

Cami içinde yasak edilenler
Ateş odunu yiyip bitirdiği gibi, camide dünya kelamı konuşmak da, insanın sevaplarını giderir. Sual: Cami içinde konuşmak, alışveriş yapmak, çocuklar için oyun yerleri yapmak, caminin içinden geçmek dinimizce uygun mudur? Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde buyuruluyor ki: “Camiden bazen geçmek caizdir. Yol hâline getirmek mekruhtur. Özür olursa, mekruh…


“Muvaffak olmanızı neye borçlusunuz?”
İbni Nüceyd hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Nişâbûr’da yaşadı. 366 (m. 976) da orada vefât etti. Kendisi anlatıyor: Ben Ebû Osmân-ı Hayrî hazretlerinin meclisinde tövbe ettim. Ama uzun sürmedi. Yine günâha daldım. Günah işlemeye başlayınca hocamın sohbetlerini terk ettim. Utancımdan ona görünmemeye çalışır ve beni görmesin diye âdeta kaçardım ondan. Bu da…


“Allahü teâlâ câhili dost edinmez…”
“İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalıdır…” Bahaeddinzade Muhyiddin Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet sahibi bir zattır. Resmî ilimleri Mevlânâ Kestelî’den okudu. Bayramiye Şeyhi Yavsi hazretlerine mürid oldu ve Bayramiye yolunda icazet aldı. Bir müddet mürşidi Şeyh Yavsî hazretlerinin makamına geçerek âşıkların irşadı…


Cellatları şaşkına döndüren hadise!
Zamanın hükümdarı vezirine der ki: “İmam-ı Cafer’i buraya getir! Onu öldürmek istiyorum!” Vezir, hükümdarı ikna edemez ve gidip getirir… Cafer-i Sadık hazretleri, Silsile-i aliyye büyüklerinin dördüncüsüdür. O, aynı zamanda Ehl-i beytten olup, “Oniki İmam”ın da altıncısıdır…Bu mübarek zat, ilim ve fazilette zamanının bir tanesiydi. Din bilgilerinde olduğu gibi, zamanının bütün…


Cimrinin malı, kendine yâr olmaz
Zekâtını vermeyen, kurbanını kesmeyen ve çoluk çocuğunun nafakasını kazancına göre yapmayan cimridir! Sual: Halk arasında, “cimrinin malı kendine yâr olmaz” diye bir söz vardır. Bu sözün aslı var mıdır? Cevap: Cimri diye, malının zekâtını, tarlasından kaldırdığı mahsulünün uşrunu, ramazan ayında sadakayı fıtrını vermeyen, vacip olduğu hâlde kurbanını kesmeyen ve çoluk…


“Kavuştuğunuz bu nimete lâyıksınız”
Tasavvuf ehlinin meşhurlarından olan Ebû Tâlib-i Mekkî hazretleri, 386 (m. 996) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Bu zât anlatıyor: Kıyâmet günü, namaz kılanları, derecesine göre Cennete iletirler. Birincilere sorarlar: “Sizin namâzınız nasıldı?” Onlar cevaben; “Biz, ezânı işittiğimizde, hemen abdest almaya kalkardık” derler. Melekler dinler. Ve o kimselere; “Siz, kavuştuğunuz bu nîmete…


“Gariplerin yol arkadaşı olmaktan çekinme…”
“Gönlü kırık, zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem ol…” Celvetî Abdülkerim Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet ve irfan sahibi bir zat olup İstanbulludur. Pederi; Aziz Mahmud Hüdai’nin halifelerinden Karahisar-ı Şarkîli Şeyh Veliyyiddin Efendidir. Abdülkerim Efendi resmî ilimleri pederi ile zamanının büyük âlimlerinden tahsil ettikten sonra Lâleli yakınındaki Ahmedağa Camii…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







