Selam vermekte öncelik sırası

Sual: Karşılıklı olarak selam verilirken, sıralama nasıl olmalı, kim önce selam vermelidir? Cevap: Selam verirken, kimlerin önce ve nasıl selam vereceği konusunda kitaplarda sünnete uygun şekli şöyle bildirilmektedir: “Önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, devedeki ata binmiş olana, attaki merkepte olana, merkep üstündeki yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olan çok…

Devamını oku

Eve, iş yerine girerken izin istemek

Sual: Birinin evine, iş yerine gidildiği zaman, kapıyı, zili çalıp izin istemek, telefon ederken önce kendini tanıtmak gerekir mi? Cevap: Bu konuda Hadika’da deniliyor ki: “Birinin evine, odasına, bahçesine girileceği zaman izin istemek vaciptir. Kapıya vurarak, zili çalarak veya seslenerek, mesela selam vererek izin istemeden içeri girmemelidir. Ana baba, çocuğunun,…

Devamını oku

Mezheplerin kolaylıklarını toplamak…

Bir işi, bir ibadeti yaparken başka bir mezhebi taklit eden kimse, kendi mezhebinden çıkmış, mezhep değiştirmiş olmaz. Dinimizin bildirdiği bir özrü yani mazereti olmayan kimsenin, kendi mezhebindeki ruhsatla amel etmesi caiz olmaz. Böyle olan kimsenin, başka mezheplerdeki kolaylıkları araştırması, mezhepleri telfik etmesi, birleştirmesi ise hiç caiz olmaz. Dürr-ül-muhtar ve bunun…

Devamını oku

Küfürden, inkârdan korunmak için

Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâdan getirip bildirdiği şeylerin hepsine kalb ile inanıp dil ile söylemeye iman denir. İmanın yeri kalbdir. Kalb, yürek denilen et parçasında bulunan bir kuvvettir, buna gönül de denir. İmanı söylemeye mani bulunduğu zaman söylememek affolur. Mesela korkutulduğu, hasta, dilsiz olduğu, söyleyecek vakit bulamadan öldüğü zaman söylemek gerekmez.…

Devamını oku

İnanmak, iman etmek kolaydır

Allahü teâlânın varlığına ve Peygamberleri vasıtası ile bildirdiklerine inanmak, imana gelmek çok kolaydır. Yaratılan bütün mahluklardaki hesaplı düzene bakmak ve bunlardaki incelikleri düşünmek, herkese vaciptir. Atomdan güneşe kadar bütün varlıklardaki düzen, bunların birbirlerine bağlılıkları, kendiliklerinden tesadüfen var olmadıklarını, bilgili, hikmetli ve sonsuz kudret sahibi, kuvvetli bir varlık tarafından yaratıldıklarını açıkça…

Devamını oku

Mevki ve şöhret sahibi olmak arzusu

Riya, gösteriş ve hakkı batıl ile karıştırarak mevki, makam sahibi olmak caiz değildir. İyi niyetle olsa da, caiz değildir. Mevki, makam ve şöhret sahibi olmak arzusu, insanlarda üç sebepten hasıl olmaktadır: Birinci sebep, nefsin arzularına kavuşma isteğidir. Çünkü nefis, arzularının, haram yollardan elde edilmesini ister. İkinci sebep, kendinin ve başkalarının…

Devamını oku