

Dört türlü zekât malı vardır
Senenin ekseri zamanında, çayırda parasız otlayan dört ayaklı hayvanlar zekât malıdır… Sual: Nelerden, hangi mallardan zekât verilir daha doğrusu neler zekâta tabidir? Cevap: Dört mezhepte de dört türlü zekât malı vardır ki bunlar: 1-Senenin ekseri zamanında, çayırda parasız otlayan dört ayaklı hayvanlar. 2-Altın ile gümüş. Dürr-ül-müntekâda deniliyor ki: “Altın ile…


Meleklerin imrendiği kimseler..
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bu zât sevdiği bir gence; “Ölüme hazırlan!” buyurdu. Genç cevâben; “Ben henüz gencim efendim” dedi. Büyük velî; “Evet öyle” dedi. Ardından da; “Evet gençsin, ama ecel genç ihtiyar tanımıyor ki evlâdım” buyurdu. Genç sordu hemen: “Ölebilir miyim…


“Hacca gideceğin zaman mutlaka görüşelim…”
İkinci Bâyezîd Han, Sivrihisârlı Yûsuf Babayı çok sever, sohbetinde bulunurdu… Sivrihisârlı Yûsuf Baba Osmanlı âlim ve evliyasındandır. İzmir’in Seferihisar da denilen Sivrihisar kasabasında doğdu. 1511 (H.917) senesinde vefât etti. Hâcı Bayrâm-ı Velî tarîkatına mensûb, edeb ve vakar ehli bir zât idi. İkinci Bâyezîd Han, Sivrihisârlı Yûsuf Babayı çok sever, sohbetinde…


Geçim sıkıntısı çekmek günahlara keffarettir!..
Hadis-i şerifte mealen buyuruldu ki: “Öyle günahlar vardır ki, onları ancak geçim hususunda çekilen sıkıntılar yok eder.” Dünyada, dertsiz, sıkıntısız insan yoktur. Dünya, mümin için huzur yeri değildir. Azap yeri de değildir. Esas huzur ve azap yeri, ahirettir. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Yani dünya kazanç yeridir. Dünyada ne ekilirse, ahirette o…


“Müslüman, alınca değil, verince sevinir”
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bu zât, gençliğinde yaptığı günahlarına tövbe etmişti. Bir gün Sultân’ın adamlarını gördü yolda. Yanlarına gitti. Ve ağlayarak; “Beni Sultân’a götürün ki, suçumun cezâsını versin!” diye yalvardı. Birlikte gidip, isteğini Sultân’a bildirdiler. Sultân onu gördü. “Hoş geldin” dedi.…


“Şeref; akıl ve edep iledir soy ile değildir…”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref, veradan daha sağlam bir kale yoktur.” Kemâl Cündî hazretleri Türkistan âlim ve evliyâsındandır. On ikinci asrın ikinci yarısında vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda yetişti. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki: “Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni…


“Bu ahlaka sahip milletle dünyayı fethederim!..”
Henüz İstanbul fethedilmemişti… Fatih Sultan Mehmed Han bir gün tebdil-i kıyafetle çarşıda esnafı dolaşmaya başlar… Fatih Sultan Mehmed Han, kılıçla keşfi yan yana yürütmüş, çağ açıp çağ kapamıştır. Tetkik edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryalaşan bu cihangirin sayılamayacak kadar güzel vasıfları vardır. O, ne istediğini ve ne yapacağını bilen ve büyük işleri…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







