

“Ey kulum! Dünyada beni andın mı?”
Tâbiîn’in büyüklerinden olan Sâbit bin Eslem Benânî hazretleri, 737 (H.120) senesinde vefât etti. Bu zât anlatıyor: Mümin, kıyâmet gününde Allahü teâlânın huzûrunda durur. Allahü teâlâ; “Ey kulum! Sen dünyâdayken bana ibâdet eden kullarımla berâber ibâdet ediyor muydun?” diye sorar. Kul cevap verir: “Evet yâ Rabbî!” Ve yine sorar ki: “Ey…


Ehl-i sünnet fırkası, dört mezhebe ayrılmıştır
İslâm milletinde dört mezhep imamı; büyük, herkesçe kabûl edilmiş, inanılır müctehidlerdir. Şeyh Derdîrî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve Halvetiyye yolunun büyüklerindendir. 1715 (H.1127) senesinde, Mısır’da doğdu. 1786 (H.1201) senesinde Kâhire’de vefât etti. Câmi-ul-Ezher’de ilim tahsîl etti. Zamânının en büyük âlimlerinden ders aldı. Hocalarının hepsinden icâzet alıp fetvâ vermeye başladı.…


Kazâ namazları hakkında…
Bugün ve yarınki makâlelerimizde, “kılınmayan namazların muhakkak kazâ edilmeleri lâzım olduğu” konusu üzerinde bir nebze duracağız inşâallah. Evvelki ve geçen haftaki 4 makâlemizde, “namazın beş vakit farz oluşu, edille-i şer’iyye-i erbaa (4 şer’î / dînî delîl) ile ile sâbittir” deyip namazın günde beş vakit olduğuna dâir bazı âyet-i kerîmeleri ve…


Namazları cem ederek kılmak
Hanefi mezhebinde, yalnız Arafat meydanında ve Müzdelifede hacıların iki namazı cem etmeleri lazımdır. Sual: Zorda kalıp namazı vaktinde kılamayan bir kimse, diğer vakitte, iki namazı birleştirerek kılması uygun olur mu? Cevap: Hanefi mezhebinde, yalnız Arafat meydanında ve Müzdelifede hacıların iki namazı cem etmeleri, birleştirerek kılmaları lazımdır. Hanbeli mezhebinde ise, seferde,…


“Ağlamayan gözde hayır yoktur”
Tâbiîn’in büyüklerinden olan Sâbit bin Eslem Benânî hazretleri, 737 (H.120) senesinde vefât etti. Bir ara gözleri rahatsızlandı. Bir tabîbe gitti. Tabip de baktı. Ve ona dedi ki: “Bir husûsa dikkat edersen, gözlerin iyi olur.” Hazret-i Sâbit sordu: “O nedir ki?” “Ağlamayacaksın.” Hazret-i Sâbit; “Ağlamayan gözde hayır yoktur!” buyurdu. ● ●…


“Rehberimiz bize sabrın meyvesi tatlı olur dedi”
“Biz meyveye kavuşmak için sabrın acılığına, kalbimizdeki dertlere katlandık…” Ahmed Cüzeyrî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1483 (H. 887)’te Cizre’de doğdu. 1580 (H. 987)’de orada vefat etti. İlk tahsilinden sonra Diyarbakır, İmâdiye ve Hakkâri’de ilim tahsîl etti. Doğu Anadolu’nun pekçok şehir ve kasabalarını gezip gördü. Tahsîlini tamamlayarak Diyarbakır’da icâzet aldı. Ubeydullah-ı Ahrâr…


Gerçek saadet, mutluluk, ebedî hayatı kazanmaktır
İnsan, geçici olanın peşinde ömür tüketirken ebedî olanı unutursa, kazandığını zannettiği her şey, aslında en büyük kaybı olur. Dünyadaki bütün insanlar mesut, mutlu olmak ister. Fakat, mesut olan, pek azdır. Neden bu böyledir? Çünkü, saadetin, mutluluğun neden ibaret olduğu bilinmiyor. Asıl iş, saadetin ne olduğunu bilmektedir. Saadet, yalnız dünya saadetinden…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







