Faslı Velî Ahmed bin Mûsâ Cezûlî

Ahmed bin Mûsâ hazretleri Kuzey Afrika’da yaşamış olan evliyadandır. 864 (m. 1460)’da Fas’ta Bûmervân’da doğdu. Cezûliyye şeyhlerinden Abdülazîz et-Tebbâ’a intisap edip kemale erdikten sonra icazet aldı. Hocasının vefatından sonra talebe yetiştirmeye başladı. 971 (m. 1563)’de vefat etti.

Bir sohbetinde buyurdu ki:

İblîs aleyhillâne, nafileler vasıtasıyla tâibin farzlarını kusurlu hâle getirir. Ey insanlar kendi ahvâlinizi gözetiniz. İblîs aleyhillâne, birçok kimseleri yoldan çıkarmaya çalışmaktadır. İlim talebesi, her vakit için yeni abdest almalıdır ki, şeytan ondan kaçsın ve onun ibâdete meyli artsın. Böylece Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin sözü ile amel etmiş olur. Nitekim “Abdestini tazeleyen kimse için, Allahü teâlâ mağfiretini yeniler” buyuruldu. İnsan öyle olmalıdır ki, Cemâatle namazı hiç terk etmesin. Cumada hiç kusur etmesin. 12 kilometre bile gitmek gerekse gitmeli, ekseri hâlde evi mescid olmalı, oturunca yüzü kıbleye karşı oturmalıdır.
Bakmak mecbûriyeti olan anne-baba, çocuk, hanım gibi kimseleri yoksa, sabaha kadar mescidde olmalıdır. Güneş doğup işrak vakti gelince, kalkıp 12 rek’at namaz kılmalı ki, bu Duhâ namazıdır. Eğer fevt olmuş, yanî kazaya kalmış bir farz namazı varsa, bu namazı kaza niyeti ile kılmalı, ondan sonra helâl rızık kesbi (kazancı) ile meşgul olmalıdır. Başkasının nasîbi (beslenmesi) için çalışırsa, bu kesb daha iyi olur. Dünya niyeti varsa kazandığını dünyalığa harceder. Dünya niyeti yoksa, kesbi helâldir. Hesabını vereceğini ve cenâb-ı Hakkın, “Niçin yaptın? Ne yaptın?” gibi sorularına cevap vereceğini bilmelidir.
Topladığı malı cenâb-ı Hakkın râzı olduğu işlere harcamalıdır. Gönlünü (kalbini) dağıtmayıp, toplamalıdır. Cömert olmalıdır. Cimriliği terk etmelidir. Namaz vakti gelince, vaktin evvelinde kalkıp namaza hazırlanmalıdır. Vaktin evvelinde mescide gelmelidir. Geçmiş namazını kaza etmelidir. Cemâat toplanınca, cemâatle namazı kılmalıdır. Mühim bir işi olmazsa, mescidde kalıp cenâb-ı Hakkı zikretmelidir, ilim sahibi değilse, bir âlimin yakınında oturup, ilim dinleyip, öğrenmelidir. Âlimlerle çok oturup kalkmalı, çok lüzumlu olmadıkça onlardan ayrılmamalıdır.

Comments are closed.