

“O, benim evlâdımdır”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri (rahmetullahi aleyh) hem seyyiddir, hem de şerîf. Doksanbir yaşında, Bağdat’ta vefât etti. Doğduğunda, babası, tam altmış yaşındaydı. Annesi de yaşlanmıştı. İkisi de evliyâdandı. Ve Resûlullahın evlâdı idiler. Abdülkâdir henüz doğmamıştı ki, bir gün önce, babası rüyâ gördü. Şöyle ki; Peygamberimiz, ona; “Allahü teâlâ, sana bir erkek evlât…


“Efendinin Muhyiddîn-i Arabî ile ne alıp veremediği var?”
“Sel gibi gözyaşı dökmeyenler, hakîkat denizinden inci-mercan toplamaya muktedir olamazlar.” Sekran Bâlî Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsından olup İzmir-Tire’de doğdu. İstanbul’da Kânûnî Sultan Süleymân’ın hocası Hayreddîn Efendi’nin yanında tahsilini tamamlayıp Kepenekçi Medresesine müderris tâyin edildi. Ali Paşa Zâviyesinde Ramazan Efendi’nin yanında tasavvufta ilerleyip icazet aldı. Hocasının vefatından sonra bu zaviyede…


Öyle bir hayat yaşa ki…
Bu dünyada hem garibiz, hem yolcuyuz. Garibiz, çünkü daha önce burada değildik. Yolcuyuz, istesek de bizi burada durdurmazlar. Hepimiz burada misafiriz… Hayat, bir rüya, bir film gibi sanki. Yazılı bir senaryonun oyuncularıyız. Bizden öncekiler oyunlarını oynayıp geçip gittiler. Biz de, pek fazla etki edemediğimiz bir hayat yaşıyoruz. Sahne değişiyor, kostüm…


Peygamberlik makamı aklın üstündedir
Her şey akıl ile anlaşılabilseydi, Peygamberler gönderilmezdi. Ahiret azapları, Peygamberler göndererek bildirilmezdi. Sual: Peygamber olmadan, akıl ile her şeyi anlamak mümkün değil midir? Cevap: Konuyla alakalı olarak İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Mektûbât kitabında buyuruyor ki: “Peygamberlik makamı aklın ve düşüncenin dışındadır, üstündedir. Aklın eremeyeceği, anlayamayacağı çok şeyler vardır ki, bunlar Peygamberlik…


Muhammed aleyhisselamın ahlakı
Muhammed aleyhisselamın bin mucizesi göründü. Mucizelerinin en kıymetlisi, edepli olması ve güzel huyları idi. Sual: Peygamber Efendimiz, her bakımdan üstün olduğu gibi, ahlaken de üstün değil midir? Cevap: Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsanları sayarak, Onun mübârek kalbini okşarken, kendine güzel huylar verdiğini, (Sen güzel huylu olarak yaratıldın) mealindeki…


Onu bizzat îmâna dâvet etti…
Osmân bin Talha (radıyallahü anh), Mekke’de, Kâbe Kayyımlığıyla vazîfeliydi. Sülâlesi, câhiliye devrinde, Kâbe-i Muazzama’nın kapı anahtarını taşırdı. Peygamber Efendimiz, hicretten önce, bizzat, onu îmâna dâvet etti. Ama o, kabûl etmedi. Bununla da kalmadı. Resûlullah Efendimizi Kâbe’ye sokmak istemedi. Efendimiz ona; “Yâ Osmân, dilerim ki, bir gün gelir, sen beni; (Bu…


Cehennem azâbından kurtulmak için…
Kur’an-ı kerîmde buyuruldu ki: “Kusûrsuz kılınan bir namaz, insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur.” Şeyh Abdülhay hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1582 (H.990) senesinde doğdu. İlim tahsiline başladıktan sonra, büyük âlim İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetlerine katıldı ve talebesi olmakla şereflendi. 1054…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







