

“Şükretmek nasıl olur efendim?”
Mansur bin Mu’temir hazretleri, Tâbiîn’den olup, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 132 (m. 749) senesinde vefât etti. Kırk sene gündüzleri oruç tuttu. Geceleri namaz kıldı. Az yer, az uyurdu. Ama çok ağlardı! Hattâ çok ağlamaktan gözleri az görürdü! Annesi bir gün; “Bu kadar ağlama oğlum, kendini helâk ediyorsun!” dedi. Cevâbında; “Üzülme…


İlim sâhiplerinin kıymeti Allah katında yüksektir!
Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: “Melekler ilim tâlibine, ondan râzı oldukları için kanatlarını gererler.” Ziyâüddîn Ahıskavî Efendi Osmanlı âlim ve velîlerinden olup 1733 (H. 1146) senesinde şimdi Gürcistan’da olan Ahıska’da dünyâya geldi. Babasının vefâtından sonra Kars’a, Erzurum’a, sonra Diyarbakır’a gitti. Oradaki âlimlerden, çeşitli ilimlerini okuyup icâzet aldı. Sonra Mısır’a giden Ziyâüddîn…


Namaza dâir âyet-i kerîmeler
İslâmiyette en önemli emir îmân etmektir. Îmân, bir binânın temeli gibidir. Îmândan sonra en mühim farz da namazdır… Namaz, İslâmın 5 şartından birisidir. Namaz, binânın kendisi, kirişleri ve duvarları gibidir. Namazın ehemmiyetini bildiren âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler pek çoktur. Kur’ân-ı kerîmde yüzden fazla yerde, namaz kılma emri tekrâr edilmektedir.…


Nasihat vermek kolaydır
Nefislerine uyanlara, dünya zevklerinin peşinde koşanlara, nasihat acı gelir, haramlar ise tatlı gelir. Sual: Bazı kimseler, her önüne gelene nasihat ediyor fakat dinleyenlerde bir değişiklik olmuyor sebebi ne olabilir? Cevap: Bu konuda İmâm-ı Gazâlî hazretleri kendisinden nasihat isteyen bir talebesine buyuruyor ki: “Nasihat vermek kolaydır. Nasihat kabul etmek güçtür. Çünkü,…


“Senden râzıyız ve seni affettik!..”
İbrâhim bin Ebî Abele hazretleri, Tâbiîn’den olup hadîs âlimlerindendir. 152 (m. 769) da vefât etti. Kendisi anlatır: Halîfe Hişam bin Abdülmelik, bana haberci gönderip, sarayına çağırdı. Yanına vardım. Bana iltifat edip; “Biz senin küçüklüğünü, büyüklüğünü ve her hâlini biliriz. Seni, işlerimde kendime yardımcı yapacağım. Bu sebeple Mısır’ın haracı üzerine, seni…


“Allah’tan, onun talebem olmasını istedim…”
“Şu anda Kostantiniyye’de birisine Allahü teâlânın hidâyeti yetişti ve Müslüman olmak istiyor.” Şerefüddin Hakkârî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1074 (H. 467) senesinde Lübnan’da Ba’lebek’te doğdu. 1162 (H 557) senesinde Hakkârî’de vefât etti. Abdülkâdir-i Geylânî ve birçok zatın derslerinde yetişerek icazet aldı ve Hakkârî’ye giderek bir dergâh açtı, çok talebe yetiştirdi. Bunlardan…


İman, en büyük nimettir
Bütün rahatlıkların, saadetlerin başı, iman etmekte, Müslüman olmaktadır. Yani, İslamiyet’in emirlerine ve yasaklarına uymak lâzımdır. Akıl ve vicdanla düşünen herkes için iman, zarurî bir kurtuluş yoludur. Gerçek rahatlık ve güven, ancak imanla ve ona uygun bir hayatla mümkündür. Dünyaya milyarlarca insan gelmiş. Bir müddet yaşamışlar. Sonra, ölüp gitmişler. Bunların bazıları…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







