

Peygamberlerin ümmetlerini sevmesi
Aklı başında bir kimse, Resulullah’ın ümmetine olan sevgisinin, bir babanın oğluna olandan kat kat fazla olduğunu görür. Sual: Bir babanın oğlunu sevdiği kadar, Peygamberin de ümmetini sevdiği ve o Peygamberin bildirdiği emir ve yasaklarda faydalar bulunduğu, kesin olarak nasıl, ne şekilde anlaşılabilir? Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:…


“Yetiş yâ gavs-ı âzam!”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerini sevenlerden bir âlim, bâzı talebesiyle bir yere gidiyordu… Derken, siyah bir yılan gördü yerde. Bastonuyla vurup, öldürdü! O anda âlim gözden kayboldu. Bir saat sonra geldi. Talebeleri; “Merak ettik hocam, ne oldu?” diye sordular. O da şöyle anlattı: Öldürdüğüm o yılan, “cin”miş. Cinler beni tutup, denizin dibinde,…


“Dünyâ isyan ve günah işlenen yerdir…”
“Ey kardeşim! İnsanları Allahü teâlâdan ancak dünyâ malı ve sevgisi uzaklaştırır.” Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri Tebe-i tâbiînden olup, hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Basra’da yaşamıştır. 793 (H. 177) senesinde vefât etti. Hasan-ı Basrî gibi Tâbiînin meşhur âlim ve velîleriden hadîs ve fıkıh ilimleri tahsil etti. Basra’nın meşhûr hadîs ve…


Gökkubbe altında herkes fânidir…
İnsan, dünyada kalıcı olduğunu zanneder. Hâlbuki her yeni gün ömrün eksildiğini; musalla, makam ve mevkilerin geçiciliğini; kefen ise dünyanın fâniliğini hatırlatır. İnsan, sahip olduğu nimetlere zamanla alışır; sağlığının, malının, makamının ve elindeki imkânların hep böyle süreceğini zanneder. Hâlbuki her nimet bir emanet, ömür ise sınırlı bir sermayedir. Rüzgârlar her zaman…


Melekler sohbetini dinlerdi…
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri “rahmetullahi aleyh”, büyük İslâm âlimi ve evliyânın büyüklerindendir… Sözlerini yazmak için, “dörtyüz kişi” hazır idi. Katı kalpli bir kimse onu görseydi, kalbi yumuşardı. Yüzünü kim görseydi, o an ‘Allah’ı hâtırlardı. Câmiye giderken, halk yollara dökülür ve mübârek yüzünü görmek için heyecânla beklerlerdi. Onun dergâhında her gün binlerce…


Ateş gelirken ondan nasıl emin olunur?
“Dünyadan ayrılmak muhakkak iken, ona nasıl meyledilir? Ölüm nasıl akıldan çıkar?” Abdullah bin Dînar hazretleri Tâbiînin büyüklerindendir. 744 (H.127) senesinde vefât etti. Hadîs-i şerîf ilminde üstün bir dereceye yükselmiş olup müksirûndan yâni, çok hadîs-i şerîf rivâyet edenlerdendir. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Ömer, Enes bin Mâlik’ten (radıyallahü anhümâ) ilim öğrenip hadîs-i…


Bugün kendine bir iyilik yap…
Şu üç günlük dünyada ömrümüzü, kendimize iyilik etmekle geçirmeye çalışalım. Peki, insan kendine nasıl iyilik eder? Tabii ki başkasına iyilik etmekle. İyilik eden de, kötülük eden de kendine eder. O hâlde hep iyilik etmeli… Yaratılış itibarıyla, insan kendine düşkündür. Fakat nefsine, şeytana uyduğu için, maalesef kendine kötülük eder. Şu üç…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







