Damat Mehmed Efendi

Damat Mehmed Efendi “rahmetullahi aleyh” Osmanlı âlimlerindendir. Bolu-Mudurnu’da doğdu. İstanbul’da medrese tahsilini tamamladı. Müderris oldu ve saray hanımlarından Raziyye Hatun ile evlendi. “Damat” unvanı da buradan gelmektedir. Çeşitli şehirlerde kadı olarak vazife yaptıktan sonra h. 1020 (m. 1611) senesinde İstanbul’da vefat etti. Bir dersinde, ölülerin kabirdeki hallerine dair şunları anlattı:
Dirilerin yaptıkları işleri haber alınca, ölüler incinir. Hadis-i şerifte; “İnsan, evinde iken nelerden incinirse, kabrinde de onlardan incinir” buyuruldu. İmâm-ı Kurtubî “Tezkire” kitabında diyor ki:
“Dünyâda olanların yaptıkları şeyleri Allahü teâlâ bir melek veya işâretle ölülere bildirir. İmâm-ı Süyûtî, “Şerh-us-sudûr” kitabında, Muhammed bin Sîrin’den bildiriyor ki: “Meyyitin bildirdiği şeyler, hep doğrudur. Çünkü meyyit, hiç yalan ve yanlışlık olmayan bir âlemdedir. O âlemde olanlar, hep doğru söyler. Gördüklerimiz ve anladıklarımız, bu sözümüzü kuvvetlendirmektedir. Rûh, latif olduğu için, duygu organları ile anlaşılamayan şeyleri anlamaktadır.” Hâkim ve Beyhekî “Delâil” kitabında Selman-ı Fârisi’nin (radıyallahü anh) şöyle anlattığını haber veriyorlar:
“Ümm-i Seleme hazretlerinin yanına gittim. Ağlıyordu. Niçin ağladığını sordum. Resûlullahı (sallallahü aleyhi ve sellem) rüyamda gördüm. Ağlıyordu. Mübarek başında ve mübarek sakallarında toprak vardı. ‘Mübarek yüzünüz niye böyle?’ diye sordum. ‘Oğlum Hüseyin’in şehit edildiğini gördüm’ buyurdu. İbn-i Ebiddünyâ, Benî Esed kabilesinden bir mezarcının şöyle anlattığını bildiriyor:
Bir gece, kabristanda idim. Bir kabirden şöyle bir konuşma sesi geldi: ‘Ey Abdullah’ dedi. ‘Ne istiyorsun yâ Câbir?’ cevâbı verildi. ‘Yarın bizim yanımıza kardeşimiz gelecek’ dedi. ‘Onun bize faydası olmaz. Bize dua olunmaz. Babam ona kızmıştı. Dua etmemek için yemin etmişti’ cevabı verildi. Sabah olunca, bir kimse geldi. Gece ses işitmiş olduğum iki kabri gösterdi. Bu iki kabir arasına bir mezar kazmamı söyledi. ‘Bu kabirdekilerin ismi nedir?’ dedim. ‘Bunun ismi Câbir, şunun ismi Abdullah’tır’ diyerek gösterdi. Gece işittiklerimi, ona söyledim. ‘Evet, onun için dua etmemeye yemin etmiştim. Şimdi yeminimi bozup dua edeceğim ve keffâret vereceğim’ dedi.”

Comments are closed.