

“Ne olur beni affet!”
Evliyânın büyüklerinden, seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin torunlarından Cezîrî hazretleri vardı. Bir gün Kahire’ye geldi. Orada birini gördü. İbn-ül Enbâbî’yi… Bu kişi, evliyâ zâtlardan İsmâil Enbâbî hazretlerinin torunuydu. Cezîrî hazretleri, işte bu İbn-ül-Enbâbî’ye uğradı. Ancak o, üzdü bu zâtı. O da, kendisine yapılan bu “çirkin” muâmeleyi, dedesine kalben arz etti. Dedesi,…


“Seni övdükleri zaman seviniyorsan zarardasın!”
“Bir insan kendisinin medhi yapıldığı zaman, bu medh ve övmeler kendisine iyi gelmiyorsa ne iyi…” Ebû Zûr’a el-Eş’ârî hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Şam’da yaşadı. Babası Sa’d bin Temim, Eshâb-ı kirâmdandır. Babasının yanında yetişti ve babasından, Ebüdderdâ, İbn-i Ömer, Câbir’den ve daha birçok Eshâb-ı kirâmdan (radıyallahü anhüm) hadîs-i şerîf rivâyet etti. 737…


Peygamber Efendimizin gençliği
Her bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm, daha gençlik yıllarında, Mekke halkı arasında, akrânına göre çok beğenilmiş, sevilmiş ve sayılmıştır. Muhammed aleyhisselâm, bilhâssa güzel ahlâkı, insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması, sâkinliği, yumuşaklığı ve diğer üstün hâlleriyle sevilmiştir. İnsanlar, O’na, bu hasletlerinden dolayı, hayrân olmuşlardır. Mekke halkı, O’na, gördükleri…


Namaz, dua etmek mi demektir?
Salât kelimesi, her gün beş vakitte, herkesin bildiği şekilde kılınan namazdır. Sual: Bazı kimseler, Kur’ânda namaz, salat kelimesiyle bildirilmiştir. Salat kelimesi de dua etmek demektir, dua edince namaz yerine geliyor diyorlar. Bunun gerçekle bir alakası var mıdır? Cevap: Bu konuda Dürr-i yektâ şerhinde deniyor ki: “Kur’ân-ı kerimin birçok yerinde emrolunan…


“Onun şeytan olduğunu nasıl bildin?”
Bir gün Gavs-ül âzam Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, pek fazla susamıştı. Ama içecek “su” yoktu… Zîrâ çölün ortasındaydı. Hak teâlâ ona bir “bulut” gönderdi… O, buluttan bir “yağmur” boşandı. Kana kana içip ferahladı… O ara bir “ışık” belirdi. Buluttan bir “ses” duydu… Kendisine hitâb ediyordu. Kulak verip dinledi. O ses diyordu…


“Çok istigfâr etmenizi tavsiye ederim…”
“Dâimâ takvâ üzere olunuz. Her nerede olursanız, Allahü teâlânın dînine uygun yaşayın.” Beyzâde Mustafa Efendi Osmanlı velîlerindendir. Artvin’in kazâlarından Şavşat’ta doğdu. İstanbul’da Sahn-ı Semân medreselerinde okudu. Tahsîlini tamamladıktan sonra müderrisliğe başladı. Daha sonra Fâtih Câmii Medresesine müderris tâyin edildi. Nakşibendî yolunun büyüklerinden Hâfız Mehmed Efendinin sohbetlerine devâm ederek kemâle ulaştı.…


Gençliğin önemi…
Bir Arap şâir der ki: “Keşke, bir gün gençlik geri gelse de, ihtiyârlığın neler yaptığını ona haber versem…” Burada önce “genç”i bir tarîf edelim: “Genç” kimdir? Bir insana, 30 yaşına kadar “genç”, 50 yaşına kadar “yetişkin”, 70 yaşına kadar “ihtiyâr”, 70’ten sonra ise “pîr-i fânî” denilmektedir. Demek ki dünyâ hayâtı,…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







