

“Huzûrun kaynağı, toprak gibi olmaktır!”
Âmir bin Abdullah hazretleri, Tâbiîn-i kirâmdan bir büyük velî olup, 124 (m. 741) târihinde vefât etmiştir. Âhiret derdiyle dertlenmişti. Ölüm ve sonrasını düşünür, Resûlullah’ın aşkıyla yanardı. Namâza durduğunda, kendinden geçer, tamâmen sıyrılırdı dünyâ düşüncesinden. Bir gün bu zâta; “Efendim, siz namâza durunca hâtırınıza hiç dünyâ düşüncesi gelmez mi?” diye sordular.…


Hocalık ve talebelik takvâ ile olur…
“Allahü teâlâ, hepimizi sevgili Peygamberinin, Eshâb-ı kirâmın ve Ehl-i beyt-i izamın yolunda bulundursun!” Debbağ Ebû Zeyd Üseydî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1208 (H. 605) senesinde Tunus’un Kayravân şehrinde doğdu, 1300 (H. 699) senesinde yine orada vefât etti. Zamanındaki âlimlerden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Abdüsselâm el-Murtâtî’ye talebe olup,…


“Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz?”
Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa seferine çıkmıştı. Belgrat yakınlarındaki bir manastırın yakınında mola verildi!.. Rahip bir hile düşünüyordu!.. Dinimiz, baştan başa edeptir. Edep, kulun kendisini Cenab-ı Hakk’ın iradesine tâbi kılması, güzel ahlaklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin en iyiniz, ahlakı en güzel olandır) buyuruldu. Hazret-i Ebu Bekir, “Hayâsız insan, halk içinde…


Her kalbe giden bir yol vardır
Unutmamak lazımdır ki, her insanın kalbinden Allahü teâlâya giden bir yol vardır… Sual: Her insanda, her şeyin yaratıcısı olan Allahü teâlânın varlığını anlayıp iman etme özelliği var mıdır? Cevap: İmâm-ı Gazâlî hazretleri Kimyâ-i se’âdet kitabında insanları dört kısma ayırmakdadır: “Birinci kısımdakiler, dünyada yemek içmek ve zevk etmekten başka bir şey…


“Beni Hindistan’a iletir misin?”
Tâbiîn’den hadîs ve fıkıh âlimi Süleymân bin Mihrân hazretleri, şöyle anlatıyor: Azrâil aleyhisselâm, “insan” sûretine girerek Süleymân aleyhisselâma uğrayıp, oradaki bir adama dikkatle baktı. Adam da bunu fark etti. Sonra Hazret-i Azrâil gitti. O kimse çok korkmuştu! Süleymân aleyhisselâma; “Yâ Nebiyyallah! O giden kimdi?” diye sordu. Süleymân Peygamber; “Azrâil aleyhisselâmdı”…


İlimdeki hıyânet, maldaki hıyânetten daha kötüdür!
“İlim husûsunda birbirinize faydalı olunuz. Birbirinizden ilmi gizlemeyiniz.” Ebû Saîd Lü’lüi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup hadîs âlimidir. 752 (H.135) senesinde Basra’da doğdu. 813 (H.198)de orada vefât etti. Mâlik bin Enes, Şu’be, Süfyan bin Uyeyne ve Süfyân-ı Sevrî’den hadîs ve fıkıh ilmini öğrendi. Hadîs ilminde çok derin bilgiye sâhib oldu. Her…


Hased, iyileşmeyen bir yara gibidir!..
Hased, manevi hastalıklardandır ve büyük bir günahtır. İnsanın sıhhatini bozar, üzüntüsünü artırır, amellerini yakar. Hased (çekememezlik) başkasının sahip olduğu nimetlerin elinden alınmasını temenni etmektir. Manevi hastalıklardandır ve büyük bir günahtır. Felâk suresinde Yüce Rabbimiz “Hased ettiği zaman, hased edenin şerrinden kendisine sığınmamızı” emretmektedir… Hased, günahında hiçbir lezzet de yoktur. Diğer…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







