● ● ● Halîfe…


Ümmetin en merhametlisi Hazreti Ebû Bekir’dir…
Eshâb-ı kirâmın her biri, bu ümmetin hepsinden dahâ üstündürler. Alâeddin Ali Semerkandî fıkıh ve tefsir âlimlerindendir. 705-706 (m.1306)’da Semerkand’da doğdu. Mâverâünnehir’den Orta Anadolu’ya göç etti ve Lârende (Karaman) kasabasına yerleşti. Vefatına kadar burada yaşadı; hicri 860 yılında 150 yaşlarında iken yine burada vefat ettiği için “Karamânî” nisbesiyle de anıldı. Burada…


“Ey gafiller, çıkacağınız sefere azık hazırlayın!”
Hazret-i Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil bir ordusu vardı. Bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden biriydi. Büyük âlimlerden Kemalüddîn Ebî Abdullah Muhammed El Demî’nin “Hayat-ül hayvan” (Fi Garaibü’l Mahlukat) kitabında şöyle bildiriliyor: Süleyman aleyhisselam buyurdu ki: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden bol nasip verildi.…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







