

Saadetin yolu, İslamiyet’e uymaktır
İslam dinine uymayan her söz, her yazı ve her iş kıymetsizdir. Sual: Din adamı olduğunu söyleyen bir kimse, farzlarda gevşek davrandığı, haramlardan sakınmadığı hâlde, kendisinde olağanüstü hâller olduğunu söylese, bu kimseye ve söylediklerine itibar edilir mi? Cevap: Bu konuda Muhammed Ma’sûm hazretleri bir talebesine yazdığı mektubunda buyuruyor ki: “Resulullah efendimize…


Kabri “ateş” doluydu
Tâbiin devri âlim ve evliyasından Amr bin Dînar hazretleri, 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefat etti. Kendisi anlatır: Edirne’de biri vardı. Kız kardeşi vefat etti… O şöyle anlatıyor: Onu defnettik. Ve ayrılıp gittik. Benim değerli bir yüzüğüm o arada kayboldu… Kendi kendime; “Acaba kabre mi düştü?” deyip tekrar kabre gittim.…


Sırat hem dünyada hem de ahirette vardır
Müfessirler “Sırât ikidir; biri dünya ile diğeri ahiretle ilgilidir” demişlerdir. İsmail Rusûhî Efendi Osmanlı evliyasındandır. Ankara’da doğdu. İlk tahsilini orada yaptı. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Konya’ya giderek Mevlevî şeyhi olan Çelebi Bostan Efendi’nin talebesi oldu. Sonra İstanbul’da Galata’daki Mevlevî dergâhına şeyh tayin edildi. 1630 (H.1040) senesinde İstanbul’da vefat etti.…


Rum imparatorunun imanla şereflenen cömert kızı…
Rum imparatorunun bir kızı vardı. Bir gece dışarı çıkınca ibret nazarıyla gökyüzüne baktı ve kendinden geçti!.. İbrâhîm Havvâs hazretleri Bağdatlıdır ve Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerindendir. “Havvâs” hurma yaprağından zembil (sepet) ören kimse demektir. Geçimini, sepet satarak sağladığı için bu isimle anılmıştır. Aza kanaat ederdi. Bu yüzden ona “Tevekkül edenlerin reisi”…


İnsan, işlerin yaratılmasında vasıtadır
Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların iradeleri ile yaratmasını ezelde dilemiştir. Sual: Her şeyi yaratan Cenab-ı Hak olunca, burada insanın payı, rolü ne olmaktadır? Cevap: Her şeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, gönderen hep Allahü teâlâdır. Kuvvet ve kudret sahibi yalnız odur. O hatırlatmazsa, kimse, iyilik ve kötülük…


Hocamızı karşılayalım
Ammâr-ı Yâser hazretleri, Anadolu velîlerinden olup, Bitlis’te yaşadı. 1253 (H.650)’de, Bitlis’te vefât etti. Bu zât bir gün dergâhtan ayrılıp bir köye gitti. Dönüp de dergâha yaklaşınca talebesinden biri, kalben hocasının yaklaştığını anladı… Ve çok sevindi. Arkadaşlarına; “Hocamız geliyor, haydi karşılayalım!” dedi. Dediler ki: “Nasıl bildin?” Cevâbında; “Hocamızın himmetiyle” dedi. Arkadaşları…


Dört düşmana karşı kullanılacak silahlar…
Nefs, hevâ, nefsin arzu ve istekleri, şeytan ve dünya, insanın dört düşmanıdır. Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır’da vefat etti. Ebü’l-Abbâs Gamrî’nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü. Buyurdu ki: “Hızır aleyhisselâm, kendisinde üç haslet bulunan kimse ile görüşür.…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







