Şabân-ı şerîf, hayırların çoğaldığı, bereketlerin indiği, hatâların terk edildiği, günâhların örtüldüğü bir aydır…
İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve ilk Peygamber Hazret-i Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli bir ay olan Recebü’l-ferd ayı çabucak geçiverdi. Yarın idrakiyle şerefleneceğimiz, İslâm dîninde özel yeri bulunan ve “üç aylar”ın 2.si, hicrî-kamerî senenin de 8.si olan “Şa’ban” ayı, “Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) ayı” olarak anılmaktadır.
Zira bir hadîs-i şerîfte: “Recep ayı, Allahü teâlânın ayı; Şa’bân benim ayım, Ramazân da benim ümmetimin ayıdır. Şa’bân ayı, günâhlar için keffâret ayı, Ramazân ayı ise, günâhların temizleyicisi olan bir aydır” buyurulmuştur.
Şa’bân ayının şefâate vesîle olduğu, muhabbet ve hizmet ayı olduğu da ifâde edilmiştir. Sağlığı yerinde olan, Şa’bân ayının çoğunu, hattâ tamâmını oruçlu geçirebilir. Ama bünyesi zayıf olanların, Şa’bân ayının 15’inden sonra nâfile oruç tutmayıp, farz olan Ramazân-ı şerîf orucuna hâzırlanmaları iyi olur.
Şa’bân-ı şerîf, hayırların çoğaldığı, bereketlerin indiği, hatâların terk edildiği, günâhların örtüldüğü bir aydır. Âişe vâlidemiz (radıyallahü anhâ) buyurmuştur ki:
“Resûlullahın, [Ramazân ayı müstesnâ olmak üzere] hiçbir ayda, Şa’bân ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şa’bân ayının tamâmını oruçlu geçirirdi.” [Buhârî]
Resûlullah Efendimize, Şa’bân ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman, şöyle cevap vermiştir: “Şa’bân, öyle fazîletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de, amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” [Nesâî]
Bu konudaki diğer 2 hadîs-i şerîf de şöyledir: “Ramazân ayından sonra en faziletli oruç, Şa’bân ayında tutulan oruçtur.” [Tirmizî] “Şa’bân ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.”
İçerisinde “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı, Receb ile Ramazan ayları arasında bir köprü mesâbesindedir. Bilindiği gibi, Şa’bân ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gece, mübârek “Berât (veya Berâet) Kandili”dir.
Sevgili Peygamberimiz, hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki:
“Şa’bânın 15. gecesini ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçirin. O gece, Allahü teâlâ buyurur ki: ‘Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, âfiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim.’ Bu hâl, sabaha kadar devâm eder.” [İbn-i Mâce]
“Sâlih akrabâyı terk eden, ana-babaya âsî olan da, bu gece affa kavuşamaz.” (Beyhekî).
[Burada, şu husûsu önemle belirtelim ki, Ehl-i sünnet i’tikâdına göre, içki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana-babaya isyân… gibi günâhları işleyen kâfir olmaz. Îmânı düzgün ise, günâhlarının cezâsını çektikten sonra Cennete girer. Sevâpları günâhlarından daha çok ise, Cehenneme girmeden de Cennete gider.]
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regâib gecesi, Şa’bânın 15. [Berât] gecesi, Cum’a gecesi, Ramazân Bayramı ve Kurbân Bayramının 1. geceleri.) [İbn-i Asâkir]