

Abdest uzuvları yoksa veya yaralı ise
“Abdest ve gusül azasının yarıdan fazlası yara ise, bu kimse teyemmüm eder. Yarısı yara ise, sağlam yerleri yıkar.” Sual: Bir kimsenin eli, ayağı kopmuş veya felçli ise, yahut abdest uzuvları mesela yüzü tamamen yaralı olup yıkamak mümkün olmuyorsa, böyle bir kimse nasıl abdest alabilir? Cevap: Merâk-ıl-felâhın Tahtâvî hâşiyesinde deniyor ki:…


“Allahü teâlâ sana rızık gönderir”
İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bağdat’ta yaşadı. 387 (m. 997) senesinde vefât etti. Bir gün kürsü üzerinde vaaz veriyordu. Bir ara cemaate; “Eti konuşturan, yağı gördüren, kemiği işittiren Allahü teâlâyı tesbîh ederim” buyurdu. Anlayamadılar?! Ve “anlamadık” dediler. Büyük zât onlara; “Burada ‘et’ten maksat (dil), ‘yağ’dan maksat…


Resûlullah’ın ağlaması da gülmesi gibi hafif idi…
Fahr-i âlem, ümmetinin günahlarını düşünerek ve Allahü teâlânın korkusundan ağlardı. Mahmud Abdülbakî (Şair Bâkî Efendi) Osmanlı şair ve İslam âlimlerindendir. Babası Mehmed Efendi, Fatih Camii müezzini idi. 933 (m. 1526) senesinde İstanbul’da doğdu. 1008 (m. 1600) senesinde İstanbul’da vefat etti. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Haleb kadı muavinliği yaptı. İstanbul’a…


Kibir, geçimsizlik ve sıkıntıların kaynağıdır
Toplumdaki bütün geçimsizlik ve sıkıntıların kaynağında kibir vardır. Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? Din büyüklerimiz buyuruyorlar ki: “Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır. Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibredebilir mi? İnsan aşağılığını, acizliğini, Rabbine…


Cami içinde yasak edilenler
Ateş odunu yiyip bitirdiği gibi, camide dünya kelamı konuşmak da, insanın sevaplarını giderir. Sual: Cami içinde konuşmak, alışveriş yapmak, çocuklar için oyun yerleri yapmak, caminin içinden geçmek dinimizce uygun mudur? Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde buyuruluyor ki: “Camiden bazen geçmek caizdir. Yol hâline getirmek mekruhtur. Özür olursa, mekruh…


“Muvaffak olmanızı neye borçlusunuz?”
İbni Nüceyd hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Nişâbûr’da yaşadı. 366 (m. 976) da orada vefât etti. Kendisi anlatıyor: Ben Ebû Osmân-ı Hayrî hazretlerinin meclisinde tövbe ettim. Ama uzun sürmedi. Yine günâha daldım. Günah işlemeye başlayınca hocamın sohbetlerini terk ettim. Utancımdan ona görünmemeye çalışır ve beni görmesin diye âdeta kaçardım ondan. Bu da…


“Allahü teâlâ câhili dost edinmez…”
“İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalıdır…” Bahaeddinzade Muhyiddin Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet sahibi bir zattır. Resmî ilimleri Mevlânâ Kestelî’den okudu. Bayramiye Şeyhi Yavsi hazretlerine mürid oldu ve Bayramiye yolunda icazet aldı. Bir müddet mürşidi Şeyh Yavsî hazretlerinin makamına geçerek âşıkların irşadı…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







