Mahlûkların sevgisi kalbden çıkarılınca, Allah sevgisi, feyiz, nûr, marifet, kendiliğinden kalbe gelir.
Hâce-i İsfehânî, Silsile-i aliyye büyüklerinden Alâeddîn-i Attâr hazretlerinin talebelerindendir. İran’da İsfehân’da doğdu ve hicrî dokuzuncu asrın ikinci yarısında vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Allahü teâlâya kavuşmak, Allahü teâlâya yaklaşmak, Allahü teâlâyı tanımak, Allahü teâlâyı sevmek, feyiz almak, nûrlanmak, ârif olmak, ilm-i batın sâhibi olmak gibi şeyler, hep kalb ile olur. Bunlara akıl eremez, anlayamaz. Allahü teâlâ, her şeye kavuşmak için bir sebep yaratmıştır. Bir şeye kavuşabilmek için, o şeyin sebebine yapışmak lâzımdır. Bildirdiğimiz şeylere kavuşmanın sebebi, kalbi mâsivâdan yanî Allahü teâlâdan ve O’nun râzı olduklarından başka olan her şeyin sevgisinden temizlemektir. Mahlûkların varlığını, sevgisini kalbden çıkarmaktır. Buna; “Fenâ-i kalbi” denir.
Kalb, Allahtan başka her şeyi tam unutursa, yukarıda bildirdiğimiz şeyler, kendiliğinden kalbe dolar. Kalb, görülmeyen, tutulmayan bir şeydir. Yani madde değildir. Yer kaplamaz. Yürek dediğimiz et parçası ile ilgisi vardır. Aklın, beyin ile olan ilgisi gibidir. Bir şişeye hava sokmak için uğraşmak lâzım değildir. Sıvıyı boşaltmak lâzımdır. Şişedeki sıvı boşaltılınca, hava kendiliğinden girer. Kalb de böyledir. Mahlûkların sevgisi, hattâ düşünceleri kalbden çıkarılınca, Allah sevgisi, feyiz, nûr, marifet, kendiliğinden kalbe gelir. Kalbi mahlûklardan temizlemeye sebep de, Ehl-i sünnet itikâdı, haramlardan sakınmak, farzları ve nafile ibâdetleri yapmaktır. Nafile ibâdetlerden, tesiri en çok ve süratli olanı, zikir yapmak ve Allahü teâlânın velîlerinden biri ile beraber bulunmaktır.”
“Kendi kusurlarını araştırıp düzeltmeye çalışan kimse, başkalarının ayıplarını görmeye vakit bulamaz. Hep, kendinden daha iyi olan Müslümanları görür. Yani her gördüğü Müslümanı kendinden daha iyi bulur. Velî olduğunu söyleyen kimsenin doğru söylediğine inanır. Başkalarının kötülüklerini araştıran, kendi kusurlarını görmeyen ise, velîye inanmaz.”
“Sâlihleri sevmek, sohbetlerinde bulunmak, ziyâretlerine gitmek, onlarla bereketlenmek lâzımdır. Evliyâ bunlardır.”
Şah Şüca Kirmanî buyuruyor ki: “Evliyâyı sevmekten daha kıymetli ibâdet olmaz. Evliyâyı sevmek, Allahü teâlâyı sevmeye yol açar. Allahü teâlâyı seveni, Allahü teâlâ da sever.”