“Sen benim mehrime takat getiremezsin!..”

Abdürrahmân ibni Mülcem​, bir kadına âşık olmuştu. Ona evlenme teklif ettiğinde kadın; “Senden Hazreti Ali’yi öldürmeni istiyorum!” dedi.

Miladi takvime göre bugün (24 Ocak 660), Hazret-i Ali (radıyallahü teâlâ anh) Kûfe Camii’nde şehit edildiği gündür. Bu vesileyle bir nebze de olsa o mübarek İmam’dan bahsederek köşemizi ziynetlendirelim…

***

Bir Hâricî olan Abdürrahmân ibni Mülcem, Nehrvân harbinde babası ve kardeşleri öldürülen yine kendisi gibi bir Hâricî kadına âşık oldu. Ona evlenme teklif ettiğinde;

-Sen benim mehrime takat getiremezsin… Senden üç bin dirhem gümüş, iki çalgıcı câriye ve Ali bin Ebî Tâlib’i öldürmeni istiyorum, dedi.

İbni Mülcem, düşündü ve dedi ki:

-Gümüş ve câriye kolaydır, ama, ben Hazreti Ali’yi öldüremem!..

Kadın, “Eğer beni istiyorsan, bunu muhakkak yapmalısın” dedi.

İbni Mülcem dedi ki:

-O zaman kılıcı bir sefer vuracağım, vefat ederse ne âlâ!..

Kadın “tamam” dedi ve ona zehirli bir kılıç verdi…

***

Bir gün, Emîr-ül mü’minîn Ali “radıyallahü teâlâ anh” oturdu. Hasan ve Hüseyin “radıyallahü teâlâ anhümâ” hazretlerine “Bugün Ramazân-ı şerîfin kaçıncı günüdür?” diye sordu. Onlar da “onüçüncü günüdür” diye cevap verdiler. Onlara “Muhakkak, yüzüm başımın kanı ile boyanacaktır!.. Abdürrahmân bin Mülcem’in yaşamasını istiyorum, ancak o benim öldürülmemi istiyor” buyurdu…

İbni Mülcem, bu sözleri işitince Hazreti Ali’nin huzuruna geldi ve dedi ki:

-Yâ Emîr-el mü’minîn! İşte elim, işte boynum. İster isen elimi kes, ister isen boynumu vur!..

Hazreti Ali ona buyurdu ki:

-Ben suçu işlememiş olana nasıl ceza uygulayayım?..

***

Ramazan ayının on yedinci günüydü. Sabâh oldu. Emîr-ül mü’minîn, namâza gitmek için kalktı. Sarâyda [evinde] bir kaz vardı. Çağırdı, [bağırmaya başladı]. Hazreti Alî buyurdu ki:

-Bağırmaları, ağlamalar takip eder!..

Hazreti Hasan dedi:

-Babacığım, bu nasıl sözdür!

-Bu söz odur ki, gönlüm şehit olacağımı haber verir!..

Hazret-i Emîr’in gönlü daralmıştı. Mescide gitti. O sırada Abdürrahmân ibni Mülcem, o kadın ile berâber idi. Müezzinin sesini işittiler. Kadın dedi ki:

-Kalk işini iyi gör. Gönlün şâd olarak geri dön!..

İbni Mülcem kalktı. Kılıncını kuşandı. Camiye gitti… Emîr-ül mü’minîn Alî “radıyallahü teâlâ anh” mihrâba geçti. Bedbaht adam, iki secde arasında, o mubâreğin başına bir kılıç vurdu ve dışarı kaçtı. Cemaat, çok geçmeden o katili yakalayıp, Hazreti Ali’nin huzûruna getirdiler. Oradaki görevlilere buyurdu ki:

-Ben vefât edinceye kadar bunu zindâna atın!..

Hazreti Alî, yaralanmasından iki gün sonra vefat etti. Necef’te defnedildi. Ertesi günü de katili İbni Mülcem idam edildi…

Ahmet Demirbaş’ın önceki yazıları…


Comments are closed.