

“Dünyâya oyun için gelmedik!”
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri çocukken, akranları gibi sokaklarda oynamıyordu. Arkadaşları sordu: “Sen niçin oynamıyorsun?” Cevâbında; “Biz bu dünyâya oyun için gelmedik ki” dedi. Gençliğinde Hire’ye gitmişti. Orada, “Yâkub-i Çerhî” adını işitti birinden. Görmeden sevdi onu. O sevgiyle yandı, tutuştu. Ve görmek için çıktı evden… Huzûruna girince, Onu çok sevdi. Ondan çok…


“Kur’ân-ı kerimi itinalı ve kusursuz oku!..”
“Onu harf harf, ağır ağır kırâat et, her harfini kendisinden sonra gelen harften temyiz et” Ebü’l-Kâsım Dehhâk hazretleri Tabiînin meşhûrlarından olup hadîs ve tefsîr âlimidir. Kûfeli olup, sonra Belh’e yerleşti. 720 (H.102) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Abbâs hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Ondan tefsîr, hadîs gibi birçok ilimleri…


Allahü teâlâ, tevâzu sahiplerini yüceltir
“Kim kibirli olur, kendini büyük görürse Allahü teâlânın gadabına düçâr olur. Kim Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona yardımcı olur.” Ma’rûf-i Kerhî hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. 815 (H. 200) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Tasavvufta örnek, Hak teâlâya giden yolun rehberi, çeşit çeşit mârifetlerle seçilmiş zamânındaki âşıkların efendisiydi……


Hangi hâllerde ödünç istenebilir?
İhtiyacı olana ödünç verilir. İhtiyacı olmayana, malını lüzumsuz yerlere, harama harcayana verilmez. Sual: Bir kimse, her durumda mı veya hangi hâllerde, bir başkasından ödünç olarak para isteyebilir? Cevap: Ödünç istemek ancak lazım olunca caiz olur. Lazım olmak ise üç türlüdür: 1-Lüzûm-i îcâbî. Yani nafakası olmayanın veya kazancı şüpheli olanın, helal…


Gayr-i müslimlerdeki nikâh akdi
“Müslümanlar arasında sahih olan her nikâh akdi, kâfirler arasında da sahihtir.” Sual: Gayr-i müslimlerin, evlenirken kendi aralarında yaptıkları nikâh akitlerini ve bu evlilikten doğan çocuklarını, İslamiyet meşru mu kabul etmektedir? Cevap: Konu ile alakalı olarak Dürr-ül-muhtârın şerhi olan İbni Âbidînde “Kâfirin nikâh bahsi”nde deniyor ki: “Burada üç şey bildirilecektir: 1-Müslümanlar…


İyilik ve ihsânları öyle çoktu ki…
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, hocası Yâkub-i Çerhî hazretlerine, üç ay hizmet etti. Ve “icâzet” aldı ondan. Başkaları, senelerce hizmet ettikleri hâlde bu nîmete kavuşamamışlardı. Bir gün, bu zâta geldiler. Bunun sebebini sordular. O büyük zât da; “Çünkü o; yağını, fitilini hazırlamış olarak geldi. Biz sâdece yakmak için ‘ateş’ verdik. Siz de…


“Âlimlere mutlaka hürmet etmek lâzımdır…”
“Âlimlere kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine sebep olur.” Ömer Rûşenî hazretleri Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsîli için Bursa’ya geldi. Daha sonra Bakü’ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda hocasının önde gelen talebelerinden oldu. Hocasının vefâtından sonra onun yerine…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







