

Hicri yeni yıl
Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir. Süal: Mübarek gün ve gecelerin bulunduğu Hicri takvimde, yeni yıl ne zamandır, hangi aydadır, önemi nedir? Cevap: 16 Haziran 2026 Salı günü, Muharrem ayının ve Hicri yeni yılın ilk günüdür. 1447 hicri yılından, 1448 hicri yılına girilmektedir. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların…


Kabîle reîsinin kızı âşık oldu…
Yûsüf bin Hüseyin Râzî hazretleri, Rey şehrinde yaşadı. 915 (H.304) yılında vefât etti. Seyahatlerinden birinde Arabistan’da bir kabîleye uğradı. Kabîle reîsinin kızı, onu görüp âşık oldu. Bir yolunu buldu. Ve yanına geldi. Yûsüf bin Hüseyin yalnızdı o saatte. Kızı görünce hızla uzaklaştı oradan. Başını dizlerine koydu. Öylece uyudu. Ve rüyâ…


Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki…
“Allahü teâlânın gâib hazînesinde senin bilmediğin hususlar vardır…” Şeyh Alâeddîn Harezmî hazretleri büyük velîlerdendir. On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Türkistan’ın batısında Harezm’de yaşadı. Günlerce oruç tutar, geceler boyunca ibâdet ederdi. On beş sene boyunca sırtını yere koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça kurumuş…


Asr-ı saadetten bu yana gelip geçen müceddidler
Müceddidlerin 1.si, Resûlüllahın Halîfesi olan Abdullah Ebû Bekr-i Sıddîk bin Osmân Ebî Kuhâfe (radıyallahü anhümâ) hazretleridir. Geçen haftaki 2. makâlemizde, Yeni İstiklâl Gazetesi’ne (Sayı: 270, 12 Ekim 1966) “Müceddid”lere dâir sorulan bir suâlin cevâbından bir kısmını, sizlere arz etmiştik. Bugün ve yarın da, cevâbın kalan kısmını iktibâs ederek aynı konuya…


Gerçek huzur…
Teknoloji ilerledi, imkânlar arttı. Fakat buna rağmen huzursuzluk, depresyon, stres ve yalnızlık her geçen gün çoğalıyor. İnsan, ruh ve bedenden ibaret bir varlıktır. Bedenin yemeğe, suya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi; ruhun da imana, ibadete, güzel ahlaka ve huzura, ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası; Allahü teâlâyı anmak, Ona kulluk etmek, haramlardan…


“Ey oğlum! Cömert ve güler yüzlü ol…”
“Herkese ihsan ve iyilikte bulun. Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet ve sıkıntı verme…” Halvetî Alâeddîn Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde yaşadı. Karaman’da (Lârende) vefât etti. Bursa’da Seyyid Yahyâ Halvetî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip kemâle geldi. İstanbul’a gittiğinde orada halktan ve devlet adamlarından insanlar sohbetine koşup talebe oldular.…


Velîler, özürleri kabul ederler…
İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bir sevdiği anlatıyor: İbni Sem’un bir gün Bağdat’ta, minberde vaaz veriyordu. Minberin önünde oturanlardan bir kişi uyudu. Onun uyuduğunu görünce sustu. Biraz bekledi. Adam uyandı… O kimseye dedi ki: “Resûlullah’ı gördün değil mi?” “Evet efendim” deyince; “Seni uyandırıp tatlı rüyânı yarıda…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







