

Zekât vermeye fakir bulamıyorlardı…
Ömer bin Abdülazîz hazretleri son günlerini yaşıyordu ki, kayın birâderi ziyâretine geldi. Halîfenin üstündeki gömleği biraz kirlenmiş gördü. Buna çok üzüldü! Kız kardeşini çağırıp; “Beyinin gömleğini yıka!” dedi. Az daha oturup gitti. Ertesi gün geldiğinde, gömleğin yıkanmamış olduğunu gördü, üzüldü. Ve kardeşine dedi ki: “Gömleği yıkamamışsın.” O, boynunu büktü… Ve…


“Geçim darlığı çekiyorsan istigfâra devam etmelisin”
“Bir hatâ işlediğiniz zaman istigfâr edin, hatâda ısrâr helâk olmaya sebeptir.” Karamânî İshak Çelebi Osmanlı alimlerindendir. O zamanki Karaman iline bağlı Aksaray’da doğdu. İlk tahsîlini Aksaray’da yaptı. Konya’ya giderek, Kâdızâde, Molla Muslihuddîn Kastalânî ve Kestelli gibi zâtlardan ilim öğrendi. Tasavvufta Halvetiyye yolu büyüklerinden Molla Yahyâ Şirvânî’nin halîfelerinden Habîb Ömer-i Karamânî’ye…


Her murada erişir Allah diyen…
Gerçek murat, Allahü teâlânın rızasını kazanmaktır. Bu saadete doğru iman, ibadet, güzel ahlâk, dinini öğrenmek ve öğrendiğini başkalarına öğretmekle erişilir. İnsan, yalnız yiyip içmek, mal ve mevki sahibi olmak için yaratılmadı. Bunlar hayatı sürdürmek ve kulluk vazifesini yapabilmek için gerekli olduğu kadar aranmalıdır. Asıl gaye, her şeyi yaratan terbiye eden…


Her derdin ilacı vardır…
Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine yapışır. Sual: “Her derdin, hastalığın, sıkıntının ilacı var deniliyor. Peki kötülüklerden kurtulmanın da bir ilacı var mıdır?” Cevap: Allahü teâlâ, ölüm hariç her derdin devasını yaratmıştır. Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Her şey bir sebep ile…


“Bana bu kötülüğü niye yaptın?”
Ömer bin Abdülazîz hazretlerinin oğlu, bin dirhem para verip, yüzük taşı almıştı… O, bunu öğrendi. Ve şöyle yazdı ona: “Ey oğlum! O aldığın yüzük taşını sat da, o parayla bin fakîrin karnını doyur. Onun yerine iki dirhem kıymetinde bir yüzük taşı al. Üzerine de ‘Haddini bil!’ diye yazdır, gözlerinden öperim!”…


Mümin, kimsenin ayıbını ifşâ etmemelidir…
Kabahatleri ve noksanlıkları görmezlikten gelmek, dâimâ iyi şeyleri görmek, güzel ahlâktır. Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. 1491 (H. 895) senesinde Tosya’da doğdu. 1567 (H.975) yılında İstanbul’da vefât etti. Mustafa Çelebi ilk medrese tahsîlini memleketinde gördükten sonra İstanbul’a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde dânişmendliğe kadar yükseldi. Çok kitap yazdı. Mevâhibü’l-Hallâk fî Merâtibi’l-Ahlâk…


“Ey dehri! Sen önce bizim çocuklarla bir tartış hele!”
Allahü teâlâyı inkâr eden bir dehri [ateist] vardı. Hristiyan din adamları bu adama cevap vermekte çaresiz kalmışlardı!.. İmam-ı a’zam hazretleri henüz çocuk denecek yaşta iken, Allahü teâlâyı inkâr eden bir dehri [ateist] vardı. Hristiyan din adamları bu adama cevap vermekte çaresiz kalmışlardı. Sonunda, “Sana ancak İslam âlimleri cevap verebilir” diyerek…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







