

“Ben, Allah rızası için veriyorum!”
Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah dostlarından bir mübârek zâttır. Eline, zenginlerin ihsânı olarak çok altın ve gümüş geçerdi. Ama harcamazdı. Fakîrlere verirdi. Hattâ eline geçtiği andan itibâren evine gelinceye kadar, yolda hepsini dağıtır, evine geldiğinde onların hepsini yatağının altında bulurdu. ● ● ● Bir akrabâsı…


“Allah’ı anmaya mâni olan her şeyi düşman bilmeli!”
“Müslümanların ayıplarını örtmek, gizli günahlarını yaymamak ve kusurlarını affetmek çok sevaptır.” Ebû Muhammed Hasenî hazretleri evliyânın büyüklerinden olup Hazret-i Hasan’ın soyundandır. Fas’ta yaşadı. 1228 (H. 625) senesinde vefat etti. Büyük evliyâdan Abdurrahmân bin Zeyyât hazretlerinin terbiyesinde yetişti ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. En meşhur talebesi Ebü’l-Hasan Şâzilî’dir. Sohbetlerinde Buyururdu ki:…


Allah’ı sorgulayan ateist!
“Allahü teala her şeye güç yetirir mi? Adaletli mi? Merhametli mi? Kötülüklere niye mâni olmuyor? İnsanlar niye eşit değildir?..” Bir okuyucumuz mail atmış: “İş yerimizde bir ateist var. Dedi ki: Müslümanların dediği gibi, Allah’ın her şeye gücü yetiyorsa, adaletli ve merhametliyse, ne diye günahsız çocukları, suçsuz insanları aç bırakıyor, deprem,…


Ruh âlemini akıl ile anlamak!
“Tasavvufcuların keşfettikleri, bildirdikleri âlem-i misâl ve ruh âlemine inanmak lazım gelir.” Sual: Kendi aklını ölçü alıp, tasavvuf âlimlerinin, ruh âleminden keşif yoluyla anlayıp bildirdiklerini, akla uygun değildir diye kabul etmemek, akla da ilme de uygun olur mu? Cevap: Bu konuda Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretleri buyuruyor ki: “Milyonlarca yıldızın bir araya gelip…


“Hiç kimseyle münâkaşa etme!”
Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah’tan çok korkar ve bu korku sebebiyle çok ağlardı. Gözyaşı dökerdi! Biri anlatıyor ki: Hayve, sıkıntı içinde ve fakîr olarak yaşar, fakat bu hâlinden hiç şikâyet etmezdi. Bir gün ona gittim. Sohbetten sonra; “Efendim, fakîrlikten kurtulmam için bana duâ buyurun” dedim.…


Gıybet ve söz taşımak büyük günahtır!..
Herkes, kendi kusurlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabahatleri düşünmelidir. Sâhib Fârûkî hazretleri evliyânın büyüklerinden olup İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin torunlarındandır. 1821 (H.1237) senesinde Hindistan’ın Luknov şehrinde doğdu. Ebû Saîd Müceddidî hazretlerinden ilim öğrendi. Yirmi yaşında iken dedesinin sohbetinde yetişip, Nakşibendî yolunda icâzet aldı. Sonra Mekke-i mükerremeye hicret…


Cennetin yolu dünyadan geçer!..
Dünyadaki nimetler geçicidir, fânidir. Fakat ebedî nimetleri kazandırır. Dünyaya gelmeden Cennete girmek insanlar için mümkün değildir. Bütün insanlar, çok uzun ömürlü olmak isterler, bunun için çaba sarf eder, dua ederler. Hayat şartları ne kadar sıkıntılı da olsa hepimiz yaşamaktan memnunuz. Dinimiz de uzun ömürlü olmayı nimet kabul ediyor. Hadis-i şerifte…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







