

“Bundan daha büyük nimet olur mu?”
Tâbiîn’in meşhur âlimlerinden Ubeyde bin Muhâcir hazretleri, aslen Rum’dur. 112 (m. 730) da vefât etti. Bir defâsında ticâret için Azerbaycan’a gitmişti. Bir akşam vakti, gecelemek üzere nehir kenarında bir yere çekildi. Ve bir hâdiseye şâhit oldu. Yâni bizzat yaşadı. Kendisi şöyle anlatıyor: Yakınımda, devamlı Allahü teâlâya hamd eden birinin sesini…


Malım mülküm yok deme, olmadı diye gam çekme…
“Bu yalan dünyâ, dâimâ insanlara gaflet gömleği giydirir. Bu fâni mülkü elimizden alır.” Mürşidî Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. Diyarbakır’da doğdu. 1760 (H.1174) senesinde aynı yerde vefât etti. Birecikli Ebû Bekr Efendiden tasavvuf yolunu öğrendi. Tahsilinin sonunda hilâfet aldı. Diyarbakır’da çok talebe yetiştirdi… Bir gün talebeleri ile sohbet ederken, bir…


“Sevdiğin kullarına hayırlı mal ver yâ Rabbî!..”
“Ben bu dünyada iki insana gıpta ederim, imrenirim. Biri ilim sahibidir. Cehaletle savaşır. İkincisi çok zengindir, fukaralıkla, fakirlikle savaşır ve çok faydalı hizmetler de yapar.” İslamiyet, baştan sona iyilik etmek, din kardeşine faydalı olmak dinidir. Peygamber Efendimiz “aleyhissalatü vesselam” buyuruyor ki: “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır. İnsanların kötüsü, kendisinden korkulan…


Tarlası, bahçesi olanın kurban kesmesi
Üzerine vacip olmayan ibadeti yapan, yalnız nafile ibadet sevabı kazanır. Sual: Elinde dinin bildirdiği zenginlik ölçüsüne göre parası olmayan kimsenin, bahçesi, tarlası varsa, kurban kesmesi gerekir mi? Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde buyuruluyor ki: “Tarlasından aldığı mahsul veya tarlanın, evin, dükkânın, atölyenin, kamyonun bir senelik kirası, ne kadar…


“Malım azalıyor ancak, ömrüm de bitiyor”
Tâbiîn’in meşhur âlimlerinden Ubeyde bin Muhâcir hazretleri aslen Rum’dur. 112 (m. 730) da vefât etti. Köleleri satın alır, sonra da âzâd edip serbest bırakırdı. Bir gün, Rum asıllı ihtiyar bir “köle” kadın gördü. Onu satın aldı. Sonra âzâd etti. Kadıncağız; “Kimsem yok; nereye gideyim, nerede barınayım, bilmiyorum” dedi. Bunun üzerine…


Okuduğu her hasta şifaya kavuşurdu…
İbn-i Acîl hazretleri bir gün saralı bir hastanın yanına gelir ve Yûnus sûresini okumaya başlar… İbn-i Acîl hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1291 (H.690) senesinde Yemen’de Beyt-i fakih denilen yerde vefât etti. Önce amcası Fakîh İbrâhim’den, sonra başka âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Fıkıh, hadîs, nahiv, gramer ferâiz (mîrâs bilgileri) ilimleri yanında…


İnsanın en büyük düşmanı…
M. Said Arvas Hocadan Hatıralar… İnsanlar, diğer canlılara nazaran, çok üstün niteliklere sahip kılınmakla birlikte, bu kabiliyeti sebebi ile kendi başına belâ kesilmiştir. İnsan, hayat savaşı verirken, pek çok güçlüklerle ve tehlikelerle karşılaşır. Yangınlar, depremler, seller, afetler, salgın hastalıklar, yıldırım çarpmaları, zehirli ve yırtıcı hayvanlar ve daha niceleri hayatımızı tehdit…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







