

“Allah diyen mahrum kalmaz”
Türkistân’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin bir talebesi vardı. Bu zâtın emriyle gittiği bir ticâretten dönüyordu ki, yolda bir grup harâmîyle karşılaştılar… Kervan, kıymetli mallarla doluydu. Ama hiç endîşe etmedi. Kendi kendine; “Beni, üstâdım gönderdi. Öyleyse bir şey olmaz” dedi. Gözlerini kapadı. “Yâ Rabbî! Hocamın hürmetine bize yardım et”…


“Fıkıh bilmeden, hadîs-i şerîf bilmeniz size fayda vermez”
“İmâm-ı a’zamın talebelerinin meclisinde bulunmadıkça fıkıh âlimi olamazsınız.” İftihâruddîn Hârezmî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 667 (m. 1268) senesinde doğdu. Memleketinde bir müddet ilimle meşgûl olup yükseldikten sonra, Kâhire’ye geldi. Orada bulunan Câviliyye Medresesi’nin meşihatına (baş müderrisliğine) tayin edildi. 741 (m. 1340) senesi muharrem ayında Kâhire’de vefât etti. İmâm-ı a’zam…


Tövbe edenlere Allah’ın şefkati
“Ey günâhı çok olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Allah bütün günâhları affeder.” Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde (meâlen), “Allah, tevbe edenleri sever” buyurmuştur. (Bakara, 222) İmâm Mücâhid (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki: “Her sabâh ve akşam tövbe etmeyen kimse, kendine zulmeder.” Bir âyet-i kerîme (meâli) şöyledir: “Ey günâhı çok olan kullarım!…


İbadetleri yapacak kadar yemek
“Farzları yapamayacak kadar zayıflatan riyazet, yani az yemek caiz değildir.” Sual: Dinimiz az yemeli diyor diyerek, az yiyerek, çalışamayacak derecede kendini zayıflatmak, dinimizce uygun mudur? Cevap: Konu ile alakalı olarak Abdullah Mûsulî hazretleri, Muhtâr kitâbının şerhi olan İhtiyâr kitâbında diyor ki: “Farzları yapamayacak kadar zayıflatan riyazet, yani az yemek caiz…


Her görüştüğü kimseden duâ isteyen zat…
Türkistan’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin kabr-i şerîfi Semerkant’tadır. Gençliğinde her görüştüğü kimseden duâ isterdi. Kim olursa olsun… Bunu âdet etmişti kendisine. Bir gün buğday satın alır bir köylüden. Parasını ödeyip ayrılır. Ancak üç gün sonra ayılır. Kendi kendine; “Eyvâh!.. Ben o köylüden duâ istemedim. Belki de saadetim onun…


“Dünya ve ahirette iyilik, sabır ile ele geçer…”
“Allahü teâlâya tam ibadet eden kimseye, mahlûklar itaat ve hizmet ederler.” Ebû Muhammed el-Havvas hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. Bağdâd’da yaşadı. 253 (m. 867) senesinde doğdu. 348 (m. 959)’de vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinin en eskilerinden ve en büyüklerindendir. Ebû Muhammed el-Havvas hazretleri hâlini gizler, husûsî hâllerini, başkalarına nisbet…


İhlâslı kullara hayırlı hizmetler nasip olur…
Bir hayra vesile olmak, Allahü teâlânın kuluna büyük bir ihsanıdır. Bu nimetin kıymetini bilen, niyetini temiz tutar. İhlâs, ibadetleri ve hayırlı işleri sırf Allahü teâlânın rızasını kazanmak için yapmaktır. İnsan çeşitli işleri yapmayı ister; fakat asıl üzerinde durması gereken, o işi kimin için yaptığıdır. Şöhret, itibar ve takdir arzusu kalbe…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







