Asıl ismi Ahmed’dir. Han adlı bir köyde doğduğu için Hânî lakabıyla tanınmıştır. Bağdat’tan Musul’a, oradan da Doğu Anadolu’ya gelip yerleştiği söylenir. Doğubâyezîd medreselerinde müderrislik ve saray kâtipliği yapmıştır. İlmi ve yüksek ahlâkıyla tanındığı kadar, bahadır, mert, cömert ve çok cesur olmasıyla da meşhûr olmuştur. Akâid-i Molla Ahmed, Siseben, Şekarat-ı Mevt, Mevlüt ve Memozin adlı kıymetli eserleri de bulunan Ahmed Hânî’nin en meşhûr kerâmeti görüştüğü kimselerin içlerinden geçenleri bilmesidir. Kabri, Ağrı Doğubâyezîd’de İshakpaşa Sarayının hemen arkasında olup ziyâret edilmektedir.
-
Son Yazılar
- “Müminlere ikrâm etmek hoşuma gidiyor” 26/04/2026
- Nefis Allahü teâlâya, ârif de nefse düşmandır… 26/04/2026
- İslamiyet’in insana verdiği değer 26/04/2026
- Kaybolan şeyi bulmak için 26/04/2026
- “Duâ etmemek, kederlerin en büyüğüdür” 25/04/2026
Linkler