“Gece namazının gündüz kılınan namaza üstünlüğü, gizli olarak verilen sadakanın, açıktan verilen sadakadan üstünlüğü gibidir.”
Ebân bin Osman bin Affân hazretleri, Hazret-i Osman’ın (radıyallahü anh) oğlu olup, tabiînin meşhur hadis âlimlerindendir. Babasından, Zeyd bin Sabit’ten, Üsâme bin Zeyd’den ve diğer bazı sahabilerden (radıyallahü anhüm) hadis rivayet etmiştir. 105 yılında (723) Medine’de vefat etti. Naklettiği, namazın ehemmiyeti ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları:
Ukbe bin Âmir’in rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) “Kim güzelce, şartlarına uygun bir abdest alır, sonra gaflette olmaksızın ve ciddî olarak namaz kılarsa, bu abdest ve namaz, önceki günahlarına keffâret olur” buyurdu. Ubâde bin Sâmit’in (radıyallahü anh) rivayet ettiği hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz, “Kim beş vakit namazın abdestini güzelce alır, rûkû’larını, secdelerini ve huşû’larını güzelce yaparsa, onun için Allahü teâlânın katında, ona azap verilmeyeceğine dair bir ahid yazılır. Kim de böyle yapmazsa, Allahü teâlâ dilerse ona azap eder, dilerse onu af ve mağfiret eder” buyurdu.
Ebû Umâme Bâhilî’nin rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Peygamber efendimiz, “Geceyi namaz kılarak geçiriniz. Çünkü bu, sizden önceki salihlerin âdeti, Rabbinize yakınlık, günahlara kefâret ve günahlardan uzaklaştırıcıdır” buyurdu. Muâz bin Cebel (radıyallahü anh), Resûlullah efendimizin “(Onlar) yataklarından kalkarlar” (Secde-16) âyet-i kerîmesi hakkında, bunun geceyi namaz ile geçirmek olduğunu, buyurduğunu bildirdi.
Ebû Hüreyre’nin (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah efendimiz “Kim hanımını geceleyin kaldırıp, beraberce iki rek’at namaz kılarlarsa, zikredenler arasına yazılırlar” buyurdu.
İbn-i Mes’ud’un (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte ise, Peygamber efendimiz, “Gece namazının gündüz kılınan namaza üstünlüğü, gizli olarak verilen sadakanın, açıktan verilen sadakadan üstünlüğü gibidir” buyurdu. Resûlullah efendimiz, nafile namaz kılarak Allahü teâlâya münâcaat, O’na huşû’ ve huzûrunda hudûdan lezzet alırdı. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen: “Bir de, sabır ve namazla Allahü teâlâdan yardım isteyin; gerçi bu (nefsinize) ağır gelir, fakat huşû sahibi kimselere değil” (Bekâra-45) buyurdu.