Allahü teala, hakiki bayrama kavuştursun

Allahü teala, hakiki bayrama kavuştursun



“Dünyadaki bayramlar hakiki bayram değildir! Müslüman için hakiki bayram Cennete girdiği zamandır. Buradaki bayramlar aynada görülen görüntü gibidir.”

 

 

Bugün Ramazan Bayramının birinci gününü idrak ediyoruz… Müslümanlar bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Bayramlar, Müslümanların kaynaşması için çok güzel bir vesiledir. Bunun için, bayramlarda, ana-babayı, akrabaları, dostları ziyaret etmeli, bayramlarını tebrik etmelidir…

Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. Mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir. Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı…

           ***

Peygamber aleyhisselam (Ramazan ayının son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram;

“Ya Resulallah, o gün Kadir gecesi mi?” diye sual etti. Onlara şöyle buyurdu:

(Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.)

Bunları bilen Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir… Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin def çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir:

“Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmaz, susun” dedi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz, hazret-i Ebu Bekir’e buyurdu ki:

(Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir.)

Din büyükleri buyuruyor ki: “Dünyadaki bayramlar hakiki bayram değildir! Müslüman için hakiki bayram Cennete girdiği zamandır. Buradaki bayramlar aynada görülen görüntü gibidir.”

Allahü teala hepimizi, hakiki bayrama kavuşanlardan eylesin…

             ***

Eshâb-ı kirâmdan bir zât diyor ki:

Resûlullah Efendimiz bayram günü hutbeye çıkıyordu. Minber üç basamaktı. Birinci basamağa çıktı. Bir şeyler söyledi. Yanındaydım, kulak verdim, işittim. Buyurdu ki:

(Yâ Rabbî! Sen bir kuluna anasını, babasını ihsân ettiğin hâlde, anasını, babasını gördüğü hâlde; onların hizmetinde kusur edeni, onların kalblerini inciteni, onların rızâsını, duâsını almayanı Cehenneme sok yâ Rabbî!)

Bunları nakleden Sahâbî, “Âmîn yâ Resûlallah” dedim, diyor…

O hâlde birbirimizi seveceğiz, ama anamızın, babamızın da kıymetini bileceğiz. Onların duâlarını alacağız, rızâlarını alacağız. Vefat etmişlerse, duadan mahrum bırakmayacağız…

Bayramınız mübarek olsun efendim…