

“Efendim, kul hakkı neden zordur?”
Türkistân’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine, bir gün bâzı sevdikleri gelip; “Efendim, bu yüksek dereceye nasıl kavuştunuz?” diye sordular. Şöyle anlattı: “Benim, tasavvufla hiç ilgim yoktu. Evliyâlık nedir, bilmiyordum. Hiçbir tasavvuf kitâbı da okumuş değildim. Ama bir hasletim vardı. Darda kalanların yardımına koşardım. Dost düşman ayırmaz, hattâ kâfir-Müslüman demez,…


Bütün Peygamberlerin nûru Resûlullah’tan geliyor…
Allahü teâlâ ilk önce Şeceret-ül-yakîn ismindeki ağacı yarattı. Muhammed Kudâ’î hazretleri Mısır’da yetişen Şafiî âlimlerinden ve kadılardandır. Sefir (elçi) olarak Bizans’a gönderildi. Bir zaman İstanbul’da kaldı. 454 (m. 1062)’de vefât etti. “Dekâik-ül-ahbâr” kitabında, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) nûrunun yaratılmasını şöyle anlatmaktadır: “Allahü teâlâ ilk önce Şeceret-ül-yakîn ismindeki ağacı…


Hizmete adanan bir ömür…
Böyle bir ekim ayında vefat eden Hüseyin Hilmi Işık Efendi, 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul’un Eyüpsultan semtinde dünyaya gelmişti… Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık Efendi, 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul’un Eyüpsultan semtinde dünyaya geldi. Osmanlı Devleti’nin son yıllarına, savaşların ve büyük toplumsal değişimlerin yaşandığı çalkantılı bir döneme şahit oldu.…


İsyan edenlere ses çıkarmamak
Âlim olmayan kimse, bid’at sahipleri ile münakaşa etmemeli, onlardan uzaklaşmalı, görüşmemelidir. Sual: Bazı kimseler, “İsyan eden, günah işleyenlere ses çıkarmamalı, kimseye karışmamalı” diyor. Bu sözün doğruluk payı var mıdır? Cevap: Bu konuda Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri Gunyet-üt-tâlibîn kitabında, emr-i ma’rufu anlatırken; “Bir kimse, bir günah işleyeni görüp de menedince, kendine zarar…


“Haram, ateş gibidir evlâdım”
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin zamânında bir genç vardı ki, bu büyük velîyi çok severdi. Ama bâzen nefsine uyup günah işlerdi. Yine bir gün şeytana uyup günah olan bir iş yapıyordu. Bu zâtın sesini duydu. Ve toparlandı birden… Zîrâ büyük zât, o gence; “Dur, sakın yapma! O iş günahtır” diye seslenmişti. Etrâfına…


“Nasîhate, senden çok, benim ihtiyâcım vardır”
“Gece ve gündüz, yolculukta bir konak yeri gibidir. Dünyâ ile âhiretin arası bu kadardır.” Sirâcüddîn Ebû Süleymân hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan’da doğdu. 781 (H.165) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Zamânının âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsîl etti. Tâbiînin bazı büyüklerinden hadîs-i şerîf dinledi. Habîb-i Acemî hazretlerinin sohbetlerine devâm edip, ondan feyiz aldı. Tasavvuf…


Allahü teâlâya hüsn-i zan etmeli
“Müminin kalbinde korku ile ümîd varsa, Allahü teâlâ da, ona umduğunu verir, onu korktuğundan da emîn eder” Bir hadîs-i kudsîde buyuruldu ki: “Allahü teâlâ, “Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl zannederse, öyle bulur” buyurdu.” [İbn-i Hibbân] (Yani “Allah, beni affeder” diye ümîd ediyorsa onu affeder. Allah’tan ümîdini keserek, “Ben, mutlakâ…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







