

Peygamber Efendimiz ekseriyâ beyaz giyerdi…
Resûl aleyhisselâm, yemeği sofra bezi, tepsi, masa gibi bir şey üstünde yemezdi. Yere kordu. Diz çökerdi. Bir şeye dayanmadan yerdi. Yemeğe “Besmele” okuyarak başlardı. Sağ eliyle yerdi. Peygamber Efendimiz diğer peygamberler gibi zekât malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabûl ederdi. Karşılığını kat kat verirdi. Giymesi câiz olanlardan, her bulduğunu giyerdi.…


“Ölmeden evvel ölüp, nefsinizi tam ıslâh edin”
“Âşıklar, keşif ve kerâmet konaklarında durmak istemesinler. Daha yukarılara çıksınlar.” Kâdı Celâl Tehâniserî hazretleri Hindistan’da yetişen velîlerdendir. Yedi yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet aldı. (H.989)…


Şükrün lüzûmu…
“Şükür”, her nimetin Allah’tan geldiğini bilip yerinde sarf etmek ve dille de hamd etmektir. Şükür, kendini o nimete lâyık görmemektir. Bütün mahlûklara her nîmeti, her iyiliği veren yalnız Allahü teâlâdır. Her şeyi yoktan var eden, var olmak nîmetini veren O’dur. Her an, varlıkta durduran da O’dur. Güzel huylardan biri olan…


Dinden uzaklaşmak felaket getirir
Endülüs’te bozuk fikirler yayılınca, sözde Müslüman olanlar, Allahü teâlânın emirlerine uymamanın cezasını buldular. Sual: İnsanların, Allahü tealanın emir ve yasaklarını dinlememesi, bunlardan uzaklaşması, bunların felaketi mi olmuştur? Cevap: Bu konuda Kâmûs-ül-a’lâmda deniyor ki: “Endülüs Sultanı Üçüncü Abdurrahman, memleketini genişletti, kuvvetlendirdi. Fas’ta hükûmet süren İdrîsîleri, Fâtımîlere karşı destekledi. Bunları hükmü altına…


Zaman, acıma zamanıdır…
Zaman; acıma, affetme, yumuşak davranma ve gönül alma zamanıdır. Kusur sayma, gönül yıkma ve öfkeyi büyütme zamanı hiç değildir. İnsanları yargılamak kolay, anlamaya çalışmak zordur. Çünkü hüküm vermek için bir an yeter; fakat bir gönlün niçin kırıldığını, bir insanın hangi sıkıntılarla mücadele ettiğini anlayabilmek için sabır ve merhamet gerekir. Nice…


Yük çeken aziz olur…
“Tasavvuf, herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir.” Sual: “Dinimiz, almayı değil vermeyi, yük olmayı değil, yük çekmeyi emir ve tavsiye etmektedir” deniyor. Bu ne demektir? Cevap: Dünya lezzetlerine aldanmayan, Cennet nimetlerine kavuşur. İki âlemde azîz ve muhterem olur. Aksi olursa, insan zelil olur. Zira hazret-i Ömer, bir hâdise…


Resûlullah az yemeyi severdi…
Sevgili Peygamberimize, Allahü teâlâ “İste vereyim” buyurmuşken, O, dünyâ servetini istemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. Umûmiyetle az yerdi. Çok yediği de olurdu. Ama az yemeyi severdi. Ekmeği katıksız yerdi. Bâzen hurma ile, bâzan sirke ile, bâzen de meyve ile, çorba ile veyâ zeytin yağına batırıp da yerdi… Tavuk,…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







