

Öfkesini yenen kahramandır!
Bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerinin huzûruna sevdiği bir kimse geldi ve; “Efendim! İyi bir Müslüman nasıl olur” diye sordu. Hazret-i Fudayl; “İyi bir Müslüman; hiç kimseyi gıybet etmez, kimseye sû-i zanda bulunmaz, kimseyi kötü bilmez ve hiç kimseyle alay etmez” buyurdu. O kimse sordu: “Başka efendim?” Buyurdu ki: “İyi…


Rızâ gösterilen fakirlik, zenginlikten üstündür…
Kişi mecbur kalırsa, başkasından bir şey isteyebilir. Zengin kimsenin istemesi doğru değildir… Hâce Vâlâpîr hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velîlerdendir. On yedinci asrın ilk yarısında Pâni-püt şehrinde vefât etti. Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Onun feyzlerinden istifâde etti. Sayısız kerâmetleri görüldü. Bir…


Kâinat, Yüce Allah’ın varlığının açık delilidir
Kâinattaki mükemmel ahenk ve intizam; her şeyi yaratan, Allahü teâlânın varlığına açıkça şahitlik etmektedir. Zerreden güneşe kadar kâinattaki bütün varlıklar büyük bir ahenk, nizam ve intizam içindedir. Bu ahenk ve intizamın tesadüfen meydana gelmesi asla mümkün değildir. Kâinata dikkatle bakan bir insan, varlıkların kendi kendilerine olamayacağını; onları yoktan var eden,…


Kefaret orucu tutamayacak kimse
Altmış gün kefaret orucunu tutamayacak olan kimse, altmış fakire bir gün doyurur. Sual: Kefaret borcu olup da, çok yaşlı olan veya devamlı hasta olanlar, bu kefaret borçlarını nasıl öderler? Cevap: Devamlı hasta veya çok yaşlı olup, altmış gün kefaret orucunu tutamayacak olan, altmış fakire bir gün doyurur. Aç olan altmış…


“Cehenneme girmemenin yolu nedir efendim?”
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Hârun Reşid, bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerine geldi. Nasîhat istedi. Hazret-i Fudayl; “Ey Hârun! İyi bil ki, senin şu güzel yüzün Cehennemde yanar da çirkinleşir” buyurdu. Hârun ağlamaya başladı! Büyük velî devâm etti: “Ey Hârun! Milletine…


Zâhiri halk, bâtını ise Hak ile olanlar…
“Tasavvufun başı ilim, ortası amel, sonu ise Allahü teâlânın lütuf ve ihsânı olan mânevî ilimdir…” Ebü’n-Necîb Sühreverdî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1097 (H.490) senesinde İran’ın Sühreverd kasabasında doğdu. İlim öğrenmek için gençliğinde Bağdad’a gitti. Fıkıh ilmini Es’ad Mühenî’den, hadîs ilmini Ali bin Neyhan’dan tahsil etti.…


Az yiyenin vücudu sıhhatli olur…
Açlıkta arzular kırılır, nefsimiz uysallaşır, serkeşliği kalkar. Çok yemek, gafleti doğurur. Tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Efendim, oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefis terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır.…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







