“Çocuğumu kurtarın!”

Irak’ta yetişen Ebû Bekr bin Hüvârâ hazretlerinin huzûruna bir kadın gelerek; “Efendim, az önce filân nehirde oğlum boğuldu. Ondan başka da hiç kimsem yok, ben ne yapacağım” diye dert yandı.

İbni Hüvârâ sordu:

“Peki, ne istiyorsun?”

“Oğlumu bana geri ver.”

“Boğuldu diyorsun.”

“Evet, boğuldu. Ama sen duâ edersen, Rabbim onu diriltir. Azîz ve Celîl olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, O sana bu makâmı vermiştir. Bana bu iyiliği yapmazsan, seni Hak teâlâya şikâyet ederim” dedi.

Büyük Velî güldü.

Ve ona sordu ki:

“Nasıl şikâyet edersin?”

Kadıncağız;

“Yâ Rabbî! Ben, içim yanarak bu zâta gidip yalvararak derdimi arz ettim. Ama o, gücü varken oğlumu kurtarmaya yanaşmadı, derim” dedi.

Mübârek, başını öne eğdi.

Sonra sordu kadına:

“Oğlun nerde boğuldu?”

“Filân nehirde” dedi.

O nehrin kıyısına geldiler.

Gerçekten ileride, su üstünde, hareketsiz yatan biri vardı.

Çocuğun cesedi, boğulduğu yerde, su üstünde duruyordu öylece.

İbni Hüvârâ suda yürüdü.

Ve gidip o çocuğu aldı.

Omuzunda taşıdı.

Annesinin önüne bırakıp;

“Al, işte oğlun!” buyurdu.

Kadıncağız, oğlunu gördü.

Kuvvetli bir sevinç çığlığı attı.

Zîrâ nefes alıyordu çocuk.

Abdüllatif Uyan’ın önceki yazıları…


Comments are closed.