

“Kişi, sevdiği ile beraberdir”
Dünyada, kim kimi severse, ahirette onun yanında haşrolacaktır. Sual: “Kişi, sevdiği ile beraberdir” deniliyor. Bunu nasıl anlamak lazım? Cevap: Dünyada, kim kimi severse, ahirette onun yanında haşrolacaktır. Bir kimse, Resûlullah Efendimize kıyâmeti sorunca; (Kıyâmet için ne hazırlık yaptın?) buyurdu. “Allahın ve Resûlünün sevgisini hazırladım” deyince Peygamber Efendimiz; (Sevdiklerinle berâber olursun)…


“Seven, sevdiğinde kusur göremez”
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri henüz çocukken yüzünde nûr parlıyor, onu görenler hayran olup hayır duâ ediyorlardı kendisine. Dedesi, Şihâbüddîn adında bir velî olup, ölüm hastalığına yakalanmıştı… Nihâyet vefâtı yaklaştı. Aile fertleriyle vedâlaştı… Sonra torunlarıyla görüştü. En son Ubeydullah’ı getirdiler. O zaman pek küçüktü. O içeri girince çok sevindi… Doğruldu yatağından. Kucağına…


“Dünyâyı sevmek bütün günahların başıdır”
“Gözden yaş çıkmamak kalp katılığından ileri gelir. O dahi günah çokluğundan gelir…” Muhammed Dehlevî hazretleri Çeştiyye evliyâsının büyüklerindendir. 1385 (H.787) senesinde Hindistan’da Delhi’de doğdu. 1486 (H.891) senesinde Delhi’de vefât etti. Çerâğ-ı Dehlevî Nasîruddîn Mahmûd’un sohbetlerinde kemâle geldi. Bu zâtın en büyük talebelerinden ve halîfelerinden oldu. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu…


Şeytanın “kalk namaz kıl” diye uyandırdığı zat!
Bayezid-i Bistami hazretlerine bir gece uyku bastırıp sabah namazını kılamadı. O kadar inleyip, telaş ve korku oldu ki, bir ses işitti!.. Namaz, İslam’ın beş şartından ikincisi olup, Fahr-i kâinatın “sallallahü aleyhi ve sellem” miracı teşriflerinde, en hayırlı ümmet olan ümmeti üzerine, Allahü teâlânın ezeli hitabı ile her gün beş vakit…


“Dünyâya oyun için gelmedik!”
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri çocukken, akranları gibi sokaklarda oynamıyordu. Arkadaşları sordu: “Sen niçin oynamıyorsun?” Cevâbında; “Biz bu dünyâya oyun için gelmedik ki” dedi. Gençliğinde Hire’ye gitmişti. Orada, “Yâkub-i Çerhî” adını işitti birinden. Görmeden sevdi onu. O sevgiyle yandı, tutuştu. Ve görmek için çıktı evden… Huzûruna girince, Onu çok sevdi. Ondan çok…


“Kur’ân-ı kerimi itinalı ve kusursuz oku!..”
“Onu harf harf, ağır ağır kırâat et, her harfini kendisinden sonra gelen harften temyiz et” Ebü’l-Kâsım Dehhâk hazretleri Tabiînin meşhûrlarından olup hadîs ve tefsîr âlimidir. Kûfeli olup, sonra Belh’e yerleşti. 720 (H.102) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Abbâs hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Ondan tefsîr, hadîs gibi birçok ilimleri…


Allahü teâlâ, tevâzu sahiplerini yüceltir
“Kim kibirli olur, kendini büyük görürse Allahü teâlânın gadabına düçâr olur. Kim Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona yardımcı olur.” Ma’rûf-i Kerhî hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. 815 (H. 200) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Tasavvufta örnek, Hak teâlâya giden yolun rehberi, çeşit çeşit mârifetlerle seçilmiş zamânındaki âşıkların efendisiydi……
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







