“Vallâhî dünyâ için Allah demem!..”

“Oğlum haydi git! Sen bulacağını buldun. Teslim edeceğim emânet de zâten bu idi…”

Erzincânlı Abdullah Efendi Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerindendir. Zamânının usûlüne göre çeşitli ilimleri tahsîl etti. İlimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdâd’da bulunduğu sırada Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerini tanıdı, sohbetleriyle şereflendi. Mevlânâ Hâlid hazretlerinin sohbet ve hizmetlerinde bulunarak kemâle, olgunluğa ulaştı. Hocası ona hilâfet-i mutlaka verdi. Erzincan’a gönderdi…

Erzincan’ı şereflendirince insanlar akın akın ziyâretine geldiler. Gelenler arasında, “Terzi Baba” diye bilinen Muhammed Vehbî de vardı. Erzincânlı Abdullah Efendi, Muhammed Vehbî içeri girince ayağa kalktı. Onu dâvet edip yanına oturttu. Muhammed Vehbî’ye karşı hiç kimseye göstermediği iltifâtlarda bulundu. Sonra Muhammed Vehbî’nin durumunu öğrenmek için yanındakilere; “Bu zâtın serveti var mıdır?” diye sordu. Oradakiler; “Hayır. Yalnız köyde, Sarıgöl’de bir bağı ile, şehirde bir evi, birkaç parça tarlası ve terzilik yaptığı bir dükkânı vardır” dediler. Bunun üzerine Muhammed Vehbî’yi yanına çağıran Erzincânlı Abdullah Efendi hazretleri; “Oğlum! Pîr-i âzâm Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî bizi buralara gönderdi. Bize ehline verebileceğimiz bir emâneti verdi. O emânete seni lâyık gördüm. Kabûl edersen onu sana teslim edeyim” diye teklifte bulundu.

Muhammed Vehbî, Erzincânlı Abdullah Efendiye gönül huzûru ve teslimiyet ifâde eden bir tavırla; “Siz bilirsiniz” cevâbını verdi. Abdullah-ı Mekkî; “Vereceğim emânet, sana çok faydalar sağlayacak” buyurunca, Muhammed Vehbî; “Şeyh efendi! Vallâhî dünyâ için Allah demem” cevâbını verdi. Bunun üzerine Erzincânlı Abdullah Efendi; “Oğlum haydi git! Sen bulacağını buldun. Teslim edeceğim emânet de zâten bu idi” buyurarak onun yüksek derecesini işâret etti. Terzi Baba’ya himmetle nazar ederek emâneti tevdî etti.

Terzi Baba da tasavvuf yolunda ilerleyip evliyâlık derecesine kavuştu. Erzincânlı Abdullah Efendi, ona hilâfet verdi. Yerine Terzi Baba’yı bıraktıktan sonra Mekke-i mükerremeye gitti. Uzun seneler Mekke-i mükerremede kalıp insanların dünyâ ve âhiret seâdetine kavuşması için çırpınan Erzincânlı Abdullah Efendi, yerine talebesi Şeyh Süleymân bin Hasan Kırîmî’yi bıraktıktan sonra Mekke-i mükerremede vefât etti.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…


Comments are closed.