

Gerçek huzur…
Teknoloji ilerledi, imkânlar arttı. Fakat buna rağmen huzursuzluk, depresyon, stres ve yalnızlık her geçen gün çoğalıyor. İnsan, ruh ve bedenden ibaret bir varlıktır. Bedenin yemeğe, suya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi; ruhun da imana, ibadete, güzel ahlaka ve huzura, ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası; Allahü teâlâyı anmak, Ona kulluk etmek, haramlardan…


“Ey oğlum! Cömert ve güler yüzlü ol…”
“Herkese ihsan ve iyilikte bulun. Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet ve sıkıntı verme…” Halvetî Alâeddîn Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde yaşadı. Karaman’da (Lârende) vefât etti. Bursa’da Seyyid Yahyâ Halvetî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip kemâle geldi. İstanbul’a gittiğinde orada halktan ve devlet adamlarından insanlar sohbetine koşup talebe oldular.…


Velîler, özürleri kabul ederler…
İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bir sevdiği anlatıyor: İbni Sem’un bir gün Bağdat’ta, minberde vaaz veriyordu. Minberin önünde oturanlardan bir kişi uyudu. Onun uyuduğunu görünce sustu. Biraz bekledi. Adam uyandı… O kimseye dedi ki: “Resûlullah’ı gördün değil mi?” “Evet efendim” deyince; “Seni uyandırıp tatlı rüyânı yarıda…


Korkulu yerlerde emin olmak için
“Korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li îlâfi sûresini okumalıdır…” Sual: Korkulu yerlerde ve düşman karşısında okunacak belli bir dua veya dualar var mıdır? Cevap: Bu konuda Muktûbât kitabında şu bilgi verilmektedir: “Korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li îlâfi sûresini okumalıdır.…


Abdest uzuvları yoksa veya yaralı ise
“Abdest ve gusül azasının yarıdan fazlası yara ise, bu kimse teyemmüm eder. Yarısı yara ise, sağlam yerleri yıkar.” Sual: Bir kimsenin eli, ayağı kopmuş veya felçli ise, yahut abdest uzuvları mesela yüzü tamamen yaralı olup yıkamak mümkün olmuyorsa, böyle bir kimse nasıl abdest alabilir? Cevap: Merâk-ıl-felâhın Tahtâvî hâşiyesinde deniyor ki:…


“Allahü teâlâ sana rızık gönderir”
İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bağdat’ta yaşadı. 387 (m. 997) senesinde vefât etti. Bir gün kürsü üzerinde vaaz veriyordu. Bir ara cemaate; “Eti konuşturan, yağı gördüren, kemiği işittiren Allahü teâlâyı tesbîh ederim” buyurdu. Anlayamadılar?! Ve “anlamadık” dediler. Büyük zât onlara; “Burada ‘et’ten maksat (dil), ‘yağ’dan maksat…


Resûlullah’ın ağlaması da gülmesi gibi hafif idi…
Fahr-i âlem, ümmetinin günahlarını düşünerek ve Allahü teâlânın korkusundan ağlardı. Mahmud Abdülbakî (Şair Bâkî Efendi) Osmanlı şair ve İslam âlimlerindendir. Babası Mehmed Efendi, Fatih Camii müezzini idi. 933 (m. 1526) senesinde İstanbul’da doğdu. 1008 (m. 1600) senesinde İstanbul’da vefat etti. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Haleb kadı muavinliği yaptı. İstanbul’a…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







